menu
MemurOl
Vatandaşlık Testleri

VATANDASLIK - yargi organlari (Bölüm 4)

VATANDASLIK - yargi organlari (Bölüm 4)

Soru 1 / 25

Bir davada görevli mahkemenin belirsizliği nedeniyle ortaya çıkan 'görev uyuşmazlığı'nı çözmekle yetkili merci aşağıdakilerden hangisidir ve bu merciin kararı nasıl bağlayıcılık taşır?

Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
  1. 1. Bir davada görevli mahkemenin belirsizliği nedeniyle ortaya çıkan 'görev uyuşmazlığı'nı çözmekle yetkili merci aşağıdakilerden hangisidir ve bu merciin kararı nasıl bağlayıcılık taşır?

    • A) Uyuşmazlık Mahkemesi — kararı kesin olup itiraz yolu kapalıdır ve tüm yargı kollarını bağlar.
    • B) Anayasa Mahkemesi — kararı tüm devlet organlarını ve kişileri bağlar.
    • C) Yargıtay Hukuk Genel Kurulu — kararı yalnızca ilgili dava için bağlayıcıdır.
    • D) Yargıtay Büyük Genel Kurulu — kararı emsal niteliğinde olup alt mahkemeleri bağlamaz.
    • E) Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu — kararı temyiz incelemesine tabidir.

    Adli, idari ve askeri yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözmek Uyuşmazlık Mahkemesi'nin görevidir (Any. md. 158). Uyuşmazlık Mahkemesi'nin kararları kesindir; herhangi bir kanun yoluna tabi değildir ve söz konusu uyuşmazlıkta hangi yargı kolunun yetkili olduğunu bağlayıcı biçimde belirler. Anayasa Mahkemesi (D) normların denetiminde, Yargıtay HGK (A) ise kendi yargı kolu içindeki içtihat birliğinin sağlanmasında görevlidir. C ve E seçeneklerinde sayılan merciler bu konuda yetkili değildir.

  2. 2. Yargıtay'ın içtihadı birleştirme kararlarına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

    • A) Yargıtay içtihadı birleştirme kararları, hem alt mahkemeleri hem de Yargıtay dairelerini bağlar; ancak Anayasa Mahkemesi bu kararlarla bağlı değildir.
    • B) İçtihadı birleştirme kararının değiştirilmesi, aynı kararı veren kurulun salt çoğunluğuyla mümkündür.
    • C) İçtihadı birleştirme kararları yalnızca Yargıtay dairelerini bağlar; alt mahkemeleri bağlamaz.
    • D) İçtihadı birleştirme kararları, verildiği tarihten önce kesinleşmiş kararlara da uygulanır.
    • E) İçtihadı birleştirme kararları Resmî Gazete'de yayımlanmaz; yalnızca Yargıtay iç yazışmalarıyla duyurulur.

    2797 sayılı Yargıtay Kanunu'na göre içtihadı birleştirme kararları başta Yargıtay daireleri olmak üzere tüm adliye mahkemelerini bağlar; bu kararlar Resmî Gazete'de yayımlanır. AYM ise kendi yargı alanında bağımsız hareket eder ve Yargıtay içtihadı birleştirme kararlarıyla bağlı değildir. A yanlıştır —alt mahkemeler de bağlanır. B yanlıştır —Resmî Gazete'de yayımlanır. D yanlıştır —değiştirme son derece ağır nisap gerektirir ve aynı usul izlenir. E yanlıştır —bu kararlar geçmişe yürümez, kesinleşmiş davalara uygulanmaz.

  3. 3. Anayasa Mahkemesi'nin soyut norm denetiminde iptal davası açma süresi ve meşru başvurucular bakımından aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi hatalıdır?

    • A) Ana muhalefet partisi — Resmî Gazete'de yayım tarihinden itibaren 60 gün içinde dava açabilir.
    • B) Cumhurbaşkanı — Resmî Gazete'de yayım tarihinden itibaren 60 gün içinde dava açabilir.
    • C) TBMM'de grubu bulunan siyasi partiler — Resmî Gazete'de yayım tarihinden itibaren 60 gün içinde dava açabilir.
    • D) İktidar partisi milletvekilleri (en az 1/5'i) — Resmî Gazete'de yayım tarihinden itibaren 60 gün içinde dava açabilir.
    • E) Muhalefet partisi milletvekilleri (en az 1/5'i) — Resmî Gazete'de yayım tarihinden itibaren 60 gün içinde dava açabilir.

    Anayasa'nın 150. maddesi uyarınca soyut norm denetiminde dava açabilecekler şunlardır: Cumhurbaşkanı, iktidar partisi TBMM grubu, ana muhalefet partisi TBMM grubu ve TBMM üye tam sayısının en az beşte biri kadar milletvekili. 'TBMM'de grubu bulunan siyasi partiler' ifadesi —yani iktidar ve muhalefet dışındaki tüm gruplar— doğrudan sayılan başvurucular arasında yer almaz. Grup hakkı yalnızca iktidar ve ana muhalefet partisi gruplarına tanınmıştır. Bu nedenle D seçeneğindeki geniş kapsam hatalıdır.

  4. 4. Olağanüstü hal döneminde çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnameleri (OHAL KHK'larının mevcut karşılığı) ile normal dönem Cumhurbaşkanlığı kararnameleri arasındaki en temel fark aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Normal dönem kararnameleri kanun hükmünde sayılır; OHAL kararnameleri ise yalnızca idari işlem niteliğindedir.
    • B) Normal dönem kararnameleri Anayasa'nın münhasıran kanunla düzenlenmesini öngördüğü alanlara giremezken OHAL kararnameleri bu alanlara müdahale edebilir.
    • C) Her iki tür kararname de Anayasa Mahkemesi denetimine eşit biçimde tabidir; aralarında hiyerarşi yoktur.
    • D) OHAL kararnameleri kişi hak ve özgürlüklerini de kısıtlayabilirken normal dönem kararnameleri kısıtlayamaz.
    • E) OHAL kararnameleri TBMM onayına gerek kalmaksızın yürürlüğe girer ve kesin olarak yargısal denetimden muaftır.

    Anayasa'nın 119. maddesine göre olağanüstü hal döneminde çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnameleri, olağanüstü halin gerekli kıldığı ölçüde temel hak ve özgürlükleri kısıtlayabilir ya da durdurabilir. Normal dönem Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ise Anayasa'nın 104. maddesi çerçevesinde bu yetkiye sahip değildir; kanunla düzenlenmesi gereken alanlara ve temel haklara dokunamaz. B yanlıştır —her iki tür de kararname niteliğindedir. C yanlıştır —OHAL kararnameleri TBMM denetimine tabidir ve AYM içtihadı denetim sorununu tartışmaya açmıştır. D kısmen doğru olmakla birlikte A'nın öngördüğü ayrım daha belirleyicidir. E yanlıştır.

  5. 5. Türk yargı sisteminde 'kanun yararına bozma' müessesesi için aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

    • A) Kanun yararına bozma, kesinleşmiş bir kararın hukuka aykırılığının saptanmasını sağlar; ancak tarafların kazanılmış haklarını etkilemez.
    • B) Kanun yararına bozma kararı, aleyhine bozma yapılan tarafın hukuki durumunu doğrudan kötüleştirir.
    • C) Kanun yararına bozma yoluna, yalnızca ceza davalarında başvurulabilir; hukuk davalarında bu yol kullanılamaz.
    • D) Kanun yararına bozma yoluna yalnızca Adalet Bakanlığı başvurabilir; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı bu yola başvuramaz.
    • E) Kanun yararına bozma kararı verilmesi halinde alt mahkemenin kararı ortadan kalkar ve dava yeniden görülür.

    Kanun yararına bozma (HUMK döneminden bu yana süregelen, CMK md. 309 ve HMK md. 363 kapsamında ele alınan) müessesesinin temel işlevi, kesinleşmiş kararın hukuka aykırılığının tespiti yoluyla içtihat birliğini ve hukuk düzenini korumaktır. Bu usulde verilen bozma kararı tarafların hukuki durumunu değiştirmez; kazanılmış haklar saklı kalır. A yanlıştır —tarafların durumu etkilenmez. B yanlıştır —hem Adalet Bakanı hem Cumhuriyet Başsavcısı başvurabilir. C yanlıştır —dava yeniden görülmez, tespit işlevinde kalır. E yanlıştır —hukuk yargılamasında da (HMK 363) uygulanır.

  6. 6. Anayasa Mahkemesi'nin verdiği iptal kararının zaman bakımından etkisi değerlendirildiğinde, 'iptal kararının geriye yürümezliği ilkesi'nin istisnası sayılan durum aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) AYM iptal kararı, yürürlük tarihinden itibaren sadece idari işlemlere geriye yürür; mahkeme kararlarına yürümez.
    • B) İptal kararı yürürlüğe girdiği andan itibaren tüm geçmiş ve gelecek işlemleri kapsar; hiçbir istisna tanınmamıştır.
    • C) AYM, iptal kararını verirken yürürlüğü erteleme yetkisini kullanmamışsa karar geriye dönük olarak uygulanır.
    • D) İptal kararının Resmî Gazete'de yayımlandığı gün yürürlükte olan tüm benzer davalar otomatik olarak sonuçlanır.
    • E) Ceza normlarının lehte olması halinde iptal kararı, daha önce bu norma dayanılarak verilen mahkûmiyet kararları için lehe yorum kapsamında uygulanabilir.

    Anayasa'nın 153. maddesine göre AYM iptal kararları geriye yürümez; bu kural kesinleşmiş hukuki ilişkilerin korunması amacına hizmet eder. Ancak ceza hukukunda 'lehe kanun ilkesi' (TCK md. 7/2) önemli bir istisna oluşturur: cezalandırıcı bir normun iptali, o norma dayanılarak verilen ve henüz infaz edilmemiş ya da kesinleşmemiş mahkûmiyet kararlarını etkileyebilir. Bu durum Anayasa Mahkemesi içtihadı ve infaz hukuku uygulamasında kabul görmektedir. A, D ve E hatalı genellemeler içerir. B ise geriye yürümeme ilkesini tersine çevirmektedir; yürürlüğü ertelememe geriye dönük uygulama anlamına gelmez.

  7. 7. Türkiye'de idari yargıda 'tam yargı davası' ile 'iptal davası' arasındaki temel fark bakımından aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

    • A) Tam yargı davasında mahkeme, idarenin yerine geçerek işlem tesis edebilir; iptal davasında böyle bir yetki yoktur.
    • B) Tam yargı davaları yalnızca Danıştay'da açılabilir; idare mahkemelerinin bu davalarda göreve gelmesi mümkün değildir.
    • C) İptal davası açılabilmesi için önce tam yargı davası açılıp sonuçlandırılmış olması şartı aranır.
    • D) İptal davası, idarenin hukuka aykırı işlemini ortadan kaldırmayı hedefler; tam yargı davası ise idarenin eylem ya da işleminden doğan zararın tazminini amaçlar ve mahkeme para ya da ayni tazminata hükmedebilir.
    • E) İptal davasında hem idari işlemin iptali hem de tazminat talep edilebilir; tam yargı davasında yalnızca tazminat istenebilir.

    İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesine göre iptal davaları idarenin hukuka aykırı idari işlemlerinin iptali için; tam yargı davaları ise idari eylem, işlem veya sözleşmelerden kaynaklanan zararların tazmini için açılır. Mahkeme tam yargı davasında tazminata hükmeder; işlem tesis edemez (B yanlış). A yanlış —iptal davasında yalnızca iptal istenebilir, tazminat ancak tam yargı davasıyla talep edilir. C yanlış —bu tür bir ön koşul yoktur; hatta ikisi birlikte açılabilir. E yanlış —idare mahkemeleri de tam yargı davalarına bakar.

  8. 8. Anayasa'nın 138. maddesinde düzenlenen 'mahkemelere emir ve talimat verilmesi yasağı' kapsamında değerlendirildiğinde, aşağıdaki durumlardan hangisi bu yasağın ihlali sayılmaz?

    • A) Üst mahkemenin bozma kararında alt mahkemeye hukuki değerlendirme konusunda yol göstermesi
    • B) TBMM'nin, sürmekte olan bir dava hakkında 'tavsiye niteliğinde' özel karar alması
    • C) Bir bakanın, belirli bir davada karar aşamasındaki hâkime telefon açarak sonucu 'tavsiye etmesi'
    • D) Cumhurbaşkanlığı'nın yargı kararlarının uygulanmasını geciktiren genelge çıkarması
    • E) Bir siyasi partinin, üye hâkimleri belirli kararlar vermeye yönlendiren iç yönerge yayımlaması

    Anayasa'nın 138. maddesi yasama ve yürütme organlarının, devlet organlarının ve idari makamların mahkemelere emir, talimat veremeyeceğini, tavsiyede bulunamayacağını ve telkinde bulunamayacağını öngörmektedir. Ancak üst mahkemenin bozma kararı, yargı içi hiyerarşik denetimin doğal bir ürünüdür ve yargı bağımsızlığını değil bütünlüğünü ve hukuki tutarlılığını güvence altına alır; bu nedenle yasak kapsamında değerlendirilemez. A, B, D ve E ise doğrudan yürütme veya yasama erklerinin ya da yargı dışı siyasi yapıların müdahalesini temsil ettiğinden yasağın ihlali niteliğindedir.

  9. 9. Türk hukukunda 'olağan kanun yolları' ile 'olağanüstü kanun yolları' arasındaki en belirgin ayrımı ifade eden özellik hangisidir?

    • A) Olağanüstü kanun yollarında süre sınırı bulunmaz; olağan kanun yollarında ise kesin süreler öngörülmüştür.
    • B) Olağanüstü kanun yollarında karar kesinleşmiş olduğundan söz konusu karar kural olarak infaz edilebilir haldedir; bu yollar kesinleşmiş kararı istisnai gerekçelerle yeniden açabilir.
    • C) Olağan kanun yolları yalnızca hukuka aykırılık iddiasını inceler; olağanüstü kanun yolları hem hukuka aykırılık hem de maddi gerçeklik sorununu ele alır.
    • D) Olağan kanun yollarına başvuru kararın kesinleşmesini engeller; olağanüstü kanun yollarına başvuru ise kararın kesinleşmesini hiçbir şekilde etkilemez.
    • E) Olağan kanun yolları yalnızca ceza davalarında uygulanır; olağanüstü kanun yolları ise hem ceza hem hukuk davalarında kullanılabilir.

    Olağan kanun yolları (itiraz, istinaf, temyiz) karar kesinleşmeden önce başvurulan yollardır ve bu başvuru kararın kesinleşmesini engeller. Olağanüstü kanun yolları ise (yargılamanın iadesi, kanun yararına bozma, Cumhuriyet Başsavcısı'nın itirazı gibi) karar kesinleştikten sonra istisnai koşullarda işletilen mekanizmalardır; kararın infaz edilebilir nitelik kazanmış olması bu yolların temel özelliğidir. A yanlıştır —her iki yolda da farklı inceleme boyutları bulunur. C yanlıştır —her iki yol da birden fazla yargılama alanında uygulanır. D kısmen yanlış —bazı olağanüstü yollarda da süreler öngörülmüştür. E yanlıştır —E'nin ilk kısmı doğru, ikinci kısmı eksik/yanıltıcıdır.

  10. 10. Anayasa Mahkemesi'nde görülen 'siyasi parti kapatma davası'nda partinin kapatılmasına karar verilebilmesi için gereken nitelikli çoğunluk ve bu kararın sonuçları bakımından hangisi doğrudur?

    • A) Üçte iki çoğunlukla kapatma kararı verilebilir; kapatılan partinin malvarlığı Hazine'ye devredilir.
    • B) Üçte iki çoğunlukla kapatma kararı verilebilir; kapatma kararı verilememesi halinde partiye herhangi bir yaptırım uygulanamaz.
    • C) Beşte üç çoğunlukla kapatma kararı verilebilir; kapatma kararının kapsam ve sonuçlarını TBMM belirler.
    • D) Üçte iki çoğunluk sağlanamazsa parti kapatılamaz; ancak mahkeme devlet yardımından kısmen yoksun bırakma kararı verebilir.
    • E) Salt çoğunlukla kapatma kararı verilebilir; kapatılan partinin her üyesi bir daha siyasi faaliyette bulunamaz.

    Anayasa'nın 69. maddesine göre siyasi partinin kapatılmasına, AYM üye tam sayısının üçte iki çoğunluğunun oyu ile karar verilir. Bu çoğunluğa ulaşılamazsa mahkeme, eylemlerin ağırlığına göre partinin Devlet yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakılmasına hükmedebilir. Dolayısıyla C doğrudur. A'nın ikinci kısmı kısmen doğru (malvarlığı Hazine'ye devredilir) olmakla birlikte salt çoğunluk iddiası yanlıştır. B'deki salt çoğunluk ve 'her üye' ifadesi yanlıştır. D'deki beşte üç çoğunluk ve TBMM'nin rolü yanlıştır. E'deki 'herhangi bir yaptırım uygulanamaz' ifadesi de yanlıştır.

  11. 11. Türk yargısında 'ihtiyati tedbir' ile 'ihtiyati haciz' arasındaki temel fark ve bunlara ilişkin usul kuralları bakımından aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

    • A) İhtiyati haciz yalnızca taşınır mallar üzerinde uygulanabilir; ihtiyati tedbir ise hem taşınır hem taşınmaz mallar üzerinde uygulanabilir.
    • B) İhtiyati haciz, para alacaklarının teminat altına alınması amacıyla borçlunun mal ve haklarına el konulmasını sağlarken ihtiyati tedbir, dava konusu hak üzerinde sonuçsuz kalacak değişikliklerin önüne geçmek için başvurulan genel koruma tedbiridir.
    • C) İhtiyati tedbir, para alacaklarının güvence altına alınmasına yönelik bir koruma tedbiridir; ihtiyati haciz ise para dışındaki edimlerin yerine getirilmesini sağlar.
    • D) İhtiyati tedbir kararları kesin olup itiraz yolu kapalıdır; ihtiyati haciz kararlarına ise itiraz edilebilir.
    • E) Her iki tedbir de yargılama aşamasında talep edilebilir; dava açılmadan önce her ikisi de kullanılamaz.

    İcra ve İflas Kanunu'nun 257. ve devamı maddeleri ihtiyati haczi, para alacaklarına özgü ve borçlunun malvarlığına el konulmasını öngören bir güvence tedbiri olarak düzenler. HMK'nın 389. ve devamı maddeleri ise ihtiyati tedbiri, uyuşmazlık konusu hak veya nesne üzerinde gerçekleşebilecek değişiklikleri önlemeye yönelik genel koruma tedbiri olarak tanımlar. A yanlıştır —ihtiyati haciz kapsam bakımından bu denli dar değildir. B yanlıştır —tanımlar birbiriyle yer değiştirmiştir. D yanlıştır —her iki tedbir de dava açılmadan önce talep edilebilir. E yanlıştır —her iki tedbire de itiraz mümkündür.

  12. 12. Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yoluna ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

    • A) Bireysel başvuru, diğer başvuru yolları tüketilmeden yapılabilir.
    • B) Başvuru hakkı, Anayasa'da güvence altına alınan temel hak ve özgürlükleri ihlal edilen kişilere tanınmıştır.
    • C) Başvuru süresi, ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem ya da kararın tebliğinden itibaren otuz gündür.
    • D) Tüzel kişiler de bireysel başvuru yapabilir ancak yalnızca tüzel kişiliğe özgü haklarla sınırlıdır.
    • E) Yabancı uyruklu kişiler, yalnızca Türkiye'ye özgü haklarla ilgili konularda başvuru yapamaz.

    Bireysel başvuru, ikincil nitelikte istisnai bir başvuru yoludur; ancak olağan kanun yolları tüketilmeden yapılamaz. Bireysel başvuru hakkından yararlanabilmek için önce ilgili idari ve yargısal başvuru yollarının eksiksiz tüketilmiş olması zorunludur. Bu nedenle A seçeneği açıkça yanlıştır.

  13. 13. Danıştay'ın görev alanına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

    • A) Danıştay, özel hukuk kişileri arasındaki uyuşmazlıklara da bakabilir.
    • B) Danıştay'ın idare mahkemelerini denetleme yetkisi bulunmamaktadır.
    • C) Danıştay, hem ilk derece mahkemesi hem de temyiz mercii olarak görev yapar.
    • D) Danıştay kararları kesin olup hiçbir mercide itiraz konusu yapılamaz.
    • E) Danıştay yalnızca merkezi idare organlarının işlemlerini denetler.

    Danıştay, bazı davalarda (örneğin doğrudan Cumhurbaşkanlığı kararname ve işlemleri) ilk derece mahkemesi olarak görev yaparken, idare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı temyiz mercii olarak da işlev görür. Bu çift işlev, Danıştay'ın kendine özgü konumunu ortaya koymaktadır. Diğer seçenekler Danıştay'ın yapısını ya yanlış aktarmakta ya da kapsam dışına taşımaktadır.

  14. 14. Yargıtay ile Danıştay arasındaki görev uyuşmazlıklarını çözmekle yetkili organ aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Uyuşmazlık Mahkemesi
    • B) Hâkimler ve Savcılar Kurulu
    • C) Anayasa Mahkemesi
    • D) Yargıtay Büyük Genel Kurulu
    • E) Danıştay İdari İşler Kurulu

    Adli, idari ve askeri yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözmek için Uyuşmazlık Mahkemesi kurulmuştur. Mahkemenin başkanlığını Anayasa Mahkemesi'nin görevlendireceği bir üye yapar. Diğer kurumların bu konuda karar verme yetkisi bulunmamaktadır.

  15. 15. Aşağıdaki durumların hangisinde Anayasa Mahkemesi salt çoğunlukla değil, üçte iki çoğunlukla karar almak zorundadır?

    • A) Milletvekilliğinin düşürülmesi kararlarını incelemek
    • B) İtiraz yoluyla gelen anayasaya aykırılık kararları
    • C) Siyasi partilerin kapatılmasına karar vermek
    • D) İptal davalarında anayasaya aykırılık kararı vermek
    • E) Cumhurbaşkanını görevden uzaklaştırmak

    Anayasa'ya göre siyasi partilerin kapatılmasına, Anayasa Mahkemesi üye tam sayısının üçte iki çoğunluğunun oyu ile karar verilebilir. Bu oran mahkemenin 15 üyesi için en az 10 üye anlamına gelir. Diğer seçeneklerdeki kararlar ise farklı çoğunluk eşiklerine tabidir ya da söz konusu eşik bu kadar yüksek değildir.

  16. 16. Aşağıdaki tabloda bazı yargı organlarının üye sayıları ve seçim usulleri verilmiştir. Buna göre hangi yargı organı için verilen bilgi yanlıştır? Yargı Organı – Üye Sayısı – Cumhurbaşkanının atadığı üye sayısı Anayasa Mahkemesi – 15 – 12 Danıştay – kanunla belirlenir – 1/4'ünü Cumhurbaşkanı atar Yargıtay – kanunla belirlenir – Tamamını Yargıtay Genel Kurulu seçer HSK – 13 – 4

    • A) Anayasa Mahkemesi
    • B) Danıştay
    • C) Verilen bilgilerin tamamı doğrudur.
    • D) Yargıtay
    • E) HSK

    Yargıtay üyeleri, Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) tarafından seçilir; Yargıtay Genel Kurulu tarafından seçilmez. Bu nedenle Yargıtay sütunundaki bilgi yanlıştır. Anayasa Mahkemesi'nin 15 üyesinin 12'si Cumhurbaşkanı, 3'ü TBMM tarafından seçilir. Danıştay'ın dörtte birini Cumhurbaşkanı atar, kalanları HSK seçer. HSK'da 4 üyeyi Cumhurbaşkanı seçer.

  17. 17. Bir kanunun Anayasa'ya aykırılığı iddiasıyla görülmekte olan bir davada itiraz yoluna başvurulabilmesi için aşağıdaki koşulların hangisi aranmaz?

    • A) İtirazın mahkeme tarafından ciddi bulunması
    • B) Taraflardan birinin itiraz yoluna başvurmuş ya da mahkemenin re'sen bu yola gitmiş olması
    • C) İtiraz konusu kanunun daha önce Anayasa Mahkemesi'nce incelenmemiş olması
    • D) İtirazın bireysel başvuru süreleri içinde yapılmış olması
    • E) Kanunun görülmekte olan davada uygulanacak nitelikte olması

    İtiraz yolu (somut norm denetimi), bireysel başvurudan bağımsız bir denetim mekanizmasıdır ve bireysel başvuruya ilişkin sürelerle herhangi bir bağlantısı yoktur. İtiraz yolunun işletilebilmesi için: itirazın mahkemece ciddi bulunması, ilgili kanunun davada uygulanacak nitelikte olması ve kanunun daha önce Anayasa Mahkemesi'nce incelenmemiş olması gibi koşullar aranır. Bireysel başvuru süreleri bu mekanizma için geçerli bir ön koşul değildir.

  18. 18. Anayasa Mahkemesi, bir kanun hükmünü iptal ederken 'iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi erteleyebilir'. Bu erteleme yetkisinin sınırı aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) On iki ay
    • B) Altı ay
    • C) İki yıl
    • D) On sekiz ay
    • E) Dokuz ay

    Anayasa Mahkemesi, iptal kararının yürürlüğe girmesini en fazla bir yıl (on iki ay) süreyle erteleyebilir. Bu yetki, iptal edilen düzenlemenin ortaya çıkaracağı hukuki boşluğun yasama organı tarafından doldurulmasına fırsat tanımak amacıyla anayasal düzeyde tanınmıştır. Süre sınırı yüksek sorularda sıkça karıştırılan bir detaydır.

  19. 19. Yüce Divan sıfatıyla yargılama yapan Anayasa Mahkemesi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

    • A) Cumhurbaşkanı, göreviyle ilgili suçlar nedeniyle Yüce Divan'da yargılanabilir.
    • B) Cumhurbaşkanının Yüce Divan'a sevki TBMM'nin salt çoğunluğuyla olur.
    • C) Anayasa Mahkemesi üyeleri de Yüce Divan'da yargılanabilir.
    • D) Yüce Divan kararlarına karşı başka yargı merciine başvurulamaz.
    • E) Başbakan sıfatı kaldırıldığından, eski Başbakanlık dönemine ait Yüce Divan yargılamaları artık mümkün değildir.

    Cumhurbaşkanının Yüce Divan'a sevkedilebilmesi için TBMM üye tam sayısının salt çoğunluğuyla soruşturma açılması, ardından üçte iki çoğunlukla sevk kararı alınması gerekmektedir. Salt çoğunluk yeterli olmayıp bu sürecin iki ayrı eşiği vardır. Bu nedenle B seçeneği yanlıştır. Diğer seçenekler büyük ölçüde doğru bilgiler içermektedir.

  20. 20. Aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi yanlıştır? (Kurum – Kuruluş/Görev Alanı)

    • A) Uyuşmazlık Mahkemesi – Adli ve idari yargı mercileri arasındaki uyuşmazlıkları çözer
    • B) Yargıtay – Adli yargı ilk derece mahkemelerinin kararlarına karşı temyiz mercii
    • C) Bölge Adliye Mahkemesi – Asliye mahkemesi kararlarına karşı temyiz mercii olarak görev yapar
    • D) Sayıştay – Kamu idarelerinin hesap ve işlemlerini denetler, kesin hükme bağlar
    • E) Bölge İdare Mahkemesi – İdare ve vergi mahkemelerinin kararlarına itiraz mercii olarak görev yapar

    Bölge Adliye Mahkemeleri, ilk derece mahkemelerinin kararlarına karşı istinaf mercii olarak görev yapar; temyiz mercii değildir. Temyiz mercii Yargıtay'dır. İstinaf ve temyiz birbirinden farklı hukuki yollardır: istinaf hem hukuki hem maddi meseleyi denetlerken, temyiz yalnızca hukuki denetimle sınırlıdır. Bu nedenle C seçeneği yanlış eşleştirmedir.

  21. 21. Aşağıdakilerden hangisi Anayasa Mahkemesi'nin soyut norm denetimi (iptal davası) kapsamında değildir?

    • A) Kanun hükmünde kararnameler (eski dönem)
    • B) Yönetmelikler
    • C) Uluslararası antlaşmalar
    • D) Türkiye Büyük Millet Meclisi İç Tüzüğü
    • E) Cumhurbaşkanlığı kararnameleri

    Anayasa Mahkemesi'nin norm denetimi kapsamı; kanunlar, TBMM İç Tüzüğü, Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ve eski dönem kanun hükmünde kararnamelerdir. Uluslararası antlaşmalar, usul denetimi açısından kısmi biçimde incelenebilir; ancak yönetmelikler Anayasa Mahkemesi'nin değil, idare mahkemelerinin ve Danıştay'ın denetimine tabidir. Dolayısıyla yönetmelikler bu kapsama girmez.

  22. 22. Göreve başlayan bir hâkim hakkında, göreve başlamasından iki yıl sonra meslekten çıkarılması sonucunu doğuracak bir disiplin soruşturması başlatılmıştır. Bu soruşturma hangi organ tarafından yürütülür ve karar hangi mercide kesinleşir?

    • A) Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu soruşturur ve karara bağlar.
    • B) HSK Teftiş Kurulu soruşturur, HSK Genel Kurulu karara bağlar.
    • C) HSK soruşturur, karar Anayasa Mahkemesi'nce denetlenir.
    • D) Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu soruşturur, HSK onaylar.
    • E) Adalet Bakanlığı soruşturur, Danıştay onaylar.

    Hâkim ve savcıların özlük işlemleri ile disiplin soruşturmaları HSK'ya bağlı Teftiş Kurulu tarafından yürütülür; meslekten çıkarma kararı ise HSK Genel Kurulu tarafından alınır. Anayasa, bu kararları yargı denetimi dışında tutmakla birlikte meslekten çıkarma kararlarına karşı Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yolu açık tutulmuştur; ancak bu soruşturma ve karar sürecinin kendisi E seçeneğinde yanlış kurgulanmıştır.

  23. 23. Aşağıdaki eylemlerin hangisi için Anayasa Mahkemesi, siyasi partiye kapatma yerine 'hazine yardımından yoksun bırakma' yaptırımına hükmedebilir?

    • A) Partinin Anayasa'da belirtilen yasaklara aykırı fiillerin odağı hâline gelmesi
    • B) Partinin yabancı devletlerden mali kaynak alması
    • C) Partinin yabancı uyruklu kişileri üye kaydetmesi
    • D) Bölücü propaganda faaliyeti yürütülmesi
    • E) Devletin bütünlüğüne karşı eylem içinde bulunulması

    Anayasa'ya göre bir siyasi parti; Anayasa'daki yasaklara aykırı fiillerin 'odağı' hâline gelirse kapatma yerine, devlet yardımının kısmen veya tamamen kesilmesi yaptırımı uygulanabilir. Odak olma kavramı, partinin bu eylemlere doğrudan kaynaklık etmesi anlamına gelir. Yabancı devletlerden mali kaynak alma, üye aidatları dışında dış finansman yasağı ve doğrudan bölücülük ise kapatma yaptırımına yol açar.

  24. 24. Türkiye'de bir idari işlemin yargısal denetiminde 'tam yargı davası' ile 'iptal davası' arasındaki temel farkı en doğru biçimde açıklayan ifade aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) İptal davasında hukuka aykırı işlemin ortadan kaldırılması amaçlanırken, tam yargı davasında tazminat veya iade gibi sonuçlara da hükmedilebilir.
    • B) Tam yargı davası yalnızca Danıştay'da görülürken, iptal davası idare mahkemelerinde görülür.
    • C) İptal davası bireyler tarafından açılırken, tam yargı davası yalnızca kamu kurumları tarafından açılabilir.
    • D) İptal davası hem maddi hem hukuki denetim yaparken, tam yargı davası yalnızca hukuki denetimle sınırlıdır.
    • E) İptal davasında dava açma süresi altmış günken, tam yargı davasında bu süre iki yıldır.

    İptal davası, hukuka aykırı idari işlemin iptali amacıyla açılır ve mahkeme yalnızca işlemi iptal edip etmeme konusunda karar verir. Tam yargı davası ise iptal yanı sıra idarenin eylem veya işleminden doğan maddi ya da manevi zararın giderilmesini (tazminat) da kapsayan daha geniş bir dava türüdür. Diğer seçenekler, bu iki dava türünün niteliğini ve usulünü yanlış aktarmaktadır.

  25. 25. Aşağıdaki ifadelerden hangisi Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuruya ilişkin kararlarının sonuçları bakımından doğrudur?

    • A) İhlal kararı üzerine ilgili mahkeme, dosyayı yeniden incelemek zorunda olup Anayasa Mahkemesi'nin tespit ettiği ihlal gerekçesiyle bağlıdır.
    • B) Anayasa Mahkemesi kararları, diğer mahkemeleri değil yalnızca idari makamları bağlar.
    • C) Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuruda tazminata hükmedemez; yalnızca ihlal tespiti yapar.
    • D) Anayasa Mahkemesi ihlal tespit ettiğinde, davayı doğrudan yeniden yargılayarak esastan sonuçlandırır.
    • E) İhlal kararı verilmesi hâlinde ilgili mahkeme dosyayı yeniden incelemeyi reddedebilir.

    Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuruda ihlal tespiti yapması hâlinde dosyayı yeniden yargılama yapılması için ilgili mahkemeye gönderir. İlgili mahkeme, Anayasa Mahkemesi'nin tespit ettiği ihlal gerekçesiyle bağlı olarak yargılamayı yeniden yapmak zorundadır; bu karara uymayı reddedemez. Ayrıca Anayasa Mahkemesi, ihlal kararıyla birlikte gerekli gördüğünde tazminata da hükmedebilir; dolayısıyla C seçeneği de yanlıştır.