menu
MemurOl
Coğrafya Testleri

Genel Tekrar Testi - 122

Soru 1 / 25

Ege Bölgesi'nde tarım alanlarının ova tabanlarından kıyıya doğru uzanan vadi boylarında yoğunlaşması, aşağıdaki faktörlerin hangisiyle doğrudan ilişkilidir?

Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
  1. 1. Ege Bölgesi'nde tarım alanlarının ova tabanlarından kıyıya doğru uzanan vadi boylarında yoğunlaşması, aşağıdaki faktörlerin hangisiyle doğrudan ilişkilidir?

    • A) Bölgedeki nüfus yoğunluğunun vadilerde daha fazla olması ve buna bağlı tarım talebinin artması
    • B) Dağların kıyıya dik uzanmasının vadi boylarını nemli deniz havasına açık bırakması ve ulaşım kolaylığı sağlaması
    • C) Bölgedeki çay tarımının vadi tabanlarında daha verimli olması
    • D) Ege kıyılarındaki rüzgarların vadi boylarında ekinlerin gelişimini hızlandırması
    • E) Bölgede dağların kıyıya paralel uzanması nedeniyle iç kesimlerin deniz etkisine kapalı kalması

    Ege‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ Bölgesi'nde dağlar kıyıya dik uzanmaktadır (Menderes, Gediz, Küçük Menderes çaylarının oluşturduğu horst-graben yapısı). Bu yapı, vadi boylarını Ege'den gelen nemli ve ılıman deniz havasına açık kılmakta, aynı zamanda kıyıyla iç kesimler arasında ulaşım kolaylığı sağlamaktadır. Bu sayede ovalar ve vadi tabanları hem tarım açısından elverişli iklime hem de pazar ulaşımına sahip olduğundan yoğun tarım faaliyetleri bu alanlarda toplanmıştır.

  2. 2. Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin tarım potansiyeli değerlendirildiğinde, Güneydoğu Anadolu Projesi'nden (GAP) önce bu bölgenin düşük tarımsal verimliliğe sahip olmasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Bölgede tarım yapılabilecek düzlüklerin son derece sınırlı olması
    • B) Bölgedeki toprakların çorak ve tarıma elverişsiz olması
    • C) Bölgenin arazi yapısının makineli tarıma hiç olanak tanımaması
    • D) İklimin ürün çeşitliliğine izin vermemesi
    • E) Yaz kuraklığının ve sulama suyu yetersizliğinin tarımı kısıtlaması

    Güneydoğu‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ Anadolu Bölgesi geniş düzlüklere (Harran Ovası, Ceylanpınar gibi) sahiptir ve topraklar verimlidir. Ancak bölge, Akdeniz ikliminin etkisi altında olup yazlar son derece sıcak ve kuraktır. Yıllık yağış miktarı yetersiz (genelde 300-600 mm) ve yağışların mevsimsel dağılımı tarımla örtüşmemektedir. GAP'tan önce sulama altyapısı olmadığından bölgenin potansiyeli değerlendirilemiyordu. GAP ile birlikte Fırat ve Dicle suları kullanılarak sulama olanakları geliştirilmiş, bölge tarımsal üretimde büyük sıçrama yapmıştır.

  3. 3. Doğu Anadolu Bölgesi'nde hem Karadeniz hem de Akdeniz iklimine geçiş özellikleri gösteren alanlar bulunmakla birlikte, bölgenin genelinde karasal iklim hâkimdir. Bu durumun temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Bölgeye özgü enlem konumunun karasal iklimi belirleyen tek etken olması
    • B) Bölgede şiddetli rüzgarların oluşmasının bulutların dağılmasına neden olması
    • C) Bölgedeki geniş platolar nedeniyle buharlaşmanın yüksek olması
    • D) Bölgenin denizden uzak olmasının yanı sıra çevreleyen dağ sıralarının kıyı bölgelerinden gelen nemli hava kütlelerinin etkisini kırmesi
    • E) Bölgede yüksek basınç merkezlerinin yıl boyunca hâkim olması

    Doğu‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ Anadolu, hem kıta içinde derin bir konumda bulunmakta hem de çevresini saran yüksek dağ sıraları (Kuzey'den Doğu Karadeniz Dağları, Güney'den Toros Dağları) deniz etkisinin bölge içine girmesini engellemektedir. Karadeniz'den gelen nemli hava kütleleri Doğu Karadeniz Dağları'nı aşarken nemini büyük ölçüde bırakır; Akdeniz etkisi de Toros Dağları tarafından kesilir. Bu çift engel, bölgenin karasal özellik kazanmasının birincil nedenidir.

  4. 4. İç Anadolu Bölgesi'nde Tuz Gölü çevresinde tarımsal faaliyetlerin son derece sınırlı kalmasının nedenleri arasında aşağıdakilerden hangisi yer almaz?

    • A) Yaz mevsiminde sıcaklık ve buharlaşmanın çok yüksek olması
    • B) Çevredeki akarsuların tuzluluk oranının yüksek olması nedeniyle sulamanın mümkün olmaması
    • C) Bölgede yıllık yağış miktarının 250-300 mm civarında olması
    • D) Bölgede yüksek rakımın tarımı güçleştirmesi
    • E) Tuz Gölü'nün çevresindeki arazinin halomorfik (tuzlu) toprak yapısına sahip olması

    Tuz‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ Gölü çevresi Türkiye'nin en düşük rakımlı iç bölgelerinden biridir (yaklaşık 900-1000 m). Buradaki tarım sorunları; tuzlu (halomorfik) toprak yapısı, yetersiz yağış (250-300 mm), tuzlu yeraltı ve yüzey suları ile yoğun buharlaşmadan kaynaklanmaktadır. Yüksek rakım bu bölge için tarımı kısıtlayan bir etken değildir; aksine bölgenin rakımı İç Anadolu içinde görece düşük kalır. Bu nedenle 'yüksek rakım' faktörü Tuz Gölü çevresinin tarımsal kısıtlarıyla ilişkili değildir.

  5. 5. Marmara Bölgesi Türkiye'nin en küçük bölgesi olmasına karşın sanayisi en gelişmiş bölgesidir. Bu durumu açıklayan en kapsamlı neden zinciri aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Bölgede kömür başta olmak üzere zengin yeraltı kaynaklarının bulunması ve buna bağlı sanayi gelişimi
    • B) Bölgenin Avrupa Birliği fonlarından en fazla yararlanan bölge olması ve buna bağlı yatırımların yönlenmesi
    • C) Osmanlı'dan miras kalan sanayi altyapısı, İstanbul'un coğrafi konumunun sağladığı erişilebilirlik, nitelikli iş gücü ve pazar büyüklüğünün birbirini besleyen döngüsü
    • D) Tarımsal verimliliğin bölge sanayi hammadde ihtiyacını karşılaması
    • E) Bölgenin diğer bölgelere oranla daha elverişli iklimine sahip olması nedeniyle işçi göçünü çekmesi

    Marmara‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ Bölgesi'nin sanayi üstünlüğü, birden fazla faktörün birbirini besleyen döngüsel bir süreçle güçlenmesinden kaynaklanmaktadır: İstanbul'un tarihsel olarak Osmanlı döneminden bu yana ticaret ve üretim merkezi olması, Boğazların sağladığı deniz ulaşım avantajı, İstanbul-Bursa-Kocaeli üçgeninin pazar büyüklüğü, Türkiye'nin en nitelikli iş gücünün bu bölgede toplanması ve Avrupa pazarlarına yakınlık bu faktörlerin başında gelir. Kömür madeni (Zonguldak) Karadeniz Bölgesi'ndedir; Marmara'nın sanayi gücü hammadde değil, konum, altyapı ve insan kaynağına dayanmaktadır.

  6. 6. Karadeniz Bölgesi'nin batı kesimi ile doğu kesimi iklim özellikleri açısından karşılaştırıldığında, doğu kesimin yıl boyunca daha fazla yağış almasının nedeni aşağıdakilerin hangisinde doğru olarak açıklanmıştır?

    • A) Doğu Karadeniz'deki orman örtüsünün yağış miktarını artırması
    • B) Doğu kesimin Hazar Denizi'nden taşınan nemli hava kütlelerinin etkisinde kalması
    • C) Doğu kesimde enlemin daha kuzeyde olması nedeniyle polar hava kütlelerinin daha sık etki etmesi
    • D) Karadeniz'in doğu kesimde daha geniş bir yüzey alanı sunması nedeniyle buharlaşmanın fazla olması
    • E) Doğu kesimdeki dağların yüksekliğinin batıya oranla fazla olması ve Karadeniz'den gelen nemli hava kütlelerini daha etkin biçimde yükseltmesi; ayrıca Kafkaslar'ın soğuk kuru hava girişini engellemesi

    Doğu‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ Karadeniz Dağları, Batı Karadeniz Dağları'na kıyasla çok daha yüksektir (Kaçkar Dağları 3937 m). Bu yüksek dağlar, Karadeniz'den gelen nemli ve sıcak hava kütlelerini daha şiddetli bir şekilde yükseltip soğutarak bol yağış düşmesini sağlar. Aynı zamanda Kafkaslar'ın güneydoğudan gelebilecek karasal soğuk kuru hava kütlelerini kesmesi, bölgenin kış aylarında bile görece ılıman ve yağışlı kalmasına yol açar. Batı Karadeniz'de dağlar daha alçaktır ve kışın karasal soğuk etkisi daha belirgindir.

  7. 7. Aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi, Türkiye'nin bölgeleri ile o bölgeye özgü bir coğrafi özellik arasında YANLIŞ bir ilişki kurmaktadır?

    • A) Akdeniz Bölgesi – Türkiye'nin en uzun kıyı şeridine sahip bölge olması
    • B) Karadeniz Bölgesi – Türkiye'nin en uzun akarsuyu olan Kızılırmak'ın bölgeden denize dökülmesi
    • C) Ege Bölgesi – Menderes, Gediz ve Büyük Menderes ovalarının graben kökenli olması
    • D) Doğu Anadolu Bölgesi – Türkiye'nin en büyük gölü olan Van Gölü'ne ev sahipliği yapar
    • E) Güneydoğu Anadolu Bölgesi – Türkiye'nin en büyük ovası olan Konya Ovası'na sahip olması

    Konya‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ Ovası, Türkiye'nin en büyük ovası olmakla birlikte İç Anadolu Bölgesi'nde yer alır; Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde değil. Güneydoğu Anadolu'nun önemli ovaları arasında Harran Ovası, Ceylanpınar Ovası ve Amik Ovası sayılabilir. Diğer eşleştirmeler doğrudur: Van Gölü Doğu Anadolu'dadır, Ege'deki ovalar graben kökenlidir, Kızılırmak Karadeniz Bölgesi'nde Bafra'da denize dökülür ve Akdeniz Bölgesi en uzun kıyı şeridine sahiptir.

  8. 8. İç Anadolu Bölgesi'nde tarım yapılan alanların büyük bölümünün kuru tarıma dayalı hububat ekimine ayrılmış olması, aşağıdaki durumların hangisiyle çelişmektedir?

    • A) Bölgede yıllık yağış ortalamasının 300-400 mm arasında olmasıyla
    • B) Bölge topraklarının tahıl tarımı açısından elverişli olmasıyla
    • C) Kışların soğuk ve karlı geçmesinin kışlık ekim sistemini desteklemesiyle
    • D) Bölgede sulama olanaklarının yeterince geliştirilmiş olmasıyla
    • E) Bölgedeki geniş düzlüklerin ve platoların makineli tarıma uygun olmasıyla

    İç‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ Anadolu'da tarımın büyük ölçüde kuru tarıma dayalı olması, bölgede sulama altyapısının yeterince geliştirilmemiş olmasıyla doğrudan çelişmektedir. Eğer sulama olanakları yeterli olsaydı, geniş düzlükler ve verimli topraklar sayesinde bölge çok daha çeşitli ve yüksek değerli ürünler yetiştirmeye elverişli olurdu. Diğer seçenekler ise kuru hububat tarımını destekleyen veya açıklayan faktörlerdir: düşük yağış kuru tarıma yöneltir, düzlükler makine kullanımını kolaylaştırır, topraklar tahıla uygundur ve kışlık ekim sistemi soğuk kışlara uyum sağlar.

  9. 9. Türkiye'nin bölgeleri nüfus yoğunluğu açısından değerlendirildiğinde, Doğu Anadolu Bölgesi'nin yüz ölçümünün büyük olmasına rağmen en düşük nüfus yoğunluğuna sahip ikinci bölge olmasının temel nedenleri arasında sayılamayacak olan hangisidir?

    • A) Sanayi ve hizmet sektörünün gelişmemişliği nedeniyle ekonomik fırsatların sınırlı kalması
    • B) Kışların çok soğuk ve uzun geçmesi nedeniyle tarım döneminin kısa olması
    • C) Bölgenin denizlere olan uzaklığı nedeniyle ihracat olanaklarının sınırlı kalması ve buna bağlı ticari faaliyetlerin gelişememesi
    • D) Bölgede verimli delta ovalarının bulunmaması nedeniyle yoğun tarımsal nüfusun oluşamaması
    • E) Engebeli arazi yapısı ve yüksek rakım nedeniyle ulaşım ağının yetersizliği

    Doğu‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ Anadolu Bölgesi'nde seyrek nüfusun açıklamaları arasında uzun ve sert kışlar, kısa tarım sezonu, dağlık ve engebeli arazi, yetersiz ulaşım altyapısı, sanayinin gelişmemişliği sayılabilir. Ancak 'delta ovalarının bulunmaması' gerekçesi hem doğru değil hem de belirleyici bir etken değildir. Ağrı ve Muş gibi bölgelerde düzlükler ve platolar mevcuttur; sorun delta ovası eksikliği değil, iklim sertliği ve ekonomik geri kalmışlıktır. Ayrıca Türkiye'de delta ovalarının nüfus yoğunluğunu belirlemedeki rolü sınırlıdır; bu durum ağırlıklı olarak Akdeniz ve Ege'ye özgüdür.

  10. 10. Akdeniz Bölgesi'nde Antalya ile Adana'nın iklim koşulları karşılaştırıldığında, Adana'nın yazları daha sıcak ve daha az yağışlı olmasında belirleyici olan faktör aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) İskenderun Körfezi'nin Antalya Körfezi'ne göre daha büyük olması nedeniyle yaz aylarında daha fazla buharlaşma gerçekleşmesi
    • B) Adana çevresindeki orman örtüsünün azalmasının lokal iklimi olumsuz etkilemesi
    • C) Adana'nın iç kesimlere yakın bir konumda bulunması ve Güneydoğu Anadolu'nun karasal etkisine daha açık olması, ayrıca İskenderun Körfezi'nin Antalya Körfezi'ne kıyasla daha dar bir deniz etkisi alanı oluşturması
    • D) Adana'nın Antalya'ya göre daha düşük enlemde bulunması
    • E) Adana'nın daha yüksek rakımda yer alması

    Antalya,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ güneyden Akdeniz'e, kuzeyden Toros Dağları'na yönelen bir körfez konumunda olup deniz etkisini belirgin biçimde hisseder. Adana ise Çukurova'da, Torosların iç yamaçlarına yakın, geniş bir ovanın ortasında yer alır. Bu konum, Güneydoğu Anadolu'nun karasal hava kütlelerinin yaz aylarında bölgeyi etkilemesine olanak tanır. Öte yandan İskenderun Körfezi yönünden gelen deniz etkisi, Antalya Körfezi'ne kıyasla daha sınırlı kalır. Bu nedenle Adana yazları Antalya'ya göre çok daha sıcak (bazı günler 40°C'yi aşabilir) ve daha az yağışlı geçer.

  11. 11. Türkiye'nin bölgelerinde nüfusun dağılışını belirleyen en önemli faktörler arasında iklim, tarım arazisi ve ekonomik faaliyetler sayılmaktadır. Buna göre Karadeniz Bölgesi'nde nüfusun ağırlıklı olarak dağlık alanlarda dağınık yerleşim biçiminde bulunmasının açıklaması aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Tarihsel süreçte kıyı şeridinin güvenlik açısından tehlikeli olması nedeniyle nüfusun iç kesimlere yönelmesi
    • B) Bölgede hayvancılığın tarıma göre çok daha yaygın olması ve buna bağlı göçebe yaşamın egemen olması
    • C) Bölgede sanayi tesislerinin kıyı kesimlerinde değil iç kesimlerde kurulmuş olması
    • D) Bölgedeki engebeli arazi yapısının kıyı şeridinde büyük kentlerin kurulmasına engel olması
    • E) Bölgedeki fındık, çay ve mısır tarımının geniş arazilere yayılması ve bu tarımın küçük ölçekli aile işletmeciliğine dayanması nedeniyle kırsal dağılımın zorunlu hale gelmesi

    Karadeniz‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ Bölgesi'nde nüfusun dağınık yerleşim şeklinde dağılmasının temel nedeni, bölgedeki tarım ürünlerinin (fındık, çay, mısır, tütün) niteliğiyle doğrudan bağlantılıdır. Bu ürünler, geniş eğimli arazilere yayılmış küçük parsellerde yetiştirilmekte ve büyük ölçüde aile işletmeciliğine dayanmaktadır. Çay ve fındık toplama gibi tarım faaliyetleri, ailelerin üretim alanlarının yanına yerleşmesini gerekli kılmıştır. Bölgede ayrıca düz tarım arazisi son derece sınırlı olduğundan büyük toplu yerleşimler yerine dağa yaslanmış, birbirinden uzak küçük köy ve mezralar oluşmuştur.

  12. 12. Türkiye'de yedi coğrafi bölgenin sınırları çizilirken kullanılan temel kriterlerin birleşimi düşünüldüğünde, aşağıdaki ifadelerden hangisi bu sınırlandırmanın doğasına ilişkin en doğru değerlendirmeyi yapmaktadır?

    • A) Bölge sınırları siyasi kararlarla belirlenmiş olup coğrafi verilerle örtüşmemektedir
    • B) Bölge sınırları yalnızca iklim verilerine dayandırılmış ve fiziki eşikleri yansıtmaktadır
    • C) 1941 Birinci Coğrafya Kongresi'nde belirlenen sınırlar; iklim, bitki örtüsü, arazi yapısı ve insan faaliyetlerini bir arada dikkate alan holistik bir yaklaşımla oluşturulmuş olup bu sınırlar geçişli ve sürekliliği olan coğrafi eşikleri ifade etmektedir
    • D) Bölge sınırları ekonomik bölgelerin belirlenmesinde esas alınan ve Devlet Planlama Teşkilatı tarafından oluşturulan idari bölünmelere dayanmaktadır
    • E) Bölge sınırları tamamen idari sınırlarla örtüşecek biçimde çizilmiştir

    Türkiye'nin‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ yedi coğrafi bölgesi, 1941 yılında toplanan Birinci Türkiye Coğrafya Kongresi'nde bilim insanları tarafından belirlenmiştir. Sınırlar; iklim özellikleri, bitki örtüsü, arazi yapısı, hidrografik özellikler ve beşeri-ekonomik faaliyetler gibi birden fazla kriterin birlikte değerlendirilmesiyle oluşturulmuştur. Bu sınırlar siyasi veya idari değil, coğrafi gerçekliklere dayanmaktadır. Ancak doğada kesin çizgiler olmadığından bu sınırlar geçişli bölgeler niteliği taşımakta; bölgeler arasındaki coğrafi eşikler kademeli bir dönüşümü ifade etmektedir.

  13. 13. Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde Fırat ve Dicle nehirleri ile kollarının oluşturduğu vadiler, çevredeki platoya göre çok daha derin yarılmış bir yapıya sahiptir. Bu durumun tarımsal faaliyetler açısından yarattığı en önemli OLUMSUZ etki aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Nehirlerin çok hızlı akması nedeniyle taşınan alüvyonun tarım arazilerine zarar vermesi
    • B) Derin vadiler nedeniyle akarsuların taşkın riski taşıması ve tarım alanlarını tehdit etmesi
    • C) Derin vadi tabanlarındaki suların platonun üstündeki tarım arazilerine çekilmesinin güç ve maliyetli olması, bu nedenle GAP öncesinde plato düzlüklerinin sulanamaması
    • D) Vadi içlerindeki tarım arazilerinin güneş ışığından yeterince yararlanamaması
    • E) Vadi boylarındaki erozyon nedeniyle toprak kaybının artması ve tarım arazilerinin daralması

    Güneydoğu‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ Anadolu Bölgesi'nde Fırat ve Dicle'nin derin vadiler oluşturması, platoda yer alan geniş tarım arazilerine nehir suyunun çekilmesini teknik ve ekonomik açıdan son derece güçleştiriyordu. Su, 100-300 metre derinlikteki vadilerden platoya pompaj sistemleri olmadan çekilemeyeceğinden, GAP öncesinde geniş Harran ve çevre ovaları sulanamıyordu. GAP, bu sorunu baraj göletleri (Atatürk Barajı gibi) ve tünel sistemi (Şanlıurfa Tünelleri) aracılığıyla çözmüş; plato arazilerine yerçekimiyle su ulaştırılabilir hale getirilmiştir.

  14. 14. Türkiye'nin bölgeleri arasında turizm gelirleri ve ziyaretçi sayısı açısından yapılan bir karşılaştırmada, Akdeniz Bölgesi'nin liderliği, Karadeniz Bölgesi'nin ise görece geri planda kalması; yalnızca iklim farklılığıyla açıklanamaz. Bu durumu daha bütüncül biçimde açıklayan faktör bileşimi aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Akdeniz'in güneş-deniz-kum üçlüsüne dayalı uluslararası turizm talebine uygun altyapı ve iklime sahip olması; buna ek olarak uluslararası havalimanları, büyük oteller ve paket tur sisteminin Akdeniz'de yoğunlaşmış olması ve Karadeniz'in dağlık kıyısının sınırlı plaj alanı sunması
    • B) Karadeniz'deki deniz suyunun tuz oranının düşük olması nedeniyle yüzme turizmine elverişli olmaması
    • C) Karadeniz Bölgesi'nde nüfusun düşük olması nedeniyle iç turizm talebinin yetersiz kalması
    • D) Karadeniz Bölgesi'nde kültürel miras alanlarının yetersiz olması ve ziyaretçileri çekecek tarihi yapıların bulunmaması
    • E) Türk turizminin bilinçli bir politika tercihi olarak yalnızca Akdeniz'e yönlendirilmesi

    Akdeniz‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ Bölgesi'nin turizmdeki üstünlüğü çok faktörlüdür: Yazları sıcak ve güneşli iklim, güvenli ve geniş kum plajları (Antalya, Alanya, Side), uluslararası havalimanları (Antalya Havalimanı Türkiye'nin en işlek ikinci havalimanı), büyük ölçekli otel kompleksleri ve 1970'lerden bu yana oluşturulan paket tur altyapısı bölgeyi küresel turizm rotasına dahil etmiştir. Karadeniz'de ise kıyı şeridi dağlıktır ve geniş düz plaj alanı azdır; uluslararası ulaşım altyapısı sınırlıdır; yağışlı ve bulutlu iklim 'güneş-deniz-kum' odaklı uluslararası taleple örtüşmemektedir. Karadeniz iç turizmde değer kazanmakla birlikte uluslararası ölçekte Akdeniz ile rekabet edememektedir.

  15. 15. Türkiye'nin yedi coğrafi bölgesi karşılaştırıldığında, hem yüzey şekilleri bakımından en engebeli hem de ortalama yükseltisi en fazla olan bölge ile kıyı uzunluğu en az olan bölgenin doğru eşleştirildiği seçenek hangisidir?

    • A) Karadeniz – Marmara
    • B) Doğu Anadolu – Doğu Anadolu
    • C) Doğu Anadolu – İç Anadolu
    • D) Karadeniz – Güneydoğu Anadolu
    • E) Doğu Anadolu – Güneydoğu Anadolu

    Doğu‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ Anadolu Bölgesi, ortalama yükseltisi yaklaşık 2000 m ile Türkiye'nin en yüksek ve en engebeli bölgesidir. Güneydoğu Anadolu Bölgesi ise tamamen iç kesimde yer aldığından denize kıyısı bulunmamakta, dolayısıyla kıyı uzunluğu sıfır olan tek bölgedir. Bu nedenle doğru eşleşme Doğu Anadolu – Güneydoğu Anadolu'dur.

  16. 16. Türkiye'de Akdeniz Bölgesi'nin Antalya Bölümü için aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

    • A) Bölümün iç kesimlerinde karasal iklim özellikleri giderek belirginleşir.
    • B) Manavgat ve Köprüçay, denize dökülen başlıca akarsulardandır.
    • C) Akdeniz ikliminin etkisiyle kışlar ılık ve yağışlı, yazlar sıcak ve kuraktır.
    • D) Bölüm, Türkiye'nin en önemli seracılık alanlarından birini barındırır.
    • E) Toros Dağları'nın denize dik uzanması nedeniyle doğal liman sayısı azdır.

    Antalya‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ Bölümü'nde Toros Dağları kıyıya paralel uzanmaktadır, dike değil. Bu durum kıyının geniş körfezler oluşturmasına yol açar; Antalya Körfezi bunun en belirgin örneğidir. Dağların kıyıya dik uzandığı durum ria tipi kıyıların (girintili çıkıntılı) oluşmasına zemin hazırlar ki bu durum Ege kıyılarında geçerlidir. Dolayısıyla A şıkkındaki ifade yanlıştır.

  17. 17. Aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi Türkiye'nin bölgelerine ait hidrografik özellikler açısından tamamen doğrudur?

    • A) Karadeniz Bölgesi – Akarsular kısa, hızlı ve enerji potansiyeli düşüktür.
    • B) Ege Bölgesi – Akarsuların boyları kısa, ama enerji potansiyeli yüksektir.
    • C) Doğu Anadolu Bölgesi – Hem Dicle hem Fırat hem de Aras nehirlerinin kaynakları bu bölgededir.
    • D) Güneydoğu Anadolu Bölgesi – Bölge içinde doğan akarsular Basra Körfezi'ne dökülür.
    • E) İç Anadolu Bölgesi – Kapalı havzaların en fazla görüldüğü bölgedir.

    Doğu‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ Anadolu Bölgesi, Türkiye'nin su deposu konumundadır. Fırat ve Kolları (Karasu, Murat), Dicle'nin önemli kaynakları ve Aras Nehri'nin kaynağı bu bölgede yer alır. Diğer şıklardaki hatalar şunlardır: A) Karadeniz akarsularının enerji potansiyeli yüksektir (eğim fazla); B) Kapalı havzalar en çok İç Anadolu'da değil, kısmen İç Anadolu ve Doğu Anadolu'da görülse de en belirgin kapalı havza örneği Konya Kapalı Havzası'dır, ancak bu mutlak değil görecelidir; C) Ege akarsularının enerji potansiyeli düşüktür (eğim az); E) Güneydoğu Anadolu'da doğan akarsular bölge içinde doğmayıp büyük ölçüde Doğu Anadolu'dan gelir.

  18. 18. Marmara Bölgesi ile İç Anadolu Bölgesi'nin tarımsal yapısı karşılaştırıldığında, her iki bölgede de yaygın olarak yetiştirilen ürünün aşağıdakilerden hangisi olduğu söylenemez?

    • A) Ayçiçeği
    • B) Buğday
    • C) Zeytin
    • D) Arpa
    • E) Şeker pancarı

    Zeytin,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ Akdeniz iklimine özgü bir bitkidir ve yetiştiriciliği Ege, Marmara'nın Güney Marmara kıyıları ve Akdeniz Bölgesi'nin kıyı kuşağıyla sınırlıdır. İç Anadolu'nun karasal iklimi zeytin yetiştiriciliğine uygun değildir; don olayları zeytin ağacına zarar verir. Ayçiçeği, buğday, şeker pancarı ve arpa ise her iki bölgede de üretilen ürünler arasındadır.

  19. 19. Türkiye'de coğrafi bölge sınırları belirlenirken kullanılan temel kriterleri doğru biçimde açıklayan ifade hangisidir?

    • A) Bölgeler yalnızca iklim özelliklerine göre sınıflandırılmış, diğer etkenler göz ardı edilmiştir.
    • B) Her bölge, içinde bulundurduğu dağ silsilesine göre adlandırılmış ve sınırlandırılmıştır.
    • C) Coğrafi bölge sınırları Cumhuriyet'in ilanıyla birlikte 1923'te belirlenmiştir.
    • D) 1941 Ankara Coğrafya Kongresi kararlarıyla doğal ortam, beşeri ve ekonomik özellikler birlikte değerlendirilerek bölgeler belirlenmiştir.
    • E) Yalnızca idari sınırlar esas alınmış; bölgeler il sınırlarına göre çizilmiştir.

    Türkiye'nin‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ yedi coğrafi bölgesi, 1941 yılında Ankara'da toplanan I. Coğrafya Kongresi'nde belirlenmiştir. Bu kongrede bölge sınırları çizilirken doğal ortam özellikleri (yer şekilleri, iklim, bitki örtüsü), beşeri özellikler (nüfus, yerleşme) ve ekonomik özellikler (tarım, sanayi) birlikte göz önünde bulundurulmuştur. Yalnızca idari veya iklimsel kriterlerin kullanıldığı söylenemez.

  20. 20. Karadeniz Bölgesi'nde tarım alanlarının oldukça sınırlı kalmasının temel nedenleri düşünüldüğünde, aşağıdaki açıklamalardan hangisi bu durumu en kapsamlı biçimde açıklar?

    • A) Bölgenin tamamında çok yoğun orman örtüsü bulunduğundan tarıma açılacak alan kalmamaktadır.
    • B) Dağların kıyıya paralel uzanması, iç kesimlere geçişi engellemekte ve kıyı ovalarını daraltmakta; engebeli yapı ve yüksek nem tarımı güçleştirmektedir.
    • C) Bölgede nüfus yoğunluğunun düşük olması tarım talebini azaltmaktadır.
    • D) Devlet politikaları, bölgede sanayi yatırımlarını ön planda tuttuğundan tarıma destek verilmemektedir.
    • E) Bol yağış tarımı mümkün kılsa da aşırı nem tüm bitkilerde hastalığa yol açtığından tarımsal üretim yapılamamaktadır.

    Karadeniz‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ Bölgesi'nde tarım alanlarının sınırlı olmasının birincil nedeni fiziki coğrafyadır. Dağların kıyıya paralel uzanması ovalık alanları daraltmakta, yüksek engebeli yapı düz ve işlenebilir tarım arazisi bırakmamaktadır. Buna ek olarak yüksek nem bazı tarımsal faaliyetleri güçleştirse de fındık, çay gibi ürünler bu koşullara uyum sağlamıştır. Diğer seçeneklerdeki nedenler ya kısmen doğru ya da yanıltıcıdır; en kapsamlı açıklama B şıkkında verilmiştir.

  21. 21. Türkiye'nin yedi bölgesi nüfus yoğunluğuna göre sıralandığında, en kalabalıktan en seyreğe doğru ilk iki ve son iki bölgenin doğru sıralandığı seçenek hangisidir?

    • A) İlk iki: Marmara, Ege – Son iki: Doğu Anadolu, İç Anadolu
    • B) İlk iki: Marmara, Akdeniz – Son iki: Güneydoğu Anadolu, Doğu Anadolu
    • C) İlk iki: Marmara, Karadeniz – Son iki: Doğu Anadolu, İç Anadolu
    • D) İlk iki: Marmara, Ege – Son iki: Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu
    • E) İlk iki: Marmara, İç Anadolu – Son iki: Karadeniz, Doğu Anadolu

    Türkiye'de‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ nüfus yoğunluğu bölgesel sıralamada Marmara Bölgesi açık arayla birinci, Ege Bölgesi ikinci konumdadır. En seyrek nüfusa sahip bölgeler ise Doğu Anadolu (olumsuz doğal koşullar, yüksek irtifa) ve İç Anadolu'dur. Güneydoğu Anadolu, iklim olumsuzluklarına karşın tarihsel yerleşim ve GAP'ın etkisiyle görece yüksek doğal nüfus artış hızı nedeniyle daha kalabalıktır.

  22. 22. Ege Bölgesi'nde kıyıdan iç kesimlere doğru gidildikçe iklimde, bitki örtüsünde ve tarımsal ürün deseninde gözlemlenen değişimi en doğru biçimde açıklayan seçenek hangisidir?

    • A) İç kesimlere gidildikçe yüksek nem nedeniyle çay ve fındık yetiştiriciliği devreye girer.
    • B) Kıyıda maki ve zeytinlikler, iç kesimlerde ise orman ve fındık bahçeleri egemendir.
    • C) İç kesimlerde deniz etkisi azaldıkça sıcaklık farkları artar ve Akdeniz ikliminin yerini kısmen karasal iklim alır; zeytinin yerini tahıl ve tütün alır.
    • D) Tüm Ege Bölgesi'nde iklim aynı kaldığından tarımsal ürün deseni kıyı-iç ayrımı gözetmeksizin homojendir.
    • E) İç kesimlere gidildikçe yağış artar, Akdeniz bitki örtüsü yerini step'e bırakır, tahıl tarımı önem kazanır.

    Ege‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ Bölgesi'nde kıyıdan iç kesimlere doğru uzaklaştıkça denizin ılıtıcı ve nemli etkisi azalır. Yazlar daha sıcak ve kurak, kışlar daha soğuk geçmeye başlar; bu durum karasallığın arttığını gösterir. Kıyı kesiminde zeytin, incir, üzüm, pamuk yetiştirilirken iç kesimlerde tütün (özellikle İzmir'in iç kesimleri ve Gediz havzası), tahıl ve kuru tarım ürünleri ön plana çıkar. A şıkkındaki 'yağış artar' ifadesi yanlıştır; yağış azalır.

  23. 23. Türkiye'de sanayinin bölgesel dağılımına bakıldığında, sanayi tesislerinin büyük bölümünün Marmara ve Ege bölgelerinde yoğunlaşmasının nedeni aşağıdaki faktörlerin hangisiyle açıklanamaz?

    • A) Avrupa ile yakınlık ve liman olanaklarının gelişkinliği
    • B) Tarihsel süreçte oluşmuş altyapı ve sermaye birikimi
    • C) Nitelikli iş gücü ile pazar büyüklüğü
    • D) İklimin yıl boyunca fabrika çalışmasına fizyolojik olarak en uygun olması
    • E) Ham madde kaynaklarına yakınlık ve ulaşım kolaylığı

    Sanayi‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ tesislerinin Marmara ve Ege'de yoğunlaşmasının açıklanmasında ham madde, iş gücü, pazar, altyapı, sermaye birikimi ve ulaşım-liman avantajları belirleyici faktörlerdir. Ancak 'iklimin fizyolojik olarak en uygun olması' sanayi lokasyonunu açıklamada kullanılan bilimsel bir kriter değildir. Modern fabrikalar iklim koşullarından büyük ölçüde bağımsız çalışabilmektedir. Dolayısıyla E şıkkı geçerli bir açıklama sunmamaktadır.

  24. 24. Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin coğrafi özellikleri değerlendirildiğinde aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

    • A) Bölgede geleneksel olarak kuru tarım yapılmakta; buğday ve mercimek önemli ürünler arasında yer almaktadır.
    • B) GAP kapsamında kurulan barajlar sayesinde bölgede sulama tarımı gelişmiş ve ürün çeşitliliği artmıştır.
    • C) Şanlıurfa Ovaları ve Harran Ovası, Türkiye'nin en büyük ve verimli ovalarından bazılarıdır.
    • D) Bölgede akarsuların tamamı bölge içinde doğmakta ve doğrudan Basra Körfezi'ne ulaşmaktadır.
    • E) Bölge, Türkiye'nin en az yağış alan ve en düz topografyaya sahip bölgelerinden biridir.

    Güneydoğu‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ Anadolu Bölgesi'nin başlıca akarsularından Fırat ve Dicle, bölge içinde değil Doğu Anadolu Bölgesi'nde doğmaktadır. Bu nehirler Doğu Anadolu'dan kaynaklanıp Güneydoğu Anadolu'yu geçerek Irak üzerinden Basra Körfezi'ne ulaşır. Dolayısıyla 'bölge içinde doğmakta' ifadesi yanlıştır. Diğer seçenekler bölgenin gerçek özelliklerini doğru biçimde yansıtmaktadır.

  25. 25. Türkiye'de doğal göller ile yapay göller (baraj gölleri) bölgesel dağılım açısından karşılaştırıldığında, aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi tamamen doğrudur?

    • A) Doğal göller açısından en zengin bölge Doğu Anadolu; baraj gölleri açısından en zengin bölge Güneydoğu Anadolu'dur.
    • B) Doğal göller açısından en zengin bölge Marmara; baraj gölleri açısından en zengin bölge Akdeniz'dir.
    • C) Doğal göller açısından en zengin bölge Doğu Anadolu; baraj gölleri açısından en zengin bölge Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgeleridir.
    • D) Doğal göller açısından en zengin bölge İç Anadolu; baraj gölleri açısından en zengin bölge Karadeniz'dir.
    • E) Doğal göller açısından en zengin bölge Ege; baraj gölleri açısından en zengin bölge İç Anadolu'dur.

    Türkiye'nin‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ doğal göller açısından en zengin bölgesi Doğu Anadolu'dur; Van Gölü (Türkiye'nin en büyük gölü), Erçek, Nazik, Hazar gibi önemli göller burada yer almaktadır. Baraj gölleri ise başta Güneydoğu Anadolu (GAP kapsamındaki Atatürk, Karakaya, Birecik barajları) ve Doğu Anadolu'da (Keban, Karakaya) yoğunlaşmaktadır. C şıkkı bu gerçeği en doğru biçimde yansıtmaktadır.