VATANDASLIK - i dare hukuku (Bölüm 3)
VATANDASLIK - i dare hukuku (Bölüm 3)
Aşağıdakilerden hangisi idarenin hizmet kusuruna dayanan sorumluluğunda aranan unsurlardan biri değildir?
Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
1. Aşağıdakilerden hangisi idarenin hizmet kusuruna dayanan sorumluluğunda aranan unsurlardan biri değildir?
- A) Kusurun ağır nitelikte olması ✓
- B) İdari faaliyetle zarar arasında nedensellik ilişkisi
- C) İlliyet bağı
- D) Hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi
- E) Zarar
İdarenin hizmet kusurundan doğan sorumluluğunda üç temel unsur aranır: hizmet kusuru (hizmetin hiç işlememesi, geç işlemesi veya kötü işlemesi), zarar ve illiyet bağı. Hizmet kusurunun ağır nitelikte olması genel bir kural olarak aranmaz; olağan bir hizmet kusuru bile sorumluluk doğurmaya yetebilir. 'Kusursuz sorumluluk' hallerinden farklı olarak burada kusur aranır; ancak kusur derecesi bakımından 'ağır kusur' şartı hizmet kusuru sorumluluğunun genel koşulu değildir.
2. Türk hukukunda 'olağanüstü hal kanun hükmünde kararnameleri' ile olağan dönem kanun hükmünde kararnameleri arasındaki en önemli fark nedir?
- A) Olağan KHK'lar yargısal denetime tabi değilken, olağanüstü hal KHK'ları tabi tutulur.
- B) Olağanüstü hal KHK'ları Anayasa Mahkemesi denetimine tabi değildir.
- C) Her iki tür KHK da aynı usul ve esaslara göre çıkarılır.
- D) Olağanüstü hal KHK'ları temel hakları kısıtlayabilir; olağan KHK'lar kısıtlayamaz. ✓
- E) Olağanüstü hal KHK'ları Cumhurbaşkanı tarafından değil, Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılır.
Anayasa'nın 15. maddesi uyarınca olağanüstü dönemlerde temel hak ve özgürlükler kısmen ya da tamamen askıya alınabilir. Olağanüstü hal KHK'ları, olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda temel hakları kısıtlayabilir. Olağan dönem KHK'ları ise temel hakların özüne dokunamaz. 2017 Anayasa değişiklikleriyle birlikte KHK yapısı yeniden düzenlenmiş olmakla birlikte bu temel ayrım sınav perspektifinden önemini korumaktadır.
3. İdare hukukunda 'yetki devri' ile 'imza yetkisi devri (yetki tevdii)' arasındaki fark düşünüldüğünde, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
- A) Yetki devri ve imza yetkisi devri arasında hukuki açıdan herhangi bir fark yoktur.
- B) İmza yetkisi devrinde sorumluluk devralan makama geçer.
- C) Yetki devrinde asıl makam yetkisini kullanmaya devam edebilirken, imza yetkisi devrinde edemez.
- D) İmza yetkisi devrinde sorumluluk devredene ait kalırken, yetki devrinde devralan makama geçer. ✓
- E) Yetki devri herhangi bir kanun dayanağına ihtiyaç duymaz.
Yetki devrinde yetkiyi devreden makam artık o konuda işlem yapamaz; sorumluluk devralan makama geçer ve yetki devri için kanuni dayanak şarttır. İmza yetkisi devrinde (yetki tevdiinde) ise yetkiyi devreden makam her zaman o yetkiyi geri alabilir ve işlemin siyasi-hukuki sorumluluğu devreden makamda kalmaya devam eder; sadece imzalama işlemi devredilmiştir.
4. Bir vatandaş, hakkında tesis edilen idari işleme karşı önce idareye başvuru yoluna (itiraz/şikâyet) gitmiş, idare 60 gün içinde cevap vermemiştir. Bu durumda aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
- A) 60 günlük sürenin dolmasıyla birlikte başvuru reddedilmiş sayılır ve dava açma süresi başlar. ✓
- B) Vatandaş yalnızca bir kez daha başvuru yapabilir.
- C) İdare cevap vermediği için dava açma süresi hiç işlemez.
- D) Sessiz kalma her zaman zımni red anlamına gelmez; bazen zımni kabul sayılır.
- E) Dava açma süresi başvuru tarihinden itibaren işlemeye devam eder, 60 günlük süre dava süresini durdurmaz.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 10. maddesi uyarınca, ilgililer haklarında bir işlem yapılması için idareye başvurduklarında, 60 gün içinde cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. Bu zımni ret üzerine ilgililer dava açabilir ya da üst makamlara başvurabilirler. 60 günün dolması zımni red sayılarak dava açma hakkını doğurur.
5. Kamu hizmetlerinin yürütülmesinde uygulanan 'süreklilik ilkesi' ile doğrudan çelişen ve idare hukukunda ayrıca tartışılan konu aşağıdakilerden hangisidir?
- A) İdarenin düzenleme yetkisi
- B) Yetki genişliği ilkesi
- C) İdarenin mali sorumluluğu
- D) İdarenin re'sen icra yetkisi
- E) Kamu görevlilerinin grev hakkı ✓
Kamu hizmetlerinin sürekliliği ilkesi, hizmetlerin kesintisiz devam etmesi gerektiğini öngörür. Kamu görevlilerinin grev hakkı ise hizmetin sürekli yürütülmesi ilkesiyle doğrudan çelişir; zira grev kamu hizmetini geçici olarak durdurur. Bu nedenle Türk Anayasası ve idaresi, kamu görevlilerinin grev hakkını büyük ölçüde kısıtlamakta ya da belirli hizmetlerde yasaklamaktadır. Süreklilik ilkesinin yarattığı bu çatışma, idare hukukunun klasik tartışma alanlarındandır.
6. Aşağıdaki davalardan hangisi, idare mahkemelerinde tam yargı davası olarak açılır?
- A) Hukuka aykırı kamulaştırma işlemi nedeniyle uğranılan zararın tazmini için açılan dava ✓
- B) Bir yönetmeliğin iptali için açılan dava
- C) Belediye encümeni kararının iptali için açılan dava
- D) Bakanlık genelgesinin hukuka aykırılığının tespiti için açılan dava
- E) Kamu görevlisinin disiplin cezasının iptali için açılan dava
İdari yargıda davalar iptal davaları ve tam yargı davaları olarak ikiye ayrılır. İptal davalarında amaç hukuka aykırı idari işlemin ortadan kaldırılmasıdır. Tam yargı davalarında ise idari eylem, işlem veya sözleşmeden doğan zararın tazmin ettirilmesi amaçlanır. Hukuka aykırı kamulaştırma nedeniyle uğranılan zararın tazminini konu alan dava, bir tam yargı davasıdır. Diğer şıklardaki davalar iptal davası niteliği taşır.
7. Türkiye'de idarenin bütünlüğü ilkesini sağlayan araçlardan biri olan 'idari vesayet' ile 'hiyerarşik denetim' arasındaki temel fark aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?
- A) İdari vesayet yetkisi kullanılmadan önce yargı onayı gerekmez.
- B) Hiyerarşik denetim yerinden yönetim kuruluşları üzerinde, idari vesayet merkezi idare bünyesinde uygulanır.
- C) İdari vesayet ancak kanunla öngörülen hallerde kullanılabilirken, hiyerarşik denetim doğrudan üst-ast ilişkisinden doğar. ✓
- D) İdari vesayet iptal yetkisi vermez, hiyerarşik denetim ise her zaman iptal yetkisi içerir.
- E) Hiyerarşik denetimde amir, astın işlemini re'sen değiştiremez.
Hiyerarşik denetim, merkezi idarenin kendi iç örgütlenmesinde üst-alt ilişkisinden doğar ve kanuni bir dayanağa ihtiyaç duymaz; amir, astın işlemine re'sen müdahale edebilir. İdari vesayet ise merkezi idarenin yerinden yönetim kuruluşları (belediyeler, il özel idareleri vb.) üzerindeki denetimidir ve ancak kanunun açıkça öngördüğü hallerde ve sınırlar çerçevesinde kullanılabilir; varsayımla genişletilemez.
8. Kamulaştırma işleminin hukuki niteliği düşünüldüğünde, aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
- A) Kamulaştırma yalnızca Devlet tarafından yapılabilir; kamu kurumları kamulaştırma yapamaz. ✓
- B) Kamulaştırma kamu yararı kararına dayandırılmak zorundadır.
- C) Kamulaştırma, mülkiyet hakkına getirilen anayasal bir sınırlamadır.
- D) Kamulaştırılan taşınmazın idareye tescili için bedelin ödenmesi ya da mahkemeye depo edilmesi gerekir.
- E) Kamulaştırma bedelinin peşin ödenmesi anayasal bir zorunluluktur.
Anayasa'nın 46. maddesi kamulaştırma yetkisini 'Devlet ve kamu tüzel kişileri' olarak belirlemiştir. Yani yalnızca Devlet değil, belediyeler, il özel idareleri, KİT'ler ve diğer kamu tüzel kişilikleri de kanunla öngörülen usul ve esaslara uymak kaydıyla kamulaştırma yapabilir. Bu nedenle D şıkkı yanlıştır. Diğer şıklar anayasal ve yasal çerçeve açısından doğrudur.
9. Aşağıdaki durumlardan hangisinde idari yargı yolu kapalı olup adli yargıya başvurulması gerekir?
- A) Belediyenin imar planı değişikliği işlemi
- B) Kamu görevlisine verilen ihraç disiplin cezası
- C) İdarenin özel hukuka tabi personeli ile yaşanan sözleşme uyuşmazlığı ✓
- D) Vergi dairesinin yapmış olduğu vergi tarhiyatı işlemi
- E) Bakanlığın düzenlediği yönetmeliğe karşı açılacak iptal davası
İdarenin özel hukuk hükümlerine göre istihdam ettiği (işçi statüsündeki) personel ile idare arasındaki sözleşmeden doğan uyuşmazlıklar, özel hukuk sözleşmesi niteliği taşıdığından adli yargıda (iş mahkemelerinde) görülür. Vergi uyuşmazlıkları vergi mahkemelerinde (idari yargı), imar planı ve disiplin cezaları idare mahkemelerinde, bakanlık yönetmelikleri ise Danıştay'da görülür.
10. Aşağıdakilerden hangisi idarenin takdir yetkisini kulllanarak tesis ettiği işlemlerin yargısal denetiminde esas alınan ölçütlerden biri değildir?
- A) Doğruluk ilkesi ✓
- B) Eşitlik ilkesi
- C) Ölçülülük ilkesi
- D) Hukuka uygunluk ilkesi
- E) Kamu yararı ilkesi
İdare hukukunda yargısal denetimde kullanılan ölçütler arasında ölçülülük, eşitlik, hukuka uygunluk ve kamu yararı ilkeleri yer almaktadır. 'Doğruluk ilkesi' idari işlemlerin yargısal denetiminde kullanılan tanımlı ve yerleşik bir ölçüt değildir. Diğer seçenekler Anayasa'dan ve idare hukuku doktrininden kaynaklanan gerçek denetim ölçütleridir.
11. Bir belediye başkanının, yasa gereği meclis kararı aranmasına karşın meclis kararı almaksızın belediye adına taşınmaz satın alması durumunda tesis edilen işlem hangi sakatlık türüne girer?
- A) Amaç unsuru yönünden hukuka aykırılık
- B) Yetki unsuru yönünden hukuka aykırılık
- C) Konu unsuru yönünden hukuka aykırılık
- D) Sebep unsuru yönünden hukuka aykırılık
- E) Şekil unsuru yönünden hukuka aykırılık ✓
İdari işlemlerin unsurları yetki, şekil, sebep, konu ve amaçtan oluşur. Bir işlemin yapılışında kanunun öngördüğü usul veya biçime (meclis kararı gibi kolektif karar alma yöntemi dahil) uyulmaması, 'şekil unsuru' yönünden hukuka aykırılık oluşturur. Burada belediye başkanının yetkisi olsa da zorunlu şekil koşulu olan meclis kararı alınmamıştır.
12. İdari yargıda 'iptal davası' ile 'tam yargı davası' arasındaki temel fark aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Tam yargı davalarında dava açma süresi 60 gün, iptal davalarında 30 gündür.
- B) İptal davasını yalnızca kamu görevlileri açabilirken tam yargı davasını her kişi açabilir.
- C) İptal davası Danıştay'da, tam yargı davası idare mahkemelerinde görülür.
- D) İptal davası yalnızca hukuka aykırı işlemleri ortadan kaldırmayı, tam yargı davası ise ayrıca maddi tazminat sağlamayı amaçlar. ✓
- E) İptal davasında idari işlem, tam yargı davasında idari eylem konu olabilir; bunun tersi mümkün değildir.
İptal davaları, hukuka aykırı idari işlemlerin ortadan kaldırılmasını (iptal edilmesini) hedefler ve hüküm kurucu niteliktedir. Tam yargı davaları ise idarenin hukuka aykırı eylem, işlem veya ihmali nedeniyle ortaya çıkan zararın tazmin edilmesini de içerir. Diğer seçeneklerdeki ifadeler hatalıdır: tam yargı davaları hem işlem hem eylemden açılabilir, dava açma süreleri her ikisinde de kural olarak 60 gündür.
13. Aşağıdakilerden hangisi 'olağanüstü hal' döneminde çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin anayasal denetimi bakımından doğrudur?
- A) Olağanüstü hal kararnameleri hiçbir şekilde yargısal denetime tabi tutulamaz.
- B) Anayasa Mahkemesi olağanüstü hal kararnamelerini şekil ve esas yönünden denetleyebilir.
- C) Bu kararnameler yalnızca Danıştay tarafından denetlenir.
- D) Olağanüstü hal kapsamında çıkarılan kararnameler Anayasa Mahkemesi'nin denetimine tabi değildir. ✓
- E) Bu kararnameler TBMM onayından geçtiği takdirde yargısal denetimin dışına çıkar.
Anayasa'nın 148. maddesine göre Anayasa Mahkemesi, olağanüstü hallerde çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin şekil ve esas bakımından Anayasa'ya aykırılığı iddiasıyla açılacak davaları inceleyemez. Bu kararname türü Anayasa Mahkemesi denetiminin istisnası olarak düzenlenmiştir. Ancak bireysel hak ihlalleri için bireysel başvuru yolu açık kalmaya devam eder.
14. İdare hukukunda 'hizmet kusuru' ile 'kişisel kusur' arasındaki ayrımın pratik önemi aşağıdakilerden hangisinde en doğru biçimde ifade edilmektedir?
- A) Hizmet kusurundan doğan zararlar idarenin tazminat yükümlülüğünü doğururken kişisel kusur hiçbir zaman tazminat yükümlülüğü doğurmaz.
- B) Hizmet kusurunda görevli kişi de idarenin yanında rücu yükümlülüğü altına girmez.
- C) Hizmet kusurundan doğan tazminat davası idare mahkemesinde, kişisel kusurdan doğan tazminat davası adli yargıda görülür. ✓
- D) Kişisel kusur yalnızca üst düzey kamu görevlileri tarafından işlenebilir.
- E) Hizmet kusuru ile kişisel kusur bir arada bulunduğunda idare hiçbir sorumluluk üstlenmez.
Hizmet kusuru, kamu hizmetinin kurulması, işletilmesi veya sürdürülmesine ilişkin kusurlardır ve bu kusurdan doğan davalar idare mahkemelerinde görülür. Kişisel kusur ise görevlinin kişisel kastı veya ağır ihmalinden kaynaklanan ve kamu hizmetiyle bağı zayıf olan kusurdur; bu davalar adli yargıda görülür. İdare, kendi görevlisinin kişisel kusuruyla zarar gören kişiye tazminat öderse görevliye rücu eder.
15. İdare mahkemelerinde açılan bir iptal davasında mahkeme, dava konusu idari işlemin tesis edildiği tarihten itibaren hiç doğmamış sayılmasına hükmedebilir. Bu durum hangi kavramla ifade edilir?
- A) İptal ✓
- B) Kaldırma
- C) Geri alma
- D) Yokluk
- E) Düzeltme
İptal kararı, hukuka aykırı idari işlemin tesis tarihinden itibaren (geçmişe etkili olarak/ex tunc) hukuki sonuçlarını ortadan kaldırır; işlem hiç tesis edilmemiş sayılır. 'Geri alma', idarenin bizzat işlemini geçmişe etkili olarak ortadan kaldırmasıdır. 'Kaldırma' ileriye dönük olarak etkisini sona erdirir. 'Yokluk' ise ağır ve açık sakatlık nedeniyle işlemin baştan itibaren hukuki varlık kazanamamasıdır. Yargı kararıyla gerçekleşen geçmişe etkili ortadan kaldırma işlemi 'iptal'dir.
16. Aşağıdaki idari kolluğa ilişkin ifadelerden hangisi yanlıştır?
- A) Kolluğun önleme amaçlı faaliyetleri idari yargı denetimine tabidir.
- B) İdari kolluk önleme amaçlı olup idari yaptırım uygulamaya yetkili değildir. ✓
- C) İdari kolluğun temel amacı; kamu güvenliği, kamu sağlığı ve kamu düzeninin korunmasıdır.
- D) İdari kolluk, kamu düzenini bozucu nitelikteki tehlikeleri önlemek amacıyla kullanılan bir idari faaliyettir.
- E) Genel idari kolluğun en üst mercii İçişleri Bakanlığı'dır.
İdari kolluk yalnızca önleme değil aynı zamanda idari yaptırım uygulama yetkisine de sahiptir. İdari para cezaları, mühürleme, kapatma kararları gibi işlemler idari kolluğun yaptırım araçlarıdır. 'İdari kolluk yaptırım uygulamaya yetkili değildir' ifadesi yanlıştır. Diğer şıklar idari kolluğa ilişkin doğru bilgiler içermektedir.
17. Danıştay'ın kuruluş ve işleyişine ilişkin aşağıdaki bilgilerden hangisi doğrudur?
- A) Danıştay üyeleri 12 yıllık süre ile görev yapar.
- B) Danıştay üyelerinin dörtte üçü idare mahkemesi hâkim ve savcıları arasından HSK tarafından, dörtte biri ise Cumhurbaşkanı tarafından seçilir. ✓
- C) Danıştay Başkanı Cumhurbaşkanı tarafından atanır.
- D) Danıştay sadece temyiz mahkemesi sıfatıyla görev yapar; ilk derece mahkemesi sıfatı yoktur.
- E) Danıştay üyelerinin tamamı Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından seçilir.
Anayasa'nın 155. maddesine göre Danıştay üyelerinin dörtte üçü, nitelikleri kanunda belirtilen idari yargı hâkim ve savcıları ile idari görevde bulunanlar arasından Hâkimler ve Savcılar Kurulu; dörtte biri ise Cumhurbaşkanı tarafından seçilir. Danıştay hem ilk derece mahkemesi hem de temyiz mercii olarak görev yapar. Üyelik süresi 4 yıllık dönemlerle yenilenir.
18. Bir kamu görevlisinin disiplin suçu işlemesi halinde disiplin cezası verme yetkisi kural olarak kime aittir?
- A) Yalnızca atamaya yetkili amire
- B) Yalnızca disiplin kuruluna
- C) Danıştay'a
- D) Yalnızca ilgili bakanlığa
- E) Suçun ağırlığına göre farklı disiplin amir ve kurullarına ✓
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na göre disiplin cezaları, suçun niteliğine ve verilecek cezanın türüne göre farklı merciler tarafından verilir. Uyarma ve kınama cezaları disiplin amirleri tarafından, kademe ilerlemesinin durdurulması disiplin kurulunca, devlet memurluğundan çıkarma ise Yüksek Disiplin Kurulu tarafından uygulanır. Dolayısıyla tek bir merci değil, cezanın türüne bağlı olarak farklı amir ve kurullar yetkilidir.
19. Kamulaştırmasız el atma kavramına ilişkin aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
- A) Kamulaştırmasız el atma hukuka uygun bir idari faaliyet türüdür.
- B) Kamulaştırmasız el atmada tazminat davası yalnızca idare mahkemesinde açılır.
- C) Kamulaştırmasız el atmadan doğan tazminat talep hakkı 5 yıllık zamanaşımına tabidir.
- D) İdare, kamulaştırma kararı ve bedel ödemesi olmaksızın özel mülkiyete fiilen el koyduğunda kamulaştırmasız el atma söz konusu olur. ✓
- E) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kamulaştırmasız el atmanın mülkiyet hakkını ihlal etmediğine hükmetmiştir.
Kamulaştırmasız el atma; idarenin, kanunda öngörülen kamulaştırma usullerine uymaksızın özel mülkiyete fiilen el koymasıdır ve hukuka aykırı bir eylemdir. Mülk sahibi hem el atmanın önlenmesi hem de tazminat için dava açabilir. AİHM bu uygulamanın 1 No'lu Protokol'ün 1. maddesi kapsamında mülkiyet hakkını ihlal ettiğine defalarca hükmetmiştir. Dava açma süresi açısından ise içtihat tartışmalı olmakla birlikte son düzenlemeler çerçevesinde özel süreler öngörülmüştür.
20. İdari işlemlerde 'yetki devri' ile 'imza devri' arasındaki fark aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak açıklanmıştır?
- A) Her ikisinde de sorumluluk tamamen devralana geçer.
- B) Yetki devri yalnızca üst makamdan alt makama yapılabilir, imza devri ise alt makamdan üst makama da yapılabilir.
- C) Yetki devrinde amir yetkisini süresiz olarak devreder, imza devrinde ise sadece belirli süre için devir yapılır.
- D) İmza devri Resmi Gazete'de yayımlanmak zorundayken yetki devri için böyle bir zorunluluk yoktur.
- E) Yetki devrinde devreden amir o yetkiyi artık kullanamaz; imza devrinde sorumluluk ve yetkinin özü devreden amirde kalır. ✓
Yetki devrinde, asıl yetkili makam belirli koşullar dahilinde (kanunla öngörülmesi, yazılı yapılması, belirlilik içermesi gibi) yetkisini alt makama devreder ve bu yetkiyi devir süresince kendisi kullanamaz; sorumluluk devralana geçer. İmza (=yetki genişletmesi/vekâlet yoluyla imza) devrinde ise yetki özü devreden makamda kalır, alt görevli sadece amir adına imza atar; asıl sorumluluk ve yetki sahibi devreden makamdır.
21. İdarenin 'özerk yönetim' anlayışı çerçevesinde kurulan kamu tüzel kişilerinden hangisi diğerlerinden farklı bir hukuki statüye sahiptir?
- A) Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
- B) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK)
- C) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK)
- D) Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu (TRT)
- E) Karayolları Genel Müdürlüğü ✓
Karayolları Genel Müdürlüğü, merkezi yönetim bünyesinde yer alan, tüzel kişiliği olmayan, genel bütçeli bir kamu kurumudur; özerk statüde bağımsız bir kamu tüzel kişisi değildir. Diğer seçeneklerdeki kurumlar ise ayrı tüzel kişiliklere sahip, idari ve mali özerkliği olan kuruluşlardır: TRT ve TCMB kamu tüzel kişileri, EPDK ve BDDK ise bağımsız idari otoriteler olarak düzenlenmiştir.
22. Aşağıdaki durumların hangisinde idari yargı yerinde 'itiraz yolu' değil, 'temyiz yolu' kullanılmalıdır?
- A) Danıştay dairelerinin ilk derece sıfatıyla verdiği kararlara karşı
- B) Vergi mahkemesinin 7.000 TL altındaki davalarda verdiği kararlara karşı
- C) İdare mahkemesinin ilk derece sıfatıyla verdiği nihai kararlara karşı
- D) Bölge idare mahkemesinin itiraz üzerine verdiği kararlara karşı ✓
- E) İdare mahkemesinin yürütmenin durdurulması talebini reddetmesi üzerine
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu uyarınca bölge idare mahkemelerinin itiraz incelemesi sonucu verdikleri kararlar kesin nitelikteydi; ancak yapılan değişikliklerle bu kararlara karşı Danıştay'da temyiz yoluna gidilebilmektedir. Şıklardaki diğer durumlar itiraz veya başka kanun yollarıyla ilgilidir. İdare mahkemesi nihai kararlarına karşı önce bölge idare mahkemesine istinaf (itiraz), ardından Danıştay'a temyiz yoluna başvurulur.
23. Bir belediyenin çevre temizlik vergisini 'Belediye Meclisi kararı' yerine 'Belediye Encümeni kararı' ile belirlemesi halinde bu işlem hangi hukuki sonucu doğurur?
- A) İşlem geçerlidir; çünkü encümen de meclisin yerine geçebilir.
- B) İşlem geçerlidir; çünkü belediye meclisi ve encümeni aynı tüzel kişilik adına hareket eder.
- C) İşlem yetki yönünden hukuka aykırıdır ve idare mahkemesinde iptal davasına konu olabilir. ✓
- D) İşlem hukuka aykırıdır; ancak encümen kararı ile tesis edildiğinden iptal davası açılamaz.
- E) İşlem yok hükmündedir; çünkü vergi koyma yetkisi yalnızca yasama organına aittir.
Belediye vergileri ve harçlarına ilişkin kararlar, 5393 sayılı Belediye Kanunu ve 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu uyarınca Belediye Meclisi'nin yetkisindedir. Encümenin yetkisi dışında kalan bir konuda karar alması, yetkisizlik (yetki tecavüzü) nedeniyle işlemi hukuka aykırı kılar. Bu tür bir işleme karşı menfaati ihlal edilen kişiler veya Cumhuriyet savcısı/idare idari yargıda iptal davası açabilir. İşlem 'yok' değil, iptal edilebilir hukuka aykırı işlem niteliğindedir.
24. İdarenin 'doğrudan doğruya icra' yetkisi ile 'cebren icra' yetkisi arasındaki ilişki aşağıdakilerden hangisinde doğru biçimde açıklanmıştır?
- A) Doğrudan icra yetki, idari işlemin yargı kararıyla kesinleşmesini gerektirir.
- B) Her ikisi de kişilerin rızasına bağlıdır, rıza olmaksızın uygulanamaz.
- C) Doğrudan icra, yargı kararına gerek olmaksızın idari işlemin uygulanmasıdır; cebren icra ise muhatap direnç gösterdiğinde zor kullanmayı içerir. ✓
- D) Cebren icra yalnızca mülkiyet hakkına ilişkin uyuşmazlıklarda mümkündür.
- E) Her ikisi de mahkeme kararına dayanarak uygulanır.
İdarenin re'sen icra yetkisi kapsamında, idare tesis ettiği işlemleri bizzat ve yargı kararı aramaksızın uygulayabilir. Doğrudan icra bu yetkinin genel görünümüdür. Cebren (zorla) icra ise muhatabın gönüllü uymama durumunda idarenin zor kullanarak (polis gücü, mühürleme, yıkım vb.) işlemi uygulamasıdır. Her ikisi de mahkeme kararı gerektirmez; bu, idarenin kamu gücünün en belirgin özelliklerindendir.
25. Aşağıdakilerden hangisi idarenin takdir yetkisini kısıtlayan unsurlardan biri değildir?
- A) Hukuki güvenlik ilkesi
- B) Eşitlik ilkesi
- C) Yetki unsuru ✓
- D) Ölçülülük ilkesi
- E) Kamu yararı amacı
Yetki unsuru, idarenin takdir yetkisini kısıtlayan bir ilke değil; idarenin işlem yapabilmesi için gereken bağlı bir unsurdur. İdare ancak kanunun kendisine verdiği yetkiyle hareket edebilir; bu unsur takdiri sınırlamaz, işlemin geçerlilik koşulunu oluşturur. Kamu yararı, eşitlik, ölçülülük ve hukuki güvenlik ise idarenin takdir yetkisini kullanırken bağlı olduğu ilkelerdir.