menu
MemurOl
Tarih Testleri

TARIH - osmanli kurulus yukselme (Bölüm 6)

TARIH - osmanli kurulus yukselme (Bölüm 6)

Soru 1 / 25

Osmanlı Devleti'nde ilk divan teşkilatını kuran ve vezir-i azamlık makamını oluşturan padişah kimdir?

Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
  1. 1. Osmanlı Devleti'nde ilk divan teşkilatını kuran ve vezir-i azamlık makamını oluşturan padişah kimdir?

    • A) Yıldırım Bayezid
    • B) Orhan Bey
    • C) Osman Bey
    • D) Fatih Sultan Mehmed
    • E) I. Murat

    Orhan Bey döneminde Osmanlı Devleti'nde ilk divan teşkilatı oluşturulmuş ve ilk vezir atanmıştır. Bu gelişme, Osmanlı merkez yönetiminin kurumsallaşmasında önemli bir adım sayılmaktadır.

  2. 2. Osmanlı Devleti'nin kuruluş sürecinde Anadolu Selçuklu Devleti'nin zayıflamasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Bizans İmparatorluğu'nun sürekli saldırıları
    • B) 1243 Kösedağ Savaşı'nda Moğollara yenilmesi
    • C) İç isyanların devlet otoritesini çöküşe sürüklemesi
    • D) Haçlı Seferlerinin Anadolu'yu tahrip etmesi
    • E) Memlük Devleti'nin kuzey saldırıları

    1243 Kösedağ Savaşı'nda Anadolu Selçuklu Devleti'nin İlhanlı Moğollarına yenilmesi, devletin siyasi ve askeri gücünü kırarak otorite boşluğu yaratmış; bu durum Türkmen beyliklerinin ve Osmanlı Beyliği'nin bağımsızlaşmasını kolaylaştırmıştır.

  3. 3. Orhan Bey döneminde gerçekleştirilen 'yaya ve müsellem' teşkilatının kurulmasının temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Düzensiz aşiret kuvvetlerine alternatif olarak sürekli ve maaşlı piyade birlikleri kurmak
    • B) Tımar sistemini Anadolu geneline yaymak için taşra kuvvetleri oluşturmak
    • C) Moğol baskısına karşı savunma hattı oluşturmak
    • D) Devşirme sistemi ile Hristiyan çocukları askere almak
    • E) Ücretli Bizanslı paralı askerlerden oluşan düzenli bir kuvvet oluşturmak

    Orhan Bey döneminde kurulan yaya ve müsellem birlikleri, maaş karşılığı hizmet eden ilk düzenli piyade kuvvetlerini oluşturur. Bu teşkilat, önceki dönemlerin düzensiz savaşçı topluluklarının yetersizliğine karşı devlet otoritesini güçlendirmeye yönelik atılan önemli bir adımdır.

  4. 4. Osmanlı Devleti'nde 'istimalet politikası'nın uygulanmasının fetih süreçlerine temel katkısı nedir?

    • A) Fethedilen bölgelerdeki halkın zorla İslamlaştırılmasını sağlamak
    • B) Yerel yöneticileri devşirme yoluyla merkezi yönetime entegre etmek
    • C) Balkanlardaki feodal beyleri Osmanlı ordusuna paralı asker olarak bağlamak
    • D) Fethedilen bölge halkını hoşgörü ile kazanarak direnci azaltmak ve kalıcı egemenlik kurmak
    • E) Kilise ve manastır gelirlerine el koyarak hazineyi güçlendirmek

    İstimalet politikası; fethedilen bölgelerde halka din, dil ve yaşam biçimi konusunda hoşgörü gösterilmesi anlamına gelir. Bu politika sayesinde yerel halk Osmanlı egemenliğine karşı direnç göstermemiş, hatta kimi zaman Osmanlı idaresini tercih etmiştir. Böylece fetihler hem hızlanmış hem de kalıcı hale gelmiştir.

  5. 5. I. Murad döneminde Rumeli'de uygulanan 'sürgün politikası'nın temel işlevi aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Yeniçeri devşirmelerini bölgede kalıcı yerleşimci olarak konuşlandırmak
    • B) Balkanlardaki Hristiyan nüfusu Anadolu'ya göç ettirerek bölgeyi boşaltmak
    • C) İsyan eden Anadolu beylerini sınır boylarına sürerek devlet merkezini güvenli kılmak
    • D) Anadolu Türkmenlerini fethedilen Balkan bölgelerine iskân ederek Türk-Müslüman nüfusun ağırlığını artırmak
    • E) Balkanlardaki Sırp ve Bulgar nüfusu Macaristan sınırlarına kaydırmak

    Sürgün politikası, Osmanlının Balkan fetihlerini demografik açıdan kalıcı kılma stratejisinin bir parçasıdır. Anadolu'dan getirilen Türkmen nüfus, fethedilen bölgelere yerleştirilerek hem iskân sorunu çözülmüş hem de bu topraklarda Türk-İslam kültürünün köklenmesi sağlanmıştır.

  6. 6. Fatih Sultan Mehmed'in İstanbul'u fethinin ardından 'Rum Patrikhanesi'ni kaldırmak yerine varlığını sürdürmesine izin vermesinin temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Millet sistemi çerçevesinde gayrimüslim toplulukları kendi dinî otoriteleri aracılığıyla yönetmek
    • B) Venedik ve Ceneviz tüccarlarıyla ilişkileri sürdürmek
    • C) Bizans aristokrasisini devlet kademelerinde kullanmaya devam etmek
    • D) Papalık ile olası bir ittifakı engellemek amacıyla Ortodoks Kilisesi'ni himaye etmek
    • E) Patrikhanenin ekonomik kaynaklarından hazineye gelir aktarmak

    Fatih, fethin ardından Ortodoks Patrikhanesini millet sistemi anlayışı içinde işlevsel kılmıştır. Bu sistemde her gayrimüslim topluluk, kendi dinî liderinin başkanlığında özerk bir statüde yönetilmiş; böylece hem toplumsal huzur sağlanmış hem de merkezi denetim korunmuştur.

  7. 7. Yıldırım Bayezid'in 1402 Ankara Savaşı'nda Timur'a yenilmesiyle başlayan Fetret Devri'nin (1402-1413) Osmanlı tarihi açısından önemi aşağıdakilerden hangisiyle en doğru biçimde açıklanır?

    • A) Timur'un Anadolu üzerindeki egemenliğini pekiştirdiği ve Osmanlı topraklarını İlhanlı modeline göre yeniden düzenlediği dönemdir.
    • B) Merkezi otoritenin geçici olarak çöküşüne karşın devletin kurumsal yapısının bu krizi atlatabildığını kanıtlayan bir sınav dönemidir.
    • C) Şehzade Musa'nın Balkanlarda bağımsız bir devlet kurarak kalıcı egemenlik tesis ettiği dönemdir.
    • D) Osmanlı Devleti'nin sona erdiği ve yeniden Türkmen beyliklerinin egemenliğinin başladığı dönemdir.
    • E) Yeniçeri ocağının lağvedildiği ve tımar sisteminin çöküşe geçtiği dönemdir.

    Fetret Devri, şehzadeler arasındaki taht mücadelesi nedeniyle merkezi otoritenin işlevsiz kaldığı yaklaşık on bir yıllık süreçtir. Ancak Osmanlı'nın bu krizi aşarak Çelebi Mehmed önderliğinde yeniden toparlanması, devletin sahip olduğu kurumsal sağlamlığı ve köklü yönetim geleneğini gözler önüne sermiştir.

  8. 8. Osmanlı Devleti'nde 'tımar sistemi'nin hem askeri hem de mali açıdan devlete sağladığı temel işlev aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Merkezi hazineyi güçlendirerek saray masraflarını karşılamak
    • B) Yeniçerilerin maaşlarını bölgeden sağlanan vergi gelirleriyle ödemek
    • C) Taşradan vergi toplarken aynı zamanda bu gelirle sipahilerin askeri hizmetini karşılamak, böylece merkezi hazineye yük olmadan atlı kuvvet beslemek
    • D) Büyük toprak sahiplerine geniş toprak mülkiyeti tanıyarak sadakatlerini güvence altına almak
    • E) Dini vakıfların mali denetimini sağlayarak merkezi otorite altında toplamak

    Tımar sistemi, belirli bir bölgenin vergi gelirinin merkeze gönderilmek yerine doğrudan o bölgede görev yapan sipahiye tahsis edilmesine dayanır. Bu sayede devlet, büyük bir süvari ordusu beslerken merkezi hazineyi neredeyse hiç kullanmaz; aynı zamanda taşradaki düzen ve üretim de denetim altında tutulur.

  9. 9. Kanuni Sultan Süleyman döneminde 'Kapitülasyonlar'ın Fransa'ya verilmesinin Osmanlı'nın dönemi açısından asıl amacı aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Avrupa'da Habsburglara karşı Fransa ile stratejik bir ittifak kurarak çift cepheli baskı oluşturmak
    • B) Akdeniz ticaretinde Venedik'in tekelini kırmak ve yeni bir ticaret ortağı bulmak
    • C) Fransız tüccarlar aracılığıyla Avrupa'daki Osmanlı ajanlarını finanse etmek
    • D) Reform hareketleriyle zayıflayan Papalık otoritesini Fransa üzerinden daha da sarsmak
    • E) Fransa'yı Osmanlı'ya ekonomik bağımlı kılarak ticaret gelirlerini artırmak

    Kanuni, Avrupa'nın giderek güçlenen Habsburg (özellikle Kutsal Roma-İspanya) baskısına karşı Fransa ile yakınlaşmayı stratejik bir denge politikası olarak benimsemiştir. Fransa'ya verilen ticari ayrıcalıklar, bu diplomatik ittifakın somut bir göstergesidir ve Osmanlı'yı Batı'dan yalnızlaştırma girişimlerine karşı bir panzehir işlevi görmüştür.

  10. 10. Osmanlı hanedanında 'ekber ve erşed' (en büyük ve en olgun) ilkesinin 'kafes usulü' ile birlikte uygulanmaya başlanması hangi temel sonucu doğurmuştur?

    • A) Hanedanın birden fazla kolunun eş zamanlı olarak yönetimde söz sahibi olmasının önüne geçmiştir.
    • B) Tahta geçen padişahların daha deneyimli ve siyasi olgunlukla donanmış olmasını sağlamıştır.
    • C) Valide sultanların yönetime müdahalesini anayasal bir çerçeveye oturtmuştur.
    • D) Sancağa çıkma geleneğinin sona ermesiyle şehzadelerin fiili yönetim deneyiminden yoksun kalmasına yol açmıştır.
    • E) Veraset savaşlarını tamamen ortadan kaldırarak siyasi istikrarı kalıcı kılmıştır.

    Sancağa çıkma geleneği; şehzadelerin küçük yaştan itibaren sancak (taşra) yönetiminde görev yaparak devlet tecrübesi edinmesini sağlıyordu. 'Kafes usulü' ile şehzadeler sarayda kapalı tutulmaya başlandığında bu eğitim kanalı kapandı. Sonuç olarak tahta çıkan padişahlar, pratik yönetim deneyiminden yoksun kaldı ve bu durum Osmanlı'nın 17. yüzyıldan itibaren yaşadığı yönetim krizlerini derinleştirdi.

  11. 11. Osmanlı Devleti'nin kuruluş döneminde 'uç beyliği' konumunun devletin hızla büyümesine katkısı aşağıdakilerden hangisiyle açıklanır?

    • A) Uç konumu, diğer Türkmen beyliklerinden gelen vergi gelirlerini Osmanlı'ya yönlendirmiştir.
    • B) Moğol akınlarından kaçan nüfusun doğrudan Osmanlı topraklarına yerleşmesi coğrafi açıdan imkânsız kılınmıştır.
    • C) Bizans'a sınır olması nedeniyle Selçuklu merkezi hazinesinden sürekli destek alınmıştır.
    • D) Osmanlı Beyliği'nin İlhanlıların doğrudan denetiminden uzakta olması, bağımsız hareket ve fetih imkânı tanımıştır.
    • E) Haçlı Seferleri güzergâhı üzerinde yer aldığından Avrupa devletleriyle ticaret antlaşmaları yapılabilmiştir.

    Osmanlı Beyliği, Anadolu Selçuklu'nun batı ucunda, Bizans sınırında konumlanmaktaydı. Bu konum sayesinde beylik, İlhanlı denetiminin dışında kalarak bağımsız siyasi ve askeri kararlar alabiliyor; Bizans'ın zayıf sınır bölgelerine doğru serbestçe genişleyebiliyordu. Ayrıca gazâ ideolojisi çerçevesinde bölgeye çekilen savaşçı nüfus da bu büyümeyi besleyen önemli bir etkendir.

  12. 12. Osmanlı Devleti'nin kuruluş döneminde Anadolu Selçuklu Devleti'nin çöküş sürecinde ortaya çıkan uç beyliklerinden biri olan Osmanlı Beyliği'nin diğer Anadolu beylikleri karşısında kalıcı bir devlete dönüşmesini sağlayan temel etken aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) İlhanlı Devleti'nin desteğiyle diğer beylikleri siyasi açıdan denetim altına alması
    • B) Haçlı seferlerinin yarattığı otorite boşluğundan yararlanarak Bizans'ı doğrudan ele geçirmesi
    • C) Anadolu Selçuklu sultanlarından aldığı fermanla bölgede meşru hâkimiyet kurması
    • D) Ticaret yollarını kontrol altına alarak ekonomik üstünlük elde etmesi ve bunu askerî güce dönüştürmesi
    • E) Moğol istilasından uzakta, Bizans sınırında kurulmuş olması ve gazâ ideolojisini devlet politikası hâline getirmesi

    Osmanlı Beyliği'nin kalıcı bir devlete dönüşmesinde iki temel faktörün birlikte işlemesi belirleyici olmuştur: Birincisi coğrafi konumdur; beylik, Moğol baskısından görece uzak, Bizans sınırındaki 'uç' bölgede kurulmuştu. Bu durum sürekli bir savaş ortamı ve ganimet ekonomisi imkânı sunuyordu. İkincisi ve daha belirleyici olanı ise gazâ ideolojisinin kurumsal bir devlet politikasına dönüştürülmesidir. Diğer beylikler de coğrafi avantajlara sahip olmakla birlikte, Osmanlı bu ideoloji sayesinde Anadolu ve Balkanlar'dan sürekli savaşçı ve nüfus çekmeyi başardı. Seçenek B yanlıştır; Selçuklu Devleti çöküş sürecindeydi ve bu tür bir meşruiyet belirleyici değildi. C yanlıştır; Bizans İstanbul'u çok sonra kaybetti. D yanlıştır; İlhanlılar Osmanlı'nın rakibiydi, destekçisi değil. E kısmen doğru olmakla birlikte, ticaret yolları kontrolü Osmanlı'nın kuruluş döneminin temel dinamiği değildir.

  13. 13. I. Murad döneminde uygulanan devşirme sisteminin, dönemin Türk-İslam geleneğiyle karşılaştırıldığında taşıdığı özgün yanı ve bu sistemin merkezi otorite açısından işlevi düşünüldüğünde, aşağıdaki yargılardan hangisi en kapsamlı ve doğru değerlendirmeyi içermektedir?

    • A) Sistem, Türk-Müslüman aristokrasisinin gücünü kırmak ve sultana doğrudan bağlı, köken itibarıyla bağımsız bir askerî-bürokratik sınıf oluşturmak amacıyla uygulamaya konulmuştur
    • B) Devşirme sistemi, Osmanlı'nın Hristiyan nüfusa uyguladığı bir vergi biçimi olarak ortaya çıkmış, zamanla askerî bir kuruma dönüşmüştür
    • C) Devşirme kökenli yöneticilerin ilerleyen dönemlerde dini bağlılıklarını yitirmeleri sistemin başarısız olduğunu kanıtlamaktadır
    • D) Devşirme sistemi, tamamen Bizans'tan alınmış bir uygulama olup Osmanlı'ya özgü hiçbir boyutu yoktur
    • E) Sistem, yalnızca askerî ihtiyaçları karşılamak amacıyla düzenlenmiş olup idari boyutu sonradan gelişmiştir

    Devşirme sistemi, köken itibarıyla İslam dünyasındaki gulam/kölemen uygulamalarıyla belirli benzerlikler taşısa da Osmanlı'ya özgü kurumsal boyutlar kazanmıştır. Sistemin en kritik işlevi, özellikle I. Murad ve sonrasında Türkmen beylerinin ve Anadolu aristokrasisinin nüfuzunu dengelemekti. Sultana kişisel sadakat borcunda olan, mülk edinemeyen, soydan statü aktaramayan devşirmeler, merkezi otoritenin en güvenilir dayanağı hâline geldi. A seçeneği yanlıştır; Bizans'ın doğrudan etkisi sınırlıdır. C yanlıştır; devşirmelerin İslam'ı benimsemesi ve sultanla kurdukları bağ sistemin başarısını gösterir. D kısmen doğrudur ancak eksiktir; sistem başından itibaren idari bir boyut taşımıştır. E yanlıştır; devşirme bir vergi biçimi değil, doğrudan insan devşirme uygulamasıdır ve 'pencik' ile karıştırılmamalıdır.

  14. 14. Fatih Sultan Mehmed'in İstanbul'u fethinin ardından uygulamaya koyduğu politikalar bütünsel olarak değerlendirildiğinde, bu politikaların ortak amacını en doğru şekilde açıklayan ifade aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) İstanbul'u yalnızca askerî bir üs olarak kullanmak ve Edirne'yi başkent olmaya devam ettirmek
    • B) Hristiyan ve Yahudi nüfusu zorla İslam'a geçirerek homojen bir toplum yapısı oluşturmak
    • C) İtalyan şehir devletleriyle ticari rekabeti önlemek amacıyla İstanbul'u ticaret tekeline almak
    • D) İstanbul'u kozmopolit bir imparatorluk merkezi hâline getirerek hem İslam dünyasında hem Doğu Roma geleneğinde meşruiyet zemini kurmak
    • E) Patrikhanenin işlevine son vererek Hristiyan nüfusun Anadolu'ya göçünü sağlamak

    Fatih'in İstanbul politikası son derece çok katmanlıdır. Fethin hemen ardından Rum Ortodoks Patrikhanesi'ni yeniden örgütlemesi ve Gennadios Scholarios'u patrik ataması, Hristiyan nüfusu sürgün etmek yerine kente iskân etmesi, aynı zamanda İslam alimlerini ve sufi çevrelerini de bünyesinde tutması, hem Doğu Roma imparatorluk geleneğini hem İslam hilafet geleneğini tek bir çatıda birleştirme stratejisinin göstergesidir. Fatih, 'Kayser-i Rum' unvanını kullanması da dahil olmak üzere iki meşruiyet düzleminde aynı anda hareket etmiştir. A yanlıştır; zorla din değiştirme politikası uygulanmamıştır. B yanlıştır; İstanbul hemen başkent yapılmıştır. D yanlıştır; Patrikane Fatih tarafından yeniden kurulmuştur. E kısmen gerçek olmakla birlikte, bu dar ticari hedef, politikaların bütününü açıklamaz.

  15. 15. Osmanlı'nın Yükselme Dönemi'nde Yavuz Sultan Selim'in Mısır Seferi (1517) sonrasında halifenin unvanını fiilen üstlenmesi ve kutsal emanetlerin İstanbul'a taşınmasının, Osmanlı devlet yapısı ve meşruiyet zemini açısından doğurduğu en önemli sonuç aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Halifeliğin Osmanlılara geçmesi Sünni İslam dünyasında kesin ve tartışmasız biçimde kabul görmüş, tüm Müslüman devletlerin itaatini sağlamıştır
    • B) Mısır'ın alınmasıyla Osmanlı, Hint Okyanusu ticaretini tamamen denetim altına almış ve Portekiz'i bölgeden çıkarmıştır
    • C) Halifelik unvanının alınması, Osmanlı'nın yönetim anlayışını köklü biçimde değiştirerek şeriatı tek hukuk kaynağı hâline getirmiştir
    • D) Osmanlı hanedanının İslam dünyasındaki sembolik ve siyasi liderliği pekişmiş, ancak bu durum Safevi tehdidinedoğrudan çözüm üretmemiştir
    • E) Osmanlı sultanlarının artık doğrudan dini otorite kullanabilmesi, ulema sınıfını tamamen devre dışı bırakmalarını sağlamıştır

    Yavuz'un halifeliği üstlenmesi meselesinde tarihsel tartışmalar devam etmektedir. Kesin olan şudur: Bu süreç, Osmanlı'nın İslam dünyasındaki sembolik liderliğini önemli ölçüde pekiştirmiştir ve Mekke-Medine'nin hizmetini üstlenmek (Hadimü'l-Haremeyn unvanı) bu meşruiyetin somut göstergesidir. Ancak B seçeneğinin ikinci kısmı da kritiktir: Safevi tehdidi Çaldıran'da askerî olarak durdurulmuştu, ama halifeliğin alınması Şii-Sünni rekabetini ideolojik zeminde kalıcı çözmemiştir; bu çatışma sonraki yüzyıllarda sürmüştür. A yanlıştır; ulema, Osmanlı'da hem öncesinde hem sonrasında belirleyici rolünü korumuştur. C yanlıştır; halifeliğin meşruiyeti Safeviler ve bazı İslam âlimleri tarafından sorgulanmıştır. D yanlıştır; Hint Okyanusu'nda Portekiz varlığı kırılamamıştır. E yanlıştır; Osmanlı örf hukuku (kanunnameler) şeriatla birlikte uygulanmaya devam etmiştir.

  16. 16. Osmanlı Devleti'nin Kuruluş ve Yükselme dönemlerinde uygulanan tımar sisteminin, devletin askerî ve mali yapısıyla ilişkisi göz önüne alındığında, sistemin işleyişine dair aşağıdaki yargılardan hangisi en doğru çözümlemeyi sunmaktadır?

    • A) Tımar sistemi, Avrupa'daki feodal sistemin birebir aynısıdır; aralarında yapısal hiçbir fark yoktur
    • B) Sistem, esas olarak Anadolu'da değil Balkanlar'da uygulanmış; Anadolu'da farklı bir vergi ve toprak düzeni hâkim olmuştur
    • C) Tımar sistemi, toprağın mülkiyetini değil gelirini sipahiye tahsis etmiş; böylece merkezi devlet, arazi üzerindeki hukuken nihai denetimini korumuştur
    • D) Tımar sistemi, devletin merkezi hazinesine olan yükü azaltırken sipahileri kalabalık bir profesyonel orduya dönüştürerek seferlerin lojistiğini çözmüştür
    • E) Tımar sistemi uygulamasıyla birlikte kapıkulu ocakları gereksiz kalmış, Yeniçeri sayısı azaltılmıştır

    Tımar sistemini Avrupa feodalizminden ayıran en temel nokta mülkiyet meselesidir. Avrupa'da lord, toprağın mülkiyetini elinde bulundururdu; bu mülkiyet kalıtsaldı ve merkezi otorite üzerinde özerk bir güç tabanı oluşturuyordu. Osmanlı tımar sisteminde ise sipahi, toprağın belirlenmiş gelirini (hasılatını) tahsil etme hakkına sahipti; toprağın mülkiyeti devlette (Beytülmal) kalıyordu. Sipahi görevini yerine getirmediğinde veya öldüğünde tımar geri alınabilir, yeniden tahsis edilebilirdi; bu da kalıtsal bir aristokrasinin oluşmasını yapısal olarak engelledi. A yanlıştır; aralarındaki bu temel fark belirleyicidir. B kısmen doğrudur ama sipahiler 'profesyonel ordu' değil, belirli koşullarda sefere katılan atlı askerlerdi. D yanlıştır; kapıkulu ve tımar sistemi birbirini tamamlayan iki kol olarak birlikte işledi. E yanlıştır; tımar sistemi Anadolu'da da yaygın biçimde uygulanmıştır.

  17. 17. Osmanlı'nın Balkanlar'daki fetih sürecinde 'istimalet' politikasının uygulanması ve bazı bölgelerde yerel Hristiyan beylerin statülerinin korunması, aşağıdaki yorumlardan hangisiyle en tutarlı biçimde açıklanabilir?

    • A) Osmanlı'nın dini toleransı ideolojik olarak içselleştirmiş ve tüm halkları eşit yurttaş kabul eden bir devlet anlayışına sahip olduğunun kanıtıdır
    • B) İstimalet politikası, Osmanlı'nın fethettikleri topraklarda işlevsel bir yönetim sürekliliği sağlamaya ve yerel direnci asgariye indirmeye yönelik pragmatik bir strateji olduğunu göstermektedir
    • C) Yerel Hristiyan beylerle kurulan ittifaklar, Osmanlı'nın zımnen Hristiyanlığa geçtiği yönünde değerlendirilebilir
    • D) Osmanlı'nın askerî açıdan zayıf olduğu dönemlerde geliştirdiği geçici bir strateji olup güçlendikçe bu politika tamamen terk edilmiştir
    • E) Yerel Hristiyan beylerle kurulan ittifaklar, Osmanlı'nın zımnen Hristiyanlığa yaklaştığı yönünde yorumlanabilir
    • ) Bu politika yalnızca Balkanlar'a özgüdür; Anadolu beyliklerine karşı hiçbir zaman benzer bir yaklaşım benimsenmemiştir

    İstimalet politikası (hoşgörü, gönül alma anlamına gelir), Osmanlı'nın Balkan fetihlerindeki en dikkat çekici boyutlarından biridir. Bu politika kapsamında fethedilen bölgelerin yerel aristokrasisi, kendi statüsünü ve mülklerini koruma karşılığında Osmanlı otoritesini kabul ediyordu. Bazı Hristiyan beyler, Osmanlı hizmetine girmiş, hatta ordu komutanlığı yapmıştır. Bu tutum, ideolojik değil, pragmatiktir: Osmanlı, geniş coğrafyalarda yeni toprakları hızla yönetim altına almak için yerel yapıları işlevsel olarak kullandı. A yanlıştır; bu, modern bir eşit yurttaşlık anlayışı değil, hiyerarşik bir zımmi/tebaa düzenidir. B yanlıştır; istimalet belirli dönemlerle sınırlı değildir, sürekli bir araçtır. D kısmen yanlıştır; Anadolu beyliklerine de benzer pragmatik yaklaşımlar sergilenmiştir. E açıkça yanlış ve saçmadır. Doğru yanıt C'dir çünkü 'pragmatik strateji' nitelendirmesi politikanın özünü doğru yakalar.

  18. 18. Kanuni Sultan Süleyman dönemi, Osmanlı'nın hem askerî hem de hukuki-kurumsal açıdan zirveye ulaştığı dönem olarak değerlendirilmektedir. Bununla birlikte bazı tarihçiler, bu dönemin aynı zamanda yapısal gerilemenin tohumlarını attığını ileri sürmektedir. Bu görüşü destekleyen en güçlü argüman aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Kanuni'nin Avrupa'da hiçbir kalıcı fetih gerçekleştirememesi, Osmanlı yayılmacılığının fiilen durduğunu göstermektedir
    • B) Kanuni döneminde Portekiz'in Hint Okyanusu'nu kontrol altına alması, Osmanlı'nın doğu ticaretinden elde ettiği gelirleri tamamen ortadan kaldırmıştır
    • C) Kanuni'nin şehzadelerini öldürmesi, yetenekli yönetici adaylarını ve potansiyel siyasi rakipleri aynı anda ortadan kaldırmıştır
    • D) Kanuni döneminde devşirme sisteminin terk edilmesi, askerî disiplinin çöküşünü başlatmıştır
    • E) Hürrem Sultan'ın saray siyasetine dahil olması, geleneksel hanedan dengelerini bozarak uzun vadede 'Kafes' sisteminin ve harem siyasetinin güçlenmesine zemin hazırlamıştır

    Kanuni dönemi paradoksu tarihçiler arasında tartışmalı olmaya devam etmektedir. B seçeneği bu tartışmadaki en güçlü argümanı içermektedir: Hürrem Sultan'ın klasik Osmanlı harem düzenini (cariyenin sultana çocuk doğurması ama evlenememesi kuralı) kırarak sultanla evlenmesi, siyasi dengede önemli bir kırılma noktası olmuştur. Bu kırılma, saray kadınlarının devlet işlerine müdahalesinin (ilerleyen dönemde 'Kadınlar Saltanatı' olarak anılan dönem) yapısal zeminini hazırlamış; şehzadelerin serbest dolaşımının azalmasıyla birlikte 'kafes' sisteminin tohumları da bu dönemde atılmıştır. A yanlıştır; Kanuni Macaristan'ı almış, Belgrat ve Rodos'u fethetmiştir. C abartılıdır; Osmanlı doğu ticaretini tamamen kaybetmemiştir. D yanlış nitelendirmedir; öldürülen şehzadelerin 'yetenekli' olup olmadığı kanıtlanamaz. E kesinlikle yanlıştır; devşirme sistemi Kanuni döneminde terk edilmemiştir.

  19. 19. Osmanlı Devleti'nde 'Divan-ı Hümayun'un işlevi ve bileşimi göz önünde bulundurulduğunda, Fatih Sultan Mehmed'in bu kurumun yapısında yaptığı değişikliğin temel sonucu aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Fatih, sultanın Divan toplantılarına katılımını simgesel düzeyde de olsa sürdürmüş, ancak Divan'ın kararları üzerindeki denetimini fiilen kaldırmıştır
    • B) Bu değişiklik, Osmanlı'nın Bizans İmparatorluğu'nun bürokratik geleneğini doğrudan ve bilinçli olarak benimsediğinin kanıtıdır
    • C) Fatih, Divan'ı tamamen lağvederek tüm yönetim yetkisini doğrudan kendi şahsında toplamıştır
    • D) Fatih'in Divan'dan çekilmesi, vezirlerin siyasi gücü tamamen ele geçirmesine ve sultanı devre dışı bırakmasına neden olmuştur
    • E) Fatih'in Divan toplantılarından çekilmesi ve sadrazama yetki devretmesi, bürokrasinin kurumsal özerkliğini pekiştirmiş; sultan ile yönetim arasına bir ara katman yerleşmiştir

    Fatih öncesinde Osmanlı sultanları Divan toplantılarına bizzat katılır, kararlar üzerinde doğrudan ve görünür bir otorite kurardı. Fatih bu geleneği değiştirdi: Sultan artık Divan'a katılmıyor, toplantıları kafes arkasından ya da hiç izlemiyordu; bütün yetkiler sadrazam üzerinden akıyordu. Bu değişikliğin iki önemli sonucu vardır: Birincisi, sadrazam ve vezirler kurumsal olarak daha belirleyici hale geldi (ancak sultana bağlılıkları sürdü, tam özerklik yoktu). İkincisi, sultanın fiziksel yokluğu, bireysel sultanın niteliğine bağımlılığı azaltarak kurumsal sürekliliği güçlendirdi. A yanlıştır; Divan lağvedilmedi, çalışmayı sürdürdü. B yanlıştır; Fatih Divan'a fiilen katılmayı büyük ölçüde bıraktı. D abartılıdır; vezirler güçlendi ama sultanı devre dışı bırakamadı. E spekülatiftir ve tek bir kurumsal değişiklikten bu kadar geniş bir sonuç çıkarılamaz.

  20. 20. Osmanlı'nın Kuruluş Döneminde 'Rumeli'ye geçiş' sürecinin (1354 Çimpe Kalesi'nin alınması ve sonrası) değerlendirilmesinde, bu sürecin Osmanlı devlet yapısının dönüşümüne katkısı açısından hangisi en bütüncül yorumu sunar?

    • A) Çimpe'nin alınması, Osmanlı'nın Bizans İmparatoru tarafından Avrupa'ya davet edilmesi üzerine gerçekleşmiş; bu durum Osmanlı'nın meşru bir Avrupa gücü olduğunu baştan tescil etmiştir
    • B) Rumeli'ye geçiş, Osmanlı'yı diğer Anadolu beylikleriyle doğrudan rekabetten kurtarmış; bu sayede beyliklerin birleşerek Osmanlı'ya karşı kurduğu ittifaklar bir daha hiç gerçekleşmemiştir
    • C) Rumeli'ye geçişin asıl önemi, Osmanlı'yı tek taraflı bir Anadolu beyliğinden iki kıtaya yayılmış gerçek bir imparatorluk yapısına dönüştürmesi ve bu coğrafi dönüşümün yeni kurumsal çözümleri zorunlu kılmasıdır
    • D) Rumeli'ye geçiş, yalnızca askerî bir genişleme hamlesi olup devlet yapısı üzerinde önemli bir kurumsal etki yaratmamıştır
    • E) Rumeli'nin fethini kolaylaştıran asıl etken, Balkan devletleri arasındaki din birliği eksikliğinin yarattığı iç savaş ortamıdır; Osmanlı bu iç savaşları kışkırtarak sistematik biçimde ilerlemiştir

    Rumeli'ye geçiş, Osmanlı tarihinin en köklü kırılma noktalarından biridir. Bu geçişin yarattığı dönüşüm yalnızca toprak genişlemesiyle sınırlı değildir: Osmanlı artık Anadolu'daki beylik rekabetini aşarak iki kıtada nüfus, vergi, asker ve coğrafi derinlik açısından kıyaslanamaz kaynaklara ulaştı. Bu durum beraberinde yeni kurumsal ihtiyaçlar doğurdu: Rumeli'nin Anadolu'ya göre farklı nüfus yapısı, tımar sisteminin Balkan koşullarına uyarlanmasını, iskân politikalarını, yürüyüş yolları örgütlenmesini zorunlu kıldı. C kısmen doğrudur (Kantakuzenos çağrısı meselesi tartışmalı olmakla birlikte kaydedilmiştir) ama 'meşru Avrupa gücü olarak tescil' nitelendirmesi abartılıdır. D yanlıştır; Rumeli geçişinden sonra da (örneğin 1402 Ankara Savaşı öncesinde) Anadolu beylikleri defalarca ittifak kurmuştur. E kısmen gerçek bir faktörü içerse de Osmanlı'nın 'sistematik iç savaş kışkırtma' politikası yürüttüğünü doğrudan kanıtlamak mümkün değildir.

  21. 21. Osmanlı tarih yazımında 'Yükselme Dönemi'nin sınırları ve bu dönemin içsel çelişkileri üzerine yapılan akademik tartışmalar dikkate alındığında, aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi tarihsel açıdan en güçlü temele sahiptir?

    • A) Yükselme Dönemi, aslında sonradan yazılmış geleneksel Osmanlı tarih yazımının bir şematizasyonudur; gerçekte bu dönem hem büyük zaferler hem de ciddi kırılganlıklar (1402 Ankara bozgunu, veraset savaşları) barındırmaktadır
    • B) Yükselme Dönemi, Osmanlı'nın Batı kurumlarını benimsediği ve modernleşmeye başladığı dönem olduğu için bu niteliği kazanmıştır
    • C) Yükselme Dönemi, Osmanlı'nın hiçbir yenilgi almadığı ve her seferden zaferle döndüğü bir dönemdir; bu dönemde yapısal sorunlara dair herhangi bir işaret görülmemektedir
    • D) Yükselme Döneminin sonu kesin olarak Kanuni'nin ölümüyle (1566) özdeşleştirilmeli, bu tarihten itibaren Osmanlı'nın hiçbir önemli başarı elde etmediği kabul edilmelidir
    • E) 1402 Ankara Savaşı'ndaki bozgun, Osmanlı'nın artık yükselemeyeceğini açıkça ortaya koymuş; bu tarihin ardından Yükselme Döneminden söz etmek tarihsel açıdan yanlıştır

    Geleneksel Osmanlı tarih yazımında dönemlendirme (Kuruluş, Yükselme, Duraklama, Gerileme, Çöküş) uzun süre tarih öğretiminde standart çerçeve olarak kullanılmıştır. Ancak modern akademik tarihçilik (Halil İnalcık, Cemal Kafadar ve diğerleri) bu şematizasyonu çeşitli açılardan eleştirmiştir. B seçeneği bu eleştirel bakışı yansıtmaktadır: 'Yükselme Dönemi' içinde 1402 Ankara bozgunu ve ardından gelen 1402-1413 Fetret Devri (hanedanın fiilen çöküşün eşiğine geldiği veraset krizi) yaşanmıştır. Bu olaylar, dönemin tek düze bir yükseliş süreci olmadığını gösterir. A yanlıştır; dönem içinde ciddi bozgunlar ve krizler yaşanmıştır. C yanlıştır; Osmanlı 1566 sonrasında da önemli fetihler gerçekleştirmiştir (Kıbrıs 1571). D tamamen yanlıştır; 'Batı kurumlarını benimseme' süreci çok sonraki dönemlere aittir. E yanlıştır; 1402 sonrasında Osmanlı yeniden toparlanmış ve yükselişini sürdürmüştür.

  22. 22. Osmanlı Devleti'nin kurucusu kabul edilen kişi kimdir?

    • A) Alaeddin Keykubat
    • B) Ertuğrul Gazi
    • C) Orhan Bey
    • D) Osman Bey
    • E) Dündar Bey

    Osmanlı Devleti'nin kurucusu Osman Bey'dir. Babası Ertuğrul Gazi, Söğüt ve Domaniç'i yurt edinen Kayı boyunun beyidir; ancak devlet Osman Bey döneminde kurulmuştur.

  23. 23. Osmanlı Devleti'nde ilk divan teşkilatı hangi hükümdar döneminde kurulmuştur?

    • A) Osman Bey
    • B) I. Murat
    • C) II. Murat
    • D) Orhan Bey
    • E) Yıldırım Bayezid

    Divan teşkilatı Orhan Bey döneminde kurulmuştur. Bu gelişme, Osmanlı'nın beylikten devlete geçişinin önemli göstergelerinden biri sayılmaktadır.

  24. 24. Osmanlı Devleti'nin Anadolu'dan Rumeli'ye geçişini sağlayan ve Balkanlardaki ilk toprak kazanımına zemin hazırlayan olay aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Sırpsındığı Savaşı
    • B) Çimpe Kalesi'nin alınması
    • C) Varna Savaşı
    • D) Edirne'nin fethi
    • E) Kosova Savaşı

    Orhan Bey döneminde Bizans'a yardım karşılığında Çimpe Kalesi üs olarak alınmış (1352-1354) ve bu gelişme Osmanlı'nın Rumeli'ye geçişinin başlangıcı olmuştur.

  25. 25. Osmanlı Devleti'nde yaya ve müsellem adıyla kurulan ilk düzenli ordu hangi hükümdar döneminde oluşturulmuştur?

    • A) I. Murat
    • B) II. Murat
    • C) Osman Bey
    • D) Yıldırım Bayezid
    • E) Orhan Bey

    İlk düzenli ordu birliği olan yaya ve müsellemler Orhan Bey döneminde kurulmuştur. Böylece Osmanlı, düzenli ve maaşlı bir askeri yapıya kavuşmaya başlamıştır.