menu
MemurOl
Türkçe Testleri

Genel Tekrar Testi - 81

Soru 1 / 25

“Güzel” kelimesi aşağıdakilerin hangisinde görme duyusuyla _algılanmayacak_ bir niteliği belirtmek için kullanılmıştır?

Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
  1. 1. “Güzel” kelimesi aşağıdakilerin hangisinde görme duyusuyla _algılanmayacak_ bir niteliği belirtmek için kullanılmıştır?

    • A) Güzel bir yemeğe hayır diyemem doğrusu.
    • B) Güzel bir elbise almışlardı ona doğum gününde.
    • C) Ben güzele güzel demem güzel benim olmayınca.
    • D) Bütün küçük çocuklar güzeldir.
    • E) Hayatında bu kadar güzel bir semt görmedim.

    A,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ B, C ve E seçeneklerindeki 'güzel' kelimeleri görsellikle ilgilidir (semt, çocuk, güzel insan, elbise). D seçeneğindeki 'güzel yemek' ise lezzet, tat ve koku duyularına hitap eden bir niteliktir ve görme duyusunun dışında algılanır. Doğru cevap A seçeneğidir.

  2. 2. Bir yazar için sözcükler her şeydir. (I) Sözcükleri çok seveceksin. (II) Sana bir türlü yetmeyecek onlar. (III) Adım adım iz süreceksin peşlerinde. (IV) Yitip gitmemeleri için. (V) Onları yitirdiğinde kendinden de ne çok şey yitirdiğini göreceksin. Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi kendinden önceki cümlenin bir ögesi durumundadır?

    • A) I.
    • B) II.
    • C) III.
    • D) IV.
    • E) V.

    IV‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ numaralı 'Yitip gitmemeleri için.' ifadesi, kendinden önceki III numaralı 'Adım adım iz süreceksin peşlerinde.' cümlesinin 'niçin' sorusuna yanıt veren bir zarf tümleci durumundadır. 'Yitip gitmemeleri için peşlerinde adım adım iz süreceksin' biçiminde birleştirilebilir. Bu nedenle IV. cümle kendinden önceki cümlenin bir ögesidir. Doğru cevap D seçeneğidir.

  3. 3. Katman katman beton yığınlarının arasında arkadaşım Osman kaldı. Aynı odada gurbetlik kaderimizi paylaşıyorduk. Okulumuzu bitirecek meslek sahibi olacaktık. Annesi babası onu aramaya geldiklerinde yüzlerine nasıl bakacak, ne diyeceğim şimdi!.. Onu enkazın altından çıkarmalıyım, beton kütleleri almalıyım üzerinden… Ah be Osman, ah be kirvem, keşke ölen ben olsaydım da sen kalsaydın be!.. Yukarıdaki paragrafta kaç adıl vardır?

    • A) 3
    • B) 1
    • C) 4
    • D) 2
    • E) 5

    Paragraftaki‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ adıllar (zamirler) şunlardır: 1) 'onu' (şahıs zamiri), 2) 'ne' (soru zamiri), 3) 'Onu' (şahıs zamiri), 4) 'ben' (şahıs zamiri), 5) 'sen' (şahıs zamiri). Toplam 5 zamir kullanımı vardır.

  4. 4. Ek eylem, fiilleri birleşik zamanlı yapar. Aşağıdaki dizelerin hangisinde buna örnek vardır?

    • A) Aysel git başımdan ben sana göre değilim Ölümüm birden olacak seziyorum
    • B) Seni bir yaşam boyu bitirmek değil de Sana hep, hep yeniden başlamak isterim
    • C) Anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi Ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği
    • D) Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
    • E) Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman Meydan savaşlarında korkular aşkı ağır yaralamasaydı eğer

    E‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde “yağmazdı” ve “yaralamasaydı” fiilleri ek eylem alarak birleşik zamanlı hâle gelmiştir. Bu nedenle aranan örnek E seçeneğindedir.

  5. 5. Aşağıdakilerin hangisinde hem tamlanan eki hem ismin -i durum ekini almış bir sözcük vardır?

    • A) Akşamları hep erken yatardı.
    • B) Nedense hava gittikçe kararıyor.
    • C) Konuşmasını beğendiniz mi çocuklar?
    • D) Şimdi dağlarında mor sümbül vardır.
    • E) Çocuğun mavi gözlerine hayran kaldı.

    'Konuşmasını'‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ sözcüğü 'konuşma-sı-n-ı' biçimindedir. Sözcükte hem tamlanan/iyelik eki (-sı) hem de belirtme durum eki (-ı) bulunmaktadır.

  6. 6. Ön yargı, bir yere kadar insanın kendini koruma içgüdüsüyle hareket etmesini sağlayan bir bakış açısı. Ama bir yere kadar… Yargılamaya geçen o ince çizgi, alışkanlıklar devreye girdiğinde insanı toplum dışına itmeye ne kadar da hazırdır. Az konuşuyorsa içe kapanık değil, küstah olmalı elbette; çok konuşuyorsa dışa açık değil, gereksiz samimi olabilir. Sakin ve yavaş görünüyorsa tembel olmalı, başka ne olabilir ki? Bu, nasıl baktığımızla ve neyi görmek istediğimizle doğru orantılı değil midir? Bir de başka açıdan bakalım, karşımızdakini istediğimiz kalıba sokma sevdamızı hatırlayalım. Evet, insanlar böyledir! Dile getireni de getirmeyeni de. Toplulukları oluşturan damarlar bunlar değil mi? Benzerlikler, aynı düşünceler, aynı bakış açıları, benzer tarzlar… Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?

    • A) Açıklama
    • B) Öyküleme
    • C) Tartışma
    • D) Betimleme
    • E) Tanımlama

    Parçada‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ ön yargı eleştirilmekte, okura sorular yöneltilerek bir düşünce savunulmaktadır. Bu nedenle tartışmacı anlatım ağır basar. Doğru cevap C seçeneğidir.

  7. 7. Tıp dünyasında saplantı-zorlantı bozukluğu olarak tanımlanan obsesif kompulsif bozukluk (OKB); bireyin zihnine hücum eden istemsiz düşüncelerin (obsesyon) yol açtığı yoğun gerginliği yatıştırmak için tekrarlayan fiziksel veya zihinsel eylemler (kompulsiyon) yapması durumudur. Kişinin günlük işlevselliğini ciddi biçimde aksatan bu rahatsızlıkta, mantıksız olduğu bilinse de kaygıyı azaltmak adına belli ritüeller durmaksızın yinelenir. Söz gelimi, virüs ve mikrop bulaşma endişesi taşıyan bir hastanın bu korkusunu bastırmak için ellerini günde onlarca kez yıkaması veya muslukların, evdeki prizlerin kapatılıp kapatılmadığını defalarca kontrol etmesi en yaygın belirtilerdendir. Temelleri erken yaşlarda atılabilen bu patolojik tablo, psikiyatri kliniklerinde tedavi gerektiren oldukça dirençli bir bozukluktur. Bu parçaya göre; I. Toplu taşıma araçlarındaki tutamaklara temas etmekten kaçınmak II. Evden çıkarken ocağın vanasını tekrar tekrar kontrol etmek III. Diğer insanlarla doğrudan fiziksel temastan uzak durmak davranışlarından hangileri OKB hastalığının belirtisi olabilir?

    • A) Yalnız I
    • B) Yalnız III
    • C) I ve III
    • D) II ve III
    • E) I, II ve III

    Metinde‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ OKB hastalarının kir/mikrop bulaşma korkusundan (obsesyon) dolayı ellerini yıkadıkları ve priz/musluk kapatıp kapatmadıklerini sürekli kontrol ettikleri (kompulsiyon) anlatılmıştır. Bu doğrultuda; tutamaklara dokunmamak (I) ve el sıkışmamak (III) mikrop bulaşma obsesyonunun, ocağı kontrol etmek (II) ise güvensizlik obsesyonunun tipik eylemsel belirtileridir. Dolayısıyla her üç davranış da OKB belirtisi olabilir. Doğru cevap E seçeneğidir.

  8. 8. Aşağıdaki dizelerin hangisinde yapım eki kullanılmamıştır?

    • A) Bu köpük denizi, bu renk ormanı Düşlerin böyle mi olur harmanı
    • B) Köpüren su, duran su Köpük köpük dizlerime vuran su
    • C) Böyle yalın hasret, böyle art arda Çırpınıyor ellerim aynalarda
    • D) Gözüm senden yoksun geçen yıllarda Bu mavi masmavi parıltılarda
    • E) Ey yola burcu burcu düşen dağ Düşlerimi yıllardır bölüşen dağ

    A‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğindeki dizelerde sözcükler çekim eki almış olsa da yapım ekiyle türetilmiş bir sözcük yoktur. Diğer seçeneklerde 'köpüren, çırpınıyor, yoksun, parıltı, bölüşen' gibi yapım eki almış sözcükler vardır.

  9. 9. Mandovi’nin metcezirle ortaya çıkan nehir yatağının parıltılı yüzeyinde çamur zıpzıpı denen canlılar duruyor. Bir Hint karabatağı, bereketli bir balık avının ardından kanatlarını açmış, güneş ışınlarını emercesine hareketsiz bekliyor. Benekli kanatlı yeşil bir çulluk, uzun gagasıyla yakalayabileceği avı ararken çamurda dikkatle dolaşıyor. Sıcak hava akıntılarına karışan avcı kuşları incelerken yarı saklanmış bir ishak kuşu yüksek bir daldan bana bakıyor. Ağaçtaki Malabar gri öküzburnu, güneşten rengi solmuş şapkamın modası geçmişliğiyle ötüşüyle alay ediyor. Güneş açık mavi gökyüzünde yükselirken ellerinde çantalar taşıyan çiftler görüyorum. Belki de Panjim’in ucundaki Miramar Plajı’nın yumuşak kumlarında bir gün geçirmeyi planlıyorlar. Akşamüstünün romantik havası muhteşem bir gün batımıyla tamamlanınca Goa kıyıları yeryüzünün en güzel yerlerinden birine dönüşüyor. Onların ters yönünde, Fontainhas Bölgesi’nin rengârenk cephelerine doğru ilerliyorum. Ev numaralarının ve sokak adlarının mavi-beyaz çiniler üzerine işlendiği dikkatimi çekiyor. Bu parçanın anlatımıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi _yanlıştır_?

    • A) Bütün duyu organlarıyla algılanabilecek ayrıntılar vardır.
    • B) Betimleyici ögeler ağır basmaktadır.
    • C) Doğa, devinim içinde verilmiştir.
    • D) Kişileştirme yapılmıştır.
    • E) Sözcüklerin çağrışım gücünden yararlanılmıştır.

    Parçada‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ görme ve işitme gibi duyulara seslenen ayrıntılar vardır; doğa hareket hâlinde betimlenmiş, kuşun alay etmesiyle kişileştirme yapılmıştır. Fakat bütün duyu organlarına ait ayrıntı yoktur; tatma duyusuna yönelik bir bilgi verilmez. Doğru cevap A seçeneğidir.

  10. 10. Ben her şeyden önce tüm insanların iyi niyet taşıdığına inanıyorum. Uluslararası düşmanlıkların halklar düzeyinde olmadığını, politik sürtüşmelerin halklara mal edilmemesi gerektiğini düşünüyorum. Unutmayın ki senede kişi başına 187 doların silah için harcandığı bir dünyada yaşamaktayız. Gezdikçe, gördükçe insanlar arasında dostluk köprüleri kuruluyor ve o zaman da insanları birbirine düşman eden ve silahlanmaya zorlayan politik zihniyetlerin anlamsızlığı ortaya çıkıyor. Bu parça aşağıdaki soruların hangisine cevap olarak söylenmiş olabilir?

    • A) Değişik ülkeler gezmenin insanlar arası ilişkileri olumlu yönde değiştirdiğine inanıyor musunuz?
    • B) Silahsızlanmayı sağlamanın sizce en etkili yolu nedir?
    • C) Uluslararası düşmanlıklar tarihsel nedenlere mi dayanıyor?
    • D) Gezdiğiniz yerlerdeki insanlar size karşı hoşgörülü davranıyor mu?
    • E) İnsanların büyük çoğunluğunun zor şartlar altında yaşaması daha çok politik mi?

    Yazar,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seyahat edip farklı coğrafyaları gördükçe insanlar arasında kardeşlik/dostluk köprülerinin kurulduğunu ve politik düşmanlıkların anlamsızlaştığını anlatmaktadır. Bu durum, seyahat etmenin insan ilişkilerini olumlu yönde etkileyeceğine dair bir soruya verilen cevaptır. Doğru cevap A seçeneğidir.

  11. 11. (I) Gizemli Maya istilasından önce Orta Amerika'nın en gelişmiş medeniyetlerinden biri olan Toltekler, 'gelişmiş mimarisi bulunmayan göçebe topluluk' algısını yıkacak gibi duruyor. (II) Zira Toltek tapınaklarındaki geometrik sembollerin sadece dekoratif amaçlı değil, aynı zamanda kozmolojik bir takvim sistemi olduğu yönündeki tezler gün geçtikçe güç kazanıyor. (III) Hatta bu sembolleri güneş sisteminin yörünge haritasını gösteren ilkel birer gök atlasına benzeten araştırmacılar da mevcut. (IV) Tapınak duvarındaki bu rölyefler, 1,2 metre yüksekliğinde olan ve üzerindeki 24 farklı motifin her birinin bir takımyıldızı, bir mevsim geçişini gösterdiği büyük taş bloklardan oluşuyor. (V) Bir arkeolog, kireç taşından yontulan bu kabartmaların oldukça karmaşık oyulma ve işlenme teknikleri barındırdığını, taşların her birinin farklı astronomik veriler taşıyor olabileceğini belirtiyor. Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde anlamca kesinlik söz konusudur?

    • A) I
    • B) II
    • C) III
    • D) IV
    • E) V

    IV‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ numaralı cümlede herhangi bir olasılık, tahmin veya 'gözüküyor', 'tahminler güçleniyor', 'olabilir' gibi şüphe uyandıran ifade yer almamakta; tapınak duvarındaki rölyeflerin fiziksel boyutları ve motif işlevleri tamamen kesin ve nesnel verilere dayalı olarak aktarılmaktadır. Doğru cevap D seçeneğidir.

  12. 12. Kazanılmış yenilgi hissi, bireyin geçmişteki başarısız denemeleri yüzünden gelecekteki olumsuz durumları değiştiremeyeceğine inanması ve aslında engeli aşma şansı olsa bile hiçbir çaba göstermemesidir. Bir araştırmada çekirgeler cam bir fanusun içine konularak üzeri kapatılır. Çekirgeler sıçrayıp kaçmaya çalışırlar fakat her defasında tavana çarpıp yere düşerler. Bir süre sonra fanusun kapağı açılsa da çekirgelerin sıçramalarına rağmen dışarı çıkmadıkları gözlenir. Çünkü onlar artık sadece eski kapak sınırına kadar sıçramaktadır. Yol açık olsa da o sınırı aşmayı denemezler bile. Cemil Meriç’in 'Ulu çınarlar fırtınalı diyarlarda yetişir.' vecizesi bu hususta bize kıymetli bir gerçeği fısıldar. Bir yaşamın içinde mücadele, zorluk, kayıp ve yenilgi yoksa o hayat potansiyeline ulaşamamış, zayıf kalmış bir hayattır. Bu parçada Cemil Meriç’in sözüne yer verilmesinin temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Saygın bir şahsiyetin sözünü tanık göstererek savunulan düşüncenin inandırıcılığını güçlendirmek
    • B) Anlatımı zenginleştirerek okurun zihnini belirli bir ana fikir üzerinde yoğunlaştırmak
    • C) Ortaya konan kuramsal yaklaşımı farklı felsefi bakış açılarıyla derinleştirmek
    • D) İnceleme konusu olan psikolojik durumu somut örnekler üzerinden açıklamak
    • E) Aynı konuyla ilgili zıt fikirler sunarak okuyucuya bir mukayese alanı açmak

    Yazar,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ öğrenilmiş çaresizlik ve zorlukların hayatın gelişimindeki katkısını anlatırken Cemil Meriç'in zor koşulların insanı geliştirdiğini belirten sözüne başvurmuştur. Bu durum, edebi alanda yaygın bir düşünceyi kanıtlama ve savunulan fikrin inandırıcılığını artırma yöntemi olan 'tanık gösterme' sanatıdır. Dolayısıyla doğru cevap A seçeneğidir.

  13. 13. Aşağıdaki dizelerin hangisinde cümlenin herhangi bir ögesi olmayan bir söz kullanılmıştır?

    • A) Şuraya ufak bir minder bırak yavaşça
    • B) Uzun yoldan geldim, yorgunum yol arkadaşım
    • C) Gerçeği ne sen anlat ne ben dinleyeyim
    • D) Yeşil perdeleri kapat sessizce
    • E) Otur yanıma konuş sakince

    B‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğindeki dizenin ikinci cümlesi olan 'yorgunum yol arkadaşım' yapısında 'yol arkadaşım' ifadesi bir seslenme/hitap sözüdür. Hitap ve ünlemler cümle dışı unsur (Cümle Dışı Eleman - CDE) olarak kabul edilir ve cümlenin herhangi bir ögesi sayılmaz. Doğru cevap B seçeneğidir.

  14. 14. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde sırasıyla "ne zaman", "nerede" ve "neyi" sorularının cevabı yer almaktadır?

    • A) Akşamleyin sahilde eski dostlarımı andım.
    • B) Güveni ve sevgiyi bu zorlu günlerde yitirmeyelim.
    • C) Bahar aylarında buralarda muhteşem bir manzara oluşur.
    • D) Şimdi onun hayallerini kimse tam olarak bilmiyor.
    • E) Kitap okumak insan zihnini her zaman canlı tutar.

    A‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğindeki 'andım' yüklemdir. Ne zaman andım? -> 'Akşamleyin' (Zarf Tümleci). Nerede andım? -> 'sahilde' (Yer Tamlayıcısı). Neyi andım? -> 'eski dostlarımı' (Belirtili Nesne). Soruların tamamının cevabı sırasıyla cümlede yer almaktadır. Doğru cevap A seçeneğidir.

  15. 15. (I) Eski kabile insanlarının duyu organlarının modern insana kıyasla çok daha keskin ve duyarlı olduğu varsayılır. (II) Ancak onların yön tayini, görme ve işitme yetenekleri biyolojik bir üstünlükten ziyade gündelik uğraşlarının bir sonucudur. (III) Çoğu yerlerin kendi doğal çevresini en ince ayrıntısına kadar ezbere bilmesi, uzun yılların getirdiği tecrübe ve pratiklikle açıklanabilir. (IV) Zira balta girmemiş sık ormanlarda yollarını kaybetmemek, onlar için hayatta kalmanın en temel gereğidir. (V) Öte yandan, kabile insanının günümüz insanından tamamen farklı bir etik anlayışa ve değerler sistemine sahip olduğu bilinmektedir. (VI) Bir kabile liderine 'Doğru ile yanlış arasındaki temel fark nedir?' diye sorulduğunda şu yanıtı vermiştir: 'Komşu kabilenin hayvanlarını ele geçirirsem bu doğrudur, onlar benimkileri alırsa bu yanlıştır.' Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?

    • A) II
    • B) III
    • C) IV
    • D) V
    • E) VI

    I,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ II, III ve IV. cümlelerde ilkel/kabile insanlarının duyu organlarının gelişmişliği, yön bulma becerileri ve çevrelerini tanıma pratikleri ele alınmıştır. V. cümleden itibaren ise konu tamamen yön değiştirmekte ve bu insanların ahlaki/etik algılarına, değerler sistemine geçilmektedir. Bu nedenle ikinci paragraf V. cümle ile başlamalıdır. Doğru cevap D seçeneğidir.

  16. 16. Aşağıdaki dizelerin hangisinde ünlem kullanılmamıştır?

    • A) Hâlâ doludur bahçeler en tatlı sesinle Bir gün, bir uzak hatıra özlersen o yazdan
    • B) Yürü behey Bulgar Dağı Senden yüce dağ olma mı?
    • C) Dönülmez akşamın ufkundayız, vakit çok geç Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç
    • D) Şu kopan fırtına Türk ordusudur ya Rabbi Senin uğrunda ölen ordu budur ya Rabbi
    • E) Gönlümle oturdum da hüzünlendim o yerde Sen nerdesin, ey sevgili, yaz günleri nerde

    A‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde ünlem ya da seslenme bildiren bir sözcük yoktur. Diğer seçeneklerde “behey, ey, ya Rabbi” gibi ünlem/seslenme kullanımları vardır. Doğru cevap A seçeneğidir.

  17. 17. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde eylemi gerçekleştiren kişi ya da varlık _belli değildir_?

    • A) Yıllar önce dikilen bu çınar ağaçları belediye ekiplerince budandı.
    • B) Sınav salonundaki sıralar sınavdan önce tek tek temizlendi.
    • C) Yaz tatilinde yeni çıkan kitapları okumayı planlıyorum.
    • D) Müzeyi gezerken rehberin anlattıklarını not aldık.
    • E) Herkes akşamki konferansa zamanında gelmelidir.

    B‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğindeki 'temizlendi' yüklemi edilgen çatılıdır. Eylemin kim tarafından yapıldığı (gerçek öznesi) belli değildir. 'Sınav salonundaki sıralar' ise sözde öznedir. A seçeneğinde 'belediye ekiplerince' ifadesiyle eylemi yapan örtülü olarak belirtilse de edilgen yapıdır ancak net bir şekilde yapanın hiç belirtilmediği durum B'dedir. Diğer seçeneklerdeki yüklemler ise etken çatılı olup eylemi yapan özneler ('ben', 'biz', 'herkes') bellidir. Doğru cevap B seçeneğidir.

  18. 18. - Aa! Bu kadar ısrar etmeyin, canım! - Yuh sana, gerçekten o parayı kabul etmedin mi? - Hey, kendinize gelin artık beyler! - Öff, şu güzel ormanı nasıl da kirletmişler! Bu cümlelerde kullanılan ünlemlerin kattığı anlamlar arasında aşağıdakilerden hangisi _yoktur_?

    • A) Sitem
    • B) Şaşkınlık
    • C) Uyarı
    • D) Yakınma
    • E) Bıkkınlık

    Cümlelerde‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ “Aa” şaşkınlık, “Yuh” yakınma/kınama, “Hey” uyarı, “Öff” bıkkınlık anlamı verir. Sitem anlamı belirgin değildir. Doğru cevap A seçeneğidir.

  19. 19. Birleşik sözcüğü oluşturan kelimelerden biri veya ikisi birleşme sırasında anlam değişmesine uğrarsa bu sözcükler bitişik yazılır. Aşağıdaki birleşik kelimelerden hangisi bu kurala _örnek gösterilemez_?

    • A) ustabaşı
    • B) ayşekadın
    • C) hanımeli
    • D) katırtırnağı
    • E) bülbülyuvası

    Katırtırnağı,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ ayşekadın, bülbülyuvası ve hanımeli anlam değişmesiyle bitişik yazılan birleşik kelimelerdir. “Ustabaşı” bu kurala örnek olmaz. Yeni sıralamada doğru cevap A seçeneğidir.

  20. 20. I. Gizlenmek istenen bir olayı, bir düşünceyi veya durumu elde olmayarak ortaya koymak, açıklamak II. Haksız olduğu anlaşıldığında verilecek her türlü cezaya razı olmak III. Bir işin en önemli yönü üzerinde durmak, dikkatleri o noktaya çekmek IV. Bir üstünlük gösterişi takınmak, bir durumundan dolayı büyüklük taslamak Yukarıda verilen açıklamalar aşağıdaki deyimlerden hangisiyle _ilişkilendirilemez_?

    • A) Çalım satmak
    • B) Can damarına basmak
    • C) Boynu kıldan ince olmak
    • D) Açık vermek
    • E) Boy göstermek

    Açıklamalarda;‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ I 'açık vermek', II 'boynu kıldan ince olmak', III 'can damarına basmak', IV 'çalım satmak' deyimlerini karşılamaktadır. E seçeneğindeki 'boy göstermek' (ortaya çıkmak, görünmek) deyiminin açıklaması yukarıda yer almamaktadır. Doğru cevap E seçeneğidir.

  21. 21. Gecenin sessizliğinde, uçsuz bucaksız çölün kum tepeleri arasında Küçük Prens'in nazik çiçeği parlıyordu. Bir gün, yeryüzüne inen küçük bir gezgin onun yanına sokulmak istedi. 'Tıpkı hayal ettiğim gibi narin bir çiçek.' diye düşünürken yapraklarındaki çiğ damlalarını gördü. Yakından baktığında, bu parıltıların su değil, çiçeğin yalnızlık gözyaşları olduğunu fark etti. Ona neden hüzünlü olduğunu sordu. O da: 'Gezegenimde yapayalnız yaşarken sevginin ne olduğunu pek bilmezdim. Çevremdeki yıldızlar bana o kadar uzaktı ki. Gezegenlerin hepsi bana eşsiz derlerdi. Şimdi ise sevilmeyi öğrendim ve beni buraya öyle tek başıma bıraktın ki çölün tüm ıssızlığını duyabiliyorum ve kalbim bir yaprak kadar narin olmasına rağmen üzülmekten kendimi alamıyorum.' diye fısıldadı. Bu parçanın anlatımında dilin hangi işlevinden yararlanılmıştır?

    • A) Alıcıyı harekete geçirme işlevinden
    • B) Heyecana bağlı işlevinden
    • C) Kanalı kontrol işlevinden
    • D) Göndergesel işlevinden
    • E) Sanatsal işlevinden

    Metinde‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ masalsı, betimleyici ve edebî bir kurgu (Küçük Prens ve narin çiçeği) üzerinden okura estetik bir anlatım sunulmaktadır. İletinin doğrudan sanatsal/edebî zevk uyandırmak ve çağrışım yaratmak amacıyla kurgusal bir olay örgüsüyle düzenlendiği bu tür durumlarda dil 'sanatsal (şiirsel)' işleviyle kullanılmıştır. Doğru cevap E seçeneğidir.

  22. 22. Londra ile ilgili karmaşık hislere sahiptim. Her nedense grilik hafızama kazınmış, neredeyse etrafı siyah beyaz göreceğim diye bir ön yargı içimi sarmalamıştı. Uçak akşam saatinde Londra’ya vardığında, havanın karanlık olmasıyla farkı pek anlayamayınca ön yargılarımı sabaha bırakmaya karar verdim. Otele doğru yol aldık ve üç günümüzü geçireceğimiz otelimize yerleştik. Sabah uyandığımda şaşırtıcı bir şekilde hava aydınlık ve güneşliydi, hafızamdaki romanların griliğinden ve hatta kasvetinden eser yoktu. Londra’nın güneşli yüzü, kaldığımız üç günün ikisinde bize eşlik etti. Gezmeye neresinden başlasam diye üzerinde günlerce düşünülmesi gereken çok yönlü bir şehir Londra. Avrupa’nın diğer başkentlerinden daha farklı, kendine özgü yanları daha fazla olan, kimlikli bir şehir... Farklı mimari dönemleri yansıtan yapılaşmasından tutun da metroları, otobüsleri, telefon kulübeleri, parkları, kalabalığına kadar... Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi _yoktur_?

    • A) Deyim
    • B) Örnekleme
    • C) Karşılaştırma
    • D) Sessel yinelemeler
    • E) Sayısal veriler

    Parçada‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ Londra, başka Avrupa başkentleriyle karşılaştırılır; örnekler ve deyimsel ifadeler kullanılır. Üç gün, iki gün gibi sayı geçse de istatistiksel bir sayısal veriden yararlanma yoktur. Doğru cevap E seçeneğidir.

  23. 23. (I) İnsanlık tarihi boyunca fazla kilolar, sağlığın ve refahın sembolü olarak görülegelmiştir. (II) Günümüzdeyse obezite, dünyanın en zengin ülkelerinde yaşayan insanların sağlıklarını tehdit eden bir hastalık olarak algılanıyor. (III) Şişmanlık kalıtımsal bir rahatsızlıktır. (IV) Bilhassa gelişmiş ülkelerde şişmanlığın görülme sıklığı sürekli artmaktadır. (V) Öyle ki obeziteye bir tür salgın hastalık gözüyle bakılıyor. (VI) Bu hastalığı tedavi etmeye aday sağlık merkezlerinin sayısı da artıyor. Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?

    • A) II.
    • B) III.
    • C) IV.
    • D) V.
    • E) VI.

    Parçada‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ genel olarak şişmanlığın/obezitenin tarihsel algısı, günümüzdeki yaygınlığı ve toplumsal/küresel bir sağlık tehdidi (salgın) haline gelmesi anlatılmaktadır. Ancak III numaralı cümlede aniden 'şişmanlığın genetik/kalıtımsal bir hastalık olduğu' şeklindeki tıbbi nedene geçilmiştir. Bu cümle parçanın akışını bozmaktadır. Doğru cevap B seçeneğidir.

  24. 24. Fiiller bazen kendi kip anlamı dışında kullanılarak başka bir zamanı ya da kipi karşılayabilir. Bu duruma kip kayması denir. Aşağıdakilerin hangisinde buna örnek vardır?

    • A) Müsaitseniz yarın siz de bizimle gelin.
    • B) Ilgaz Hükûmet Konağına gidip dilekçe vermelisiniz.
    • C) Bir ara beraber ders çalışalım mı?
    • D) Aklınıza eseni her yerde dile getirmeyin.
    • E) Araçlarınızı bu alana park etmeyiniz.

    A‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde “gelin” emir kipiyle çekimlenmiştir; ancak emirden çok rica/istek anlamı taşır. Bu nedenle kip kaymasına örnektir. Doğru cevap A seçeneğidir.

  25. 25. Ormancılık tarihini hep baltayı elinde tutan oduncular yazdı. Evlerin tavanlarını süsleyen meşe kerestelerinin altında gururla poz veren marangozların ve kerestecilerin emek ve başarı öyküleri yer aldı o kayıtlarda. Keşke bir de ağaçların yapraklarından yazılmış bir 'ormancılık tarihi' okuma şansımız olsaydı. O zaman tarihin nasıl tamamen farklı versiyonları, taban tabana zıt okumaları olabileceğini anlardık. Orada bu süreç muhtemelen yeşil bir katliam olarak tasvir edilir, kereste fabrikaları da 'yok ediş merkezleri' sayılırdı. Aşağıdaki cümlelerden hangisini bu parçanın yazarı _söylemiş olamaz_?

    • A) Tarih, sadece savaşı ve mücadeleyi kazanan tarafların kaleme aldığı tek taraflı bir anlatıdır.
    • B) Tarihsel gerçeklik dediğimiz olgu, olaylara hangi cepheden baktığımıza göre yeniden şekillenir.
    • C) Mağlup olanların çektikleri acıları, her zaman galip gelenlerin zafer çığlıkları örtmüştür.
    • D) Güç sahiplerinin kendi başarılarını meşrulaştırmak için kurguladıkları resmi masallara tarih denir.
    • E) Tarih, geçmişin birikimini bugüne taşıyarak geleceğimizi aydınlatan en güvenilir kılavuzdur.

    Metnin‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ yazarı tarihin objektif olmadığını, kazananların (baltayı tutanların/avcıların) gözünden tek yanlı yazıldığını ve bakış açısına göre gerçeklerin değiştiğini savunarak tarih yazımını eleştirmektedir. E seçeneğindeki tarihin 'en güvenilir kılavuz olduğu' yönündeki geleneksel ve övücü ifade yazarın bu eleştirel duruşuyla tamamen çelişmektedir. Doğru cevap E seçeneğidir.