menu
MemurOl
Türkçe Testleri

Genel Tekrar Testi - 85

Soru 1 / 25

Gençlerimizin ufkunu daraltan, yaratıcılığını körelten, edebî değeri olmayan, içi zırvalık dolu popüler bir anlayış gelişti. İsmini vermek istemediğim ama çok satanlar listelerinden düşmeyen yazarların hemen hepsi dâhil buna. Kimisi ‘‘Ben iyi yazarlara okuyucu yetiştiriyorum.’’ diye işin içinden çıkmaya çalışırken kimisi de hâlâ edebî eser yazdığını zannederek piyasa içinde varlığını sürdürüyor. Çünkü bu iş artık arz talep meselesine döndü. Oysaki bu zamana kadar toplumumuzun içinden yeni Nazım Hikmetler, Orhan Veliler, Hüseyin Rahmiler yetişmeliydi. Okuyuculardan rica ediyorum bu tip insanların kitaplarını alıp okumayarak tepkilerini göstersinler. Gerçek yazarlara sahip çıkıp onlara olan saygılarını göstersinler. Bu parçaya göre popüler eserlerin çok satmasının asıl nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
  1. 1. Gençlerimizin ufkunu daraltan, yaratıcılığını körelten, edebî değeri olmayan, içi zırvalık dolu popüler bir anlayış gelişti. İsmini vermek istemediğim ama çok satanlar listelerinden düşmeyen yazarların hemen hepsi dâhil buna. Kimisi ‘‘Ben iyi yazarlara okuyucu yetiştiriyorum.’’ diye işin içinden çıkmaya çalışırken kimisi de hâlâ edebî eser yazdığını zannederek piyasa içinde varlığını sürdürüyor. Çünkü bu iş artık arz talep meselesine döndü. Oysaki bu zamana kadar toplumumuzun içinden yeni Nazım Hikmetler, Orhan Veliler, Hüseyin Rahmiler yetişmeliydi. Okuyuculardan rica ediyorum bu tip insanların kitaplarını alıp okumayarak tepkilerini göstersinler. Gerçek yazarlara sahip çıkıp onlara olan saygılarını göstersinler. Bu parçaya göre popüler eserlerin çok satmasının asıl nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Gençlerin klasik eserlerin tadına bakmama ısrarı
    • B) Popüler eserlere olan ilginin bu eserlerin yaşamasına imkân sağlaması
    • C) Popüler yazarların edebî ürün ortaya koyduklarını zannetmesi
    • D) Yayınevlerinin satış kaygısıyla bu yayınlara ağırlık vermesi
    • E) Eleştirmenlerce popüler eserler hakkında hakkaniyetli bir değerlendirme yapılmaması

    Parçada‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ popüler eserlerin arz-talep ilişkisiyle varlığını sürdürdüğü, okur ilgisinin bu eserleri piyasada tuttuğu anlatılır. Bu nedenle asıl neden B seçeneğidir. Doğru cevap B seçeneğidir.

  2. 2. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “el” sözcüğü diğer sözcüklerle birleşerek bir deyim _oluşturmamıştır_?

    • A) Şüphelinin tüm banka hesaplarına el koydular.
    • B) El atmadığınız bir bu iş kalmıştı Servet Bey.
    • C) Şu çocuğun eline biraz harçlık verin de gitsin, dedi.
    • D) Oturup senin gibi bir insana el mi açacağız bundan sonra?
    • E) Bu dosyalara bir daha elini sürersen çok kızarım.

    A'da‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ 'el koymak', B'de 'elini sürmek', C'de 'el atmak' ve E'de 'el açmak' deyimleri kullanılmıştır. D seçeneğindeki 'eline vermek' (eline harçlık vermek) ise deyim anlamında değil, somut ve gerçek anlamıyla (fiziksel olarak eline para koymak) kullanılmıştır. Doğru cevap C seçeneğidir.

  3. 3. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “-a/-e” eki farklı bir görevde kullanılmıştır?

    • A) Gönderdikleri hiçbir füze hedefine varamamıştı.
    • B) Spor yaparken kolunda bir yara açıldı.
    • C) Yapılan toplantılara hep katıldı.
    • D) Kuşlar göle varmak için kanat çırptı.
    • E) Şair bu şiirini sonraki kitabına almış.

    A,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ C, D ve E seçeneklerinde '-a/-e' eki yönelme durum ekidir. B seçeneğindeki 'yara' sözcüğünde ise '-a' durum eki değil, sözcüğün kökünde yer alan sestir.

  4. 4. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “de”nin kullanımıyla ilgili bir _yanlışlık yapılmıştır_?

    • A) Hüzün dolu olduğu sözlerinden de rahatlıkla anlaşılıyordu.
    • B) İki şehir arası yolcu taşıyan minibüsler ayakta yolcu almıyordu.
    • C) Bu anlayış da bir insanın bize faydalı olacağını ummak hayalciliktir.
    • D) Bu kasabada balıkçılık da önemli bir geçim kaynağı hâline gelmiş.
    • E) Konuyu tam anlamasak da konu hakkında fikir sahibi olmuştuk.

    Cümlede‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ “Bu anlayış da...” biçimi anlam bakımından uygun değildir; burada bulunma eki olan “-de” gerekir: “Bu anlayışta...”. Yanlış kullanım C seçeneğindedir. Yeni sıralamada doğru cevap C seçeneğidir.

  5. 5. Geliştirilen yeni nesil yapay zeka motoru, şimdiden kitle iletişiminin sınırlarını yeniden çizmektedir. Bu sistem bireysel kullanıcılardan büyük şirketlere kadar geniş bir yelpazeye benzersiz imkanlar sunmaktadır. Bilgi paylaşımını kolaylaştırması, bunu coğrafi sınırlardan bağımsız hale getirmesi insanları cezbetmektedir. Bunun yanı sıra sohbet odaklı etkileşime izin vermesi, kişiye özel çözümler sunması, metin ve görsel üretebilmesi ve veri analiz edebilmesi de dikkat çekmektedir. Bütün bu nitelikleriyle geleceğin ana haberleşme aracı olması kaçınılmaz görünmektedir. Ancak faydalarının yanında bu sistemin birtakım eksiklikleri de mevcuttur. İnsansı tepkiler verebilse de empati kurma becerisinden yoksun olduğu için sağlıklı iletişim süreçlerini kusursuzca tamamlaması şimdilik pek mümkün görünmemektedir. Bu parçada yeni geliştirilen yapay zeka aracı ile ilgili aşağıdakilerin hangisine değinilmiştir?

    • A) Yapay zeka dünyasındaki şu ana kadar tasarlanmış en kusursuz model olduğuna
    • B) Mevcut kabiliyetlerine yakın gelecekte yepyeni fonksiyonlar ekleyeceğine
    • C) Sahip olduğu avantajların, empati eksikliği gibi sorunları önemsiz kıldığına
    • D) Kullanıcılarına karşılıklı sohbet ve etkileşim gerçekleştirme imkanı tanıdığına
    • E) Büyük organizasyonların veriye erişim yöntemlerini bütünüyle ortadan kaldırdığına

    Parçada‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ geçen 'sohbet tabanlı iletişime olanak sağlaması' ifadesi, bu yapay zeka aracının kullanıcılarına karşılıklı etkileşimde bulunma (sohbet etme) imkanı sunduğunu gösterir. Diğer seçenekler metinde yer almayan abartılı veya yanlış yorumlardır. Dolayısıyla doğru cevap D seçeneğidir.

  6. 6. Kemal Tahir, özellikle cumhuriyetin ilk dönemlerini ele aldığı tarihi romanlarında ve oyunlarında, köylü-ağa çatışmasına, devlet otoritesinin yerel yansımalarına, toplumsal düzensizliğe, eşkıyalık gerçeğine ve bireyin tüm bu karmaşa içinde yaşadığı çelişkilere odaklanır. Yazar, bu dönemde kaleme aldığı eserlerinde, suçluluk kavramını ve yasaları uygulayan idarecilerin meşruiyetini tartışmaya açar; yasalar tarafından suçlu/eşkıya ilan edilen halk kahramanlarının insani masumiyetini gözler önüne serer. Rahmet Yolları Kesti romanında, devlet otoritesiyle eşkıyalar arasındaki çatışma yansıtılırken aynı zamanda feodal yapıda köylülerin maruz kaldığı ekonomik şiddet ve onları suça iten koşullar ele alınır. Böylece hem yasal hem de ahlaki tanımlamalar etrafında suç olgusunun sosyolojik bağlamı sorgulanır. Devlet Ana romanında ise daha erken bir döneme gidilerek suçluluk kavramı daha kurucu bir çerçevede, toplumsal adalet ve töre ilişkileri odağında ele alınır. Bu parçaya göre Kemal Tahir'in eserlerinde suç olgusunu işlemesinin temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Geçmişte yaşanan toplumsal isyanların gelecekte tekrarlanmasını önlemek
    • B) Feodal düzende ezilen köylülerin haklarını siyasi bir söylemle savunmak
    • C) Devlet kurumlarının işleyişindeki aksaklıkların idari nedenlerini göstermek
    • D) Yasaları çiğneyen bireylerin her koşulda tamamen suçsuz olduğunu ispatlamak
    • E) Kanun koyucuların ve uygulayıcıların suç ve suçluya yönelik yaklaşımlarını sorgulamak

    Metinde‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ Kemal Tahir'in 'suçluluk kavramını ve yasaları uygulayanların meşruiyetini tartışmaya açtığı', 'yasalar tarafından suçlu ilan edilenlerin insani masumiyetini sergilediği' ve 'suç olgusunu sorguladığı' belirtilmiştir. Bu durum E seçeneğindeki kanun koyucu/uygulayıcıların yaklaşımlarını sorgulama ifadesiyle doğrudan örtüşmektedir. Doğru cevap E seçeneğidir.

  7. 7. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ünsüz türemesine örnek _yoktur_?

    • A) Yazar, yalnızlık hissini en samimi kelimelerle satırlara dökmüş.
    • B) Meselenin halli için mahallenin ileri gelenleri toplandı.
    • C) Bu sessiz kasaba, bir zamanlar turistler için cazibe merkeziydi.
    • D) Bir sözcüğün olumsuzunun, zıddı olmadığını bilmelisiniz.
    • E) Bir sırrını paylaşırsan artık onun esiri olursun.

    “Zıddı”,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ “halli”, “sırrını” ve “hissini” sözcüklerinde ünsüz türemesi görülür. “Sessiz” sözcüğü ise bu soruda aranan ünsüz türemesine örnek değildir. Doğru cevap C seçeneğidir.

  8. 8. “Geniş” sözcüğü aşağıdaki cümlelerin hangisinde ölçü ya da yer bildirmekten çok nitelik anlamı taşımaktadır?

    • A) Biraz daha geniş bir ev kiralasak daha rahat ederiz.
    • B) Yeni spor salonu için oldukça geniş bir arsa ayrılmış.
    • C) Pozisyonu daha geniş bir açıdan yeniden izlemek gerekir.
    • D) Bu kadar geniş bir mesire alanına ilk kez geliyorum.
    • E) Olaylara daha geniş bakmak insanın düşünce ufkunu açar.

    A,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ B, C ve D seçeneklerinde 'geniş' sözcüğü fiziksel alan, açı veya ölçüyle ilgilidir. E seçeneğinde ise düşüncenin kapsamlı ve dar olmayan biçimde ele alınması anlatılmıştır; bu nitel bir kullanımdır. Doğru cevap E seçeneğidir.

  9. 9. Aşağıdaki dizelerin hangisinde bağ-fiil, başka bir fiilimsiyi durum bakımından belirtmiştir?

    • A) Bu ıssız aşiyanlar bir zaman candan muazzezdi Bu damlar böyle baykuş seslerinden çın çın ötmezdi
    • B) Var mı beni içinizde tanıyan Yaşanmadan çözülmeyen sır benim
    • C) Saçlarımdan tutup, kor gözlerinle Yaşlı gözlerime dalıver gitsin
    • D) Tarif edilmez güllerin yankısı gözlerin Gözlerin kaç kişinin gözlerinde gezinir
    • E) Birdenbire tütmeye başladı duman topraktan Filiz birdenbire oldu, tomurcuk birdenbire

    B‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde “yaşanmadan” bağ-fiili, “çözülmeyen” sıfat-fiilini durum bakımından belirtir. Yani bağ-fiil başka bir fiilimsiyi nitelemiştir. Doğru cevap B seçeneğidir.

  10. 10. Ünlü yönetmen Ahmet Uluçay, Tavşanlı’nın küçücük bir köyünde gördüğü çocukluk düşlerini yıllar sonra dünyaya duyurmayı başardı. O tertemiz, sevgi dolu filmi “Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak”, kendisi gibi büyük nehirlere karışmak arzusuyla yanıp tutuşan köy çocuklarının hayallerini kucaklayıp dünyaya taşıyor şimdi. Uluçay, yazmaya ilk başladığım günlerden beri hiç görmeden, tanımadan sevdiğim dostlarımdan biridir benim. Dost olmak için birbirini görmeye gerek var mı? Yıllar var ki gerçekleştirdiğimiz işlerle, sımsıcak selamlar gidip gelir aramızda. Ben onun dünyasını bilirim, o benimkini. Belli ki hayallerimiz aynı sularda yüzüyor. Bu parçadan aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?

    • A) Sanatçılar, eserleri aracılığıyla iletişim kurabilirler.
    • B) Yazarlar, en çok kendi yazdıklarını beğenirler.
    • C) Sanatla uğraşanlar, birbirlerini eleştirmekten hiç hoşlanmazlar.
    • D) Yönetmenler ve yazarların dünyaya bakışları çoğu zaman birbirine benzer.
    • E) Kimi zaman dostluklar küçücük olaylardan çıkan kıvılcımlarla başlar.

    Parçada‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ yazar, yönetmen Ahmet Uluçay'ı hiç yüz yüze görmeden, sadece ürettikleri eserler ve gerçekleştirdikleri sanatsal çalışmalar aracılığıyla tanıdığını, anladığını ve onunla dost olduğunu belirtmiştir. Bu durum, sanatçıların eserleri vasıtasıyla birbirleriyle iletişim kurup bağ kurabildiklerini kanıtlar. Doğru cevap A seçeneğidir.

  11. 11. Düzeltme işareti, nispet ekinin belirtme durumu ve iyelik ekiyle karışmasını önlemek için kullanılır. Buna göre aşağıdakilerin hangisinde düzeltme işareti gereksiz ya da _yanlış kullanılmıştır_?

    • A) Bu dönemde, millî konulara ağırlık verildiğini görüyoruz.
    • B) Sanatçı, insanî yönden güçlü karakterler kurgulamayı başarıyor.
    • C) Tüm resmî ve özel okullara bu durumla ilgili yazı gönderilecekmiş.
    • D) Cahit Sıtkı, şiirlerinde genellikle ferdî konuları işlemiştir.
    • E) Romanları edebî yönden zayıf olsa da güçlü mesajlar iletiyor okura.

    “İnsani”‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ sözcüğünde nispet eki yoktur; burada düzeltme işareti kullanılmaz. “İnsanî” yazımı yanlıştır. Yeni sıralamada doğru cevap B seçeneğidir.

  12. 12. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yansıma sözcük _yoktur_?

    • A) Bütün heybetiyle aslan, demir kafesinde kükrüyordu.
    • B) Köpekler hırladıkça saklanacak yer arıyordu kediler.
    • C) Minik kuşların cik cikleri odamıza kadar ulaşıyordu.
    • D) Büyük bir patlama sesi duyunca yüreği ağzına geldi.
    • E) Dışarıdaki çayırda kuzuların melemesi işitiliyordu.

    B'de‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ 'hırlamak' (hır sesinden), C'de 'patlama' (pat sesinden), D'de 'cik cik' (cik sesinden) ve E'de 'meleme' (me sesinden) doğadaki seslerin taklidi olan yansıma sözcüklerdir. A seçeneğinde geçen 'kükremek' eylemi ise doğadaki bir sesin taklidi değildir, dolayısıyla yansıma bir sözcük sayılamaz. Doğru cevap A seçeneğidir.

  13. 13. Demokritos sofrasına gelen incirleri yerken bir bal kokusu almış ve hemen bir araştırmadır başlamış zihninde; o güne dek incirlerden almadığı bu koku nereden geliyor, diye. Merakını gidermek için kalkmış sofradan, incirlerin toplandığı alanı görmeye gitmek istemiş. Sofradan niçin kalktığını duyan hizmetçi kadın gülmüş: “Boşuna vakit kaybetmeyin.” demiş. “İncirleri bal çanağına koymuştum toplarken.” Demokritos’un canı sıkılmış bu araştırma olanağını kaçırdığı, bir merak konusu elinden alındığı için. Yukarıdaki parçaya göre Demokritos’un en belirgin kişiliği aşağıdakilerden hangisinde verilmiştir?

    • A) Özellikle bal, incir gibi tatlı yiyeceklere düşkündür.
    • B) Her şeye öfkelenen, sözden anlamaz bir ihtiyardır.
    • C) Araştırma merakı, öğrenme tutkusu olan biridir.
    • D) Kafasına koyduğunu gerçekleştirme peşindedir.
    • E) Merakı yüzünden başı sürekli derde giren biridir.

    Parçada‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ Demokritos'un sofradaki bir bal kokusunun peşine düşmesi, kaynağını bulmak için sofrayı terk etmesi ve kokunun sebebinin basit bir hizmetçi hatası olduğunu öğrenince araştırma merakının engellenmesinden ötürü canının sıkılması anlatılmıştır. Bu özellikleri onun en belirgin yönünün araştırma merakı ve öğrenme tutkusu olduğunu gösterir. Doğru cevap C seçeneğidir.

  14. 14. Aşağıdaki cümlelerde yer alan birleşik fiillerden hangisi oluşum bakımından diğerlerinden farklıdır?

    • A) İş bölümüyle zor işleri kısa sürede halledersiniz.
    • B) Burhan Bey’e ne kadar yalvarsak da bizi affetmedi.
    • C) Otuz yıldır çekmecemde sakladığım saat kaybolmuş.
    • D) Bu işin çok kolay olduğunu zannederseniz yanılırsınız.
    • E) Bu çiçeğin bakımını özenli bir şekilde yapmazsanız solabilir.

    “Solabilir”‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ yeterlik/olasılık anlamı taşıyan kurallı birleşik fiildir. Diğerleri yardımcı fiille ya da kaynaşmış yapıyla oluşmuştur. Bu nedenle farklı olan C seçeneğidir. Yeni sıralamada doğru cevap E seçeneğidir.

  15. 15. I. Eski kalıplarla çağdaş temaları işleyebileceğiniz gibi modern anlatım teknikleriyle de geçmişin değerlerini ele alabilirsiniz. II. Edebiyatta geçmişin birikiminden yararlanmamak, sanatçının özgün eserler üretmesini engeller. III. Yaratıcı bir yazar, klasik konuları aktarırken daima yeni anlatım yolları arayışında olmalıdır. IV. Alışılagelmiş tekniklerin modern fikirleri yansıtması kadar çağdaş yöntemlerin de geleneksel temaları yansıtması gayet olağandır. V. Klasik üsluplarla sadece eski meseleler aktarılırken modern üsluplarla yalnızca yeni dünyalar tasvir edilebilir. Yukarıdaki numaralanmış cümlelerden hangileri anlamca birbirine en yakındır?

    • A) I ve II
    • B) I ve IV
    • C) II ve IV
    • D) II ve V
    • E) III ve V

    I.‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ cümlede eski biçimlerle yeni konuların veya yeni biçimlerle eski konuların işlenebileceği dile getirilmiştir. IV. cümlede de geleneksel biçimin çağdaş düşünceleri, çağdaş biçimin de geleneksel düşünceleri ifade etmesinin doğal olduğu belirtilerek aynı görüş vurgulanmıştır. Dolayısıyla I ve IV numaralı cümleler anlamca birbirine en yakındır. Doğru cevap B seçeneğidir.

  16. 16. Aşağıdakilerin hangisinde verilen açıklama, ayraç içindeki atasözünün anlamını _içermemektedir_?

    • A) Elinde büyüttüğün kişi gün gelip sana nankörlük edebilir. (Besle kargayı, oysun gözünü.)
    • B) Elindekiyle yetinmeyip daha çoğunu arayan, elindekinden de olur. (Deve boynuz ararken kulaktan olmuş.)
    • C) İş işten geçtikten sonra verilen öğüdün değeri yoktur. (Araba devrilince yol gösteren çok olur.)
    • D) Yöneticisi, koruyucusu olmayan kişiyi ve topluluğu düşman ezer. (Çobansız koyunu kurt kapar.)
    • E) İnsan ne kadar yükselirse yükselsin bir yerde durur. (Ağacın meyvesi olunca başını aşağı salar.)

    A‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğindeki 'Ağacın meyvesi olunca başını aşağı salar' atasözü, bilgi ve erdem yönüyle olgunlaşan kişilerin daha alçakgönüllü (mütevazı) davranacağını ifade eder. Açıklamada verilen 'insanın yükselmesinin bir sınırının olması' düşüncesiyle bu atasözünün anlamı uyuşmamaktadır. Doğru cevap E seçeneğidir.

  17. 17. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde belirsizlik bildiren sözcük tür bakımından diğerlerinden _farklıdır_?

    • A) Bütün mesele kendimizi nasıl hikâye ettiğimizde düğümleniyor.
    • B) Zira bizi mutsuz eden şey olayların kendisi değil, bizim onlara verdiğimiz anlam.
    • C) Ben ona başka hayatlardan bahsetmek isterdim.
    • D) Bizi de içine alabilen bir hayat daha zengindir, tıpkı hayatı içimize aldığımızda bizim zenginleştiğimiz gibi.
    • E) Kimi insanlar hayat boyu bir yük taşıyorlar sırtlarında, onu yitirmeye kıyamıyor, denklerini çözüp yeniden bağlayarak ömrü tüketiyorlar.

    'Kimi‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ insanlar', 'bütün mesele', 'başka hayatlar' ve 'bir hayat' tamlamalarında geçen 'kimi', 'bütün', 'başka' ve 'bir' sözcükleri isimleri belirten belgisiz (belirsizlik bildiren) sıfatlardır. 'Zira bizi mutsuz eden şey...' cümlesinde yer alan 'şey' sözcüğü ise belgisiz zamirdir. Bu yönüyle tür bakımından sıfatlardan ayrılır.

  18. 18. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “çok kızıp öfkeli davranışlarda bulunmak” anlamında bir deyim kullanılmıştır?

    • A) İşler yolunda gitmeyince önüne gelene ateş püskürdü.
    • B) Neden bu kadar acelecisin, ateş almaya mı geldin?
    • C) Seni uyarmalıyım, yine ateşle oynuyorsun.
    • D) Ateşi çıkınca bir ilaç alıp yatağına yattı.
    • E) Topladığı çöpleri bir yere yığıp ateşe verdi.

    E‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde geçen 'ateş püskürmek' deyimi, bir kişinin aşırı derecede kızıp çok öfkeli ve sert sözler/tavırlar sergilemesi anlamına gelir. Diğer seçeneklerdeki 'ateşle oynamak', 'ateş almaya gelmek' gibi deyimlerin anlamları farklıdır. Doğru cevap A seçeneğidir.

  19. 19. Benim tablolarımın çok beğenilmesinin nedeni, bütün ressamların kullandığı renkleri benim çok iyi karıştırarak kendime özgü renkler oluşturmamdır. Resim sanatıyla ilgili olarak söylenen bu sözlerle, şiire ilişkin aşağıdaki yargılardan hangisi arasında bir paralellik vardır?

    • A) Şiirin güzelliği, sözcüklerin birbiriyle uyumunda saklıdır.
    • B) Şiirin başarısı, sıradan sözcüklere kendince yüklediği farklı anlamlarla ortaya çıkar.
    • C) Bir dilin anlatım zenginliği şiirlere yansır.
    • D) Şiirin dili, günlük dile yaklaştıkça şiir değer kazanır.
    • E) Dil, şiirin en önemli unsuru olduğundan şiirde sözcükler, gelişigüzel kullanılmamalıdır.

    Ressamın‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ herkesin kullandığı renkleri farklı biçimde karıştırarak özgünlük sağlaması, şairin sıradan sözcüklere kendince farklı anlamlar yüklemesine paraleldir.

  20. 20. Aşağıdaki atasözlerinden hangisinde zıt anlamlı sözcükler birlikte yer almıştır?

    • A) Dost ile ye, iç; alışveriş etme.
    • B) Az veren candan, çok veren maldan.
    • C) Bin bilsen de bir bilene danış.
    • D) İstediğini söyleyen, istemediğini işitir.
    • E) Danışan dağları aşmış, danışmayan yolu şaşmış.

    B‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde 'az' ve 'çok' sözcükleri karşıt anlamlıdır. Diğer seçeneklerde anlam ilişkisi bulunsa da bu kadar doğrudan bir zıtlık yoktur. Doğru cevap B seçeneğidir.

  21. 21. (I) Modern toplumlarda tür olarak tiyatrodan sonra sinema yaygınlaşmıştır. (II) Öyle ki çağdaş sanatın kollarından biride sinemadır. (III) Türk edebiyatında roman kendi gelişim çizgisini geç bulmuş ama hızla olgunlaşma fırsatı yakalamıştır. (IV) Bizde ise toplumsal koşulların olgunlaşması zaman aldığı için edebî türlerin gelişiminde gecikmeler yaşandığını görüyoruz. (V) Ancak belirli bir kültürel birikim seviyesine ulaşıldıktan sonra adımlar atılabilmiştir bu alanda. Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde “de(da)” bağlacının yazımıyla ilgili _yanlışlık yapılmıştır_?

    • A) I
    • B) II
    • C) III
    • D) IV
    • E) V

    II.‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ cümledeki 'kollarından biride' ifadesinde yer alan 'de' bağlaçtır ve kendinden önceki kelimeden ayrı yazılmalıdır ('biri de' şeklinde). Cümleye dâhil olan bağlacın kelimeye bitişik yazılması yazım yanlışına neden olmuştur. Doğru cevap B seçeneğidir.

  22. 22. Parkta oturup kuşların ve çocukların cıvıltılarını dinledi; paslanmış spor aletlerinin, salıncakların gıcırtılarına harikulade bir orkestrayı dinlermiş gibi zevkle ve dikkatle kulak verdi. Top oynayan çocukların ağız dalaşlarını, coşkulu naralarını hatta kaleci çocuğun, topu yakaladığı andaki sevincini duyabiliyordu. Bir kedinin korkusunu anlayabiliyor; kendinden emin yetişkinleri istikrarlı topuklarından, gençleri adımlarındaki heyecanlarından, bir çocuğu sekerek yürüyüşünden gözleri kapalı ayırt edebiliyordu. Yağmurlu bir geceden sonra yaprakları hışırdatarak sürünen salyangozlara bile kulak vermeye karar vermişti. Her kelimenin kendine has ritmini hayal ediyor, bu ritimleri parmaklarıyla avuçlarına dokunarak “mors alfabesi” gibi ya da “aruz vezninin ahengi” gibi işliyordu. Bu parçanın anlatımı için aşağıdakilerden hangisi _söylenemez_?

    • A) Varlıklar devinim hâlinde verilmiştir.
    • B) Öyküleyici anlatımdan yararlanılmıştır.
    • C) İşitme ve görme duyularıyla algılanabilecek ayrıntılar vardır.
    • D) Cümlelere kişisel yorum ve duygu katılmıştır.
    • E) Kişileştirmeye yer verilmiştir.

    Parçada‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ kişi parkta dolaşır gibi aktarılmış, varlıklar hareket hâlinde verilmiş, işitme ve görme duyularına ait ayrıntılar kullanılmıştır. Kişisel yorum da vardır. Ancak belirgin bir kişileştirme yoktur. Doğru cevap E seçeneğidir.

  23. 23. Edebiyat gibi kültür ve dil de bir ulusun tarihi ile yakından ilişkilidir. Bundan ötürü onları tarihsel süreç içinde değerlendirmeyenler bunun anlam ve önemini kavrayamazlar. Türkiye’de birtakım aydınların dil konusunda yanılmalarının temel sebebi budur. Yukarıdaki parçaya göre yazarın vurguladığı kavramlar nelerdir?

    • A) Edebiyat, tarih, kültür ve dil
    • B) Kültür, dil, aydınlar
    • C) Dilin anlamı, tarihi olaylar
    • D) Edebi eserlerle kültür unsurları
    • E) Ulusal tarih, millet ve dil

    Parçada,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ edebiyat, kültür ve dil unsurlarının bir milletin tarihiyle yakından ilişkili olduğu belirtilmiş ve bunları tarihsel çerçeveden bağımsız düşünen aydınların hataya düştüğü söylenmiştir. Dolayısıyla yazarın üzerinde durup birbiriyle ilişkilendirdiği temel kavramlar edebiyat, tarih, kültür ve dildir. Doğru cevap A seçeneğidir.

  24. 24. Edebiyatımızın ve sinemamızın klasiklerinden olan 1975 yapımı Bizim Aile, onurlu bir hayat mücadelesini beyaz perdeye taşır. Paylaşmanın, sevginin ve zorluklar karşısında tek yürek olabilmenin yüceliğini gösterir. Filmde Yaşar Usta; emeğiyle geçinen, dik duruşlu bir baba karakteridir. Melek Hanım ise evlatlarını merhametle kucaklayan, bilge bir annedir. Çocuklar başlangıçta sorumlulukların tam bilincinde olmasalar da anne babalarına duydukları sarsılmaz inanç sayesinde olgunlaşırlar. Dayanışmayı, zor günlerde kenetlenmeyi yaşayarak öğrenirler. Bu değişim karşısında tatlı bir şaşkınlık yaşayan Yaşar Usta'ya, eşinin 'Büyüdüler Yaşar Bey, büyüdüler.' cevabı, ailenin birleştirici gücünü simgeler. Bu parçadan söz edilen filmle ilgili olarak aşağıdaki yargıların hangisine _ulaşılabilir_?

    • A) Toplumsal hafızadaki yerini korumasının nedeni, bireylere ahlaki didaktizm sunmasıdır.
    • B) Türk toplumunun tarihsel süreç içinde geçirdiği sosyolojik dönüşümleri konu edinmiştir.
    • C) Temel izleği; aile olabilmenin, bir arada durmanın ve zorluklara karşı birlikte göğüs germenin değeridir.
    • D) Kuşaklar arasındaki iletişim engellerinin aile düzenini nasıl etkilediği sergilenmiştir.
    • E) Yapıtın ana çatışma noktası sınıfsal ve kültürel ayrımların yarattığı gerilimlerdir.

    Metinde‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ Bizim Aile filminin onurlu bir hayatı, sevginin gücünü, fedakarlığı ve dayanışmayı işlediği, çocukların bu süreçte birliktelik ruhuyla büyüdükleri anlatılmıştır. Buradan hareketle filmin ana temasının 'aile olmanın, bir arada durmanın ve zorluklara birlikte göğüs germenin önemi' olduğu çıkarılır. Doğru cevap C seçeneğidir.

  25. 25. İnsan, doğası gereği olduğundan farklı bir çehreyle görünmeye meyillidir. Psikolog Jung, insan ruhunun tutarsızlıklarla dolu olduğunu lakin toplumsal bir rol oynarken tutarlı görünmek zorunda kaldığını belirtir. Bu aşamada 'persona' yani maske devreye girer. Özellikle dijital dünyada birey, kaçınılmaz olarak kendine yapay bir kimlik inşa eder. Bu, kişisini kendi özgürlüğünden yoksun kılan ve kolayca stilize edilen bir başka benliktir. Olduğundan daha akıllı veya daha alımlı görünmeye çalışan bu dijital maskeyi üretmek için de çoğunlukla klişelerin güvenli limanına sığınılır. Çünkü klişeler kolaydır; temelinde derin bir düşünce değil, alışkanlıklar yatar. Bu parçada eleştirilen asıl davranış aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Dijital araçların sunduğu imkanları toplumsal fayda doğrultusunda kullanmaktan kaçınma
    • B) Kendi yalnızlığını gizlemek adına sürekli sanal dünyadaki paylaşımlara sığınma
    • C) Kendini olduğundan farklı gösteren sahte benlikler üreterek düşünsel derinlikten ve özgünlükten kaçınma
    • D) Bireysel gelişimini tamamlamadan toplumsal roller üstlenmeye çalışarak çatışma yaşama
    • E) Geleneksel ahlaki değerleri önemsemeyip modern yaşamın getirdiği yabancılaşmayı kabullenme

    Metinde‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ insanların sanal ortamlarda (sosyal medyada) maskeler (persona) takarak kendilerini olduğundan daha akıllı, daha zeki veya güzel göstermeye çalıştıkları, bu sahte benlikleri üretirken de kolaycılığa kaçıp klişelere sığındıkları ve düşünmekten kaçındıkları eleştirilmektedir. Bu durum C seçeneğinde tam olarak ifade edilmiştir. Dolayısıyla doğru cevap C seçeneğidir.