VATANDASLIK - i dare hukuku (Bölüm 6)
VATANDASLIK - i dare hukuku (Bölüm 6)
Türk idare hukukunda 'idarenin mali sorumluluğu' bakımından aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi hatalıdır?
Bu testteki tüm sorular ve cevapları (9 soru)
1. Türk idare hukukunda 'idarenin mali sorumluluğu' bakımından aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi hatalıdır?
- A) Hizmet kusuru – Kamu görevlisinin kişisel kusurundan doğan zararın idare tarafından karşılanması. ✓
- B) Fedakârlığın denkleştirilmesi – Kamu yararı için katlanılan fedakârlık karşılığında tazminat ödenmesi.
- C) Sosyal risk ilkesi – Devletin eylemlerinden kaynaklanmayan toplumsal risklerin yol açtığı zararların tazmin edilmesi.
- D) Kusursuz sorumluluk – Kamu külfetleri önünde eşitlik ilkesi kapsamında özel ve olağandışı zararların tazmin edilmesi.
- E) Kusurlu sorumluluk – İdarenin hizmet kusuru nedeniyle zarara uğrayan kişiye tazminat ödemesi.
Hizmet kusuru, idarenin örgütsel düzeydeki kusurunu ifade eder: hizmetin hiç işlememesi, geç işlemesi veya kötü işlemesi hâllerinde söz konusu olur ve bu durumda sorumluluk doğrudan idareye aittir. Kamu görevlisinin kişisel kusuru ise hizmet kusurundan farklıdır; kişisel kusur durumunda görevli, idareyle olan bağını aşan bireysel eyleminden dolayı şahsen sorumlu olur ve idare bu zararı doğrudan karşılamaz (rücu ilişkisi ayrıca değerlendirilir). Bu nedenle D şıkkındaki 'kişisel kusurun idare tarafından karşılanması' ifadesi hatalıdır.
2. Aşağıdaki idari işlemlerden hangisi 'icrailik' özelliğine sahip değildir?
- A) Kamulaştırma kararı.
- B) İdarenin bir soruya verdiği danışma görüşü (mütalaa). ✓
- C) Ruhsat iptali kararı.
- D) Disiplin cezası kararı.
- E) Yıkım kararı.
İdari işlemlerin icrailiği, idarenin bir mahkeme kararına gerek duymaksızın işlemini re'sen uygulayabilmesi anlamına gelir. Ruhsat iptali, yıkım kararı, kamulaştırma kararı ve disiplin cezası kararlarının tamamı icrai nitelikte olup idare bunları doğrudan uygulayabilir. Buna karşılık idarenin bir soruya verdiği danışma görüşü (mütalaa, istişari görüş) hukuki sonuç doğurmayan, bağlayıcılığı bulunmayan bir işlemdir; icrai nitelik taşımaz ve tek başına idari davaya konu edilemez. Doğru yanıt D'dir.
3. İdari yargılama hukukunda 'ön karar koşulu' aşağıdaki davalardan hangisi için gereklidir?
- A) Yalnızca kamulaştırmasız el atmadan doğan tam yargı davaları.
- B) İdareye karşı açılacak tam yargı davalarının tamamı.
- C) İdari sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklarda açılacak tam yargı davaları.
- D) İptal davaları.
- E) İdari eylemden doğan tam yargı davalarında, eylemin öğrenilmesinden itibaren belirli süre içinde idareye başvurularak ön karar alınması gerekir. ✓
2577 sayılı İYUK'un 13. maddesi uyarınca idari eylemden (haksız fiil niteliğindeki eylemden) doğan tam yargı davalarında, dava açmadan önce idareye yazılı başvuruda bulunulması zorunludur. Bu başvurunun zararın öğrenilmesinden itibaren bir yıl içinde yapılması ve idarenin ret cevabından veya zımni redden itibaren dava açma sürelerinin işlemeye başlaması gerekir. İdari işlemden doğan tam yargı davalarında ise ön karar zorunlu değildir; doğrudan dava açılabilir. İptal davalarında da bu ön karar koşulu aranmaz. Doğru yanıt E'dir.
4. Olağanüstü hâl kapsamında çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle temel haklara getirilen sınırlamalara ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi Anayasa'ya uygundur?
- A) Olağanüstü hâl kararnameleri Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilebilir; bu süreçte Danıştay görüş bildirme yetkisine sahiptir.
- B) Olağanüstü hâl döneminde çıkarılan kararnameler yargısal denetime tabi değildir; ancak TBMM denetimi yeterlidir.
- C) Olağanüstü hâlde milletlerarası sözleşmelerden doğan yükümlülükler tamamen askıya alınır ve temel haklar ihtiyaç duyulan ölçüde sınırsız biçimde kısıtlanabilir.
- D) Temel haklar olağanüstü hâlde dahi özlerine dokunulamaz; Anayasa'nın 15. maddesi kapsamında milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler saklı kalmak kaydıyla bazı haklar kısmen askıya alınabilir. ✓
- E) Olağanüstü hâl kararnameleri kanun hükmünde olduğundan Anayasa Mahkemesi denetimine tabi değildir ve temel haklar sınırsız biçimde kısıtlanabilir.
Anayasa'nın 15. maddesi, savaş, seferberlik, olağanüstü hâl gibi olağanüstü dönemlerde milletlerarası hukuktan doğan yükümlülüklere aykırı olmamak koşuluyla temel hak ve hürriyetlerin kısmen veya tamamen durdurulabileceğini öngörür. Ancak madde, yaşam hakkı, işkence yasağı, din özgürlüğü gibi mutlak hakların hiçbir koşulda askıya alınamayacağını da belirtir. Dolayısıyla olağanüstü hâlde dahi hakların özüne dokunulamaz ve milletlerarası hukuk yükümlülükleri saklı tutulur. Doğru yanıt B'dir.
5. Kamu hizmetinin 'sürekliliği ilkesi' bakımından aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi hatalıdır?
- A) Sürekliliği ilkesi gereği kamu hizmeti, kesintisiz ve düzenli biçimde yürütülmelidir.
- B) Sürekliliği ilkesi, kamu görevlilerinin grev hakkını kısmen kısıtlamanın anayasal dayanağını oluşturur.
- C) Sürekliliği ilkesi yalnızca merkezi idare tarafından yürütülen hizmetlere uygulanır; yerel yönetimler bu ilkenin dışındadır. ✓
- D) Doğal afet veya olağanüstü hâl gibi zorunlu durumlarda hizmetin geçici olarak aksatılması sürekliliği ilkesinin ihlali sayılmaz.
- E) Kamu hizmetinin görülmesini üstlenen özel hukuk kişileri de sürekliliği ilkesine uymak zorundadır.
Kamu hizmetinin sürekliliği ilkesi, yalnızca merkezi idare tarafından yürütülen hizmetlere değil, yerel yönetimlerce ve kamu hizmeti imtiyazı çerçevesinde özel hukuk kişilerince yürütülen tüm kamu hizmetlerine uygulanır. Belediyelerin su, ulaşım, temizlik gibi hizmetleri de süreklilik ilkesine tabidir. Bu nedenle D şıkkındaki 'yerel yönetimler bu ilkenin dışındadır' ifadesi hatalıdır.
6. İdarenin 'zımni ret' kurumuna ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
- A) Zımni ret, idarenin başvuruya hiç cevap vermemesi hâlinde dava açma süresini sonsuz biçimde uzatır.
- B) Zımni ret yalnızca idari başvurularda söz konusu olur; idari itiraz yollarında idarenin susması zımni kabul anlamına gelir.
- C) İYUK'a göre idareye yapılan başvuruya 60 gün içinde cevap verilmemesi hâlinde istek reddedilmiş sayılır ve bu tarihten itibaren dava açma süresi işlemeye başlar. ✓
- D) Zımni ret kararı, açık ret kararıyla aynı hukuki sonuçları doğurur; ancak zımni rete karşı dava açılamaz.
- E) Zımni ret hâlinde idare dava açıldıktan sonra artık olumlu işlem tesis edemez.
2577 sayılı İYUK'un 10. maddesi uyarınca ilgililer, idari işlem tesis edilmesi için idareye başvurabilir. İdare, başvuruya 60 gün içinde cevap vermezse istek reddedilmiş sayılır. Bu zımni ret tarihinden itibaren dava açma süresi (genel itibarıyla 60 gün) işlemeye başlar. Zımni ret hâlinde dava açılabilir; dava açıldıktan sonra da idare işlem tesis edebilir ancak bu durumda dava konusu değişebilir. D şıkkı yanlıştır çünkü zımni rete karşı da dava açılabilir. E şıkkı da hatalıdır; zımni kabul özel kanunlarda düzenlenmiş olup genel kural değildir. Doğru yanıt B'dir.
7. Türk idare hukukunda 'idari vesayet' ile 'hiyerarşik denetim' arasındaki temel farka ilişkin aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
- A) Hiyerarşik denetim anayasal dayanaktan yoksundur; yalnızca kanuni düzenlemelerle öngörülmüştür.
- B) Hiyerarşik denetimde üst makam astın işlemlerini re'sen değiştirebilir, iptal edebilir ve ast yerine işlem tesis edebilir; idari vesayette ise vesayet makamının yetkileri kanunla sınırlıdır ve kural olarak vesayet makamı denetlenen makam yerine işlem tesis edemez. ✓
- C) Vesayet makamı, denetlenen işlemi uygun bulmadığında her durumda re'sen iptal edebilir.
- D) İdari vesayet, merkezden yönetimin doğal sonucu iken hiyerarşik denetim yerinden yönetim birimlerine özgüdür.
- E) Hiyerarşik denetim yalnızca işlemler üzerinde; idari vesayet ise hem işlemler hem de kişiler üzerinde uygulanır.
Hiyerarşik denetim, aynı tüzel kişilik içindeki üst-ast ilişkisine dayalıdır. Üst makam, astın işlemini re'sen iptal edebilir, değiştirebilir ve ast yerine bizzat işlem tesis edebilir. İdari vesayet ise farklı tüzel kişilikler (merkezi idare ile yerel yönetimler) arasındaki bir dış denetimdir. Vesayet makamının yetkileri kanunla açıkça belirlenmek zorundadır (Anayasa m.127) ve vesayet makamı kural olarak denetlenen makam yerine işlem yapamaz; yalnızca onaylama, erteleme veya iptal için yargıya başvurma gibi sınırlı yetkiler kullanabilir. Doğru yanıt B'dir.
8. Kamulaştırma ile kamulaştırmasız el atma arasındaki farka ilişkin aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
- A) Kamulaştırmasız el atmada dava açma süresi 5 yıl olup bu süre el atmanın öğrenildiği tarihten itibaren işler.
- B) Kamulaştırma Kanunu'na göre kamulaştırma bedelinin tamamının peşin ödenmesi zorunludur; taksitle ödeme hiçbir koşulda mümkün değildir.
- C) Kamulaştırmasız el atmada malik, idarenin fiili el atmasına karşı el atmanın önlenmesi ve tazminat davası açabilir; uzun süreli fiili el atmadan doğan tazminat davası tam yargı davası niteliğindedir. ✓
- D) Anayasa Mahkemesi, kamulaştırmasız el atmayı tamamen anayasaya aykırı bularak yasaklamıştır.
- E) Kamulaştırmasız el atmada idare, kamulaştırma bedelini peşin ödemeksizin taşınmaza el koyar; bu hâlde malikin yalnızca el atmanın önlenmesi davası açma hakkı vardır.
Kamulaştırmasız el atma, idarenin usulüne uygun bir kamulaştırma işlemi yapmaksızın özel mülkiyete fiilen el koymasıdır. Bu durumda taşınmaz maliki, idarenin fiili el atmasına karşı el atmanın önlenmesi (müdahalenin men'i) ve tazminat davası açabilir. Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay içtihadı ile Danıştay uygulaması çerçevesinde uzun süreli fiili el atma hâllerinde açılan tazminat davaları, idari eylem kapsamında değerlendirilmekte ve idare mahkemelerinde tam yargı davası olarak görülmektedir. Doğru yanıt C'dir. B yanlıştır; büyük enerji projeleri gibi bazı hâllerde taksitli ödeme öngörülebilir.
9. Aşağıdaki durumlardan hangisinde idari işlem 'yokluk' (mutlak butlan) yaptırımıyla karşılaşır?
- A) İdarenin takdir yetkisini amaç unsuru bakımından sınır ötesi kullanması (amaç saptırması).
- B) Yetkisiz bir makam tarafından, açık ve ağır biçimde yetki gaspı yoluyla tesis edilen işlem. ✓
- C) İşlemin usul kurallarına kısmen uyulmaması.
- D) İşlemin gerekçesiz olması.
- E) İşlemin tebliğinde şekil hatası bulunması.
İdare hukukunda yokluk (mutlak butlan), işlemin hukuki düzene hiç girmemiş sayılacağı ağır sakatlık hâlini ifade eder. Yokluk için hatanın açık, ağır ve aşikâr olması gerekir. Yetkisiz bir makamın, açık ve tartışmasız biçimde başka bir makama ait yetkiyi kullanarak (yetki gaspı) tesis ettiği işlem, yokluk yaptırımıyla karşılaşır. Bu tür işlemler hiçbir zaman kesinleşmez, dava açma süresine tabi değildir ve herkes tarafından her zaman ileri sürülebilir. Diğer seçeneklerdeki hâller (gerekçesizlik, usul hatası, tebligat hatası, amaç saptırması) iptale konu olabilir; ancak yokluk sonucunu doğurmaz. Doğru yanıt C'dir.