VATANDASLIK - yerel yonetimler (Bölüm 5)
VATANDASLIK - yerel yonetimler (Bölüm 5)
5393 sayılı Belediye Kanunu'na göre, bir belediyenin stratejik planı hazırlamasında aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Bu testteki tüm sorular ve cevapları (15 soru)
1. 5393 sayılı Belediye Kanunu'na göre, bir belediyenin stratejik planı hazırlamasında aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
- A) Performans programları stratejik plana uygun olarak hazırlanmak zorundadır.
- B) Stratejik plan, kent vizyonunu ve misyonunu da kapsamak zorundadır.
- C) Büyükşehir belediyelerinde stratejik plan zorunlu iken nüfusu 50.000'in altındaki belediyelerde isteğe bağlıdır. ✓
- D) Stratejik plan, belediye başkanı tarafından hazırlanır ve belediye meclisince kabul edilir.
- E) Stratejik planlar beş yıllık dönemler için hazırlanır.
5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 41. maddesine göre, nüfusu 50.000 ve üzerinde olan belediyelerin stratejik plan hazırlaması zorunludur; ancak nüfusu 50.000'in altında olan belediyeler için bu zorunluluk bulunmamaktadır. Büyükşehir belediyeleri nüfus şartından bağımsız olarak stratejik plan yapmakla yükümlüdür. Seçenek C'deki ifade kısmen doğru görünse de yanlışlık 'büyükşehirlere özgü' şeklinde sunulan ayrımda değil; asıl hata 'nüfusu 50.000'in altındakilerde isteğe bağlıdır' ifadesinin belirsiz bırakılan kısmında değil; nüfus sınırının yanlış kategorize edilmesindedir. Stratejik plan zorunluluğu nüfusa göre belirlenir, belediye türüne göre değil. Bu nedenle C şıkkı, zorunluluğu yalnızca büyükşehirlere bağlamakla yanıltıcıdır.
2. Büyükşehir belediyelerinde ilçe belediyelerinin bütçeleri üzerindeki denetim mekanizması ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
- A) İlçe belediyeleri bütçelerini Sayıştay'a değil doğrudan büyükşehir belediyesine sunar.
- B) İlçe belediyelerinin bütçeleri kendi meclislerince kabul edilir; büyükşehir belediyesi bu bütçeyi onaylamaz, ancak büyükşehir payı ayrıca belirlenir. ✓
- C) İlçe belediyelerinin bütçeleri büyükşehir belediye meclisinde görüşülür ve onaylanır.
- D) İlçe belediyesi bütçesinin en az %30'u büyükşehir belediyesine aktarılmak zorundadır.
- E) Büyükşehir belediyesi, ilçe belediyesi bütçesini veto edebilir ancak nihai karar İçişleri Bakanlığı'na aittir.
6360 sayılı Kanun ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu çerçevesinde ilçe belediyelerinin bütçeleri kendi meclislerince hazırlanıp kabul edilir. Büyükşehir belediyesi ilçe bütçesini onaylamaz; ancak ilçe belediye gelirlerinin bir kısmı büyükşehir belediyesi pay havuzuna aktarılır. A şıkkı yanlıştır; büyükşehir meclisi ilçe bütçelerini onaylamaz. B şıkkındaki %30 oranı mevzuatta bu şekilde yer almamaktadır. C şıkkı yanlıştır; denetim Sayıştay tarafından yapılır. D şıkkındaki 'veto' mekanizması mevzuatta bu biçimde düzenlenmemiştir. Doğru yanıt E'dir.
3. Aşağıdaki yerel yönetim birimlerinden hangisi tüzel kişiliğe sahip değildir?
- A) İl özel idaresi
- B) Köy
- C) Mahalle muhtarlığı
- D) Belde belediyesi
- E) Muhtarlık ✓
Köyler 442 sayılı Köy Kanunu ile, belediyeler 5393 sayılı Kanun ile, il özel idareleri 5302 sayılı Kanun ile tüzel kişiliğe sahiptir. Mahalle muhtarlıkları ise bir yerel yönetim birimi değil; yönetim kademesidir ve tüzel kişilikleri bulunmamaktadır. Muhtarlık bir kamu kurumu değil, kamu hizmetine yardımcı idari birimdir. Köy muhtarlığı ile mahalle muhtarlığı karıştırılmamalıdır: köyler tüzel kişiliğe sahipken, şehir içi mahalleler tüzel kişiliğe sahip değildir. Bu nedenle doğru yanıt D'dir (mahalle muhtarlığı).
4. Bir ilçe belediyesi, sınırları içinde bulunan bir akarsu yatağını ıslah etmek için proje başlatmak istemektedir. Bu konuda yetkili ve görevli kuruluş hangisidir?
- A) DSİ ile büyükşehir belediyesi müşterek yetkilidir; ilçe belediyesinin bu konuda herhangi bir yetkisi bulunmamaktadır. ✓
- B) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ), çünkü akarsu yatakları merkezi idarenin görev alanındadır.
- C) Büyükşehir belediyesi, çünkü su ve kanalizasyon hizmetleri büyükşehir belediyesinin görevidir.
- D) Yalnızca ilçe belediyesi, çünkü alan belediye sınırları içindedir.
- E) İl özel idaresi, çünkü imar ve altyapı konularında il genelinde yetkilidir.
Akarsu yatakları ile ilgili ıslah çalışmaları karma bir yetki alanı oluşturur. Akarsu yatakları, su kaynakları ve taşkın önleme açısından DSİ (Devlet Su İşleri) yetkili kuruluştur; 167 sayılı Yeraltı Suları ve 6200 sayılı DSİ Kanunu uyarınca akarsular devlet hüküm ve tasarrufu altındadır. Öte yandan 5216 sayılı Kanun çerçevesinde büyükşehir belediye sınırları içinde su, kanalizasyon ve altyapı hizmetleri büyükşehir belediyesine (ve bağlı İSKİ, ASKİ gibi kuruluşlara) aittir. İlçe belediyelerinin bu konuda doğrudan yetkisi bulunmamaktadır. En kapsamlı ve doğru yanıt E seçeneğidir.
5. 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu'na göre il genel meclisi üyeleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
- A) İl genel meclisi üyeleri, her ilçeden eşit sayıda seçilir.
- B) İl genel meclisi üyelerinin görev süresi 4 yıldır.
- C) İl genel meclisi üyeleri, nüfusa orantılı olarak ilçelerden seçilir ve meclis kendi arasından bir başkan seçer. ✓
- D) İl genel meclisi, vali tarafından toplantıya çağrılır ve vali başkanlık eder.
- E) İl genel meclisi üyeleri ile belediye meclis üyelerinin seçimi aynı seçim çevrelerinde eş zamanlı yapılır.
5302 sayılı Kanun'a göre il genel meclisi üyeleri, her ilçeden nüfusa orantılı biçimde seçilir; dolayısıyla A şıkkındaki 'eşit sayıda' ifadesi yanlıştır. Görev süresi 5 yıl olduğundan B şıkkı yanlıştır. Vali il genel meclisine başkanlık etmez; meclis kendi üyeleri arasından başkanını seçer, bu nedenle C şıkkı yanlıştır. E şıkkındaki 'aynı seçim çevresi' ifadesi yanıltıcıdır; il genel meclisi üyeleri ilçe bazında seçilirken belediye meclis üyeleri belediye sınırları içinde seçilir, bunlar çakışabilir ama özdeş değildir. Doğru yanıt D'dir.
6. Türkiye'de 6360 sayılı Kanun ile büyükşehir belediyesi kurulmasıyla birlikte aşağıdaki değişikliklerden hangisi gerçekleşmemiştir?
- A) Büyükşehir sınırları il mülki sınırlarına genişletilmiştir.
- B) Büyükşehir belediyelerinin sayısı 16'dan 30'a çıkarılmıştır. ✓
- C) Büyükşehir illerindeki belde belediyeleri ve köyler mahalle statüsüne dönüştürülmüştür.
- D) Büyükşehir illerindeki il özel idarelerinin yerine yatırım izleme ve koordinasyon başkanlıkları kurulmuştur.
- E) Büyükşehir olan illerdeki tüm il özel idareleri kapatılmıştır.
6360 sayılı Kanun 2012 yılında yürürlüğe girmiş ve büyükşehir belediyesi sayısını 16'dan 30'a çıkarmıştır. Kanunla birlikte büyükşehir sınırları il mülki sınırına çekilmiş (B doğru), büyükşehir illerindeki il özel idareleri kapatılmış (A doğru), belde ve köyler mahalle statüsüne alınmış (C doğru), il özel idarelerinin yerine YİKOB'lar kurulmuştur (E doğru). D şıkkında yer alan '16'dan 30'a' ifadesi doğrudur. Peki hangisi gerçekleşmemiştir? Seçeneklerin tamamı doğruymuş gibi görünse de sınavda bu tür sorularda 'gerçekleşmemiş' unsur dikkatle aranmalıdır. Buradaki kritik nokta: Büyükşehir sayısı 16'dan 29'a çıkarılmış, ardından Ordu ile birlikte 30 olmuştur; ancak bazı kaynaklarda 'doğrudan 30'a çıkarıldı' şeklinde yanlış aktarılmaktadır. Asıl hata D şıkkında değil; bu sorunun kurgusunda büyükşehir sayısının doğrudan 30 yapıldığı doğrudur, ancak nüfus kriteri (750.000) uygulamasının kaldırılması da 6360 ile olmuştur ve bu şıklarda yer almamaktadır. Soruda en tartışmalı ve eleyici nokta D şıkkıdır; sayı doğru olmakla birlikte süreç iki aşamalıydı.
7. Belediye encümeni ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
- A) Belediye encümeni, belediye bütçesini kesin olarak karara bağlayan yetkili organdır.
- B) Büyükşehir belediyelerinde encümen bulunmaz; görevleri büyükşehir belediye meclisi tarafından yürütülür.
- C) Belediye encümeni, belediye meclisinin daimi komisyonu niteliğinde olup tüm üyeleri meclis tarafından seçilir.
- D) Encümen kararları yürütme niteliği taşımadığından belediye başkanının onayına tabidir.
- E) Belediye encümeninde hem seçilmiş hem de atanmış üyeler bulunur ve başkanlığı belediye başkanı yürütür. ✓
5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 33. maddesine göre belediye encümeni; belediye başkanının başkanlığında, il belediyelerinde ve nüfusu 100.000'in üzerindeki belediyelerde belediye meclisinin her yıl kendi üyeleri arasından seçeceği 3 üye ile biri mali hizmetler birimi amiri olmak üzere belediye başkanının her yıl birim amirleri arasından seçeceği 2 üyeden oluşur. Dolayısıyla encümende hem seçilmiş (meclis kaynaklı) hem de atanmış (başkan tarafından belirlenen) üyeler bulunur ve başkanlığı belediye başkanı yürütür. A yanlıştır (tüm üyeler meclisce seçilmez). C yanlıştır (encümen kararları icra niteliği taşır). D yanlıştır (büyükşehirlerde de encümen vardır). E yanlıştır (bütçeyi meclis onaylar). Doğru yanıt B'dir.
8. Türkiye'de mahalli idarelere yapılan merkezi idare denetimi türleri arasında 'yerindelik denetimi' ile 'hukukilik denetimi' arasındaki farka ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi anayasal açıdan doğrudur?
- A) Anayasa'nın 127. maddesi uyarınca merkezi idarenin mahalli idareler üzerinde yalnızca hukukilik denetimi yapabileceği; yerindelik denetiminin ise anayasal güvence kapsamında olmadığı tartışmalıdır. ✓
- B) Anayasa Mahkemesi, yerindelik denetiminin yerel özerkliği zedeleyeceğine hükmettiğinden bu denetim türü Türkiye'de tamamen yasaklanmıştır.
- C) Yerindelik denetimi Danıştay tarafından, hukukilik denetimi ise İçişleri Bakanlığı tarafından yürütülür.
- D) Hukukilik denetimi yargısal denetime, yerindelik denetimi ise idari vesayete karşılık geldiğinden ikisi arasında herhangi bir anayasal ayrım yapılmamaktadır.
- E) Anayasa her iki denetim türüne de eşit ölçüde izin verdiğinden merkezi idare her iki denetimi de serbestçe uygulayabilir.
Anayasa'nın 127. maddesine göre merkezi idare, mahalli idareler üzerinde idari vesayet yetkisine sahiptir. Ancak bu yetkinin kapsamı anayasal açıdan sınırlıdır; 'idarenin bütünlüğü' ilkesi ve 'yerinden yönetim' ilkesi arasındaki denge, yerindelik denetiminin sınırlı tutulmasını zorunlu kılar. Türk anayasa doktrininde tartışmalı olmakla birlikte egemen görüş, merkezi idarenin mahalli idareler üzerinde ağırlıklı olarak hukukilik denetimi yapabileceği, yerindelik denetiminin ise mahalli özerkliği zedeleyebileceği yönündedir. C şıkkı yanlıştır; bu denetimler bu şekilde kurumsal olarak ayrıştırılmamıştır. D şıkkı yanlıştır; böyle bir AYM kararı yoktur. E şıkkı kısmen doğru içeriyorsa da 'herhangi bir anayasal ayrım yapılmamaktadır' ifadesi yanıltıcıdır. Doğru yanıt B'dir.
9. Belediye sınırları içinde ruhsatsız yapılan bir yapıya ilişkin olarak belediyenin 'yıkım kararı' alması, ardından yapı sahibinin bu karara itiraz etmesi durumunda süreç nasıl işler?
- A) Belediye encümeni yıkım kararı alır; bu karara karşı idare mahkemesinde iptal davası açılabilir ve mahkeme yürütmeyi durdurabilir. ✓
- B) Yıkım kararı belediye meclisinin onayına tabidir; meclis onaylamadan yıkım yapılamaz.
- C) Ruhsatsız yapılarda yıkım kararı kesindir ve yargı yolu kapalıdır; çünkü bu tür kararlar kamu düzenini ilgilendiren idari işlemlerdir.
- D) Yapı sahibi önce İçişleri Bakanlığı'na itiraz etmek zorundadır; itiraz reddedilirse yargı yoluna başvurabilir.
- E) Yıkım kararına itiraz doğrudan Danıştay'a yapılır ve Danıştay'ın onayı olmadan yıkım gerçekleştirilemez.
3194 sayılı İmar Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı olduğu tespit edilen yapılar için belediye encümeni yıkım kararı alır. Bu karar idari bir işlemdir ve Anayasa'nın 125. maddesi gereğince her türlü idari işleme karşı yargı yolu açıktır. Yapı sahibi, kararın tebliğinden itibaren 60 gün içinde idare mahkemesinde iptal davası açabilir ve aynı zamanda yürütmenin durdurulması talebinde bulunabilir. A yanlıştır; ilk derece mahkemesi idare mahkemeleridir. C yanlıştır; yıkım kararı encümen yetkisindedir, meclis onayı gerekmez. D yanlıştır; idari itiraz zorunlu ön koşul değildir. E açıkça anayasaya aykırıdır. Doğru yanıt B'dir.
10. Aşağıdaki tabloda bazı özelliklerin hangi yerel yönetim birimine ait olduğu karşılaştırılmaktadır. Hangi seçenek tüm eşleştirmeleri doğru vermektedir? Özellik 1: Köy muhtarı seçiminde oy kullanabilmek için o köyde ikamet şartı aranır. Özellik 2: İl özel idaresi genel sekreteri vali tarafından atanır. Özellik 3: Büyükşehir belediye başkanı aynı zamanda belediye encümeninin başkanıdır.
- A) Özellik 1 doğru, Özellik 2 yanlış, Özellik 3 doğru
- B) Özellik 1 yanlış, Özellik 2 doğru, Özellik 3 doğru ✓
- C) Özellik 1 doğru, Özellik 2 doğru, Özellik 3 yanlış
- D) Özellik 1 yanlış, Özellik 2 yanlış, Özellik 3 doğru
- E) Özellik 1 doğru, Özellik 2 doğru, Özellik 3 doğru
Özellik 1 değerlendirildiğinde: Köy muhtarı seçimlerinde seçmen olabilmek için seçim çevresinde ikamet koşulu aranmaz; seçmen kütüğüne kayıtlı olmak yeterlidir. Dolayısıyla Özellik 1 yanlıştır. Özellik 2 değerlendirildiğinde: 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu'nun 36. maddesine göre il özel idaresi genel sekreteri İçişleri Bakanı'nın önerisi üzerine Bakanlar Kurulu (şimdiki adıyla Cumhurbaşkanlığı) tarafından atanır, vali tarafından değil. Özellik 2 yanlıştır. Özellik 3 değerlendirildiğinde: 5216 sayılı Kanun'un 16. maddesi uyarınca büyükşehir belediye başkanı encümenin başkanıdır. Özellik 3 doğrudur. Bu durumda B şıkkı (1 yanlış, 2 yanlış, 3 doğru) doğru cevap olmalıydı; ancak seçeneklerde 'Özellik 1 yanlış, Özellik 2 doğru, Özellik 3 doğru' B şıkkında verilmiştir. Özellik 2 yeniden incelendiğinde: Genel sekreterin atanmasında vali belirleyici değildir, bu nedenle Özellik 2 yanlıştır. Doğru kombinasyon 'Özellik 1 yanlış, Özellik 2 yanlış, Özellik 3 doğru'dur ki bu D şıkkına karşılık gelir. Doğru yanıt D'dir.
11. Bir belediyenin iflasını gerektiren mali çöküş yaşaması halinde aşağıdaki mekanizmalardan hangisi Türk hukuku açısından doğrudur?
- A) Belediyeler özel hukuk tüzel kişisi olmadığından iflas edemez; ancak kayyum atanması söz konusu olabilir.
- B) Belediyeler kamu tüzel kişisi olduğundan iflas hükümlerine tabi değildir; mal varlıkları haczedilebilir ancak belirli kamu hizmet araçları hacze tabi tutulamaz. ✓
- C) Belediyeler, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu kapsamında iflas edebilir ve alacaklılar iflas masasına başvurabilir.
- D) Mali güçlük içindeki belediyeler için İçişleri Bakanlığı tarafından borç yapılandırma planı hazırlanır ve belediye başkanı görevden alınır.
- E) Türk hukukunda belediyeler iflas edemez; mali sıkıntı halinde Hazine tarafından borçlanma güvencesi verilir ve yönetimine İller Bankası el koyar.
Türk hukukunda belediyeler kamu tüzel kişisi olarak 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun iflas hükümlerine tabi değildir. Özel hukuk hükümlerine göre iflas açılamaz. Ancak belediye alacaklıları, belirli koşullar altında icra yoluna başvurabilir. Bununla birlikte 5393 sayılı Kanun'un 15. maddesi uyarınca belediyenin kamu hizmetine özgülenmiş taşınır ve taşınmazları ile bunların gelirleri haczedilemez. Bu ayrım sınavlarda sıklıkla sorulmaktadır. B yanlıştır; kamu tüzel kişileri iflas edemez. C'deki mekanizma kısmen uygulamada yer bulsa da 'belediye başkanının görevden alınması' bu mekanizmanın doğrudan sonucu değildir. D'deki 'İller Bankası el koyar' ifadesi yanıltıcıdır. Doğru yanıt E'dir.
12. Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'nın Türkiye tarafından onaylanmasına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
- A) Türkiye, Şart'ın yalnızca büyükşehir belediyelerine ilişkin maddelerini onaylamış; diğer maddelere çekince koymuştur.
- B) Türkiye Şart'ı 1988 yılında imzalamış, ancak hâlâ onaylamamıştır.
- C) Türkiye Şart'ı çekincesiz onaylamış olup tüm maddeleri iç hukukta doğrudan uygulanabilir.
- D) Şart Türkiye tarafından onaylanmış olup iç hukukta kanun hükmünde olduğundan belediye kanunlarına aykırı durumlarda Şart hükümleri uygulanır.
- E) Türkiye Şart'ı bazı maddelerine çekince koyarak onaylamış olup bu çekinceler özellikle mali özerklik ve sınır değişikliklerine itiraz hakkına ilişkin maddeleri kapsamaktadır. ✓
Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı Türkiye tarafından 1988'de imzalanmış ve 1992 yılında 3723 sayılı Kanunla onaylanmıştır. Ancak Türkiye bazı maddelere çekince koymuştur. Bu çekinceler özellikle yerel yönetimlerin sınırlarının değiştirilmesi öncesinde danışma yapılmasını düzenleyen madde (md. 5), iç idari yapıları serbestçe belirleme hakkına ilişkin madde (md. 6/1) ve bazı mali özerklik hükümlerini kapsamaktadır. A yanlıştır; çekinceler mevcuttur. B yanlıştır; Şart onaylanmıştır. D kısmen doğru görünse de 'belediye kanunlarına aykırı durumlarda Şart uygulanır' ifadesi Anayasa'nın 90. maddesi çerçevesinde doğru olmakla birlikte çekince konulan maddeler için geçerli değildir. E tamamen yanlıştır. Doğru yanıt C'dir.
13. Belediye başkanının görevden uzaklaştırılmasına karar verme yetkisi aşağıdakilerin hangisine aittir?
- A) Cumhurbaşkanı, belediye başkanını olağanüstü hallerde kanun hükmünde kararname ile görevden alabilir.
- B) Belediye meclisi 2/3 çoğunlukla karar alarak belediye başkanını görevden uzaklaştırabilir.
- C) Belediye başkanı yalnızca seçmenler tarafından geri çağırma (recall) referandumuyla görevden alınabilir.
- D) Görevden uzaklaştırma kararı İçişleri Bakanı'nın talebi üzerine Danıştay tarafından verilir. ✓
- E) İçişleri Bakanı, soruşturma başlatarak doğrudan belediye başkanını görevden uzaklaştırabilir.
5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 47. maddesi uyarınca belediye başkanının görevden uzaklaştırılması, İçişleri Bakanı'nın talebi üzerine Danıştay tarafından karara bağlanır. Bu yetki yargı organına bırakılmıştır; idari vesayet tek başına yeterli değildir. A yanlıştır; belediye meclisinin böyle bir yetkisi yoktur. B yanlıştır; İçişleri Bakanı doğrudan görevden uzaklaştıramaz, yalnızca Danıştay'a talepte bulunabilir. D kısmen uygulamada görülmüş olsa da olağan hukuki mekanizma bu değildir. E yanlıştır; Türk hukukunda geri çağırma referandumu mekanizması yoktur. Doğru yanıt C'dir.
14. Türkiye'de köy tüzel kişiliğinin sona ermesine ilişkin olarak aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
- A) Nüfusu 2.000'in altına düşen köyler otomatik olarak belediyeye dönüşür.
- B) 6360 sayılı Kanun yalnızca büyükşehir statüsü kazanan 30 ilin sınırları içindeki köylerin tüzel kişiliklerini kaldırarak onları mahalleye dönüştürmüştür; diğer köyler tüzel kişiliğini korumaktadır. ✓
- C) Köyler, belediye meclisi kararı ile mahalleye dönüştürülebilir ve bu dönüşüm sonucunda tüzel kişilik sona erer.
- D) Köy tüzel kişiliği ancak köylülerin 2/3 çoğunluğunun talebi ve İçişleri Bakanlığı onayıyla sona erer.
- E) 6360 sayılı Kanun ile büyükşehir olmayan illerdeki köylerin de tüzel kişiliği kaldırılmıştır.
6360 sayılı Kanun 2012 yılında çıkarılmış ve 30 büyükşehir iline dahil edilen sınırlar içindeki köylerin tüzel kişiliklerini kaldırarak onları mahalleye dönüştürmüştür. Bu düzenleme yalnızca büyükşehir olan 30 ilin sınırları içindeki köyleri kapsamaktadır. Kalan 51 ildeki köyler ise 442 sayılı Köy Kanunu çerçevesinde tüzel kişiliklerini ve özerk yapılarını korumaktadır. A yanlıştır; böyle bir otomatik dönüşüm mekanizması yoktur (2.000 nüfus sınırı belediyelerin kurulması için aranan eski şarttır). B yanlıştır; büyükşehir olmayan illerdeki köyler etkilenmemiştir. C yanlıştır; böyle bir halk talebi mekanizması öngörülmemiştir. E yanlıştır; belediye meclisinin köyleri mahalleye dönüştürme yetkisi bu şekilde tanımlanmamıştır. Doğru yanıt D'dir.
15. Yerel yönetimlerde 'subsidiarite (hizmette yerellik) ilkesi' ile 'ölçek ekonomisi argümanı' birbiriyle çeliştiğinde hangisi öncelikli uygulanmalıdır? Bu konuda Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'nın yaklaşımı aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir?
- A) Şart, hizmetlerin mümkün olan en küçük yönetim birimince yürütülmesini esas almakla birlikte ölçek ve etkinlik gerekçesiyle daha üst birimlere aktarılabileceğini kabul eder. ✓
- B) Şart, subsidiaritenin yalnızca federal devletlerde uygulanabileceğini belirterek üniter devletleri bu ilkeden muaf tutar.
- C) Şart, ölçek ekonomisini ön plana alarak büyük ölçekli merkezi yapıların her koşulda daha etkin olduğunu savunur.
- D) Şart, subsidiaritenin hukuki değil siyasi bir ilke olduğunu belirterek iç hukuktaki uygulamasını tamamen devletlerin takdirine bırakır.
- E) Şart, subsidiaritenin mutlak olduğunu ve yerel birimlerin her hizmeti merkezi yönetime devredilemeyeceğini hükme bağlar.
Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'nın 4. maddesinin 3. fıkrası subsidiaritenin teorik çerçevesini ortaya koyar: Kamu sorumlulukları genellikle vatandaşa en yakın makamlar tarafından yerine getirilecektir. Sorumluluğun başka bir makama verilmesi, görevin kapsamı ve niteliği ile yetkinlik ve ekonomi gereklilikleri göz önüne alınarak yapılmalıdır. Dolayısıyla Şart, yerelliği esas almakla birlikte etkinlik ve ölçek gerekçesiyle üst birimlere aktarımı da meşru saymaktadır. Bu denge anlayışı, 'mutlak subsidiaritenin' değil 'esnek ve nispi subsidiaritenin' benimsenmesi anlamına gelir. A yanlıştır; Şart merkeziyetçiliği değil yerinden yönetimi esas alır. B yanlıştır; mutlak bir yasak öngörülmemiştir. D yanlıştır; Şart üniter-federal ayrımı yapmaz. E yanlıştır; ilke bağlayıcı hukuki içerik taşır. Doğru yanıt C'dir.