menu
MemurOl
Türkçe Testleri

Genel Tekrar Testi - 133

Soru 1 / 25

"Taşıma su ile değirmen dönmez" atasözü, aşağıdaki durumların hangisinde kullanılması en uygun olur?

Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
  1. 1. "Taşıma su ile değirmen dönmez" atasözü, aşağıdaki durumların hangisinde kullanılması en uygun olur?

    • A) Suyun az olduğu bölgelerde tarımın güçleştiğinin belirtilmesi.
    • B) Yeterli sermayesi olmayan bir girişimcinin borç parayla iş kurmasının eleştirilmesi.
    • C) Bir fabrikada makinelerin sürekli arızalanması sonucu üretimin durmasının anlatılması.
    • D) Dışarıdan getirilen uzman personelle kurulan bir şirketin, yerel çalışan yetiştirmeden uzun süre ayakta kalamayacağının vurgulanması.
    • E) Bir ekipte herkesin farklı görüş savunması yüzünden karar alınamamasının ifade edilmesi.

    "Taşıma‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ su ile değirmen dönmez" atasözü, dışarıdan sağlanan geçici destekle ya da ödünç alınan kaynaklarla bir işin kalıcı biçimde yürütülemeyeceğini anlatır; asıl gücün içeriden gelmesi gerektiğini vurgular. A şıkkında dışarıdan getirilen personelle kurulan yapının sürdürülebilir olmadığının belirtilmesi bu anlama tam uymaktadır. C şıkkı çeldirici olarak tasarlanmış olsa da orada konu dış kaynakla değil, borç parayla iş kurma üzerinedir; bu durum atasözünün özüyle tam örtüşmez.

  2. 2. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili atasözü, cümlenin içinde anlatılmak isteneni tam olarak karşılamamaktadır?

    • A) Küçük tasarruflarını biriktirerek ev sahibi olan Nermin, "<u>Sakla samanı, gelir zamanı</u>" atasözünü her fırsatta dile getirirdi.
    • B) Tecrübesiz elemanı işe almak istemediğini belirten patron, "<u>Acemi nalbant, ata can verir</u>" dedi.
    • C) Tartışmada kimin haklı olduğuna bir türlü karar verilemeyen toplantıda müdür, "<u>İt ürür, kervan yürür</u>" diyerek söz aldı.
    • D) Yıllarca hastalıkla mücadele eden amcam, "<u>Damlaya damlaya göl olur</u>" diyerek her gün biraz daha iyileşeceğine inanıyordu.
    • E) Uzun yıllar birlikte çalıştıktan sonra ortaklığı bozan iki işadamı için çevresindekiler, "<u>Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır</u>" dedi.

    "Tatlı‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ dil yılanı deliğinden çıkarır" atasözü, tatlı ve nazik konuşmanın en inatçı, en çekilmez insanları bile ikna edip harekete geçirebileceğini anlatır. Ancak E şıkkında konu, ortaklığı bozulan iki iş insanıdır; bu durum için yumuşak dil kullanımı temasından değil, örneğin "El eli yıkar, eller yüzü" ya da uzun birlikteliğin bitmesiyle ilgili başka bir atasözünden söz edilmesi daha doğru olur. Atasözü, cümlede anlatılmak istenen durumla örtüşmemektedir.

  3. 3. "Kaz gelen yerden tavuk esirgenmez" atasözünün anlamını en iyi yansıtan durum aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Elde edilen kazancın büyük bölümünü harcayan aile, geriye az para bıraktı.
    • B) Çiftçi, kümesteki kazları ve tavukları aynı titizlikle korudu.
    • C) Küçük bir hediyeyle yetinen Selin, daha fazlasını istemek istemedi.
    • D) Yönetici, büyük bir proje kazanacaklarını bildiği için hazırlık sürecinde gerekli tüm masrafları karşılamaktan çekinmedi.
    • E) İş görüşmesine iyi hazırlanan aday, kendine olan güvenini arttırdı.

    "Kaz‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ gelen yerden tavuk esirgenmez" atasözü, büyük bir kazanç ya da çıkar elde edilen yerden küçük bir şeyi esirgememeyi, büyük gelir beklentisi olan bir durumda küçük harcamalardan kaçınmamayı öğütler. B şıkkında büyük bir proje kazanılacağı bilindiği için hazırlık masraflarından çekinilmemesi bu anlamı tam karşılamaktadır. D şıkkı çeldirici olmakla birlikte orada konu, kazancı harcamak değil; büyük kazanç beklentisiyle küçük fedakârlık yapmaktır.

  4. 4. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde deyim, gerçek anlamında kullanılmıştır?

    • A) Uzun süre susayan bisikletçinin <u>dili damağına yapıştı</u>, hemen bir şişe su içti.
    • B) Kaybolan çocuğunu bulan baba, <u>gözleri doldu</u> ve ağlamaya başladı.
    • C) Toplantıda patronun sert eleştirilerini duyan müdür, yutkunarak <u>taşı gediğine koymak</u> zorunda kaldı.
    • D) Saatler boyunca yüzdükten sonra sahile çıkan sporcu, yorgunluktan <u>dili damağına yapıştı</u>.
    • E) Çok hızlı konuşan konuşmacının sözlerini takip edemeyen dinleyiciler, <u>ağızları açık kaldı</u>.

    "Dili‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ damağına yapışmak" deyimi mecaz anlamda aşırı susama ya da konuşamaz, cevap veremez hale gelme durumunu anlatır. E şıkkında bisikletçinin gerçekten uzun süre su içmemesi sonucu ağzının kuruması, deyimin fiziksel/gerçek anlamda kullanımına en yakın örnektir. B şıkkında ise uzun yüzme sonrası yorgunluk bağlamında kullanılmış olup yine susuzluktan değil yorgunluktan söz edildiği için mecaz anlama daha yakındır. Diğer şıklarda deyimler açıkça mecaz anlamda kullanılmıştır.

  5. 5. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili deyim, yanlış anlamda kullanılmıştır? 'Uzun yıllar boyunca köyde yaşayan Halil Usta, emekliliğinde şehre taşınmış; ancak oradaki gürültüye, kalabalığa hiç alışamayarak sonunda köyüne dönmüştür.'

    • A) Projeyi teslim etmeden tatile giden Selin, dönüşünde patronunun sert tepkisiyle karşılaşınca dili tutuldu.
    • B) Sınavda beklenmedik bir soruyla karşılaşan öğrenci, aklı başından gidercesine sayfaya uzun süre baktı.
    • C) Müdür, toplantıda konuşmak isteyen herkese söz hakkı verdi; kimseyi ağzı açık bırakmadı.
    • D) Yıllarca birlikte çalıştığı arkadaşının ihanetini öğrenen Adam, bir süre aklı bir karış havada dolaştı.
    • E) Mahkemede aleyhine dönen deliller karşısında avukat, müvekkiline bakıp sadece omuz silkti; kelam etmedi.

    'Ağzı‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ açık bırakmak' deyimi, birini hayrete düşürmek, şaşkına çevirmek anlamına gelir. 'Kimseye söz hakkı vermemek' anlamında kullanılamaz. Bu yüzden A seçeneğinde deyim yanlış bağlamda kullanılmıştır. Diğer seçeneklerde deyimler doğru anlamlarıyla kullanılmıştır: 'dili tutulmak' (konuşamamak), 'aklı bir karış havada olmak' (dalgın, şaşkın olmak), 'kelam etmemek' (konuşmamak), 'aklı başından gitmek' (çok şaşırmak).

  6. 6. Aşağıdaki atasözlerinden hangisi anlam bakımından diğerlerinden farklı bir tutumu yansıtmaktadır?

    • A) Hazıra dağlar dayanmaz.
    • B) Evi bark edinmek kolay değildir, azıcık aşım kaygısız başım.
    • C) Sakla samanı, gelir zamanı.
    • D) Bugünün işini yarına bırakma.
    • E) Damlaya damlaya göl olur.

    A,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ C ve D seçeneklerindeki atasözleri tasarruf, biriktirme ve hazırlıklı olmanın önemini vurgular. B seçeneği erken davranmayı öğütler; bu da hazırlıklılık temasıyla örtüşür. Yalnızca E seçeneğindeki 'Azıcık aşım kaygısız başım' atasözü, az şeyle yetinip sorunsuz yaşamanın tercih edilebileceğini, yani kanaat ve gönül rahatlığını ön plana çıkarır. Bu anlam, diğerlerinin öngörülü ve çalışkan olma mesajıyla çeliştiğinden E, anlam bakımından farklıdır.

  7. 7. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir deyimin anlamı, cümlenin geri kalanıyla çelişki oluşturmaktadır?

    • A) Sözlerinin yanlış anlaşıldığını fark eden konuşmacı, lafı dolandırmadan meramını anlatmaya çalıştı.
    • B) Köşe bucak aranan hırsız, bir ihbar üzerine kıskıvrak yakalandı.
    • C) Yıllardır küsmüş olduğu kardeşiyle barışan Timur, artık onunla yeniden ağız dalaşına girebiliyordu.
    • D) İflas eden işletmesini kurtarmak için her kapıyı çalan girişimci, sonunda eli boş dönmekten yoruldu.
    • E) Emeğinin karşılığını bir türlü alamayan sanatçı, bir gün eline geçen fırsatı kaçırmayarak nam saldı.

    'Ağız‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ dalaşına girmek' kavga etmek, tartışmak, çekişmek anlamına gelir. Oysa cümlede yıllarca küs olan kardeşlerden birinin diğeriyle barıştığı anlatılmaktadır. Barışma ve ağız dalaşına girme birbirine zıt kavramlardır; bu durum anlam çelişkisi yaratmaktadır. Diğer seçeneklerde ise deyimler cümle bağlamıyla uyumludur.

  8. 8. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde kullanılan atasözü, verilmek istenen mesajı tam olarak karşılamamaktadır?

    • A) Yıllarca yabancı bir ülkede yaşayan Nermin, anadiline olan özlemini anlatırken 'Her kuş kendi dilinden ötüşür.' dedi.
    • B) Birbirine düşman iki ülkenin çıkarları söz konusu olduğunda iş birliği yaptığını anlatan bir makaleye 'It iti ısırmaz.' başlığı koymak yerinde olmaz.
    • C) Küçük yaştaki hatalarından dolayı büyüyünce pişman olan gence 'Ölmeden önce ölünür mü?' diyemezsin; 'Sonradan pişman olmaktansa önceden düşün.' dersin.
    • D) Arkadaşının verdiği çok cüzi bir yardımı abartarak anlatan kişiye 'Minareyi çalan kılıfını hazırlar.' atasözünü hatırlatmak yanlış olur.
    • E) Uzun emek harcayarak hazırladığı projeyi son anda reddeden müdürüne içerlemiş olan mühendise 'Emek olmadan yemek olmaz.' demek teselli edici değil, tersine acı verici olur.

    'It‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ iti ısırmaz.' atasözü, aynı çıkar grubundaki kişilerin birbirlerine zarar vermeyeceği anlamına gelir. Birbirine düşman olan iki ülkenin ortak çıkar için iş birliği yapması ise tam tersine ortak çıkarın düşmanlığı geçici olarak bastırdığını gösterir; bu durumu daha doğru anlatan atasözü 'Düşmanın düşmanı dostumdur.' ya da 'Çıkar birliği dostluk doğurur.' gibi ifadelerdir. 'It iti ısırmaz.' burada mesajı tam karşılamamaktadır. D seçeneği bu nedenle doğrudur.

  9. 9. Aşağıdaki seçeneklerin hangisinde verilen iki atasözü anlam bakımından birbirini tamamlamakta, aralarında bir çelişki bulunmamaktadır?

    • A) 'Söz gümüşse sükût altındır.' – 'Konuşmak gümüş, susmak altındır.'
    • B) 'Bir elin nesi var, iki elin sesi var.' – 'Az adam çok iş başaramaz.'
    • C) 'Körle yatan şaşı kalkar.' – 'Üzüm üzüme baka baka kararır.'
    • D) 'Acele işe şeytan karışır.' – 'Vakit nakittir.'
    • E) 'Çok bilen çok yanılır.' – 'Bilgi güçtür.'

    A'da‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ acele etme ile vakti iyi kullan mesajları çelişir. B'de iki atasözü birbirini destekler gibi görünse de 'Az adam çok iş başaramaz.' ifadesi özgün bir atasözü değildir ve anlam kayması yaratır. C'deki iki atasözü aslında aynı atasözünün iki farklı dile getirilişidir, bu yüzden 'tamamlama' değil 'tekrar' söz konusudur. D'de bilginin hem yanıltıcı hem güçlendirici olduğu söylenmekte, bu çelişkiyi 'tamamlama' saymak tartışmalıdır. E seçeneğinde ise her iki atasözü de kötü/olumsuz ortamın ya da çevrenin kişiyi olumsuz etkileyeceği ortak temasını farklı imgelerle ifade eder; anlam bakımından birbirini tamamlarlar.

  10. 10. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili iki deyim arasında anlam ilişkisi kurulamamaktadır?

    • A) Patron, toplantıda çalışanlara önce göz dağı verdi; ardından hepsinin gönlünü almaya çalıştı.
    • B) Siyasetçi, seçim öncesi halka köprüler vaat etti; seçimden sonra ise bu sözleri söylemiş olmaktan bile tüy dikti.
    • C) Tartışmada geri adım atmayan avukat önce dişini sıktı, ardından altından kalkamayacağı bir duruma gelince pes etti.
    • D) Uzun süre kuyruğa giren müşteri, sırası gelince dili dolaştı; sonra lafı döndürüp dolaştırarak istediğini söyledi.
    • E) Eleştirilen romancı, önce kulağına küpe etmesi gereken önerileri hiçe saydı; sonunda pişman olarak dört elle sarıldı bu önerilere.

    'Köprüler‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ vaat etmek' gerçekleştirilemeyecek büyük sözler vermek anlamına gelir. 'Tüy dikmek' ise bir şeyi yapmaktan ya da söylemiş olmaktan utanmak, mahcup olmak anlamındadır. Bu iki deyim arasında neden-sonuç ya da karşıtlık ilişkisi kurulabilir gibi görünse de 'vaat etmek' eylemi sonrasında utanma beklenirken 'tüy dikmek' söylemiş olmaktan utanmayı ifade eder; bu çelişkili kullanım cümle içinde anlam bütünlüğünü bozmaktadır. Diğer seçeneklerde deyimler arasında mantıklı bir ardışıklık ya da nedensellik ilişkisi kurulabilmektedir.

  11. 11. Aşağıdaki parçada boş bırakılan yere, anlam bütünlüğünü en iyi sağlayan atasözü hangisidir? 'Deneyimli mimar, genç meslektaşına projenin teknik detaylarını anlatırken şöyle dedi: "Bütçe hesabını yaparken her kalemi tek tek incele. Küçük gider kalemlerini görmezden gelme; bunlar zamanla birikerek dev bir rakam oluşturur. ______"'

    • A) Ağaç yaşken eğilir.
    • B) Hesapsız iş başa bela açar.
    • C) Az tamah çok ziyan getirir.
    • D) Damlaya damlaya göl olur.
    • E) Küçük balık büyük balığı yutar.

    'Damlaya‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ damlaya göl olur.' atasözü, küçük şeylerin birikerek büyük bir sonuç doğurduğunu ifade eder. Parçada küçük gider kalemlerinin zamanla büyük bir rakam oluşturduğu vurgulanmaktadır; bu anlam doğrudan bu atasözüyle örtüşür. A seçeneği esneklik ve öğrenmeyle ilgilidir. C seçeneği hesapsız davranmayı eleştirir ama birikimsel etkiyi anlatmaz. D seçeneği açgözlülükle ilgilidir. E seçeneği ise güçlü olanın zayıfı ezmesiyle ilgilidir.

  12. 12. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde deyim, mecaz anlamından sıyrılarak gerçek (temel) anlamında kullanılmıştır?

    • A) Yıllardır biriktirdiği parayı kaybeden yaşlı kadın, acısını içine gömdü.
    • B) Patron, eleştirilerini iletmek için asistanını çağırdı; asistan da bunları sindiremeyerek odadan çıktı.
    • C) Tartışma sırasında sözleri üst üste gelen iki arkadaş, birbirinin ağzından laf aldı.
    • D) Mahkeme salonunda sanığa gözlerini dikerek bakan hâkim, uzun süre hiç konuşmadı.
    • E) Komşularla olan anlaşmazlıkta taraf olmak istemeyen Adam, iki tarafın arasına girdi.

    C‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde 'iki tarafın arasına girmek' ifadesi gerçek anlamda kullanılmıştır: kişi fiziksel olarak iki tarafın arasındaki konuma girmiştir. Oysa 'arasına girmek' deyimsel kullanımda iki kişi ya da grubu birbirine düşürmek ya da aralarını açmak anlamı taşır. Burada bağlamdan fiziksel anlamın kastedildiği açıkça anlaşılmaktadır. Diğer seçeneklerde ise deyimler mecaz anlamlarıyla kullanılmıştır: 'sindiremedi' (kabullenemedi), 'acısını içine gömdü' (bastırdı), 'ağzından laf aldı' (konuşturmak).

  13. 13. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde, atasözünün verildiği bağlamla anlam uyuşmazlığı yoktur?

    • A) Yıllarca çalışıp ev alan kişi için 'Ter dökmeden para kazanılmaz.' atasözü kullanıldı.
    • B) Bir konuda çok aceleci davrandığı için başarısız olan kişiye 'Sabırla koruk helva olur.' yerine 'Acele giden ecele gider.' atasözü söylendi.
    • C) Uzun süre birlikte çalıştıkları için birbirini çok iyi tanıyan iki meslektaş için 'Ciğeri beş para etmez.' atasözü kullanıldı.
    • D) Sürekli işyeri değiştirip hep yeni başlangıçlar yapan biri için 'Armut piş ağzıma düş.' atasözü söylendi.
    • E) İş hayatında yıllarca çok zahmet çekmiş olan biri için 'Emek olmadan yemek olmaz.' atasözü kullanıldı.

    D‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde 'Emek olmadan yemek olmaz.' atasözü, emek harcamadan kazanç elde edilemeyeceğini anlatır ve yıllarca çok zahmet çekmiş biri için kullanıldığında anlam uyuşmazlığı yoktur; aksine tam olarak yerine oturur. A seçeneğinde atasözü doğrudur ama 'Ter dökmeden para kazanılmaz.' özgün bir atasözü değildir. B seçeneğinde 'Armut piş ağzıma düş.' tembelliği yererken bağlam çalışkan birini anlatır, uyuşmazlık vardır. C seçeneğinde 'Ciğeri beş para etmez.' değersizliği anlatır, iş arkadaşlığı bağlamıyla örtüşmez. E seçeneğindeki kullanım doğru görünse de 'Sabırla koruk helva olur.' ile karşılaştırma yapılması analizi karmaşıklaştırır.

  14. 14. Aşağıdaki parçada anlam akışına göre numaralanmış boşluklara sırasıyla hangi deyim ve atasözü getirilmelidir? 'Ahmet Bey, yıllarca emek verdiği şirketten herhangi bir kıdem tazminatı almadan çıkarılınca (I)___. Yakın çevresindekiler onu teselli etmeye çalışırken en yaşlı meslektaşı şu sözü söyledi: (II)___'

    • A) (I) kan ağladı – (II) Mum dibine ışık vermez.
    • B) (I) dili tutuldu – (II) Kimse malını dağa taşa bağışlamaz.
    • C) (I) içi sızladı – (II) Sabreden derviş muradına ermiş.
    • D) (I) eli böğründe kaldı – (II) Benden iyisini Allah göstersin.
    • E) (I) yüreği ezildi – (II) Taşıma su ile değirmen dönmez.

    'İçi‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ sızladı' deyimi derin bir üzüntü ve acı duymak anlamına gelir; haksızlığa uğrayan ve büyük emek kaybeden Ahmet Bey için son derece uygun bir ifadedir. 'Sabreden derviş muradına ermiş.' atasözü ise sabredenin sonunda isteğine kavuşacağını anlatır ve teselli bağlamında yaşlı bir meslektaşın söyleyeceği öğüt niteliğinde mükemmel bir şekilde yerine oturur. Diğer seçeneklerde ya deyim bağlamla örtüşmez (A'da 'kan ağlamak' aşırı bir ifadedir, D'de 'dili tutulmak' şaşkınlığı anlatır) ya da atasözü yanlış mesaj verir (C'de 'Taşıma su ile değirmen dönmez.' sürdürülebilirlikle ilgilidir, E'de ise atasözü beddua niteliğindedir).

  15. 15. "Göz gezdirmek" deyiminin anlamı aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Bir şeye kısaca ve hızlıca bakmak
    • B) Bir şeye dikkatlice ve uzun süre bakmak
    • C) Bir şeyi hayranlıkla seyretmek
    • D) Bir şeyi merakla incelemek
    • E) Bir şeyi görmezden gelmek

    "Göz‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ gezdirmek" deyimi, bir şeye hızlıca ve yüzeysel biçimde bakmak anlamına gelir. Örneğin 'Gazeteye göz gezdirdi' cümlesinde gazeteyi baştan sona ayrıntılı okumak değil, kısaca göz atmak kastedilmektedir.

  16. 16. "Dayanıklı olmak, zorluklara göğüs germek" anlamına gelen atasözü hangisidir?

    • A) Dost kara günde belli olur.
    • B) Ağaç yaşken eğilir.
    • C) İt ürür, kervan yürür.
    • D) Yiğit düştüğü yerden kalkar.
    • E) Taşıma su ile değirmen dönmez.

    "Yiğit‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ düştüğü yerden kalkar" atasözü, cesaretli ve güçlü kişilerin başarısızlık ya da zorluklardan yılmayıp tekrar ayağa kalktığını anlatır. Bu nedenle dayanıklılık ve mücadele azmiyle doğrudan ilişkilidir.

  17. 17. "Eli açık" deyimiyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Çok çalışkan olan
    • B) Cömert, eli sıkı olmayan
    • C) Becerikli ve yetenekli olan
    • D) Dürüst ve güvenilir olan
    • E) Herkese yardım etmeye hazır olan

    "Eli‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ açık" deyimi, parasını ve sahip olduklarını başkalarıyla kolayca paylaşan, cömert kişiler için kullanılır. Bunun zıddı "eli sıkı" deyimidir; eli sıkı kişi ise cimri demektir.

  18. 18. Aşağıdaki atasözlerinden hangisi "acele karar vermenin zararlı olduğunu" vurgular?

    • A) Acele giden ecele gider.
    • B) Vakit nakittir.
    • C) Bugünün işini yarına bırakma.
    • D) İşleyen demir ışıldar.
    • E) Erken kalkan yol alır.

    "Acele‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ giden ecele gider" atasözü, çok hızlı ve düşünmeden hareket etmenin tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini anlatır. Burada "ecele gitmek" ölmek ya da büyük zarar görmek anlamında mecazi olarak kullanılmıştır.

  19. 19. "Kılı kırk yarmak" deyimi hangi anlama gelmektedir?

    • A) Çok yorulmak ve tükenmek
    • B) Bir işi yavaş ve tembelce yapmak
    • C) Bir şeyi gizlice yapmak
    • D) Bir işten vazgeçmek
    • E) Bir konuyu gereğinden fazla ince eleyip sık dokumak

    "Kılı‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ kırk yarmak", bir konuyu ya da işi gereksiz yere çok ayrıntılı biçimde incelemek, her şeyi titizlikle sorgulamak anlamına gelir. Çok titiz ve aşırı dikkatli davranan kişiler için kullanılır.

  20. 20. "Dost kara günde belli olur" atasözüyle anlatılmak istenen düşünce hangisidir?

    • A) Bir insanın değeri zor zamanlarda ortaya çıkar.
    • B) Kötü günler dostluğu bitirir.
    • C) Gerçek dostlar her zaman yanımızda olur.
    • D) Dostluk kurmak için güzel günleri beklemek gerekir.
    • E) İnsanlar yalnız kaldıklarında dost edinebilir.

    "Dost‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ kara günde belli olur" atasözü, gerçek anlamda dost olan kişilerin iyi günde değil, sıkıntılı ve zor zamanlarda yanımızda durduğunu ifade eder. Asıl dostluğun zorlu anlarda sınandığını vurgular.

  21. 21. "Ağzı sıkı" deyimi aşağıdaki anlamlardan hangisini karşılar?

    • A) Yemek konusunda seçici olan
    • B) Sır saklayan, bildiklerini başkalarına söylemeyen
    • C) Çok az konuşmayı seven
    • D) Çok açgözlü olan
    • E) Kaba ve saygısız konuşan

    "Ağzı‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ sıkı" deyimi, kendisine anlatılanları başkalarına aktarmayan, sır saklayabilen kişiler için kullanılır. Bu özellik genellikle olumlu bir nitelik olarak değerlendirilir.

  22. 22. "Ağaç yaşken eğilir" atasözünün vermek istediği mesaj aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Doğa kanunları değiştirilemez.
    • B) Gençler her zaman büyüklerinden üstündür.
    • C) Bitkiler yetişkinlikte daha güçlüdür.
    • D) İnsan küçük yaşta iyi alışkanlıklar edinmelidir.
    • E) Yaşlı insanlar esnekliklerini yitirir.

    "Ağaç‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ yaşken eğilir" atasözü, insanların küçük yaşta öğrendikleri alışkanlıkların kalıcı olduğunu, eğitim ve terbiyenin küçük yaşta verilmesi gerektiğini anlatır. Olgunlaştıkça insanı değiştirmenin zorlaştığına dikkat çeker.

  23. 23. "Kan ter içinde kalmak" deyimi ne anlama gelir?

    • A) Bir kavgada yaralanmak
    • B) Ağır bir hastalığa yakalanmak
    • C) Utançtan yüzü kızarmak
    • D) Çok yorularak, büyük efor sarf ederek çalışmak
    • E) Çok korkarak titremek

    "Kan‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ ter içinde kalmak" deyimi, bir işi tamamlamak için olağanüstü çaba göstermek, çok yorulmak anlamına gelir. Mecazi bir anlatım olup gerçek bir fiziksel durumu değil, yoğun emeği simgeler.

  24. 24. "İt ürür, kervan yürür" atasözü hangi durum için kullanılır?

    • A) Toplulukların birlikte hareket etmesini övmek için
    • B) Asılsız eleştirilere aldırış etmeden yoluna devam edildiğinde
    • C) Güçlünün her zaman kazandığını anlatmak için
    • D) Yolculukların tehlikeli olduğunu anlatmak için
    • E) Hayvanlara karşı sabırlı olmak gerektiğinde

    "İt‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ ürür, kervan yürür" atasözü, boş ve kötü niyetli eleştirilere, dedikodulara aldırmadan hedefine doğru ilerlemeyi anlatır. Amaçlı ve kararlı kişilerin gereksiz engellerle zaman kaybetmediğini vurgular.

  25. 25. "Baş başa vermek" deyimi aşağıdakilerden hangisini ifade eder?

    • A) Bir konuda tartışmaya girmek
    • B) Birisine danışmadan karar vermek
    • C) Birlikte düşünüp fikir alışverişinde bulunmak
    • D) Yalnız başına bir işi üstlenmek
    • E) Bir kişiye bağımlı hale gelmek

    "Baş‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ başa vermek" deyimi, iki ya da daha fazla kişinin bir araya gelerek ortak bir konu üzerinde düşünmesi, fikir paylaşmasıdır. Genellikle bir sorunu çözmek amacıyla birlikte kafa yorma anlamında kullanılır.