menu
MemurOl
Türkçe Testleri

Genel Tekrar Testi - 115

Soru 1 / 25

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük, diğerlerinden farklı bir anlam özelliği taşımaktadır? A) Adamın sözleri beni derinden <u>sarstı</u>. B) Deprem, binaları şiddetle <u>sarstı</u>. C) Skandal, şirketin itibarını <u>sarstı</u>. D) Hastalık, onun sağlığını ciddi biçimde <u>sarstı</u>. E) Kaybettiği dava, avukatın özgüvenini <u>sarstı</u>.

Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
  1. 1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük, diğerlerinden farklı bir anlam özelliği taşımaktadır? A) Adamın sözleri beni derinden <u>sarstı</u>. B) Deprem, binaları şiddetle <u>sarstı</u>. C) Skandal, şirketin itibarını <u>sarstı</u>. D) Hastalık, onun sağlığını ciddi biçimde <u>sarstı</u>. E) Kaybettiği dava, avukatın özgüvenini <u>sarstı</u>.

    • A) Hastalık, onun sağlığını ciddi biçimde sarstı.
    • B) Skandal, şirketin itibarını sarstı.
    • C) Adamın sözleri beni derinden sarstı.
    • D) Deprem, binaları şiddetle sarstı.
    • E) Kaybettiği dava, avukatın özgüvenini sarstı.

    'Sarsmak'‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ fiili B seçeneğinde somut/gerçek anlamıyla (fiziksel titretme) kullanılmıştır. Diğer seçeneklerin tamamında ise sözcük, soyut bir etkiyi ifade eden mecaz anlamıyla kullanılmıştır. KPSS'de bu tür sorular, sözcüğün gerçek-mecaz anlam ayrımını tek cümle üzerinden değil, karşılaştırmalı olarak ölçer.

  2. 2. "Kırık" sözcüğü aşağıdaki cümlelerin hangisinde hem nesnel hem de öznel yargı içeren bir anlam taşımaktadır? A) Çocuğun kırık sesi, salonun sessizliğini bozdu. B) Müzisyen, kırık bir melodiyle sahneye çıktı. C) Kırık fiyatlarla satılan ürünler kapışıldı. D) Adam, kırık Türkçesiyle kendini ifade etmeye çalıştı. E) Yaşlı kadının kırık gözleri her şeyi anlatıyordu.

    • A) Çocuğun kırık sesi, salonun sessizliğini bozdu.
    • B) Kırık fiyatlarla satılan ürünler kapışıldı.
    • C) Adam, kırık Türkçesiyle kendini ifade etmeye çalıştı.
    • D) Müzisyen, kırık bir melodiyle sahneye çıktı.
    • E) Yaşlı kadının kırık gözleri her şeyi anlatıyordu.

    E‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde 'kırık gözler' ifadesi hem gözlerin fiziksel durumuna (donuk, cansız görünüşüne) ilişkin nesnel bir gözlemi hem de kişinin ruhsal çöküntüsüne dair öznel bir yorumu aynı anda barındırmaktadır. Diğer seçeneklerde 'kırık' ya tamamen mecaz (A, E hariç), ya deyimleşmiş (C), ya da aktarmalı (D) bir anlam taşır; bu karmaşık çift katmanlı yapıyı yalnızca E sergiler.

  3. 3. Aşağıdaki dizelerde geçen altı çizili sözcüklerin anlam özellikleri incelendiğinde hangisinde "soyutlaştırma" yoluyla oluşmuş bir anlam genişlemesi söz konusudur? A) Söz, <u>ağır</u> bir yük gibi omuzlarımda durdu. B) Yıllar, <u>aktı</u> gitti durduramadım. C) Umutlarım, <u>soldu</u> geçen kışla birlikte. D) Sessizlik, odayı bir <u>battaniye</u> gibi sardı. E) Kalbim, hep aynı <u>kanalda</u> kaldı.

    • A) Yıllar, aktı gitti durduramadım.
    • B) Sessizlik, odayı bir battaniye gibi sardı.
    • C) Kalbim, hep aynı kanalda kaldı.
    • D) Umutlarım, soldu geçen kışla birlikte.
    • E) Söz, ağır bir yük gibi omuzlarımda durdu.

    'Solmak'‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ fiili özünde somut bir süreç ifade eder: rengin, çiçeğin canlılığını yitirmesi. C seçeneğinde ise bu somut anlam 'umut' gibi soyut bir kavrama aktarılarak genişletilmiştir. Bu, somuttan soyuta geçişle oluşan anlam genişlemesidir. A'da benzetme (teşbih), B'de zaman için kullanılan kalıplaşmış mecaz, D'de istiare, E'de deyimleşmiş kullanım söz konusudur; yalnızca C'de sistematik soyutlaştırma yoluyla anlam genişlemesi gerçekleşmiştir.

  4. 4. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde sözcükler arasındaki anlam ilişkisi, diğerlerinden farklı bir mantıksal bağa dayanmaktadır? A) Doktor, hastanın nabzını tuttu; durumun ciddiyetini hemen anladı. B) Mühendis, projenin nabzını tutuyordu; her gelişmeden haberdardı. C) Gazeteci, sokağın nabzını tutarak haberini yazdı. D) Yönetici, çalışanların nabzını tutmadan karar verdi. E) Analist, piyasanın nabzını tutarak yatırım tavsiyesinde bulundu.

    • A) Doktor, hastanın nabzını tuttu; durumun ciddiyetini hemen anladı.
    • B) Yönetici, çalışanların nabzını tutmadan karar verdi.
    • C) Mühendis, projenin nabzını tutuyordu; her gelişmeden haberdardı.
    • D) Analist, piyasanın nabzını tutarak yatırım tavsiyesinde bulundu.
    • E) Gazeteci, sokağın nabzını tutarak haberini yazdı.

    A‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde 'nabzını tuttu' deyimi gerçek/somut anlamında kullanılmıştır; doktor gerçekten fiziksel olarak nabız ölçmektedir ve bu eylem ardından gelen anlama zemin hazırlar. B, C, D ve E'de ise 'nabzını tutmak' tamamen deyim anlamıyla (bir şeyin durumunu, gidişatını takip etmek) kullanılmıştır. Dolayısıyla A'daki anlam ilişkisi somut→somut iken diğerleri mecaz anlam taşır.

  5. 5. "Taşımak" fiilinin anlam özelliği bakımından aşağıdaki cümlelerin hangisi ötekilerden ayrılmaktadır? A) Bu karar, ülke için büyük riskler taşıyordu. B) Gözleri, yıllarca bastırılmış bir öfkeyi taşıyordu. C) Üstlendiği rol, derin bir trajedi taşıyordu. D) Hamal, yüklü çuvalları sırtında taşıdı. E) Şiir, Anadolu'nun acısını yüzyıllar boyu taşımıştır.

    • A) Şiir, Anadolu'nun acısını yüzyıllar boyu taşımıştır.
    • B) Bu karar, ülke için büyük riskler taşıyordu.
    • C) Üstlendiği rol, derin bir trajedi taşıyordu.
    • D) Hamal, yüklü çuvalları sırtında taşıdı.
    • E) Gözleri, yıllarca bastırılmış bir öfkeyi taşıyordu.

    D‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde 'taşımak' fiili somut/temel anlamıyla kullanılmaktadır: fiziksel bir yükü bir yerden başka yere götürmek. A, B, C ve E seçeneklerinde ise 'taşımak' fiili soyut kavramlarla birlikte kullanılmış ve 'barındırmak, içinde bulundurmak' anlamına gelen mecaz değer kazanmıştır. Bu ayrım, temel anlam ile yan/mecaz anlam arasındaki farkı ölçmektedir.

  6. 6. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük, "ad aktarması (mecazı mürsel)" yoluyla kullanılmıştır? A) Koca <u>yürek</u>, küçük bir çocukta saklıydı. B) <u>Beşik</u>, bu milletin en eski destanını bilir. C) Onun <u>dili</u>, bal gibi tatlıydı. D) Hayat, insanı <u>eziyor</u> bazen. E) Gözlerin, benim için aydınlık bir <u>pencere</u>ydi.

    • A) Hayat, insanı eziyor bazen.
    • B) Gözlerin, benim için aydınlık bir pencereydi.
    • C) Beşik, bu milletin en eski destanını bilir.
    • D) Onun dili, bal gibi tatlıydı.
    • E) Koca yürek, küçük bir çocukta saklıydı.

    B‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde 'beşik' sözcüğü ad aktarması (mecazımürsel) yoluyla kullanılmıştır: beşik, 'çocukluk/ilk dönem/doğum yeri' kavramının yerine geçmiştir. Burada benzetme ilgisi değil, yakınlık/parça-bütün ya da sembol ilgisi söz konusudur. A'da 'yürek' niteleme aktarması (cesaret yerine), C'de benzetmeye dayalı mecaz, D'de kişileştirme, E'de istiare (benzetme temelli mecaz) vardır. Yalnızca B'de sözcük, doğrudan benzetme olmaksızın ilgi yoluyla başka bir kavramın yerine kullanılmıştır.

  7. 7. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde sözcükler arasında "çok anlamlılık" değil, "eş seslilik (sesteşlik)" ilişkisi bulunmaktadır? A) Gözünü budaktan sakınmayan biri olduğu için bu işi o yapmalıydı — budak, ağacın en sert yeriydi zaten. B) Çocuğun al yanakları herkesi büyüledi — kırmızı her zaman masumiyet taşır. C) Yaz aylarında buraya gelir, dağ havasını yazar gibi solurdu. D) Geçen yıl bu yoldan geçtim; yol bana eski günleri anlattı. E) Kara haber sabah geldi; kara kış da ardından bastırdı.

    • A) Yaz aylarında buraya gelir, dağ havasını yazar gibi solurdu.
    • B) Geçen yıl bu yoldan geçtim; yol bana eski günleri anlattı.
    • C) Gözünü budaktan sakınmayan biri olduğu için bu işi o yapmalıydı — budak, ağacın en sert yeriydi zaten.
    • D) Çocuğun al yanakları herkesi büyüledi — kırmızı her zaman masumiyet taşır.
    • E) Kara haber sabah geldi; kara kış da ardından bastırdı.

    C‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde 'yaz' (mevsim) ve 'yazar' (bir şey yazmak eyleminin geniş zaman çekimi) sözcükleri aynı ses öbeğini paylaşır ancak köken ve anlam bakımından tamamen farklıdır; bu sesteşliktir (homofoni). A'da 'budak' deyim içinde ve gerçek anlamıyla kullanılmış olup iki anlam aynı köke dayanır (çok anlamlılık). B'de 'al' renk adıdır, eş seslilik yoktur. D'de 'yol' çok anlamlıdır. E'de 'kara' aynı sözcüğün farklı bağlamlarda kullanımıdır (kötü/siyah), bu da çok anlamlılıktır.

  8. 8. "Işık" sözcüğü aşağıdaki cümlelerin hangisinde hem somut hem soyut anlam katmanını eş zamanlı olarak taşımaktadır? A) Lambayı söndürünce odadaki ışık da söndü. B) Bilim, insanlığın ışığıdır. C) O çocuğun gözleri, evin ışığıydı. D) Işık hızı, saniyede yaklaşık 300.000 km'dir. E) Sabahın ilk ışığında yola çıktık; içimiz de aydınlanmıştı.

    • A) Sabahın ilk ışığında yola çıktık; içimiz de aydınlanmıştı.
    • B) O çocuğun gözleri, evin ışığıydı.
    • C) Bilim, insanlığın ışığıdır.
    • D) Lambayı söndürünce odadaki ışık da söndü.
    • E) Işık hızı, saniyede yaklaşık 300.000 km'dir.

    E‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde cümlenin ilk yarısında 'ışık' fiziksel/somut anlamıyla (sabahın ilk güneş ışığı) kullanılırken 'içimiz de aydınlanmıştı' ifadesiyle doğrudan soyut anlam katmanına geçilmekte ve iki katman çakışmaktadır. A ve D'de yalnızca somut/bilimsel anlam, B'de yalnızca soyut/mecaz anlam, C'de ise yalnızca mecaz anlam (istiare) söz konusudur. Yalnızca E, iki anlamı eş zamanlı barındıran cümle yapısına sahiptir.

  9. 9. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük, anlam daralması yoluyla özgün/genel anlamından uzaklaşarak özel bir anlam kazanmıştır? A) Uçak, pistlerden <u>kalktı</u>. B) Tüccar, malları <u>sattı</u>. C) Öğretmen, konuyu <u>geçti</u>. D) Doktor, hastayı <u>yatırdı</u>. E) Mühendis, projeyi <u>kapattı</u>.

    • A) Doktor, hastayı yatırdı.
    • B) Tüccar, malları sattı.
    • C) Uçak, pistlerden kalktı.
    • D) Öğretmen, konuyu geçti.
    • E) Mühendis, projeyi kapattı.

    'Yatırmak'‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ fiili genel anlamda 'bir şeyi düşey konumdan yatay konuma getirmek' demektir. D seçeneğinde ise bu fiil, tıp dilinde yalnızca 'hastaneye kabul edip servis odasına almak' şeklinde özelleşmiş, yani anlam daralmasına uğramıştır. A'da 'kalkmak' havacılık terimi olmakla birlikte sözcük anlam genişlemesine uğramıştır (genel hareketten özel eyleme). B ve E'de sözcükler temel anlamlarındadır. C'de 'geçmek' bağlama bağlı bir anlam taşır ancak belirgin bir anlam daralması yoktur.

  10. 10. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde söz sanatı ve sözcük anlam özelliği birlikte değerlendirildiğinde "kişileştirme (teşhis)" ile "soyut kavramın somutlaştırılması" aynı anda gerçekleşmektedir? A) Rüzgâr, yaprakları okşayarak geçti. B) Zaman, acımasız bir yargıç gibi herkesi yargılar. C) Sessizlik, odaya sessizce girdi ve yerleşti. D) Ölüm, kapımızı erken çaldı. E) Umut, son nefesine kadar savaştı.

    • A) Sessizlik, odaya sessizce girdi ve yerleşti.
    • B) Rüzgâr, yaprakları okşayarak geçti.
    • C) Zaman, acımasız bir yargıç gibi herkesi yargılar.
    • D) Ölüm, kapımızı erken çaldı.
    • E) Umut, son nefesine kadar savaştı.

    E‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde 'umut' soyut bir kavramdır. 'Son nefesine kadar savaştı' ifadesiyle bu soyut kavram hem kişileştirilmiş (insan gibi savaşıyor) hem de somutlaştırılmıştır (nefes alma eylemi, ölme gibi bedensel özellikler atfedilmiştir). A'da rüzgâr yarı-somut olduğundan tam soyutlaştırma yoktur. B'de kişileştirme vardır ancak benzetme sanatı öne çıkar. C'de kişileştirme var, soyuttan soyuta geçiş yapılmış somutlaştırma zayıftır. D'de 'ölüm' kişileştirilmiş ancak 'kapı çalmak' deyimleşmiş olduğundan özgün soyutlaştırma etkisi kısıtlıdır. Yalnızca E'de her iki özellik tam ve eş zamanlı gerçekleşmektedir.

  11. 11. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'düşmek' fiili mecaz anlamda kullanılmıştır?

    • A) Merdivenden düşerek ayağını burktı.
    • B) Ağır yük taşıdığı için sırtından çantası düştü.
    • C) Çocuk koşarken yere düştü.
    • D) Kar sabahtan beri aralıksız düşüyor.
    • E) Bu iş bana düştü, başka çarem yok.

    'Bu‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ iş bana düştü' cümlesinde 'düşmek' fiili 'nasip olmak, pay olarak çıkmak' anlamında mecaz olarak kullanılmıştır. Diğer seçeneklerde 'düşmek' fiili 'yukarıdan aşağıya inmek' anlamında gerçek/temel anlamda kullanılmıştır.

  12. 12. Aşağıdaki sözcüklerden hangisi hem nesne hem de sıfat olarak kullanılamaz?

    • A) Sivri
    • B) Tatlı
    • C) Acı
    • D) Sert
    • E) Soğuk

    'Sivri'‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ sözcüğü 'sivri kalem' gibi sıfat olarak kullanılabilse de 'bir tabak sivri yedim' gibi nesne (yiyecek) anlamı taşımaz; yani nesne işlevi göremez. 'Tatlı', 'sert', 'soğuk', 'acı' sözcüklerinin hepsi hem sıfat hem de yiyecek/içecek anlamında nesne olarak kullanılabilir.

  13. 13. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük yan anlamda kullanılmıştır? (Altı çizili sözcükler köşeli parantezle gösterilmiştir.)

    • A) Çocuğun [gözleri] bembeyazdı.
    • B) Masanın [ayağı] kırılmıştı.
    • C) Kışın [soğuk] havalar başladı.
    • D) Irmak [hızla] akıyordu.
    • E) Adam [uzun] boyluyla dikkat çekiyordu.

    'Masanın‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ ayağı' ifadesinde 'ayak' sözcüğü, insanın yürüme organı olan gerçek anlamından uzaklaşarak masanın alt destek bölümünü ifade etmek için yan (mecazi) anlamda kullanılmıştır. Diğer seçeneklerdeki sözcükler temel anlamlarında kullanılmıştır.

  14. 14. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'kesmek' fiili 'sona erdirmek, durdurmak' anlamında kullanılmıştır?

    • A) Kasap eti ince ince kesti.
    • B) Yolculuğu yarıda kesip eve döndü.
    • C) Bahçedeki ağacı kesmek için işçi tuttu.
    • D) Makas ile kağıdı kare kare kesti.
    • E) Saçını kısa kestirdi.

    'Yolculuğu‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ yarıda kesip eve döndü' cümlesinde 'kesmek' fiili 'bir şeyi yarıda bırakmak, sona erdirmek, durdurmak' anlamında kullanılmıştır. Diğer seçeneklerde ise 'kesici bir aletle bir şeyi ayırmak, parçalamak' anlamında temel anlamıyla kullanılmıştır.

  15. 15. Aşağıdaki sözcük çiftlerinden hangisi birbiriyle eş anlamlı (anlamdaş) değildir?

    • A) Ölçülü – Temkinli
    • B) Cesur – Yürekli
    • C) Cömert – Eli açık
    • D) Sabırsız – Aceleci
    • E) Açık sözlü – Dobra

    'Ölçülü'‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ sözcüğü 'aşırıya kaçmayan, dengeli, tutumlu' anlamına gelirken 'temkinli' sözcüğü 'ihtiyatlı, tedbirli, dikkatli' anlamına gelir. Bu iki sözcük anlamdaş değil, yakın anlamlıdır ve birbirinin yerine her zaman kullanılamaz. Diğer çiftler ise birbirinin yerine rahatlıkla kullanılabilen gerçek eş anlamlılardır.

  16. 16. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'ince' sözcüğü 'narin, zarif' anlamında kullanılmıştır?

    • A) İnce sesli çocuk koro şefinin dikkatini çekti.
    • B) İnce buz tabakası güneşte erimeye başladı.
    • C) İnce bir yağmur çiselemeye başladı.
    • D) İnce belli kadın dikkat çekiyordu.
    • E) Kağıdı ince ince doğradı.

    'İnce‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ belli kadın' ifadesinde 'ince' sözcüğü 'narin, zarif, kıvrımlı' anlamında kullanılmıştır. A'da 'hafif, yavaş', C'de 'küçük parçalar hâlinde', D'de 'tiz, yüksek perdeli', E'de ise 'kalınlığı az olan' anlamında kullanılmıştır.

  17. 17. Aşağıdakilerden hangisinde zıt anlamlı sözcükler bir arada kullanılmamıştır?

    • A) Onun hem iyi hem kötü yanları var.
    • B) Akıllı biri olduğu hâlde hata yaptı.
    • C) Sabah erkenden kalkıp geç yattı.
    • D) Az yer, çok içer.
    • E) Ne zengin ne de fakir biri arıyorum.

    E‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğindeki 'akıllı' ve 'hata' sözcükleri birbirinin zıt anlamlısı değildir; bu cümlede zıt anlamlı sözcük çifti bulunmamaktadır. A'da iyi-kötü, B'de erkenden-geç, C'de az-çok, D'de zengin-fakir zıt anlamlı çiftlerdir.

  18. 18. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde sözcük, temel anlamının dışında kullanılmamıştır?

    • A) Kar yağdı, sokaklar bembeyaz oldu.
    • B) Söyledikleri kulağıma ağır geldi.
    • C) Dağın eteğinde küçük bir köy var.
    • D) Kalbim sızladı bu haberi duyunca.
    • E) Kitabın başı çok sürükleyiciydi.

    D‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde 'kar' ve 'bembeyaz' sözcükleri temel (gerçek) anlamlarında kullanılmıştır. A'da 'kalp sızlamak' mecaz, B'de 'kitabın başı' yan anlam, C'de 'dağın eteği' yan anlam (teşhis), E'de 'kulağa ağır gelmek' deyimsel/mecaz anlamdır.

  19. 19. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'baş' sözcüğü 'lider, önder' anlamında kullanılmıştır?

    • A) Grubun başı olarak toplantıyı o yönetti.
    • B) Başını taşa vurdu, çok acıttı.
    • C) Sabah başından beri çalışıyor.
    • D) Başı dönen adam oturmak zorunda kaldı.
    • E) Başından geçen olayları anlattı.

    'Grubun‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ başı olarak toplantıyı o yönetti' cümlesinde 'baş' sözcüğü 'lider, önder, yönetici' anlamında kullanılmıştır. A'da insan bedeninin üst bölümü, B'de beyin/denge merkezi, D'de 'başından beri' deyimsel (en başından, o zamandan beri), E'de ise 'başından geçmek' deyimi içinde kullanılmıştır.

  20. 20. Aşağıdaki sözcüklerden hangisi hem 'renk adı' hem de 'sıfat olarak bir duygu ya da niteliği' ifade etmek için kullanılabilir?

    • A) Kırmızı
    • B) Turuncu
    • C) Mavi
    • D) Sarı
    • E) Mor

    'Sarı'‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ sözcüğü hem bir renk adı olarak ('sarı çiçek') hem de 'hastalıklı, solgun, benzi sararmış; kıskançlık' gibi duygu/nitelik ifadesi olarak ('sarı baht', 'sarılık hastalığı', 'sarı çizmeli Mehmet Ağa') kullanılabilir. Türkçede 'sarı' sözcüğünün mecaz ve deyimsel kullanımları diğerlerine kıyasla çok daha yaygın ve çeşitlidir.

  21. 21. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'almak' fiili 'satın almak' anlamında kullanılmıştır?

    • A) Arkadaşından haberi alır almaz koştu.
    • B) Derin bir nefes alarak konuşmaya başladı.
    • C) Marketten ekmek alıp eve döndü.
    • D) Çocuğu kollarına alıp sakinleştirdi.
    • E) Sözlerime çok alındı, küstü.

    'Marketten‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ ekmek alıp eve döndü' cümlesinde 'almak' fiili 'para vererek edinmek, satın almak' anlamında kullanılmıştır. A'da 'haber almak' (öğrenmek), B'de 'kucağına almak' (kavramak, tutmak), D'de 'nefes almak' (solumak), E'de ise 'alınmak' (gücenmek, küsmek) anlamlarında kullanılmıştır.

  22. 22. Aşağıdaki seçeneklerin hangisinde 'geçmek' fiili diğerlerinden farklı bir anlamda kullanılmıştır?

    • A) Tren istasyondan geçti.
    • B) Araba önümden hızla geçti.
    • C) Köprüden geçerek karşıya ulaştı.
    • D) Sınavı birinci geçti.
    • E) Yoldan geçen adam bizi selamladı.

    'Sınavı‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ birinci geçti' cümlesinde 'geçmek' fiili 'bir engeli aşmak, başarıyla tamamlamak' anlamında kullanılmıştır. A, B, C ve E seçeneklerinde ise 'geçmek' fiili 'bir yerden bir yere gitmek, ilerlemek, bir noktadan yol almak' anlamında temel anlamıyla kullanılmıştır.

  23. 23. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük (köşeli parantezle belirtilmiş) terim anlamıyla kullanılmıştır?

    • A) Müzisyen eserde [minör] bir ton kullandı.
    • B) Şiirin [tonu] oldukça hüzünlüydü.
    • C) Seninle aynı [tonda] düşünmüyorum.
    • D) Derinin [tonu] güneşten koyulaşmıştı.
    • E) Konuşmasının [tonu] giderek yükseldi.

    'Müzisyen‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ eserde minör bir ton kullandı' cümlesinde 'ton' sözcüğü, müzikte belirli bir ses dizisini ve karakterini ifade eden teknik bir terim olarak kullanılmıştır. A'da 'sesin yüksekliği', C'de 'düşünce biçimi', D'de 'şiirin genel havası/ruh hâli', E'de 'renk koyuluğu' anlamlarında günlük/mecaz anlamda kullanılmıştır.

  24. 24. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'açık' sözcüğü 'anlaşılır, sade' anlamında kullanılmıştır?

    • A) Hesapta ciddi bir açık olduğu tespit edildi.
    • B) Dükkânın kapısı sabahtan beri açık duruyor.
    • C) Çocuk pencereyi açık bırakmış, içerisi üşümüş.
    • D) Konuşmasındaki açık ifadeler herkesi ikna etti.
    • E) Hava bugün çok açık, güneş pırıl pırıl parlıyor.

    'Açık‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ ifadeler' derken sözcük 'anlaşılır, sade' anlamında kullanılmıştır. A'da hava durumu, C'de kapalı olmayan, D'de eksik/zarar, E'de kapalı olmayan anlamı taşımaktadır.

  25. 25. Aşağıdaki seçeneklerin hangisinde altı çizili sözcük yanlış anlamlandırılmıştır?

    • A) <u>Sert</u> rüzgâr çadırı devirdi. → Şiddetli
    • B) Adamın <u>keskin</u> bakışları herkesi rahatsız etti. → Derin, delici
    • C) Bu <u>tatlı</u> dil kimseyi kandıramaz. → Şekerli, şirin
    • D) Müdürün <u>soğuk</u> karşılaması beni üzdü. → İlgisiz, mesafeli
    • E) Çocuk çok <u>hareketli</u>ydi. → Durgun durmayan

    'Tatlı‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ dil' ifadesinde 'tatlı' sözcüğü şekerli anlamında değil, 'yumuşak, okşayıcı, güzel' anlamında mecaz olarak kullanılmıştır. Dolayısıyla 'şekerli, şirin' şeklindeki eşleştirme yanlıştır.