menu
MemurOl
Türkçe Testleri

Paragraf Test 5

Soru 1 / 25

Aşağıdaki cümlelerden hangisi bir paragrafın 'giriş cümlesi' olmaya en *uygun değildir*?

Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
  1. 1. Aşağıdaki cümlelerden hangisi bir paragrafın 'giriş cümlesi' olmaya en *uygun değildir*?

    • A) Bu yüzden sanatçının sorumluluğu çok büyüktür.
    • B) Eğitim, bir toplumun geleceğini şekillendiren temel taştır.
    • C) Göç, insanlık tarihi kadar eski bir olgudur.
    • D) Roman, modern dünyanın ortaya çıkardığı bir edebi türdür.

    Giriş‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ cümlesi, paragrafın konusunu tanıtan, genel bir yargı içeren ve kendinden önce bir cümle daha varmış izlenimi vermeyen cümledir. 'Bu yüzden' ifadesi, kendinden önce bir neden, bir yargı belirtildiğini gösterir. Bu bağlaçla başlayan bir cümle, ancak bir gelişme veya sonuç cümlesi olabilir, giriş cümlesi olamaz.

  2. 2. Bu parça aşağıdaki sorulardan hangisine cevap niteliğindedir? 'Bunun temelinde ekonomik faktörler yatmaktadır. Kırsal alanlarda tarımsal verimliliğin düşmesi, iş imkânlarının kısıtlı olması, genç nüfusu büyük merkezlere itmektedir. Ayrıca, şehirlerdeki eğitim ve sağlık hizmetlerinin daha iyi olması da bir çekim gücü yaratmaktadır. İnsanlar, kendileri ve çocukları için daha iyi bir gelecek umuduyla doğdukları yerleri terk edip bu kalabalık merkezlere göç etmektedirler.'

    • A) Eğitim hizmetleri neden yetersiz kalmaktadır?
    • B) Tarımsal verimlilik nasıl artırılır?
    • C) Kırdan kente göçün nedenleri nelerdir?
    • D) Şehir yaşamının zorlukları nelerdir?

    Paragraf,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ 'Bunun temelinde...' diye başlayarak bir sorunun nedenlerini sıralamaktadır (ekonomik faktörler, iş imkânları, eğitim, sağlık hizmetleri). Paragrafta anlatılan tüm bu nedenler, 'kırdan kente göç' olgusunu açıklamaktadır. Dolayısıyla paragraf, 'Kırdan kente göçün nedenleri nelerdir?' sorusuna bir cevaptır.

  3. 3. Bu parça aşağıdaki sorulardan hangisine cevap niteliğindedir? 'Stres, modern yaşamın kaçınılmaz bir parçası gibi görünse de, aslında yönetilebilir bir tepkidir. Bedenimiz, tehlike algıladığında 'savaş ya da kaç' tepkisi verir. Ancak günümüzdeki stres kaynakları genellikle fiziksel değil, psikolojiktir. İş yetiştirme telaşı, sınav kaygısı, sosyal beklentiler... Bunlarla başa çıkmanın yolları vardır. Düzenli egzersiz, doğru nefes alma teknikleri, meditasyon ve zaman yönetimi, stresin olumsuz etkilerini azaltmada kanıtlanmış yöntemlerdir.'

    • A) Modern yaşam neden bu kadar karmaşıktır?
    • B) Egzersizin faydaları nelerdir?
    • C) Stres nedir ve stresle nasıl başa çıkılır?
    • D) Sınav kaygısı neden kaynaklanır?

    Paragrafın‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ ilk bölümünde 'stres'in ne olduğu (bir tepki olduğu) açıklanmış, ikinci bölümünde ise bu stresle 'başa çıkmanın yolları' (egzersiz, meditasyon vb.) sıralanmıştır. Bu nedenle paragraf, 'Stres nedir ve stresle nasıl başa çıkılır?' sorusuna tam bir cevap niteliğindedir.

  4. 4. Bu parçanın konusu aşağıdakilerden hangisidir? 'Empati, bir başkasının duygularını, içinde bulunduğu durumu veya düşüncelerini anlayabilme ve hissedebilme yetisidir. Sadece 'hak vermek' değil, o kişinin penceresinden bakabilmektir. İkili ilişkilerde yaşanan pek çok sorunun temelinde empati eksikliği yatar. Karşımızdakini anlamaya çalışmak yerine hemen yargılamaya başlarız. Oysa empati, iletişimin kapılarını açan sihirli bir anahtardır; hem bireysel hem de toplumsal barışın temelini oluşturur.'

    • A) İletişim Hataları
    • B) Empatinin Gücü ve Gerekliliği
    • C) Yargılamanın Zararları
    • D) Bireysel ve Toplumsal Barış

    Paragrafta‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ öncelikle 'empati'nin tanımı yapılmış, ardından 'ilişkilerdeki' ve 'toplumsal barıştaki' önemi, yani 'gücü' ve 'gerekliliği' vurgulanmıştır. Parçanın tamamını en iyi kapsayan başlık budur.

  5. 5. Gediz’in etrafındaki uçsuz bucaksız topraklarda yol alırken birden denizin kokusunu duyarsınız. Yolun hemen sağında bir Roma köprüsünü ve yanı başında Anıtkule’yi görürsünüz. Yeşil yeşil tepeleri aşınca da kendinizi mavi mi mavi bir denizin kenarında bulursunuz. Akşamları da rüzgarın ve akan derelerin sesi eşsiz bir müzik ziyafeti sunar sizlere. Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

    • A) Birden fazla duyudan yararlanılmıştır.
    • B) İkilemelere yer verilmiştir.
    • C) Kişisel duygular belirtilmiştir.
    • D) Düşünceler kanıtlanmaya çalışılmıştır.

    Parça,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ betimleyici ve lirik bir anlatımla yazılmış olup kişisel izlenimleri aktarmaktadır. Bu tür metinlerde bir iddiayı kanıtlama veya okuru ikna etme gibi bir amaç (kanıtlama) güdülmez.

  6. 6. Aşağıdaki cümlelerden hangisi bir paragrafın 'sonuç cümlesi' olmaya en uygundur?

    • A) Öncelikle konuyu iyice araştırmamız gerekiyor.
    • B) Bununla birlikte, bazı istisnalar da vardır.
    • C) Örneğin, bu tür olaylara sıkça rastlanır.
    • D) Kısacası, tüm bu nedenler başarının tesadüf olmadığını göstermektedir.

    Sonuç‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ cümlesi, paragrafta anlatılanları özetleyen, bir sonuca bağlayan ve ana fikri pekiştiren cümledir. 'Kısacası', 'özetle', 'sonuç olarak' gibi bağlaçlar genellikle sonuç cümlelerinde kullanılır. Bu cümle, paragrafta 'başarı' ile ilgili anlatılanları özetleyip bir sonuca bağlamaktadır.

  7. 7. Bu parçanın sonuna düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir? 'Bir yazar için en zorlu süreç, belki de yazacaklarını belirledikten sonraki o ilk cümleyi bulmaktır. Beyaz bir sayfanın önünde saatlerce beklemek, doğru kelimeleri aramak... Yazmak, dışarıdan göründüğü gibi kolay bir eylem değildir. Sabır, disiplin ve sürekli bir zihinsel çaba gerektirir. Her kelime, bir binanın tuğlaları gibi özenle seçilmeli ve yerine konulmalıdır. ...'

    • A) Bu yüzden yazarlar genellikle yalnız insanlardır.
    • B) Okur, bu zorlu süreci hiçbir zaman tam olarak bilemez.
    • C) Popüler olmak, yazarların en büyük hedefidir.
    • D) Kısacası, yazma eylemi büyük bir emek ve özveri ister.

    Parçada,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ yazma eyleminin 'zorlu süreci', 'sabır', 'disiplin' ve 'zihinsel çaba' gerektirdiği anlatılmaktadır. Son cümle, bu anlatılanları özetleyen bir sonuç cümlesi olmalıdır. 'Büyük bir emek ve özveri istemesi' ifadesi, paragrafın tamamını en iyi şekilde özetlemektedir.

  8. 8. Yaşamın içinde yaşanan olayların mantığına uygun olup olmadığını pek sorgulamayız. Olmuşsa olmuştur, gözüyle bakarız yaşananlara. Ama iş bunları kaleme dökmeye gelince durum farklılaşır. Sanatçı, okuru sözlerine inandırmakla yükümlüdür. Bu parçada savunulan düşünceyle aşağıdakilerden hangisi anlamca çelişir?

    • A) Yazarlar, yapıtlarında olayların mantıklı bir çerçevede gelişmesini sağlamalıdır.
    • B) Sanatçı, yapıtında olayları anlatırken dış dünyanın gerçekleriyle çatışmaya girmemelidir.
    • C) Sanatçı, yapıtlarında yaşam gerçeklerinden uzaklaşmalı, okura kendi kurduğu dünyanın kapılarını aralamalıdır.
    • D) Sanat yapıtlarında, gerçek yaşamda her zaman rastlanabilecek olaylara yer verilmelidir.

    Parçada‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ sanatçının okuru 'inandırmakla yükümlü' olduğu ve 'gerçeğin peşinde' koşması gerektiği savunulmuştur. C seçeneğindeki 'gerçeklerden uzaklaşma' önerisi bu inandırıcılık ve gerçeklik ilkesine zıttır.

  9. 9. Dış dünyayı, dış gerçekliği duyular aracılığıyla algılarız. Bu yüzden gerçeği olduğu gibi kavrayıp anlatma olanağından yoksunuz. Çünkü … . Dış dünyadan aldıklarımız, dış gerçekliğin kendisi değil, onlarla ilgili birtakım izlenimlerdir. Bu da kişiden kişiye değişen bir olgudur. Bu parçadaki boş bırakılan yere, düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisinin getirilmesi en uygundur?

    • A) dış dünyayı, duyularımız bize ulaştırırken değiştirir
    • B) gerçeklik algısı kişiden kişiye değişmektedir
    • C) herkes aynı değer yargılarına sahip değildir
    • D) her gerçek olay, sanat yapıtına aktarılmaya elverişli değildir

    Metinde‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ gerçeği olduğu gibi (saf haliyle) anlatamayacağımız, çünkü duyularımızın dış gerçekliği bize olduğu gibi değil değiştirerek (bir izlenim olarak) ulaştırdığı vurgulanmaktadır.

  10. 10. Bu parçada (II) numara ile belirtilen boşluğa, düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir? 'Şehirler, sadece binaların oluşturduğu beton yığınları değildir. (I) Her şehrin kendine özgü bir ruhu, bir karakteri vardır. (II) ... (III) O sokaklarda yaşayan insanların anıları, sevinçleri ve hüzünleri bu karakteri şekillendirir. (IV) Bu yüzden bir şehri tanımak, sadece onun sokaklarını gezmekle değil, o ruhu hissetmekle mümkündür.'

    • A) Şehir planlaması yapılırken estetik kaygılar güdülmelidir.
    • B) Bu ruhu oluşturan en önemli unsur, orada yaşanan hayatlardır.
    • C) Modern şehirler, eski cazibesini yitirmektedir.
    • D) Tarihi binalar, şehrin turizm potansiyelini artırır.

    Parçada‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ şehirlerin bir ruhu olduğu (I) ve bu ruhu insanların anılarının oluşturduğu (III) belirtilmiştir. Boşluğa (II), ruh ile insan arasındaki bağı kuran bir cümle gelmelidir.

  11. 11. Bu parçanın anlam bütünlüğünü bozan cümle aşağıdakilerden hangisidir? '(I) Yapay zekâ, günümüz teknolojisinin en çok tartışılan alanlarından biridir. (II) Bilgisayar sistemlerinin, insan benzeri bilişsel işlevleri (öğrenme, problem çözme) taklit etmesi olarak tanımlanır. (III) Tıp alanında hastalık teşhisinden, sanat alanında yeni eserler üretmeye kadar geniş bir yelpazede kullanılır. (IV) Geçen yıl vizyona giren bilim kurgu filmleri büyük ilgi gördü. (V) Ancak bu hızlı gelişim, etik ve güvenlik konularında ciddi soru işaretlerini de beraberinde getirmektedir.'

    • A) II
    • B) III
    • C) IV
    • D) V

    Parçanın‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ genelinde 'yapay zekâ'nın tanımı, kullanım alanları ve getirdiği etik sorunlar ele alınmaktadır. Dördüncü cümlede ise konuyla ilgisiz bir şekilde 'bilim kurgu filmlerinden' bahsedilerek paragrafın anlam bütünlüğü bozulmuştur.

  12. 12. Bu parçada verilen ana düşünce aşağıdakilerden hangisidir? 'Bir toplumda adalet yoksa huzur da olmaz. Adaletin olmadığı yerde insanlar birbirine güvenemez.'

    • A) Adalet yalnızca mahkemelerde aranır.
    • B) Adalet toplumsal huzurun temelidir.
    • C) Adalet birey için gereksizdir.
    • D) Adaletin toplumla ilgisi yoktur.

    Doğru‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ cevap B seçeneğidir. Metnin anlam bütünlüğü ve iletisi göz önüne alındığında, Parçada adaletin toplumsal huzurun temel şartı olduğu vurgulanmıştır. Bu doğrultuda paragrafta veya cümlede vurgulanan temel düşünceyi doğrudan yansıtan seçenek doğru cevaptır.

  13. 13. Bu parçada boş bırakılan (III) numaralı yere, düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir? 'Dil, bir iletişim aracı olmanın çok ötesinde, bir milletin kültürünü, tarihini ve kimliğini taşıyan canlı bir varlıktır. (I) Kelimeler, o toplumun dünyaya nasıl baktığını gösteren ipuçlarıyla doludur. (II) Eskimo dilinde 'kar' için onlarca farklı kelime olması, onların doğayla ne kadar iç içe yaşadığının bir kanıtıdır. (III) .... (IV) Bu yüzden dilini kaybeden bir toplum, hafızasını ve kimliğini de kaybetmeye başlar.'

    • A) Ancak bazı diller, kelime hazinesi bakımından diğerlerinden daha zengindir.
    • B) Dilbilgisi kuralları zamanla ve coğrafyaya göre değişebilir.
    • C) Her dilin kendine özgü bir ses yapısı ve melodisi vardır.
    • D) Aynı şekilde, tarım toplumlarında 'toprak' ve 'bereket' ile ilgili kavramlar öne çıkar.

    Paragrafın‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ ana düşüncesi dilin kültürü yansıtması ve korunması gerektiğidir. Ancak boş bırakılan (III) numaralı yer bir sonuç değil, destekleyici örnek cümlesidir. (II) numaralı cümlede dil-kültür ilişkisine 'Eskimolar ve kar' örneği verilmiştir. Düşüncenin akışına göre (III) numaralı boşluğa bunu destekleyen 2. bir örnek gelmelidir. 'Aynı şekilde' bağlacıyla başlayan tarım toplumları (D seçeneği) bu akışı kusursuz tamamlar ve ardından (IV) numaralı 'Bu yüzden...' başlayan sonuç cümlesine bağlanır.

  14. 14. Bu parçada kullanılan anlatım biçimi aşağıdakilerden hangisidir? 'Bazı eleştirmenler, popüler romanların edebi değer taşımadığını iddia ediyor. Onlara göre, çok satan kitaplar sadece ticari kaygıyla yazılır ve derinlikten yoksundur. Oysa ben bu görüşe katılmıyorum. Bir eserin çok satılması, onun değersiz olduğu anlamına gelmez. Önemli olan, eserin okuyucuya ne verdiği ve dilinin ne kadar güçlü olduğudur. Popüler edebiyat içinde de edebi değeri yüksek, okuyucunun ufkunu açan nice eserler bulmak mümkündür.'

    • A) Betimleme
    • B) Öyküleme
    • C) Açıklama
    • D) Tartışma

    Yazar,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ 'bazı eleştirmenlerin' görüşünü (popüler romanların değersiz olduğu) belirterek başlar. Daha sonra 'Oysa ben bu görüşe katılmıyorum.' diyerek kendi zıt düşüncesini ortaya koyar ve bunu savunur. Bir düşünceyi çürütüp kendi düşüncesini kabul ettirmeye çalışma amacı taşıyan bu anlatım biçimi tartışmadır.

  15. 15. Bu parçada kullanılan bakış açısı aşağıdakilerden hangisidir? 'Ali, küçük kasabanın tozlu yollarında yavaşça ilerliyordu. Kafası karışıktı. Bir yandan ailesini bırakıp gitmek istemiyor, diğer yandan büyük şehirdeki iş fırsatını kaçırmayı göze alamıyordu. Cebindeki buruşuk mektubu sıktı. Bu mektubun hayatını değiştireceğini biliyordu ama bu değişimin iyi mi kötü mü olacağından emin değildi. 'Ne yapmalıyım?' diye düşündü içinden.'

    • A) Açıklayıcı anlatım
    • B) Birinci kişi ağzından anlatım
    • C) Gözlemci bakış açısı
    • D) İlahi bakış açısı

    Paragrafta‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ olaylar 'Üçüncü Kişi' (Ali, o) ağzından anlatılmaktadır. Ancak anlatıcı, sadece Ali'nin dışarıdan görünen eylemlerini (yürümesi, mektubu sıkması) değil, aynı zamanda onun 'kafasının karışık' olduğunu, 'ne istediğini' ve içinden geçirdiği 'Ne yapmalıyım?' düşüncesini de bilmektedir. Karakterin zihninden geçenleri bilen bu bakış açısına İlahi (Tanrısal) bakış açısı denir.

  16. 16. (I) Türk öyküsüne konuşma dilini getirip öyküyü derli toplu dramatize eden kişi Ömer Seyfettin’dir. (II) O; yüzünü halka, dile, sosyal gerçeklere döndürmüş olmasıyla da öykücülüğümüzde bir öncüdür. (III) Bireyin psikolojik dünyasına girerek modern öykünün temellerini atan başka yazarlarımız da vardır. (IV) Öykülerini canlı ve etkileyici bir anlatımla oluşturmuştur. (V) Bu yalın ve sade anlatımı sayesinde her dönemde geniş kitleler tarafından sevilerek okunmuştur. Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?

    • A) II.
    • B) III.
    • C) IV.
    • D) V.

    Parçanın‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ genelinde (I, II, IV ve V. cümlelerde) Ömer Seyfettin'in öykü dünyası, dili ve yalın anlatımı konu edilmektedir. Ancak III. cümlede konu bir anda değiştirilerek modern öykünün temellerini atan 'başka yazarlardan' ve 'psikolojik dünyadan' bahsedilmiş, böylece düşüncenin akışı bozulmuştur.

  17. 17. Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense, ikinci paragraf numaralanmış hangi cümleyle başlar? '(I) Geleneksel sanatlar, bir toplumun kültürel hafızasını yansıtan en önemli miraslardır. (II) Ebru, hat, minyatür gibi sanatlar, yüzyılların birikimini ve estetik anlayışını bugüne taşır. (III) Bu sanatların yaşaması için usta-çırak ilişkisi hayati önem taşır. (IV) Dijital sanat ise teknolojinin gelişmesiyle ortaya çıkan yeni bir ifade biçimidir. (V) Bilgisayar yazılımları, tabletler ve dijital kameralar bu sanatın araçlarıdır. (VI) Günümüz sanatçıları, dijital teknikleri kullanarak farklı ve yenilikçi eserler üretmektedir.'

    • A) III
    • B) IV
    • C) V
    • D) VI

    I,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ II ve III. cümleler 'Geleneksel Sanatlar' konusunu ele almaktadır. IV. cümleden itibaren 'Dijital Sanat' konusuna geçilerek yeni bir paragraf konusu başlatılmıştır. 💡 ÖSYM Püf Noktası: IV. cümledeki 'ise' bağlacı iki farklı konuyu (Geleneksel Sanat ile Dijital Sanat) karşılaştırmak amacıyla kullanılmıştır; konunun değiştiğini gösterir ve ikinci paragrafın başlangıç cümlesidir.

  18. 18. Bu parçanın konusu aşağıdakilerden hangisidir? 'Mutluluk, pek çok felsefi akımın ve psikolojik araştırmanın odak noktası olmuştur. Kimi için maddi zenginlik, kimi için sağlık, kimi içinse manevi tatmindir. Ancak araştırmalar gösteriyor ki, mutluluğun sürdürülebilirliği, dışsal koşullardan çok içsel bir bakış açısına bağlıdır. Zorluklar karşısında bile olumlu kalabilme becerisi, şükran duyma ve anlamlı ilişkiler kurma, mutluluğun temel taşları olarak öne çıkıyor. Yani mutluluk, 'sahip olduklarımızla' değil, 'olduklarımızla' nasıl hissettiğimizle ilgilidir.'

    • A) Mutluluk kavramının farklı tanımları ve temelleri
    • B) Maddi zenginliğin mutluluk getirmemesi
    • C) Psikolojik araştırmaların yetersizliği
    • D) Felsefi akımların mutluluğa bakışı

    Paragraf,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ mutluluğun 'farklı tanımlarını' (zenginlik, sağlık, maneviyat) yaparak başlamakta ve ardından mutluluğun 'temel taşlarını' (içsel bakış açısı, ilişkiler) açıklayarak devam etmektedir. Parçanın tamamı 'Mutluluk nedir ve neye bağlıdır?' sorusunu ele aldığı için konu, mutluluk kavramının tanımları ve temelleridir.

  19. 19. Bu parçada kullanılan anlatım biçimi aşağıdakilerden hangisidir? 'Obezite, vücutta sağlığı bozacak ölçüde aşırı yağ birikmesidir. Dünya Sağlık Örgütü'ne göre, vücut kitle indeksinin 30'un üzerinde olması obezite olarak kabul edilir. Peki, bu duruma ne yol açar? Bazıları bunun sadece genetik olduğunu savunur. Ancak bu görüş, durumu tam olarak açıklamaz. Genetik yatkınlık bir faktör olsa da, modern yaşamın getirdiği hareketsizlik ve yüksek kalorili, işlenmiş gıdaların aşırı tüketimi asıl sorumlulardır. Bu bir kader değil, büyük ölçüde yaşam tarzı seçimidir.'

    • A) Açıklama - Öyküleme
    • B) Açıklama - Tartışma
    • C) Betimleme - Öyküleme
    • D) Betimleme - Tanımlama

    Parça,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ 'Obezite nedir?' sorusuna cevap vererek (tanımlama yaparak) 'açıklayıcı' bir anlatımla başlamaktadır. Ancak daha sonra 'Bazıları... savunur. Ancak bu görüş...' ifadeleriyle, obezitenin nedenlerine dair zıt bir görüşü (sadece genetik olduğu) çürütüp kendi tezini (yaşam tarzı) savunmaktadır. Bu da 'tartışmacı' anlatım biçimini gösterir.

  20. 20. Bu parçada anlatılan temel düşünce aşağıdakilerden hangisidir? 'Okuma alışkanlığı, bireyin düşünce dünyasını zenginleştiren en önemli etkinliklerden biridir. Bu alışkanlık, küçük yaşlarda aile içinde başlar. Ebeveynlerinin kitap okuduğunu gören çocuk, kitabı bir ihtiyaç olarak algılar ve modelleme yoluyla bu davranışı benimser. Okul yılları, bu temelin üzerine inşa edilen, alışkanlığın pekiştirildiği dönemdir. Kitapla barışık büyüyen nesiller, hem kendileri hem de toplum için daha aydınlık bir gelecek vaat eder.'

    • A) Okul, okuma alışkanlığının başladığı tek yerdir.
    • B) Okuma alışkanlığı sadece yetişkinlikte kazanılır.
    • C) Okuma alışkanlığının temelleri öncelikle ailede atılır.
    • D) Çocuklar kitap okumayı sevmezler.

    Parçada,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ okuma alışkanlığının küçük yaşlarda 'aile içinde başladığı' ve çocuğun ebeveynlerini 'model alarak' bu davranışı benimsediği vurgulanmaktadır. Bu nedenle asıl anlatılmak istenen, bu alışkanlığın temellerinin ailede atıldığıdır.

  21. 21. (I) Tarihi roman deyince bizde hemen, herkesçe bilinen, çarpıcı bir tarihi olayı anlatan roman akla geliyor. (II) Bir tarihi olayı, gerçeğe sadık kalarak bütün yönleriyle anlatması bekleniyor romandan. (III) Tarihi roman, bütün dönemlerde okurların ilgisini çekmiştir hep. (IV) Halbuki romancı, hangi konuyu ele alırsa alsın, her şeyden önce bir sanatçı, romanı da sanat yapıtıdır. Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?

    • A) I.
    • B) II.
    • C) III.
    • D) IV.

    Parçanın‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ genelinde tarihi romanın sanatsal yönü ve romancının tutumu tartışılırken, III. cümlede konudan sapılarak tarihi romanın okurlar arasındaki popülaritesinden bahsedilmiştir.

  22. 22. Bu parçada aşağıdaki duyuların hangisine ait bir ayrıntı **yoktur**? 'Baharatçının kapısından içeri adım attığımda, yoğun bir tarçın ve kimyon kokusu beni karşıladı. Renkli çuvalların içinde tepeleme duran baharatlar göz alıcıydı; safranın parlak sarısı, sumak ekşisinin koyu kırmızısı... Yaşlı satıcı, avucuma bir tutam kuru nane bıraktı, parmaklarımın arasında ufaladığımda ferahlatıcı kokusu yayıldı. O sırada dışarıdan gelen bir simitçinin tiz bağırışı duyuldu.'

    • A) Koklama
    • B) Görme
    • C) Dokunma
    • D) Tatma

    Parçada‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ 'yoğun koku', 'ferahlatıcı koku' (koklama); 'renkli çuvallar', 'parlak sarı', 'koyu kırmızı' (görme); 'avucuma bıraktı', 'ufaladım' (dokunma) ve 'tiz bağırış' (işitme) duyularına yer verilmiştir. Ancak baharatların veya simidin tadına bakıldığına dair bir ifade, yani 'tatma' duyusu kullanılmamıştır.

  23. 23. O, duygu yüklü ve heyecan dolu şiirler yazan bir ozandır. Şiirlerinde coşkun dilinin ardında hep acılar, ayrılıklar saklıdır. Yaşadığı bu acıları, onların yaşarkenki duygu ve düşüncelerini üstü örtülü bir biçimde anlatmamıştır. O, bu acı ve sıkıntıların içinde boğulup kaybolmak yerine çevresinde, dünyada olup bitenlere duyarlı olmayı sanatçı olmanın bir gereği saymıştır. Bu parçada sözü edilen ozanla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

    • A) Lirik nitelikler taşıyan şiirler yazdığı
    • B) Yaşadıklarını kapalı bir anlatımla dile getirdiği
    • C) Şiirlerinde insanlara ümit verdiği
    • D) Çevresine kayıtsız kalmadığı

    Metinde‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ sanatçının yaşadığı acıları 'üstü örtülü bir biçimde anlatmamıştır' (açık bir anlatım seçmiştir) dendiği için, yaşadıklarını kapalı bir anlatımla dile getirdiği söylenemez.

  24. 24. Bu parçada kullanılan anlatım biçimi aşağıdakilerden hangisidir? 'Yaşlı adam, ahşap sandalyede oturmuş, denizi seyrediyordu. Yüzündeki derin çizgiler, yaşadığı yılların bir haritası gibiydi. Güneşin batışıyla kızıla dönen gökyüzü, denizin üzerine yansımıştı. Uzaktan geçen bir balıkçı teknesinin motor sesi, martıların çığlıklarına karışıyordu. Elindeki bastona dayanarak yavaşça ayağa kalktı ve kulübesine doğru ağır adımlarla yürüdü.'

    • A) Öyküleme - Betimleme
    • B) Açıklama - Tartışma
    • C) Tanımlama - Örneklendirme
    • D) Sadece Öyküleme

    Parçada,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ yaşlı adamın eylemleri (oturma, seyretme, ayağa kalkma, yürüme) bir olay akışı içinde verildiği için 'öyküleme' vardır. Aynı zamanda, yazar 'derin çizgiler', 'kızıla dönen gökyüzü', 'motor sesi', 'martı çığlıkları' gibi görsel ve işitsel ayrıntılarla okuyucunun zihninde bir sahne canlandırmaya çalıştığı için 'betimleme' de yapmıştır.

  25. 25. Bu parçanın ana düşüncesi aşağıdakilerden hangisidir? 'Başarı, genellikle nihai hedef olarak görülür. Oysa başarıya giden yol, çoğu zaman başarısızlıklarla doludur. Önemli olan, bu başarısızlıklardan yılmamak, onları birer ders olarak kabul etmektir. Thomas Edison ampulü bulana kadar binlerce kez başarısız deneme yapmıştır. Her denemeyi 'başarısızlık' değil, 'işe yaramayan bir yöntem' olarak görmüştür. Bu bakış açısı, azmin ve öğrenmenin başarıdaki kilit rolünü gösterir.'

    • A) Başarıya ulaşan insanlar hiç hata yapmazlar.
    • B) Thomas Edison, ampulü ilk denemesinde bulmuştur.
    • C) Başarısızlıklar, başarı yolunda birer öğrenme fırsatıdır.
    • D) Azim, başarı için gerekli bir özellik değildir.

    Parçada,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ başarının başarısızlıklarla dolu bir yoldan geçtiği ve Edison örneği üzerinden bu başarısızlıkların 'ders olarak kabul edilmesi' ve 'öğrenme' için bir fırsat olduğu vurgulanmaktadır.