VATANDASLIK - i dare hukuku (Bölüm 4)
VATANDASLIK - i dare hukuku (Bölüm 4)
İdari işlemin 'sebep' unsuruna ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
1. İdari işlemin 'sebep' unsuruna ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
- A) Sebep unsurundaki sakatlık iptal gerekçesi olabilir.
- B) Sebep, idareyi işlem yapmaya yönelten hukuki ve maddi olgulardır.
- C) Takdir yetkisi halinde idare, uygun sebebi seçme konusunda serbesttir.
- D) Sebebin gerçeğe uygun olmaması işlemi yok hükmünde kılar. ✓
- E) Bağlı yetki halinde sebep kanun tarafından belirlenir.
Sebebin gerçeğe uygun olmaması idari işlemi 'yok hükmünde' değil, 'iptal edilebilir' kılar. Yokluk (butlan), yalnızca idari işlemdeki sakatlığın son derece ağır ve açık olduğu durumlarda söz konusudur. Sebebin gerçeğe dayanmaması bu ağırlıkta bir sakatlık olmayıp idare mahkemelerince iptal gerekçesi teşkil eder. Diğer seçenekler idare hukuku doktriniyle örtüşmektedir.
2. Danıştay içtihadına göre 'ölçülülük ilkesi' kapsamında değerlendirilen alt ilkeler aşağıdakilerin hangisinde tam ve doğru olarak verilmiştir?
- A) Belirlilik – Zorunluluk – Şeffaflık
- B) Elverişlilik – Eşitlik – Belirlilik
- C) Elverişlilik – Zorunluluk – Orantılılık ✓
- D) Zorunluluk – Orantılılık – Meşruiyet
- E) Elverişlilik – Meşruiyet – Orantılılık
Ölçülülük ilkesi Anayasa Mahkemesi ve Danıştay içtihadında üç alt ilkeye ayrılır: Elverişlilik (kullanılan aracın amaca ulaşmaya uygun olması), Zorunluluk (aynı amaca daha az kısıtlayıcı bir araçla ulaşılamaması) ve Orantılılık (araç ile amaç arasındaki dengenin bozulmaması). Diğer seçeneklerdeki kavramlar ölçülülük ilkesinin alt unsurları değildir.
3. Bir belediye başkanı, belediye meclisinin kararını 'hukuka aykırı olduğu' gerekçesiyle yeniden görüşülmek üzere geri göndermiştir. Meclis kararı üçte iki çoğunlukla aynen kabul etmiştir. Bu durumda belediye başkanının izleyebileceği yol aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Valiye bildirerek kararın uygulanmasını durdurabilir.
- B) Kararı doğrudan Danıştay'a taşıyabilir.
- C) Kararı idare mahkemesine iptal davası açarak itiraz edebilir. ✓
- D) İçişleri Bakanlığı'na şikâyette bulunabilir.
- E) Kararı bir kez daha meclise iade edebilir.
5393 sayılı Belediye Kanunu'na göre belediye başkanı, hukuka aykırı bulduğu meclis kararlarını bir sonraki meclis toplantısına kadar yeniden görüşülmek üzere geri gönderebilir. Meclis kararı salt çoğunlukla değil, üçte iki çoğunlukla aynen kabul ederse belediye başkanının iade yetkisi sona erer. Bu aşamadan sonra başkanın tek yolu idare mahkemesinde iptal davası açmaktır. Valiye bildirme ya da tekrar iade yolu kanunda öngörülmemiştir.
4. İdare hukukunda 'yetki genişliği' ilkesiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
- A) Yetki genişliği, merkezi idarenin taşra birimlerine tanınan bir özerklik türüdür.
- B) Yetki genişliği sayesinde valiler, kanunda belirtilen konularda merkez adına karar alabilir. ✓
- C) Yetki genişliği, yerinden yönetim ilkesinin uygulanma biçimlerinden biridir.
- D) Yetki genişliği, ancak Bakanlar Kurulu kararıyla tanınabilir.
- E) Yetki genişliği, idarenin takdir yetkisinin bir uzantısıdır.
Yetki genişliği, merkezden yönetimin sakıncalarını gidermek amacıyla benimsenen bir ilkedir. Buna göre Ankara'ya uzak illerde işlerin daha hızlı yürümesi için valilere, kanunda belirtilen sınırlar içinde merkez adına karar alma yetkisi tanınmıştır. Yetki genişliği, özerklik veya yerinden yönetim değildir; merkezden yönetimin bir tekniğidir. Kararlar merkez adına alınır ve merkezi idareye karşı sorumluluk doğurur.
5. İdari yargıda tam yargı davası ile iptal davası arasındaki farka ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
- A) İptal davasında mahkeme idare yerine geçerek yeni bir karar verebilir.
- B) Tam yargı davası yalnızca sözleşmeden doğan uyuşmazlıklarda açılabilir.
- C) Tam yargı davasında yalnızca işlemin iptali istenebilir.
- D) İptal davasında bir menfaatin ihlali yeterli olup sübjektif bir hakkın ihlali aranmaz. ✓
- E) İptal davası bireysel işlemlere karşı açılamaz; yalnızca düzenleyici işlemlere karşı açılır.
İptal davası açılabilmesi için davacının dava konusu işlemle 'menfaatinin' ihlal edilmiş olması yeterlidir; tam yargı davasındaki gibi bir 'sübjektif hakkın' ihlali aranmaz. Menfaat ihlali daha geniş bir kavramdır ve dolayısıyla iptal davasında dava ehliyeti daha kolay sağlanır. İptal davasında mahkeme idare yerine geçip yeni karar veremez; sadece işlemi iptal eder ya da iptal istemini reddeder. Tam yargı davası ise hak ihlalinin varlığını gerektirir ve tazminat, iade vb. talepleri kapsar.
6. Kamu hizmetinin 'süreklilik' ilkesine aykırılık teşkil edebilecek durum aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Belediye otobüslerinin bakım amacıyla belirli saatlerde hizmete ara vermesi
- B) Elektrik dağıtım şirketinin teknik arıza nedeniyle geçici olarak hizmeti durdurması
- C) Polis memurlarının toplu olarak istifa ederek hizmetin aksamasına yol açması ✓
- D) Kamu görevlilerinin kanunla düzenlenmiş uyarı grevi yapması
- E) Kış mevsiminde nüfusu azalan bir ilçede okul servisinin seferlerini azaltması
Kamu hizmetinin sürekliliği ilkesi, hizmetin kesintisiz olarak yürütülmesini gerektirir. Bu nedenle kamu görevlilerinin grev hakkı Anayasa'nın 128. maddesiyle kısıtlanmıştır. Toplu istifa yolu ile hizmetin kasıtlı olarak aksamasına yol açmak süreklilik ilkesini açıkça ihlal eder. Bakım amacıyla planlı ara vermek, teknik arıza veya mevsimsel düzenlemeler hizmetin doğasından kaynaklanan zorunlu kesintiler olup ilkenin özüne aykırılık oluşturmaz. Yasal uyarı grevi ise Anayasa çerçevesinde değerlendirilmesi gereken ayrı bir sorundur.
7. İdari sözleşmeler ile özel hukuk sözleşmeleri arasındaki farka ilişkin aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
- A) İmtiyaz sözleşmeleri idari sözleşme niteliği taşır.
- B) İdari sözleşmelerde idare, kamu yararı gerekçesiyle sözleşmeyi tek taraflı olarak değiştirebilir.
- C) İdari sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklar idare mahkemelerinde görülür.
- D) İdare, idari sözleşmeyi karşı tarafın ağır kusurunun varlığı hâlinde tek taraflı feshedebilir.
- E) İdari sözleşmelerde taraflar tam anlamıyla eşit konumdadır. ✓
İdari sözleşmelerin temel özelliği, tarafların eşit konumda olmamasıdır. İdare, kamu yararı gerekçesiyle sözleşme koşullarını tek taraflı olarak değiştirebilir, denetim ve yaptırım uygulayabilir ve hatta sözleşmeyi feshedebilir. Bu üstünlük özel hukuk sözleşmelerinde bulunmaz. Özel hukukta taraflar irade özerkliği çerçevesinde gerçek anlamda eşittir. İdari sözleşmelerin özel hukuktan bu temel farkını göz ardı eden D seçeneği yanlıştır.
8. Bir ilçe belediyesinin İmar Müdürlüğü, ruhsatsız yapı inşa ettiği tespit edilen vatandaşa yıkım kararı tebliğ etmiştir. Vatandaşın bu karara karşı idare mahkemesinde iptal davası açma süresi kaç gündür?
- A) 120 gün
- B) 45 gün
- C) 30 gün
- D) 60 gün ✓
- E) 90 gün
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesine göre idari işlemlere karşı idare mahkemelerinde açılacak iptal ve tam yargı davalarında genel dava açma süresi, işlemin tebliğinden itibaren 60 gündür. Vergi mahkemelerinde ise bu süre 30 gündür. Yıkım kararı bir idari işlem olduğundan 60 günlük süre uygulanır. Vatandaşın önce idareye itiraz yoluna gitmesi hâlinde süre yeniden işlemeye başlar.
9. Aşağıdakilerden hangisi Danıştay'ın danışma (istişari) görevi kapsamında yer almaz?
- A) Bakanlar Kurulu'nca gönderilen kanun tasarılarını incelemek
- B) İdare ve vergi mahkemelerince çözümlenemeyen duraksamalar hakkında görüş bildirmek
- C) Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin Anayasa'ya uygunluğunu denetlemek ✓
- D) İmtiyaz sözleşmesi ve şartnamelerini inceleyerek görüş bildirmek
- E) Kamu hizmetleriyle ilgili tüzükleri incelemek
Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin Anayasa'ya uygunluk denetimi Danıştay'ın görevi değil, Anayasa Mahkemesi'nin yetki alanına girer. Danıştay'ın danışma görevleri 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nda sayılmıştır: kanun tasarılarını ve tüzükleri incelemek, imtiyaz sözleşmelerini incelemek, idari mahkemelerden gelen duraksamaları gidermek bunların başında gelir. Anayasaya uygunluk denetimi ise soyut ve somut norm denetimi yoluyla Anayasa Mahkemesi'nce yerine getirilir.
10. İdarenin sorumluluğuna ilişkin 'kusursuz sorumluluk' ilkesi aşağıdaki durumların hangisinde uygulanır?
- A) Kamulaştırmasız el atma nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edilmesi ✓
- B) Belediyenin yol bakımını ihmal etmesi nedeniyle araçların zarar görmesi
- C) Bir polis memurunun orantısız güç kullanması sonucu kişinin yaralanması
- D) Devlet okulunda öğretmenin öğrenciye haksız yere not kırmak suretiyle zarar vermesi
- E) Vergi dairesinin hatalı vergi tarhiyatı yapması
Kusursuz sorumluluk, idarenin herhangi bir kusuru bulunmasa bile belirli durumlarda tazminat ödemesini gerektirir. Kamulaştırmasız el atma, Türk idare hukukunda kusursuz sorumluluğun klasik uygulama alanlarından biridir; idare kendi eyleminin hukuki gerekçesini yerine getirmeksizin özel mülkiyete fiilen el atmış olup kusur aranmaksızın tazminat yükümlülüğü doğar. Diğer seçeneklerdeki durumlar idarenin hizmet kusuruna (kusurlu sorumluluk) dayalı sorumluluğu kapsamındadır.
11. Memurların disiplin cezalarına itirazında aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
- A) Disiplin cezaları kesinleşmeden idari dava açılamaz.
- B) Tüm disiplin cezalarına önce disiplin kuruluna itiraz edilmesi zorunludur.
- C) Disiplin cezalarına karşı açılacak iptal davalarında süre, cezanın tebliğinden itibaren 30 gündür.
- D) Uyarma ve kınama cezaları idari yargıda dava konusu edilemez.
- E) Devlet memurluğundan çıkarma cezası Yüksek Disiplin Kurulu tarafından verilir. ✓
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesine göre devlet memurluğundan çıkarma cezası, diğer cezalardan farklı olarak Yüksek Disiplin Kurulu tarafından verilir. Uyarma ve kınama cezaları, 2010 yılında yapılan Anayasa değişikliğinin ardından idari yargıda dava konusu edilebilir hâle gelmiştir. Disiplin cezalarında dava açma süresi genel hükümlere göre 60 gündür, 30 gün değildir. Tüm disiplin cezaları için itiraz zorunluluğu bulunmamakla birlikte bazı cezalar için itiraz yolu öngörülmüştür.
12. Olağanüstü hal döneminde çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnamelerine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
- A) Olağanüstü hal ilan edilen bölgede temel hak ve özgürlüklerin tamamı askıya alınabilir. ✓
- B) Olağanüstü hal kararnamelerinin Anayasa'ya uygunluğu Anayasa Mahkemesi'nce denetlenemez.
- C) Olağanüstü hal kararnamelerinin konu bakımından yetki sınırı, olağan dönem kararnamelerine göre daha geniştir.
- D) Olağanüstü hal kararnameleri Resmî Gazete'de yayımlandığı gün yürürlüğe girer ve aynı gün TBMM onayına sunulur.
- E) TBMM, olağanüstü hal kararnamelerini değiştirerek onaylayabilir.
Anayasa'nın 15. maddesi, olağanüstü hâllerde bile dokunulamayacak mutlak hakları güvence altına almıştır. Yaşam hakkı (ölüm cezası ve meşru müdafaa hâlleri dışında), işkence ve insanlık dışı muamele yasağı, suç ve cezaların geçmişe yürütülemezliği, vicdan, dini inanç ve kanaat özgürlüğünün özü bu haklardandır. Dolayısıyla temel hak ve özgürlüklerin 'tamamı' askıya alınamaz. Olağanüstü hâl kararnamelerinin yargısal denetimi meselesi ise Anayasa Mahkemesi içtihadıyla şekillenmiş tartışmalı bir alandır; bu kararnamelerin bireysel başvuruya konu olabildiği görülmektedir.
13. İdari işlemlerde 'şekil' unsuruna ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
- A) Şekil eksikliği her durumda işlemi iptal edilebilir kılar.
- B) İdari işlemlerin yazılı olması her durumda zorunludur, sözlü emir kesinlikle geçersizdir.
- C) Şekil, asli unsurlardan biri olduğundan esasa etkisi olmayan şekil eksiklikleri de iptale yol açar.
- D) İdari işlemin şekil şartlarına uyulmaması, işlemi kural olarak iptal edilebilir kılar; ancak bu eksiklik esasa etkili değilse mahkeme iptal kararı vermeyebilir. ✓
- E) Gerekçe gösterme yükümlülüğü yalnızca bireysel idari işlemler için geçerlidir.
Danıştay içtihadına göre şekil unsurundaki sakatlık her zaman iptal sonucunu doğurmaz. Şekil eksikliğinin 'esasa etkili' olup olmadığı araştırılır; eğer eksiklik işlemin içeriğini, hukuki sonuçlarını veya kişilerin haklarını etkilememişse mahkeme iptal kararı vermeyebilir. Sözlü emirler, örneğin acil durumlarda geçici bir geçerlilik taşıyabilir. Gerekçe yükümlülüğü düzenleyici işlemleri de kapsayabilir. Şekil eksikliği, 'yokluk' değil kural olarak 'iptal edilebilirlik' sebebidir.
14. Aşağıdaki organlardan hangisi hem yargısal hem de idari işlev gören 'karma nitelikli' bir anayasal kurum olarak değerlendirilebilir?
- A) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu
- B) Sayıştay ✓
- C) Kamu Denetçiliği Kurumu (Ombudsman)
- D) Yargıtay
- E) Rekabet Kurumu
Sayıştay, hem yargısal hem de idari işlevleri bünyesinde barındıran karma nitelikli anayasal bir kurumdur. Anayasa'nın 160. maddesine göre Sayıştay, kamu kurum ve kuruluşlarının hesaplarını denetler (idari işlev) ve kamu zararına neden olan sorumlular hakkında yargılama yapar (yargısal işlev). Bu yönüyle ne yalnızca idari ne de yalnızca yargısal bir organ olup idare-yargı arasında özgün bir konuma sahiptir. Rekabet Kurumu ve BDDK düzenleyici-denetleyici bağımsız idari otoritelerdir; Ombudsman ise denetim işlevi gören ancak bağlayıcı kararlar almayan anayasal bir kurumdur.
15. Bir belediye başkanı, belediye meclisinin almış olduğu bir kararı, hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle idare mahkemesine taşımak istemektedir. Bu süreçte aşağıdaki ifadelerden hangisi hukuki açıdan yanlıştır?
- A) Meclis kararı kesinleşmiş olsa dahi süre koşulu sağlandıkça iptal davası açılabilir.
- B) Belediye başkanı, hukuka aykırı gördüğü meclis kararını İçişleri Bakanlığı'na bildirebilir.
- C) Belediye başkanı, meclis kararının yürütmesini durdurabilmek için mahkemeden tedbir kararı talep edebilir.
- D) İdare mahkemesi, dava açılmadan önce iç hukuk yollarının tüketilmesini şart koşabilir.
- E) Belediye başkanı, meclis kararını doğrudan Danıştay'a taşıma yetkisine sahiptir çünkü konu il sınırlarını aşmaktadır. ✓
5393 sayılı Belediye Kanunu'na göre belediye başkanı, hukuka aykırı gördüğü meclis kararlarını mülki idare amirine (valiye) bildirir; dava açma yetkisi ise idare mahkemesine yöneliktir. Belediye başkanının doğrudan Danıştay'a dava açma yetkisi bulunmamaktadır. Danıştay ilk derece mahkemesi sıfatıyla yalnızca kanunda sayılan sınırlı uyuşmazlıklara bakar; il sınırını aşma kriteri böyle bir yetki devri için yasal dayanak oluşturmaz. Bu nedenle C şıkkı hukuki açıdan yanlıştır.
16. İdarenin takdir yetkisini kullanarak tesis ettiği idari işlemlere karşı açılan iptal davalarında idare mahkemesinin denetim yetkisi bakımından aşağıdaki ifadelerin hangisi doğrudur?
- A) Mahkeme yalnızca yetki ve şekil unsurları bakımından denetim yapabilir; sebep ve konu unsurlarını inceleyemez.
- B) Mahkeme, takdir yetkisini aşan durumlarda işlemi iptal etmek yerine değiştirerek onaylar.
- C) Mahkeme, takdir yetkisinin yetki, şekil, sebep, konu ve amaç unsurları bakımından hukuka uygunluğunu denetleyebilir; ancak yerindelik denetimi yapamaz. ✓
- D) Takdir yetkisi kapsamındaki işlemler, idarenin özgür iradesiyle tesis edildiğinden hiçbir yargısal denetime tabi değildir.
- E) Mahkeme, takdir yetkisinin yerindeliğini de denetleyebilir; zira hukuk devleti ilkesi bunu zorunlu kılar.
İdare mahkemeleri iptal davalarında idari işlemleri yetki, şekil, sebep, konu ve amaç olmak üzere beş unsur bakımından hukuka uygunluk denetimine tabi tutar. Takdir yetkisi kapsamındaki işlemler bu beş unsur yönünden denetlenebilir; ancak idarenin yerinde bir karar verip vermediği, yani yerindelik meselesi yargısal denetimin dışında kalır. Mahkeme işlemi iptal edebilir ya da iptal talebini reddedebilir; işlemi değiştirme yetkisi ise bulunmamaktadır. Bu nedenle doğru yanıt C'dir.
17. Bir kamu görevlisi, göreviyle ilgili olmayan kişisel bir borcunu ödemeyince alacaklı, bu kişinin çalıştığı kuruma haciz ihbarnamesi gönderir. Kurum, kamu görevlisinin üçte birlik kesintiye tabi maaşını zamanında bildirmez. Bu durumda aşağıdakilerden hangisi gerçekleşir?
- A) Alacaklı, kurumu değil doğrudan Hazine'yi sorumlu tutabilir.
- B) Kurum, alacaklıya karşı borçlu sıfatını kazanır ve ihbarname tutarından sorumlu olur. ✓
- C) Kurum, kamu tüzel kişisi sıfatıyla borçtan tamamen muaf tutulur.
- D) Kamu görevlisinin maaşına haciz uygulanamayacağından ihbarnamenin hukuki sonucu doğmaz.
- E) Kurum, yalnızca disiplin sorumluluğu doğuran idari bir yaptırımla karşılaşır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 89. maddesi uyarınca üçüncü kişi konumundaki kurum (istihdam eden), haciz ihbarnamesini süresi içinde yanıtlamaz ya da gerçeğe aykırı bildirimde bulunursa alacaklıya karşı bizzat borçlu sıfatını kazanır. Kamu görevlisinin maaşının dörtte birine (özel durumlarda üçte birine) kadar olan kısmı hacze konu olabilir; dolayısıyla maaşa haciz konulamayacağı iddiası hatalıdır. Kurum bu durumda Hazine'nin değil, kendi tüzel kişiliğinin sorumluluğuyla karşılaşır.
18. Aşağıdaki durumların hangisinde idarenin 'ağır hizmet kusuru' yerine 'kusursuz sorumluluk' ilkeleri çerçevesinde tazminat yükümlülüğü doğar?
- A) Bir polis memuru tarafından şüpheli yerine yanlışlıkla sivillere ateş açılması.
- B) Belediyenin kaldırımını zamanında onarmaması nedeniyle bir yurttaşın düşerek yaralanması.
- C) Bir il müdürünün yetkisiz imzaladığı sözleşme nedeniyle kamu zararı doğması.
- D) Hastanenin ameliyathane hijyen standartlarını yetersiz tutması nedeniyle hastanın enfeksiyon kapması.
- E) Devletin terörle mücadele kapsamında yürüttüğü operasyon sırasında masum bir köylünün aracının tahrip edilmesi. ✓
Kusursuz sorumluluk, idarenin herhangi bir kusuru olmaksızın salt sonuç nedeniyle sorumlu tutulduğu hallerdir; 'sosyal risk ilkesi' ve 'kamu külfeleri karşısında eşitlik ilkesi' bu sorumluluğun temelini oluşturur. Terörle mücadele operasyonları sırasında masum bireylerin uğradığı zararlar bu kapsamda değerlendirilir; idarenin işleminde bir kusur aranmaz, yalnızca zarar-faaliyet ilişkisi yeterlidir. Diğer şıklarda ise açık bir hizmet kusuru mevcuttur; hizmetin geç, kötü veya hiç işlememesi söz konusudur. Bu nedenle doğru yanıt C'dir.
19. İdare hukukunda 'yetki genişliği' ilkesi ile 'yetki devri' kurumu karşılaştırıldığında aşağıdaki ifadelerden hangisi kesinlikle doğrudur?
- A) Yetki devrinde devreden makam o konudaki yetkisini geçici olarak yine de kullanabilir; yetki genişliğinde ise illerde merkezi idare adına karar verme yetkisi doğrudan valiye aittir.
- B) Her iki kurumda da asıl yetkili makam yetkisini tamamen devreder ve artık o konuda karar alamaz.
- C) Yetki genişliği anayasal temele dayanırken yetki devri yalnızca yönetmelik düzeyinde düzenlenebilir.
- D) Yetki devri yazılı olmak ve Resmî Gazete'de yayımlanmak zorundadır; aksi hâlde devredilen yetkiyle tesis edilen işlem yoklukla maluldür. ✓
- E) Yetki genişliği merkezden yönetimi yumuşatan bir istisnadır ve valiler bu yetkiyle tüm bakanlık kararlarını geri alabilir.
Yetki devri, hukuki geçerlilik için yazılı biçimde yapılmalı ve Resmî Gazete'de yayımlanmalıdır; bu koşullara uyulmadan gerçekleştirilen yetki devri geçersizdir ve bu yetkiyle tesis edilen işlemler yetki unsuru bakımından hukuka aykırı sayılır. Yetki genişliği ise merkezden yönetimin sakıncalarını gidermek amacıyla Anayasa'nın 126. maddesinde düzenlenmiş; valilere belirli konularda merkez adına karar verme imkânı tanınmıştır. Yetki devrinde asıl yetkili makam yetkisini kullanmaya devam edemez (A şıkkı yanlış). Yetki genişliği valilere tüm bakanlık kararlarını geri alma yetkisi vermez (D şıkkı yanlış). Doğru yanıt E'dir. Not: Bu soruda F seçeneği biçimsel olarak eklenmiş olmakla birlikte ÖSYM formatı 5 şık (A-E) üzerinedir.
20. Bir valinin, ilin tamamında geçerli olmak üzere çıkardığı idari düzenleyici işlem aşağıdaki kavramlardan hangisine en doğru biçimde karşılık gelir ve bu işlemin yargısal denetiminde hangi mahkeme görevlidir?
- A) İl genel idaresi kararı – Bölge idare mahkemesi
- B) Yönetmelik – Danıştay
- C) Cumhurbaşkanlığı kararnamesi – Anayasa Mahkemesi
- D) Vali kararnamesi (il idaresi emri) – İdare mahkemesi ✓
- E) Tüzük – Danıştay
Valinin il sınırları içinde düzenleyici nitelikte çıkardığı işlemler 'vali kararnamesi' ya da 'il idaresi emri' olarak adlandırılır. Bu işlemler idari düzenleyici işlem niteliğinde olup yargısal denetimi 2577 sayılı İYUK çerçevesinde idare mahkemelerince gerçekleştirilir. Tüzük ve yönetmelik Cumhurbaşkanı veya bakanlıklar tarafından çıkarılan merkezi idare işlemleridir. Bölge idare mahkemesi ise ilk derece yargı mercii değil, itiraz merciidir. Doğru yanıt D'dir.
21. İdare hukukunda 'işlem teorisi' kapsamında değerlendirildiğinde, bir kamu iktisadi teşebbüsünün (KİT) özel hukuk sözleşmesiyle istihdam ettiği işçiyi işten çıkarması halinde ortaya çıkan uyuşmazlık için hangi yargı yolu izlenmelidir ve bu tercih hangi kritere dayanmaktadır?
- A) Danıştay; zira işçi çıkarma kararı kamu yararını doğrudan etkilemektedir.
- B) İş mahkemesi; zira KİT'ler özel hukuk sözleşmesiyle işçi çalıştırdığında bu ilişki özel hukuka tabi olur. ✓
- C) Bölge adliye mahkemesi; zira KİT'ler ticaret şirketi niteliği taşır ve ticaret hukuku uygulanır.
- D) İdare mahkemesi; zira KİT kamu tüzel kişisidir ve her işlemi idari işlem sayılır.
- E) Anayasa Mahkemesi; zira çalışma hakkı temel bir anayasal haktır.
Yargı yolunun belirlenmesinde belirleyici kriter işlemin niteliğidir, işlemi yapan kurumun statüsü değil. KİT'ler her ne kadar kamu tüzel kişisi olsa da özel hukuk sözleşmesi (iş sözleşmesi) çerçevesinde istihdam ettikleri işçilerle olan ilişkileri özel hukuka tabidir. Bu ilişkilerden doğan uyuşmazlıklar 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında iş mahkemelerinde görülür. İdare mahkemesinin görevi ancak kamu görevlisi statüsündeki personele ilişkin işlemlerde doğar. Doğru yanıt B'dir.
22. Bir belediyenin, yapı ruhsatı başvurusunu zımni ret sayılabilecek bir süre bekletmesinden sonra, dava açılınca ruhsatı verip vermeyeceğini mahkemeye bildirmemesi halinde aşağıdakilerden hangisi doğru değildir?
- A) Dava sürerken idarenin ruhsatı vermesi halinde dava konusuz kalabilir ancak yargılama giderleri idareye yüklenebilir.
- B) Zımni ret, açık bir idari işlem olmadığından iptal davasına konu edilemez; yalnızca tam yargı davası açılabilir. ✓
- C) Başvuru sahibi, idarenin 60 gün içinde cevap vermemesi üzerine zımni ret işlemine karşı iptal davası açabilir.
- D) Başvuru sahibi önce itiraz yoluna başvurarak zımni reddi üst makama taşıyabilir.
- E) İdare mahkemesi, dava süresinde idarenin işlem tesis etmesini beklemeksizin zımni ret işlemini inceleyebilir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 10. maddesi uyarınca ilgililer, idareye başvurduktan sonra 60 gün içinde cevap verilmezse bu suskunluğu zımni ret olarak kabul edebilir ve bu zımni ret işlemine karşı iptal davası açabilirler. Zımni ret, açık bir idari işlem olmasa da kanun gereği iptal davasına konu edilebilir; yalnızca tam yargı davasına özgülenmemiştir. Bu nedenle C şıkkı yanlıştır ve doğru yanıt C'dir.
23. Anayasa'nın 125. maddesinde 'idarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolu açıktır' hükmü yer almaktadır. Buna karşın aşağıdaki işlemlerden hangisi bu güvencenin istisnası olmaya devam etmektedir?
- A) Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulan üst kurulların bireysel işlemleri.
- B) Yükseköğretim Kurulu'nun üniversitelere yönelik düzenleyici işlemleri.
- C) Cumhurbaşkanı'nın tek başına yaptığı atama işlemleri.
- D) Olağanüstü hal kapsamında çıkarılan ve temel hakları kısıtlayan Cumhurbaşkanlığı kararnameleri.
- E) Hâkimler ve Savcılar Kurulu'nun meslekten çıkarma kararları. ✓
Anayasa'nın 159. maddesine göre Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) kararları yargı denetimine tabi değildir; bu kararların aleyhine başka yargı merciine başvurulamaz. Bu düzenleme Anayasa'nın 125. maddesindeki genel güvencenin açık istisnasını oluşturmaktadır. Cumhurbaşkanı'nın tek başına yaptığı atama işlemlerine karşı ise Danıştay nezdinde dava açılabilir (bu istisnalar 1982 Anayasası'nın ilk halindeydi; 2017 değişikliğiyle büyük ölçüde kaldırılmıştır). Anayasal istisna olarak varlığını koruyan en belirgin örnek HSK kararlarıdır. Doğru yanıt B'dir.
24. İdare hukukunda 'ehliyetsizlik' ve 'yetki tecavüzü' kavramları karıştırılmaktadır. Aşağıdaki olayların hangisinde yetki tecavüzü değil, ehliyetsizlik söz konusudur?
- A) Bir kaymakamın, valiye ait bir idari işlemi tesis etmesi.
- B) Bir müdürün, üst makamın onayını almadan sözleşme imzalaması.
- C) Süresi dolmuş bir belediye başkanının görevde kalmaya devam ederek encümen kararı alması. ✓
- D) Bir bakanlığın, başka bir bakanlığın münhasır yetkisine giren alanda yönetmelik çıkarması.
- E) Bir taşra biriminin, merkez teşkilatına ait bir kararı re'sen uygulamaya koyması.
Ehliyetsizlik (ehliyet yokluğu), işlemi tesis eden kişinin o makamı işgal etme hakkına sahip olmaması halidir. Süresi dolmuş bir belediye başkanı artık o makamın meşru sahibi değildir; bu durum kişisel ehliyetsizlik (statü dışılık) anlamına gelir. Yetki tecavüzü ise yetkili bir makamın kendi görev alanı dışındaki bir konuda işlem yapmasıdır. A, C, D ve E şıklarında işlemi yapan kişi veya kurum meşru makam sahibidir ancak konu veya kapsam bakımından sınırı aşmıştır. Doğru yanıt B'dir.
25. Bir idari sözleşme olan kamu ihale sözleşmesinde yüklenici firma, idarenin tek taraflı olarak sözleşme bedelini düşürmesine itiraz etmek istemektedir. Bu uyuşmazlıkta hangi yargı yolu ve hangi dava türü izlenmelidir?
- A) Danıştay – iptal davası.
- B) Bölge adliye mahkemesi – itiraz yolu.
- C) İdare mahkemesi – tam yargı davası. ✓
- D) Asliye ticaret mahkemesi – sözleşmeden doğan alacak davası.
- E) İdare mahkemesi – iptal davası.
Kamu ihale sözleşmeleri, idari sözleşme niteliği taşıdığından bu sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklar idari yargı çevresinde görülür. İdarenin sözleşme bedelini tek taraflı düşürmesi hem bir zarar doğurduğundan (maddi talep içerdiğinden) hem de bu tek taraflı değişiklik kendi başına iptal edilmesi gereken bir idari işlem olmaktan çok mali sonuç doğurduğundan, yüklenicinin tam yargı davası açması gerekir. Danıştay bu tür sözleşme uyuşmazlıklarında ilk derece mahkemesi değildir. Doğru yanıt B'dir.