Genel Tekrar Testi - 194
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'gereksiz sözcük kullanımı' ile 'anlam belirsizliği' bozuklukları, birbirini üretecek biçimde iç içe geçmiştir; yani gereksiz sözcük hem fazla hem de var olduğu için belirsizliğe yol açmaktadır?
Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'gereksiz sözcük kullanımı' ile 'anlam belirsizliği' bozuklukları, birbirini üretecek biçimde iç içe geçmiştir; yani gereksiz sözcük hem fazla hem de var olduğu için belirsizliğe yol açmaktadır?
- A) Öğretmen, öğrencilerin sınıfta bıraktığı ödevleri onlara iade etti.
- B) Çocuk, annesinin ona verdiği kırmızı renkli kalemi çantasına koydu.
- C) Katılımcıların tamamı, toplantıya birlikte hep beraber katıldı.
- D) Kapıyı açan kişi, içerideki birini dışarı çağırdı ve ona bir şey söyledi.
- E) Müdür, asistanının hazırladığı raporu kendi kendine tekrar gözden geçirdi. ✓
B seçeneğinde 'kendi kendine' ifadesi, görünürde yalnız yapılan bir eylemi vurgular. Ancak 'tekrar' sözcüğüyle birlikte kullanıldığında belirsizlik doğar: 'Önceki incelemeyi de kendi kendine mi yaptı, yoksa bu sefer mi yalnız yaptı?' sorusu yanıtsız kalır. Bu ikili kullanım hem gereksizdir (raporu yeniden gözden geçirmek için 'kendi kendine' açıklaması zorunlu değildir) hem de var olduğu için anlamı muğlaklaştırmaktadır. D seçeneğindeki 'hep beraber' ve 'birlikte' sözcükleri yalnızca gereksiz yinelemedir; belirsizliğe yol açmaz. Yalnızca B seçeneğinde her iki bozukluk birbirini besler biçimde iç içedir.
2. Bir cümlede 'eksiltili yapı' kasıtlı bir anlatım tercihi olarak değil, zorunlu bir öğenin yanlışlıkla dışarıda bırakılması sonucu kullanıldığında bu durum anlatım bozukluğuna dönüşür. Aşağıdakilerden hangisinde bu nitelikte bir bozukluk vardır?
- A) Erken kalkan yol alır, geç kalkan pişman olur.
- B) O gülünce herkes; o ağlayınca kimse.
- C) Kimi kitap okur, kimi müzik; kimi ise yalnızca oturur düşünür.
- D) Bazıları çok, bazıları hiç çalışmamış.
- E) Sınav sonuçları açıklanınca o mutlu, kardeşi ise hayal kırıklığına uğradı. ✓
E seçeneğinde 'o mutlu' yapısı bir yüklem içermemektedir. 'Mutlu' sözcüğü sıfat olarak kullanılmış; ancak 'oldu', 'kaldı' gibi bir bağlama ya da yüklem gereklidir. Cümlenin devamında 'kardeşi ise hayal kırıklığına uğradı' tam bir yüklem içermektedir; bu asimetri, eksiltinin bilinçli bir tercih olmadığını, zorunlu bir öğenin yanlışlıkla atlandığını gösterir. A, C ve D seçeneklerinde eksiltili yapılar sözdizimsel paralelliği koruyarak kasıtlı biçimde kullanılmıştır. B seçeneği atasözü kalıbıdır ve eksiksizdir. Yalnızca E'de zorunlu yüklem eksikliğinden kaynaklanan anlatım bozukluğu vardır.
3. Aşağıdaki cümlelerde 'ad aktarması (mecaz-ı mürsel)' sanatı ile 'anlam kayması' kaynaklı anlatım bozukluğu çoğu zaman birbirine karıştırılır. Hangisinde kullanım sanatsal değil, gerçek bir anlatım bozukluğudur?
- A) Tüm salon, sanatçıyı dakikalarca ayakta alkışladı.
- B) Masa, toplantı boyunca hiçbir karara varamadı. ✓
- C) Kalem, bu davada son sözü söyleyecekti.
- D) Raf, aylardır yeni bir kitap yüzü görmemişti.
- E) Ankara, bu konuda kesin kararını henüz açıklamadı.
Ad aktarması sanatında bütünle parça, yer adıyla o yerdeki yönetim, araçla onu kullanan kişi gibi ilişkiler kurulur ve bu kullanım akla gelen çağrışımla anlam bulur. A'da 'Ankara' hükümeti, B'de 'salon' izleyicileri, C'de 'raf' kitaplığı/sahibini, D'de 'kalem' yazarlığı/hukuku temsil eder; bunlar yerleşik ve anlaşılır kullanımlardır. E seçeneğinde 'masa' sözcüğü toplantı katılımcılarını temsil etmeye çalışmaktadır; ancak bu çağrışım kültürel ve dilsel bakımdan yerleşmemiş, anlaşılırlık sağlayamamaktadır. Okuyucu 'masanın karara varamaması'nı hangi çerçevede yorumlayacağını kestiremez; bu yüzden bu kullanım sanatsal değil, bozuk bir aktarmadır.
4. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde, yan cümlenin temel cümleyle kurduğu anlam ilişkisi (neden-sonuç, koşul, karşıtlık vb.) yanlış bağlaç seçimi nedeniyle tersine dönmüş ve bu durum anlatım bozukluğu yaratmıştır?
- A) Bol bol egzersiz yaptığından dolayı kilo verdi.
- B) Yeterince uyumadığı için konsantrasyonu düştü.
- C) Her ne kadar geç kaldıysa da toplantıya katılmayı başardı.
- D) Çok çalıştığı hâlde başarılı oldu. ✓
- E) Hastaneden çıkmasına karşın ilaçlarını düzenli kullandı.
A seçeneğinde 'çok çalıştığı hâlde' ifadesi bir karşıtlık-kısıtlama bağlacı içermektedir; bu bağlaç 'çok çalıştığı hâlde yine de başarısız oldu' gibi beklentinin tersine gerçekleşen bir sonuçla birlikte anlam taşır. 'Çok çalışmak' ile 'başarılı olmak' doğal neden-sonuç ilişkisi kurar; araya 'hâlde' gibi bir karşıtlık bağlacı koymak, beklenen ilişkiyi tersine çevirmiş gibi göstererek anlam bozukluğu yaratır. Düzgün kullanım 'çok çalıştığı için başarılı oldu' olmalıydı. E seçeneğindeki 'karşın' da benzer görünse de 'hastaneden çıkmak' ile 'ilaç kullanmak' arasında doğal bir karşıtlık ilişkisi kurulabilir. Yalnızca A'da bağlaç seçimi anlam ilişkisini bozacak düzeydedir.
5. Aşağıdaki metinde birden fazla cümle yer almaktadır. Metnin tamamı değerlendirildiğinde anlatım bozukluğu içeren cümle ya da cümleler hangisinde doğru biçimde belirlenmiştir? '(I) Yıllarca süren araştırmalar sonucunda hazırlanan bu rapor, bilim dünyasına önemli katkılar sunmaktadır. (II) Raporu hazırlayan ekip, verileri titizlikle incelemiş ve bazı çarpıcı sonuçlara ulaşmıştır. (III) Sonuçlar kamuoyuyla paylaşılmadan önce, bağımsız uzmanlar tarafından değerlendirilmesi kararlaştırıldı. (IV) Uzmanların görüşleri alındıktan sonra rapor, bilimsel bir dergide yayımlanacak ve okuyuculara ücretsiz ulaşacaktır.'
- A) Yalnızca I. cümle
- B) III. ve IV. cümleler
- C) II. ve IV. cümleler
- D) I. ve II. cümleler
- E) Yalnızca III. cümle ✓
III. cümlede 'sonuçlar kamuoyuyla paylaşılmadan önce, bağımsız uzmanlar tarafından değerlendirilmesi kararlaştırıldı' yapısında özne-yüklem uyumsuzluğu mevcuttur. Cümlenin öznesi 'sonuçlar' (çoğul) iken yüklem olan 'değerlendirilmesi kararlaştırıldı' tekil isim-fiil yapısına dayanmaktadır ve çoğul özneyle uyuşmamaktadır. Doğru kullanım 'bağımsız uzmanlar tarafından değerlendirilmelerine karar verildi' ya da yapı yeniden kurularak 'bağımsız uzmanların sonuçları değerlendirmesi kararlaştırıldı' biçiminde olmalıydı. I. cümlede yoğun tamlamalı ama bozuksuz bir yapı vardır. II. ve IV. cümleler anlam ve dilbilgisi açısından doğrudur. Yalnızca III. cümlede özne-yüklem (çoğul-tekil) uyumsuzluğundan kaynaklanan anlatım bozukluğu bulunmaktadır.
6. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde anlamca çelişen (çelişkili) bir kullanım vardır?
- A) Hava soğuk olmasına rağmen dışarı çıktı.
- B) Yağmur yağdığında şemsiyesini açtı.
- C) Kitabı çok yavaş okudu, bitirmesi uzun sürdü.
- D) Yorgun olduğu için erken uyudu.
- E) Hiç tanımadığım eski arkadaşımla karşılaştım. ✓
'Hiç tanımadığım eski arkadaşım' ifadesinde çelişki vardır. Bir kişi 'eski arkadaş' ise onu tanıyor demektir; 'hiç tanımamak' ile 'eski arkadaş olmak' birbirini çelişen kavramlardır.
7. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yanlış sözcük kullanımından kaynaklanan anlatım bozukluğu vardır?
- A) Bu meseleyi ciddiye alıyorum. ✓
- B) Evden çıkmadan önce kapıyı kilitledi.
- C) Yeni öğretmen derse girince herkes sustu.
- D) Sınavdan önce bol bol çalışması gerekiyor.
- E) Kitabı raftan indirdi ve okumaya başladı.
'Meseleyi ciddiye almak' yanlış bir kullanımdır. Doğrusu 'ciddiye almak' değil 'ciddiye almak' değil; 'ciddi' sözcüğünden türeyen doğru kullanım 'meseleyi ciddiye almak' değil 'meseleyi önemsemek' ya da 'meseleyi ciddiye almak' yerine 'meseleye ciddi bakmak' şeklinde olmalıdır. Türkçede doğru ifade 'ciddiye almak' değil 'ciddi almak' biçimindedir. Bununla birlikte yaygın kabul görmüş doğru kullanım 'ciddiye almak'tır; asıl bozukluk 'meseleyi' yerine 'konuyu' ya da doğrudan 'bunu' gibi bir sözcük gelmesi gerektiğidir; 'mesele' sözcüğü gereksiz biçimde Arapça kökenli bir sözcükle yerini doldurur. Şıklara bakıldığında C seçeneği en sorunlu kullanımı barındırmaktadır.
8. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde eksik öge (özne/nesne/tümleç eksikliği) bozukluğu vardır?
- A) Ahmet markete gitti, ekmek aldı, eve döndü.
- B) Müdür toplantıya katıldı ve konuştu.
- C) Çocuk parkta oynadı.
- D) Ali kitabı aldı ve eve götürdü. ✓
- E) Öğretmen tahtaya yazdı.
'Ali kitabı aldı ve eve götürdü.' cümlesinde 'götürdü' eyleminin nesnesi belirsizdir. 'Kitabı mı götürdü, başka bir şeyi mi?' sorusu akla gelebilir; ancak asıl bozukluk 'eve götürdü' kısmında nesnenin bağlamdan anlaşılmasına karşın öznenin değişebileceği izleniminin doğmasıdır. 'Aldı ve eve götürdü' yapısında ikinci yüklemin nesnesi açık değildir, bu da anlam karışıklığına yol açar.
9. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde eylem (fiil) zamanı yanlış kullanılmıştır?
- A) Şu an ders çalışıyorum.
- B) Her sabah erken kalkıyorum.
- C) Dün markete gidiyorum ve ekmek alıyorum. ✓
- D) Yarın okula gideceğim.
- E) Geçen yıl bu şehirde yaşıyordum.
'Dün markete gidiyorum ve ekmek alıyorum.' cümlesinde 'dün' zaman zarfı geçmiş zaman bildirirken yüklem olan 'gidiyorum' ve 'alıyorum' şimdiki zamanla çekimlenmiştir. Zaman zarfıyla yüklem zamanı uyuşmadığından bu cümle anlatım bozukluğu taşımaktadır. Doğrusu 'Dün markete gittim ve ekmek aldım.' olmalıdır.
10. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde hem olumlu hem olumsuz anlam aynı anda verildiğinden çelişki oluşmuştur?
- A) Hiçbir şey yapmadım ama her şeyi hallettim. ✓
- B) Hava yağmurlu olduğu için şemsiye aldı.
- C) Kitap çok uzundu, okumayı yarıda bıraktı.
- D) Erken yattı çünkü yorgundu.
- E) Sınava çalışmadan girdi ve başarısız oldu.
'Hiçbir şey yapmadım ama her şeyi hallettim.' cümlesinde açık bir çelişki vardır. 'Hiçbir şey yapmamak' ile 'her şeyi halletmek' birbiriyle bağdaşmayan, anlam bakımından çelişen ifadelerdir. Bu tür kullanımlar anlatım bozukluğu kapsamında değerlendirilir.
11. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde birden fazla anlama gelen (yapısal belirsizlik) bir kullanım vardır?
- A) Kitabı masanın üzerine bıraktı.
- B) Ahmet okula gitti.
- C) Çiçekleri suladı ve eve girdi.
- D) Güzel kızın annesi geldi. ✓
- E) Hava çok soğuktu.
'Güzel kızın annesi geldi.' cümlesi yapısal belirsizlik taşır. Bu cümle 'güzel olan kızın annesi' ya da 'kızı güzel olan anne' biçiminde iki farklı anlama gelebilir. 'Güzel' sıfatı hem 'kız'ı hem 'anne'yi niteliyor olabileceğinden belirsizlik oluşur ve bu durum anlatım bozukluğuna yol açar.
12. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde eylemin yanlış çekimlenmesinden kaynaklanan anlatım bozukluğu vardır?
- A) Öğretmen bize ödev verdi.
- B) Arkadaşım bana kitap ödünç vermiş.
- C) Hava soğuyor, montunu giy.
- D) Bu konuyu bilmiyorsunuz değil mi öğrenciler? ✓
- E) Çocuklar dün parkta oynadılar.
'Bu konuyu bilmiyorsunuz değil mi öğrenciler?' cümlesinde soru yöneltilen 'öğrenciler' çoğul iken yükleme eklenen soru pekiştirici 'değil mi' tekil/belirsiz yapıdadır. Türkçede bu tür onay soru ekinin muhataba uygun çekimlenmesi gerekir; doğrusu 'bilmiyorsunuz, değil mi?' yerine 'bilmiyor musunuz?' ya da 'bilmiyorsunuz, öyle değil mi?' şeklinde olmalıdır. Yapı hem soru hem olumsuzluk bakımından tutarsızdır.
13. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde neden-sonuç ilişkisi yanlış kurulmuştur?
- A) Çok yorulduğu için uyudu.
- B) Çok uyuduğu için yorgundu. ✓
- C) Hasta olduğu için ilaç aldı.
- D) Hava soğuduğu için mont giydi.
- E) Yağmur yağdığı için şemsiye açtı.
'Çok uyuduğu için yorgundu.' cümlesinde neden-sonuç ilişkisi tersine kurulmuştur. Normalde çok uyumak yorgunluğun nedeni değil, sonucudur ya da tam tersi olarak yorgunluk çok uyumanın nedenidir. 'Uyumak' eylemi genellikle dinlendirici olduğundan 'çok uyudu, bu yüzden yoruldu' bağdaşık bir mantık kurmaz; doğru ilişki 'yorgun olduğu için çok uyudu' şeklinde olmalıdır.
14. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde aynı kavramı karşılayan iki sözcük gereksiz yere bir arada kullanılmıştır?
- A) Öğrenci soruyu doğru yanıtladı.
- B) Arkadaşıyla sinemaya gitti.
- C) Hızlı ve çabuk koştu. ✓
- D) Kitabı rafta buldu.
- E) Sabah erken kalktı.
'Hızlı ve çabuk koştu.' cümlesinde 'hızlı' ve 'çabuk' sözcükleri aynı anlamı taşımaktadır. İkisinin birlikte kullanılması anlam tekrarına, dolayısıyla gereksiz sözcük kullanımı bozukluğuna yol açar. Bu iki sözcükten yalnızca biri yeterlidir.
15. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bağlaç yanlış kullanılmıştır?
- A) Ya sinemaya gideceğiz ya da evde oturacağız.
- B) Hem çalıştı hem de dinlendi.
- C) Çok çalıştı fakat sınavı geçti. ✓
- D) Ne erken geldi ne de geç kaldı.
- E) Hem yoruldu hem de üşüdü.
'Çok çalıştı fakat sınavı geçti.' cümlesinde 'fakat' bağlacı yanlış kullanılmıştır. 'Fakat' zıtlık bağlacıdır ve birbirine karşıt iki durumu bağlar; ancak 'çok çalışmak' ile 'sınavı geçmek' zıt değil, aksine biri diğerinin beklenen sonucudur. Doğru bağlaç 've' ya da 'bu nedenle' olmalıdır: 'Çok çalıştı ve sınavı geçti.'
16. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde sıfatın yanlış sözcüğü nitelendirmesinden kaynaklanan anlatım bozukluğu vardır?
- A) Uzun boylu adam kapıda duruyordu.
- B) Küçük çocuk bahçede oynuyordu.
- C) Soğuk havalarda kalın giyinin.
- D) Yüksek sesle bağırdı. ✓
- E) Eski ve yıpranmış kitabı çöpe attı.
'Yüksek sesle bağırdı.' cümlesinde sıfat kullanımı bozuktur. 'Yüksek ses' tamlaması anlamca doğru görünse de bu bağlamda 'yüksek' sıfatı 'sesle' tümleciyle uyumsuz çekimlenmiştir; doğru kullanım 'yüksek sesle' değil 'yüksek bir sesle' ya da doğrudan 'yüksek sesle' biçiminde olabilir. Ancak esas sorun 'bağırmak' eylemiyle 'yüksek ses'in bir arada kullanılmasının anlam tekrarı doğurmasıdır; bağırmak zaten yüksek ses çıkarmak demektir.
17. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde anlamca çelişen ifadeler bir arada kullanılmıştır?
- A) Yavaş hızlı bir tempoda koşuyordu. ✓
- B) Bu çocuk hem akıllı hem de çalışkandır.
- C) Güneş bugün çok parlak doğdu.
- D) Arkadaşım sessizce konuştu.
- E) Küçük dev adam olarak tanımlanan bu sporcu çok başarılıydı.
'Yavaş' ve 'hızlı' sözcükleri birbirine zıt anlamlıdır. Bu iki sözcüğün aynı nesneyi (tempo) nitelendirmek amacıyla bir arada kullanılması anlamca çelişki yaratmaktadır. C şıkkındaki 'yavaş hızlı bir tempoda' ifadesi anlatım bozukluğuna yol açmaktadır. E şıkkındaki 'sessizce konuştu' ifadesi de çelişkili görünebilir; ancak bu deyimsel bir kullanım olarak değerlendirilebilir.
18. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde tamlama yanlışlığı (tamlanan-tamlayan uyumsuzluğu) vardır?
- A) Çocuğun oyuncakları odanın her köşesine dağılmıştı.
- B) Öğretmenin sorusu öğrencileri düşündürdü.
- C) Şehrin tarihi meydanında konser verildi.
- D) Annemin sevgisi beni her zaman güçlü kılar.
- E) Masanın üzerinde kitapların sayfaları vardı. ✓
E şıkkında 'masanın üzerinde kitapların sayfaları vardı' cümlesinde 'kitapların sayfaları' tamlaması anlam bakımından gereksiz bir ayrıntı içermektedir. 'Kitap sayfaları' ya da 'kitapların sayfası' demek yeterliyken 'kitapların sayfaları' ifadesi tamlamanın her iki öğesini de çoğul yaparak dilbilgisel bir karmaşa yaratmaktadır. Doğru kullanım 'kitap sayfaları' ya da 'kitapların sayfası' biçiminde olmalıdır.
19. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yanlış ek kullanımından kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır?
- A) Sınıfta en çok ders çalışan öğrenci birincilik elde etti.
- B) Arkadaşıma bir hediye aldım.
- C) Bu konuyu seninle konuşmak istiyorum.
- D) Çocuk parkta oynamaktan bıktı.
- E) Müdür, personele toplantıya gelmelerini söyledi. ✓
D şıkkında 'personele toplantıya gelmelerini söyledi' cümlesinde yanlış ek kullanımı söz konusudur. 'Söylemek' fiili burada dolaylı nesne alırken 'personele' yerine 'personelin' ya da yapı yeniden düzenlenerek 'personele toplantıya gelmesini söyledi' biçiminde kullanılmalıdır. 'Personel' sözcüğü zaten çoğul anlam içerdiğinden 'gelmelerini' yerine 'gelmesini' denilmesi gerekmektedir; aksi hâlde çoğulluk anlamı çift kullanılmış olur.
20. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'ki' bağlacı yanlış kullanılmıştır?
- A) Anladım ki beni beklemiyor.
- B) Düşündüm ki belki yarın gelebilirim. ✓
- C) Biliyorum ki bu iş kolay değil.
- D) Öyle bir hava vardı ki dışarı çıkmak istemiyordum.
- E) O kadar yorulmuştu ki uyuya kaldı.
E şıkkında 'Düşündüm ki belki yarın gelebilirim.' cümlesinde 'ki' bağlacı yanlış kullanılmıştır. Bu cümlede 'ki' bağlacı yerine '-dığını' ya da '-eceğimi' gibi bir zarf-fiil eki kullanılmalıdır: 'Yarın gelebileceğimi düşündüm.' ya da 'Belki yarın gelebileceğimi düşündüm.' Türkçede 'ki'li birleşik cümlelerde ardından gelen yargı, önceki yargının sonucunu ya da nedenini bildirmelidir; E'deki kullanım bu işleve uymamaktadır.
21. Aşağıdaki cümlelerden hangisi anlam belirsizliği içermektedir?
- A) Güzel bir şehirde yaşıyorum.
- B) Mehmet, kitabı masanın üzerine koydu.
- C) Çocuklar bahçede oyun oynuyor.
- D) Öğretmen öğrencinin annesini aradı. ✓
- E) Dün saat beşte eve geldim.
B şıkkında 'Öğretmen öğrencinin annesini aradı.' cümlesinde belirsizlik vardır. Bu cümle iki farklı biçimde anlaşılabilir: (1) Öğretmen, öğrencinin annesini telefonla aradı. (2) Öğretmen, 'öğrencinin annesi' rolünü/kişisini aradı (yani bir öğrencinin annesi olan birini bulmaya çalıştı). 'Aramak' fiilinin farklı anlamlar taşıması cümlede çok anlamlılığa yol açmaktadır. Ayrıca 'öğrencinin annesi' ifadesi tamlama olarak da belirsizlik içerebilir.
22. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde eylemsinin (mastar) yanlış kullanıldığı görülmektedir?
- A) Sınavı kazanmayı umut ediyorum. ✓
- B) Kitap okumayı çok severim.
- C) Erkenden kalkmak zor gelir bana.
- D) Bu işi yapmaktan hoşlanmıyorum.
- E) Ona yardım etmeden gidemezdim.
E şıkkında 'Sınavı kazanmayı umut ediyorum.' cümlesinde eylemsi yanlış kullanılmıştır. 'Umut etmek' fiili '-mak/-mek' mastar ekiyle değil, '-acağını/-eceğini' ekiyle ya da 'umuyorum' biçimiyle kullanılır. Doğru kullanım 'Sınavı kazanmayı umuyorum.' ya da 'Sınavı kazanacağımı umut ediyorum.' biçiminde olmalıdır. 'Kazanmayı umut ediyorum' ifadesi Türkçe sözdizimi açısından yanlıştır.
23. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde sıfat tamlamasında uyumsuzluk vardır?
- A) Büyük ev satışa çıkarıldı.
- B) Sarı yapraklar yere döküldü.
- C) Eski ahşap mobilyaları satın aldık. ✓
- D) Küçük çocuğun elleri titriyordu.
- E) Güzel çiçekler solmaya başladı.
C şıkkında 'eski ahşap mobilyaları' tamlamasında bozukluk bulunmaktadır. 'Eski' ve 'ahşap' sözcüklerinin her ikisi de sıfattır ve aynı anda 'mobilyalar' ismine bağlanmaktadır. Sıfat tamlamalarında birden fazla sıfat kullanıldığında niteleme sıfatları belirtme sıfatlarından önce gelir; ancak 'eski' ve 'ahşap' sözcüklerinin ikisi de niteleme sıfatıdır. Sorun, 'mobilyaları' sözcüğünün iyelik eki almasıdır: bu ek belirsiz sıfat tamlamalarında yer almaz. Doğrusu 'eski ahşap mobilyalar' biçiminde olmalıdır.
24. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bağlaç yanlışlığı (bağlaç-anlam uyumsuzluğu) vardır?
- A) Sıkı çalışmadığı hâlde sınavı geçti.
- B) Hem çalıştı hem de dinlendi.
- C) Ya bugün gelir ya da yarın gelir.
- D) Çok yoruldu ama çalışmaya devam etti.
- E) Çok çalıştı ve sınavı kazanamadı. ✓
E şıkkında 'Çok çalıştı ve sınavı kazanamadı.' cümlesinde bağlaç-anlam uyumsuzluğu vardır. 'Ve' bağlacı iki eş değerli ya da birbirini tamamlayan durumu bağlar. Ancak 'çok çalışmak' ve 'sınavı kazanamamak' birbiriyle çelişen durumlardır; bu nedenle aralarında 've' değil 'ama/fakat/ne var ki' gibi bir karşıtlık bağlacı kullanılmalıdır. Doğrusu: 'Çok çalıştı ama sınavı kazanamadı.' biçiminde olmalıdır.
25. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde zaman uyumsuzluğu yoktur?
- A) Kitabı okuyunca çok etkilenecektim.
- B) Yarın pikniğe gideceğiz ve çok eğlendik.
- C) Her sabah erken kalkar ve kahvaltısını hazırlar. ✓
- D) Dün okula gittim ve öğretmenim bana bir şey söyleyecek.
- E) Geçen yıl İstanbul'a gidiyorum ve Boğaz'ı görüyorum.
D şıkkındaki 'Her sabah erken kalkar ve kahvaltısını hazırlar.' cümlesinde zaman uyumu vardır. Her iki eylem de geniş zaman ekiyle (-r) çekimlenmiş ve ikisi de aynı zaman dilimine (alışkanlık/genel geçer eylem) aittir. Diğer seçeneklerde farklı zaman dilimleri aynı cümle içinde uyumsuz biçimde bir arada kullanılmıştır; bu durum anlatım bozukluğu yaratmaktadır.