Genel Tekrar Testi - 29
Okumak, karanlık bir odaya bir pencere açmak gibidir. Her kitap, o pencereden sızan yeni bir ışıktır. Bazen bir romanın kahramanıyla yoldaşlık eder, bazen bir şiirin dizesinde kendi ruhumuzu buluruz. Işık çoğaldıkça, odanın içindeki eşyaları, yani hayatın ayrıntılarını daha net görmeye başlarız. Okumayan bir zihin ise o karanlık odada, eşyalara takılıp düşmeye mahkûmdur. Bu parçada okumakla ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
1. Okumak, karanlık bir odaya bir pencere açmak gibidir. Her kitap, o pencereden sızan yeni bir ışıktır. Bazen bir romanın kahramanıyla yoldaşlık eder, bazen bir şiirin dizesinde kendi ruhumuzu buluruz. Işık çoğaldıkça, odanın içindeki eşyaları, yani hayatın ayrıntılarını daha net görmeye başlarız. Okumayan bir zihin ise o karanlık odada, eşyalara takılıp düşmeye mahkûmdur. Bu parçada okumakla ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
- A) İnsanın hayata bakış açısını zenginleştirdiğine
- B) Empati kurma yeteneğini geliştirdiğine ✓
- C) Hayatın ayrıntılarını fark etmeyi sağladığına
- D) Cehaletten ve hatalardan koruduğuna
Parçada okumanın insana yeni pencereler açtığı (A), hayatın ayrıntılarını görmeyi sağladığı (C) ve okumayanların hatalara düşeceği (D) belirtilmiştir. Ancak doğrudan empati kurma yeteneğini geliştirdiğine dair bir ifade yoktur.
2. “Bu kadar _uyarıya rağmen_ hata yapmaya devam etti.” cümlesinde altı çizili bölüm hangi anlam ilişkisini kurar?
- A) _Koşul_
- B) _Karşıtlık_ ✓
- C) _Neden_
- D) _Amaç_
_“-e rağmen”_ yapısı, beklenenin tersi bir durum olduğunu göstererek _karşıtlık/uyuşmazlık_ bildirir. Koşul _“-se/-sa”_, neden _“-den dolayı”_, amaç _“-mak için”_ gibi yapılarla kurulur.
3. 2016 itibarıyla Avrupa Birliği ülkelerinde 6.300 kişiye, Türkiye’de ise 7.000 kişiye bir halk kütüphanesi düşüyor. TÜİK verilerine göre Türkiye’de 1 millî kütüphane, 1.137 halk kütüphanesi, 552 üniversite kütüphanesi ve 27.280 örgün ve yaygın eğitim kurumu kütüphanesi olmak üzere toplam 28.970 kütüphane bulunuyor. Bizim 1.137 halk kütüphanemize karşın Fransa’da 16.100, Almanya’da 5.021, Polonya’da 8.050, Çekya’da 6.245 halk kütüphanesi bulunuyor. Bu kütüphanelerin üye sayıları karşılaştırıldığında da durum hiç iç açıcı değil. Türkiye’de kütüphanelere kayıtlı sadece 1 milyon 700 bin üye varken bu sayı Almanya’da 6 milyonu, Polonya’da 8 milyonu, Fransa’da 30 milyonu buluyor. Halk kütüphanelerinin sayısının yetersizliği, kütüphane ve kütüphanecilerin başka sorunlarıyla birleştiğinde sorunun ciddiyeti ortaya çıkıyor. Kütüphanecilerimizin bu duruma rağmen gösterdikleri özverili çalışmaya, küçümsenmeyecek başarılarına karşın halk kütüphanelerinin sayısının artırılması, kütüphane ve kütüphanecilerimizin sorunlarının ivedilikle çözümlenmesi gerekmekte. Bu parçanın anlatımında I. Örnekleme II. Karşılaştırma III. Sayısal verilerden yararlanma düşünceyi geliştirme yollarının hangileri kullanılmıştır?
- A) Yalnız I.
- B) Yalnız II.
- C) Yalnız III.
- D) I ve II.
- E) I, II ve III. ✓
Parçada Fransa, Almanya, Polonya gibi ülkeler örneklenmiş; Türkiye ile bu ülkeler karşılaştırılmış ve pek çok sayısal veri kullanılmıştır. Üç düşünceyi geliştirme yolu da vardır. Doğru cevap E seçeneğidir.
4. Zaman üzerine ne kadar çok kafa yorarız değil mi? Hayatımızın değerini onun üzerinden ölçmeye çalışırız. Hızla akıp _gideceğini_ (I) bilsek de ne zaman tükeneceğine dair _belirsizlik_ (II) bizi _yaşama_ (III) sevincine ortak eder. Ona pek çok anlam yükleriz. Geçmişi _aramaya_ (IV), geleceği görmeye karşı açlık duyarız ve felsefede, sanatta, edebiyatta... İnsanın _ürettiği_ (V) her alanda zamana bir yön vermeye çalışırız. Bu parçada numaralanmış altı çizili sözcüklerden hangisi hem yapım hem çekim eki _almamıştır_?
- A) I
- B) II ✓
- C) III
- D) IV
- E) V
II numaralı altı çizili 'belirsizlik' sözcüğü 'belir-siz-lik' şeklinde türetilmiştir ve sadece yapım ekleri almıştır, çekim eki almamıştır. Diğer kelimelerin tamamı hem yapım (sıfat-fiil/isim-fiil ekleri vb.) hem de çekim eklerini (hâl/iyelik ekleri vb.) bir arada almıştır. Doğru cevap B seçeneğidir.
5. Yaş, hiçbir dönemde edebiyat dünyasında bir ölçüt olmamıştır. Yaşlılığından ötürü bir yazarı eskimiş kabul eden bir bakış açısı ile genç yaştaki bir edebiyatçının olgun eserler ortaya koyamayacağını savunan anlayış, aynı hatanın parçalarıdır. Edebiyat tarihi, başyapıtlarını gençlik yıllarında verdikten sonra zamanla silinip giden yazarlar kadar en olgun eserlerini yaşlılık dönemlerinde verenleri de yan yana kaydeder. Bu parçanın bütününde asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerin hangisidir?
- A) Sadece belli bir yaşın üzerindeki yazarların nitelikli eserler oluşturabileceği
- B) Sanat eserinin, coşkunluk ve deneyimin bir ürünü olarak ortaya çıktığı
- C) Genç yazarların başarılı olamayacaklarını düşünmenin yanlış olduğu
- D) Bir eseri başyapıt kılan belirli ölçütlerin bulunmadığı
- E) Yazın hayatında yaşın bir ölçüt sayılamayacağı ✓
Parçada hem genç yaşta hem de ileri yaşta çok yetkin eserler ve başyapıtlar verilebileceğine dair tarihsel örneklerden bahsedilmiştir. Edebiyatta yaşın başarıyı veya niteliği belirleyen bir kriter ya da ölçü olamayacağı ana düşünce olarak vurgulanmaktadır. Doğru cevap E seçeneğidir.
6. Son yirmi yılda bilhassa İngilizce kelimeler kullanmak, adeta bir statü sembolü haline getirildi. Kitle iletişim araçları bu hastalığı salgına dönüştürmüştür. Fakat hiçbir dönemde böyle bir bilinçsizlik yaşanmadı. Hatırlanacağı üzere yabancı adlar önce dergilerde boy gösterdi: Argos, Rapsodi, Hey Girl vb. Sonraları yabancı televizyon kanalları ortaya çıktı: Magic Box, Show TV, Fox TV vb. Yüksek tirajlı gazeteler de Film Guide, TV Guide, Star gibi adlarla ekler vermeye başladılar. Bu televizyonları seyredip bu gazeteleri okuyanlar, eğer Türkçe hususunda hassas değillerse, eğer okullarda tarih bilinci ve ana dil sevgisi kazanmamışlarsa ne yaparlar? Çocuklarına Jane, Sem gibi isimler vermezler mi? Bu parçada aşağıdakilerden hangisine _değinilmemiştir_?
- A) Yabancı adlar taşıyan televizyonların ortaya çıktığına
- B) Hiçbir devirde, dilde bu kadar şuursuzluk yaşanmadığına
- C) Okulların dil bilincinden yoksun olduğuna ✓
- D) Dil şuuru olmayan insanların çocuklarına yabancı adlar verebileceğine
- E) İngilizce sözcük kullanmanın bir imaj meselesi kabul edildiğine
Parçada, okullarda dil bilincinin eksik verilmesinin sonuçlarından bahsedilmiş ('eğer okullarda tarih şuuru ve ana dil sevgisi edinmemişlerse...') ancak okulların bizzat kendilerinin genel olarak dil bilincinden yoksun olduğuna dair genelleyici bir yargıya değinilmemiştir. Diğer tüm seçeneklerdeki bilgilere paragrafta yer verilmiştir. Doğru cevap C seçeneğidir.
7. Yazar, edebiyat dünyamızda eleştiri türü söz konusu olduğunda akla gelen ilk isimlerdendir. Tüm ömrünü eleştiriye, bilhassa da çağdaş roman ve öykü tahliline adamıştır. Yılların getirdiği zengin birikim ve tecrübeyle kendine özgü, orijinal bir anlatım üslubu edinen yazar, bu eleştirilerini düzenli bir yazı dizisi olarak yayımlamıştır. Basit okuma günlüklerinden çok farklı olan bu yazılar, edebi bir eserin uzman titizliğiyle mercek altına alınmasıdır. Eleştirmen, yazılarında nesnelliği ve tarafsızlığı asla elden bırakmaz. Bugün edebi çevrede adından saygıyla söz ettiriyorsa, başarısının temelinde bu duruş yatmaktadır. Bu parçada sözü edilen sanatçıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine _değinilmemiştir_?
- A) Eleştirilerini tarafsız bir tutumla kaleme aldığına
- B) Eleştiri yazılarında genç sanatçılara yol gösterdiğine ✓
- C) Edebiyatımızın en çok tanınan eleştirmenlerinden biri olduğuna
- D) Eleştirilerini daha çok belirli türler üzerine yoğunlaştırdığına
- E) Eleştirilerinde farklı bir çizgiyi yakaladığına
Metinde eleştirmenin nesnelliği (A), alanında ilk akla gelenlerden olması (C), roman ve hikaye eleştirisine odaklanması (D) ve kendine has bir üslup yakalaması (E) açıkça belirtilmiştir. Ancak genç yazarlara rehberlik ettiğine/yol gösterdiğine dair hiçbir bilgi yer almamaktadır. Dolayısıyla doğru cevap B seçeneğidir.
8. Vurguyla ilgili olarak aşağıda verilen bilgilerden hangisi _yanlıştır_?
- A) Ünlem olan sözcüklerde vurgu daha çok ilk hece üzerindedir.
- B) Yer adlarında vurgu genellikle son hecededir. ✓
- C) Türkçede vurgulanmak istenen öge yükleme yaklaştırılır.
- D) Olumsuzluk eki “-ma, -me” vurguyu kendinden önceki heceye aktarır.
- E) “de” bağlacı vurguyu kendinden önceki sözcüğe aktarır.
Türkçede yer adlarında (coğrafi isimlerde) vurgu genellikle son hecede değil, ilk hecede ('An-kap-ra', 'İs-tan-bul' gibi) ya da orta hecede yer alır. Dolayısıyla B seçeneğinde verilen bilgi yanlıştır. Doğru cevap B seçeneğidir.
9. Mitoloji araştırmacısı Joseph Campbell, kahramanı; mevcut konforunu, güvenli alanını geride bırakıp bilinmeze doğru korkusuzca adım atabilen figür olarak tarif eder. Gılgamış'tan çağdaş edebiyat kahramanlarına kadar bu kadim yolculuk, bireyin korunaklı yuvasından çıkmasını gerektiren bir çağrıyla başlar. Bu çağrıya kulak vermek ilk büyük adımdır. Eşiği aşan kişi, eski alışkanlıklarını geride bırakıp yepyeni bir keşif sürecine girer. Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Destansı anlatılar, olağanüstü güçlere sahip mitolojik karakterlerin maceralarını konu edinir.
- B) Gerçek kahramanlık, alışılmış düzenden ve konfor alanından sıyrılıp yeniliklere adım atabilme cesaretidir. ✓
- C) Hayatın merkezine kendini koyan bireyler, toplumsal normları aşarak kendilerini gerçekleştirirler.
- D) İnsanların yüzleşmekten çekindiği korkular, aşılması gereken en zorlu engelleri temsil eder.
- E) Mitolojik anlatılar, sembolik karakterler üzerinden insan psikolojisinin karanlık yönlerini aydınlatır.
Joseph Campbell'ın kahraman tanımına dayanarak, kahramanın en önemli niteliğinin alıştığı yurdu/konforunu korkusuzca terk edebilmesi olduğu vurgulanmıştır. Bu durum, B seçeneğindeki 'alışılmış düzenden ve konfor alanından sıyrılıp yeniliklere adım atabilme cesareti' ifadesiyle tam olarak uyuşur. Doğru cevap B seçeneğidir.
10. Büyük kültür eserlerini okumak insanın duygu ve düşünce dünyasını, bilimsel araştırmalar ise bilgi ve maharetini geliştirir. Okulu bitirdikten sonra kitap okumayanlar belli bir noktada durmuş saate benzerler. Zaman ilerledikçe onlar gerilerler. Meslek hayatının ve günlük zorunlulukların çemberinden bizi ancak kişiliğimize yeni değerler katan kitaplar kurtarır. Güzel ve iyi bir kitap, insan için, gidilmemiş yeni bir ufuktur. Bu parçada vurgulanmak istenen, aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Öğrenmenin ve kendini geliştirmenin sonu yoktur.
- B) Kişisel gelişimde okulu tek yol olarak görmek yanlıştır.
- C) Kitap okumak zamanı değerlendirmek için en iyi yoldur.
- D) Okumak, kişisel gelişimi sürdürmenin önemli bir yoludur. ✓
- E) Kültürel alanlarda uğraşanların farklı becerileri vardır.
Parçada, kitap okumayanların zamanla gerileyeceği, insanı günlük hayatın ve iş yaşamının rutinlerinden kurtaracak tek şeyin kişisel gelişime katkı sunan kitaplar olduğu vurgulanmıştır. Güzel bir kitabın insan için yeni bir ufuk açtığı belirtildiğinden, okumanın kişisel gelişimi sürdürmedeki önemi vurgulanmaktadır. Doğru cevap D seçeneğidir.
11. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük bir ad tamlamasını nitelemektedir?
- A) _Elindeki_ vişne suyu dolu bardağı masaya bıraktı.
- B) Adam, _ihtiyar_ kadının, kendisini dinlerken yavaş yavaş değiştiğini fark etti.
- C) Dolu, _büyük_ su yığınları hâlinde çevreye çarpıyordu. ✓
- D) Oralarda _basit_ eğlencelerin oyuncağı olmak çok kolaydı.
- E) Söyleyecek bir sözü olmadığını _kendisi_ de çok iyi biliyordu.
A seçeneğindeki 'su yığınları' belirtisiz isim tamlamasıdır. Altı çizili 'büyük' sıfatı ise bu isim tamlamasını bütün olarak nitelemektedir (Nasıl su yığınları? -> büyük su yığınları). Doğru cevap C seçeneğidir.
12. Bazı sanatçılar, sınır tanımamayı sanatlarının merkezine oturtuyorlar ama aslında kendi sınırlarını koyarak o sınırlar içinde olmayanı, o anlayış çerçevesinde yazıp çizmeyeni, düşünmeyeni dışlıyorlar. Kendini usta sayanların birçoğunda, artık kendisiyle aynı konuma gelmiş şairleri okumama gibi umursamazca hatta hiçe sayıcı bir tutum gözleniyor. Bu, onların kendilerini kilitledikleri bir bencilliktir ve sanatçıda olmaması gereken bir özelliktir. Bu parçada vurgulanmak istenen düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Usta şairler başkasına ihtiyaç duymayan, kendine yeten şairlerdir.
- B) Sanatta özgürlük; başıboşluk, sorumsuzluk ve bencillik anlamına gelmez. ✓
- C) Her şairin, şiir anlayışı içinde belirli sınırları vardır ve şair, onun dışına çıkmamalıdır.
- D) Bugünün insanını ve dertlerini anlamayan şairin geleceğe kalması beklenemez.
- E) Şairlerin söz ustalığında bencillik ederek diğerlerine yardımcı olmaması düşünülemez.
Parçada bazı sanatçıların özgürlük söylemine rağmen kendi anlayışları dışındakileri dışladığı ve bunun bencillik olduğu eleştirilir. Sanatta özgürlüğün sorumsuzluk ve bencillik olmadığı vurgulanır. Doğru cevap B seçeneğidir.
13. “Eleştirilmek istemiyorsan hiçbir iş yapma.” cümlesinden aşağıdakilerin hangisi _çıkarılamaz_?
- A) Eleştirilmek, o kişinin bir şeyler yapmak için çabaladığını gösterir.
- B) Eleştirmek için önce eleştirilmek gerekir. ✓
- C) Faydalı işler, beraberinde eleştiriyi getirebilir.
- D) Yalnızca ölüler eleştirilmekten uzaktır.
- E) Hiç çalışmayan kişi hiç konuşulmaz.
Cümle, iş yapan insanların eleştirilebileceğini; hiçbir şey yapmayanların ise görünmez kalacağını anlatır. “Eleştirmek için önce eleştirilmek gerekir.” yargısı bu anlamdan çıkarılamaz. Doğru cevap B seçeneğidir.
14. Yayımlanır yayımlanmaz Türk edebiyatının klasikleri arasına giren İhsan Oktay Anar’ın “Puslu Kıtalar Atlası” çizgi roman olarak raflardaki yerini alacak. Çizgi romana hayat veren usta karikatürist Orhan Ertem, “Puslu Kıtalar Atlası” uğruna illüstrasyona ara verdi ve dört yıl boyunca bu proje üzerinde çalıştı. Sonuçta ortaya 300 sayfalık, en az eserin kendisi kadar konuşulmaya aday bir iş çıktı. Bu parçadan, sözü edilen eserle ilgili aşağıdakilerin hangisine ulaşılamaz?
- A) Türk edebiyatının önemli romanları arasında olduğuna
- B) Çizgi romanının da romanın kendisi kadar ses getirebildiğine
- C) Bir karikatür dergisinde yayımlandığına ✓
- D) Okurda olumlu etki bırakmış bir kitap olduğuna
- E) Çizgi roman türüne aktarıldığına
Parçada eserin Türk edebiyatının klasikleri arasına girdiği, çizgi romana uyarlandığı ve uyarlama için uzun süre emek harcandığı belirtilir. Bir karikatür dergisinde yayımlandığına dair bilgi yoktur. Doğru cevap C seçeneğidir.
15. Bizim son derece güçlü bir geleneğimiz var, bunda hemfikiriz. Uzun bir tarihi yürüyüşün sonunda pek çok kültürle etkileşime girerek Anadolu’ya geldik. Anadolu insanıyla bağlar kurduk; onlardan etkilendik, onları etkiledik. Sonuçta biriken muazzam bir kültür var. Tabii ki _büyük bir tarihe sahip olmak bugünü zengin yaşamanın garantisi değildir_. Bu parçada altı çizili sözle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Geçmişteki kazanımların günümüz yaşamı için bir katkısının olamayacağı
- B) Bugün elde edilen birikimin gelecek için bir teminat olduğu
- C) Geçmişini zenginlikle geçirenin geleceğinden endişe etmeyeceği
- D) Kültürel varlığın sağladığı güvenle aşılamayacak engelin kalmayacağı
- E) Geçmişte kazanılan gücün bugünü kurtarmaya yetmeyebileceği ✓
Parçadaki 'büyük bir tarihe sahip olmak bugünü zengin yaşamanın garantisi değildir' sözüyle, geçmişte elde edilmiş büyük başarıların veya köklü bir geçmişin tek başına bugünkü hayatı kurtarmaya yetmeyebileceği anlatılmak istenmiştir. Dolayısıyla doğru cevap E seçeneğidir.
16. “_Sabah akşam_ gider geliriz / Denizlerimiz ile ağaçlarımız arasında” Bu dizelerde geçen altı çizili ikilemeyle kuruluşu (oluşturulma biçimi) yönünden özdeş bir ikileme aşağıdakilerin hangisinde vardır?
- A) Irmaklar _gürül gürül_, dereler _çağıl çağıl_ akar bu vadide.
- B) _Er geç_ bitecek bu zorlu günler / Yeni umutlar yeşerecek üstümüze. ✓
- C) Yanında _damla damla_ eridiğimi duyarım / Yokları, yerinde mi, yüzüm, alnım, saçlarım?
- D) Ateşten kızaran bir gül arar da / Gezer _bağdan bağa_ çoban çeşmesi
- E) Sen anlayan bir gözle süzersin _uzun uzun_ / Yabancı bir şehirde bir kadın heykelini
Dizelerdeki 'sabah akşam' ikilemesi, karşıt (zıt) anlamlı sözcüklerin bir araya gelmesiyle kurulmuştur. B seçeneğindeki 'er geç' ikilemesi de zıt anlamlı kelimelerin bir araya gelmesiyle oluştuğu için yapıca özdeştir. Doğru cevap B seçeneğidir.
17. “Yolculuk boyunca Nazım oldukça _durgundu_.” cümlesindeki altı çizili kelimenin anlamca yakın karşılığı (eş anlamlısı) aşağıdaki cümlelerin hangisinde kullanılmıştır?
- A) Sıcak çayı yudumlayınca yorgun bedenine bir canlılık geldi.
- B) Romanın başkahramanı son derece sakin bir tavır sergiliyordu. ✓
- C) Akvaryumdaki balıklar her zaman canlı ve hareketlidir.
- D) Şehir merkezinde oldukça hareketli ve canlı bir yaşam var.
- E) Şair eserlerinde oldukça hareketli bir dünya çizer.
Cümledeki 'durgun' kelimesi, neşesiz, sessiz, hareketsiz ve kendi halinde anlamlarındadır. B seçeneğinde geçen 'sakin' kelimesi bu anlamı tam olarak karşılamaktadır. Doğru cevap B seçeneğidir.
18. Küçük İskender'in eski bir röportajı kalmış aklımdan bir köşe yazısında: Edip Cansever'i ilk okuduğunda hiçbir şey hissetmeyip kitabı kenara fırlatmış şair. Yıllar sonra bir otobüs yolculuğunda, camdan dışarıyı izleyen bir sokak köpeğinin bakışlarına takılmış gözleri. O an zihninde Cansever'in 'Kim bakardı uzağa köpekleri saymazsam' dizesi yankılanmış. Hemen eve koşup şairin tüm eserlerini yeni baştan okumuş. İşte şiirde _eskimeyen şey bu._ Bazı şairler bunu yaşamın tam içinden yakalamayı başarırlar. Bu parçadaki altı çizili sözle, şiirle ilgili olarak; I. Estetik yönünü zenginleştirmek için karmaşık söz sanatlarına yer verilmesi, II. Somut bir hayat deneyimiyle birleşen bir duygunun okurca yeniden keşfedilmesi, III. Toplumsal değişimlere rağmen eserin popülerliğini sürekli koruması durumlarından hangilerine gönderme yapılmış olunabilir?
- A) Yalnız I
- B) Yalnız II ✓
- C) I ve II
- D) II ve III
- E) I, II ve III
Altı çizili 'eskimeyen şey bu.' ifadesiyle, şairin somut bir gözlemi (köpeğin bakışı) aracılığıyla Cansever'in dizesini hayatta yeniden anlamlandırması ve o duyguyla bağ kurması vurgulanmıştır. Bu durum II numaralı öncülü birebir karşılar. Dolayısıyla doğru cevap B seçeneğidir.
19. Bu yazarımız, duygu yükünün ağır olduğu bir ortamda yetişmesine karşın _gözlerinin gördüğünü kalbine uğratmadan kâğıda dökmeyi_ başarmıştır. Bu cümledeki altı çizili sözle, sözü edilen yazarlarla ilgili olarak anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Gözlemlerini nesnel bir biçimde dile getirdiği ✓
- B) Olayları özgün bir anlatımla verdiği
- C) Gerçekleri, düş gücüyle zenginleştirerek anlattığı
- D) Yapıtlarını, diğer sanatçılardan farklı bakış açısıyla oluşturduğu
- E) Yapıtlarını duygusal bir söyleyişle oluşturduğu
Altı çizili 'gözlerinin gördüğünü kalbine uğratmadan yazmak' ifadesi, görselliği/gözlemleri aktarırken kendi duygularını, hislerini ve iç dünyasını işe karıştırmamak anlamına gelir. Bu da yazarın gözlemlerini tamamen tarafsız (nesnel/objektif) bir şekilde yansıttığını gösterir. Doğru cevap A seçeneğidir.
20. Bir Alman general, katıldığı sergide Picasso’ya Guernica’yı işaret ederek “Bu tabloyu siz mi yaptınız?” diye sorar. Picasso ise “Hayır siz yaptınız!” diye yanıt verir. Zira İspanyol ressam Pablo Picasso, tablosunda İspanya İç Savaşı sırasında Nazi Almanyası tarafından bombalanan Guernica şehrini anlatmaktadır. Kübizm akımının öncülerinden biri olan Picasso, akımın tipik bir örneği olan bu tabloyu yaklaşık 3 ay içerisinde tamamladı. Günümüzde en büyük savaş karşıtı tablo ve en politik tablo olarak kabul edilen Guernica, savaşın yıkıcı etkilerini ele alıyor. Ayrıca tabloda kullanılan her bir sembolün uluslararası nitelikte olması eserin dünyadaki bütün savaş mağduru halkların dili olmasını sağlıyor. Ufak bir dünya turu kapsamında binlerce sanatseverle buluşan Guernica tablosu, şimdilerde ABD’nin New York kentinde bulunan bir müzede sergileniyor. Bu parçada Guernica adlı tabloyla ilgili aşağıdakilerin hangisine _değinilmemiştir_?
- A) Belli bir sanat anlayışını temsil ettiğine
- B) Savaşın yıkıcı etkisini anlattığına
- C) Evrensel bir anlatım diline sahip olduğuna
- D) İspanya İç Savaşı’nın sona ermesinde rolü olduğuna ✓
- E) Birden çok ülkede sergilenme şansı yakaladığına
Parçada tablonun kübizm akımını temsil ettiği (A), savaşın yıkımını işlediği (B), sembollerinin evrenselliği (C) ve dünya turuyla farklı ülkelerde sergilendiği (E) belirtilmiştir. Ancak tablonun 'İspanya İç Savaşı'nın sona ermesinde/bitmesinde rol oynadığına' dair hiçbir bilgi yer almamaktadır. Dolayısıyla doğru cevap D seçeneğidir.
21. Kahvenin payitaht İstanbul'a ilk kez 1551 senesinde ulaştığı lakin Tophane gümrüğünden geçişine izin verilmediği bilinir. Kahve, sadece bir içecek olmanın ötesinde bizim kültürümüzde dostluğun, konukseverliğin ve hoş sohbetin kadim bir sembolüdür. Türkiye coğrafyasında kahve tarımı yapılmamasına karşın Türk kahvesi; kendine has demlenme tekniği, sunum tarzı ve çekirdeklerinin çok ince öğütülme biçimiyle diğer dünya kahvelerinden ayrılır. Günümüzde ise köz ateşinde yavaşça pişirilip yanında çifte kavrulmuş lokumla sunulması gereken bu geleneksel lezzetin yerini, granül kahveler ile espresso bazlı İtalyan kahveleri almıştır. Yoğun talebe bağlı olarak Türk kahvesinin yalnızca sıcak suya karıştırılarak hazırlanan 'pratik çözünür' alternatifleri de geliştirilmiştir. Bu parçada Türk kahvesi ile ilgili aşağıdakilerin hangisine _değinilmemiştir_?
- A) Pişirilme kıvamına ve geleneksel servis ediliş tarzına
- B) Toplumsal yaşantımızda ifade ettiği manevi değerlere
- C) Diğer kahve türlerinden hangi teknik özellikleriyle ayrıldığına
- D) Son yıllarda tüketiciler tarafından daha az tercih edilmesinin gerekçelerine ✓
- E) Hazırlanışını hızlandıran hazır (pratik) formlarının da üretildiğine
Metinde Türk kahvesinin yerini günümüzde granül ve İtalyan kahvelerinin aldığı belirtilmiştir ancak tüketicilerin neden Türk kahvesini 'daha az tercih ettiği'ne dair ekonomik, sosyal veya pratik gerekçeler/nedenler açıklanmamıştır (sadece bir yer değiştirme tespiti yapılmıştır). Dolayısıyla doğru cevap D seçeneğidir.
22. Orhan Pamuk’un en önemli yapıtlarından biri olan Kara Kitap, çok katmanlı anlatımıyla okura zengin dünyalar sunar. Kayıp eşini İstanbul sokaklarında _umutsuzca_ arayan bir kahramanın peşinden gittiğimizde, romanı zihni zorlayan bir kurguyla yoğrulmuş _karmaşık_ bir polisiye olarak da okuyabiliriz. Bu parçada altı çizili sözü anlamca karşılayabilecek bir kullanım aşağıdakilerin hangisinde vardır?
- A) Türk şiirinin önemli kırılma noktalarından birini oluşturan İkinci Yeni’nin temsilcileri dilin bütün imkânlarını kullanarak çağrışımı zenginleştirmek maksadıyla alışılmamış bağdaştırmalara başvururlar.
- B) Yazarın son romanında ilişkiler o kadar karmaşık ki kaybolmayalım diye kitabın en başında yazar bize kim kimdir diye anlatıyor hatta bir şema ile ilişkilerin haritasını veriyor. ✓
- C) Türk edebiyatında kalıcı izler bırakan şiirleriyle tanınan Nâzım Hikmet, modern şiirin alanını genişleterek hem dönemi hem de sonrası için yeniliğin dönüm noktalarından biri olmuştur.
- D) George Orwell’in bir grup çiftlik hayvanının hikâyesini anlattığı alegorik romanı Hayvan Çiftliği, oldukça keskin bir dille kaleme alınmış sosyal ve politik hicvin en önemli örneklerindendir.
- E) Modern İran edebiyatının en güçlü kalemi Sâdık Hidâyet, öykülerinde hem İran’ın kadim tarihiyle derinlikli bir ilişki kuruyor hem de yaşadığı dönemi ironik bir bakış açısıyla ele alıyor.
Parçadaki 'girift' veya özgünleşen metindeki 'karmaşık' sözcüğü; içi içe geçmiş, anlaşılması güç, karmaşık anlamına gelir. B seçeneğinde geçen 'karmaşık' sözcüğü bu kelimenin anlam dünyasını tam olarak karşılamaktadır. Dolayısıyla doğru cevap B seçeneğidir.
23. Biz bir metni, devrinin kültürüne göre değerlendirmeye çalışırken bile günümüzün ve kendimizin kıymet hükümlerinden uzaklaşamayız. O eser, zamanının şu veya bu düşüncesinin, modasının meyvesi olmuştur. O düşüncenin veya modanın gereği olarak eserin birtakım açıklamaları vardır hiç şüphesiz. Fakat yaşama gücü olan, asırları aşarak günümüze kadar gelen eser için sadece devrinin izahlarının sınırları içinde hapsolmak mümkün değildir. O şimdi, yazarının bile tasarrufundan çıkmış âdeta kamunun malı olmuştur. Yeni düşüncelerin, yeni hayat görüşünün, yeni yorumların teşkil ettiği kamu malıdır artık o. Bu takdirde artık şairin, bizim yeni getirdiğimiz yorumu düşünüp düşünmemiş olduğu mühim değildir. Mühim olan, eserlerin her devirde, insan zekâsının ulaşabildiği her zirvede yeniden bir yaşama gücü, yeniden bir yorum kazanacak zenginlikte olmasıdır. Bu parçadan sanat metni ile ilgili, I. Dönemin sanat anlayışına göre değerlendirilemeyeceği II. Okurun yorumlarıyla yeni anlamlar kazanıp zenginleşebileceği III. Birtakım fikir akımlarının etkisinde yazılabileceği yargılarından hangileri _çıkarılamaz_?
- A) Yalnız III.
- B) Yalnız I. ✓
- C) II ve III.
- D) Yalnız II.
- E) I ve II.
Parçada sanat metninin yalnızca yazıldığı dönemin koşullarıyla sınırlanamayacağı, sonraki okurların yorumlarıyla yeni anlamlar kazanabileceği anlatılır. Bu yüzden II ve III çıkarılabilir. Ancak eserin dönemin sanat anlayışına göre değerlendirilemeyeceği söylenmez. Doğru cevap B seçeneğidir.
24. Viyana Sebze Orkestrası; _havucu_ (I) flüt, pırasayı keman, bal kabağını da davul olarak kullanıyor. Bu grup, eline _geçen_ (II) her _sebzenin_ (III) bir müzik aleti olabileceğine inanıyor. Belli bir tarzları yok; çağdaş, klasik, pop gibi türlerde parçalar _seslendiriyorlar_ (IV). Son parçayı da seslendirince _konserden_ (V) önce aldıkları yetmiş kilo sebzeyi çorba yapıp dinleyicilere ikram ederek değerlendiriyorlar. Bu parçadaki altı çizili sözcüklerle ilgili aşağıdakilerden hangisi _söylenemez_?
- A) I. sözcük, üçüncü tekil kişi iyelik eki almıştır. ✓
- B) II. sözcük, sıfat-fiil eki almıştır.
- C) III. sözcük, tamlayan eki almıştır.
- D) IV. sözcük, üçüncü çoğul şahıs eki almıştır.
- E) V. sözcük, ayrılma durumu eki almıştır.
I numaralı 'havucu' sözcüğü iyelik eki almamıştır; oradaki '-u' eki belirtme durumu (yükleme hâli) ekidir (neyi kullanıyor? -> havucu). Diğer tüm sözcüklerin ek analizleri doğrudur (geç-en sıfat-fiildir, sebze-n-in tamlayandır, seslendir-iyor-lar şahıstır, konser-den ayrılmadır). Dolayısıyla doğru cevap A seçeneğidir.
25. Sanatta doğrunun, iyinin, güzelin kuralları bulunmaz. Birtakım kimseler kafa yorup ölçütler bulmak için diledikleri kadar uğraşsınlar; ölçüye, kalıba sığmaz bu iş. Tanımı bile yapılamıyor ki zaten. Romanı, şiiri tanımlamaya kalkıp da bir sonuca ulaştığınızı sandığınız günün hemen ertesinde, dünyanın bir köşesinde birinin, yepyeni ölçülerle yapıtlar ortaya koyarak sizin tanımınızı hallaç pamuğu gibi savurduğuna tanık olursunuz. Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerin hangisidir?
- A) Sanatın evrensel bir nitelik taşıdığı
- B) Sanat eserinin, belli kalıplarla sınırlandırılamayacağı ✓
- C) Bugüne kadar birçok roman tanımının yapıldığı
- D) Herkesin roman, şiir, öykü yazmaya kalktığı
- E) Emek veren herkesin bir sanat alanında başarılı olabileceği
Parçada, sanatın kurallarının, kalıplarının olmadığı ve belirli ölçütlere sığdırılamayacağı anlatılmaktadır. Tanımlanmaya çalışılan bir edebî türün (şiir veya roman) yepyeni bir eserle bu tanımları geçersiz kılabileceği vurgulandığından, sanat eserinin belli kalıplarla sınırlandırılamayacağı düşüncesi asıl anlatılmak istenendir. Doğru cevap B seçeneğidir.