Genel Tekrar Testi - 90
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “araya girmek” deyimi, diğerlerinden farklı bir anlamda kullanılmıştır?
Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “araya girmek” deyimi, diğerlerinden farklı bir anlamda kullanılmıştır?
- A) Bu tartışma araya girmeseydi sizinle konuyu görüşecektik.
- B) Bu dosyalar araya girince senin iş biraz gecikti.
- C) İki eski dost, onun araya girmesiyle sonunda barıştı. ✓
- D) Bayram araya girerse tatil üç gün daha uzar.
- E) Filmin en heyecanlı yerinde reklam araya girdi.
B, C, D ve E seçeneklerinde 'araya girmek' deyimi bir engelin ortaya çıkması, işin kesintiye uğraması veya bölünmesi anlamında kullanılmıştır. A seçeneğinde ise iki tarafı uzlaştırmak, arabuluculuk yapmak amacıyla iki kişinin arasına girmek (olumlu anlamda müdahil olmak) anlamındadır. Doğru cevap C seçeneğidir.
2. Titiz bir hazırlığın ardından gelen ve ilmî (I) bir nitelik taşıyan araştırma raporu sonrasında, veriler konusunda bazı hatalar yapabiliyoruz. Özellikle de sunumuyla dâhi (II) yeterince etkileyici olan tablolar ve rengârenk (III) grafiklere karşı koymak imkânsız (IV) görünebilir. Ancak sunumda ciddi bir hata yapmamak ve uzun vâdede (V) güvenilirlik sorunu yaşamamak için dikkat etmeniz gereken noktalar var. Bu parçadaki numaralanmış sözcüklerin hangilerinde düzeltme işareti yanlış kullanılmıştır?
- A) I ve II
- B) I ve III
- C) II ve V ✓
- D) III ve IV
- E) IV ve V
II numaralı 'dâhi' sözcüğü 'bile/dahi' bağlacı anlamında kullanıldığı için düzeltme işareti almamalı, 'dahi' şeklinde yazılmalıdır (dâhi, üstün zekalı demektir). V numaralı 'vâdede' sözcüğünün kökü olan 'vade' kelimesinde düzeltme işareti kullanılmaz, 'vadede' olmalıdır. Dolayısıyla II ve V'de düzeltme işareti yanlış kullanılmıştır. Doğru cevap C seçeneğidir.
3. Piyano müzik aletidir diye, önüne oturup ellerini üstüne koyan her insanın onu çalacağını düşünmek delilik olur. İnsan dili de piyanoya benzer. Yumruklamaya kalktınız mı dikkate değer hiçbir ses çıkartamazsınız. Gerçekten de öyle; öfkelendiğim, sabırsızlık içinde kıvrandığım, hayretler içinde kaldığım zaman söylediğim sözlerin benim için hiçbir değeri _yoktur_. Aşağıdakilerden hangisi bu parçada yazarın söylediği sözlerin anlam kazanmadığı durumlardan biri _değildir_?
- A) Duygulara hâkim olunamadığı zamanlar
- B) Piyano çalmaya başlandığı zamanlar ✓
- C) Sabırsızlık gösterilen zamanlar
- D) Hayretler içinde kalındığı zamanlar
- E) Öfkelenilen zamanlar
Yazar, dili piyanoya benzeterek kontrolsüz kullanıldığında anlamsızlaştığını söylemiş; kendi özelinde ise 'kızdığı (öfke - E)', 'sabırsızlık duyduğu (C)', 'hayret ettiği (D)' anlarda ve genel olarak 'duygularına hakim olamadığı durumlarda (A)' sözlerin bir anlamı olmadığını belirtmiştir. Ancak 'piyano çalmaya başlandığı zamanlar' yazarın sözlerinin anlamsızlaştığı durumlardan biri değildir, piyano sadece benzetme amacıyla kullanılmıştır. Doğru cevap B seçeneğidir.
4. Gazeteci: Beğenerek okuduğunuz modern, serbest bir şiiri inceleyip 'Ölçü yok, kafiye yok, nazım biçimi yok; burada şiir adına hiçbir şey göremiyorum' diyen genç bir okura, 'Siz şiir bahçesinde boşuna dolaşmayın!' diyerek tepki göstermenizin nedeni neydi? Şair: Çünkü o genç dostumuz, şiir bahçesinin çizilmiş sınırlarının, belirlenmiş karıklarının dışında kendi kendine yetişen o eşsiz, özgür çiçekleri fark edemiyor da ondan. Gazeteci: Peki, sizce gelecekte iyi bir şair olma potansiyeline sahip biri okurun sorması gereken asıl soru ne olmalıdır? Şair: 'Burada ölçü var, kafiye var, kusursuz bir nazım biçimi var lakin şiirin kendisi nerede?' sorusunu sorabilen bir şiirseverin, o bahçede yepyeni ve benzersiz çiçekler yetiştirebileceğine tüm kalbimle inanıyorum. Aşağıdakilerden hangisinin bu diyalogdaki şairin sanat anlayışıyla örtüştüğü söylenebilir?
- A) Sanatçı, geleneğin gücüne boyun eğmediği müddetçe usta şairlerin ulaştığı noktaya varamaz.
- B) Özgün sanat, alışılagelmiş sanatsal biçimlere uymanın gerçek bir sanat eseri için yeterli olmadığını bilmekle başlar.
- C) Sanatın amacı, sanat eserinin muhatabının duygu ve düşüncelerinde kalıcı etkiler yaratmaktır. ✓
- D) Sanatta yaratıcılık, mevcut kurallarla yapılan sanat binasını yıkmak değil, onun duvarına yeni bir taş eklemektir.
- E) Gerçek sanatçı; sanatsal kurallardan korkmayan, onları en ince ayrıntılarına kadar öğrenen ve uygulayan kişidir.
Diyalogdaki şair, geleneksel ölçü ve kafiye kurallarına birebir uymanın şiir yazmak için yetmeyeceğini, gerçek şiirsel yaratıcılığın ve özgünlüğün kalıpları aşarak kendi sesini bulmakta yattığını savunmaktadır. Bu durum B seçeneğinde verilen 'Alışılagelmiş biçimsel kurallara uymanın gerçek bir sanat eseri üretmek için tek başına yeterli olmadığını bilmenin özgünlüğü başlattığı' teziyle birebir örtüşür. Doğru cevap C seçeneğidir.
5. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de özellikle sanayileşmiş büyük şehirlerde karşılaşılan en ciddi çevre sorunlarının başında 'hava kirliliği' gelmektedir. Hava kirliliği, günümüzde insan sağlığını tehdit eden kritik eşikleri aşmış durumdadır. Türkiye'de kirliliğin ulaştığı boyutlar bilimsel verilerle de gözler önüne serilmektedir. Büyükşehirlerin hava kalitesi indekslerine göre, kış aylarında partikül madde oranları sınır değerlerin üç katına kadar çıkmaktadır. Bu parçada dil hangi işlevde kullanılmıştır?
- A) Sanatsal işlevde
- B) Göndergesel işlevde ✓
- C) Kanalı kontrol işlevinde
- D) Heyecana bağlı işlevde
- E) Alıcıyı harekete geçirme işlevinde
Metin tamamen nesnel, bilimsel ve gözlemlenebilir bilgileri (hava kalitesi indeksleri, partikül oranları vb.) aktarmak amacıyla yazılmıştır. Dilin bilgi verme, bir konuyu açıklama ve nesnel gerçeklikleri bildirme rolü 'göndergesel işlev' olarak adlandırılır. Doğru cevap B seçeneğidir.
6. Beylerbeyi İskelesi’ndeki yolcular gibi geminin süvarisi de farklı. Kaptan köşkünden meydanı izliyor. Koşarak gelenleri görürse vapuru ağırdan kaldırıyor. Çımacı, iskeleyi hemen çekmiyor. Kaptan, arkasında üzgün yolcu bırakmıyor. Büyük iskelelerde hoparlörden duyulan 'Turnikeler Tamam' anonsu veya bir düdük sesiyle kapanan kapılardan, siz vapuru kaçırmanın telaşı içindeyken suratınıza bile bakmayan, baksa bile sizi görmeyen, sırtını dönüp giden iskele görevlisinden sonra gördüklerinize inanmanız ve alışmanız güç oluyor. Belki de çoğumuza önemsiz bir detay gibi gelebilecek bu ortam, kentle ve çevrenizle ilişkilerinizde önemli bir boyut kazanıyor. Bu parçada iskeleyle ilgili aşağıdakilerden hangisi anlatılmak istenmiştir?
- A) Gemilerde hoşgörülü kişilerin çalıştırılması gerektiği
- B) Görevlilerin yolculara çok kötü davrandığı
- C) Yolcularıyla, çalışanlarıyla büyük iskelelerden farklı olduğu ✓
- D) Yolcuların önemsiz ayrıntıları büyütmemeleri gerektiği
- E) Küçük iskelelerde yolcuların birbirine daha saygılı olduğu
Parçada, Beylerbeyi İskelesi'ndeki yardımlaşma ve hoşgörülü, insani yaklaşım; büyük iskelelerdeki aceleci, ilgisiz ve mekanik düzenle kıyaslanmıştır. Bu kıyaslama üzerinden Beylerbeyi İskelesi'nin hem yolcuları hem de çalışanlarıyla büyük iskelelerden ne kadar farklı olduğu anlatılmak istenmiştir. Doğru cevap C seçeneğidir.
7. Stendhal, romanı cadde üzerinde gezdirilen bir aynaya benzetmiştir. Ona göre roman hayatta ne varsa bunları konu edinmeliydi. Çağdaş romancılar da Stendhal gibi, eserlerinde çoğunlukla yaşamı yansıtmayı amaç edinmişlerdir. Böyle olunca hayatta ne varsa … Hatta bir romanın estetik değeri, yansıttığı bu yaşamın zenginliği ile ölçülür olmuştur. Bu parçaya göre boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisinin getirilmesi uygun _değildir_?
- A) romanlarda da bunlar işlenmiştir.
- B) bütün bunlara romanlarda rastlayabilmekteyiz.
- C) eserlerinde bunları yansıtmaya çalışmışlardır.
- D) hepsi roman aynasında yansıtılmak istenmiştir.
- E) romanlarda gereksizce kullanılmıştır. ✓
Parçada romanın yaşamı yansıtan bir ayna olduğu ve hayatta ne varsa romanda da bulunması gerektiği olumlu bir bakış açısıyla savunulmuştur. Noktalı yere getirilecek ifadeler bu gerçeklik fikrini desteklemelidir. E seçeneğindeki 'romanlarda gereksizce kullanılmıştır' ifadesi, paragrafın savunduğu 'romanın yaşamın zenginliğini yansıtması' düşüncesiyle tamamen ters düşmektedir. Doğru cevap E seçeneğidir.
8. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir deyim kullanılmıştır?
- A) İki ayrı şirkete de kayıtlı olmak onun işine geliyordu. ✓
- B) Bu zavallı insanlar; denizle, fırtınayla, gemilerle uğraşıyorlardı.
- C) Sert bir gündoğusu rüzgarı limandaki suları dalgalandırıyordu.
- D) Yaşlı bir manavdan ilginç bir hikaye dinlemiştim.
- E) Akşam yemeğinde seni bekliyoruz, sen burada oturuyorsun.
E seçeneğinde geçen 'işine gelmek' ifadesi, bir durumun kendi çıkarlarına veya isteklerine uygun düşmesi anlamına gelen kalıplaşmış bir deyimdir. Doğru cevap A seçeneğidir.
9. Eşsiz bir tabiatı sarmalayan masmavi deniz… Yeşilin en tatlı tonlarını barındıran uçsuz bucaksız zeytin ağaçları… Adını bu ağaçlardan alan Zeytinliada selam duruyor bizlere. Daha o andan anlaşılıyor dönüşün hüzünlü olacağı. Mis kokan meyve bahçeleri, geniş sahilleri ve ılık rüzgarlarıyla adeta bir tabloyu andırıyor. Kimilerinin “çocukluğumun Bodrum’u” diye adlandırdıkları bu belde şimdilerde yeniden eski popülerliğini kazanıyor. Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi _söylenemez_?
- A) Eksiltili cümleler kullanılmıştır.
- B) Söz sanatlarına yer verilmiştir.
- C) Bir manzara karşısındaki duygulanmalar dile getirilmiştir.
- D) Nitelik bildiren sözcükler kullanılmıştır.
- E) Birinci kişili anlatımla oluşturulmuştur. ✓
Parçada nesnel ve gözleme dayalı bir tasvir yapılmış, anlatım üçüncü kişi ağzından ('andırıyor', 'kazanıyor') gerçekleştirilmiştir. Parçada 'bizlere' ifadesi geçse de metnin anlatım türü birinci kişili anlatım (otobiyografik/ben anlatımı) değildir. Eksiltili cümleler ('masmavi deniz...'), nitelik belirten kelimeler, kişileştirme sanatı ('Zeytinliada selam duruyor') ve manzara karşısındaki duygular mevcuttur. Doğru cevap E seçeneğidir.
10. I. Tarih içinde asırlarca işlene işlene bu görünümü kazanan kültür gelişir, olgunlaşır. II. Kültür, bir ulusun tarih boyunca meydana getirdiği eserlerle somut bir görünüm kazanır. III. Dil, edebiyat, müzik, mimari ve sosyal hayatta bu gelişmeleri rahatlıkla gözlemleyebiliriz. Yukarıda numaralanmış cümleler, aşağıdakilerden hangisinde bir anlam akışı ve bütünlüğü oluşturacak biçimde sıralanmıştır?
- A) I.-II.-III.
- B) I.-III.-II.
- C) III.-I.-II.
- D) II.-I.-III. ✓
- E) II.-III.-I.
II numaralı cümle kültürün nasıl somut bir görünüm kazandığını belirterek genel bir giriş yapmaktadır. Ardından I numaralı cümle bu görünümü kazanan kültürün tarihsel süreçte nasıl olgunlaştığını açıklayarak konuyu sürdürmektedir. Son olarak III numaralı cümle bu tarihsel gelişmeleri nerelerde (dil, edebiyat, müzik vb.) görebileceğimizi somutlaştırarak sıralamayı tamamlar. Sıralama II-I-III şeklinde olmalıdır. Doğru cevap D seçeneğidir.
11. Londra Üniversitesi bünyesinde gerçekleştirilen kapsamlı bir araştırmada, günde 6 saatten az uyuyan bireylerde kalp yetmezliği riskinin aynı yaş grubundaki düzenli uyuyan kişilere kıyasla 2 buçuk kat daha yüksek olduğu saptandı. Sağlık Bakanlığı desteğiyle yürütülen çalışma kapsamında, son 20 yılda uyku bozukluğu yaşayan 5 bin kişi ile herhangi bir uyku sorunu bulunmayan 15 bin kişinin sağlık verileri karşılaştırmalı olarak incelendi. Araştırma heyetinden Dr. Arthur Vance; uykusuzluk çekenlerde kalp hastalıklarından ölüm oranının belirgin derecede arttığını, aynı zamanda bu kişilerde yüksek tansiyon görülme riskinin 4, damar tıkanıklığının ise yaklaşık 3 kat fazla olduğunu tespit ettiklerini açıkladı. Bu parçada sözü edilen araştırmanın temel amacı aşağıdakilerden hangisi sırasıyla getirilmelidir?
- A) Yetersiz uyku uyumak ile kalp rahatsızlıklarına yakalanma riski arasındaki bağlantıyı ortaya koymak ✓
- B) Kronik uykusuzluk yaşayan hastaların tedavi süreçlerini hızlandırmak
- C) Kalp hastalıklarının diğer organ fonksiyonları üzerindeki etkilerini belirlemek
- D) İnsanları daha sağlıklı beslenmeleri konusunda uyararak bilinçlendirmek
- E) Geçmiş yıllardaki kalp hastaları ile günümüzdeki hastaların uyku sürelerini mukayese etmek
Parçada, uyku süresinin yetersiz olması (günde 6 saatten az uyuma) ile kalp hastalıklarına yakalanma riski arasındaki doğrudan istatistiksel ilişkiyi saptayan bir araştırma ve bulguları anlatılmıştır. Dolayısıyla araştırmanın amacı A seçeneğinde verilmiştir. Doğru cevap A seçeneğidir.
12. “Ressam olmak istiyorum.” cümlesi, çocukluğumda bana her sorulduğunda verdiğim değişmez cevaptı. İşin aslı, sadece resim yapmakla gerçek bir sanatçı olmak arasındaki derin farkı o yaşlarda bile sezebiliyordum. Aradan uzun yıllar geçtikten sonra, sanatsal bir amaç uğruna ömrünü feda eden gerçek bir ressam ile boş zamanlarını değerlendiren meraklı bir amatör arasındaki estetik farkın, sanat kurumları tarafından tanımlanması ihtiyacının doğduğu bir dönemdeyiz artık. Güzel Sanatlar Akademisi kime 'sanatçı' denebileceğine dair bazı objektif kriterler belirledi ve gelecekteki estetik yönelimler ışığında bunları güncelleyeceğini düşünüyorum. Her ne kadar günümüzde amatör resmin ulaştığı en popüler nokta, aslında sadece teknik beceri olarak kabul edilen bir düzeyse de bu sınırın yakında aşılacağı ve yeni yüzyılın sanat dünyasında gerçek yaratıcılığın asıl belirleyici kriter olacağı bence muhakkak. Bu parçanın anlatımıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi _söylenemez_?
- A) Tanımlamaya yer verilmiştir.
- B) Benzetme yapılmıştır. ✓
- C) Birinci kişili anlatım kullanılmıştır.
- D) Karşılaştırmadan yararlanılmıştır.
- E) Tahminlere ve saptamalara yer verilmiştir.
Metinde birinci kişili anlatım ('cevaptı, sezebiliyordum'), karşılaştırma ('gerçek bir ressam ile meraklı bir amatör arasındaki fark'), saptamalar ('kriterler belirledi') ve tahminler yer almaktadır. Ayrıca 'sanatçı' kavramına yönelik tanımlama yapılmıştır. Ancak metinde benzetme sanatından yararlanılmamıştır. Doğru cevap B seçeneğidir.
13. (I) Melankoli kavramı Yunanca 'melankholia' kelimesinden türetilmiştir. (II) Antik çağlarda bu ifade kara safra, ruhsal çöküntü ve bireyin yaşamsal enerjisini düşüren zihinsel durgunluk anlamlarına geliyordu. (III) Orta Çağ ve Rönesans döneminde ise kavramın çağrışımı değişmiş; deha, yaratıcı hüzün veya mistik bir içe dönüş anlamlarında kullanılmaya başlanmıştır. (IV) Buna paralel olarak melankoli, sanatçıların andıran zihinsel derinliğini niteleyen saygın bir nitelik halini almıştır. (V) Günümüzde melankoli ile baş etme yolları bireylerin kültürel çevrelerine göre farklılıklar arz eder. Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını _bozmaktadır_?
- A) I
- B) II
- C) III
- D) IV
- E) V ✓
Parçadaki ilk dört cümlede melankoli kavramının etimolojik kökeni, tarihsel süreçteki kavramsal değişimi ve edindiği saygın anlamlar anlatılmıştır. Ancak V. cümlede aniden melankoli ile klinik/bireysel baş etme yollarına geçilmiştir. Bu durum tarihsel bütünlüğü bozduğu için V. cümle akışı aksatmaktadır. Doğru cevap E seçeneğidir.
14. Yazar, romanlarında hakikat ile hayal gücünü ustalıkla iç içe geçirmesiyle bilinir. Dönüşen gerçeklik algısını üst kurmaca teknikleriyle yansıtır. Okuyucu esere adım attığında, dış dünya bir süreliğine önemini yitirir. O andan itibaren kitapta anlatılan evren okur için yegane gerçektir. Yazar, fiziksel dünyadaki bir birey olarak anlatının içine sızmakla yetinmez; bazen gerçek dostlarını da kurguya dahil eder. Kimi zaman doğrudan okurla sohbet eder, kimi zaman okur yerine konuşur. Anlatının içine kitabın kendi yazılış serüvenini yerleştirir, kahramanlarına edebi metinler yazdırır. Tüm bu süreçleri adeta zihinsel bir oyun düzleminde yürütür. Bu parçada söz edilen yazarle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
- A) Gerçek hayat ile kurmaca dünya arasındaki sınır çizgilerini muğlaklaştırır. ✓
- B) Görünen dünyanın ötesindeki metafizik gerçekleri açıklamaya çalışır.
- C) Kendi alanında yazılmış diğer popüler romanlara açıkça göndermeler yapar.
- D) Olay örgüsünün akışını bizzat belirleyen temel eylemci karakterdir.
- E) Okura günlük ve toplumsal problemlerde ahlaki rehberlik sunar.
Parçada yazarın 'gerçek ile kurmacayı harmanladığı', okuyucunun kitabı eline aldığında gerçek dünyayı unuttuğu ve yazarın gerçek dünyadan bir kişi olarak kurmaca esere girdiği anlatılmıştır. Bu durum gerçek ile kurmaca arasındaki sınırların belirsizleştiğini/muğlaklaştığını gösterir. Doğru cevap A seçeneğidir.
15. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde hem yapım hem çekim eki olan bir sözcük kullanılmıştır?
- A) Kar yağdığı gün okula geç kalmıştım. ✓
- B) Üç katlı bir ev almıştı çocuğuna.
- C) Mimar, havuzu plana dahil etti.
- D) Tüm evi temizlemek üç saatimi aldı.
- E) Beni anlayan hiç kimse yoktu.
A seçeneğindeki 'yağdığı' sözcüğü 'yağ-' fiiline gelen fiilimsi/yapım eki ve ardından gelen iyelik ekiyle hem yapım hem çekim eki almıştır.
16. Aşağıdakilerin hangisinde ikileme ötekilerden farklı bir görevde kullanılmıştır?
- A) Yürü Dadaloğlu yürü git Dertli dertli Çukurova yolunu tut
- B) Ilgıt ılgıt esiyor seher yeli Toros Dağları’nın başı dumanlı
- C) Öter bülbül yana yana Gözüm çağlar şimden geri
- D) Ben bir kulum, yok malım mülküm Bütün sözlerim herkese malum ✓
- E) Karacaoğlan der, bir bir dağı gezerim Aladağ’da bir parıltı sezerim
A, B, C ve D seçeneklerindeki 'dertli dertli', 'ılgıt ılgıt', 'bir bir' ve 'yana yana' ikilemeleri eylemleri ya da eylemsileri durum yönüyle etkiledikleri için zarf (belirteç) görevindedir. E seçeneğindeki 'malım mülküm' (mal mülk) ikilemesi ise isim (ad) görevinde kullanılmıştır.
17. Dillerin kelime kadrosuyla toplumların yaşayış ve kültür düzeyleri arasında sıkı bir bağ mevcuttur. Toplumsal yapıdaki değişimler, gelişmeler dilin söz varlığında da yankı bulur. Yeni yeni söz değerleri, kelime öbekleri çıkar ortaya. Bir taraftan bu yeni ögeler dilin örgüsü içinde yerini alırken diğer taraftan da kimi sözcükler kullanımdan düşer. Bu parçada savunulan asıl düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Bir toplum yaşadıkça dili de gelişmeye devam eder.
- B) Toplumsal değişimler dili, dil de toplumu etkiler.
- C) Toplumsal yaşamdaki değişiklikler dile etki eder. ✓
- D) Dil değişiklikleri toplumu geçmişinden uzaklaştırır.
- E) Ölü sözcüklerin kullanımdan düşmesi doğaldır.
Parçada, toplumun yaşayış ve kültürel yapısındaki değişikliklerin doğrudan dile yansıdığı, toplumsal değişimlerin dilin söz varlığını değiştirdiği (yeni kelimelerin girmesi, bazılarının unutulması) anlatılmaktadır. Savunulan asıl düşünce, toplumsal yaşamdaki değişikliklerin dile etki ettiğidir. Doğru cevap C seçeneğidir.
18. Bugün yapılan ve izlenen filmlerin büyük bir bölümü ticari, popüler, klasik Hollywood tarzından oluşmaktadır. Bu tür filmler, kendi biçimlerini ya da oluşturulma tarzlarını gizledikleri için insanlar da genellikle bu filmlerle tematik düzeyde ilişki kuruyor ve beğeni yoluna gidiyorlar. Bu aslında bir kaçış tarzıdır ama başka bir açıdan da bir ağa yakalanmaktır. Bu anlamda seyredilen filmlerin çoğu, ideolojik, aynı zamanda politik bir işlev görür. Kendilerine sunulan dünyanın ve film yoluyla verilen gerçekliğin sorgulanmasına engel olduğu için de otoriterlerce desteklenmektedir. Böylelikle verili olan gerçekliğin mutlak ve doğal olduğu söylenerek başka bir gerçekliğin olabileceği imkânını gizlenmektedir. Bu parçada filmlerle ilgili asıl yakınılan durum aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Film endüstrisinin, dünyanın büyük kısmının ilgi ve ihtiyaçlarını dikkate almaması
- B) Sadece ideolojik yapımlara ağırlık verilip kültürel hayata yönelik filmlerin arka plana atılması
- C) İnsanlara, hayatın gerçekliğinin kendi gerçekliği olduğu algısını dayatması ✓
- D) Düşündürme değil, eğlendirme amaçlı yapımların piyasada hâkimiyet kurması
- E) Seyircinin, filmleri gerçeklerden kaçış için bir liman olarak gördüğü
Parçada popüler filmlerin izleyiciye sunulan gerçekliği sorgulatmadığı, verili dünyanın doğal ve mutlak olduğu algısını güçlendirdiği eleştirilmektedir. Bu düşünce C seçeneğiyle örtüşür. Doğru cevap C seçeneğidir.
19. Avrupa’da halkın konuştuğu dille; bilim, felsefe ve edebiyatın dilini birleştirmek, diğer bir ifadeyle düşündüğünü konuşur gibi yazmak, ilk iş olmuştur. Rönesans dedikleri gelişme bir yönüyle halk dilinin yazı dili haline gelmesi demektir. Bu parçadaki cümleler aşağıdaki görüşlerden hangisini desteklemek için söylenmiş olabilir?
- A) Yazı dili ayrı konuşma dili ayrı kavramlardır.
- B) Yazı dili konuşma diliyle aynı olmalıdır. ✓
- C) Bizde de bir Rönesans gerçekleştirilmiştir.
- D) Kırsal dil, bilim diliyle bağdaştırılmalıdır.
- E) Konuşma, yazmadan daha değerli ve yararlıdır.
Parçada, Avrupa'daki Rönesans gelişiminin temelinde 'halkın konuştuğu dil ile yazı dilinin birleştirilmesi' ve 'düşünüldüğü (konuşulduğu) gibi yazılması' olduğu belirtilmiştir. Bu durum doğrudan 'Yazı dili konuşma diliyle aynı olmalıdır' görüşünü destekler niteliktedir. Doğru cevap B seçeneğidir.
20. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde birleşik yapılı belirteç kullanılmıştır?
- A) Şu konuya biraz çalışsan anlayacağına adım gibi eminim. ✓
- B) Sessiz sessiz oturan bu yabancının kim olduğunu öğrenmeliyim.
- C) Sokak lambalarının ölgün ışığı altında bir hayalet gibi dolaşıyordum.
- D) Ünlü yönetmenin bu filmini iki ay önce de izlemiştim.
- E) Turist olduğu belli olan adam heyecanla anlatmaya devam ediyordu.
A seçeneğinde “adım gibi” sözü kalıplaşmış/birleşik yapılı bir belirteç olarak “eminim” yüklemini güçlendirir. Diğer seçeneklerde bu özellik yoktur. Doğru cevap A seçeneğidir.
21. • Evlerdeki su dolu büyük akvaryumlar, kablosuz internet dalgalarını olumsuz etkileyebilir zira su, radyo frekanslarını soğurma özelliğine sahiptir. Ayrıca akvaryumdaki motor ve filtre sistemleri de elektromanyetik parazit yaratarak ağ kalitesini düşürebilir. • Mikrodalga fırınlar, ev ortamındaki kablosuz modemlerin yaydığı sinyallerle benzer frekans bantlarını kullanır. Bu çakışma, fırın çalışırken veri iletiminde kesintilere ve internet erişim hızının yavaşlamasına sebep olur. Bu iki parçayla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
- A) Tek bir kaynaktan beslenen internet sorunlarına farklı teknik çözümler üretmeye çalışmaktadırlar.
- B) Bağlantı yavaşlamasının sadece yapay cihazların birbiriyle uyumsuzluğundan kaynaklandığını ispatlamaktadırlar.
- C) Benzer nitelikteki teknik bağlantı sorunlarına yol açan birbirinden bağımsız sebepleri açıklayıcı şekilde ele almaktadırlar. ✓
- D) İnternet kesintilerinin yalnızca dış mekandaki iklimsel faktörlerle ilgili olduğunu iddia etmektedirler.
- E) Teknolojik aletlerin insan sağlığı üzerindeki zararlı frekans etkilerini mukayese ederek incelemektedirler.
Her iki paragrafta da evlerdeki kablosuz internet sinyallerinin zayıflaması veya kalitesinin düşmesi (benzer bağlantı sorunları) ele alınmıştır. İlk paragrafta akvaryum suyu ve motorları, ikinci paragrafta ise mikrodalga fırınlar (farklı nedenler) bu durumun sebebi olarak açıklanmıştır. Dolayısıyla doğru cevap C seçeneğidir.
22. Bir öykücüyle ilgili aşağıdaki açıklamalardan hangisi, parantez içindeki kavramla _uyuşmamaktadır_?
- A) Yazarın hikayelerini okurken adeta günlük yaşamın ritmini hissediyorsunuz, öykülerdeki o dinamik ve kıpır kıpır dil hemen dikkati çekiyor. (canlılık)
- B) Eserlerinde kişisel ön yargılardan sıyrılıp tüm insanlığın ortak sancılarını işlemesi, ona coğrafi sınırları aşan büyük bir okur kitlesi kazandırmış. (evrensellik)
- C) Sanatçı, okuduğu bir kaynağı ya da gözlemlediği küçücük bir insan davranışını öykülerinin akışına rastgele bir şekilde yerleştirmiyor. (farklılık) ✓
- D) Sanatçının okuyucuyu yormayan sade anlatımı, günlük konuşma kalıplarını ustalıkla kullanması eserlerinin en belirgin niteliğidir. (yalınlık)
- E) Yazarın, okurun hafızasında silinmez izler bırakacak kadar çarpıcı insan dramlarını işlemesi öykülerinin gücünü artırıyor. (etkileyicilik)
C seçeneğinde yazarın bilgileri veya gözlemleri öyküsüne rastgele (gelişigüzel) yerleştirmemesi, onun planlı, seçici ve titiz bir kurguya sahip olduğunu gösterir. Bu durum parantez içinde verilen 'farklılık' (özgünlük/başkasına benzememe) kavramıyla uyuşmamaktadır. Dolayısıyla doğru cevap C seçeneğidir.
23. I. Meyvelerin suyunu buharlaştırarak uzun süre bozulmadan saklanmasını sağlayan kurutma yönteminin kökeni Milattan Önce 4000'li yıllara kadar dayanır. Bu saklama tekniğinin ilk kez Mezopotamya'da, tarımsal üretimin bolluğuna bağlı olarak geliştirildiği tahmin edilmektedir. II. Tarih öncesi çağlardan beri Akdeniz havzasında yetiştirilen incir, Doğu kültürlerinin en eski meyvelerinden biridir. M.Ö. 8000'lerden itibaren incir kurutma ve yetiştirme kültürünün varlığı bilinmektedir. Nitekim yapılan kazılarda kömürleşmiş incir kalıntılarına rastlanmış, eski uygarlıkların bu besini bolca tükettiği kanıtlanmıştır. II numaralı parçanın I numaralı parçayla ilişkisini aşağıdakilerden hangisi açıklar?
- A) Aktarılan teorik bilgilerin coğrafi olarak farklılık gösterdiğini ispatlamak
- B) İlk paragrafta öne sürülen tarihsel iddiaların tutarsızlığını ortaya koymak
- C) Farklı bilimsel yöntemlerle elde edilen sonuçları tek bir çatı altında birleştirmek
- D) Gıda saklama teknolojilerinin tarihsel gelişim evrelerini kronolojik olarak sunmak
- E) Birinci paragrafta bahsedilen genel saklama yöntemini somut bir ürün üzerinden örneklendirmek ✓
I. paragrafta meyveleri kurutarak saklama yönteminin genel tarihi ve ortaya çıkışı anlatılmıştır. II. paragrafta ise bu genel yönteme bağlı olarak 'incir' meyvesinin kurutulması, tarihi ve eski uygarlıklarca tüketimi örnek gösterilerek konu somutlaştırılmıştır. Dolayısıyla II. parça I. parçayı somut bir ürünle örneklendirmektedir. Doğru cevap E seçeneğidir.
24. Uzun ve yorucu bir kışın ardından doğa, kendini yaza bırakıyor (,) (I) Yalnızca doğa değil, insan da teslim ediyor bedenini sıcak güneşe ve masmavi denize (...) (II) Karşımızda tüm güzelliklerini cömertçe bize sunan harika bir kıyı kasabası (...) (III) Burası, pek de öyle sadece doğaseverlerin ya da tarih meraklılarının uğrak yeri değil (.) (IV) Her yönüyle insanı kucaklayan (,) (V) ona yaşama sevinci aşılayan büyüleyici bir dünya burası. Bu parçada numaralanmış yerlerin hangisinde üç nokta (...) işareti _yanlış_ kullanılmıştır?
- A) I
- B) II ✓
- C) III
- D) IV
- E) V
II numaralı yerin sonundaki cümle tamamlanmıştır, zira cümlenin 'teslim ediyor' şeklinde çekimli bir yüklemi mevcuttur. Tamamlanmış (yüklemi olan) cümlelerin sonuna üç nokta (...) değil, tek nokta (.) konulmalıdır. Dolayısıyla II numaralı yerdeki noktalama yanlıştır. Doğru cevap B seçeneğidir.
25. Ondokuzuncu yüzyıl, geleneksel şiir estetiğinin ve sanatsal beğeninin köklü değişimlere uğradığı bir eşikti. Bizim edebiyatımızda bu kırılma, yirminci asrın ilk çeyreğinde çok daha keskin bir hal aldı. Bu süreçte, yeni şiir akımlarının cazibesiyle Batılı sembolistleri derinlemesine tanımadan serbestçe yazmaya heveslenenler bir yanda, şiirin her şeyden önce kelimeleri titizlikle işleme sanatı olduğunu savunan muhafazakarlar diğer yandaydı. Şiir teorileri üzerinden yürütülen bu hararetli tartışmalar, aslında hazırlıksız yakalanılan modernleşme karşısında aydınların edebi kimliklerini ve dillerini inşa etme çabasıydı. Bu parçaya göre değişen şiir anlayışıyla ilgili olarak; I. Sanatçıların anlatım tarzlarında ve edebi yaklaşımlarında farklılaşmaya yol açtığı, II. Eserlerde işlenen temaların estetik değerini doğrudan artırdığı, III. Ortak bir edebi paydada buluşmayı kolaylaştırdığı durumlarından hangilerine ulaşılabilir?
- A) Yalnız I ✓
- B) Yalnız II
- C) I ve II
- D) II ve III
- E) I, II ve III
Parçada şiir zevkinin değişimiyle birlikte şairlerin iki farklı gruba ayrıldığı (bir yanda serbest yazanlar, diğer yanda kelime işçiliğini savunanlar) belirtilmiştir. Bu durum, şairlerin üslubunda ve yaklaşımlarında bir çeşitlilik/farklılaşma yaşandığını gösterir (I). Ancak estetik değerin arttığına veya ortak bir paydada buluşulduğuna dair bir bilgi yoktur, aksine çatışma ve kutuplaşma vardır. Dolayısıyla yalnız I. öncüle ulaşılabilir. Doğru cevap A seçeneğidir.