Genel Tekrar Testi - 44
Krom, demir-çelik sanayisinde paslanmaz çelik üretiminde kullanılan ve Türkiye'nin dünyada önemli bir üretici konumunda olduğu stratejik bir madendir. Türkiye'de Elazığ (Guleman), Muğla (Fethiye-Köyceğiz), Adana (Aladağ) ve Bursa (Orhaneli) yöreleri en önemli krom çıkarım alanlarıdır. Buna göre, coğrafi dağılışı düşünüldüğünde, aşağıdaki alanların hangisinde krom madeni yatakları _bulunmaz_ ve çıkarım faaliyeti yapılmaz?
Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
1. Krom, demir-çelik sanayisinde paslanmaz çelik üretiminde kullanılan ve Türkiye'nin dünyada önemli bir üretici konumunda olduğu stratejik bir madendir. Türkiye'de Elazığ (Guleman), Muğla (Fethiye-Köyceğiz), Adana (Aladağ) ve Bursa (Orhaneli) yöreleri en önemli krom çıkarım alanlarıdır. Buna göre, coğrafi dağılışı düşünüldüğünde, aşağıdaki alanların hangisinde krom madeni yatakları _bulunmaz_ ve çıkarım faaliyeti yapılmaz?
- A) Elazığ - Guleman yöresi
- B) Bursa - Orhaneli yöresi
- C) Muğla - Köyceğiz yöresi
- D) Şanlıurfa - Harran çevresi ✓
- E) Adana - Karsantı yöresi
Krom madeni Türkiye'de Elazığ, Muğla, Adana ve Bursa yörelerinde zengin yataklara sahiptir ve çıkarımı yapılır. Şanlıurfa Harran çevresi ise tortul ova yapısına sahip olup herhangi bir metalik maden yatağı barındırmaz. Doğru cevap D seçeneğidir.
2. Türkiye'deki dağlar genel olarak orojenez (kıvrılma ve kırılma) ile volkanik faaliyetler sonucu oluşmuştur. Buna göre, aşağıda verilen dağlardan hangisinin oluşumunda orojenez değil, yer kabuğunun altındaki magmanın yüzeye çıkması (volkanizma) etkili olmuştur?
- A) Bolkar Dağları (Akdeniz)
- B) Erciyes Dağı (İç Anadolu) ✓
- C) Aydın Dağları (Ege)
- D) Kaçkar Dağları (Karadeniz)
- E) Yıldız Dağları (Marmara)
Yıldız, Kaçkar ve Bolkar dağları kıvrımlı; Aydın Dağları ise kırıklı orojenez ile oluşmuştur. Erciyes Dağı ise püskürme ve lav birikimiyle oluşmuş volkanik bir dağdır.
3. Türkiye'deki hayvancılık faaliyetleri ve coğrafi dağılışları hakkında verilen; I. Yarı kurak iklim şartları ve bozkır örtüsünün yaygın olması nedeniyle koyun yetiştiriciliği Güneydoğu Anadolu ve İç Anadolu'da geniş yer tutar. II. Dağlık, engebeli yer şekilleri ve karstik çalı örtüsüne uyum sağladığı için kıl keçisi yetiştiriciliği Mersin ve Antalya çevresinde yaygındır. III. Türkiye'de iç su balıkçılığında en fazla balık avlanan gölümüz Konya ve Isparta sınırındaki Beyşehir Gölü'dür. bilgilendirinden hangileri doğrudur?
- A) Yalnız I
- B) Yalnız II
- C) I ve II ✓
- D) I ve III
- E) II ve III
Koyun yetiştiriciliği düz bozkır alanlarında (Güneydoğu ve İç Anadolu) yaygındır (I doğru). Kıl keçisi dağlık ve kayalık Akdeniz (Mersin ve Antalya) gibi engebeli karstik yörelerde yaygındır (II doğru). Ancak Türkiye'de göllerde yapılan balıkçılıkta miktar olarak en fazla balık tutulan göl Van Gölü'dür (İnci kefali balıkçılığı ile). Beyşehir tatlı su balıkçılığında önemli olsa da hacimsel olarak Van Gölü ilk sıradadır. Bu nedenle I ve II doğrudur.
4. Türkiye'de hammaddesi büyük oranda kuvars kumu olan ve tesislerin kuruluş yerinin belirlenmesinde hammadde kaynağına yakınlık ile energy/pazar imkânlarının etkili olduğu bir sanayi kolu bulunmaktadır. Bu sanayi kolunun Türkiye'de başlıca üretim tesisleri İstanbul (Beykoz), Kocaeli (Çayırova), Kırklareli (Lüleburgaz), Bursa (Yenişehir), Mersin, Denizli ve Sinop gibi illerde yoğunlaşmıştır. Buna göre, yukarıda coğrafi dağılışı ve üretim merkezleri belirtilen sanayi sektörü aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Cam ve züccaciye sanayisi ✓
- B) Kimyasal gübre sanayisi
- C) Mobilya ve ahşap sanayisi
- D) Pamuklu dokuma ve tekstil sanayisi
- E) Seramik ve porselen sanayisi
Türkiye'de cam sanayisi, hammaddesi olan kuvars kumuna yakınlık, enerji kaynakları ve pazarlama (nüfus) imkanları dikkate alınarak kurulmuştur. Türkiye'nin ilk modern cam fabrikası İstanbul Beykoz'da (Paşabahçe) açılmıştır. Günümüzde düz cam, şişe, züccaciye gibi farklı cam mamullerinin üretildiği başlıca tesisler İstanbul (Beykoz), Kocaeli (Çayırova), Kırklareli (Lüleburgaz), Bursa (Yenişehir), Mersin, Denizli ve Sinop illerinde yer almaktadır. Doğru cevap A seçeneğidir.
5. Zonguldak'ın Kozlu kıyılarından yola çıkıp, en kısa karayolu güzergahını takip ederek Antalya'nın Alanya ilçesine ulaşan bir coğrafya grubu yol boyunca çeşitli jeolojik ve jeomorfolojik yapılar gözlemlemiştir. Buna göre, bu grubun seyahat hattı boyunca aşağıdaki yer şekillerinden veya oluşumlardan hangisine rastlaması _beklenmez_?
- A) Depreme karşı nispeten dayanıklı olan yaşlı masif araziler
- B) Kireç taşlarının erimesiyle oluşmuş karstik platolar
- C) Aktif tektonik kırılmaların yer aldığı diri fay hatları
- D) Lav örtülerinin geniş alan kapladığı volkanik platolar ✓
- E) Karstik alanlardaki yeraltı sularının yeryüzüne çıktığı yüksek debili voklüz kaynakları
Zonguldak-Antalya hattında yer alan en kısa güzergah üzerinde karstik platolar (Obruk), masif araziler (Zonguldak ve Anamur masifleri), Kuzey Anadolu fay hattı ve Akdeniz'e yaklaştıkça voklüz (karstik) kaynakları görmek mümkündür. Ancak Türkiye'deki geniş volkanik lav örtüsü platoları (Erzurum-Kars-Ardahan) ülkemizin kuzeydoğusundadır ve bu güzergahın çok uzağındadır. Bu nedenle volkanik platolara rastlanmaz.
6. Tarihsel kayıtlara göre son birkaç bin yıl içerisinde lav, volkanik kül ya da gaz çıkışı gerçekleştirdiği veya sismik hareketlilik sergilediği belgelenen yanardağlar 'aktif/uyuyan volkanlar' grubunda değerlendirilir. Bu kapsamda değerlendirildiğinde Türkiye'de bulunan; I. Erciyes Yanardağı II. Nemrut Yanardağı (Bitlis) III. Kula Volkanik Alanı (Manisa) oluşumlarından hangilerinin potansiyel olarak aktiflik riski en yüksek ve en son faaliyet gösteren volkanik saha olduğu söylenebilir?
- A) Yalnız I
- B) Yalnız II ✓
- C) I ve II
- D) II ve III
- E) I, II ve III
Türkiye'deki yanardağlar jeolojik olarak tamamen sönmüş sayılmazlar. Bunlar arasında Bitlis sınırlarında yer alan Nemrut Dağı, 1441 ve 1692 yıllarında püskürerek Türkiye'de tarihi kayıtlara geçen en son volkanik faaliyeti gerçekleştirmiştir ve günümüzde de bünyesinde barındırdığı sıcak gaz çıkışları ve kaldera gölüyle potansiyel olarak en aktif volkanik saha kabul edilir.
7. Toprakta biriken tuz ve kireç miktarı, o yörenin yağış miktarı ve toprağın yıkanma derecesiyle ters orantılıdır. Yıkanmanın (yağışın) yetersiz olduğu bölgelerde tuz-kireç oranı yüksekken, yıkanmanın fazla olduğu nemli bölgelerde düşüktür. Buna göre, iklim koşulları dikkate alındığında, aşağıdaki alanların hangisinde yaygın olan toprakların tuz ve kireç birikim oranının en az olması beklenir?
- A) Konya'daki Cihanbeyli Platosu
- B) Şanlıurfa'daki Harran Ovası
- C) Doğu Karadeniz'deki Kaçkar Dağları yamaçları ✓
- D) Muğla'daki Menteşe Dağları
- E) Samsun'daki Bafra Ovası
Kaçkar Dağları yamaçları, Türkiye'nin en bol ve düzenli yağış alan, yıkanmanın en fazla olduğu yerlerindendir. Bu nedenle buradaki killi kahverengi orman topraklarında kireç ve tuz birikimi en az seviyededir. Harran ve Cihanbeyli'de ise kuraklıktan dolayı birikim fazladır.
8. Ege Bölgesi'nin doğal kaynak potansiyeli ve elektrik enerjisi üretim yapısı düşünüldüğünde; I. Akarsu vadilerinin eğiminin az olmasına bağlı olarak hidroelektrik enerji II. Çeşme-Alaçatı başta olmak üzere kıyı kuşağında esen rüzgâr gücü enerjisi III. Kırıklı hatlarının yaygın olmasına bağlı olarak jeotermal kaynak enerjisi IV. Bulutlu gün sayısının fazla olması nedeniyle güneş enerjisi kaynaklarından hangilerinin bölgenin elektrik enerjisi üretimindeki karakteristik payı ve önemi diğerlerine göre daha fazladır?
- A) I ve II
- B) I ve III
- C) II ve III ✓
- D) II ve IV
- E) III ve IV
Ege Bölgesi kırıklı fay yapısı nedeniyle Türkiye'de jeotermal enerjinin tamamına yakınını karşılar. Ayrıca kıyı kesimlerindeki düzenli rüzgârlar sayesinde rüzgâr enerjisi kurulu gücü en yüksek bölgedir. Ege nehirlerinin yatak eğimi az olduğundan hidroelektrik potansiyelleri düşüktür.
9. • Yeraltı karstik sularıyla beslenen yüksek debili ve boyu kısa bir akarsudur. • Batı Toroslar kuşağında yer alıp Muğla ile Antalya illerinin idari sınırını çizer. • Üzerinde yer alan kanyon vadide rafting ve doğa sporları yapılmaktadır. Yukarıda bazı coğrafi özellikleri verilen akarsu hangisidir?
- A) Göksu Nehri
- B) Eşen Çayı ✓
- C) Aksu Çayı
- D) Manavgat Nehri
- E) Dalaman Çayı
Muğla-Antalya sınırını çizen, karstik kaynaklarla beslenen ve Eşen Ovası'nı oluşturarak Akdeniz'e dökülen nehir Eşen Çayı'dır. Dalaman ve Manavgat da karstiktir ancak il sınırı çizmezler.
10. Türkiye'de yer alan bazı platolar ve buralarda yürütülen temel ekonomik/coğrafi faaliyetlere dair bilgiler verilmiştir: • Yaz yağışlarına bağlı gür çayırlar nedeniyle meraya dayalı büyükbaş hayvancılık gelişmiştir. • Nüfus, ticaret ve sanayi faaliyetlerinin Türkiye'de en yoğun olduğu platodur. • Geniş düzlükleri ve kuru tarım alanlarıyla Türkiye'nin en önemli tahıl (buğday/arpa) üretim sahasıdır. • Karstik arazi yapısına sahip olup maki ve çalı örtüsü nedeniyle kıl keçisi yetiştiriciliği yaygındır. Buna göre, özellikleri açıklanan platolar arasında aşağıdakilerden hangisi _yer almaz_?
- A) Teke Platosu
- B) Çatalca-Kocaeli Platosu
- C) Erzurum-Kars Platosu
- D) Cihanbeyli Platosu
- E) Bozok Platosu ✓
Erzurum-Kars, Çatalca-Kocaeli, Cihanbeyli ve Teke platolarının özellikleri sırasıyla verilmiştir. Bozok Platosu (Yozgat çevresi) hakkında ise bir bilgi verilmemiştir. Doğru cevap E seçeneğidir.
11. Türkiye'nin kuzeyinde (Kuzey Anadolu Dağları) ve güneyinde (Toroslar) dağ sıraları kıyı çizgisine paralel uzanmaktadır. Buna göre, aşağıdakilerden hangileri dağların kıyıya paralel uzanmasının ortaya çıkardığı doğrudan sonuçlar arasında yer alır? I. Kıyı kuşağı ile iç kesimler arasındaki karayolu ulaşımının engebeli yer şekilleri nedeniyle ancak geçitlerle zor ve maliyetli yapılması II. Kıyı şeridi ile iç kesimler arasındaki iklim ve bitki örtüsü farklılığının çok az olması III. Kıyı boyunca kıta sahanlığının dar olması nedeniyle delta ovalarının oluşmasının zorlaşması
- A) Yalnız II
- B) Yalnız III
- C) I ve II
- D) I ve III ✓
- E) II ve III
Dağların kıyıya paralel uzanması kıyı ile iç kesimler arası ulaşımı zorlaştırıp maliyetli kılar (I) ve denizel etkilerin iç kesimlere girmesini engelleyerek iç-dış iklim farklılığını artırır (II yanlış). Ayrıca kıta sahanlığı daraldığı (deniz derinleştiği) için kıyıda delta oluşumu zorlaşır (III). Bu nedenle I ve III bu durumun sonuçlarındandır.
12. Boğaz (yarma) vadi; akarsuların enine uzanan sıradağları aşındırıp yararak oluşturduğu, dik yamaçlı, tabansız ve derin vadi tipleridir. Bu vadiler dağlık kütlelerin iç kısımları ile kıyı kuşağı arasında doğal geçit yolları oluşturur. Buna göre, yer şekilleri ve akarsu yatakları göz önüne alındığında, Türkiye'de boğaz (yarma) vadi tiplerine aşağıdaki yerlerin hangisinde yaygın olarak rastlanması beklenir?
- A) İç Anadolu Bölgesi'ndeki geniş düzlük ve platolarda
- B) Ege Bölgesi'ndeki çöküntü (graben) ovalarında
- C) Ergene Havzası'ndaki menderesli akarsu yataklarında
- D) Akdeniz ve Orta Karadeniz sıradağlarını enine kesen nehir vadilerinde ✓
- E) Güneydoğu Anadolu'nun güneyindeki düz ovalarda
Boğaz (yarma) vadiler dağların kıyıya paralel uzandığı yerlerde nehirlerin dağları enine yarıp geçmesiyle oluşur. Akdeniz'de (Toroslar'ı yaran Seyhan, Göksu) ve Karadeniz'de (Canik Dağları'nı yaran Kızılırmak, Yeşilırmak) boğaz vadiler yaygındır ve buralar karayolu ulaşımında doğal geçit olarak kullanılır.
13. Türkiye'de kara yolu ve demir yolu ulaşım hatlarının genel uzanış doğrultusu incelendiğinde, ana yolların çoğunlukla doğu-batı yönünde uzandığı görülmektedir. Ulaşım hatlarının doğu-batı doğrultusunda yoğunlaşmasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Dağ sıralarının ve tektonik olukların genellikle doğu-batı yönlü uzanması ✓
- B) İklim elemanlarının doğu-batı yönünde esmesi
- C) İthalat ve ihracat yapılan limanların sadece doğu ve batı kıyılarımızda konumlanması
- D) Büyük sanayi bölgelerinin ve organize sanayi sitelerinin bu hatlarda bulunması
- E) Nüfus ve büyük yerleşmelerin doğu-batı yönünde sıralanmış olması
Türkiye'de dağ sıraları (Kuzey Anadolu Dağları ve Toroslar) Alp-Himalaya orojenezine bağlı olarak doğu-batı yönünde uzanmaktadır. Ulaşım hatları da en az maliyetli geçişi sağlamak için dağlar arasındaki doğu-batı yönlü tektonik olukları ve vadi tabanlarını takip eder. Bu durumun temel nedeni yeryüzü şekilleridir.
14. Föhn rüzgârı; yüksek dağ yamaçlarından aşağıya doğru hızla inen hava kütlelerinin, sürtünmenin etkisiyle her 100 metrede yaklaşık 1°C ısınması sonucu oluşan sıcak ve kuru yerel bir rüzgârdır. Buna göre, bir dağ yamacında föhn rüzgârının esmeye başlamasıyla birlikte o yamaçta aşağıdakilerden hangisinin gerçekleşmesi _beklenmez_?
- A) Tarım ürünlerinin normalden daha erken olgunlaşması
- B) Havadaki nemliliğin (bağıl nem oranının) artması ✓
- C) Kar erimelerini hızlandırarak çığ, sel ve heyelan riskini artırması
- D) Sıcaklığın ve havanın nem açığının artması
- E) Havanın kurutucu ve sıcak bir etki yapması, orman yangını riskini artırması
Föhn rüzgârları estikleri yamaçlarda sıcaklığı ve buharlaşmayı artırırken havadaki bağıl nemi (yağış ihtimalini) azaltır, nem açığını artırır. Dolayısıyla bağıl nemin artması beklenemez. Föhn yağış getirmeyen kuru bir rüzgârdır.
15. Ege kıyılarında deniz seyahatine çıkan bir grup, İzmir'in Karaburun Yarımadası'ndan hareket ederek güney yönünde Muğla'nın Fethiye ilçesine kadar kıyı boyunca yol almıştır. Buna göre, grubun bu rotası üzerinde aşağıdaki körfezlerden hangilerinden geçmesi _beklenmez_? I. Güllük Körfezi II. Saros Körfezi III. Çandarlı Körfezi IV. Gökova Körfezi
- A) I ve II
- B) I ve III
- C) II ve III ✓
- D) II ve IV
- E) III ve IV
Karaburun'dan güneye, Fethiye'ye doğru inen bir tekne sırasıyla Kuşadası, Güllük ve Gökova körfezlerinin yanından geçer. Ancak Çandarlı Körfezi Karaburun'un kuzeyinde (Aliağa-Dikili arasında), Saros Körfezi ise Kuzey Ege'de (Gelibolu Yarımadası kuzeyi) yer aldığından bu güzergahta bulunmazlar.
16. Ova ve oluşum türü hakkında verilen; I. Tefenni Ovası -> Karstik Ova II. Silifke Ovası -> Delta Ovası III. Suluova -> Delta Ovası IV. Dikili Ovası -> Tektonik Ova eşleştirmelerinden hangileri doğru _değildir_?
- A) I ve II
- B) I ve III
- C) II ve III
- D) II ve IV
- E) III ve IV ✓
Tefenni Ovası karstik erimelerle oluşmuş bir karstik (polye) ovadır (I doğru). Silifke Ovası, Göksu Nehrinin taşıdığı alüvyonlarla oluşmuş bir delta ovasıdır (II doğru). Suluova, Orta Karadeniz'de yer alan tektonik çöküntü ovasıdır (III yanlış). Dikili Ovası ise Bakırçay'ın ağzında yer alan bir delta ovasıdır (IV yanlış). Dolayısıyla III ve IV. esleştirmeler yanlıştır.
17. Bir dağ yamacı boyunca yükselen bir araştırma grubu; yamaç eteklerinde kayın, kestane, gürgen ve meşe gibi geniş yapraklı ağaçları; dağın orta kesimlerinde ladin, göknar ve karaçam gibi iğne yapraklı ağaçları; zirveye yakın kesimlerde ise dağ çayırlarını gözlemlemiştir. Bitki örtüsünün dağ yamaçları boyunca bu şekilde dikey kuşaklar oluşturmasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisi?
- A) Gününeş ışınlarının geliş açısını belirleyen bakı faktörünün yamaçlar arasındaki etkisi
- B) Kıyılardan iç kesimlere doğru gidildikçe nem miktarının azalması
- C) Yamaç yukarısına doğru toprak örtüsü kalınlığının ve türünün değişmesi
- D) Yükseldikçe havanın nem taşıma kapasitesini gösteren maksimum nemin artması
- E) Yüksekliğe bağlı olarak sıcaklık değerlerinin her 200 metrede yaklaşık 1°C azalması ✓
Yükseldikçe sıcaklığın azalması (her 200 metrede 1°C) bitki örtüsünün sıcaklık isteklerine göre dikey kuşaklar (geniş yapraklı, karışık, iğne yapraklı ve dağ çayırları) oluşturmasının temel nedenidir.
18. Akarsular tarafından derin vadilerle yarılmış, çevresine göre yüksekte bulunan geniş düzlüklere plato denir. Türkiye'nin neotektonik dönemde toptan yükselmesi, ülkemizde platoların geniş yer kaplamasına yol açmıştır. Aşağıdaki platolar bulundukları coğrafi bölgelere göre ikişerli eşleştirildiğinde, hangisi bu eşleştirmenin dışında kalır?
- A) Teke Platosu
- B) Bozok Platosu
- C) Cihanbeyli Platosu
- D) Taşeli Platosu
- E) Çatalca-Kocaeli Platosu ✓
Cihanbeyli ve Bozok platoları İç Anadolu Bölgesi'nde; Teke ve Taşeli platoları ise Akdeniz Bölgesi'nde yer alarak ikişerli eşleşirler. Çatalca-Kocaeli Platosu ise Marmara Bölgesi'nde yer alır ve eşleşmenin dışında kalarak boşta kalır.
19. Türkiye'de nüfusun mekansal dağılışında yer şekilleri belirleyici bir etkendir. Dağlık, engebeli ve dağ yamaçlarının dik olduğu alanlarda genellikle nüfus seyrektir. Ancak bazı yörelerimizde yer şekilleri dağlık ve engebeli olmasına rağmen, kıyı şeridindeki nemli ve ılıman iklim şartları ile tarımsal verimlilik nedeniyle nüfus yoğunluğu oldukça yüksektir. Buna göre, aşağıdaki alanlardan hangisi dağlık ve engebeli olmasına rağmen nüfusun yoğun olduğu alanlar arasında yer alarak bu duruma bir örnek oluşturur?
- A) Taşeli Platosu
- B) Yıldız Dağları Yöresi
- C) Doğu Karadeniz kıyı kuşağı ✓
- D) Teke Yarımadası
- E) Menteşe Dağları Yöresi
Doğu Karadeniz dağlık ve engebeli yer şekillerine sahiptir. Ancak iç kesimlerde nüfus çok seyrek iken, denizel iklimin etkisindeki kıyı kuşağında (Trabzon, Rize, Giresun kıyıları) çay ve fındık tarımının da etkisiyle nüfus yoğunluğu Türkiye ortalamasının üzerindedir. Teke, Taşeli, Yıldız ve Menteşe yöreleri ise dağlık yapılarından dolayı nüfusu seyrek olan alanlardır.
20. Fiziki haritalarda kullanılan renkler ve tonları (yeşil, sarı, turuncu, kahverengi), yer şekillerini değil sadece yükselti basamaklarını gösterir. Kısa mesafede yükseltinin hızla değiştiği dağlık yörelerde haritadaki renk çeşitliliği ve ton değişimi daha fazladır. Buna göre, Türkiye'nin yer şekli özellikleri düşünüldüğünde, aşağıdaki yörelerin hangilerinde çizilecek fiziki haritalarda renk çeşitliliği (ton değişimi) daha fazla olur?
- A) Doğu Karadeniz kıyı kuşağı - Teke/Menteşe Yöresi ✓
- B) Ergene Havzası - İç Anadolu düzlükleri
- C) Güneydoğu Anadolu ovaları - Çukurova Deltası
- D) Konya Ovası - Ergene Havzası
- E) Marmara düzlükleri - Ege çöküntü ovaları
Düz alanlarda (Ergene, Konya, Güneydoğu ovaları) yükselti değişimi az olduğundan tek tip renk hakimdir. Ancak Doğu Karadeniz ve Teke/Menteşe Yöresi gibi kısa mesafede deniz seviyesinden (yeşil) 3000 metreyi aşan dağlara (kahverengi) çıkılan alanlarda renk tonu değişimi ve çeşitliliği en fazladır. Doğru cevap A seçeneğidir.
21. Türkiye'deki bazı akarsular, bir gölün fazla sularını boşaltan göl ayakları (gidenleri) durumundadır. Bu akarsuların debileri ve akış düzenleri, doğrudan bağlı oldukları gölün su seviyesi değişimlerine göre şekillenir. Buna göre, aşağıda verilen akarsulardan hangisi bir gölün fazla sularını boşaltan göl sularıyla beslenen akarsular (göl ayakları) arasında _yer almaz_?
- A) Çıldır Gölü'nden beslenen Arpaçay
- B) Eğirdir Gölü'nden beslenen Kovada Çayı
- C) Beyşehir Gölü'nden beslenen Çarşamba Suyu
- D) Manyas Gölü'nden beslenen Kocaçay
- E) Bulgaristan'dan doğup Edirne'de Meriç ile birleşen Tunca Nehri ✓
Tunca Nehri, Bulgaristan'dan doğup Türkiye'ye giren ve Edirne yakınlarında Meriç Nehri ile birleşen bir akarsudur; herhangi bir gölün gideğeni değildir. Çarşamba Suyu (Beyşehir), Kovada Çayı (Eğirdir), Arpaçay (Çıldır) ve Kocaçay (Manyas) göl sularıyla beslenen gideğenlerdir.
22. Azonal (taşınmış) topraklar, dış kuvvetler tarafından taşınarak biriktirilen topraklar olup oluştukları sahanın iklim ve anakaya özellikleri hakkında bilgi vermezler. Buna göre, aşağıda belirtilen sahaların hangisinde yaygın olarak bulunan toprak türü, bulunduğu yerin iklim özellikleri hakkında bilgi vermez?
- A) Kıyı Ege'deki dağların denize bakan nemli yamaçları
- B) Teke Yarımadası'ndaki karstik platolar
- C) Erzurum-Kars Platosu
- D) İç Anadolu'daki dalgalı düzlükler ve bozkır alanları
- E) Samsun'daki Bafra Delta Ovası ✓
Deltalar (Bafra Ovası gibi) akarsuların taşıdığı alüvyonlarla (azonal topraklar) oluştuğu için, bu topraklarda katmanlaşma bulunmaz ve bulundukları yerin iklim özelliklerini yansıtmazlar. Diğer seçeneklerdeki topraklar (Terra Rossa, Çernozyom, Kahverengi Step) zonal topraklar olup yerli yapıda iklim hakkında bilgi verirler.
23. Türkiye'de doğa gezisine katılan bir grup araştırmacı, gezdikleri vadinin dik yamaçlı, basamaklı ve derin bir kanyon vadi olduğunu gözlemlemiştir. Buna göre, bu grubun inceleme yaptığı vadi ve çevre arazi hakkında aşağıdaki yorumlardan hangisi kesin olarak söylenebilir?
- A) Akarsu yatağı denge profiline ulaştığı için derine aşındırma durmuştur.
- B) Bulundukları bölgede çözünebilen (karstik) kayaçlar yaygın yer kaplar. ✓
- C) Bölgedeki yüzey şekillerinin oluşumunda volkanik tüfler ve lavlar etkindir.
- D) Sadece Akdeniz coğrafi bölgesinin sınırları içerisinde yer alırlar.
- E) Akarsuların taşıdığı malzemeleri biriktirmesi sonucu oluşmuştur.
Kanyon vadiler, farklı dirençteki tabakaların (özellikle kireçtaşı gibi karstik/çözünebilen kayaçların) akarsular tarafından derine doğru aşındırılmasıyla oluşan basamaklı yamaçlara sahip vadilerdir. Dolayısıyla karstik yapının varlığı kesin olarak söylenebilir. Akdeniz dışında Karadeniz (örneğin Kastamonu Valla Kanyonu) gibi bölgelerde de kanyon vadi örnekleri bulunur.
24. Bir bölgede bitki örtüsünün cılız olması, yıllık yağış miktarının azlığı, yanlış arazi kullanımı ve rüzgârın şekillendirici etkisi rüzgâr erozyonunu ve çölleşme riskini artıran temel faktörlerdir. Buna göre, coğrafi özellikleri dikkate alındığında, yukarıda belirtilen faktörlerin etkisiyle oluşan rüzgâr erozyonu riskinin aşağıdaki alanların hangilerinde en az görülmesi beklenir?
- A) Orta Anadolu ve Teke Yarımadası
- B) Güneydoğu Anadolu ve İç Batı Anadolu
- C) Konya Havzası ve Güneydoğu Anadolu Platoları
- D) Doğu Karadeniz Bölümü ve Yıldız Dağları Yöresi ✓
- E) Tuz Gölü Çevresi ve Iğdır Ovası
Rüzgâr erozyonu kurak, yarı kurak, bitki örtüsünden yoksun düzlüklerde etkilidir. Doğu Karadeniz ve Yıldız Dağları yöreleri gür orman örtüsü, yüksek nem ve bol yağış nedeniyle rüzgâr erozyonuna en kapalı sahalardır. İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu ise bu erozyonun en şiddetli yaşandığı yerlerdir.
25. Türkiye'de orman varlığının yoğun olduğu bölgelerde orman ürünleri ve kağıt sanayisi gelişme göstermiştir. Ancak bu sanayi kolunun gelişmesinde ham maddeye yakınlığın yanı sıra yer şekillerinin elverişliliği भी etkilidir. Buna göre, aşağıdaki yörelerden hangisinde ormana dayalı sanayi faaliyetleri (kereste, kağıt, mobilya vb.) diğerlerine göre daha fazla gelişmiştir?
- A) Yıldız Dağları Yöresi
- B) Batı Karadeniz Yöresi ✓
- C) Hakkâri Bölgesi
- D) Taşeli Platosu
- E) Teke Yarımadası
Türkiye'de kereste, mobilya ve kağıt gibi ormancılığa dayalı sanayi faaliyetlerinin en yoğun geliştiği yer Batı Karadeniz Yöresi'dir (Zonguldak, Bartın, Kastamonu çevresi). Doğu Karadeniz'de de orman çok olmasına karşın engebeli arazi yapısı sanayi tesislerinin kurulmasını zorlaştırmıştır. Teke, Taşeli ve Yıldız Dağları ise bu ölçekte orman sanayisine sahip değildir.