menu
MemurOl
Türkçe Testleri

Genel Tekrar Testi - 88

Soru 1 / 25

Nuri Bilge Ceylan filmlerinin en sevdiğim yönlerinden biri, hiçbir karakterin ondan tamamıyla nefret edecek kadar kötü veya onu tamamıyla haklı bulacak kadar iyi olmamasıdır. Onun karakterlerine belli bir ölçüde anlayabilecek kadar yakınız. Onun filmlerinde hiç kimse “sütten çıkma ak kaşık” değil. Yine hiç kimse tam anlamıyla kusurlu ve nefret edilecek kadar kötü de değil. Başka bir deyişle hayatın oyunları karşısında hiç kimsenin tam anlamıyla suçlu sayılamayacağının farkındayız Ceylan filmlerini izlerken. Filmlerinin teknik anlamda kusurlu ve devamlılık hatalarıyla dolu olduğu eleştirisine en güzel yanıt yine kendisinden geliyor bence: “Muhteva sıkıntısı olunca şekil ön plana çıkıyor.” Ceylan bence kusursuz olmaya çalışmak yerine iyi bir hikâye anlatmayı, içeriğin doyuruculuğunu, meyvenin şekilsizliğine rağmen tadına doyulmaz oluşunu ön planda tutuyor filmlerinde. Tam da usta bir yönetmenin yapması gerektiği gibi. Bu parçadan Nuri Bilge Ceylan’la ilgili, I. Filmlerinde konuyu ön plana aldığı II. Karakterlerini hayatta her an karşılaşılabilecek kişilerden seçtiği III. Yapılan eleştirileri dikkate almadığı yargılarından hangileri çıkarılır?

Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
  1. 1. Nuri Bilge Ceylan filmlerinin en sevdiğim yönlerinden biri, hiçbir karakterin ondan tamamıyla nefret edecek kadar kötü veya onu tamamıyla haklı bulacak kadar iyi olmamasıdır. Onun karakterlerine belli bir ölçüde anlayabilecek kadar yakınız. Onun filmlerinde hiç kimse “sütten çıkma ak kaşık” değil. Yine hiç kimse tam anlamıyla kusurlu ve nefret edilecek kadar kötü de değil. Başka bir deyişle hayatın oyunları karşısında hiç kimsenin tam anlamıyla suçlu sayılamayacağının farkındayız Ceylan filmlerini izlerken. Filmlerinin teknik anlamda kusurlu ve devamlılık hatalarıyla dolu olduğu eleştirisine en güzel yanıt yine kendisinden geliyor bence: “Muhteva sıkıntısı olunca şekil ön plana çıkıyor.” Ceylan bence kusursuz olmaya çalışmak yerine iyi bir hikâye anlatmayı, içeriğin doyuruculuğunu, meyvenin şekilsizliğine rağmen tadına doyulmaz oluşunu ön planda tutuyor filmlerinde. Tam da usta bir yönetmenin yapması gerektiği gibi. Bu parçadan Nuri Bilge Ceylan’la ilgili, I. Filmlerinde konuyu ön plana aldığı II. Karakterlerini hayatta her an karşılaşılabilecek kişilerden seçtiği III. Yapılan eleştirileri dikkate almadığı yargılarından hangileri çıkarılır?

    • A) Yalnız I.
    • B) Yalnız II.
    • C) Yalnız III.
    • D) I ve II.
    • E) II ve III.

    Parçada‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ Ceylan’ın teknik kusursuzluktan çok iyi hikâye ve içerik doyuruculuğunu önemsediği belirtilir. Karakterlerin sıradan kişilerden seçildiği ya da eleştirileri hiç dikkate almadığı sonucuna ulaşılamaz. Doğru cevap A seçeneğidir.

  2. 2. Pılını pırtısını toplayan kıştan sonra neşeli bir bahar çıkıp geliyor. Dağlarda karlar eriyor. Yer altı suları besleniyor, tarlalara ve bostanlara sızıyor sular, köklerine ulaşıyor bitkilerin. Kış uykusu nihayete eriyor, uyanıyor adeta doğa. Bedenimiz geriniyor, kanımız başka türlü akmaya başlıyor damarlarımızda. Bedenimizde bir gevşeme, bakışlarımızda parlaklık beliriyor. Her yeni bahar yeni sevgiler, yeni arayışlar müjdeliyor. Bir şairimizin belirttiği gibi her bahar, varoluşumuzun tadını hissettiriyor bizlere. Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıda verilenlerden hangisi _yanlıştır_?

    • A) Değişik yapılı cümlelere yer verilmiştir.
    • B) Farklı duyulardan yararlanılmıştır.
    • C) Düşsel ögelere yer verilmiştir.
    • D) Söz sanatlarına başvurulmuştur.
    • E) Anlatıcı, izlenimlerini yansıtmıştır.

    Parçada‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ kıştan sonra gelen baharın doğadaki ve insandaki etkileri betimlenmiştir. Parçada sadece görme duyusuna hitap eden unsurlar yer almakta, işitme, koklama, tatma veya dokunma gibi farklı duyulardan yararlanılmamaktadır. Dolayısıyla farklı duyulardan yararlanıldığı söylenemez. Doğru cevap B seçeneğidir.

  3. 3. Geleceğin dünyasını hayal ederken çoğunlukla doğrudan göze çarpan teknolojik devrimleri düşünüyoruz. Örneğin yakın gelecekte yapay zekanın tüm meslekleri ele geçireceği veya uçan araçların caddeleri dolduracağı öngörülüyor. Oysa bu tarz köklü değişimler hiçbir zaman sosyal hayattan bağımsız, yalıtılmış bir biçimde gerçekleşmez. Yani ----. I. mevcut yaşam tarzımız tamamen aynı kalırken aniden tüm hayatımız bilimkurgu filmlerindeki gibi değişmiyor II. yeni teknolojiler hayatımıza entegre olurken kültürel alışkanlıklarımız ve sosyal yapımızla karşılıklı etkileşim içine giriyor III. teknolojik gelişmeler insan müdahalesi olmaksızın kendi iç dinamikleriyle doğrusal bir çizgide ilerliyor Bu parçanın sonuna düşüncenin akışına göre yukarıdakilerden hangileri getirilebilir?

    • A) Yalnız I
    • B) Yalnız II
    • C) Yalnız III
    • D) I ve II
    • E) II ve III

    Metinde‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ teknolojilerin hayattan yalıtılmış olarak ortaya çıkmadığı, sosyal yapıyla iç içe geliştiği anlatılmaktadır. Buradan hareketle, değişimin bir gecede her şey aynıyken gerçekleşmediği (I) ve teknolojinin yaşam biçimi/kültürle sürekli etkileşime girerek var olduğu (II) çıkarılabilir. III numaralı öncüldeki insan müdahalesiz doğrusal ilerleme ise bu sosyal etkileşim teziyle çelişir. Dolayısıyla doğru cevap D seçeneğidir.

  4. 4. İnsan ömrünün neredeyse üçte biri uykuda heba oluyor. Elbette ortalama bir yetişkinin günde sekiz saat uyuduğu kabulünü esas alırsak bu oran geçerlilik kazanır. Bir saniyesini bile kaybetmemek adına kıyasıya mücadele ettiğimiz hayatımızın böylesine büyük bir kısmını, bilinçsiz ve hareketsiz geçirmeye razı olmamız şaşırtıcı değil mi? Bize tanınan ömrün yetmiş yıl civarında olduğunu farz edersek bu durum uykuda geçen yirmi yılı aşkın bir süreye tekabül eder. Şöyle düşünelim: Dünyaya gözümüzü açtık; oyun bahçeleri, çocukluk hayalleri, gençlik heyecanları... Derken yirmi beş yaşındayken birden uyanıverdik. Ve dediler ki buraya kadarki kısım yalnızca bir rüyaydı. Ne kadar ürkütücü bir tablo değil mi? Aslında hayır, en basit cihazların bile şarj edilmeye ihtiyaç duyduğu bir dünyada, insanın da dinlenmeye gereksinim duyması son derece tabiidir. Korkunç olan, bu şarj süresi için ömrümüzün koca bir dilimini feda etmek zorunda kalışımızdır. Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi _söylenemez_?

    • A) Varsayımda bulunulmuştur.
    • B) İkilemeden yararlanılmıştır.
    • C) Niteleyici sözcüklere yer verilmiştir.
    • D) Söyleşi (konuşma) havasında kaleme alınmıştır.
    • E) Sözde soru cümlesine yer verilmiştir.

    Parçada‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ 'sekiz saat uyuduğunu kabul edersek/yetmiş yıl farz edersek' diyerek varsayımlara (A), pek çok niteleme sıfatına (C), sohbet havasına (D) ve 'şaşırtıcı değil mi' şeklinde sözde soru cümlelerine (E) yer verilmiştir. Ancak parçanın hiçbir yerinde ikileme kullanılmamıştır. Doğru cevap B seçeneğidir.

  5. 5. Dış dünyayı algılamamızı sağlayan duyusal veriler, beynimizdeki limbik sistem tarafından analiz edilir. Bu duyular arasında koku; bilgileri hiçbir ara istasyona uğramadan doğrudan geçmiş tecrübelerin depolandığı 'amigdala' bölgesine ileten tek kanaldır. Kokunun hafızaya bu denli hızlı ve aracısız kaydedilmesi, onun yardımıyla hatırlanan anıların diğer tüm duyusal hatırlamalardan çok daha berrak ve kalıcı olmasını sağlar. Bu yüzden kokuyu hafızanın en sadık bekçisi olarak tanımlamak mümkündür. Bu parçaya göre; I. İnsani duyguların çok büyük bir kısmını tek başına yönlendirmesi, II. Geçmişteki yaşantıların zihinde canlandırılmasında en güçlü etkiyi yaratması, III. Alınan duyusal uyarıların hiçbir aracı merkeze takılmadan beyne ulaşması özelliklerinden hangileri koku duyusuna ait _değildir_?

    • A) Yalnız I
    • B) Yalnız II
    • C) I ve II
    • D) II ve III
    • E) I, II ve III

    Parçada‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ kokunun anıları çağırmadaki gücü (II) ve beyne doğrudan/aracısız ulaşması (III) açıkça belirtilmiştir. Ancak duyguların büyük kısmını tek başına 'yönlendirdiği'ne dair bir ifade bulunmamaktadır. Dolayısıyla I numaralı özellik kokuya ait değildir. Doğru cevap A seçeneğidir.

  6. 6. (I) Yazar, oldukça sıra dışı bir temayı bu son romanında başarıyla kurgulamış. (II) Ancak bunu yaparken hareketli bir olay örgüsünün sürükleyici gücünden faydalanma yoluna gitmemiş. (III) Aksine, karakterlerin derin ruhsal tahlilleri ve iç dünyaları üzerinde titizlikle durmuş. (IV) Bu psikolojik derinliği yakalamak için de uzun diyaloglara ve iç konuşma tekniklerine sıkça başvurmuş. (V) Bu anlatım tarzı nedeniyle romanın, psikolojik tahlillerden keyif alan sınırlı bir okur kitlesi haricindeki okuyucuları heyecanlandıramayacağı kesin görünüyor. Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde bir ön yargı söz konusudur?

    • A) I
    • B) II
    • C) III
    • D) IV
    • E) V

    V.‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ cümlede romanın henüz geniş kitlelerce okunup okunmadığı, nasıl karşılanacağı bilinmeden, yazarın anlatım tarzına bakılarak 'okuyucuları heyecanlandıramayacağı kesin görünüyor' şeklinde peşin bir hükümde bulunulmuştur. Bu durum klasik bir ön yargı (peşin hüküm) cümlesidir. Dolayısıyla doğru cevap E seçeneğidir.

  7. 7. Dil tek tek kişilerin değil, o dili konuşan ve meydana getiren topluluğun ürünüdür. Dilin kurallarını bilim insanları, sanatçılar değil, topluluk belirler. Birey kelime seçimini özgürce gerçekleştirir ve özgürce konuşur ama dili tek başına değiştiremez. Aşağıdakilerden hangisi bu parçada anlatılanlara ters düşer?

    • A) Dilin kurallarını ancak dil bilimciler, bilginler belirler.
    • B) Dili meydana getiren toplumdur.
    • C) Birey, sözcük seçimini özgürce yapar, özgürce konuşur.
    • D) Birey, dili değiştirme yetkisine sahip değildir?
    • E) Dil, değiştirilemeyen, işlevine dokunulamayan canlı bir varlıktır.

    Parçada‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ dilin kurallarını bilginlerin (bilim insanlarının) veya sanatçıların değil, toplumun kendisinin koyduğu açıkça belirtilmiştir. A seçeneğindeki 'Dilin kurallarını ancak dil bilimciler, bilginler belirler' ifadesi bu düşünceyle doğrudan ters düşmektedir. Doğru cevap A seçeneğidir.

  8. 8. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bağ-fiil cümleye zaman anlamı katmıştır?

    • A) Öğrenciler dersten çıkıp müzeyi gezmeye gittiler.
    • B) Sakın camları kapamadan sınıfı terk etmeyiniz.
    • C) Trafiğe çıktıkça sürücülükte deneyim kazanacaksın.
    • D) Sakine Hanım, kitabı kapatarak anlatmaya başladı.
    • E) Mektupta ailesine çiçekler açar açmaz oradayım, demişti.

    E‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde “açar açmaz” bağ-fiili “çiçekler açtığı anda” anlamı verir. Bu kullanım cümleye zaman anlamı katmıştır. Doğru cevap E seçeneğidir.

  9. 9. I. Şair, şiirin kendine özgü kurallarından uzaklaşmadıkça okuyucunun duygu dünyasına seslenir. II. Şair kendi çizgisini terk etmedikçe belli bir okur kitlesini her zaman peşinden sürükler. III. Şair, şiiri şiir yapan ögelerden ayrılmadığı sürece, yazdığı şiirlerle okuyucuları etkiler. IV. Şair, şiirlerinde okurun isteklerini göz ardı etmezse her zaman beğenilir. Yukarıda numaralanmış cümlelerden hangileri, anlamca birbirine en yakındır?

    • A) I. ve III.
    • B) I. ve IV.
    • C) II. ve III.
    • D) II. ve IV.
    • E) III. ve IV.

    I‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ ve III. cümlelerde şairin şiirin temel özelliklerinden uzaklaşmadığı sürece okuru etkileyeceği anlatılmaktadır.

  10. 10. Dil, insanlara özgü en önemli yetilerden biridir. Hayvanlar da sesler ve hareketlerle birbirleriyle iletişim kurabilir; hatta bazıları birkaç komutu ya da cümleyi anlayabilir. Ancak insan dilini hayvanların iletişim biçiminden ayıran iki temel özellik vardır: İnsan dili kalıtımla değil, toplum içinde öğrenilerek kazanılır. Ayrıca insan dilindeki sesler zamanla değişebilirken hayvanlar genellikle aynı sesleri çıkarır. Çıkardığı sesleri sistemli bir yapıya dönüştürmeyi başaran canlı insandır. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?

    • A) Karşılaştırma
    • B) Benzetme
    • C) Örnekleme
    • D) Öyküleme
    • E) Tanık gösterme

    Parçada‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ insan dili ile hayvanların iletişim biçimi karşılaştırılır; insan dilinin öğrenilmesi ve değişebilirliği hayvan sesleriyle karşıt biçimde verilir. Bu nedenle ağır basan anlatım yolu karşılaştırmadır. Doğru cevap A seçeneğidir.

  11. 11. Aşağıdaki sorulardan hangisine verilecek cevap, cümlenin farklı bir ögesi olur?

    • A) Sınıfta kimin sırası boş kalmış?
    • B) Dışarıda saatlerdir seni kim bekliyor?
    • C) Törende hangi öğrenci şiir okuyacak?
    • D) Marketten dün akşam ne aldın?
    • E) Sınıftaki öğrencilerden hangisi gelmedi?

    D‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğindeki 'Marketten dün akşam ne aldın?' sorusuna verilecek cevap (örneğin: 'meyve aldım') yükleme sorulan 'ne' sorusuna yanıt vereceği için belirtisiz nesne olur. Diğer sorularda ise soru doğrudan özneyi buldurmaya yöneliktir ve verilecek cevaplar özne görevindedir. Doğru cevap D seçeneğidir.

  12. 12. Aşağıdaki sözlerden hangisi anlam bakımından diğerlerinden ayrılır?

    • A) Başarısızlık hayat menüsünün bir parçasıdır ve ben hiç yemek seçmem.
    • B) Hiç hata yapmamış kişi, yeni bir şey denememiştir.
    • C) Keskin bıçak olmak için çok çekiç yemek gerekir.
    • D) Hataları saklamak, düzeltmekten daha çok acı verir.
    • E) Hatalardan daha büyük bir öğretmen yoktur.

    A,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ B, C ve E seçenekleri başarısızlık ya da hataların kişiyi geliştirebileceğini anlatır. D seçeneği ise hataları gizlemenin doğurduğu sıkıntıyı vurgular; ana düşünce bakımından diğerlerinden ayrılır. Doğru cevap D seçeneğidir.

  13. 13. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde vurgu zaman kavramı üzerindedir?

    • A) Arkadaşım hafta sonunda hızlı trenle İstanbul’a gitmiş.
    • B) Arkadaşım hafta sonunda İstanbul’a hızlı trenle gitmiş.
    • C) Hafta sonunda hızlı trenle İstanbul’a arkadaşım gitmiş.
    • D) Hafta sonunda arkadaşım hızlı trenle Ankara’ya gitmiş.
    • E) Arkadaşım hızlı trenle Ankara’ya hafta sonunda gitmiş.

    Türkçede‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ kural olarak fiil cümlelerinde yüklemden hemen önce gelen öge cümlenin en çok vurgulanan ögesidir. E seçeneğinde 'gitmiş' yükleminden hemen önce zaman bildiren zarf tümleci olan 'hafta sonunda' ögesi getirilmiştir. Bu yüzden vurgu zaman kavramı üzerindedir. Doğru cevap E seçeneğidir.

  14. 14. İnsanlar uzaktaki ülkeleri merak ederek yeni yerleri çeşitli amaçlarla tanıma ihtiyacı hissetmiş, seyahatnameler de bu ihtiyaca cevap vermiştir. Geçmiş zamanlarda seyahatnameler, bir iletişim aracı olarak önem kazanmıştır. Seyahatnameler, iletişim imkânlarının kısıtlı olduğu dönemlerde bilimsel ve kültürel gelişmelerin aktarıcısı konumunda olmuştur. Yirmisekiz Mehmet Çelebi’nin “Fransa Sefaretnamesi”, Batı’nın bilim ve teknikteki ilerleyişini Osmanlıya tanıtmış; bu gelişme, Osmanlı toplumunda Batılılaşma için önemli bir isteği beraberinde getirmiştir. Marco Polo’nun Uzak Doğu ile ilgili seyahatnamesi, Batılıların Haçlı Seferleri’ni düzenlemeleri ve coğrafi keşiflere yönelmeleri için teşvik edici olmuştur. Bu parçadan hareketle seyahatnamelerle ilgili aşağıdakilerden hangisi _söylenemez_?

    • A) Yazıldıkları dönemde iletişimi sağlama görevini de üstlenmiştir.
    • B) Yirmisekiz Çelebi Mehmet’in eseri, türün bilinen en ünlü eseridir.
    • C) Bilimsel ve kültürel gelişmeler hakkında insanları bilgilendirmiştir.
    • D) İnsanların öğrenme isteğini karşılamak ve merakını gidermek için yazılmıştır.
    • E) Marco Polo, toplumsal ve sosyal açıdan dönüm noktalarının yaşanmasının önünü açmıştır.

    Parçada‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seyahatnamelerin merakı giderdiği, iletişim görevi gördüğü ve bilimsel-kültürel gelişmeleri aktardığı anlatılır. Yirmisekiz Mehmet Çelebi’nin eserinin türün en ünlü eseri olduğu söylenmez. Doğru cevap B seçeneğidir.

  15. 15. Yalnızlık, bir insanın kendini dünyadan kopmuş hissetme duygusudur. Yalnızlık, arkadaş yokluğundan, başkalarıyla birlikte olma arzusundan daha öteye giden bir duygudur. Yalnızlık çeken insan kendisini toplumdan kopmuş hisseder, başka insanlarla anlamlı bir iletişime girmekte zorlanır. Yalnızlık duygusu yalnız olma hâlinden farklıdır. Bazen insanlar bilinçli olarak tek başına kalmayı tercih ederler. Bu, yalnızlık duygusundan farklıdır. Yalnızlık duygusu, istek dışı yalnız kalma sonucu ortaya çıkar. Yalnızlık duyan insan terk edilme, dışlanma, depresyon, güvensizlik, umutsuzluk, anlamsızlık, değersizlik ve kızgınlık duygularıyla dopdoludur. Kendisinin, hiç kimsenin sevgisine değer olmadığını düşünür, bu yüzden de sosyal yaşamda zorluk çeker. Bu durum yalnızlık duyan insanın diğer insanlarla sağlıklı sosyal ilişkiler kurmasına da engel olabilir. Bu parçadan yalnızlık duygusuyla ilgili, I. Asosyal bir yaşama neden olduğu II. İnsanların yalnız kalma isteğinden doğduğu III. İnsanlarda olumsuz benlik algısına yol açabileceği yargılarından hangileri çıkarılır?

    • A) Yalnız I.
    • B) Yalnız II.
    • C) Yalnız III.
    • D) I ve II.
    • E) I ve III.

    Parçada‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ yalnızlık duygusunun kişinin sosyal ilişki kurmasını zorlaştırdığı ve değersizlik gibi olumsuz benlik algılarına yol açtığı belirtilir. Ancak yalnızlığın insanın isteyerek yalnız kalmasından doğduğu söylenmez. Doğru cevap E seçeneğidir.

  16. 16. Ülkemizin bitki türü zenginliği neredeyse Avrupa kıtasına eşit. Bu kadar çok bitkinin olduğu yerde tozlaşmaları sağlayan böceklerin de çok çeşitli olması, beklenen bir durum. Hele hele son yıllarda medyada sıkça duyduğumuz arı ölümlerinden sonra, arıların bitki tozlaşmasına ve özellikle tarımdaki katkılarına değinmemek olası değil. Son beş yılda arıların neden yok olduğu sorusu bilim insanlarının konuyla ilgili ayrıntılı çalışmalar yapmasına neden oldu. Bu konuda bu yıl içerisinde ülkemizde de iki kongre düzenlenmiş, bu ölümler ve yok olmalar konusunda bilim insanları bir araya gelerek bulgularını paylaşmışlardır. - - - -. Bunların yanında genetik çeşitliliğin azalmasının ya da yok olmasının da ölümlere neden olacağı belirtilmiştir. Bu parçada boş bırakılan yere anlam akışına göre, I. Ülkemizdeki bu biyoçeşitliliğin çok verimli bir şekilde değerlendirilip işlenmesi gerekmektedir. II. Bu konuda cep telefonlarının yaydığı manyetik alanlardan tutun, yeni mantar hastalıklarına, böcek öldürücülere kadar çok sayıda neden ortaya konmuştur. III. Farklı felaket senaryoları devreye sokularak olası sonuçları tartışmaya açılmıştır. yargılarından hangilerinin getirilmesi uygundur?

    • A) Yalnız I.
    • B) Yalnız II.
    • C) Yalnız III.
    • D) I ve II.
    • E) II ve III.

    Boşluktan‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ önce arı ölümlerinin nedenlerinin araştırıldığı, sonra da genetik çeşitlilikten söz edildiği görülür. II. yargı bu nedenleri sıralar ve akışı tamamlar. I ve III parçanın bağlamına doğrudan uymaz. Doğru cevap B seçeneğidir.

  17. 17. Arap dilinin bütün sözcüklerini bile kullansam zarar getirmem ona. Eğer herhangi bir yabancı dilden aldığımız bir kelime Türkçenin potasında sindiriliyor ise Türkçe zaten büyük bir dil demektir. Nitekim Türkçe büyük bir dildir ve bu tür kelimelerimiz de sayısızdır. Bunları dilden atmak, tam manasıyla güvensizlik belirtisidir. Bu bakımdan Türkçemize güvenmek zorundayız; fakat insanlar kendilerine güvenemedikleri için kendi zayıflıklarını dile yüklüyorlar. Bu parçaya göre yazarlarımızın Türkçeye güvenmemesinin asıl nedeni aşağıdakisinde belirtilmiştir?

    • A) Türkçenin dil yapısındaki özellikler
    • B) Arapçanın dilimiz üzerindeki etkisi
    • C) Türkçenin büyük bir dil olduğunun bilinmemesi
    • D) Yazarlarımızın öz güven eksikliği
    • E) Yabancı dillerden aldığımız sözcüklerin yoğunluğu

    Parçanın‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ son cümlesinde, yazarın Türkçeye güvenmemizin arkasındaki sebebi 'insanların kendilerine güvenemedikleri için kendi zaaflarını (zayıflıklarını) dile yüklemeleri' olarak açıkladığı görülmektedir. Dolayısıyla asıl neden yazarların kendilerine yönelik duydukları öz güven eksikliğidir. Doğru cevap D seçeneğidir.

  18. 18. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde adıl kullanılmıştır?

    • A) İnsan, öğrenmeyi bıraktığı gün yaşlanmaya başlar.
    • B) Eğitimin kökleri acı ama meyvesi tatlıdır.
    • C) Allah’ım, bana kitap dolu bir evle çiçek dolu bir bahçe nasip et!
    • D) Eğitim zihni geliştirmektir, belleği doldurmak değil.
    • E) Bilmediklerimi ayaklarımın altına alsaydım başım göğe değerdi.

    C‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde “bana” sözcüğü kişi zamiridir ve “ben” zamirinin yönelme hâlidir. Diğer seçeneklerde bu tür bir adıl kullanımı yoktur. Doğru cevap C seçeneğidir.

  19. 19. Meksika Körfezi yakınındaki bir turunç bahçesinde toprağı kazan çiftçiler, 180 santimetre boyunda şaşırtıcı bir kadın heykeliyle karşılaştılar. Uzmanlara göre bölgede türüne az rastlanan bu heykelin tanrıçayı çağrıştıran çok seçkin bir kadını tasvir ettiği düşünülüyor. Taşın kazınması yöntemiyle yapılmış olan heykelde arkeologları hayrete düşüren bir mimiğe rastlanıyor. Gözleri ve ağzı açık olarak tasvir edilmiş bu şaşkın kadının siyasi ve sosyal olarak yüksek pozisyonda olan bir yönetici olabileceği tahmin ediliyor. Heykelde dahi bir insanın hissiyatına tercüman olabilecek bu mimikler, gerçekten de ilgi çekici. 1450-1521 yılları arasında yapıldığı düşünülen heykelde Aztek etkileri de görülüyor. Bu parçaya göre söz konusu heykeli şaşırtıcı kılan temel unsur aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Günümüz insanının boyuyla yakın bir uzunlukta olması
    • B) Seçkin bir tanrıçayı tasvir etmesi
    • C) Tarım arazisinde bulunması
    • D) Aztek kültürünü yansıtması
    • E) Duyguları yansıtan yüz ifadesi taşıması

    Parçada‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ arkeologları ve uzmanları hayrete düşüren / şaşırtıcı kılan asıl unsurun, heykeldeki şaşkın yüz mimikleri (gözlerin ve ağzın açık tasvir edilmesi) ve bir insana has 'hissiyatı yansıtan mimikler' olduğu açıkça belirtilmiştir. Bu durum E seçeneğindeki 'duyguları yansıtan yüz ifadesi' yargısını doğrular.

  20. 20. Yenilenebilir enerji şimdiden hem endüstrileşmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde inanılmaz bir artış gösteriyor. Çin şu an dünyanın ikinci güneş paneli üreticisi durumunda. Ayrıca rüzgâr, güneş ve diğer yenilenebilir enerjilere yatırımı da geçen yıl ilk kez 100 milyar doları buldu. ABD’de 15 yılda inşa edilen ilk büyük güneş termal santrali 2008 Şubat’ında Nevada’da açıldı. Dünyanın çeşitli yerlerinde daha düzinelercesinin açılması planlanıyor; Avrupa’da yirmi yıl gibi kısa bir süre içinde, tüm kıtanın elektrik ihtiyacı Kuzey Afrika Çölü’ndeki güneş çiftlikleri tarafından karşılanabilecek. Öte yandan kirli enerjiye direniş de giderek artıyor. Dünyanın ihtiyaç duyduğu teknolojik değişimler de netleşiyor. Ulaşım sektörü elektriğe dönecek. Elektrik sektörü yeşile dönecek ve bu eğilim tüm uluslar tarafından zamanla benimsenecek. Bu parçadan I. Dünyanın, enerji üretiminde yeni bir anlayışa doğru evrildiği II. Temiz enerji üretimi konusunda gelişmiş ülkelerde çeşitli hazırlıkların yapıldığı III. Yenilenebilir enerji kaynakları sayesinde dünyadaki hava kirliliğinin hızla azalacağı yargılarından hangilerine ulaşılabilir?

    • A) Yalnız I.
    • B) Yalnız II.
    • C) Yalnız III.
    • D) I ve II.
    • E) I, II ve III.

    Parçada‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ dünyanın yenilenebilir enerjiye yöneldiği ve gelişmiş ülkelerde bu konuda yatırımlar/hazırlıklar yapıldığı anlatılır. Hava kirliliğinin hızla azalacağına dair kesin bir bilgi verilmez. Doğru cevap D seçeneğidir.

  21. 21. Her şey bir yana, şiire başlamayı teşvik eden bir üslup ve teknik vardır Bukowski şiirlerinde. Size şiir yazdırır. Beni şiire başlatan ilk ve tek yabancı simadır. Bir dönem oldukça etkiler sizi, sonra diğer bahçeleri keşfettikçe ve oralardan da meyve yedikçe bu simalar giderek artar. Hiç çekinmeden Bukowski şiirlerinde okuyanı etkileyen iki özelliği söylemek isterim: samimiyet ve hayal gücünden uzaklık. Bir yaşantı vardır onun şiirlerinde, süregelen ve etkisini yoğun biçimde hissettiren. Teknik kaygılar asla gütmez ve son derece rahattır. Bu parçadan Bukowski’nin şairliği ile ilgili, I. Gerçeklerden beslendiği II. Edebî yönden mükemmellik peşinde olmadığı III. Yeni başlayan şairler üzerinde etkili olduğu yargılarından hangileri çıkarılabilir?

    • A) Yalnız I.
    • B) Yalnız II.
    • C) Yalnız III.
    • D) I ve II.
    • E) I, II ve III.

    Parçada‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ Bukowski’nin gerçek yaşantıdan beslendiği, teknik kaygı taşımadığı ve şiire başlayanlar üzerinde etkili olduğu anlatılır. Bu nedenle üç yargıya da ulaşılabilir. Doğru cevap E seçeneğidir.

  22. 22. “Ünlü ile biten bir sözcüğe ünlü ile başlayan bir yapım eki getirilince araya yardımcı bir ünsüz girer.” Aşağıdakilerin hangisinde bu açıklamaya örnek olabilecek bir durum vardır?

    • A) Onun babacan tavırları hepimizi etkiledi.
    • B) Akşamleyin geri dönmek üzere ayrıldı.
    • C) Elmaları yerken kütür kütür ses çıkıyordu.
    • D) Alanında uzman olduğu belli oluyor.
    • E) Bizi dinlemeye devam edin, sayın dinleyiciler.

    E‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğindeki 'dinleyiciler' sözcüğünde 'dinle-' fiiline '-yici' eki getirilirken ünlüyle biten kökle ünlüyle başlayan ek arasına yardımcı 'y' ünsüzü girmiştir.

  23. 23. Ben İsmet Özel, şair, kırk yaşında. Her şey ben yaşarken oldu, bunu bilsin insanlar ben yaşarken koptu tufan ben yaşarken yeni baştan yaratıldı kâinat her şeyi gördüm içim rahat gök yarıldı, çamura can verildi Bu dizelerde aşağıdakilerden hangisi _yoktur_?

    • A) İsimden fiil yapım eki almış sözcükler
    • B) Hem tamlayan hem iyelik eki almış sözcük
    • C) Fiilden fiil yapım eki almış sözcükler
    • D) Sesteş köklü sözcükler
    • E) Hem yapım hem çekim eki almış sözcükler

    Dizelerde‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ fiilden fiil ve isimden fiil yapım eki almış sözcükler, yapım ve çekim eki almış sözcükler ve sesteş kökler bulunur. Hem tamlayan hem iyelik eki almış bir sözcük yoktur. Yeni sıralamada doğru cevap B seçeneğidir.

  24. 24. İnsanoğlu çok eski çağlardan beri müzik yapmış olsa da 'İnsan neden müzik üretir?' sorusunun tek ve kesin bir cevabı henüz verilebilmiş değildir. Bu konuda farklı bilimsel teoriler bulunsa da insanın iç dünyasındaki hisleri dışa vurmak için müzik yaptığı fikri en yaygın kabul görenlerden biridir. İnsanlar; dinî ritüellerde, sosyal şenliklerde, sanatsal performanslarda hatta ruhsal tedavilere eşlik eden müzik terapilerinde melodilere sığınabilirler. ----. Dinî amaçla icra edilen müziklerde insan, yaratıcıyla veya kutsal saydığıyla bir bağ kurmayı amaçlarken; sosyal veya sanatsal ortamlardaki müziklerde ya kendi benliğiyle ya da dinleyicileriyle köprü kurmayı hedefler. Hangi niyetle yapılırsa yapılsın, müziğin duygu ve düşünce paylaşımının evrensel bir aracı olduğu şüphe götürmez. Bu parçada boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilirse “müzik yapmanın nedenlerinin farklı, asıl amacının ise ortak olduğu” belirginleştirilmiş olur?

    • A) Müzik yapmanın motivasyonları çeşitlilik gösterse de temel niyet çoğunlukla bir mesaj iletmek ve iletişim kurmak üzerinedir
    • B) Müzik özünde ritim ve ses temelli bir dışa vurum şeklidir; resimdeki renklerin işlevi ne denli büyükse müzikteki sesler de aynı derece öneme sahiptir
    • C) Müziğin kökenini araştıran geniş kapsamlı antropolojik çalışmalar bulunmadığı gibi, mevcut teoriler de büyük ölçüde tahminlerden ibarettir
    • D) Müziğe sosyolojik açıdan yaklaşıldığında, içinde yaşanılan toplumun tarihsel, coğrafi ve kültürel izlerini taşıdığı kolaylıkla fark edilebilir
    • E) İlkel topluluklardan bu yana bir müzisyen için içsel coşkusunu çevresindekilere aktarabilmenin en kestirme yolu enstrümanını özgürce çalmaktan başka bir şey değildir

    Boşluktan‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ önce insanların müzik yapma nedenlerinin ('ritüel, şenlik, tedavi vb.') farklılığından bahsedilmiş; boşluktan sonra ise dinî veya sosyal alanlarda ortak olarak kurulan 'bağ/köprü kurma' amacına değinilmiştir. Bu nedenle aradaki geçişi sağlayan ve nedenlerin farklı, iletişim kurma amacının ise ortak olduğunu belirten A seçeneği getirilmelidir. Doğru cevap A seçeneğidir.

  25. 25. 1894’te İstanbul Fatih’te doğan Ahmet Rasim’i annesi Nevbahar Hanım bir başına ve büyük zorluklara göğüs gererek büyütür. Rasim, ilkokulun ardından yoksul ve kimsesiz öğrencilere parasız eğitim veren Darüşşafakaya girer. Edebiyatla tanışması bu döneme rastlar. Kısa süre memuriyetle iştigal etse de gönlü yazmaktan yanadır. Fransızcadan yaptığı çevirilerle Ahmet Mithat Efendi’nin beğenisini kazanır. Ardından roman, deneme, fıkra türünde pek çok eser kaleme alır. Ahmet Mithat ile başlayıp Hüseyin Rahmi ile devam eden halkçı edebiyat anlayışını sürdürmeyi tercih etmiştir. Aynı zamanda ilk fıkra yazarımız olan Rasim, gazetecilik mesleğini sürdürdüğü dönemde köşe yazarlığının yerleşmesini sağlayan öncü yazarlardan biridir. Yüze yakın esere imza atan Ahmet Rasim, “Menâkıb-ı İslâm” adlı kitabı ile II. Abdülhamit’ten “Mecîdî Nişanı” alır. Gazeteci, tarihçi, yazar Ahmet Rasim; 1932’de Heybeliada’daki evinde 68 yaşında hayata gözlerini yumar. Bu parçadan Ahmet Rasim’le ilgili, I. Edebiyatımızda bir geleneğin devam ettiricisi olduğu II. Edebiyat alanında yaptığı çevirilerle üne kavuştuğu III. Edebiyatçılığından çok gazetecilik yönünün bilindiği yargılarından hangilerine ulaşılabilir?

    • A) Yalnız I.
    • B) Yalnız II.
    • C) Yalnız III.
    • D) I ve II.
    • E) I ve III.

    Parçada‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ Ahmet Rasim’in Ahmet Mithat ve Hüseyin Rahmi çizgisindeki halkçı edebiyat anlayışını sürdürdüğü belirtilir. Çevirileriyle ün kazandığı ya da gazeteciliğinin edebiyatçılığından daha çok bilindiği söylenmez. Doğru cevap A seçeneğidir.