menu
MemurOl
Türkçe Testleri

Genel Tekrar Testi - 91

Soru 1 / 25

I. Bilgili insanların bilgiçlik taslaması uygun değildir. II. Varlıklı bir aileden geldiği için bu toplantıda vardı. III. Yolumuzun üzerinde yorulmuş bir adam dinleniyordu. IV. Gezmekten insana zarar mı gelir; nerede gezerse gezsin. V. Atımı suladım, arkadaşlarıma bu yarışta büyük fark atacağım. Numaralı cümlelerden hangisinde aynı kökten türetilmiş sözcükler vardır?

Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
  1. 1. I. Bilgili insanların bilgiçlik taslaması uygun değildir. II. Varlıklı bir aileden geldiği için bu toplantıda vardı. III. Yolumuzun üzerinde yorulmuş bir adam dinleniyordu. IV. Gezmekten insana zarar mı gelir; nerede gezerse gezsin. V. Atımı suladım, arkadaşlarıma bu yarışta büyük fark atacağım. Numaralı cümlelerden hangisinde aynı kökten türetilmiş sözcükler vardır?

    • A) I.
    • B) II.
    • C) III.
    • D) IV.
    • E) V.

    I.‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ cümlede 'bilgili' ve 'bilgiçlik' sözcükleri aynı kök olan 'bilgi' ile ilişkilidir ve yapım ekleriyle türetilmiştir. Bu nedenle aynı kökten türemiş sözcükler I. cümlededir.

  2. 2. (I) Sony, ilk kez 2020'de duyurduğu yeni nesil holografik projeksiyon teknolojisini entegre ettiği cihazını 2026 yılında tüketicilerle buluşturmaya hazırlanıyor. (II) Söz konusu cihazın prototipi, ışığı üç boyutlu olarak kırarak havada gerçekçi görüntüler oluşturabiliyor. (III) Diğer projeksiyon cihazlarının standart 2D yansıtma açısını 360 derecelik küresel bir alana yaymış olması bu yeni sistemi ayrıcalıklı kılıyor. (IV) Bu özellik, odanın her köşesinden izlenebilen interaktif görüntüler, holografik haritalar ve sanal asistan tasarımları oluşturulmasına olanak tanıyor. (V) Sony, rakiplerinden geri kaldığı görüntüleme sektöründe bu holografik teknoloji sayesinde lider konuma yükseldi. Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?

    • A) I
    • B) II
    • C) III
    • D) IV
    • E) V

    İlk‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ dört cümlede Sony'nin geliştirdiği yeni holografik projeksiyon teknolojisi, bunun teknik özellikleri ve sunduğu somut avantajlar nesnel bir biçimde açıklanmaktadır. Ancak V. cümlede aniden firmanın pazar rekabetine ve liderlik durumuna dair subjektif ve bağımsız bir yoruma geçilmiştir. Bu durum akışı bozmaktadır. Doğru cevap E seçeneğidir.

  3. 3. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “istemeyerek, farkında olmadan karşısındakini kıracak, incitecek söz söylemek” anlamında bir deyim kullanılmıştır?

    • A) Onca ağır yükün altında kalmasına rağmen yine de bana mısın demedi.
    • B) Söylediğin o sözle onun tam bam teline basmış oldun.
    • C) Onunla boş yere uğraşma, ne yaparsan yap başa çıkamazsın.
    • D) İşin bu boyuta geleceğini nereden bileyim, baltayı taşa vurduk desene.
    • E) Bir süre sohbet ettikten sonra nihayet baklayı ağzından çıkardı.

    C‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde geçen 'baltayı taşa vurmak' deyimi, karşısındaki kimseye dokunacak veya onu incitecek bir sözü farkında olmadan söylemek anlamına gelir. Doğru cevap D seçeneğidir.

  4. 4. (I) Her yıl sonbaharın gelişini yeni bir şiir seçkisiyle karşılayan usta şairin son yapıtı okurlarla buluştu. (II) Bu kitap aslında ilk başta tiyatro oyunu olarak tasarlanmış özgün bir metindi. (III) Sahne macerası yarıda kalan bu dramatik yapıt, geçmişte kalmış hüzünlü bir sevda öyküsünü sahneliyor. (IV) Tiyatro ve sinema kaygısıyla kaleme alınan edebi eserlerde çoğunlukla melodramatik ögelere yer verilir. (V) Bu durum, izleyicinin ve okuyucunun ilgisini daha hızlı çekebilmek adına yapılır. (VI) Çünkü genel alımlayıcı kitlesi, hala duygusal yönü ağır basan yaşantıları takip etmeyi tercih etmektedir. Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense, ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?

    • A) II
    • B) III
    • C) IV
    • D) V
    • E) VI

    Parçanın‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ I, II ve III. cümlelerinde usta şairin son şiir/tiyatro kitabı ve bu kitabın konusu ele alınmıştır. IV. cümleden itibaren ise genel olarak tiyatro ve sinema kaygılı edebi eserlerde melodram ögelerinin kullanımı konusuna geçilmiş, yeni bir paragraf konusu başlatılmıştır. Dolayısıyla ikinci paragraf IV. cümleyle başlar. Doğru cevap C seçeneğidir.

  5. 5. _Çocukluk günlerimde_ (I), Namrun’a gideceğimiz zaman çok heyecanlanır ama bir o kadar sıkılırdım. Akdeniz’in o sıcak temmuz ayında tıngır mıngır giden _arabanın camından_ (II) burnumu uzatarak _çam kokularını_ (III) ciğerlerime çekerken kıvrılarak _uzayan yollar_ (IV) beni hedefime biraz daha yaklaştırır, _sıkıntımın yerini_ (V) tarifsiz bir heyecan alırdı. Bu parçada numaralanmış tamlamalardan hangisi, türü bakımından ötekilerden _farklıdır_?

    • A) I
    • B) II
    • C) III
    • D) IV
    • E) V

    I,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ II, III ve V numaralı kelime grupları ('Çocukluk günlerimde' -> belirtisiz isim tamlaması, 'arabanın camından' -> belirtili isim tamlaması, 'çam kokularını' -> belirtisiz isim tamlaması, 'sıkıntımın yerini' -> belirtili isim tamlaması) birer isim tamlamasıdır. IV numaralı 'uzayan yollar' öbeği ise 'yol' ismini niteleyen sıfat-fiil grubu (sıfat tamlaması) durumundadır. Dolayısıyla doğru cevap D seçeneğidir.

  6. 6. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde o sözcüğü tür bakımından diğerlerinden _farklıdır_?

    • A) O azarı yemekten dahi korkumuz yoktur, adamı razı etmişiz.
    • B) O metinlerdir ki büyük şairlerin, büyük ediplerin kalemlerinden çıkarlar ama bir millet vicdanının sözcülüğünü yaparlar.
    • C) Divanlar arasında gezinirken bazı beyitler çıkar karşıma, şairin felekten şikâyet ettiği, toplumun aksayan yönlerini dile getirdiği zamanların ürünü beyitlerdir ve içimden o şair adına hayıflanır, sonra da “Yalnızca sen misin?” diye sorarım.
    • D) Kanuni Bağdat’ı aldığında Fuzuli ile tanışmış, ona, yörenin vakıf gelirlerinin ihtiyaç fazlasından ödenmek üzere günlük 9 akçe tutarında bir maaş bağlamıştır.
    • E) Dünya yeniden kurulduğunda, şehir eskisi gibi olduğunda ben o sırları hâlâ saklıyor olacağım.

    Diğer‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneklerde geçen 'o' sözcükleri önlerindeki isimleri belirttikleri için sıfat (işaret sıfatı) görevindedir. Ancak 'Kanuni Bağdat'ı aldığında... ona...' cümlesindeki 'ona' sözcüğü bir kişinin yerini tuttuğu için kişi zamiri (şahıs adılı) görevindedir.

  7. 7. Aşağıdakilerin hangisinde “-im” eki tamlayan eki görevindedir?

    • A) Değmen benim gamlı yaslı gönlüme
    • B) Ben bir servi boylu yârdan ayrıldım
    • C) Evvel bağban idim dostun bağında
    • D) Talan vurdu ayva nardan ayrıldım
    • E) Çok ağladım mecnun gibi çöllerde

    A‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğindeki 'benim' sözcüğünde '-im' tamlayan eki görevindedir. Diğer seçeneklerdeki '-im' kullanımları kişi veya iyelik eki gibi farklı görevlerdedir.

  8. 8. Ben çok büyük zorluklar içinde büyüdüm. Babam, ben bebekken ölmüş. Annem bizi konu komşuya dikiş dikerek yetiştirdi. Çoğu zaman mısır koçanını havanda döver, şekerle karıştırıp yerdik. Böyle bir yaşamdan sonra bugün geldiğim noktayı hayal bile edemezdim öyle değil mi? Ama mesleğin henüz başındayken ideallerim vardı. Fakat görüyorum ki o günlerde pek geniş kapsamlı düşünememişim. Belki de hayal gücüm biraz darmış. Bugün arzu ettiğim şeyi belirteyim size: Ressam olmak isterdim. Resimle daha yakın olmak, yeni biçimler geliştirmek ve resim sanatında geleceğe kalmak. Ama yine de gerçekçi olmak gerek. Şimdi sadece yapabildiklerimle yetiniyorum. Bu parça aşağıdaki sorulardan hangisine cevap olarak söylenmiş olabilir?

    • A) Önceden, böyle bir konuma geleceğinizi düşünebilmiş miydiniz?
    • B) Ressam olamayı çok mu istemiştiniz?
    • C) Çocukken kurduğunuz hayallerin ne kadarı gerçekleşti?
    • D) Yaşadığınız zorluklar hayal gücünüzü daralttı mı?
    • E) Resim sanatında geleceğe kalmanın ne gibi şartları vardır?

    Konuşmacı,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ çocukluğunun büyük sıkıntılarla geçtiğini anlatarak söze başlamış ve ardından 'Böyle bir yaşamdan sonra bugün geldiğim konumu düşünemezdim bile' demiştir. Bu ifade doğrudan geçmişteki şartlar karşısında bugünkü konumu hayal edip edemediğine dair bir soruya cevaptır. Doğru cevap A seçeneğidir.

  9. 9. Güvenlik, devletlerin _ehemmiyet_ (I) atfettiği konuların en başında yer alır. Dış politika tercihlerinden askeri yatırımlara, silahlanma _yarışından_ (II) ekonomik büyümeye kadar devletlerin en temel hedefi, ulusal güvenliklerini sağlamak adına çeşitli güç _araçlarını_ (III) ve kapasitelerini artırmaktır. Bu durum uluslararası sahada güvenlik _paradoksu_ (IV) olarak adlandırılan ve devletleri güvensiz bir _açmaza_ (V) sürükleyen yapısal bir soruna yol açmaktadır. Bu parçada numaralanmış sözcüklerden hangisinin anlamı, ayraç içinde verilenle _uyuşmamaktadır_?

    • A) I
    • B) II
    • C) III
    • D) IV
    • E) V

    III‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ numaralı 'araçlarını' sözcüğünün yerine ayraç içinde 'yöntem' getirilmiştir. Ancak 'güç araçları' (enstrümanlar, vasıtalar) birer yöntem (metot) değil, güç aktarımı sağlayan kapasite unsurlarını ifade eder. Dolayısıyla kelime ile parantez içi açıklama uyuşmamaktadır. Doğru cevap C seçeneğidir.

  10. 10. Haldun Taner, uzun zamana yayılan öykü serüveninde her zaman dönemsel akımlara, yazınsal gruplara mesafeli olmuştur. Taner’in yoğun olarak öykü kitapları yayımladığı dönem olan 1950’ler, ülkemizde varoluşçu-gerçeküstü anlayışa yaslanan öykülerin edebiyat dünyamıza hâkim olduğu bir zaman dilimidir. Vüs’at O. Bener, Nezihe Meriç, Ferit Edgü, Leyla Erbil, Bilge Karasu, Sevim Burak yenilikçi diyebileceğimiz bir öykü anlayışının ürünlerini verir. Öte yandan o dönemdeki diğer önemli bir akım da sosyal gerçekçiliktir. Haldun Taner ise, hem “entelektüel hikâye tarzı”nı hem de sosyal gerçekçileri tasvip etmez. Çünkü - - - Bu parçanın sonuna düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilemez?

    • A) o, kendi deyimle “herkesin anlayabileceği halkçı bir üslup” peşindedir.
    • B) öyküyü sınıflar arası bir ayrıma sokmayı uygun bulmaz.
    • C) romana iyi bir hazırlık olarak görür öyküyü.
    • D) herhangi bir ideolojinin emrine sunulacak bir tür değildir hikâye.
    • E) herkesin hikâye okumaya hakkı olduğunu düşünür.

    Parçada‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ Haldun Taner’in belli akımlara ve ideolojik anlayışlara mesafeli durduğu anlatılır. “Öyküyü romana hazırlık olarak görür” cümlesi bu gerekçeyle ilgili değildir ve parçanın sonuna getirilemez. Doğru cevap C seçeneğidir.

  11. 11. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “-ın/-in” eki farklı görevde (işlevde) kullanılmıştır?

    • A) Yolcuların beşi trene yetişemedi.
    • B) Bu kolay sorular, yılların sorularıdır.
    • C) Zavallı kediciğin ayağı kırılmıştı.
    • D) Bugün yine gözlerin kanlanmış.
    • E) Gelenlerin hepsi tanıdıktı.

    A,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ B, C ve E seçeneklerinde '-ın/-in' eki tamlayan eki görevindedir. D seçeneğindeki 'gözlerin' sözcüğünde ise '-in' ikinci tekil kişi iyelik ekidir.

  12. 12. Öykülerinde kırılgan, tutkulu, marazi, yarım kalmış aşkların yanı sıra sıradan insanların dokunaklı ve olağan dışı yaşamlarını anlatan yazar, kişilerini teknik anlamda nasıl ele alırsa alsın, ele aldığı bu kişilerin yaşamsal bütünlüğünü mutlaka verir. İnsanı herkesten gizlemeye çalıştığı sevgi açlığı, kontrolsüz içgüdüleri, korkuları, hırsları ile ortaya koyan yazar, onun otoriteye olan bağımlılığını, tutkularının kölesi oluşunu, yanılgılarını, saplantılarını, açmazlarını kimi zaman duygusal kimi zaman mizahi bir bakış açısıyla işler. Öykülerinde geleneksel “faydalı eğlence ve gerçekçi estetik” ilkelerine bağlı olan yazarın dilinin yalınlığı ve anlatıcılarının içtenliği, anlatılarını sohbet havasına sokmaktadır. Okuyucuyla bir şeyler paylaşmak ve onlara bir şeyler anlatmak ihtiyacında olan anlatıcılarının birçoğu olayların içinde tanık olarak yer alır. Öykülerinde sohbet üslubunun içtenliği ve yalınlığı temelinde, irdelediği izleğin yapısına uygun olarak şiirselliği, ironiyi ve mizahı kaynaştırarak kendine özgü bir üslup sergiler. Bu parçada söz edilen yazarla ilgili aşağıdakilerin hangisi _söylenemez_?

    • A) İnsanın içinde bulunduğu zor durumu anlatırken gülmeceden yararlanır.
    • B) Çoğunlukla gösterişten uzak ve samimi bir anlatımı tercih eder.
    • C) Öykülerinde anlatıcı ile okuyucu arasında doğrudan bir iletişim kurmaya çalışır.
    • D) Metin türleri arasındaki sınırları kaldırarak şiir, sohbet, öykü gibi türleri iç içe sunar.
    • E) Kahramanlarını görünürdeki özelliklerinin ötesinde ele alarak işler.

    Parçada‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ yazarın üslubunda şiirselliği, ironiyi ve mizahı öykü içinde 'kaynaştırdığı' belirtilmiştir ancak 'metin türleri arasındaki sınırları tamamen kaldırıp şiir, sohbet ve öykü gibi bağımsız türleri iç içe/karışık sunduğuna' dair bir iddia yer almamaktadır; yazar sadece öykü türünde bu ahenk unsurlarını kullanmaktadır. Dolayısıyla doğru cevap E seçeneğidir.

  13. 13. Bugün uluslararası arenada adından övgüyle söz ettiren genç piyanist Arda, erken yaşta kazandığı büyük başarılarla klasik müzik dünyasının en saygın figürleri arasında yer alıyor. Müzisyen bir aileden gelen Arda'nın hayat hikâyesi incelendiğinde, bu zirve yürüyüşünün ardında olağanüstü bir disiplin, kararlılık ve çok yönlü gelişim çabasının yattığı görülüyor. Kariyerinin her evresinde kendini geliştirmek için farklı alanlardan beslenen sanatçı, adeta ömrünü bu sanata adamıştır. Parmak kaslarını güçlendirmek ve esneklik kazanmak için childluğunda uzun yıllar jimnastik eğitimi alan Arda, zihinsel odaklanma ve stratejik düşünme becerisini artırmak amacıyla profesyonel düzeyde satranç oynamıştır. Bunun yanı sıra sahne duruşunu ve beden dilini mükemmelleştirmek için tiyatro dersleri almış, müzikteki ritim ve matematiksel oranları daha iyi kavramak için ise ileri matematik kurslarına katılmıştır. Gelişimin sınır tanımadığını herkese gösteren Arda, bu sayede dünya çapında ödüllere imza atmıştır; oysa onunla aynı dönemde yola çıkan pek çok doğuştan yetenekli piyanist, bu disiplinli ve çok yönlü çalışmayı göstermediği için onun ulaştığı seviyenin kıyısına bile yaklaşamamıştır. Bu parçadan aşağıdakilerin hangisine ulaşılabilir?

    • A) Sanatın herhangi bir dalıyla erken yaşta buluşan bir bireyin o alanda dünya çapında bir başarı yakalaması kaçınılmazdır.
    • B) Bir sanatçının zirveye çıkmasında, çevresindeki insanların ve ailesinin maddi imkânlarının payı her şeyden önemlidir.
    • C) Farklı bilim dallarıyla ilgilenen insanların sanatsal duyarlılığa daha yatkın olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır.
    • D) Üstün bir yeteneğe sahip olmak, disiplinli, planlı ve çok yönlü bir çalışma süreciyle desteklenmedikçe tek başına başarıyı getirmez.
    • E) Ailelerin çocuklarını kendi mesleki hırsları doğrultusunda yönlendirmesi, çocukların kişisel özgürlük alanlarını kısıtlayan bir hatadır.

    Metinde‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ Arda'nın başarısının sadece yetenekle değil; jimnastik, satranç, tiyatro ve matematik gibi çok farklı alanlarda gösterdiği disiplinli ve kararlı çalışmalarla elde edildiği belirtilmiş; bu çalışmaları yapmayan diğer yeteneklilerin onun ulaştığı doruklara ulaşamadığı vurgulanmıştır. Bu durum D seçeneğinde tam olarak ifade edilmiştir. Doğru cevap D seçeneğidir.

  14. 14. Toplum tarafından dışlanmış, kenara itilmiş karakterleri merkezine aldığı ve kendi kişisel dünyasından derin izler taşıyan yapıtlarında yönetmenin dili: 'Sinemada, edebiyatın o derin yapısından beslenen bir şeyler üretmeye gayret ettim. Tiyatrodan da fazlasıyla ilham aldım. Gençliğimde çok fazla sahne eseri okudum. Tiyatronun hikayeyi diyaloglar vasıtasıyla ve sınırlı mekanlarda anlatma gücünü çok sevdim.' sözleriyle örtüşmektedir. Dijital kamerayla çektiği, karşılıklı konuşmalara dayanan, tek mekanda geçen ve ağır akan filmlerinin final sahnesinde izleyiciyi derin bir düşünmeye davet ederek geleneksel sinema kalıplarının dışına çıkmaktadır. Bu parçadan yönetmenin filmleriyle ilgili aşağıdakilerin hangisine ulaşılabilir?

    • A) Çok sayıda oyuncudan oluşan kadrolarla dar alanlarda geçen karmaşık olayları işlediğine
    • B) Olay örgüsünü yalnızca tek boyutlu kahramanların yüzeysel konuşmalarının sürüklediğine
    • C) Toplumsal kabul ve kuralların dışında kalan, ötekileştirilmiş insanlara hikayelerinde yer verdiğine
    • D) Tamamen eylem odaklı, dinamik ve klasik sinema diliyle çekilmiş bir tarza sahip olduğuna
    • E) Anlatıda teknolojik efektlerle bezenmiş tek bir mekanı sürekli ön planda tuttuğuna

    Parçanın‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ girişinde yönetmenin 'toplum tarafından ötekileştirilmiş/dışlanmış karakterlere yer verdiği' belirtilmiştir. Bu durum C seçeneğindeki 'toplumsal normların/kabulün dışında kalan karakterlere yer verilmesi' ifadesiyle tam olarak örtüşür. Dolayısıyla doğru cevap C seçeneğidir.

  15. 15. Gazeteci: Ben lisedeyken bütün klasikleri okudum, onları tekrar okumama gerek yok diyen romancıya sen klasik olamazsın, roman yazmayı bırak diye neden kızdınız? Romancı: Ben klasik bir eserin çocuklukta, gençlikte ve yaşlılıkta olmak üzere en az üç kere titizlikle okunması gerektiğini düşünüyorum. Gazeteci: Peki, siz böyle mi yaptınız? Romancı: Bunu ilk iki aşamada eksik yaptım, şimdi kendimi anne sütünü yeterince emmemiş bir çocuk gibi güçsüz hissediyorum. Aşağıdaki yargılardan hangisinin bu diyalogda konuşan romancının sanat görüşüyle örtüştüğü söylenebilir?

    • A) Sanatsal açıdan çok yönlü olmayan birinin kalem tıkanması yaşayacağını bilmesi gerekir.
    • B) Klasik eserlerin sınırları ve çağları aşan bir gizi vardır, onu hissetmeyen sanatçı olamaz.
    • C) Sanata gönül veren birinin yerli klasiklerin bahçesinden evrensel klasiklerin ovasına doğru giden bir yolu olmalıdır.
    • D) Klasikleri anlamak çok zordur, onların kapıları kilitlidir ve onların anahtarı ancak çok okuyana verilir.
    • E) Klasik bir eser, okuyucuyu her yaşta besleyen bir vitamindir ve okuyucunun her çağına söyleyebilecek bir sözü vardır.

    Diyalogdaki‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ romancı, klasik eserlerin hayatın farklı dönemlerinde (çocukluk, gençlik, yaşlılık) tekrar tekrar okunarak zihni beslemesi gerektiğini savunmakta ve bunu hayati bir besin olan 'anne sütüne' benzetmektedir. Bu durum E seçeneğindeki 'Klasik eserin okuru her yaşta besleyen bir vitamin olduğu ve her döneme hitap ettiği' görüşüyle tam olarak örtüşür.

  16. 16. “Usta” unvanını hak etmiş sanatçıların hepsi de zamanında kusurlarıyla yüzleşmiş ve eksiklerini gidermiştir. Aşağıdakilerden hangisi bu cümleye anlamca en yakındır?

    • A) Bir sanatçının nitelikli yapıtlar vermesi, uzun ve zorlu bir süreçten geçmesini gerektirir.
    • B) Özeleştiri yapanların dışında dışında yetkinliğe ulaşan bir sanatçı yoktur.
    • C) Bir yapıtta birtakım kusurların bulunması doğal karşılanmalıdır.
    • D) Sanatta ustalığa, kusursuz bir anlatıma sahip olmakla ulaşılabilir.
    • E) Nitelikli yapıtlar vermek isteyen sanatçı, başka sanatçıları inceleyip onların eksik taraflarını görebilmelidir.

    Cümlede‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ ustalığa ulaşan sanatçıların kusurlarıyla yüzleşip eksiklerini giderdiği söylenmektedir. Bu, yetkinliğe ulaşmanın özeleştiriyle mümkün olduğunu anlatır.

  17. 17. Kardeşlik ilişkisi, yaşadığımız pek çok ilişkiden farklı ve özeldir. Kardeşinizi seçmezsiniz ama kendiniz seçmiş gibi seversiniz. Karakterleriniz farklı olsa da hayata farklı pencerelerden bakıyor olsanız da ara sıra tartışsanız, anlaşmazlıklar yaşasanız da kardeşiniz sizin için ömür boyu sürecek bir arkadaşlığın ve dostluğun garantisidir âdeta. - - - - Aralarında değer verilen ortak bir bağ bulunan kişilerden her birine de “kardeş” demişiz: “Yol kardeşi”, “din kardeşi” gibi… Böylesine önemlidir kardeşliğin hayatımızdaki yeri ve kardeş olmak bizatihi olumlu bir içeriğe sahiptir. Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

    • A) Kardeşlik üzerine pek çok film yapıldığını sinema tarihini biraz ayrıntılı incelediğinizde göreceksiniz.
    • B) Kardeşlik ilişkisinin başka ilişkiler arasındaki yeri öyle özeldir ki insanların birbirlerine paylaşımlarını ifade etmek için bu güzel kelimeyi ödünç almış; “kardeş olmak”, “kardeşçe yaşamak” demişiz.
    • C) Anne babamızla fikirlerimizin uyuşmadığı durumlar da çoğu zaman kardeşimizi bir sığınak olarak görüp onunla dertleşmek ihtiyacı hissederiz.
    • D) Kimi zaman da insanlar kardeşiyle ne yazık ki bağlarını koparır, kardeşler birbirlerine düşmanca tutum takınırlar.
    • E) Kardeşliğin ne kadar güzel bir duygu olduğunu anlamak istiyorsanız kardeşi olmayan kişilerle konuşmanız doğru olacaktır.

    Boşluktan‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ sonra “yol kardeşi, din kardeşi” gibi kullanımlardan söz edilir. Bu nedenle boşluğa kardeşlik sözcüğünün başka paylaşımları anlatmak için de kullanıldığını belirten cümle getirilmelidir. Doğru cevap B seçeneğidir.

  18. 18. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde şimdiki zaman kipi gerçek zaman anlamıyla kullanılmıştır?

    • A) Hilmi Bey, son değişiklikleri görüşüyor içeride.
    • B) Dergimize verdiğiniz reklamlar gelecek ay yayımlanıyor.
    • C) Sen hep karamsar bir tablo çiziyorsun şiirlerinde.
    • D) Ve bir bakışla başlıyor aralarındaki ölümsüz sevgi.
    • E) Her seferinde kendini anlatıyor romanlarında.

    A‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde “görüşüyor” eylemi konuşma anında sürmekte olan işi bildirir. Diğer seçeneklerde şimdiki zaman gelecek, geniş zaman ya da alışkanlık anlamı taşır. Doğru cevap A seçeneğidir.

  19. 19. Özellikle ani kararlar almayı, dinamik olmayı ve güç gerektiren sporları severler. Bireysel dallarda daha başarılıdırlar. Savunma sanatları, masa tenisi, yüzme ve kısa mesafe koşusu gibi alanlarda öne çıkabilirler. Bu etkinlikler onların hem rahatlamalarına hem de odaklanmalarını geliştirmelerine katkı sağlar. Bu parçada kaç çekimli fiile yer verilmiştir?

    • A) 1
    • B) 2
    • C) 3
    • D) 4
    • E) 5

    Parçada‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ geçen çekimli fiiller şunlardır: 1. 'severler' (geniş zaman 3. çoğul şahıs), 2. 'öne çıkabilirler' (kurallı birleşik fiil, geniş zaman 3. çoğul şahıs), 3. 'katkı sağlar' ('sağlar' geniş zaman 3. tekil şahıs). 'başarılıdırlar' sözcüğü ise ek-fiil almış isim soylu bir kelimedir. Çekimli fiil sayısı 3'tür. Doğru cevap C seçeneğidir.

  20. 20. İnsan çoğu zaman daha büyük kazançlar beklerken elindekinin değerini unutur. Oysa eldeki kazanç, belirsiz bir beklentiye feda edilmemelidir. Bu düşünceyi en iyi yansıtan atasözü hangisidir?

    • A) Bugünkü tavuk, yarınki kazdan iyidir.
    • B) El, eline nesine; gülerek gider yasına.
    • C) Borcun iyisi vermek, derdin iyisi ölmek.
    • D) Dost, kara günde belli olur.
    • E) İyi gitmeyince kişinin işi, muhallebi yerken kırılır dişi.

    “Bugünkü‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ tavuk, yarınki kazdan iyidir.” atasözü eldeki kesin kazancın, gelecekteki belirsiz ve daha büyük kazançtan değerli olabileceğini anlatır. Parçadaki düşünceyle örtüşen atasözü budur. Doğru cevap A seçeneğidir.

  21. 21. Gerçekten dil bir bahçeye benzetilebilir; gezmekle bitmeyen ve her iklimden farklı renklerle yani kelimelerle bezenen bir bahçe… Bu bahçenin toprağı toplum, suyu fikir ve çiçeği kelimedir. Sözcükler, öz suyu anlamdan ve kökleri sesten oluşan bir bitki gibidir. Her canlı gibi doğar, yaşar ve ölür. Yaşadıkları sürece de üzerlerine aldıkları işlevleri tam anlamıyla yerine getirir; ancak yetiştikleri toprak, altlarından kaydığında kendileri de yitip gider. Bu parçaya aşağıdakilerden hangisi en uygun başlık olarak getirilebilir?

    • A) Bilim ve Dil
    • B) Kelimelerin Hayatı
    • C) Dil ve Bitki Bilimi
    • D) Kelimelerde Anlam
    • E) Kelime ve Cümle İlişkisi

    Parçada‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ kelimeler birer canlı bitkiye benzetilmiş; doğması, yaşaması, görevlerini yerine getirmesi ve en nihayetinde ölmesi/yok olması süreçleri işlenmiştir. Bu yönüyle metnin konusunu en iyi özetleyen ve en uygun olan başlık 'Kelimelerin Hayatı' ifadesidir. Doğru cevap B seçeneğidir.

  22. 22. ----. Çünkü artık insanoğlu; bulmaya, kavuşmaya ve kazanmaya kilitlenmiş durumda. İnsanların birini dinleyip yahut birbirini dinleyip, anlayıp, analiz yapıp bir karara varmasını bir kenara koyalım farklı bir sesi dahi duymadığına şahit oluyoruz. Ne duyması, ne görmesi gerektiği hazır. Ondan sıkılırsa diğerleri de hazır. Dekoratif bir hayat ve dekoratif bir yolculukta hızla öz benliğinden uzağa ilerliyor. Modern insanın kaygılarını hissedecek zamanı da yok maalesef. Elbette huzurun, sükûnetin ya da derinliğin yokluğu arada gönlüne kadar yükseliyor ama insan, kendisiyle yüzleşmekten korkuyor. Bu parçanın başına düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

    • A) İnsanın doğadan uzak bir hayat sürmesi estetik yaratıcılığın önündeki en büyük engeldir diye düşünüyorum
    • B) Teknolojinin hayatımıza girdiği yüzyılda hayatın da bedenimizden çıkmış olduğunu görüyorum maalesef
    • C) Yaşadığımız bugünlerde insanı kendinden uzaklaştıran durumların ve aygıtların sürekli çoğalması, birçok insan gibi elbette beni de endişelendiriyor
    • D) Hep kötülediğimiz modern yaşamın, insana yalnızlık sunarak içsel yolculuğa çıkma fırsatı verdiğine inanıyorum
    • E) Kendinden uzaklaşarak yaşadığı toplumun en dar sokaklarına kadar giren sanatçının unutulmaz eserler vereceğini düşünüyorum

    Paragrafta‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ modern insanın hız, tüketim ve teknolojik aygıtlar arasında kendi özünden, derinliğinden hızla uzaklaştığı, başkalarını dinlemeyi dahi unuttuğu ve kendisiyle yüzleşmekten kaçındığı anlatılmaktadır. Boş bırakılan yere getirilecek en uygun giriş cümlesi, insanın kendinden uzaklaşmasından duyulan endişeyi dile getiren C seçeneğidir.

  23. 23. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde üç farklı fiilimsi türü birlikte kullanılmıştır?

    • A) Kendini herkese uydurmak için yontmaya koyulanlar sonunda tükenip giderler.
    • B) Korkularınızın, sizi umutlarımızın ardına düşmekten alıkoymasına izin vermeyin.
    • C) Herkes kaçınılmaz olarak kendi hayat hikâyesinin kahramanıdır.
    • D) Hayatımızı bildiğimiz gibi yaşamak, bu hayattaki en büyük başarıdır.
    • E) Üzüntü, korkunun insan kafasında meydana getirdiği ince bir akıntıdır.

    A‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde “uydurmak” isim-fiil, “koyulanlar” sıfat-fiil, “tükenip” zarf-fiildir. Üç farklı fiilimsi türü bir arada kullanılmıştır. Doğru cevap A seçeneğidir.

  24. 24. Cep telefonları, akıllı saatler, dizüstü bilgisayarlar ve kablosuz kulaklık gibi kişisel elektronik cihazların neredeyse tamamı lityum-iyon piller ile çalışır. Sağladığı yüksek enerji yoğunluğuna ek olarak düşük ve yüksek akımlarda verimli çalışabilmesi lityum-iyon pillerin tercih edilmesinin başlıca sebeplerindendir. Bu piller şarj edilirken lityum iyonları pilin gözenekli grafit (karbon) yapısına aktarılır. Cihaz prizden çekilip kullanılmaya başlandığında ise iyonlar pilin diğer bölümüne aktarılarak cihazın ihtiyaç duyduğu elektrik enerjisi elde edilir. Pillerdeki iyon transferi sürecinde, kimyasal tepkimelerin genelinde gözlendiği gibi, sıcaklık artışı tepkime hızını artırırken sıcaklığın düşmesi tepkime hızını düşürür. Lityum-iyon pillerin iç dirençlerinin düşük olması da atık ısı miktarını azaltarak pillerin soğuk havadan daha çok ve olumsuz etkilenmesine yol açar. Bu da lityum pillerin en zayıf tarafıdır. Bu parçanın yazarının, lityum-iyon pilli cihazlarla ilgili aşağıdakilerden hangisini tavsiye etmesi beklenir?

    • A) Cihazınızı mümkün olduğu kadar güneşin altında bırakmamaya özen gösterin.
    • B) Cihazınızın sağlığı için pilini ara sıra yetkili servislere kontrol ettirmeyi ihmal etmeyin.
    • C) Pilin uzun ömürlü olması için şarj olduktan hemen sonra cihazınızı fişten çekin.
    • D) Çok soğuk havalarda şarjınızın hemen bitmesini istemiyorsanız cihazınızı soğuktan koruyun.
    • E) Cihazınızı şarj etmeye pilinin tamamen bittiğinden emin olunca başlayın.

    Parçanın‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ son kısmında lityum-iyon pillerin düşük sıcaklıklarda kimyasal tepkime hızının düştüğü ve düşük iç direnç sebebiyle 'soğuk havadan çok daha fazla ve olumsuz etkilendiği' belirtilmiştir. Bu durum, pillerin en zayıf yönü olarak sunulmuştur. Yazarın bu saptamadan hareketle okurlara 'cihazlarını soğuktan korumalarını tavsiye etmesi' beklenir. Yapılan seçenek takasıyla bu tavsiye D seçeneğinde (index 3) yer almaktadır. Doğru cevap D seçeneğidir.

  25. 25. Kış uykusunu düşürüyor yapraklara Dili ağır bir kâhin gibi geçiyor zaman Aramızda güller, aramızda küllerle Her tarafı kızıl büyüsüne bırakıyor Bu dörtlükte aşağıdaki belirteç türlerinden hangisi vardır?

    • A) Durum
    • B) Zaman
    • C) Soru
    • D) Yer-yön
    • E) Miktar

    Dörtlükte‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ “ağır” sözcüğü “geçiyor” eyleminin nasıl gerçekleştiğini belirterek durum belirteci görevindedir. Zaman, yer-yön, soru ya da miktar belirteci yoktur. Doğru cevap A seçeneğidir.