Genel Tekrar Testi - 99
Türkiye'de Don olaylarının (negatif sıcaklıkların) en az görüldüğü yer aşağıdakilerden hangisidir?
Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
1. Türkiye'de Don olaylarının (negatif sıcaklıkların) en az görüldüğü yer aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Erzurum
- B) Kars
- C) Konya
- D) Van Gölü çevresi
- E) Antalya kıyıları ✓
Akdeniz kıyısında yer alan Antalya, denizin ısı kapasitesinin ılımanlaştırıcı etkisi ve yüksek enlemlerdeki soğuk hava kütlelerinin Toros Dağları tarafından engellenmesi sayesinde Türkiye'nin en az don yaşayan bölgesidir. Kış aylarında dahi sıcaklık nadiren 0°C'nin altına düşer. Erzurum ve Kars ise denizden yüksekte ve uzakta olduğundan yılda 150 günü aşkın don günü yaşar.
2. Aşağıdaki grafiklerden birinde Ankara'nın iklim verileri gösterilmektedir. Ankara'ya ait iklim diyagramının doğru tanımlandığı seçenek hangisidir?
- A) Tüm aylarda yağış görülür, yaz sıcaklıkları 20°C'yi geçmez.
- B) Yağışlar kışın maksimuma ulaşır, yazın sıfıra yaklaşır; kışlar ılık geçer.
- C) Kışlar ılık ve yağışlı, yazlar sıcak ve kuraktır.
- D) Yağışlar her mevsime az çok eşit dağılmış, en sıcak ay 30°C civarındadır.
- E) Yağışlar ilkbahar ve sonbaharda belirgin biçimde artar, yaz ve kış azalır; kışlar soğuk geçer. ✓
Ankara, karasal iklim özellikleri gösteren step (bozkır) iklimine sahiptir. Yağışlar ilkbahar (özellikle Mayıs) ve sonbaharda görece artar, yaz kuraklığı yaşanır, kış soğuk geçer (Ocak ortalaması -0,4°C civarında). Yağışlar her mevsime dağılmış olmakla birlikte yaz kurak, kış az yağışlıdır. A Karadeniz'i, C Akdeniz'i, E Akdeniz'i (kıyı tipini), B ılıman okyanus iklimine benzer bir dağılımı tanımlar.
3. Türkiye'de Doğu Anadolu Bölgesi'nde yüksek alanlarda karasallığın en önemli göstergesi aşağıdakilerden hangisidir?
- A) İlkbahar yağışlarının yaz yağışlarından fazla olması
- B) Günlük sıcaklık farklarının küçük olması
- C) Yıllık sıcaklık genişliğinin (amplitüdün) 30°C'yi aşması ✓
- D) Yıllık yağış miktarının 1000 mm'yi aşması
- E) Kış yağışlarının kar biçiminde düşmesi
Karasallığın en temel ve nesnel göstergesi yıllık (en sıcak ay ile en soğuk ay arasındaki) sıcaklık genişliğidir. Denizden uzak, yüksek ve çevreleri dağlarla çevrili kapalı havzalarda bu fark çok büyür. Erzurum'da Temmuz ortalaması ~19°C, Ocak ortalaması yaklaşık -12°C civarında olup fark 30°C'yi rahatlıkla aşar. Kar yağışı karasallıkla ilişkilidir ancak tek başına belirleyici değildir; amplitüd doğrudan ölçüt olan değerdir.
4. Türkiye'de deniz etkisinin iç kesimlere kadar uzanabildiği tek bölge aşağıdakilerden hangisidir ve bunun temel nedeni nedir?
- A) Akdeniz Bölgesi – Toros Dağları'nın kıyıya paralel uzanması
- B) İç Anadolu Bölgesi – Platonun alçak olması
- C) Ege Bölgesi – Dağların kıyıya dik uzanması ve vadilerin denize açılması ✓
- D) Marmara Bölgesi – Karadeniz ile Akdeniz arasında köprü olması
- E) Karadeniz Bölgesi – Kuzey Anadolu Dağları'nın alçak olması
Ege Bölgesi'nde dağlar kıyıya dik (D-B doğrultusunda) uzanır. Bu yapı, kıyıya paralel uzanan ve duvar gibi dağ sıraları oluşturan Karadeniz veya Akdeniz kıyısından farklı olarak Ege'den gelen nemli ve ılıman havanın vadilerden içerilere rahatlıkla nüfuz etmesine olanak tanır. Bu nedenle Ege iklimi (Akdeniz iklimine benzer, ancak daha ılıman) Gediz ve Büyük Menderes gibi geniş vadiler boyunca İç Batı Anadolu'ya kadar uzanabilmektedir.
5. Türkiye'de yağış dağılışını etkileyen faktörler ele alındığında, aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi yanlıştır?
- A) Rize – Orografik yağış – Pontik Dağlar'ın kuzey yamaçları
- B) Konya Kapalı Havzası – Az yağış – Dağlarla çevrili kapalı konum
- C) İstanbul – Bol yağış – Boğazlar üzerinden gelen nemli Karadeniz havaları ✓
- D) Erzurum – Az yağış – Çevresi dağlarla çevrili yüksek plato
- E) Antalya – Bol yağış – Akdeniz'den gelen nemli hava kütleleri
İstanbul yılda ortalama 700-850 mm yağış alır; bu Türkiye ortalamasının biraz üzerindedir ama 'bol yağış' olarak nitelendirilemez. İstanbul'un yağışları ağırlıklı olarak Akdeniz kökenli cephe sistemleri ve Karadeniz neminden kaynaklanır; ancak Boğazlar'ın yağış üzerindeki etkisi tanımlandığı gibi doğrudan ve belirleyici değildir. Diğer seçenekler ise doğrudur: Rize çok yüksek orografik yağış alır, Konya kapalı havzada az yağışlıdır, Antalya kışın Akdeniz yağışları ile bol yağış alır, Erzurum çevresi dağlarla çevrili yüksek bir platoda az yağış alır.
6. Türkiye'de step (bozkır) ikliminin İç Anadolu'da ortaya çıkmasının iklim dinamiği açısından en doğru açıklaması aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Bölgede hâkim rüzgârların yönü yağışa izin vermez.
- B) Çevre dağlar nemli hava kütlelerini tutarak bölgeye kuru hava ulaşmasına neden olur. ✓
- C) Bölgenin denizden uzak olması nedeniyle nemli hava kütleleri ulaşamaz.
- D) Bölge üzerinde sürekli alçak basınç sistemi bulunur.
- E) Yükseltinin fazla olması yağış miktarını azaltır.
İç Anadolu, Pontik Dağlar ve Toros Dağları arasında sıkışmış bir iç havza niteliğindedir. Her yönden gelen nemli hava kütleleri bu dağlarda yağış bırakarak nem kaybeder; bölgeye ulaştığında 'föhn etkisi' benzeri bir kuruma sürecinden geçmiş olur ve yağış potansiyeli azalmıştır. Denizden uzaklık da etkilidir, ancak temel iklim dinamiği mekanizması dağların nemli hava kütlelerini 'tutması' ve bölgenin dağların gölge yamacında kalmasıdır.
7. Türkiye'nin herhangi bir bölgesinde aynı enlemde yer alan iki istasyon karşılaştırıldığında, hangisi daha yüksek yıllık sıcaklık ortalamasına sahip olur?
- A) Denize yakın olan ✓
- B) Yükseltisi fazla olan
- C) Bitki örtüsü daha seyrek olan
- D) Yıllık yağışı fazla olan
- E) Doğuya bakan yamaçta yer alan
Aynı enlem ve aynı coğrafi koşullarda denize yakın bir istasyon, denizin ısı kapasitesinin düzenleyici etkisi sayesinde hem kışı daha ılık hem de yıllık ortalama sıcaklığı daha yüksek olur. Yükseklik ise her 100 m'de yaklaşık 0,5-0,6°C sıcaklık düşüşüne yol açar; dolayısıyla yükseltisi fazla olan istasyon daha soğuktur. Diğer seçenekler (yağış, bitki örtüsü, bakı) yıllık sıcaklık ortalamasını belirlemede enlem ve yükseklik kadar doğrudan belirleyici değildir.
8. Türkiye'de 'yerel rüzgârların' iklim üzerindeki etkisi değerlendirildiğinde, aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi doğrudur?
- A) Lodos – Trakya – Soğuk ve kuru hava getirir
- B) Poyraz – İstanbul – Karadeniz'den soğuk ve nemli hava getirir ✓
- C) Karayel – Ege kıyıları – Güneybatıdan esen ılık hava getirir
- D) Samyeli – İç Anadolu – Karadeniz'den gelen soğuk kuzey rüzgârıdır
- E) Meltem – Akdeniz – Kışın esen, nemli ve yağışlı hava getirir
Poyraz, İstanbul ve Marmara Bölgesi'nde Karadeniz yönünden (kuzey-kuzeydoğu) esen soğuk ve nemli rüzgârdır; özellikle kış ve ilkbaharda hissedilir. Lodos ise güneybatı yönünden esen ılık ve nemli bir rüzgârdır, soğuk değildir (A yanlış). Meltem, Ege'de özellikle yaz mevsiminde kuzeyden esen kuru bir rüzgârdır; kış yağmurlarıyla ilgisi yoktur (C yanlış). Samyeli ise Ortadoğu'dan gelen sıcak ve kuru bir rüzgâr olup Karadeniz ile ilgisi yoktur (E yanlış).
9. Türkiye'de Akdeniz ikliminin etkili olduğu bölgelerde yazları yağışın son derece az olmasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Subtropikal yüksek basınç kuşağının yaz aylarında bu bölgeler üzerinde egemen olması ✓
- B) Azor Yüksek Basıncı'nın kuzeyden gelen soğuk hava kütlelerini engellemesi
- C) Akdeniz'den gelen nemli hava kütlelerinin Toroslar tarafından engellenmesi
- D) Tropikal kökenli hava kütlelerinin iç bölgelerden Akdeniz kıyılarına yönelmesi
- E) Yaz aylarında kara-deniz sıcaklık farkının minimum düzeye inmesi
Akdeniz ikliminde yazların kurak geçmesinin temel nedeni, subtropikal yüksek basınç kuşağının (Azor Yüksek Basıncı'nın) yaz aylarında kuzeye kayarak Akdeniz havzası üzerinde egemen olmasıdır. Bu yüksek basınç sistemi alçalan hava hareketlerine yol açarak yağış oluşumunu engeller. Diğer seçeneklerdeki mekanizmalar bu iklim tipinin kurak yazlarını açıklamak için yeterli veya doğru değildir.
10. Türkiye'de aynı enleme sahip olmalarına karşın Karadeniz kıyıları ile İç Anadolu'nun yıllık yağış miktarları arasında büyük farklar gözlemlenmektedir. Bu farklılığın oluşmasında etkili olan faktörleri önem sırasına göre doğru biçimde sıralayan seçenek hangisidir?
- A) Denize uzaklık – Hâkim rüzgârlar – Yükselti – Bakı
- B) Denize uzaklık – Bakı – Yükselti – Bitki örtüsü
- C) Hâkim rüzgârlar – Yükselti – Bakı – Denize uzaklık ✓
- D) Bakı – Denize uzaklık – Hâkim rüzgârlar – Yükselti
- E) Yükselti – Bakı – Denize uzaklık – Hâkim rüzgârlar
Karadeniz kıyıları ile İç Anadolu arasındaki yağış farkının temel nedeni hâkim rüzgârlardır: Karadeniz'den gelen nemli ve ılık hava kütleleri kıyıya ulaşırken Kuzey Anadolu Dağları'nı aşmak zorunda kalır. Bu aşım sırasında yükselti etkisiyle yamaçlarda yoğun yağış bırakır (bakı etkisi), ardından İç Anadolu'ya çok daha kurak olarak ulaşır. Dolayısıyla bu süreçte sırasıyla hâkim rüzgârlar, yükselti ve bakı belirleyici olup denize uzaklık ise sonucu pekiştiren ek bir faktördür.
11. Türkiye'de kış aylarında sıcaklık değerleri incelendiğinde, aynı yükseltide bulunan Doğu Anadolu ile Karadeniz'in iç kesimlerinin kış sıcaklıkları arasında belirgin farklılıklar olduğu görülmektedir. Bu durumun temel açıklaması aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Karadeniz'in ılıtıcı etkisinin dağ engeli nedeniyle Doğu Anadolu'ya ulaşamaması ve karasal iklimin şiddetlenmesi ✓
- B) Karadeniz iç kesimlerinde step vejetasyonunun daha yaygın olması ve nem dengesini bozması
- C) Doğu Anadolu'da Sibirya kökenli hava kütlelerinin Karadeniz'e göre daha sık ve daha uzun süre etkili olması
- D) Doğu Anadolu'nun Karadeniz'e göre daha yüksek bir yıllık güneşlenme süresine sahip olması
- E) Doğu Anadolu'da kış aylarında karasallık nedeniyle alçak basıncın egemen olması
Doğu Anadolu'nun kış aylarında son derece soğuk olmasının (Türkiye'nin en düşük sıcaklık rekorlarının bu bölgede kırılmasının) temel nedeni hem denizden uzaklık hem de Kuzey Anadolu ve Torosların denizin ılıtıcı etkisini engellemesidir. Bu çift engel, Doğu Anadolu'yu adeta kapalı bir kıta parçasına dönüştürür. Buna ek olarak Sibirya'dan gelen soğuk hava kütleleri de bu bölgeye kolayca girebilmektedir. Ancak sorunun odağındaki 'temel açıklama' denizin ılıtıcı etkisinin dağ engeli nedeniyle ulaşamamasıdır (kontinentalitenin şiddetlenmesi).
12. Türkiye'de yağış rejimi haritası incelendiğinde, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yağışların büyük çoğunluğunun kış ve ilkbahar aylarında düştüğü görülmektedir. Bu yağış rejiminin oluşmasında en belirleyici etken aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Bölgenin tropikal hava kütlelerinin etki alanında kalması
- B) Bölgenin yükseltisinin yağış düşürücü dağ etkisi oluşturacak kadar fazla olması
- C) Kış aylarında Hazar Denizi kaynaklı nemli hava kütlelerinin bölgeye egemen olması
- D) Torosların güney yamaçlarından inen föhn rüzgârlarının bölgede nem artışına yol açması
- E) Akdeniz kökenli frontal yağışları taşıyan alçak basınç sistemlerinin kış-ilkbahar aylarında bölgeyi etkilemesi ✓
Güneydoğu Anadolu, Akdeniz ikliminin karasal bir versiyonuna sahiptir. Kış ve ilkbahar aylarında Akdeniz'de oluşan ya da buradan geçen alçak basınç sistemleri (frontal yağış sistemleri) bölgeyi etkiler. Yaz aylarında ise subtropikal yüksek basınç egemen olur ve çok sıcak-kurak bir dönem yaşanır. Bölgenin yağış rejimi temelde bu basınç sistemi dinamiklerine bağlıdır.
13. Türkiye'de en yüksek yıllık yağış miktarı Rize çevresinde (3000 mm üzeri) kaydedilirken aynı kıyı şeridinin batısında ve doğusunda değerler belirgin biçimde düşmektedir. Rize ve çevresinde yağış miktarının bu denli yüksek olmasının temel jeomorfolojik açıklaması nedir?
- A) Doğu Karadeniz Dağları'nın bu kesimde kıyıya dik uzanması ve nemli hava kütlelerini tuzak gibi yakalaması ✓
- B) Bölgede yoğun bitki örtüsünün evapotranspirasyonu artırması ve konvektif yağışları beslemesi
- C) Karadeniz'in bu kesimindeki yüzey akıntılarının deniz suyunu ısıtması ve buharlaşmayı artırması
- D) Rize çevresindeki dağların denize paralel uzanması ve vadilerin rüzgâra dik yönde açılması
- E) Bölgenin deniz seviyesine yakın yükseltide olması ve yoğunlaşma düzeyinin çok düşük kalması
Rize çevresinin Türkiye'nin en yağışlı yeri olmasının temel nedeni Doğu Karadeniz Dağları'nın bu kesimde kıyıya dik (güney-kuzey yönünde) uzanmasıdır. Bu durum vadilerin rüzgâra açık olmasını sağlar; Karadeniz'den gelen nemli hava kütleleri vadilerden içeri girerek dağ yamaçlarını tırmanır ve yoğun yağış bırakır. Kuzey-güney doğrultusundaki bu sıradağ düzeni, nemli havanın 'tuzak'lanmasına yol açar. Batıda ise dağlar daha çok kıyıya paralel uzandığından bu etki zayıflar.
14. Bir araştırmacı Türkiye'deki iklim istasyonlarının verilerini incelemiş ve bazı istasyonlarda yıllık sıcaklık farkının (termik amplitüd) 40°C'yi aştığını gözlemlemiştir. Bu değerlerin kaydedildiği istasyonların ortak özelliği aşağıdakilerden hangisi olabilir?
- A) Denizden uzak, yüksek rakımlı, çevresi dağlarla çevrili kapalı havzalarda yer almaları ✓
- B) Akdeniz kıyısına yakın olup yaz kuraklığının uzun sürdüğü alanlarda yer almaları
- C) Yıl boyu cephesel yağışların etkisi altında kalmış ve bulutluluk oranının yüksek olduğu yerlerde bulunmaları
- D) Karadeniz kıyısında denizden gelen nemin etkisinin sürekli hissedildiği alanlarda bulunmaları
- E) Deniz kıyısına yakın olmalarına karşın kuzey bakılı yamaçlarda konumlanmış olmaları
Yıllık sıcaklık farkı (termik amplitüd), karasallığın en önemli göstergesidir. En yüksek değerler; denizden uzak olduğu için denizin ılıtıcı/soğutucu etkisinden yoksun, yüksek rakımlı olduğu için kışları çok soğuk, dağlarla çevrili olduğu için hem nemli hava kütlelerinin giremediği hem de yazları ısınan havanın sıkıştığı kapalı havzalarda gözlemlenir. Doğu Anadolu'daki Ağrı, Kars ve Ardahan havzaları bu özellikleri büyük ölçüde taşımaktadır.
15. Türkiye'de orografi (dağ yağışları) etkisi değerlendirildiğinde, rüzgar altı (lee) yamaçlarında yağışın belirgin biçimde azalması beklenir. Buna karşın bazı iç bölge noktalarında yağışın beklenenden daha yüksek olduğu görülmektedir. Bu durumun en olası açıklaması aşağıdakilerden hangisidir?
- A) İç bölgelerin Hazar ve Karadeniz kaynaklı iki farklı nemli hava kütlesinin çakıştığı bölgede olması
- B) İç bölgelerdeki yüksek düzlüklerde yaz aylarında konvektif (yükselim) yağışlarının gerçekleşmesi ✓
- C) İç bölgelerde yüzey pürüzlülüğünün deniz kıyısına göre daha fazla olması ve rüzgâr hızını düşürmesi
- D) Kış aylarında iç bölgelerde yoğunlaşan sis tabakasının donarak zemine çökmesi
- E) Dağların rüzgâr altı yamaçlarında föhn etkisiyle sıcaklığın artmasının yağışı teşvik etmesi
Orografi etkisiyle normalde rüzgar altı yamaçlarında yağış azalır. Ancak iç bölgelerdeki yüksek plato ve düzlükler, özellikle yaz aylarında şiddetli ısınan yüzey nedeniyle konvektif (termal yükselim) yağışlara sahne olabilir. Güneş ışınımıyla aşırı ısınan kara yüzeyi, havanın kaldırılmasını sağlar; bu hava yükselirken soğur ve yoğunlaşarak sağanak yağışlara dönüşür. Bu mekanizma özellikle yüksek İç Anadolu platolarında ve Doğu Anadolu'da beklenenin üzerinde yaz yağışları üretebilir.
16. Türkiye iklim haritaları üzerinde çalışan bir coğrafyacı, yıllık ortalama sıcaklık izotermlerinin kıyı kesimlerinde iç bölgelere kıyasla çok daha sık aralıklarla geçtiğini gözlemlemiştir. Bu gözlemin en kapsamlı açıklaması aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Kıyı kesimlerinde deniz etkisinin sıcaklığı standartlaştırması ve izotermlerin düzleşmesini engellemesi
- B) İç bölgelerde bitki örtüsünün yoğun olmaması nedeniyle güneş enerjisinin geri yansıma oranının (albedo) düşük kalması
- C) Kıyı kesimlerinde yükselti değişiminin hızlı olması nedeniyle kısa mesafede büyük sıcaklık farklarının gözlemlenmesi ✓
- D) Kıyı kesimlerinde nüfus yoğunluğunun fazla olması ve kentsel ısı adası etkisinin belirgin biçimde hissedilmesi
- E) İç bölgelerde yıllık sıcaklık farklarının çok yüksek olması ve izotermler arasındaki mesafeyi genişletmesi
Türkiye'nin kıyı kesimleri, özellikle Karadeniz ve Akdeniz kıyıları, ardındaki dağlarla birlikte değerlendirildiğinde kısa yatay mesafelerde çok büyük yükselti farklılıkları sergiler. Kıyı çizgisinden birkaç on kilometre içeride 2000-3000 metreye ulaşılabilir. Yükselti artışı sıcaklığı hızla düşürdüğünden, kısa mesafede büyük sıcaklık farkı oluşur ve izotermler sık sık birbirini keser. İç bölgelerde ise yükseltinin görece homojen dağılması nedeniyle izotermler daha seyrek ve birbirine paralel uzanır.
17. Türkiye'de Marmara Bölgesi'nin iklimi, tam olarak ne Karadeniz ne de Akdeniz iklimine uymakta; geçiş özelliği taşımaktadır. Bu geçiş karakterinin en belirgin göstergesi aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?
- A) Her mevsim yağış alması fakat yağışın en fazla ilkbahar ve sonbaharda, en az ise yazın düşmesi ✓
- B) Kış sıcaklıklarının Akdeniz kıyılarına benzer biçimde ılık, yaz sıcaklıklarının ise Doğu Anadolu ile benzer biçimde yüksek seyretmesi
- C) Yıl boyunca hâkim rüzgâr yönünün sabit kalması ve mevsimsel değişim göstermemesi
- D) Yıllık yağış miktarının Karadeniz kıyılarıyla eşdeğer olması fakat kar yağışlı gün sayısının daha fazla olması
- E) Yaz yağışlarının tamamen yok olması ve kışların son derece kurak geçmesi
Marmara Bölgesi her mevsim yağış alır (ne Karadeniz'deki gibi sürekli bol, ne de Akdeniz'deki gibi tamamen yaz kuraklığı vardır). Bu bölgede yağışlar en fazla sonbahar ve kışta (Akdeniz etkisi) ve ilkbaharda (cephesel sistemler) düşer, en az ise yazın görülür. Kış sıcaklıkları Karadeniz kadar ılık değil ama Doğu Anadolu kadar da sert değildir. Bu özelliklerin bütünü gerçek bir geçiş iklimi profilini yansıtır.
18. Türkiye'de bazı yıllarda güneyde yetiştirilen turunçgil ve muz gibi tropikal-subtropikal ürünlerin don nedeniyle zarar gördüğü gözlemlenmektedir. Bu don olaylarının temel meteorolojik mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Radyasyon donlarının subtropikal bölgelerde konvektif bulutluluğun azalmasıyla sıklaşması
- B) Akdeniz'deki deniz yüzeyi sıcaklıklarının yıldan yıla gösterdiği El Niño kaynaklı varyasyonlar
- C) Kış aylarında Akdeniz'de oluşan alçak basınç sistemlerinin soğuk hava kütlelerini güneye taşıması
- D) Sibirya kökenli Arctic veya polar hava kütlelerinin dağ geçitlerini aşarak veya doğu koridorunu kullanarak Akdeniz kıyılarına ulaşması ✓
- E) Kışın subtropikal yüksek basıncın deniz yüzeyi sıcaklıklarını düşürerek kıyılarda don oluşturması
Akdeniz kıyılarında zaman zaman yaşanan don olayları (özellikle Antalya, Mersin ve Adana çevresinde), Sibirya veya Kuzey Kutup kaynaklı soğuk hava kütlelerinin güneye yayılmasıyla ilişkilidir. Bu hava kütleleri ya Toros geçitlerinden (örneğin Gülek Boğazı) kıyı ovaları ve iç Akdeniz bölgelerine iner ya da doğu koridorunu kullanarak Güneydoğu Anadolu üzerinden Akdeniz kıyılarına ulaşır. 1950 ve 1985 yıllarındaki tarihi don olayları bu dinamiğin sonucudur.
19. Türkiye'de iklim değişikliğinin etkileri incelendiğinde, hangi bölgenin su kaynakları açısından en kırılgan konumda olduğu ve bunun hangi iklimsel dinamikle doğrudan ilişkili olduğu aşağıdakilerin hangisinde doğru biçimde eşleştirilmiştir?
- A) Ege kıyıları – Rüzgâr hızlarının artması nedeniyle evapotranspirasyonun yükselmesi
- B) Karadeniz kıyıları – Yağışların kış mevsiminde kardan yağmura dönüşmesi ve seller
- C) Doğu Anadolu – Buzul ve kar örtüsünün erimesiyle kısa vadede taşkın, uzun vadede kuraklık riski ✓
- D) Güneydoğu Anadolu – Mezopotamya'dan gelen sıcak hava kütlelerinin bölgede ısı adası oluşturması
- E) İç Anadolu – Zaten yarı kurak olan bölgede buharlaşmanın artması ve yağışların azalması
İklim değişikliği bağlamında Doğu Anadolu'nun su kaynakları açısından özel bir kırılganlığı vardır: Bölgedeki dağlık alanlar (Ağrı, Süphan, Erciyes gibi volkanik koniler ve yüksek dağlar) hem Türkiye'nin hem de komşu ülkelerin önemli akarsularını besleyen kar ve buz rezervlerine sahiptir. İklim ısınmasıyla bu kaynaklar hızla eriyor; kısa vadede taşkın ve sel riski artarken uzun vadede mevsimlik akış azalıyor ve bölge ile aşağı havzalar ciddi kuraklıkla karşı karşıya kalıyor. Bu dinamik, diğer seçeneklerdeki bölgelere kıyasla çok daha dramatik ve geri dönüşü güç bir değişim sürecini temsil etmektedir.
20. Türkiye'de yağış ve sıcaklık verileri kullanılarak hesaplanan Erinç kuraklık indeksi haritaları incelendiğinde, hangi coğrafi örüntü gözlemlenir ve bu örüntünün birincil açıklayıcısı nedir?
- A) Yükselti arttıkça kuraklık artar; açıklayıcısı yüksek kesimlerde sıcaklığın düşmesine karşın yağışın da çok azalması
- B) Kıyıdan iç bölgelere gidildikçe kuraklık artar, kuzeyde azalır güneyde artar; açıklayıcısı hem yağış hem buharlaşma potansiyelinin mekânsal değişimi ✓
- C) Doğudan batıya gidildikçe kuraklık artar; açıklayıcısı Asya kökenli kara kütlelerinin doğuda daha belirleyici olması
- D) Güneyden kuzeye gidildikçe kuraklık artar; açıklayıcısı enlemin artmasıyla güneş enerjisinin azalması
- E) Kıyıdan iç bölgelere gidildikçe kuraklık artar; açıklayıcısı denize uzaklık ve dağların nemli havayı tutması
Erinç kuraklık indeksi hem yağışı hem de buharlaşma potansiyelini (sıcaklıkla ilişkili) dikkate alır. Türkiye haritasında genel örüntü şudur: Kıyıdan iç bölgelere gidildikçe yağış azalır ve kuraklık artar; bu durum tüm kıyılarda belirgindir. Kuzey-güney ekseninde ise Karadeniz kıyıları nemli-yarı nemli, Akdeniz ve Güneydoğu kıyıları yağış açısından mevsimsel kurak, İç Anadolu ve özellikle Güneydoğu Anadolu'nun iç kesimleri ise kurak-yarı kurak kategorisindedir. Buharlaşma potansiyeli güneyde çok yüksek olduğundan güney iç bölgeler çift baskıyla (az yağış + çok buharlaşma) en kurak alanları oluşturur.
21. Türkiye'de yıllık ortalama sıcaklık değerleri hem enlem hem de yükseltiyle doğrudan ilişkilidir. Buna karşın aynı enleme ve yükseltiye sahip olan iki istasyondan birinin diğerine kıyasla belirgin biçimde daha yüksek yıllık ortalama sıcaklık gösterdiği durumlar da bulunmaktadır. Bu durumun en güçlü açıklaması aşağıdakilerden hangisidir?
- A) İstasyonlardan birinin komşu bir şehrin kentsel ısı adası etkisinde kalması
- B) Birinin gece boyunca soğuk hava birikintisi (soğuk hava gölü) oluşturan çukur arazide, diğerinin ise açık bir plato üzerinde bulunması
- C) İstasyonların birinin yakınında büyük bir rezervuarın bulunması ve su kütlesinin sıcaklığı düzenlemesi
- D) Biri geniş yapraklı ormanla kaplı, diğeri çıplak kaya yüzeyleriyle kaplı alanda yer aldığından albedo farklılığının sıcaklığı etkilemesi
- E) İstasyonlardan birinin güneye bakan yamaçta, diğerinin ise kuzeye bakan yamaçta konumlanmış olması (bakı farkı) ✓
Enlem ve yükselti sabit tutulduğunda yıllık ortalama sıcaklığı etkileyen en güçlü lokal faktör bakıdır. Türkiye'nin bulunduğu orta enlemlerde güney bakılı yamaçlar (güneye bakan) güneş ışınımını çok daha dik açıyla alır ve uzun süreli güneşlenmeye sahip olur. Bu durum hem doğrudan ısınmayı artırır hem de karın daha erken erimesini sağlayarak toprak yüzeyinin daha erken ısınmasına yol açar. Kuzey bakılı yamaçlar ise tam tersi karakterdedir. Bu nedenle aynı enlem ve yükseltide bile bakı farkı yıllık ortalama sıcaklıkta 3-5°C'ye varan fark yaratabilir.
22. Türkiye'de karasal iklimin göstergesi olan korelasyonlar analitik biçimde değerlendirildiğinde, aşağıdaki ifadelerden hangisi hem doğru hem de diğerlerine kıyasla en bütüncül bir karasal iklim ölçütünü yansıtmaktadır?
- A) Karasallık yalnızca Doğu Anadolu'ya özgü bir özellik olup diğer bölgelerde deniz etkisi belirleyicidir.
- B) Yıllık yağış miktarının 400 mm'nin altına düşmesi, bölgenin kesinlikle karasal iklim koşullarına sahip olduğunu gösterir.
- C) Kara kütlesinin büyüklüğüyle doğru orantılı olan karasallık, Türkiye'de yalnızca yükseltiyle açıklanabilir.
- D) Karasal iklimde yaz yağışları tamamen kesilir ve bu durum Akdeniz iklimiyle temel farkı oluşturur.
- E) En yüksek aylık ortalama sıcaklıkla en düşük aylık ortalama sıcaklık arasındaki farkın (termik amplitüd) büyümesi, denizden uzaklaşma ve nem azlığının birlikte etkisiyle açıklanır. ✓
Karasal iklimin en bütüncül ve bilimsel göstergesi termik amplitüddür (yıllık sıcaklık farkı). Bu değerin büyümesi, denizin ılıtıcı/soğutucu tampon etkisinin zayıflamasıyla doğrudan ilişkilidir: Denizler yüksek özgül ısıları sayesinde yazın aşırı ısınmayı, kışın ise aşırı soğumayı engeller. Denizden uzaklaştıkça ya da dağların ardına geçildikçe bu etki azalır; kışlar çok soğuk, yazlar ise çok sıcak olur. Yağış miktarı (A seçeneği) tek başına karasallığın değil, kuraklığın göstergesidir. C seçeneği Akdeniz iklimiyle karasallığı yanlış biçimde özdeşleştirmiştir. D ve E seçenekleri ise olgusal açıdan hatalıdır.
23. Türkiye'de iklim sınıflamaları yapılırken Köppen iklim sınıflandırmasının C grubu (ılıman, ılık-iklimler) ve B grubu (kurak iklimler) arasındaki sınırın belirlenmesinde hangi değişkenlerin birlikte kullanıldığı ve bu değişkenlerden hangisinin Türkiye için en kısıtlayıcı olduğu aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?
- A) Yıllık yağış, yıllık ortalama sıcaklık ve yağışın mevsimsel dağılımı birlikte kullanılır; Türkiye için yağışın mevsimsel dağılımı belirleyicidir. ✓
- B) Buharlaşma potansiyeli ve yüzey akışı oranları kullanılır; Türkiye için güneş radyasyonu belirleyicidir.
- C) En soğuk ve en sıcak ayların sıcaklık ortalamaları kullanılır; Türkiye için kış sıcaklıkları kısıtlayıcıdır.
- D) Yıllık yağış ve yıllık sıcaklık kullanılır; Türkiye için en kısıtlayıcı değişken yıllık sıcaklıktır.
- E) Yalnızca yıllık yağış eşik değeri kullanılır; 250 mm altı mutlak çöl, 500 mm altı yarı kurak olarak sınıflandırılır.
Köppen'in B (kurak) sınıfı için kullanılan eşik formülleri, yıllık yağışın yanı sıra yıllık ortalama sıcaklığı ve yağışın mevsimsel dağılımını da hesaba katar. Bunun nedeni, aynı miktarda yağışın soğuk bir bölgede az, sıcak bir bölgede çok buharlaştığından etkin yağışın farklılaşmasıdır. Türkiye'de özellikle İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu'nun B sınıfına girip girmediği değerlendirilirken yağışın kış/yaz ağırlıklı olması belirleyici olmaktadır; çünkü yağışın yaz ağırlıklı olduğu alanlar için eşik değeri değişir. Bu bağlamda mevsimsel dağılım, Türkiye'deki sınır bölgeler için kritik değişken konumundadır.
24. Türkiye'de Akdeniz ikliminin etkili olduğu bir bölgede yıllık yağış miktarı 800 mm, yaz mevsimi yağışı ise 40 mm olarak ölçülmüştür. Bu veriler ışığında aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi kesinlikle yanlıştır?
- A) Bitki örtüsü büyük olasılıkla maki ya da kserofitik karakterdedir.
- B) Bu istasyonda karasal iklim etkileri belirgin biçimde hissedilmektedir. ✓
- C) Yazın su bütçesi açık vermekte, kışın ise su fazlası oluşmaktadır.
- D) Yaz mevsiminde buharlaşma, yağışın oldukça üzerindedir.
- E) Yağışların büyük çoğunluğu kış mevsiminde düşmektedir.
Akdeniz ikliminde yağışların %80-90'ı kış döneminde düşer, yazlar sıcak ve kurak geçer. Yıllık 800 mm yağışa karşın yazın yalnızca 40 mm yağış alınması tipik Akdeniz iklimi özelliğidir. Karasal iklim etkileri bu istasyonda değil, iç kesimlerde belirginleşir; Akdeniz ikliminin hâkim olduğu bir istasyonda karasal etkilerin belirgin olduğunu söylemek yanlıştır. Diğer şıklar bu iklim tipiyle uyumludur.
25. Aşağıdaki grafikte Türkiye'nin iki farklı istasyonuna ait sıcaklık ve yağış değerleri verilmiştir. İstasyon I'de ocak ayı sıcaklığı +8°C, temmuz sıcaklığı +28°C, yıllık yağış 1000 mm ve yağışın %75'i kış yarıyılına aittir. İstasyon II'de ocak sıcaklığı -2°C, temmuz sıcaklığı +22°C, yıllık yağış 400 mm ve yağış her mevsime görece eşit dağılmıştır. Bu iki istasyonun özellikleri karşılaştırıldığında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
- A) Her iki istasyonda da don olayı benzer sıklıkta görülmektedir.
- B) İstasyon II'de bitki örtüsü iğne yapraklı ormandır, İstasyon I'de ise makiliktir.
- C) İstasyon I'in yıllık sıcaklık farkı İstasyon II'den büyüktür.
- D) İstasyon I daha çok kıyı kesimde, İstasyon II ise denizden uzak iç kesimlerde yer almaktadır. ✓
- E) İstasyon II'nin yıllık yağış rejimi Akdeniz iklimiyle örtüşmektedir.
İstasyon I'de kış sıcaklığının yüksek (+8°C) olması ve yağışın kış yarıyılında yoğunlaşması Akdeniz iklimine; İstasyon II'de kış sıcaklığının 0°C altında olması, yağışın düşük ve eşit dağılımlı olması ise karasal iklime işaret eder. Bu durum İstasyon I'in kıyıya yakın, İstasyon II'nin iç kesimlerde olduğunu gösterir. A şıkkı yanlıştır; kıyı istasyonunun yıllık farkı daha düşüktür (20°C) iç kesimdeki ise daha yüksektir (24°C). D şıkkı yanlıştır zira Akdeniz ikliminde yağış kışa yoğunlaşır. E şıkkı da yanlıştır; İstasyon I'de don olayı çok nadirken İstasyon II'de sık görülür.