menu
MemurOl
Türkçe Testleri

Paragraf Test 13

Soru 1 / 24

Bir tür göçebe kelebek Monarch. On santim kadar genişliğe açılan, siyah çizgili, beyaz benekleri de olan turuncu renkli kanatları var. Monarchların Kanada’dan Meksika’ya yaptıkları binlerce kilometrelik yolculuk dillere destan. Yaklaşık 250 milyon civarında renk renk kelebek günde 100 kilometreye yakın yol alıyor. Yüzlerce, binlerce, milyonlarca göçmen kelebek sürüsü… Dünyada görebileceğiniz en güzel canlılardan biri… Meksika’daki Morelia kasabasına gidip hem bu muhteşem doğa olayına şahit olabilir hem de bu şirin mi şirin kasabada kafanızı dinleyebilirsiniz. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi yoktur?

Bu testteki tüm sorular ve cevapları (24 soru)
  1. 1. Bir tür göçebe kelebek Monarch. On santim kadar genişliğe açılan, siyah çizgili, beyaz benekleri de olan turuncu renkli kanatları var. Monarchların Kanada’dan Meksika’ya yaptıkları binlerce kilometrelik yolculuk dillere destan. Yaklaşık 250 milyon civarında renk renk kelebek günde 100 kilometreye yakın yol alıyor. Yüzlerce, binlerce, milyonlarca göçmen kelebek sürüsü… Dünyada görebileceğiniz en güzel canlılardan biri… Meksika’daki Morelia kasabasına gidip hem bu muhteşem doğa olayına şahit olabilir hem de bu şirin mi şirin kasabada kafanızı dinleyebilirsiniz. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi yoktur?

    • A) Eksiltili cümle
    • B) Deyimler
    • C) Birinci kişili anlatım
    • D) Yineleme

    Renk‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ renk (yineleme), 'kelebek sürüsü...' (eksiltili cümle) ve 'dillere destan' (deyim) vardır. Ancak yazar olayları III. şahıs ağzından anlatmaktadır (I. kişi yoktur).

  2. 2. Bir yazarın, yayımladığı romanının reklamında kendisinin boy göstermesini bir türlü anlayamıyorum. Halbuki gerçek bir yazın adamı, bir eserin reklamı en iyi biçimde yine eserin kendisinin yapacağını bilir. Bana öyle geliyor ki… Bu parçanın sonuna düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

    • A) yayınevleri, genç yazarların yapıtlarının yayımlanmasına sıcak basmıyor
    • B) yapıtın reklamında yer alan yazarlar, yapıtlarına yeterince güvenmiyor
    • C) birçok yazar, yapıtlarının reklama ihtiyacı olduğunu düşünüyor.
    • D) yayınevlerince yazın yapıtlarının reklamına gereken önem verilmiyor

    Yazarın‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ reklama girmesini eleştiren paragraf, bu eylemin yapıta duyulan güvensizliğin bir göstergesi olduğu fikriyle tamamlanmalıdır.

  3. 3. Kasımpatı çiçeğinin doğal yetişen türlerinin anavatanı Anadolu’dur. Akdeniz kıtasına özgü yumrulu bir bitki olan kasımpatı; İspanya, Mısır, Tunus hariç bütün Akdeniz’de yetişir. Ancak hiçbir ülkede Türkiye’deki kadar çeşidi yoktur. Dünya üzerindeki yirmi türden on tanesi Türkiye’de doğal olarak yetişmektedir. Bunlardan altısı Türkiye dışında dünyanın hiçbir yerinde yetişmemektedir. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?

    • A) Öyküleme
    • B) Tartışma
    • C) Açıklama
    • D) Betimleme

    Metinde‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ kasımpatı çiçeğinin yetiştiği yerler ve türleri hakkında nesnel, bilgilendirici veriler sunulduğu için 'açıklama' anlatım biçimi ağır basmaktadır.

  4. 4. Ortancalarla kaplı bir deniz kenti, ölümü hiç çağrıştırmıyor, biliyor musunuz? Yaşama, dünyeviliğe, doluluğa açılıyor durmaksızın bu kentin sokakları. Oysa kara kuru Anadolu kentlerinin hatırlattığı, en çok ölümdür. Ölümü çağrıştıran dekorları vardır onların. Fanilik rüzgârları eser sokaklarından. İnsanlar bu deniz kentlerine, bu ortanca denizlerine ölümü unutmaya ve yaşamaya mı gelirler? Ölüm, kendini unutturur mu buralarda? Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?

    • A) Öyküleme
    • B) Açıklama
    • C) Karşılaştırma
    • D) Tartışma

    Metinde‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ 'deniz kentleri' ile 'kara kuru Anadolu kentleri', ölümü hatırlatıp hatırlatmamaları ve yaşam enerjileri bakımından karşılaştırılmıştır.

  5. 5. (I) Kitaptaki öykülerimden birini çok sevdiğim bir arkadaşıma okumuştum. (II) İki paragrafı dinledikten sonra, “Ne güzel şiir bu!” demişti. (III) Çünkü, o öyküleri yazarken elim arada şiire de gidiyordu. (IV) Şiirle öykü arasında ortak yönler olduğunu düşünüyorum. (V) Demek ki birkaç türde yazan insanlarda böyle bilinçsizce bir geçiş oluyor. (VI) Yazı da yaşam gibi çünkü; bir şey başka bir şeye her zaman bir yol bulup şekil değiştirebilir. (VII) Yaşamdaki bu özellik yazınsal türlerde de kendine yer bulduğundan türler arasında kesin çizgiler oluşturulamıyor. Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?

    • A) II.
    • B) IV.
    • C) III.
    • D) V.

    Metinde‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ bir öykü üzerinden türler arası geçiş anlatılırken, IV. cümlede ortak yönlerin olduğunu düşünmek, akış arasındaki öznel neden-sonuç bağını zayıflatan genel bir düşüncedir.

  6. 6. Sanatçı; öykü, roman, gezi, deneme, oyun, inceleme ve araştırma alanlarında eserler vermiştir. Gelenekten kopmadan, Batı’ya öykünen yeni yaşam biçimini anlatan yapıtlar ortaya koyarken doğadan, içinde bulunduğu çevreden, toprağından, insanlarından ve kendi yaşantısından esinler alan; duygularını yazılarında samimiyetle ortaya koyan bir dil ustasıdır. Eski düzyazı anlayışına bağlı kaldığı halde, hiç edebiyat yapmaya çalışmaz. Özgün kişiliği, gözlem gücü, okuyucuyla sıcak diyaloglar kurmadaki ustalığı ile önemli bir yer edinmiştir edebiyat dünyasında. Bu parçada sözü edilen sanatçıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

    • A) Okurlarıyla içten bir iletişiminin olduğu
    • B) Yapıtlarının Batılı nitelikler taşıdığı
    • C) Yapıtlarında sanatlı anlatıma yer verdiği
    • D) Yapıtlarında, yaşananları yansıttığı

    Parçada‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ sanatçının 'hiç edebiyat yapmaya çalışmadığı' yani süslü ve sanatlı bir dilden kaçındığı belirtilmektedir; bu nedenle 'sanatlı anlatıma yer verdiği' söylenemez.

  7. 7. Kuşkusuz her sanatçının yapıtı, değişik ölçülerde de olsa kendi kişiliğine bağlıdır. Yapıtların odağı, sanatçının kendisi olduğuna göre bu bağlılık kaçınılmaz bir olgudur. O kadar ki yapıtını açıklamak ya da çözümlemek, bir bakıma o sanatçının kendisini açıklamak olur. Bu yüzden bir eser, sanatçısını tanıtır ve onu kuşatan bir ülke kurar. Bu parçanın bütününde aşağıdakilerden hangisinden söz edilmektedir?

    • A) Sanatçıların, yapıtlarında kendi yaşamlarının dışına çıkamadıklarından
    • B) Her sanat eserinin, sanatçısının kişiliğini yansıttığından
    • C) Sanatçının kişiliğinin oluşmasında, yaşadığı çevrenin etkisinin bulunduğundan
    • D) Sanat eserinin çözümlenebilmesi için, oluşturulduğu şartların bilinmesi gerektiğinden

    Parçanın‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ genelinde yapıt ile sanatçının kişiliği arasındaki kopmaz bağ ve yapıtın sanatçıyı yansıtması üzerinde durulmaktadır.

  8. 8. Gece bitiyor ve serin bir yaz şafağı söküyor usulca. Birazdan, güneş bir sihirbaz gibi yenileyecek koca şehri. Güne yeniden başlamanın sevinci kaplayacak her yeri. Yeni bir günün ilk ışıklarıyla canlanacak her şey. Önce kuşlar yuvalarını terk edecek, ilk çocuğu ağlayacak, ilk pencere açılacak, ilk fırının tezgahına ilk ekmekler düşecek. Çarşılar yine taze ekmek kokusuyla başlayacak güne. Sokaktan sesler geliyor ve taze ekmek kokusu sarıyorsa etrafı, her şeye rağmen hayat devam ediyordur. Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

    • A) Günün belli bir anı betimlenmiştir.
    • B) Birden fazla duyudan yararlanılmıştır.
    • C) Tanık göstermeye başvurulmuştur.
    • D) Anlatıma duygular katılmıştır.

    Parçada‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ betimleme, duygular (sevinç), farklı duyular (görme, koklama, işitme) ve benzetme (güneş bir sihirbaz gibi) kullanılmıştır. Ancak tanık gösterme yoktur.

  9. 9. Öncelikle, şiirsiz duramam, onun için. Sonra, öteki kitaplardan daha kolay okunur şiir kitabı. Sık sık bölünmez dikkatiniz. Örneğin üç dört saatlik bir otobüs yolculuğunda güzel bir oyunu, bir romanı kesintisiz okuyamazsınız. Oysa şiiri çabucak okursunuz. Bu sözler aşağıdaki sorulardan hangisinin yanıtı olabilir?

    • A) Niçin şiiri bu kadar çok seviyorsunuz?
    • B) Niçin şiir yazıyorsunuz?
    • C) Niçin yolculukta şiir kitaplarını tercih ediyorsunuz?
    • D) Niçin yola çıkarken yanınıza kitap alıyorsunuz?

    Yazar‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ cevabında 'otobüs yolculuğunda' romanın kesintisiz okunamayacağını ama şiirin okunabileceğini örnek vererek neden şiiri (özellikle o durumda) tercih ettiğini açıklamaktadır. 'Niçin şiir yazıyorsunuz' sorusu şıkları arasında yer alsa bile cevap okumakla ilgilidir.

  10. 10. Onun istediğiniz bir hikâyesini seçin, seçtiğiniz hikâyenin herhangi bir yerinden bir kelime çıkarın ya da onun yerine başka bir kelime koymaya çalışın. Bunu genellikle başaramadığınızı göreceksiniz. Bu parçada sözü edilen yazarın öykülerinde görülen anlatım özelliği aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Açıklık
    • B) Akıcılık
    • C) Duruluk
    • D) Doğallık

    Parçada,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ metinden bir kelime bile çıkarılamaması veya değiştirilememesi, gereksiz sözcük kullanılmadığını gösterir. Bu özellik 'duruluk'tur.

  11. 11. Edebiyat gibi kültür ve dil de bir milletin tarihi ile yakından ilgilidir. Bundan dolayı onları tarihsel çerçeve içinde görmeyenler bunun anlam ve önemini kavrayamazlar. Türkiye’de bazı aydınların dil konusunda yanılmalarının başlıca nedeni budur. Yukarıdaki parçaya göre yazarın vurguladığı kavramlar nelerdir?

    • A) Edebiyat, tarih, kültür ve dil
    • B) Kültür, dil, aydınlar
    • C) Dilin anlamı, tarihi olaylar
    • D) Edebi eserlerle kültür unsurları

    Yazar‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ parçada edebiyat, kültür, dil ve tarih kavramlarının birbiriyle olan ilişkisini ve ayrılmazlığını vurgulamaktadır. Bu dört kavram metnin ana eksenini oluşturur.

  12. 12. Tabii. Bazı şiirler çevrilemeyebilir. Hatta daha önce kimi şiirlerini çevirdiğiniz bir şairin çevrilemeyecek başka şiirleri de olabilir. Önemli olan çevirmenin, çevrilecek ve çevrilmeyecek şiir ayırt edebilmesidir. Ben de çok beğendiğim kimi şairlerin birçok şiirini çevirmemişimdir. Bu sözler aşağıdaki sorulardan hangisinin cevabı olabilir?

    • A) Şiirin çevrilemeyeceği düşüncesine katılıyor musunuz?
    • B) Şiir çevirilerini en iyi, şairler mi yapar?
    • C) Şiirin çevirisi, öteki türlerin çevirisinden daha çok ilgi görür mü?
    • D) Sizin çevirmeye yanaşmadığınız şiirler oldu mu?

    Parçada‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ yazarın 'Ben de çok beğendiğim kimi şairlerin birçok şiirini çevirmemişimdir' diyerek kişisel bir deneyimini paylaşması, ona yöneltilen sorunun 'Sizin çevirmeye yanaşmadığınız şiirler oldu mu?' olduğunu göstermektedir.

  13. 13. Son yıllardaki moda deyişle medyada, bazı özel TV kanallarında yeni tip sunucular, haber ve spor sunucuları da moda oldu. Oysa sunuculukta dili doğru, düzgün ve pürüzsüz kullanma, fizikî güzellikten önce gelir, önce gelmelidir. Bu konuda başarılı olanlar elbette var; ama dil bilinci ve Türkçe sevgisi onlarda özellikle aranmalı, onlara özellikle kazandırılmalıdır. Çünkü bu kişiler her gün milyonlara sesleniyor, milyonlarla yüz yüze geliyor. Bu parçaya göre bir sunucuda aranması gereken en önemli özellik nedir?

    • A) Dil bilincine ve sevgisine sahip olma
    • B) Fizikî bir güzelliğe sahip olma
    • C) İyi bir eğitime sahip olma
    • D) Doğru bir Türkçeye sahip olma

    Parçada‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ sunucularda 'dil bilinci ve Türkçe sevgisinin özellikle aranması' gerektiği vurgulanmıştır. 'Doğru Türkçe' de önemlidir ancak metinde vurgulanan temel değer 'dil bilinci ve sevgisi'dir (A şıkkı).

  14. 14. Karanlık kavuştuğu için aşağıdan akan derenin uğultusu daha çok geliyordu. Kalkıp yürümeye başladık. Güneş batmış, bulunduğumuz yer, yerini birdenbire artan serin rüzgârlara bırakmıştı. Kazdağı’nın bu yamacında saatlerce sürecek akşam başlamıştı. Yukarıdaki parçanın anlatımı için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

    • A) Tartışmacı anlatıma başvurulmuştur.
    • B) Öyküleyici anlatım kullanılmıştır.
    • C) Görsel öğelere yer verilmiştir.
    • D) İşitme duyusundan yararlanılmıştır.

    Parçada‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ olay akışı (yürümeye başlamak), betimleme (karanlık, güneş batmış), işitme (uğultu) ve dokunma (serin rüzgar) vardır. Ancak herhangi bir fikri savunma veya çürütme amacı taşıyan 'tartışmacı anlatım' yoktur.

  15. 15. Avrupa’da halkın konuştuğu dille; bilim, felsefe ve edebiyatın dilini birleştirmek, diğer bir deyişle düşündüğünü konuşur gibi yazmak, ilk iş olmuştur. Rönesans dedikleri gelişme bir bakıma halk dilinin yazı dili olması demektir. Bu parçadaki cümleler aşağıdaki görüşlerden hangisini desteklemek için söylenmiş olabilir?

    • A) Yazı dili ayrı konuşma dili ayrı kavramlardır.
    • B) Yazı dili konuşma diliyle aynı olmalıdır.
    • C) Bizde de bir Rönesans gerçekleştirilmiştir.
    • D) Kırsal dil, bilim diliyle bağdaştırılmalıdır.

    Parçada,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ Avrupa'da Rönesans'la birlikte 'halk dilinin yazı dili olması'nın hedeflendiği ve bunun bir gelişim olduğu anlatılmaktadır. Bu da 'yazı dilinin konuşma diliyle aynı olması' gerektiği görüşünü destekler.

  16. 16. Genç yönetmen yeni filmi için yüzü düzgün, kamera karşısında rahat, düş gücü gelişkin bir kadın oyuncu arıyordu. Gazeteye ilan vererek adayları davet etmişti. Gün boyu peş peşe girdiği mülakatlardan yorgundu. O, kendine yeni bir kahve koyarken, sıradaki oyuncu adayını içeri aldılar. Genç kız, yüzünde meraklı bir tebessümle deneme kamerasının karşısına oturdu ve yönetmenle sohbete başladı. Kısa bir konuşmadan sonra yönetmen değişik bir şey denemiş olmak için “Çantanızı açıp bana içindekileri birer birer anlatır mısınız?” dedi. Genç kız arkadaki çantaya uzandı. Fermuarını açtı. Önce eline gelen iri kır¬mızı elmayı çıkarıp anlattı: “Bu elmayı sabah tezgah başında meyvelerini parlatırken gördüğüm manav hediye etti. Çok iştahlı bakmış olmalıyım.” Sonra çantadan bir kitap çıkardı. Bu parçadan hareketle aşağıdakilerden hangisi belirlenebilir?

    • A) Hikâyenin gözlemci bakış açısıyla yazıldığı
    • B) Metnin yazılış amacı
    • C) Yazarın sahip olduğu zihniyet
    • D) Metin – gelenek ilişkisi

    Parçada‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ anlatıcı, olayları dışarıdan izleyen bir kamera gibi aktarmaktadır (yorgundu, içeri aldılar, çantaya uzandı). Karakterlerin iç dünyasına (zihin okuma) girilmemiştir, sadece gözlemlenen eylemler anlatılmıştır. Bu da gözlemci bakış açısıdır.

  17. 17. Akdeniz bölgesinin çatısı Toros Dağları tarafından meydana getirilmektedir. Dağlar bazı yerlerde denize çok sokulur, kayalık ve az girintili çıkıntılı bir kıyı üzerine dikine inerler. Bazı yerlerde ise kıyı çizgisi ile dağ sınırları arasına Adana Ovası gibi geniş düzlükler girer. Bu bölge özelliğini kendine komşu olan ılık denizden alır. Fakat denizin etkisi yüzey şekillerine ve yükseltiye göre değişir. Akdeniz iklimi kıyı ovalarından içeriye sokulduğu halde dağlık yerlerde ancak dar bir şerit üzerinde kendini belli eder ve yükseklere doğru önemli değişikliklere uğrar. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerin hangisinde verilenlerden yararlanılmıştır?

    • A) Öyküleme – betimleme – benzetme
    • B) Açıklama – betimleme – karşılaştırma
    • C) Tanımlama – açıklama – karşılaştırma
    • D) Karşılaştırma – tartışma – betimleme

    Parça‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ bilgi verdiği için 'açıklama' (Akdeniz bölgesinin coğrafi özellikleri), yer şekillerini görselleştirdiği için 'betimleme' (dağların denize inmesi, kıyı şeridi) ve iklimin etkisini yer şekillerine göre kıyasladığı için 'karşılaştırma' (kıyı ovaları vs dağlık yerler) tekniklerini kullanmıştır.

  18. 18. Okuduğumuz romanlardan, şiirlerden farkına varmadan bir şeyler öğreniriz. Öğrendiklerimiz bilgilerimizi artırıp düşünce, duygu ve hayal evrenimizi de zenginleştirir. Kısaca yazınsal yapıtlar, …… . Bu parça düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisiyle sürdürülmelidir?

    • A) dünya görüşümüze yön vermekten olabildiğince kaçınılmalıdır.
    • B) bizi, yaşam gerçeklerine yaslandığı ölçüde etkiler.
    • C) düşünce dünyamızı bilimsel yazılardan daha çok geliştirir.
    • D) hem kalbimize hem aklımıza seslenerek bizi geliştirir.

    Parçada‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ yazınsal yapıtların hem 'bilgilerimizi artırdığı' (akıl) hem de 'duygu ve hayal evrenimizi zenginleştirdiği' (kalp) belirtilmiştir. Bu nedenle sonuç cümlesi her iki yönü de kapsayan D şıkkı olmalıdır.

  19. 19. Divan şiiri, oluştuğu ve geliştiği çağların sanat anlayışını yansıtan özellikleri yanında, yalnızca aruz ölçüsü, uyak kuralları açısından bile üzerinde durulması gereken kapsamlı bir alandır. Ayrıca, divan şiirinin iç yapısının ayrılmaz bir bütünleyicisi olan söz sanatlarının, Türk şiirinin her döneminde önemli bir yeri ve işlevi olmuştur. Divan şiirinde, sözcükler arasında söz sanatlarıyla kurulmuş olan derin anlam örgüsünü çözmeden bu şiiri gereğince duyabilmek ve şiirin güzelliğinin tadına varmak mümkün değildir. Bu parçada göre divan şiirindeki güzelliğin tadına varmanın yolu aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Söz sanatlarıyla oluşturulan yoğun anlamı açığa çıkarmak
    • B) Aruz ölçüsünü, uyak kurallarını bir bütün olarak ele almak
    • C) Söz sanatlarının oluşumunda etkili olan olayları incelemek
    • D) Türk şiirinin bütün dönemlerinde işlevini sürdüren edebi sanatları incelemek

    Parçanın‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ son cümlesinde 'sözcükler arasında söz sanatlarıyla kurulmuş olan derin anlam örgüsünü çözmeden... şiirin güzelliğinin tadına varmak mümkün değildir' denmektedir.

  20. 20. (I) İnsanlık tarihi boyunca fazla kilolar, sağlığın ve refahın simgesi olarak görülegelmiştir. (II) Günümüzdeyse şişmanlık, dünyanın en varlıklı ülkelerinde yaşayan insanların sağlıklarını tehdit eden bir hastalık olarak algılanıyor. (III) Şişmanlık kalıtımsal bir hastalıktır. (IV) Özellikle gelişmiş ülkelerde şişmanlığın görülme sıklığı sürekli artıyor. (V) Öyle ki şişmanlığa bir tür salgın hastalık gözüyle bakılıyor. (IV) Bu hastalığı tedavi etmeye aday sağlık merkezleri de artıyor. Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?

    • A) II.
    • B) III.
    • C) IV.
    • D) V.

    Parçanın‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ genelinde şişmanlığın tarihsel algısı ve günümüzdeki yaygınlığı/artışı (sosyal boyutu) anlatılırken, III. cümlede araya girip 'kalıtımsal bir hastalık' olduğu (tıbbi nedeni) söylenmiş ve akış bozulmuştur.

  21. 21. Usta şairin bu kitabında biçimce manileri andıran, günlük dille yazılmış şiirler bulunuyor. Ama bu bir basitlik olarak anlaşılmasın. Bu şiirlerinde o, bir iki dizede koca bir dünya çiziyor size. Bunu yaparken şiirleri tamamlamıyor. Hemen her şiir, sanki yarım kalmış da sizin tamamlamanızı bekliyor. Görüyoruz ki o, altında imzası olmadan tanınabilecek şiirler yazıyor artık. Bu parçada sözü edilen sanatçıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

    • A) Şiirlerinin yoğun anlamlı olduğu
    • B) Kısacık şiirler yazdığı
    • C) Şiirlerinin özgün bir nitelik taşıdığı
    • D) Şiirlerinde günlük hayatı dile getirdiği

    Parçada‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ şairin 'günlük dille' yazdığı belirtilmiştir, ancak şiirlerinde 'günlük hayatı' konu edindiğine dair bir bilgi verilmemiştir. Dilin günlük olması ile konunun günlük hayat olması farklı şeylerdir.

  22. 22. Edebiyat dünyamızda, her geçen gün pek çok eser okuyucuyla buluşuyor. Eleştirmenler, bu eserleri bir süzgeçten geçirerek okurun, niteliksiz yapıtlarla zamanını boşa geçirmesini engelliyor. Bu açıdan, eleştirmeni, şoförlerin varmak istedikleri yere daha kısa sürede gitmeleri için yol kenarlarına yerleyştirilmiş trafik işaretlerine benzetebiliriz. Bu parçanın son cümlesinde yapılan benzetmeyle, eleştirmenlerle ilgili olarak anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Okurların kimi eserlerle ilgili ön yargılarını yıktıkları
    • B) Yapıtların olumlu yönleriyle birlikte olumsuz yönlerini de ortaya koydukları
    • C) Okurların eserlerin güzel yönlerini fark etmesini sağladıkları
    • D) Bazı eserleri gereksiz yere okuyup vakit kaybetmemeleri için okurları uyardıkları

    Parçada‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ eleştirmenlerin 'niteliksiz yapıtlarla zamanını boşa geçirmesini' engellediği ve 'trafik işareti' gibi yol gösterdiği belirtilmiştir. Bu da okurları gereksiz vakit kaybından korumak anlamını taşır.

  23. 23. I.Tarih içinde asırlarca işlene işlene bu görünümü kazanan kültür gelişir, olgunlaşır. II. Kültür, bir milletin tarih boyunca oluşturduğu eserlerle bir görünüm kazanır. III. Dil, edebiyat, müzik, mimari ve sosyal yaşamda söz konusu gelişmeleri rahatlıkla fark edebiliriz. Yukarıda numaralanmış cümleler, aşağıdakilerden hangisinde bir anlam akışı ve bütünlüğü oluşturacak biçimde sıralanmıştır?

    • A) I.-II.-III.
    • B) I.-III.-II.
    • C) III.-I. -II.
    • D) II.-I.-III.

    Sıralama‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ II ile başlamalıdır (Genel tanım: Kültür... görünüm kazanır). Sonra I gelmelidir (Bu görünümü kazanan kültür gelişir...). Son olarak III gelmelidir (Söz konusu gelişmeleri fark edebiliriz). Akış: II -> I -> III.

  24. 24. Yazmak istediğim yaşamı, elimle tutacak derecede tanımak isterim. Bugünkü yazarı görevi doğru yazmaktır, doğru bilgi vermektir, doğruyu doğru göstermektir. Son dönemlerde belgesel kitaplara gösterilen ilginin nedeni budur. Okur doğru bilgi istiyor. Bundan dolayı uzaktan baktığım , karşıdan seyrettiğim, elimle yakalayamadığım durumları yazamam, buna cesaret edemem. Bu parçada sanatçının kendisiyle ilgili olarak anlatmak istediği aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Eserlerinde kendi yaşamını anlattığı
    • B) Yazdıklarını tümüyle gerçeğe dayandırdığı
    • C) Toplumsal sorunlara çözümler ürettiği
    • D) Yapıtlarında yalnız düşsel ögelere yer verdiği

    Yazar,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ 'doğru yazmak, doğru bilgi vermektir' diyerek ve 'elimle yakalayamadığım durumları yazamam' diyerek yazdıklarını gerçeğe dayandırdığını belirtmektedir.