Genel Tekrar Testi - 81
Bir valinin il genelinde uygulanmak üzere çıkardığı ve bireylerin temel haklarını kısıtlayan bir karar, hem 'idarenin düzenleyici işlemi' hem de 'bireysel işlem' niteliğini aynı anda taşıyabilir mi? Bu soruyu en doğru karşılayan seçenek hangisidir?
Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
1. Bir valinin il genelinde uygulanmak üzere çıkardığı ve bireylerin temel haklarını kısıtlayan bir karar, hem 'idarenin düzenleyici işlemi' hem de 'bireysel işlem' niteliğini aynı anda taşıyabilir mi? Bu soruyu en doğru karşılayan seçenek hangisidir?
- A) Evet; ancak bu tür işlemlere karşı dava açma süresi, işlemin tebliği yerine Resmî Gazete'de yayımından itibaren başlar.
- B) Hayır; düzenleyici işlemler yalnızca Bakanlar Kurulu ve Cumhurbaşkanı tarafından çıkarılabilir.
- C) Hayır; bir idari işlem ya düzenleyici ya bireysel niteliktedir, ikisi aynı anda olamaz.
- D) Evet; karma nitelikli idari işlemler olabilir ve bunlara karşı hem bireysel hem de düzenleyici işlem olarak dava açılabilir. ✓
- E) Evet; 'melez işlem' adı verilen bu kategoride iptal davası bireysel sonuçları için açılır, düzenleyici kısmı ise re'sen Danıştay denetimine girer.
İdare hukukunda bazı işlemler hem genel-soyut (düzenleyici) hem de bireysel sonuçlar doğurabilir; bunlara 'karma nitelikli' ya da 'melez işlemler' denir. Örneğin bir valinin belirli kişi gruplarını (esnaf, taşımacı vb.) etkileyen bir kararı, hem o gruba yönelik bireysel sonuçlar hem de il genelinde bağlayıcı kurallar içerebilir. Bu tür işlemlere karşı hem bireysel hem de düzenleyici işlem boyutuyla dava açılabilir. İdare hukuku öğretisi bu ikiliği kabul eder ve yargı, ilgili kısmın niteliğine göre denetim yapar.
2. İdarenin 'takdir yetkisi' ile 'bağlı yetki' arasındaki sınırı belirlerken yargı organının kullandığı denetim ölçütleri arasında 'ölçülülük ilkesi' hangi işlevi görür?
- A) Ölçülülük ilkesi, idarenin araç-amaç ilişkisini denetleyerek takdir yetkisini hukuka aykırılık sınırına taşıyan aşımları iptal gerekçesi yapar. ✓
- B) Ölçülülük ilkesi, idarenin takdir yetkisini tamamen ortadan kaldırır.
- C) Ölçülülük ilkesi yalnızca cezai yaptırımlar için geçerlidir, idari işlemlerde uygulanmaz.
- D) Yargı ölçülülük denetimi yapamaz; bu denetim yalnızca Anayasa Mahkemesi'ne aittir.
- E) Yargı, ölçülülük ilkesiyle idarenin yerindelik kararlarını doğrudan iptal edebilir.
Takdir yetkisi, idarenin birden fazla hukuka uygun seçenek arasından tercih yapabildiği alandır. Yargı bu alanda 'yerindelik denetimi' yapamaz; ancak ölçülülük ilkesi bu sınırı aşan bir araçtır. Ölçülülük ilkesi üç alt unsuru kapsar: uygunluk (araç amaca elverişli olmalı), gereklilik (en az müdahale edici araç seçilmeli) ve orantılılık (araçla sağlanan yarar ile kısıtlama orantılı olmalı). Bu ilke aracılığıyla yargı, idarenin seçtiği aracın amacıyla açıkça orantısız olduğu durumlarda işlemi iptal edebilir; böylece takdir yetkisinin hukuk dışına taşması denetlenir, ancak yerindelik denetimi yapılmaz.
3. Kamu hizmetinin 'imtiyaz sözleşmesiyle' özel hukuk kişisine devredildiği bir durumda, hizmetin yürütülmesinde ortaya çıkan bir zarar için hangi yargı yolu işletilir ve sorumlu taraf kimdir?
- A) Yargı yolu imtiyaz sözleşmesinde belirlenir ve taraflar yabancı tahkimi dahi seçebilir.
- B) Her durumda adli yargı; sorumlu taraf imtiyaz sahibi özel kişidir.
- C) Her durumda idari yargı; sorumlu taraf idaredirçünkü kamu hizmeti devredilemez.
- D) Zararın niteliğine göre değişir: hizmet kusurundan doğan zararlarda idari yargı ve idare sorumludur; imtiyazcının kişisel kusurundan doğan zararlarda adli yargı ve imtiyazcı sorumludur. ✓
- E) Her zaman uyuşmazlık mahkemesi; çünkü yargı yolu belirsizdir.
İmtiyaz sözleşmesi, kamu hizmetinin özel hukuk kişisine gördürülmesidir; ancak kamu hizmeti niteliği devam eder. Yargı yolu ve sorumluluk, zararın kaynağına göre ayrışır: Eğer zarar, kamu hizmetinin işleyişindeki eksiklikten (hizmet kusurundan) kaynaklanıyorsa idare sorumludur ve idari yargı görevlidir. Eğer zarar, imtiyazcının hizmetten tamamen bağımsız kişisel eyleminden kaynaklanıyorsa imtiyazcı sorumludur ve adli yargı görevlidir. Bu ayrım, Danıştay ve Yargıtay içtihatlarıyla da desteklenen temel bir sorumluluk dağılımı çerçevesidir.
4. İdare hukukunda 'olur' (onay) kurumu ile 'devir' (yetki devri) arasındaki temel fark, yetkinin kullanımı açısından nasıl açıklanır?
- A) İkisi arasında fark yoktur; her ikisi de organik yetki aktarımıdır.
- B) Olurda ast, yetkisini üst makamın onayıyla kullanır ve sorumluluk üst makama geçer; yetkide devir ise yetkiyi kalıcı olarak alt makama aktarır ve sorumluluk da devredilir. ✓
- C) Olurda üst makam yetkiyi tamamen astına aktarırken, yetkide devir yalnızca imza yetkisini aktarır.
- D) Yetki devri mevzuatta açıkça öngörülmeden yapılabilirken, olur her zaman kanuna dayanmak zorundadır.
- E) Olur yalnızca yazılı işlemler için geçerliyken yetki devri sözlü işlemlere de uygulanabilir.
İdare hukukunda yetki devri (delegation): Yetkinin bir alt organa kanuni düzenlemeyle kalıcı biçimde aktarılmasıdır; devir yapıldıktan sonra devreden organ bu yetkiyi artık kullanamaz ve sorumluluk da devralan organa geçer. 'Olur' (onay) kurumu: Yetkiyi elinde tutan üst makamın, astının hazırladığı işlemi onaylamasıdır. Burada yetki üst makamda kalmaya devam eder; sorumluluk onaylayan makama aittir. İmza yetkisi devrinde ise yetki değil yalnızca imzalama görevi devredilir, sorumluluk aslı yetkili organda kalır. Bu üçlü ayrım KPSS'de sıkça karıştırılan bir konudur.
5. Danıştay'ın 'içtihadı birleştirme kararları' ile 'daire kararları' arasındaki bağlayıcılık farkı aşağıdaki hangi seçenekte doğru verilmiştir?
- A) Daire kararları tüm alt mahkemeler için bağlayıcıyken, içtihadı birleştirme kararları yalnızca Danıştay Genel Kurulu için geçerlidir.
- B) Her iki karar türü de yalnızca Danıştay bünyesindeki daireler için bağlayıcıdır.
- C) Her iki karar türü de bağlayıcı değildir; Türk hukukunda yargı kararları emsal niteliği taşımaz.
- D) İçtihadı birleştirme kararları sadece bireyler için bağlayıcıdır, idare mahkemeleri bu kararlarla bağlı değildir.
- E) İçtihadı birleştirme kararları idare mahkemeleri için de bağlayıcıyken, daire kararları yalnızca o dava için sonuç doğurur. ✓
2575 sayılı Danıştay Kanunu'na göre Danıştay'ın içtihadı birleştirme kararları; Danıştay daireleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemeleri dahil tüm idari yargı mercileri için bağlayıcıdır. Bu kararlar Resmî Gazete'de yayımlanır ve benzer davalarda mutlaka uygulanmak zorundadır. Daire kararları ise yalnızca o davayı kesin olarak çözümler; emsal niteliği taşısa da diğer mahkemeleri hukuken bağlamaz. Bu ayrım, kararın geniş çaplı uygulanması gereken bir hukuk meselesi mi yoksa somut bir uyuşmazlık mı olduğunu belirler.
6. İdare hukukunda 'idarenin mali sorumluluğu' bağlamında 'kusursuz sorumluluk' ilkesinin uygulandığı hangi teorik temel, idarenin kusur olmaksızın tazminat ödemesini zorunlu kılar?
- A) Hizmet teorisi – Kamu hizmetinin işlemesiyle ortaya çıkan her zarar karşılanmak zorundadır.
- B) Hakkaniyet ilkesi – Mahkeme hakkaniyete dayanarak kusur olmaksızın tazminata hükmedebilir.
- C) Sosyal risk teorisi – Bireyler toplumsal faaliyetlerden doğan risklere karşı devlet güvencesi altındadır.
- D) Kamu külfetleri önünde eşitlik ilkesi – Kamusal faaliyetin yüküne bazı bireyleri diğerlerinden fazla katlanmaya zorlamak haksızlık yaratır. ✓
- E) Eşitlik ilkesi – Herkes eşit kamusal yüklerden eşit pay almalıdır.
Kusursuz sorumlulukta idarenin kasıt ya da ihmalinin bulunması gerekmez; 'kamu külfetleri (yükleri) önünde eşitlik ilkesi' bu sorumluluğun temel dayanağıdır. Buna göre; devletin yürüttüğü kamusal faaliyet bazı bireyleri diğerlerinden orantısız biçimde olumsuz etkiliyorsa, bu bireyler toplumun geri kalanından fazla yük taşımamalıdır. Bu dengesizliği gidermek amacıyla idare kusursuz da olsa tazminat öder. Örneğin; güvenlik güçleriyle çatışmada zarara uğrayan masum bir vatandaş ya da kamu yapılarının inşasında çevre mülkü değer kaybeden kişi bu ilkeden yararlanabilir. 'Sosyal risk teorisi' ise terör gibi toplumsal tehlikelerden kaynaklanan zararları kapsar, daha özel bir alt kategoridir.
7. Türkiye'de olağanüstü hal döneminde çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin denetimi konusunda aşağıdaki hangi seçenek 2017 anayasa değişiklikleri sonrasındaki durumu en doğru biçimde yansıtır?
- A) Olağanüstü hal kararnameleri Anayasa Mahkemesi tarafından esas yönünden denetlenebilir. ✓
- B) Olağanüstü hal kararnameleri Danıştay tarafından iptal edilebilir.
- C) Olağanüstü hal kararnameleri TBMM tarafından iptal edilmedikçe yargısal denetime tabi tutulamaz.
- D) Olağanüstü hal kararnameleri hiçbir yargı denetimine tabi değildir.
- E) Olağanüstü hal kapsamındaki kararnameler yalnızca Anayasa Mahkemesi tarafından ve yalnızca şekil yönünden denetlenebilir.
2017 anayasa değişikliği (Anayasa m.148) ile olağanüstü hal kapsamında çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin Anayasa Mahkemesi tarafından esas yönünden de denetlenebileceği hükme bağlanmıştır. Eski 1982 Anayasası döneminde (m.148/son) olağanüstü hal KHK'ları Anayasa Mahkemesi denetiminin dışında tutulmuştu; bu durum ciddi eleştirilere yol açmıştı. 2017 değişiklikleriyle bu denetim boşluğu kısmen kapatılmış, kararnamelerin anayasaya uygunluğu Anayasa Mahkemesi tarafından incelenebilir hale gelmiştir. Danıştay ise bu kararnameler üzerinde denetim yetkisine sahip değildir.
8. Bir kamu ihale sözleşmesinde 'fesih hakkı', 'cezai şart' ve 'tek taraflı değişiklik' yetkisi idarede bulunmaktadır. Bu yetkiler özel hukuk sözleşmelerinde bulunmaz. Bu yetkilerin varlığının dayandığı idare hukuku ilkesi ve bu sözleşmelerin hukuki niteliği aşağıdaki seçeneklerden hangisiyle doğru birlikte verilmiştir?
- A) Eşitlik ilkesi – İdari sözleşme
- B) Kamu yararı üstünlüğü ilkesi ve kamu gücü ayrıcalıkları – İdari sözleşme ✓
- C) Sosyal devlet ilkesi – Karma sözleşme
- D) Sözleşme serbestisi ilkesi – İdari sözleşme
- E) Hukuki güvenlik ilkesi – Özel hukuk sözleşmesi
Kamu ihale sözleşmeleri, özel hukuk sözleşmelerinden temelden farklı olan 'idari sözleşme' niteliğindedir. Bu sözleşmelerde idare, kamu yararını korumak amacıyla tek taraflı değişiklik yapabilme, sözleşmeyi feshedebilme ve müteahhide ceza uygulayabilme gibi 'kamu gücü ayrıcalıkları'na (exorbitant powers/üstün kamu gücü yetkileri) sahiptir. Bu ayrıcalıkların dayanağı; idarenin kamu yararını bireysel çıkarın üstünde tutma zorunluluğudur. Bu sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklar idari yargıda çözülür. Sözleşme serbestisi ilkesi özel hukuka özgüdür; burada geçerli olan kamu yararı üstünlüğü ve kamu gücü ayrıcalıkları ilkeleridir.
9. Bir belediye başkanı, belediye meclisinin aldığı bir kararı uygulamak yerine, kararın hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle idare mahkemesine iptal davası açmıştır. Bu durumda aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
- A) Belediye başkanı, meclis kararlarına karşı idari itiraz yolunu tükettikten sonra dava açabilir.
- B) Belediye başkanı kararı uygulamak zorundadır; yargı yoluna ancak üçüncü kişiler başvurabilir.
- C) Belediye başkanı, 5393 sayılı Kanun gereği meclis kararlarını hukuka aykırı bulduğunda bir daha görüşülmek üzere meclise iade edebilir; meclis ısrar ederse valiye bildirir; vali de iptal için idare mahkemesine başvurabilir. ✓
- D) Belediye başkanı, yürütme organı sıfatıyla meclis kararlarını denetleyemeyeceğinden dava ehliyeti yoktur.
- E) Belediye başkanının doğrudan idare mahkemesine başvurması zorunlu idari başvuru yollarını ihlal ettiğinden dava usulden reddedilir.
5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 38. ve ilgili maddeleri uyarınca belediye başkanı, meclis kararlarını hukuka aykırı bulduğunda kararı bir daha görüşülmek üzere meclise iade edebilir. Meclis kararında ısrar ederse belediye başkanı bu kararı valiye bildirir; vali de gerekli gördüğünde idare mahkemesine iptal davası açar. Belediye başkanının doğrudan yargıya başvurması bu prosedüre aykırıdır. Doğru yanıt C şıkkıdır.
10. İdare hukuku kapsamında 'yetki genişliği' ilkesine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
- A) Yetki genişliği ilkesi, yerinden yönetim ilkesinin bir yansıması olup idari vesayetle doğrudan ilişkilidir. ✓
- B) Yetki genişliği, merkezi idarenin taşra örgütüne tanınan, merkez adına karar alma imkânıdır.
- C) Yetki genişliği ilkesi ile yetki devri birbirinden farklı kavramlardır; yetki genişliğinde sorumluluk merkeze aittir.
- D) Yetki genişliği sayesinde taşra amirinin tesis ettiği işleme karşı açılacak davada yetkili mahkeme, işlemi tesis eden taşra amiрinin bulunduğu yer idare mahkemesidir.
- E) Valiler, yetki genişliği ilkesi kapsamında merkezi idare adına bazı işlemleri doğrudan tesis edebilir.
Yetki genişliği ilkesi, merkezden yönetimin (merkezi idarenin) sakıncalarını gidermek amacıyla merkezi idare taşra örgütüne tanınan bir yetki genişletme mekanizmasıdır; yerinden yönetim ilkesinin değil, merkezden yönetimin bir sonucudur. İdari vesayet ise merkezi idarenin yerel yönetimler üzerindeki denetimini ifade eder; yetki genişliğiyle doğrudan ilişkisi yoktur. Bu nedenle E şıkkı yanlıştır.
11. Danıştay, bir davada idari işlemin hem şekil hem esas bakımından hukuka aykırı olduğunu tespit etmiştir. Mahkeme önce şekil aykırılığını, ardından esas aykırılığını incelemiştir. Aşağıdakilerden hangisi bu inceleme sırası ve sonuçlarına ilişkin doğru bir tespittir?
- A) Mahkeme önce esas aykırılığı incelemeli; esas bakımından hukuka uygunluk varsa şekle bakılmamalıdır.
- B) İdari işlemin hem şekil hem esas bakımından hukuka aykırı olması hâlinde mahkeme yalnızca esas aykırılık gerekçesiyle iptal kararı vermelidir.
- C) Türk idare hukukunda şekil aykırılığı, tek başına iptal kararına yol açamaz; mutlaka maddi hukuk ihlaliyle birlikte bulunmalıdır.
- D) Şekil aykırılığının iptal kararına yol açabilmesi için işlemin esasını etkilemesi gerekmez; her türlü şekil aykırılığı iptal sebebidir.
- E) Mahkeme, şekil aykırılığı nedeniyle iptal kararı verdikten sonra esas yönünden inceleme yapma zorunluluğu yoktur; ancak ileride yeniden tesis edilecek işleme yol göstermek amacıyla esas hakkında da görüş bildirebilir. ✓
Türk idare yargısında şekil aykırılığı bağımsız bir iptal sebebidir; ancak öğretide ve Danıştay içtihadında esasa etkili olmayan basit şekil eksikliklerinin iptal sonucunu doğurmayacağı kabul edilmektedir. Şekil aykırılığı nedeniyle iptal kararı verildiğinde mahkeme, esas bakımından ayrıca hüküm kurmak zorunda değildir; ancak idarenin yeniden işlem tesis edeceği gözetilerek esas hakkında da değerlendirme yapılabilir. Bu nedenle C şıkkı doğrudur. B şıkkı yanlıştır çünkü her şekil aykırılığı iptal sebebi değildir. D şıkkı da yanlıştır; şekil aykırılığı tek başına iptal gerekçesi olabilir.
12. Bir kamu görevlisi hakkında disiplin soruşturması başlatılmış ve soruşturma tamamlanmadan kamu görevlisinin görevine son verilmiştir. Bu durumda idarenin işlemi hangi unsur bakımından hukuka aykırıdır?
- A) Konu unsuru bakımından, çünkü görevden çıkarma cezası ancak belirli suçlara uygulanabilir.
- B) Maksat unsuru bakımından, çünkü idare kamu yararı dışında bir amaçla hareket etmiştir.
- C) Sebep unsuru bakımından, çünkü soruşturma tamamlanmadan fiilin gerçekleşip gerçekleşmediği tespit edilemez.
- D) Yetki unsuru bakımından, çünkü disiplin cezası verme yetkisi disiplin kuruluna aittir.
- E) Şekil unsuru bakımından, çünkü savunma hakkı tanınmadan ve soruşturma tamamlanmadan verilen ceza usul kurallarını ihlal etmektedir. ✓
İdari işlemin unsurları yetki, şekil, sebep, konu ve maksat olarak sayılır. Disiplin soruşturması tamamlanmadan ve savunma hakkı tanınmadan verilen bir disiplin cezası, öncelikle şekil (usul) unsuru bakımından hukuka aykırıdır; çünkü 657 sayılı DMK'nın 130. maddesi uyarınca kamu görevlisine savunma hakkı tanınması zorunludur ve soruşturmanın tamamlanması usule ilişkin bir zorunluluktur. Soruşturma tamamlanmadığından sebep unsurunda da eksiklik olduğu savunulabilir; ancak asıl ihlal usul (şekil) boyutundadır ve bu seçenekler arasında B en doğru ve kapsamlı yanıttır.
13. İdarenin 'takdir yetkisi' ile 'bağlı yetki' arasındaki farka ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
- A) Bağlı yetkide kanun koşulların gerçekleşmesi hâlinde idarenin yapacağı işlemi ve içeriğini belirler; takdir yetkisinde idare, kanunun çizdiği sınırlar içinde seçim yapabilir. ✓
- B) Takdir yetkisinin kullanıldığı durumlarda yargısal denetim mümkün değildir; mahkemeler yerindelik denetimi yapamaz.
- C) Bağlı yetkide idare işlem yapıp yapmama konusunda serbesttir; takdir yetkisinde ise kanun işlem yapılmasını zorunlu kılar.
- D) Türk idare hukukunda takdir yetkisi yalnızca olağanüstü hâl dönemlerinde kullanılabilir.
- E) Takdir yetkisinin hukuka aykırı kullanılması ancak açık ve belirgin bir hata hâlinde yargısal denetime konu olabilir; makul takdir alanı yargı dışındadır.
Bağlı yetkide kanun, belirli koşullar gerçekleştiğinde idarenin ne yapacağını açıkça ve tek bir seçenek olarak belirlemiştir; idare bu durumda herhangi bir seçim hakkına sahip değildir. Takdir yetkisinde ise kanun idarenin hareket alanını çizer ancak bu alan içinde idarenin birden fazla seçeneği bulunmaktadır. Takdir yetkisi kullanılarak tesis edilen işlemler yargı denetimine tamamen kapalı değildir; yetki aşımı, amaç sapması veya açık takdir hatası hâllerinde yargısal denetim mümkündür. Bu nedenle C şıkkı doğrudur.
14. Bir bakanlık, kendi alanında düzenleyici işlem yapmak amacıyla yönetmelik çıkarmıştır. Bu yönetmeliğin hukuka uygunluğuna ilişkin dava hangi mahkemede açılmalıdır?
- A) Uyuşmazlık Mahkemesinde, çünkü yönetmeliklerin denetimi adli ve idari yargı arasındaki yetki uyuşmazlığına yol açar.
- B) Yönetmeliği çıkaran bakanlığın bulunduğu yer idare mahkemesinde.
- C) Bölge idare mahkemesinde, çünkü yönetmelikler ikincil mevzuat niteliğinde olduğundan bölge mahkemelerinde görülür.
- D) Danıştay'da, çünkü bakanlıklar tarafından çıkarılan yönetmeliklere karşı açılacak iptal davaları ilk derece mahkemesi sıfatıyla Danıştay'da görülür. ✓
- E) Anayasa Mahkemesinde, çünkü yönetmelikler kanun hükmündedir.
2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 24. maddesi uyarınca bakanlıklar ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca çıkarılan yönetmeliklere karşı açılacak iptal ve tam yargı davaları ilk derece mahkemesi sıfatıyla Danıştay'da görülür. Bu kural, yönetmeliklerin genel ve düzenleyici nitelikte olmasından kaynaklanmaktadır. Cumhurbaşkanlığı kararnameleri de aynı şekilde Danıştay'ın ilk derece yargı yetkisine girer. Doğru yanıt C'dir.
15. Türk idare hukukunda 'idarenin mali sorumluluğu' bakımından aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi hatalıdır?
- A) Hizmet kusuru – Kamu görevlisinin kişisel kusurundan doğan zararın idare tarafından karşılanması. ✓
- B) Fedakârlığın denkleştirilmesi – Kamu yararı için katlanılan fedakârlık karşılığında tazminat ödenmesi.
- C) Sosyal risk ilkesi – Devletin eylemlerinden kaynaklanmayan toplumsal risklerin yol açtığı zararların tazmin edilmesi.
- D) Kusursuz sorumluluk – Kamu külfetleri önünde eşitlik ilkesi kapsamında özel ve olağandışı zararların tazmin edilmesi.
- E) Kusurlu sorumluluk – İdarenin hizmet kusuru nedeniyle zarara uğrayan kişiye tazminat ödemesi.
Hizmet kusuru, idarenin örgütsel düzeydeki kusurunu ifade eder: hizmetin hiç işlememesi, geç işlemesi veya kötü işlemesi hâllerinde söz konusu olur ve bu durumda sorumluluk doğrudan idareye aittir. Kamu görevlisinin kişisel kusuru ise hizmet kusurundan farklıdır; kişisel kusur durumunda görevli, idareyle olan bağını aşan bireysel eyleminden dolayı şahsen sorumlu olur ve idare bu zararı doğrudan karşılamaz (rücu ilişkisi ayrıca değerlendirilir). Bu nedenle D şıkkındaki 'kişisel kusurun idare tarafından karşılanması' ifadesi hatalıdır.
16. Aşağıdaki idari işlemlerden hangisi 'icrailik' özelliğine sahip değildir?
- A) Kamulaştırma kararı.
- B) İdarenin bir soruya verdiği danışma görüşü (mütalaa). ✓
- C) Ruhsat iptali kararı.
- D) Disiplin cezası kararı.
- E) Yıkım kararı.
İdari işlemlerin icrailiği, idarenin bir mahkeme kararına gerek duymaksızın işlemini re'sen uygulayabilmesi anlamına gelir. Ruhsat iptali, yıkım kararı, kamulaştırma kararı ve disiplin cezası kararlarının tamamı icrai nitelikte olup idare bunları doğrudan uygulayabilir. Buna karşılık idarenin bir soruya verdiği danışma görüşü (mütalaa, istişari görüş) hukuki sonuç doğurmayan, bağlayıcılığı bulunmayan bir işlemdir; icrai nitelik taşımaz ve tek başına idari davaya konu edilemez. Doğru yanıt D'dir.
17. İdari yargılama hukukunda 'ön karar koşulu' aşağıdaki davalardan hangisi için gereklidir?
- A) Yalnızca kamulaştırmasız el atmadan doğan tam yargı davaları.
- B) İdareye karşı açılacak tam yargı davalarının tamamı.
- C) İdari sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklarda açılacak tam yargı davaları.
- D) İptal davaları.
- E) İdari eylemden doğan tam yargı davalarında, eylemin öğrenilmesinden itibaren belirli süre içinde idareye başvurularak ön karar alınması gerekir. ✓
2577 sayılı İYUK'un 13. maddesi uyarınca idari eylemden (haksız fiil niteliğindeki eylemden) doğan tam yargı davalarında, dava açmadan önce idareye yazılı başvuruda bulunulması zorunludur. Bu başvurunun zararın öğrenilmesinden itibaren bir yıl içinde yapılması ve idarenin ret cevabından veya zımni redden itibaren dava açma sürelerinin işlemeye başlaması gerekir. İdari işlemden doğan tam yargı davalarında ise ön karar zorunlu değildir; doğrudan dava açılabilir. İptal davalarında da bu ön karar koşulu aranmaz. Doğru yanıt E'dir.
18. Olağanüstü hâl kapsamında çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle temel haklara getirilen sınırlamalara ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi Anayasa'ya uygundur?
- A) Olağanüstü hâl kararnameleri Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilebilir; bu süreçte Danıştay görüş bildirme yetkisine sahiptir.
- B) Olağanüstü hâl döneminde çıkarılan kararnameler yargısal denetime tabi değildir; ancak TBMM denetimi yeterlidir.
- C) Olağanüstü hâlde milletlerarası sözleşmelerden doğan yükümlülükler tamamen askıya alınır ve temel haklar ihtiyaç duyulan ölçüde sınırsız biçimde kısıtlanabilir.
- D) Temel haklar olağanüstü hâlde dahi özlerine dokunulamaz; Anayasa'nın 15. maddesi kapsamında milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler saklı kalmak kaydıyla bazı haklar kısmen askıya alınabilir. ✓
- E) Olağanüstü hâl kararnameleri kanun hükmünde olduğundan Anayasa Mahkemesi denetimine tabi değildir ve temel haklar sınırsız biçimde kısıtlanabilir.
Anayasa'nın 15. maddesi, savaş, seferberlik, olağanüstü hâl gibi olağanüstü dönemlerde milletlerarası hukuktan doğan yükümlülüklere aykırı olmamak koşuluyla temel hak ve hürriyetlerin kısmen veya tamamen durdurulabileceğini öngörür. Ancak madde, yaşam hakkı, işkence yasağı, din özgürlüğü gibi mutlak hakların hiçbir koşulda askıya alınamayacağını da belirtir. Dolayısıyla olağanüstü hâlde dahi hakların özüne dokunulamaz ve milletlerarası hukuk yükümlülükleri saklı tutulur. Doğru yanıt B'dir.
19. Kamu hizmetinin 'sürekliliği ilkesi' bakımından aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi hatalıdır?
- A) Sürekliliği ilkesi gereği kamu hizmeti, kesintisiz ve düzenli biçimde yürütülmelidir.
- B) Sürekliliği ilkesi, kamu görevlilerinin grev hakkını kısmen kısıtlamanın anayasal dayanağını oluşturur.
- C) Sürekliliği ilkesi yalnızca merkezi idare tarafından yürütülen hizmetlere uygulanır; yerel yönetimler bu ilkenin dışındadır. ✓
- D) Doğal afet veya olağanüstü hâl gibi zorunlu durumlarda hizmetin geçici olarak aksatılması sürekliliği ilkesinin ihlali sayılmaz.
- E) Kamu hizmetinin görülmesini üstlenen özel hukuk kişileri de sürekliliği ilkesine uymak zorundadır.
Kamu hizmetinin sürekliliği ilkesi, yalnızca merkezi idare tarafından yürütülen hizmetlere değil, yerel yönetimlerce ve kamu hizmeti imtiyazı çerçevesinde özel hukuk kişilerince yürütülen tüm kamu hizmetlerine uygulanır. Belediyelerin su, ulaşım, temizlik gibi hizmetleri de süreklilik ilkesine tabidir. Bu nedenle D şıkkındaki 'yerel yönetimler bu ilkenin dışındadır' ifadesi hatalıdır.
20. İdarenin 'zımni ret' kurumuna ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
- A) Zımni ret, idarenin başvuruya hiç cevap vermemesi hâlinde dava açma süresini sonsuz biçimde uzatır.
- B) Zımni ret yalnızca idari başvurularda söz konusu olur; idari itiraz yollarında idarenin susması zımni kabul anlamına gelir.
- C) İYUK'a göre idareye yapılan başvuruya 60 gün içinde cevap verilmemesi hâlinde istek reddedilmiş sayılır ve bu tarihten itibaren dava açma süresi işlemeye başlar. ✓
- D) Zımni ret kararı, açık ret kararıyla aynı hukuki sonuçları doğurur; ancak zımni rete karşı dava açılamaz.
- E) Zımni ret hâlinde idare dava açıldıktan sonra artık olumlu işlem tesis edemez.
2577 sayılı İYUK'un 10. maddesi uyarınca ilgililer, idari işlem tesis edilmesi için idareye başvurabilir. İdare, başvuruya 60 gün içinde cevap vermezse istek reddedilmiş sayılır. Bu zımni ret tarihinden itibaren dava açma süresi (genel itibarıyla 60 gün) işlemeye başlar. Zımni ret hâlinde dava açılabilir; dava açıldıktan sonra da idare işlem tesis edebilir ancak bu durumda dava konusu değişebilir. D şıkkı yanlıştır çünkü zımni rete karşı da dava açılabilir. E şıkkı da hatalıdır; zımni kabul özel kanunlarda düzenlenmiş olup genel kural değildir. Doğru yanıt B'dir.
21. Türk idare hukukunda 'idari vesayet' ile 'hiyerarşik denetim' arasındaki temel farka ilişkin aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
- A) Hiyerarşik denetim anayasal dayanaktan yoksundur; yalnızca kanuni düzenlemelerle öngörülmüştür.
- B) Hiyerarşik denetimde üst makam astın işlemlerini re'sen değiştirebilir, iptal edebilir ve ast yerine işlem tesis edebilir; idari vesayette ise vesayet makamının yetkileri kanunla sınırlıdır ve kural olarak vesayet makamı denetlenen makam yerine işlem tesis edemez. ✓
- C) Vesayet makamı, denetlenen işlemi uygun bulmadığında her durumda re'sen iptal edebilir.
- D) İdari vesayet, merkezden yönetimin doğal sonucu iken hiyerarşik denetim yerinden yönetim birimlerine özgüdür.
- E) Hiyerarşik denetim yalnızca işlemler üzerinde; idari vesayet ise hem işlemler hem de kişiler üzerinde uygulanır.
Hiyerarşik denetim, aynı tüzel kişilik içindeki üst-ast ilişkisine dayalıdır. Üst makam, astın işlemini re'sen iptal edebilir, değiştirebilir ve ast yerine bizzat işlem tesis edebilir. İdari vesayet ise farklı tüzel kişilikler (merkezi idare ile yerel yönetimler) arasındaki bir dış denetimdir. Vesayet makamının yetkileri kanunla açıkça belirlenmek zorundadır (Anayasa m.127) ve vesayet makamı kural olarak denetlenen makam yerine işlem yapamaz; yalnızca onaylama, erteleme veya iptal için yargıya başvurma gibi sınırlı yetkiler kullanabilir. Doğru yanıt B'dir.
22. Kamulaştırma ile kamulaştırmasız el atma arasındaki farka ilişkin aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
- A) Kamulaştırmasız el atmada dava açma süresi 5 yıl olup bu süre el atmanın öğrenildiği tarihten itibaren işler.
- B) Kamulaştırma Kanunu'na göre kamulaştırma bedelinin tamamının peşin ödenmesi zorunludur; taksitle ödeme hiçbir koşulda mümkün değildir.
- C) Kamulaştırmasız el atmada malik, idarenin fiili el atmasına karşı el atmanın önlenmesi ve tazminat davası açabilir; uzun süreli fiili el atmadan doğan tazminat davası tam yargı davası niteliğindedir. ✓
- D) Anayasa Mahkemesi, kamulaştırmasız el atmayı tamamen anayasaya aykırı bularak yasaklamıştır.
- E) Kamulaştırmasız el atmada idare, kamulaştırma bedelini peşin ödemeksizin taşınmaza el koyar; bu hâlde malikin yalnızca el atmanın önlenmesi davası açma hakkı vardır.
Kamulaştırmasız el atma, idarenin usulüne uygun bir kamulaştırma işlemi yapmaksızın özel mülkiyete fiilen el koymasıdır. Bu durumda taşınmaz maliki, idarenin fiili el atmasına karşı el atmanın önlenmesi (müdahalenin men'i) ve tazminat davası açabilir. Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay içtihadı ile Danıştay uygulaması çerçevesinde uzun süreli fiili el atma hâllerinde açılan tazminat davaları, idari eylem kapsamında değerlendirilmekte ve idare mahkemelerinde tam yargı davası olarak görülmektedir. Doğru yanıt C'dir. B yanlıştır; büyük enerji projeleri gibi bazı hâllerde taksitli ödeme öngörülebilir.
23. Aşağıdaki durumlardan hangisinde idari işlem 'yokluk' (mutlak butlan) yaptırımıyla karşılaşır?
- A) İdarenin takdir yetkisini amaç unsuru bakımından sınır ötesi kullanması (amaç saptırması).
- B) Yetkisiz bir makam tarafından, açık ve ağır biçimde yetki gaspı yoluyla tesis edilen işlem. ✓
- C) İşlemin usul kurallarına kısmen uyulmaması.
- D) İşlemin gerekçesiz olması.
- E) İşlemin tebliğinde şekil hatası bulunması.
İdare hukukunda yokluk (mutlak butlan), işlemin hukuki düzene hiç girmemiş sayılacağı ağır sakatlık hâlini ifade eder. Yokluk için hatanın açık, ağır ve aşikâr olması gerekir. Yetkisiz bir makamın, açık ve tartışmasız biçimde başka bir makama ait yetkiyi kullanarak (yetki gaspı) tesis ettiği işlem, yokluk yaptırımıyla karşılaşır. Bu tür işlemler hiçbir zaman kesinleşmez, dava açma süresine tabi değildir ve herkes tarafından her zaman ileri sürülebilir. Diğer seçeneklerdeki hâller (gerekçesizlik, usul hatası, tebligat hatası, amaç saptırması) iptale konu olabilir; ancak yokluk sonucunu doğurmaz. Doğru yanıt C'dir.
24. Türkiye'de il özel idarelerinin karar organı aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Kaymakamlık
- B) İl Genel Meclisi ✓
- C) İl Encümeni
- D) Belediye Meclisi
- E) Valilik
İl özel idaresinin karar organı İl Genel Meclisi'dir. İl Genel Meclisi, il halkı tarafından seçimle belirlenir. Yürütme organı ise vali ve il encümeninden oluşur.
25. Belediye başkanı hakkında mazbatasının iptali dışında görevden uzaklaştırma kararı verme yetkisi aşağıdaki mercilerden hangisine aittir?
- A) Vali
- B) Cumhurbaşkanı
- C) Belediye Meclisi
- D) Danıştay
- E) İçişleri Bakanı ✓
5393 sayılı Belediye Kanunu'na göre belediye başkanı hakkında soruşturma açılması ve gerektiğinde görevden uzaklaştırma kararı İçişleri Bakanı tarafından verilebilir. Bu yetki merkezi idarenin yerel yönetimler üzerindeki vesayet denetiminin bir yansımasıdır.