menu
MemurOl
Türkçe Testleri

Genel Tekrar Testi - 80

Soru 1 / 25

Ek eylemin geniş zaman 3. kişi eki “-dır/-dir/-dur/-dür” kimi zaman düşer. Aşağıdaki dizelerin hangisinde buna örnek olabilecek bir kullanım vardır?

Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
  1. 1. Ek eylemin geniş zaman 3. kişi eki “-dır/-dir/-dur/-dür” kimi zaman düşer. Aşağıdaki dizelerin hangisinde buna örnek olabilecek bir kullanım vardır?

    • A) Ne doğan güne hükmüm geçer, Ne halden anlayan bulunur.
    • B) Gelin gülle başlayalım atalara uyarak Baharı koklayarak girelim kelimeler ülkesine
    • C) Gözlerim gözünde aşkı seçmiyor Onlardan kalbime sevda geçmiyor
    • D) Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden Bilmem bu yanardağ ne biçim korla tutuştu
    • E) Bazen kendine âşık deli bir fırtınaydım Fırtınalar önünde bazen bir kuru yaprak

    D‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde “Ruhun mu ateş” ifadesi “Ruhun ateş midir?” anlamındadır; ek fiilin geniş zaman 3. kişi eki düşmüştür. “Gözler mi alevden” sözünde de aynı durum sezilir. Doğru cevap D seçeneğidir.

  2. 2. “Son gün olmasın dostum, çelengim top arabam.” cümlesinde aşağıdakilerden hangisi yoktur?

    • A) Yapım eki almamış sözcük
    • B) Olumsuzluk eki
    • C) Fiil çekim eki
    • D) İyelik eki
    • E) İsim yapım eki

    Cümlede‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ 'olmasın' olumsuzluk ve fiil çekim eki, 'dostum, çelengim, arabam' iyelik eki, 'gün, top' gibi yapım eki almamış sözcükler vardır. Ancak isim yapım eki almış bir sözcük yoktur.

  3. 3. Aşağıdaki dizelerin hangisinde koşul anlamı bulunmamaktadır?

    • A) Tohum saç, bitmezse toprak utansın! Hedefe varmayan mızrak utansın!
    • B) Hey gidi Küheylan, koşmana bak sen! Çatlarsan, doğuran kısrak utansın!
    • C) Eski çınar şimdi Noel ağacı; Dallarda iğreti yaprak utansın!
    • D) Ustada kalırsa bu öksüz yapı, Onu sürdürmeyen çırak utansın!
    • E) Ey binbir tanede solmayan tek renk; Bayraklaşamıyorsan bayrak utansın!

    A,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ B, D ve E seçeneklerinde “-se/-sa” ekiyle koşul anlamı kurulmuştur. C seçeneğinde ise bir koşul değil, durumun betimlenmesi vardır. Doğru cevap C seçeneğidir.

  4. 4. Adalet Ağaoğlu’nun romanları, bütün nitelikli edebiyat örnekleri gibi, okuru hiç tanışmadığı ve düşünmediği anlam boyutlarına ulaştırır. Çünkü onun romanları, tüketilmesi imkansız genişlikte yorum alanları içerir. Fakat bu alanlara ulaşmak öyle kolay olmaz. Okuru zorlu bir süreç bekler. Okur zorlansa da o sınırsız evreni anlamaya gayret eder. Zaten onun okuru, anlam sığlığından kaçtığı için tercih eder romanlarını. Bu parçadaki “tüketilmesi olanaksız genişlikte yorum alanları içermek” sözüyle, sözü edilen romanlarla ilgili olarak anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Okurun kültür düzeyini dikkate almayan bir anlatımla kaleme alındığı
    • B) Ancak donanımlı okurların anlayabileceği bir kurgusal düzenle oluşturulduğu
    • C) Anlatılmak istenenin kapalı bir biçimde yansıtıldığı
    • D) Okurun yaşamında büyük değişiklikler meydana getirdiği
    • E) Anlam katmanları bakımından çok zengin olduğu

    Parçada,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ nitelikli romanların okuru yeni anlam boyutlarına taşıdığı, 'tüketilmesi olanaksız genişlikte yorum alanları içerdiği' belirtilmiştir. Bu ifade, romanların tek bir anlamla sınırlı olmadığını, her okunuşta yeni anlamlar üreten zengin bir anlam katmanına (çok katmanlılığa) sahip olduğunu anlatır. Doğru cevap E seçeneğidir.

  5. 5. “ne … ne” bağlacının bağladığı ögeler ikişer ikişer gruplandırılırsa aşağıdaki cümlelerin hangisi dışta kalır?

    • A) Ne dayım ne teyzem katılmıştı düğüne.
    • B) Ne kayısı ne şeftali olur bu iklimde.
    • C) Ne tuz var ne karabiber bu yemekte.
    • D) Ne pencere açıldı ne balkon kapısı.
    • E) Çocuğa ne oyuncak ne kitap beğendirebildik.

    A,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ B, C ve D seçeneklerinde 'ne ... ne' bağlacı özne görevindeki sözcükleri birbirine bağlamıştır: A'da 'dayım / teyzem', B'de 'kayısı / şeftali', C'de 'tuz / karabiber', D'de 'pencere / balkon kapısı' öznedir. E seçeneğinde ise 'beğendirebildik' yüklemine sorulan 'Ne beğendirebildik?' sorusunun cevabı olan 'oyuncak / kitap' belirtisiz nesne görevindedir. Dolayısıyla E seçeneği dışta kalır. Doğru cevap E seçeneğidir.

  6. 6. Aşağıdaki dizelerden hangisinin durakları (duraklanışı) diğerlerinden farklıdır?

    • A) Laleyi sümbülü gülü har almış Zevk u şevk ehlini ah ü zar almış
    • B) Kamil olanların bellidir yeri Yoluna koyarlar can ile seri
    • C) Dadaloğlum yarın kavga kurulur Öter tüfek davlumbazlar vurulur
    • D) Kalktı göç eyledi avşar elleri Ağır ağır giden eller bizimdir
    • E) Yıkılmış dilberin mamur illeri Susmuş bülbüllerin her dem dilleri

    A,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ B, D ve E seçeneklerinde yer alan dizeler 11'li hece ölçüsüyle yazılmış olup 6+5 durak düzenine sahiptir. C seçeneğinde yer alan 'Dadaloğlum yarın kavga kurulur' dizesi ise yine 11'li hece ölçüsüyle yazılmasına rağmen durak yapısı 4+4+3 ('Dadaloğlum / yarın kavga / kurulur') şeklinde bölünmektedir. Doğru cevap C seçeneğidir.

  7. 7. Aşağıdaki parçalardan hangisi yazılış amacı bakımından diğerlerinden farklıdır?

    • A) Bugün birçok radyo istasyonunda CD çaların yerini “otomasyon” adı verilen bir yazılım almış durumda. Bu, radyo programcılığı için geliştirilen, çalınacak şarkıları sıraya dizen ve istendiğinde kolayca bulunmasını sağlayan özel bir yazılım. Bunun için stüdyoda bir bilgisayar bulunuyor. Stüdyoda İnternet bağlantısı olan başka bir bilgisayar daha var. Bu sayede DJ’ler veya programı sunan kişiler canlı yayın sırasında kendilerine gelen e-postaları okuyabiliyor ve istek parçaları çalabiliyorlar.
    • B) Geçmiş dönemde bilim dünyasında en çok ses getiren gelişmelerden biri de “Büyük Hadron Çalıştırıcısı” adı verilen dev laboratuvarların açılması oldu. Bir arıza nedeniyle bir süre çalışmalarına ara verilen düzenek, yer altında bulunan 27 kilometrelik çember şeklinde dev bir tünelden oluşuyor. Bu tüneldeki aygıtlar, maddenin en küçük birimi olan atomlara enerji yükleyerek tünel boyunca hızlanmalarını ve birbirleriyle çarpışmalarını sağlıyor. Çarpışmanın etkisiyle çevreye saçılan parçacıklar özel algılayıcılarla gözlemleniyor.
    • C) Dodoyu diğer kuşlardan ayıran en belirgin özelliği uçamamasıydı. Çünkü dodoların büyük bir bedeni vardı. Kanatları da küçük ve zayıftı. Belki de bu yüzden 17. yy.ın sonlarına doğru bu ilginç kuşun nesli tükendi.
    • D) Giresun’a bağlı Kuşköy’de evler coğrafi yapıdan dolayı birbirine oldukça uzak. Kuşköylüler bu uzaklıktan dolayı birbirlerinin yanına yürüyerek gitmek yerine ıslıkla haberleşiyorlar. Kuşköy’de kullanılan ıslık dili “kuş dili” olarak da adlandırılıyor. Bölgede yüzlerce yıldır konuşulduğu bilinen kuş dilinde Türk alfabesindeki “i, o, ö, f, k, ç” sesleri çıkarılabiliyor. Bu seslerle heceler de oluşturabiliyor. “Çöç, çoç, foç, iç” gibi.
    • E) İstanbul’un tarihî sokaklarından birindeyim. Sokak merdivenlerini tam ortadan ikiye bölen korkuluk ve tırabzan olarak kullanılan demirlere tutunup İstanbul’un en bilinen dik yokuşlarından biri olan Merdivenli Mektep Sokak’tan Haliç’i seyrediyorum. Merdivenlerin etrafından incir ağaçları sokağa doğru dallarını uzatıyor. Yeşeren yosunlar, sarmaşıklar kırmızı merdivenlerle hem zıtlık hem karşılıklı beslenme hâlinde bir hayat sürüyor.

    A,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ B, C ve D seçenekleri bilgi verme amacıyla yazılmış açıklayıcı metinlerdir. E seçeneğinde ise yazar bulunduğu yeri gözlemleyip betimleyerek kişisel bir izlenim aktarır. Bu nedenle yazılış amacı farklıdır. Doğru cevap E seçeneğidir.

  8. 8. (I) Bu meydan kentin merkezine devasa bir gölge gibi çökmüştür. (II) Küçük büfelerle lüks dükkanlar yan yanadır; çok katlı bir iş merkezi, sırtını eski bir ahşap eve dayamıştır. (III) Zira meydanın çevresini kuşatan farklı farklı yapılar arasında ne bir ahenk ne de nizam vardır. (IV) İlk bakışta, ovaya düşmüş dev bir gök taşının geride bıraktığı bir çukur hissini uyandırır. (V) Biraz ötede de küçük bir çay bahçesi konumlanmıştır. (VI) Bütün bu unsurlar meydanın çevresine gelişigüzel bir biçimde serpiştirilmiştir. Yukarıdaki numaralanmış cümlelerin anlamlı bir bütün oluşturması için aşağıdakilerden hangilerinin birbiriyle yer değiştirmesi gerekir?

    • A) I ve III
    • B) II ve IV
    • C) III ve V
    • D) IV ve VI
    • E) V ve VI

    I.‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ cümlede meydanın kent merkezinde yarattığı etki açıklanmış, IV. cümledeki 'çukur hissi' ifadesi bu etkiyi sürdürdüğü için II numaralı cümleyle yer değiştirmelidir. Swaptan sonra I -> IV -> III -> II -> V -> VI akışı mantıksal ve kronolojik bir bütün oluşturmaktadır. Dolayısıyla doğru cevap B seçeneğidir.

  9. 9. Yahya Kemal bir tutarlılıktır, şiirsel maya bakımından soylu bir Türk şairidir. Daha doğrusu bir Osmanlı şairidir. Osmanlılığı; dilinden, vezninden, tarzından gelmez. Şiirleri, Osmanlı kavramının bütün özelliklerini, niteliklerini taşır. Bütün ömrü boyunca bir kültür yokluğunun, ulusun kendi yaratıp geliştirdiği, salt kendi değerlerine dayanan bir kültürün yokluğunun azabını duyar, sıkıntısını çeker. Bu parçadan Yahya Kemal Beyatlı’yla ilgili aşağıdakilerden hangisine _ulaşılamaz_?

    • A) Eserlerinin Osmanlılığı yansıttığına
    • B) Kültürel dayanaklara önem verdiğine
    • C) Modernlikten uzak durduğuna
    • D) Türk kültüründen beslendiğine
    • E) Belirli bir çizgisinin olduğuna

    Parçada‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ Yahya Kemal’in Osmanlılığı yansıttığı, kültürel dayanaklara önem verdiği ve belirli bir çizgisi olduğu anlatılır. Modernlikten uzak durduğuna dair açık bir bilgi yoktur. Doğru cevap C seçeneğidir.

  10. 10. Sonsuzluğun eşiğinde Bir rüyadır görmekteyim Yeşil, taze bir beşikte Zamanı düşlemekteyim Bu dizelerde dil hangi işlevde kullanılmıştır?

    • A) Şiirsel işlevde
    • B) Dil ötesi işlevde
    • C) Göndergesel işlevde
    • D) Kanalı kontrol işlevinde
    • E) Alıcıyı harekete geçirme işlevinde

    Verilen‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ dizeler ölçülü, kafiyeli ve çağrışımsal (estetik) bir anlatıma sahiptir. İletinin doğrudan estetik bir zevk uyandırmak ve çağrışım yaratmak amacıyla şiir biçiminde düzenlendiği durumlarda dil, 'şiirsel (sanatsal) işlevde' kullanılmış olur. Doğru cevap A seçeneğidir.

  11. 11. Muhabir: (I) ---- Yazar: — Bu sorunun cevabını okurlarıma veya eleştirmenlere bırakmayı tercih ederim. Zira bugüne kadar pek çok eser kaleme almış bir yazar olarak kendi ürettiğim değerleri kendimin övmesi ya da tarif etmesi pek sağlıklı olmaz. Ancak yazarken hissettiğim o yaratım heyecanını ve cümlelerin zihnimde nasıl kendiliğinden filizlendiğini anlatabilirim. Muhabir: (II) ---- Yazar: — Benim için en büyük ödül, kelimelerle baş başa kalıp üretme sürecinin kendisinden aldığım içsel hazdır. Kitapların ne kadar sattığı, popülerliği ya da kaç kişinin beni alkışladığı tamamen ikincil detaylardır. Eserlerim hiç basılmayacak olsa dahi aynı tutkuyla yazmaya devam ederdim. Bu diyalogda boş bırakılan yerlere aşağıdakilerden hangisi sırasıyla getirilmelidir?

    • A) I. Edebi kimliğinizi ve yazarlığınızı nasıl tanımlarsınız? II. Sizi yazmaya teşvik eden ve bu yoldaki motivasyonunuzu sağlayan temel faktör nedir?
    • B) I. Kitaplarınızın yazım aşamasında uyguladığınız tekniklerden bahseder misiniz? II. Okuyucu kitlesinin beklentileri bir yazarın üslubunu ne ölçüde şekillendirmelidir?
    • C) I. Son eserinizde işlediğiniz temaların toplumsal karşılığı nedir? II. Yazarlık kariyerinizde dönüm noktası olarak kabul ettiğiniz bir an var mı?
    • D) I. Günümüz edebiyat dünyasındaki yerinizi nasıl görüyorsunuz? II. Sanatçıların popüler kültürün getirdiği şöhretle baş etme yöntemleri neler olmalıdır?
    • E) I. İyi bir kurmaca yapıt oluşturmanın altın kuralları sizce nelerdir? II. Yazarlık heyecanını canlı tutmak adına genç kalemlere neler tavsiye edersiniz?

    Yazarın‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ I. cevabında 'kendisini ve kitaplarını kendisinin tarif etmesinin/tanımlamasının cılız kalacağını' belirtmesi 'Edebi kimliğinizi nasıl tanımlarsınız?' sorusuna doğrudan karşılıktır. II. cevabında ise 'yazma eyleminin kendisinden doyum sağladığını, satış ve ünü önemsemediğini' söylemesi kendisini yazmaya motive eden 'temel faktörün ne olduğu' sorusuna en net cevaptır. Dolayısıyla doğru cevap A seçeneğidir.

  12. 12. Aşağıdaki cümlelerin hangisi biçimce olumlu olduğu hâlde anlamca olumsuzdur?

    • A) Bu konuda ne seni ne de diğer arkadaşlarını destekliyor.
    • B) Yeni açılan kütüphanenin zengin bir kitap arşivi yok değil.
    • C) Dün akşamki konser için bilet bulamadık.
    • D) Bu saatten sonra oraya gitmenin hiçbir faydası olmaz.
    • E) Olayları onun penceresinden görmek oldukça zordur.

    A‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğindeki 'ne seni ne de diğer arkadaşlarını destekliyor' cümlesinde yüklem olumlu bir biçimde çekimlenmiştir ('destekliyor'). Ancak 'ne... ne...' bağlacı cümleye 'desteklemiyor' anlamı kattığı için cümle anlamca olumsuzdur. Doğru cevap A seçeneğidir.

  13. 13. Aşağıdaki atasözleri yapıları yönünden (basit, birleşik, sıralı, bağlı) ikişerli eşleştirildiğinde hangisi dışta kalır?

    • A) Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır.
    • B) Gülü seven dikenine katlanır.
    • C) Sakla samanı, gelir zamanı.
    • D) Rüzgâr eken fırtına biçer.
    • E) Komşu komşunun külüne muhtaçtır.

    A‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ ve C seçeneklerindeki atasözleri birden fazla yüklem barındıran 'sıralı' cümlelerdir. B ve D seçeneklerindeki atasözleri ise içlerinde sıfat-fiil ('seven', 'eken') barındırdıkları için 'girişik birleşik' cümlelerdir. E seçeneğindeki atasözünde ise tek bir yüklem vardır ve fiilimsi bulunmadığı için 'basit' yapılıdır. Eşleştirme dışında kalan E seçeneğidir. Doğru cevap E seçeneğidir.

  14. 14. Güneş balonu, bildiğimiz oyuncak balonlar gibi havayla şişiriliyor. Ancak bu balonlar bir tür güneş paneli gibi tasarlanmıştır ve güneş ışınlarını toplamaya yarar. Işınların balonun tam merkezindeki “güneş gözesi”ne ulaşmasıyla elektrik üretilir. Güneş gözesi, yüzeyine gelen güneş ışığını doğrudan elektrik enerjisine dönüştüren yarı iletken maddelere verilen addır. Normal güneş panellerinde ışığı odaklamak için alüminyum ya da camdan yararlanılırken güneş balonları ısıya dayanıklı plastikten yapılır. Üstelik daha hafif, daha ucuz ve daha verimli olabilirler. Çok güçlü rüzgârlar gibi olumsuz hava koşullarına da dayanıklıdırlar. Bu balonları geliştiren firma, gelecek yıl 10.000 güneş balonundan oluşan bir elektrik üretim çiftliği kurmayı planlamaktadır. Bu parçanın anlatımı için aşağıdakilerden hangisi _söylenemez_?

    • A) Bilgi verme amacıyla kaleme alınmış bir metindir.
    • B) Terim anlamda kullanılmış birden çok sözcük vardır.
    • C) Kullanılan sözcüklerin çağrışım evreni oldukça zengindir.
    • D) Sayısal ifadeye yer verilmiştir.
    • E) Karşılaştırma ve tanımlama yapılmıştır.

    Parça‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ bilgi vermek amacıyla yazılmıştır; terimler, sayısal veri, tanımlama ve karşılaştırma içerir. Ancak sözcüklerin çağrışım gücüne dayalı sanatlı bir anlatım yoktur. Doğru cevap C seçeneğidir.

  15. 15. Dilimize Batı dillerinden giren “poetika” sözcüğü “şiir sanatı” yahut “şiir üzerine teoriler” anlamına gelmektedir. Kelimeyi ilk olarak Aristo kullanmış ve yaygınlaşmasını sağlamıştır. Fransızca’da bu sözcüğe bütün güzel sanatlarla ilgili olarak “güzellik felsefesi” anlamına gelen “estetik” kavramına yakın bir anlam verilmişse de bugün poetika, sadece şiir alanında kullanılan bir terimdir. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi _yoktur_?

    • A) Öğreticiliği esas alma
    • B) Açıklayıcı bir yol izleme
    • C) Tanımsal nitelikli cümlelere yer verme
    • D) Sözcükleri temel anlamlarıyla kullanma
    • E) Düşünceyi inandırıcı kılmak için alıntı yapma

    Parçada‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ 'poetika' terimi hakkında nesnel, öğretici ve açıklayıcı bilgiler verilmiş, tanım cümleleri kullanılmıştır. Ancak anlatılanları daha inandırıcı kılmak amacıyla bir uzmanın veya kaynağın sözünü birebir aktarma (alıntı yapma) yoluna gidilmemiştir. Doğru cevap E seçeneğidir.

  16. 16. Bazı kişiler iyilik yapıyor gibi görünür; fakat bunu karşılık bekleyerek yapar. Bu düşünceyi en iyi karşılayan atasözü hangisidir?

    • A) Bal bal demekle ağız tatlanmaz.
    • B) İyiliğe iyilik her kişinin kârı, kötülüğe iyilik er kişinin kârı.
    • C) El öpmekle ağız aşınmaz.
    • D) Ağzına bir zeytin verir, altına tulum tutar.
    • E) Çok söz yalansız, çok para haramsız olmaz.

    “Ağzına‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ bir zeytin verir, altına tulum tutar.” sözü küçük bir iyilik yapıp karşılığında daha büyük bir çıkar bekleyen kişileri anlatır. Parçadaki düşünceyle en iyi örtüşen atasözü budur. Doğru cevap D seçeneğidir.

  17. 17. Ahmet Hamdi Tanpınar, modern Türk edebiyatını derinden etkilemiş, hem Doğu düşüncesini hem de Batılı düşünceyi yakından tanımış, her ikisinin ortaya koyduğu kültürel birikimden nasibini fazlasıyla almış nevi şahsına münhasır (kendine mahsus) bir sanatçı ve entelektüeldir. Verdiği edebî ürünlere yansıyan özgün tarzının ötesinde, Tanpınar’ı nevi şahsına münhasır kılan özelliği, felsefi ve sanatsal düşüncesini, ilgisini Batılı modernleşmenin bir sonucu olan gelenek ve modernlik arasındaki gerilimin, bireyin dünyasında doğurduğu huzursuzluğa yoğunlaştırmış olmasıdır. Tanpınar; şairliğinin, edebiyat tarihçiliğinin ve tenkitçiliğinin yanı sıra, esasen Türk edebiyatında romanlarıyla iz bırakmıştır. Tanpınar’ın romanları incelendiğinde onun kapsayıcı ve nitelikli bir tarihsel altyapıya dayanan derin bir bakış açısına sahip olduğu görülmektedir. Tanpınar, Türk toplumunun özellikle Tanzimat’tan itibaren yaşadığı büyük dönüşümü “medeniyet değiştirme” olarak kavramsallaştırmış, bu dönüşümü gerek romanlarında gerekse düzyazılarında kendisinin inandığı “devam ederek değişmek/değişerek devam etmek” düşüncesinin ışığında incelemiştir. Böylece Tanpınar hem bir romancı hem de bir düşünür kimliğiyle, Tanzimat’tan Cumhuriyet’e uzanan süreçte Batılı modernleşmenin ironik bir eleştirisini yapmıştır. Bu parçadan Ahmet Hamdi Tanpınar ile ilgili aşağıdakilerin hangisine _ulaşılamaz_?

    • A) Romanlarında tarihî olayları derin bir bilgi birikimiyle ele almıştır.
    • B) Eserlerinde sosyal değişimlerin bireye etkisi üzerinde durmuştur.
    • C) Batılılaşma konusunda fikirlerini edebî eserlerine yansıtmıştır.
    • D) Birçok türde eser vermiş fakat romanlarıyla ön plana çıkmıştır.
    • E) Eserlerinde Batılı modernleşmeyi incelerken alaycı bir tavır takınmıştır.

    Parçada‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ Tanpınar'ın romanlarının 'kapsayıcı ve nitelikli bir tarihsel altyapıya (arka plana) dayandığı' belirtilmiştir lakin romanlarında 'tarihî olayları (savaşlar, antlaşmalar vb.) derinlemesine anlattığı/işlediği'ne dair bir çıkarım yapılamaz; o sadece sosyal ve kültürel medeniyet değişimini bu arka planla işlemiştir. Dolayısıyla doğru cevap A seçeneğidir.

  18. 18. Edebiyat dünyamızda tiyatronun çağdaş bir seviyeye ulaşması adına öne sürülen en yaygın çözüm önerisi geleneksel formlara geri dönmektir. Halk tiyatrosunun köklerine inerek bu ritüellerin modern sahne teknikleriyle harmanlanması savunulur. Ancak gözden kaçan asıl husus, bu gelenekleri içselleştirmiş kuşağın gün geçtikçe azalmakta olduğudur. Sahici bir tiyatro dilinin inşası, taklitçi kalıplarla değil ancak o kültürü bütünüyle kavramış bir zihinle mümkündür. Haldun Taner'in veciz ifadesiyle: 'Dışarıdan alınan akıl ancak kapıya kadar rehberlik eder. İçselleştirilen, mayalanan akıl ise tüm ömre yayılır.' Bu parçadan hareketle aşağıdaki yargıların hangisine _ulaşılabilir_?

    • A) Tiyatro, yabancı modelleri taklit etmekten vazgeçip yerel motiflere yönelirse özgünleşir.
    • B) Çağdaş sahne sanatlarının sanatsal değer kazanması için mutlaka geçmişin izlerini taşıması gerekir.
    • C) Eski törenlerin sahnedeki işlevselliği kalmadığından, tiyatronun modern yaklaşımlara odaklanması şarttır.
    • D) Türk tiyatrosunun yapısal gücü, sadece geleneksel anlatıların biçimsel taklidinde gizlidir.
    • E) Milli tiyatronun inşası, geleneksel değerlerin yüzeysel taklidiyle değil derinlemesine kavranıp yeniden üretilmesiyle gerçekleşebilir.

    Metinde‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ tiyatronun gelişimi için yerli kaynağa (geleneğe) yönelmenin sadece biçimsel/yüzeysel bir taklitle yapılamayacağı, bu değerlerin sahici biçimde zihne sinmesi (içselleştirilmesi) gerektiği savunulmaktadır. Bu durum E seçeneğindeki 'derinlemesine kavranıp yeniden üretilmesi' teziyle örtüşür. Dolayısıyla doğru cevap E seçeneğidir.

  19. 19. ----; bireyler arasında iletişimi kuran, kendine has kuralları bulunan ve sadece bu kurallar dahilinde gelişen, kökeni tarihin karanlık dönemlerine kadar uzanan seslerden kurulmuş canlı bir uzlaşma sistemidir. Yukarıda boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

    • A) Dil
    • B) Kültür
    • C) Gösterge
    • D) İletişim
    • E) Telaffuz

    Boş‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ bırakılan yerde tarifi yapılan kavram 'Dil'dir. Dil; insanlar arasında anlaşmayı sağlayan, kendine özgü kuralları ve sistemi olan, temeli bilinmeyen zamanlarda atılmış gizemli seslerden örülü bir anlaşma aracıdır. Doğru cevap A seçeneğidir.

  20. 20. Uzaya gönderilen ilk Türk astronot olan Alper Gezeravcı, 2024 yılının ocak ayında Tuz Gölü'nde zorlu şartlara uyum sağlayan özel bir bitki türünün uzay ---- stres faktörlerine gösterdiği direnci inceleyen bir deney yürütmüş. Ertesi gün ise mikro yer çekiminin biyolojik süreçlerde gen düzenleme başarısına ---- dair ikinci bir bilimsel çalışmaya imza atmıştır. Bu parçada boş bırakılan yerlere aşağıdakilerden hangisi sırasıyla getirilmelidir?

    • A) ortamında - araştırılmasına
    • B) kapsülünde - artırılmasına
    • C) araştırmalarında - yapılabileceğine
    • D) koşullarında - bilinmesine
    • E) şartlarında - düşürülmesine

    Parçadaki‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ anlam akışına göre, bitkinin uzayda tuz ve stres etkenlerine verdiği tepkileri ölçmek için 'uzay ortamında' (A) veya 'uzay koşullarında' (D) deneyi yapılmış olmalıdır. İkinci boşlukta ise gen düzenleme verimliliğinin artırılması veya araştırılması hedeflenmiştir. Ancak Alper Gezeravcı'nın yaptığı çalışma CRISPR verimliliğinin artırılmasına yönelik deneysel bir adımdır. Dolayısıyla boşluklara sırasıyla 'ortamında' ve 'araştırılmasına' kelimelerinin getirilmesi en uygun seçenektir. Doğru cevap A seçeneğidir.

  21. 21. (I) Hiçbir birey değerlerine bigâne kalamaz, içinde yaşadığı topluma yabancı yaşayamaz. (II) Yaratıcıya karşı sorumluluktan kaçamaz. (III) Mesuliyetini idrak ettiği oranda değer kazanacağını ve yüceleceğini bilir. (IV) Bu durumda; "Kendimi iyi anlar, anladığımı iyi ifade edebilirsem insanlığı da anlayıp ifade edebilirim." noktasına ulaşmakta zorlanmaz. (V) Tarık Buğra’nın belirttiği gibi "Sanat; telkin yerine düşündürmeyi, kendini bulmayı öğretirse ancak o zaman insanı yüceltir." Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde aynı anlama gelen sözler bir arada kullanılmıştır?

    • A) I
    • B) II
    • C) III
    • D) IV
    • E) V

    I.‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ cümlede geçen 'bigâne' (yabancı, ilgisiz kalma) ve 'yabancı' sözcükleri aynı anlama gelecek şekilde bir arada kullanılmıştır. Dolayısıyla doğru cevap A seçeneğidir.

  22. 22. Sanatçının kitabında toplam on iki öykü bulunuyor. Öykülerin çoğunda zamanın ardıl akışı, hatırlamalar yoluyla ve bilinç akışı tekniği kullanılarak kesiliyor. “Mandalina”da; otogardaki veda sahnesiyle başlayan öykünün olay akışı, “Peruğuna ilk taktığı gün karşılaşmışlardı.” cümlesiyle kesilip geriye dönülüyor ve Meryem’le Ceyhun’un tanışmaları, Ceyhun’un Meryem’i ailesiyle tanıştırması anlatıldıktan sonra öykü tekrar otogardaki veda sahnesine bağlanıyor. Aynı teknik, “Beraber Dönmek”te de söz konusu. Sorunlu bir kocası olan kadın kahraman, babaannesinin köydeki cenazesine geliyor; sabahleyin mezarlığa gidiş dönüş sürecinde, iç konuşmalar ve hatırlayışlarla öykünün düz, kronolojik akışı kırılıyor. Böylece olaylar, düz bir çizgide ardıl olarak değil de kesik kesik, bir içe bir dışa dönüşler hâlinde akıyor. Aynı kurgu tekniği, “Aziz Messi”, “Müsait Bir Yerde”, “Hayat Budur İşte” adlı öykülerde de var. Bu parça için aşağıdakilerden hangisi _söylenemez_?

    • A) Bir eleştiri yazısından alınmıştır.
    • B) Alıntıya yer verilmiştir.
    • C) Açıklayıcı anlatım ağır basmaktadır.
    • D) Okurun kanılarını değiştirme amacı vardır.
    • E) Örneklemeden yararlanılmıştır.

    Parça‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ bir kitabı ve öykü tekniğini değerlendirir; alıntı ve örneklerden yararlanır. Ancak okurun düşüncesini değiştirmeye çalışan tartışmacı bir tavır baskın değildir. Doğru cevap D seçeneğidir.

  23. 23. Aşağıdaki atasözlerinden hangisi birlikte verilen tutum ya da davranışla _uyuşmaz_?

    • A) Serçeden korkan darı ekmez.-Tehlikeyi göze alma
    • B) Yalnız taş duvar olmaz.-Birlik olma
    • C) Aş tuz ile, tuz oran ile.-Ölçülü olma
    • D) Dağ başından duman eksik olmaz.-Alçak gönüllü olma
    • E) Deve boynuz ararken kulaktan olmuş.-Elindekiyle yetinmeme

    B‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğindeki 'Dağ başından duman eksik olmaz' atasözü, toplumda büyük konumlara gelmiş, saygın kişilerin başından dert ve sorumlulukların eksik olmayacağını anlatır. Bu atasözünün 'alçak gönüllü olma' tutumuyla bir ilişkisi yoktur. Diğer atasözleri yanlarındaki açıklamalarla uyumludur. Doğru cevap D seçeneğidir.

  24. 24. Bazı pekiştirme sözcüklerinde m, p, r, s seslerinden sonra araya “a/e” ünlüsü girer. Aşağıdakilerin hangisinde bu yolla kurulmuş bir pekiştirme vardır?

    • A) Bugün rakibi karşısında bambaşka bir millî takım izliyoruz.
    • B) Karşımıza gepegenç biri çıkınca hepimiz çok şaşırdık.
    • C) Çocuklar bembeyaz gömlekleriyle tören alanına geldiler.
    • D) Şair, apansız çekip gitmelerden şikâyet etmiş bu dizelerde.
    • E) Arabamızla köyün dapdar sokaklarında ilerlemeye çalışıyorduk.

    Pekiştirmede‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ araya ek ünlü gelmesi “gepegenç” örneğinde görülür. Diğer seçeneklerdeki pekiştirmeler bu açıklamadaki ünlü türemesi yoluyla kurulmamıştır. Doğru cevap B seçeneğidir.

  25. 25. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “daha” sözcüğü diğerlerinden farklı türde belirteç olarak kullanılmıştır?

    • A) Bizimle daha konuşmadı ama konuşur mutlaka.
    • B) Şiiri hangisinin daha iyi okuduğuna karar veremedik.
    • C) Daha hazırlanmadı mı üç gün önce verdiğim siparişler?
    • D) Çocuk daha yazı yazmayı öğrenecek kadar büyümedi.
    • E) Daha eşyalarımı toplayacak fırsat bulamadım.

    A,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ C, D ve E seçeneklerinde “daha” zaman anlamı taşır. B seçeneğinde ise “iyi” sözcüğünün derecesini artırdığı için miktar/üstünlük belirtecidir. Doğru cevap B seçeneğidir.