menu
MemurOl
Türkçe Testleri

Genel Tekrar Testi - 43

Soru 1 / 25

'Onun pamuk elleri yine üşümüştü.' cümlesindeki benzetmede hangi unsur kullanılmamıştır?

Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
  1. 1. 'Onun pamuk elleri yine üşümüştü.' cümlesindeki benzetmede hangi unsur kullanılmamıştır?

    • A) Benzeyen
    • B) Benzetilen
    • C) Benzetme Yönü
    • D) Benzetme Edatı

    Bu‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ cümlede 'el' (benzeyen), yumuşaklığı yönüyle 'pamuğa' (benzetilen) benzetilmiştir. Benzetmenin yönü (yumuşaklık) cümlede belirtilmemiştir. 'Gibi, kadar' gibi bir benzetme edatı da yoktur. Sadece benzeyen ve benzetilenin kullanıldığı bu türe 'teşbih-i beliğ' (güzel benzetme) denir.

  2. 2. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ünvan sıfatlarının yazımıyla ilgili bir yanlışlık vardır?

    • A) Avukat Ali Bey, davayı üstlendi.
    • B) Toplantıya Yüzbaşı Salih de katıldı.
    • C) Mahallemizin sevilen kasabı Ahmet Amca, bugün dükkânı açmadı.
    • D) Dilekçeyi sekreter Ayşe'ye verdim.

    Kişi‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ adından sonra gelen akrabalık (veya akrabalık ilişkisi bildiren hitap) kelimeleri küçük harfle yazılır. Biyolojik akrabalık olmasa bile mahalledeki 'Ahmet amca', 'Ayşe teyze' gibi kullanımlar küçük harfle başlar. Lakap veya ünvan haline gelmiş tarihi şahsiyetler (Nene Hatun, Dayı Kemal vb.) büyük harfle yazılır.

  3. 3. 'Gülerek konuşması herkesin hoşuna gitmişti.' cümlesinde hangi türde fiilimsiler bir arada kullanılmıştır?

    • A) İsim-fiil ve Sıfat-fiil
    • B) Zarf-fiil ve Sıfat-fiil
    • C) Zarf-fiil ve İsim-fiil
    • D) Sadece Zarf-fiil

    Bu‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ cümlede 'gülerek' sözcüğü '-erek' ekini alarak zarf-fiil olmuştur. 'Konuşması' sözcüğündeki '-ma' ise isim-fiil ekidir. Bir sözcüğün fiilimsi özelliğini yitirip kalıcı isim olup olmadığını anlamak için olumsuzluk eki (-ma/-me) getirilir. 'Gülerek konuşmaması...' şeklinde cümlenin anlamı bozulmadan olumsuz yapılabildiği ve sözcükteki eylem anlamı (konuşma işi) devam ettiği için bu sözcük kalıcı isim değil, isim-fiildir.

  4. 4. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde üç tür fiilimsiye de (isim-fiil, sıfat-fiil, zarf-fiil) örnek vardır?

    • A) Gülerek anlattığı olayları dinlemekten keyif alırdı.
    • B) Koşarak gelen çocuk, durup nefeslendi.
    • C) Çalışan insanlar, dinlenmeyi hak eder.
    • D) Okunacak kitapları seçip rafa dizdi.

    A‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde 'gülerek' (zarf-fiil), 'anlattığı' (sıfat-fiil) ve 'dinlemekten' (isim-fiil) olmak üzere üç fiilimsi türü de bulunmaktadır.

  5. 5. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'doğru' sözcüğü edat (ilgeç) görevinde kullanılmıştır?

    • A) Bu soruyu doğru çözdüğünden emin misin?
    • B) Tahtaya bir doğru çizdi.
    • C) Sabaha doğru eve anca varabildik.
    • D) Doğru söze ne denir?

    Edatlar,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ tek başlarına anlamsız olan, kendinden önceki kelimeyle birleşerek anlam kazanan sözcüklerdir. C seçeneğinde 'doğru' kelimesi, '-e doğru' şeklinde, 'sabah' kelimesiyle birleşerek zamanla ilgili bir yönelme anlamı katmıştır. Diğer seçeneklerde zarf, isim ve sıfat görevindedir.

  6. 6. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde bağlaç olan “de/da” yanlış yazılmıştır?

    • A) Ben de gelmek istiyorum.
    • B) O da biliyor bu durumu.
    • C) Bugünde toplantı var.
    • D) Siz de bizimle gelir misiniz?

    Bağlaç‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ olan “de/da” ayrı yazılır ve kendisinden önceki sözcüğe bitişmez: “Bugün de toplantı var.” A, B ve D seçeneklerinde “de/da” doğru biçimde ayrı yazılmıştır.

  7. 7. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yüklem isim soyludur (isim cümlesi)?

    • A) Yıllardır aradığımız ev burası.
    • B) Onu görünce çok sevindim.
    • C) Sabaha kadar çalıştı.
    • D) Soruları dikkatle çözdüler.

    A’da‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ yüklem “burası” ad soyludur → isim cümlesi. B, C ve D’de yüklemler fiildir (sevindim, çalıştı, çözdüler) → fiil cümlesidir.

  8. 8. _Çok_ (I) zaman babamla birlikte bu eski, yıpranmış fotoğrafları elimize alır, inceler ve susardık. Paylaşacağımız _herhangi bir_ (II) kelimemiz olmazdı. Sayfaları çevirir, sonra albümü çekmeceye koyar, aylarca kapağını açmazdık. Bu hususta _kimseye_ (III) _hiçbir_ (IV) şey söylemezdik. Sadece o karelerin mahzun duruşları ile konuşur, söze dökülmeyen _nice_ (V) duyguları sessizce paylaşırdık. Bu parçada numaralanmış sözcüklerden hangisi belgisiz sıfat _değildir_?

    • A) I
    • B) II
    • C) III
    • D) IV
    • E) V

    I‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ numaralı 'Çok' (çok zaman), II numaralı 'herhangi bir' (herhangi bir kelime), IV numaralı 'hiçbir' (hiçbir şey) ve V numaralı 'nice' (nice duygular) sözcükleri isimleri belirten belgisiz sıfatlardır. III numaralı 'kimseye' sözcüğü ise ismin yerini tuttan bir belgisiz zamirdir (sıfat değildir). Dolayısıyla doğru cevap C seçeneğidir.

  9. 9. – Bunu duyduğunda için acıyacak ama söylemek zorundayım. – Onun, memleketine için için hasret duyduğunu biliyorduk. – Bu meseleyi konuşmak için çok erken. Bu cümlelerde “için” sözcüğü, I. İsim II. Edat III. Zarf türlerinden hangileriyle kullanılmıştır?

    • A) I, II ve III.
    • B) Yalnız III.
    • C) I ve II.
    • D) Yalnız II.
    • E) Yalnız I.

    Birinci‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ cümlede “için” ad, ikinci cümlede “için için” ikilemesi zarf, üçüncü cümlede “konuşmak için” sözünde edat olarak kullanılmıştır. Bu nedenle I, II ve III vardır. Doğru cevap A seçeneğidir.

  10. 10. I. O, şiirin bilgiyle çok da alışverişi olmadığı düşüncesindedir - - - - bilgiye dayanmayan bir şiir yazmak da işine gelmez. II. Öğrenimini Paris’te tamamlamayı - - - - bu kadar çok istiyorsun, işte sana iyi bir fırsat. III. Sözün duygusal değil mantıklı olanını tercih ettiğini söylerdi her fırsatta - - - - kalpten gelmeyen sözün etkisi suya yazılan yazı gibidir. Bu cümlelerde boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdaki bağlaçlardan hangileri getirilmelidir?

    • A) mademki – oysaki – çünkü
    • B) ama – mademki – ne var ki
    • C) ne var ki – hâlbuki – mademki
    • D) zira – ne var ki – hâlbuki
    • E) ne yazık ki – illaki – lakin

    I.‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ cümlede karşıtlık için “ama”, II. cümlede koşul/gerekçe ilgisi için “mademki”, III. cümlede karşıt açıklama için “ne var ki” uygundur. Doğru cevap B seçeneğidir.

  11. 11. _Ne_ (I) düşündüklerini, niçin kaygılandıklarını _kendileri_ (II) de açıklayamazlar. Tüm itirazlarına rağmen insanların tamamı kesinlikle _birbirlerine_ (III) benzerler. Örneğin, akla ziyan tüm _bu_ (IV) kuruntuları kafasından atamayan _ben_ (V) bile, şu saniyede, bu çay ocağının kırık taburesinde niçin beklediğimi bilmiyorum. Bu parçada numaralanmış sözcüklerden hangisi zamir _değildir_?

    • A) I
    • B) II
    • C) III
    • D) IV
    • E) V

    I‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ numaralı 'Ne' soru zamiri, II numaralı 'kendileri' dönüşlülük zamiri, III numaralı 'birbirlerine' belgisiz zamir, V numaralı 'ben' ise kişi zamiridir. IV numaralı 'bu' sözcüğü ise 'kuruntular' isminin önüne gelerek onu işaret yoluyla belirten bir işaret sıfatıdır (zamir değildir). Dolayısıyla doğru cevap D seçeneğidir.

  12. 12. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ad tamlamasının tamlananı adlaşmış sıfattır?

    • A) İyilerin dostluğunu kazanabilirseniz bir ömür kâr edersiniz.
    • B) Bu yörenin tatlıları tuzlularından daha meşhurdur.
    • C) Buraya kadar anlatılanların birçoğu konuya iyi birer örnekti.
    • D) Şu soğukları bir atlatalım elbet daha iyi bir yere taşınırız, demişti.
    • E) Sessiz atın çiftesi pek olur, diye boşa dememiş atalar.

    B‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde “yörenin tatlıları” belirtili ad tamlamasıdır. Bu tamlamanın tamlananı olan “tatlıları” sözcüğü adlaşmış sıfat niteliği taşır. Doğru cevap B seçeneğidir.

  13. 13. Aşağıdaki dizelerin hangisinde “bu” sözcüğü işaret sıfatı olarak _kullanılmamıştır_?

    • A) Demedim mi bu hasret bitirir seni, ay dolanır gider, yalnız kalırsın.
    • B) Arzu dolu, yaşamak dolu, bu eller miydi resimleri tutarken uyuyan.
    • C) Gökten gelerek gönlüne rüzgâr gibi inmiş, bir sır ki bu, ölsen bile açamazsın.
    • D) Sırrımı söylüyorum vefakâr balıklara; yalnız onlar tutacak bu dünyada yerimi.
    • E) Korkuyorum anneciğim, nerede ellerin, bu gecelerden ki kalbe aşina.

    C‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde “bu” sözcüğü “bir sır ki bu” ifadesinde adın yerini tutar ve işaret zamiri olur. Diğer seçeneklerde bir adı belirttiği için işaret sıfatıdır. Doğru cevap C seçeneğidir.

  14. 14. İşaret zamirleri, bazen bir cümlenin yerini de tutmaktadır. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bunu örneklendiren bir kullanım vardır?

    • A) Eski Osmanlı kadırgaları ve kalyonlarında, “bahçelik” adı altında, kaptan köşkünü çepeçevre kuşatan, yarım metre eninde bir sundurma inşa olunur, burası topraklanır, toprak bulunur ve içinde elvan elvan çiçekler yetiştirilirmiş.
    • B) Velhasıl denizin ortasında bile topraktan ve bahardan ayrılamayan bu milletin modern hayat adına şehirlerde çektiği bunca topraksızlığı ve baharsızlığı şahsen ben çok hazin buluyorum.
    • C) Dedemi dün hastaneye kaldırmışlar, benim bundan haberim yoktu.
    • D) Anadolu için çözüm üretmiyorum, çünkü oralarda bahar zaten kendini hissettirir.
    • E) Nitekim sonra Ötüken’den çıkan Türkler, gittikleri yerlerde yüksek dağlara hürmet gösterecek ve onlarla adeta bütünleşeceklerdir.

    'Dedemi‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ dün hastaneye kaldırmışlar, benim bundan haberim yoktu.' cümlesindeki 'bundan' işaret zamiri, kendinden önce gelen 'Dedemi dün hastaneye kaldırmışlar' cümlesinin tamamının yerini tutmaktadır.

  15. 15. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bağlaç, belirteç türündeki sözcükleri bağlamıştır?

    • A) Ha bugün ha yarın gelirim derken tam iki aydır gele medin.
    • B) Elbisesindeki kırmızı ve beyaz renklerin uyumu dikkat çekiyordu.
    • C) Ne elma şekeri ne oyuncak ayı bebeğin ağlamasını durdurabilmişti.
    • D) Bir oraya bir buraya koşuşturup durdu iki saat boyunca.
    • E) Gerek İstanbul’un gerek Bursa’nın doğası ilham verir bana.

    A‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde “ha bugün ha yarın” sözünde bağlaç, zaman belirteci değerindeki “bugün” ve “yarın” sözcüklerini bağlamıştır. Doğru cevap A seçeneğidir.

  16. 16. Fiilimsiler başka sözcüklerle öbekleşerek sıfat ya da zarf görevinde kullanılabilir. Buna göre aşağıdaki cümlelerin hangisinde fiilimsi bir edatla öbekleşerek zarf görevinde kullanılmıştır?

    • A) Gideceği limanı bilmeyen gemiye hiçbir rüzgâr yardım edemez.
    • B) Bazen insanı spor yapmak kadar rahatlatan hiçbir şey olmuyor.
    • C) İstediğini söyleyen, istemediğini işitir.
    • D) Kimse başarı merdivenlerini elleri cebinde çıkmamıştır.
    • E) Beklenen gün gelecekse çekilen çile kutsaldır.

    B‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde “spor yapmak kadar” sözünde “yapmak” isim-fiili “kadar” edatıyla öbekleşmiştir. Bu öbek “rahatlatan” sözcüğünü derece bakımından belirttiği için zarf görevindedir. Doğru cevap B seçeneğidir.

  17. 17. Oranın sıcaklığı havasındadır Ben gidince bir şey değişmedi, biliyorum Şad olsunlar hepsi suları, alabalıkları ile O köy yine kendi rüyasındadır Bu dizelerde aşağıdakilerden hangisi _yoktur_?

    • A) Soru zamiri
    • B) İşaret zamiri
    • C) Şahıs zamiri
    • D) Belgisiz zamir
    • E) Dönüşlülük zamiri

    Dizelerde‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ “ben” şahıs zamiri, “bir şey/hepsi” belgisiz zamir, “o” işaret zamiri, “kendi” dönüşlülük zamiri olarak kullanılmıştır. Soru zamiri yoktur. Doğru cevap A seçeneğidir.

  18. 18. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde zamirden türeyip isim olmuş bir sözcük kullanılmıştır?

    • A) Bana benzemeyen beni kendisine benzetme potansiyeli taşımaktadır, derler.
    • B) Anne babalarımız, milletimiz, mesleğimiz, dinimiz, beynimiz her biri kim olduğumuza dair belirli ölçülerde katkıda bulunur ama insan hiç bitmeyen bir süreç, günbegün çoğalan bir maceradır.
    • C) İnsandan insana giden yolu bulmak için, beni ve onu ayıran alanda serbestçe gezinmek, benliğin sığınaklarından çıkmak gerek.
    • D) Birbirinize bugün değilse ne zaman yardım edeceksiniz?
    • E) O artık benim kafamda olmasını istediğim şeydir, peki neden böyle yapıyorum?

    'İnsandan‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ insana giden...' cümlesinde geçen 'benliğin' sözcüğünün kökü 'ben' şahıs zamiridir. Bu sözcük, '-lik' isimden isim yapım ekini alarak 'benlik' ismine dönüşmüştür. Böylece zamirden türeyen bir isim elde edilmiştir.

  19. 19. Çağdaş edebiyatın en önemli kalemlerinden birinin, 19. yüzyılın ortalarında hayalî bir Avrupa ülkesinde patlak veren madenci isyanlarını konu edindiği 'Kül Geceleri' isimli son romanı, yayımlandığı günden bu yana edebiyat çevrelerinde geniş yankı uyandırdı. Yapıt, odağına işçi hareketlerini ve zorlu çalışma koşullarını almış olsa da romanda yer alan siyasi güç savaşları, bireysel ihtiraslar ve sınıfsal çelişkiler esere çok boyutlu bir derinlik kazandırmıştır. Dönemin ünlü sanayicilerinden birinin şüpheli ölümü ve bu cinayetin arkasındaki sırların aralanmasıyla güçlü bir polisiye kurgu da barındıran Kül Geceleri, tarihsel figürler aracılığıyla günümüzün sosyo-politik gelişmelerine ve krizlerine göndermeler yapması yönüyle alegorik bir nitelik taşımaktadır. Romandaki bu simgesel karakterlerin ve olayların ardındaki gizemi çözmek, aslında içinde bulunduğumuz çağın toplumsal yapılarını ve güç ilişkilerini, yani günümüzün gerçekliğini kavramak anlamına gelmektedir. Bu parçaya göre Kül Geceleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

    • A) Sürükleyici polisiye yapısıyla okuru sürekli bir merak içinde bırakır.
    • B) Tarihsel belgelerle kurgusal unsurların hangisinin gerçek olduğunu araştırmaya sevk eder.
    • C) Sıra dışı biçimsel denemeleri yüzünden geniş kitlelerce anlaşılması zordur.
    • D) Avrupa'daki sanayi devriminin ekonomik altyapısını ayrıntılarıyla aydınlatır.
    • E) Tarihî bir zemin kullanarak günümüzün toplumsal ve siyasi gerçekliklerini yansıtır.

    Metinde‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ romanın tarihsel figürler üzerinden günümüzün siyasi/sosyal olaylarına gönderme yaptığı ve romandaki alegorileri çözmenin içinde yaşadığımız dönemin gerçekliğini (zamanın ruhunu) okumak anlamına geldiği belirtilmiştir. Bu durum E seçeneğini doğrulamaktadır. Doğru cevap E seçeneğidir.

  20. 20. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde belirtisiz ad tamlaması bir adın sıfatı (niteleyicisi) görevinde kullanılmıştır?

    • A) Bu güzel kent, medeniyet kaynağı Akdeniz'in eğlenceyi seven, coşkulu kentlerindendir.
    • B) Kaldığı otel odasının musluğu sürekli damlayıp duruyordu.
    • C) Denizi izleyen iri yarı adamı, çok eski bir dostuna benzetti.
    • D) Dört saatlik bir yolculuğun sonunda kendini bulduğu ilk otele attı.
    • E) O kendinden, kendisini yalnızlığa iten karmaşık çağrışımlardan korkuyordu.

    D‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde geçen 'medeniyet kaynağı' ifadesi belirtisiz isim tamlamasıdır. Bu tamlama kendisinden sonra gelen 'Akdeniz' özel ismini niteleyerek sıfat görevinde kullanılmıştır (Nasıl Akdeniz? -> medeniyet kaynağı Akdeniz). Doğru cevap A seçeneğidir.

  21. 21. Aşağıdakilerin hangisinde belirtili ad tamlamasının hem tamlayanı hem de tamlananı bir sıfat tarafından nitelenmiş veya belirtilmiştir?

    • A) Birçok ihtiyarın akşama kadar oturduğu eski bir kıraathaneydi burası.
    • B) Ilık bir sonbahar havasını derin derin teneffüs ediyorduk.
    • C) Tarih kitaplarının baştan sona okunması çok zevklidir.
    • D) Günlüğünün arka sayfasına çok gizli bilgiler not etmişti.
    • E) Çalışkan insanın her hâli diğer insanlardan farklıdır.

    E‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde yer alan 'insanın hâli' belirtili isim tamlamasıdır. Bu tamlamada tamlayan 'insan' kelimesi 'çalışkan' sıfatıyla nitelenmiş; tamlanan 'hâl' kelimesi ise 'her' belgisiz sıfatıyla belirtilmiştir. Doğru cevap E seçeneğidir.

  22. 22. Kendini _dev_ (I) aynasında Görüyorsa _bir kimse_ (II) Sevgisiz yaşasın _bırak_ (III) _Dikenli_ (IV) dağlar tepesinde Bu dizelerde numaralanmış sözcüklerin türleri aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla verilmiştir?

    • A) sıfat - adıl - eylem - ad
    • B) adıl - ad - ad - sıfat
    • C) ad - adıl - eylem - sıfat
    • D) sıfat - ad - sıfat - adıl
    • E) ad - sıfat - eylem - adıl

    I‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ numaralı 'dev' sözcüğü isim (ad) görevindedir. II numaralı 'kimse' sözcüğü belgisiz zamir (adıl) görevindedir. III numaralı 'bırak' sözcüğü çekimli bir fiil yani eylemdir. IV numaralı 'dikenli' sözcüğü 'dağlar' ismini niteleyen bir sıfattır (ön ad). Sıralama 'ad - adıl - eylem - sıfat' olmalıdır. Doğru cevap C seçeneğidir.

  23. 23. Şimdi bir rüzgar geçti buradan Koştum ama yetişemedim Sorsaydım söylerdi nerelerdeydi Soramadım Bu dizelerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi _yanlıştır_?

    • A) “Bir” sözcüğü, belgisiz sıfattır.
    • B) “Buradan” sözcüğü işaret adılıdır.
    • C) “Şimdi” sözcüğü zaman belirtecidir.
    • D) “Ama” sözcüğü bağlaçtır.
    • E) “Nerelerdeydi” sözcüğü, soru sıfatıdır.

    'Nerelerdeydi'‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ sözcüğü soru anlamını ismin yerini tutarak sağladığı için soru sıfatı değil, soru zamiridir (soru adılı). Diğer tüm seçeneklerdeki açıklamalar doğrudur.

  24. 24. Yapım eki alan zamirler, zamirlikten çıkıp isim, sıfat ya da fiil türünde kullanılabilir. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde buna örnek olabilecek bir kullanım _yoktur_?

    • A) Günümüzde insanların bazıları bir benlik karmaşası yaşıyor.
    • B) Olaylar bizim irademiz dışında, kendiliğinden gelişti.
    • C) Bize orada yardımcı olacak kimseler var mıdır acaba?
    • D) Çocuklarım yeni taşındığımız bu semti hemen benimsediler.
    • E) Bugün eski kimliğimi değiştirmek için Nüfus Müdürlüğüne gittim.

    “Benimsemek,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ benlik, kimlik, kendiliğinden” gibi sözcüklerde zamir köklerinden türemiş yeni sözcükler vardır. C seçeneğindeki “kimseler” ise bu yolla oluşmuş bir örnek değildir. Doğru cevap C seçeneğidir.

  25. 25. Başka hayatların tanığı olduğumuz kadar kendi hayatlarımızın da tanığıyız. Kendine kör bir insan dünyayı hangi berraklıkta görebilir? Gördüğümüz her şeyi kendi benliğimizin prizmasında kırıp döküp görüyor ve benlik yanılsamasından başımızı kaldıramıyorsak, bir rahatlık alanına kendimizi hapsetmişiz demektir. O halde ne kadar sahicisin, bir sor kendine. Görgü şahidi olduğun şu hayatın ne kadarını sen kendi iradenle yazdın, ne kadarı eline tutuşturulan repliklerden ibaret? Bu parçada aşağıdakilerden hangisi _yoktur_?

    • A) Belgisiz zamir
    • B) İşaret zamiri
    • C) Dönüşlülük zamiri
    • D) Soru zamiri
    • E) Şahıs zamiri

    Parçada‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ 'kendi/kendine/kendimizi' (dönüşlülük zamiri), 'şeyi' (belgisiz zamir), 'sen' (şahıs zamiri), 'ne kadarını/ne kadarı' (soru zamiri) yer alırken, işaret zamiri bulunmamaktadır. Parçadaki 'şu' (şu hayatın) ve 'o' (o halde) kelimeleri işaret sıfatıdır.