Genel Tekrar Testi - 79
Bir belediye başkanının, yasa gereği meclis kararı aranmasına karşın meclis kararı almaksızın belediye adına taşınmaz satın alması durumunda tesis edilen işlem hangi sakatlık türüne girer?
Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
1. Bir belediye başkanının, yasa gereği meclis kararı aranmasına karşın meclis kararı almaksızın belediye adına taşınmaz satın alması durumunda tesis edilen işlem hangi sakatlık türüne girer?
- A) Amaç unsuru yönünden hukuka aykırılık
- B) Yetki unsuru yönünden hukuka aykırılık
- C) Konu unsuru yönünden hukuka aykırılık
- D) Sebep unsuru yönünden hukuka aykırılık
- E) Şekil unsuru yönünden hukuka aykırılık ✓
İdari işlemlerin unsurları yetki, şekil, sebep, konu ve amaçtan oluşur. Bir işlemin yapılışında kanunun öngördüğü usul veya biçime (meclis kararı gibi kolektif karar alma yöntemi dahil) uyulmaması, 'şekil unsuru' yönünden hukuka aykırılık oluşturur. Burada belediye başkanının yetkisi olsa da zorunlu şekil koşulu olan meclis kararı alınmamıştır.
2. İdari yargıda 'iptal davası' ile 'tam yargı davası' arasındaki temel fark aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Tam yargı davalarında dava açma süresi 60 gün, iptal davalarında 30 gündür.
- B) İptal davasını yalnızca kamu görevlileri açabilirken tam yargı davasını her kişi açabilir.
- C) İptal davası Danıştay'da, tam yargı davası idare mahkemelerinde görülür.
- D) İptal davası yalnızca hukuka aykırı işlemleri ortadan kaldırmayı, tam yargı davası ise ayrıca maddi tazminat sağlamayı amaçlar. ✓
- E) İptal davasında idari işlem, tam yargı davasında idari eylem konu olabilir; bunun tersi mümkün değildir.
İptal davaları, hukuka aykırı idari işlemlerin ortadan kaldırılmasını (iptal edilmesini) hedefler ve hüküm kurucu niteliktedir. Tam yargı davaları ise idarenin hukuka aykırı eylem, işlem veya ihmali nedeniyle ortaya çıkan zararın tazmin edilmesini de içerir. Diğer seçeneklerdeki ifadeler hatalıdır: tam yargı davaları hem işlem hem eylemden açılabilir, dava açma süreleri her ikisinde de kural olarak 60 gündür.
3. İdare hukukunda 'hizmet kusuru' ile 'kişisel kusur' arasındaki ayrımın pratik önemi aşağıdakilerden hangisinde en doğru biçimde ifade edilmektedir?
- A) Hizmet kusurundan doğan zararlar idarenin tazminat yükümlülüğünü doğururken kişisel kusur hiçbir zaman tazminat yükümlülüğü doğurmaz.
- B) Hizmet kusurunda görevli kişi de idarenin yanında rücu yükümlülüğü altına girmez.
- C) Hizmet kusurundan doğan tazminat davası idare mahkemesinde, kişisel kusurdan doğan tazminat davası adli yargıda görülür. ✓
- D) Kişisel kusur yalnızca üst düzey kamu görevlileri tarafından işlenebilir.
- E) Hizmet kusuru ile kişisel kusur bir arada bulunduğunda idare hiçbir sorumluluk üstlenmez.
Hizmet kusuru, kamu hizmetinin kurulması, işletilmesi veya sürdürülmesine ilişkin kusurlardır ve bu kusurdan doğan davalar idare mahkemelerinde görülür. Kişisel kusur ise görevlinin kişisel kastı veya ağır ihmalinden kaynaklanan ve kamu hizmetiyle bağı zayıf olan kusurdur; bu davalar adli yargıda görülür. İdare, kendi görevlisinin kişisel kusuruyla zarar gören kişiye tazminat öderse görevliye rücu eder.
4. İdare mahkemelerinde açılan bir iptal davasında mahkeme, dava konusu idari işlemin tesis edildiği tarihten itibaren hiç doğmamış sayılmasına hükmedebilir. Bu durum hangi kavramla ifade edilir?
- A) İptal ✓
- B) Kaldırma
- C) Geri alma
- D) Yokluk
- E) Düzeltme
İptal kararı, hukuka aykırı idari işlemin tesis tarihinden itibaren (geçmişe etkili olarak/ex tunc) hukuki sonuçlarını ortadan kaldırır; işlem hiç tesis edilmemiş sayılır. 'Geri alma', idarenin bizzat işlemini geçmişe etkili olarak ortadan kaldırmasıdır. 'Kaldırma' ileriye dönük olarak etkisini sona erdirir. 'Yokluk' ise ağır ve açık sakatlık nedeniyle işlemin baştan itibaren hukuki varlık kazanamamasıdır. Yargı kararıyla gerçekleşen geçmişe etkili ortadan kaldırma işlemi 'iptal'dir.
5. Aşağıdaki idari kolluğa ilişkin ifadelerden hangisi yanlıştır?
- A) Kolluğun önleme amaçlı faaliyetleri idari yargı denetimine tabidir.
- B) İdari kolluk önleme amaçlı olup idari yaptırım uygulamaya yetkili değildir. ✓
- C) İdari kolluğun temel amacı; kamu güvenliği, kamu sağlığı ve kamu düzeninin korunmasıdır.
- D) İdari kolluk, kamu düzenini bozucu nitelikteki tehlikeleri önlemek amacıyla kullanılan bir idari faaliyettir.
- E) Genel idari kolluğun en üst mercii İçişleri Bakanlığı'dır.
İdari kolluk yalnızca önleme değil aynı zamanda idari yaptırım uygulama yetkisine de sahiptir. İdari para cezaları, mühürleme, kapatma kararları gibi işlemler idari kolluğun yaptırım araçlarıdır. 'İdari kolluk yaptırım uygulamaya yetkili değildir' ifadesi yanlıştır. Diğer şıklar idari kolluğa ilişkin doğru bilgiler içermektedir.
6. Danıştay'ın kuruluş ve işleyişine ilişkin aşağıdaki bilgilerden hangisi doğrudur?
- A) Danıştay üyeleri 12 yıllık süre ile görev yapar.
- B) Danıştay üyelerinin dörtte üçü idare mahkemesi hâkim ve savcıları arasından HSK tarafından, dörtte biri ise Cumhurbaşkanı tarafından seçilir. ✓
- C) Danıştay Başkanı Cumhurbaşkanı tarafından atanır.
- D) Danıştay sadece temyiz mahkemesi sıfatıyla görev yapar; ilk derece mahkemesi sıfatı yoktur.
- E) Danıştay üyelerinin tamamı Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından seçilir.
Anayasa'nın 155. maddesine göre Danıştay üyelerinin dörtte üçü, nitelikleri kanunda belirtilen idari yargı hâkim ve savcıları ile idari görevde bulunanlar arasından Hâkimler ve Savcılar Kurulu; dörtte biri ise Cumhurbaşkanı tarafından seçilir. Danıştay hem ilk derece mahkemesi hem de temyiz mercii olarak görev yapar. Üyelik süresi 4 yıllık dönemlerle yenilenir.
7. Bir kamu görevlisinin disiplin suçu işlemesi halinde disiplin cezası verme yetkisi kural olarak kime aittir?
- A) Yalnızca atamaya yetkili amire
- B) Yalnızca disiplin kuruluna
- C) Danıştay'a
- D) Yalnızca ilgili bakanlığa
- E) Suçun ağırlığına göre farklı disiplin amir ve kurullarına ✓
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na göre disiplin cezaları, suçun niteliğine ve verilecek cezanın türüne göre farklı merciler tarafından verilir. Uyarma ve kınama cezaları disiplin amirleri tarafından, kademe ilerlemesinin durdurulması disiplin kurulunca, devlet memurluğundan çıkarma ise Yüksek Disiplin Kurulu tarafından uygulanır. Dolayısıyla tek bir merci değil, cezanın türüne bağlı olarak farklı amir ve kurullar yetkilidir.
8. Kamulaştırmasız el atma kavramına ilişkin aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
- A) Kamulaştırmasız el atma hukuka uygun bir idari faaliyet türüdür.
- B) Kamulaştırmasız el atmada tazminat davası yalnızca idare mahkemesinde açılır.
- C) Kamulaştırmasız el atmadan doğan tazminat talep hakkı 5 yıllık zamanaşımına tabidir.
- D) İdare, kamulaştırma kararı ve bedel ödemesi olmaksızın özel mülkiyete fiilen el koyduğunda kamulaştırmasız el atma söz konusu olur. ✓
- E) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kamulaştırmasız el atmanın mülkiyet hakkını ihlal etmediğine hükmetmiştir.
Kamulaştırmasız el atma; idarenin, kanunda öngörülen kamulaştırma usullerine uymaksızın özel mülkiyete fiilen el koymasıdır ve hukuka aykırı bir eylemdir. Mülk sahibi hem el atmanın önlenmesi hem de tazminat için dava açabilir. AİHM bu uygulamanın 1 No'lu Protokol'ün 1. maddesi kapsamında mülkiyet hakkını ihlal ettiğine defalarca hükmetmiştir. Dava açma süresi açısından ise içtihat tartışmalı olmakla birlikte son düzenlemeler çerçevesinde özel süreler öngörülmüştür.
9. İdari işlemlerde 'yetki devri' ile 'imza devri' arasındaki fark aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak açıklanmıştır?
- A) Her ikisinde de sorumluluk tamamen devralana geçer.
- B) Yetki devri yalnızca üst makamdan alt makama yapılabilir, imza devri ise alt makamdan üst makama da yapılabilir.
- C) Yetki devrinde amir yetkisini süresiz olarak devreder, imza devrinde ise sadece belirli süre için devir yapılır.
- D) İmza devri Resmi Gazete'de yayımlanmak zorundayken yetki devri için böyle bir zorunluluk yoktur.
- E) Yetki devrinde devreden amir o yetkiyi artık kullanamaz; imza devrinde sorumluluk ve yetkinin özü devreden amirde kalır. ✓
Yetki devrinde, asıl yetkili makam belirli koşullar dahilinde (kanunla öngörülmesi, yazılı yapılması, belirlilik içermesi gibi) yetkisini alt makama devreder ve bu yetkiyi devir süresince kendisi kullanamaz; sorumluluk devralana geçer. İmza (=yetki genişletmesi/vekâlet yoluyla imza) devrinde ise yetki özü devreden makamda kalır, alt görevli sadece amir adına imza atar; asıl sorumluluk ve yetki sahibi devreden makamdır.
10. İdarenin 'özerk yönetim' anlayışı çerçevesinde kurulan kamu tüzel kişilerinden hangisi diğerlerinden farklı bir hukuki statüye sahiptir?
- A) Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
- B) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK)
- C) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK)
- D) Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu (TRT)
- E) Karayolları Genel Müdürlüğü ✓
Karayolları Genel Müdürlüğü, merkezi yönetim bünyesinde yer alan, tüzel kişiliği olmayan, genel bütçeli bir kamu kurumudur; özerk statüde bağımsız bir kamu tüzel kişisi değildir. Diğer seçeneklerdeki kurumlar ise ayrı tüzel kişiliklere sahip, idari ve mali özerkliği olan kuruluşlardır: TRT ve TCMB kamu tüzel kişileri, EPDK ve BDDK ise bağımsız idari otoriteler olarak düzenlenmiştir.
11. Aşağıdaki durumların hangisinde idari yargı yerinde 'itiraz yolu' değil, 'temyiz yolu' kullanılmalıdır?
- A) Danıştay dairelerinin ilk derece sıfatıyla verdiği kararlara karşı
- B) Vergi mahkemesinin 7.000 TL altındaki davalarda verdiği kararlara karşı
- C) İdare mahkemesinin ilk derece sıfatıyla verdiği nihai kararlara karşı
- D) Bölge idare mahkemesinin itiraz üzerine verdiği kararlara karşı ✓
- E) İdare mahkemesinin yürütmenin durdurulması talebini reddetmesi üzerine
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu uyarınca bölge idare mahkemelerinin itiraz incelemesi sonucu verdikleri kararlar kesin nitelikteydi; ancak yapılan değişikliklerle bu kararlara karşı Danıştay'da temyiz yoluna gidilebilmektedir. Şıklardaki diğer durumlar itiraz veya başka kanun yollarıyla ilgilidir. İdare mahkemesi nihai kararlarına karşı önce bölge idare mahkemesine istinaf (itiraz), ardından Danıştay'a temyiz yoluna başvurulur.
12. Bir belediyenin çevre temizlik vergisini 'Belediye Meclisi kararı' yerine 'Belediye Encümeni kararı' ile belirlemesi halinde bu işlem hangi hukuki sonucu doğurur?
- A) İşlem geçerlidir; çünkü encümen de meclisin yerine geçebilir.
- B) İşlem geçerlidir; çünkü belediye meclisi ve encümeni aynı tüzel kişilik adına hareket eder.
- C) İşlem yetki yönünden hukuka aykırıdır ve idare mahkemesinde iptal davasına konu olabilir. ✓
- D) İşlem hukuka aykırıdır; ancak encümen kararı ile tesis edildiğinden iptal davası açılamaz.
- E) İşlem yok hükmündedir; çünkü vergi koyma yetkisi yalnızca yasama organına aittir.
Belediye vergileri ve harçlarına ilişkin kararlar, 5393 sayılı Belediye Kanunu ve 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu uyarınca Belediye Meclisi'nin yetkisindedir. Encümenin yetkisi dışında kalan bir konuda karar alması, yetkisizlik (yetki tecavüzü) nedeniyle işlemi hukuka aykırı kılar. Bu tür bir işleme karşı menfaati ihlal edilen kişiler veya Cumhuriyet savcısı/idare idari yargıda iptal davası açabilir. İşlem 'yok' değil, iptal edilebilir hukuka aykırı işlem niteliğindedir.
13. İdarenin 'doğrudan doğruya icra' yetkisi ile 'cebren icra' yetkisi arasındaki ilişki aşağıdakilerden hangisinde doğru biçimde açıklanmıştır?
- A) Doğrudan icra yetki, idari işlemin yargı kararıyla kesinleşmesini gerektirir.
- B) Her ikisi de kişilerin rızasına bağlıdır, rıza olmaksızın uygulanamaz.
- C) Doğrudan icra, yargı kararına gerek olmaksızın idari işlemin uygulanmasıdır; cebren icra ise muhatap direnç gösterdiğinde zor kullanmayı içerir. ✓
- D) Cebren icra yalnızca mülkiyet hakkına ilişkin uyuşmazlıklarda mümkündür.
- E) Her ikisi de mahkeme kararına dayanarak uygulanır.
İdarenin re'sen icra yetkisi kapsamında, idare tesis ettiği işlemleri bizzat ve yargı kararı aramaksızın uygulayabilir. Doğrudan icra bu yetkinin genel görünümüdür. Cebren (zorla) icra ise muhatabın gönüllü uymama durumunda idarenin zor kullanarak (polis gücü, mühürleme, yıkım vb.) işlemi uygulamasıdır. Her ikisi de mahkeme kararı gerektirmez; bu, idarenin kamu gücünün en belirgin özelliklerindendir.
14. Aşağıdakilerden hangisi idarenin takdir yetkisini kısıtlayan unsurlardan biri değildir?
- A) Hukuki güvenlik ilkesi
- B) Eşitlik ilkesi
- C) Yetki unsuru ✓
- D) Ölçülülük ilkesi
- E) Kamu yararı amacı
Yetki unsuru, idarenin takdir yetkisini kısıtlayan bir ilke değil; idarenin işlem yapabilmesi için gereken bağlı bir unsurdur. İdare ancak kanunun kendisine verdiği yetkiyle hareket edebilir; bu unsur takdiri sınırlamaz, işlemin geçerlilik koşulunu oluşturur. Kamu yararı, eşitlik, ölçülülük ve hukuki güvenlik ise idarenin takdir yetkisini kullanırken bağlı olduğu ilkelerdir.
15. İdari işlemin 'sebep' unsuruna ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
- A) Sebep unsurundaki sakatlık iptal gerekçesi olabilir.
- B) Sebep, idareyi işlem yapmaya yönelten hukuki ve maddi olgulardır.
- C) Takdir yetkisi halinde idare, uygun sebebi seçme konusunda serbesttir.
- D) Sebebin gerçeğe uygun olmaması işlemi yok hükmünde kılar. ✓
- E) Bağlı yetki halinde sebep kanun tarafından belirlenir.
Sebebin gerçeğe uygun olmaması idari işlemi 'yok hükmünde' değil, 'iptal edilebilir' kılar. Yokluk (butlan), yalnızca idari işlemdeki sakatlığın son derece ağır ve açık olduğu durumlarda söz konusudur. Sebebin gerçeğe dayanmaması bu ağırlıkta bir sakatlık olmayıp idare mahkemelerince iptal gerekçesi teşkil eder. Diğer seçenekler idare hukuku doktriniyle örtüşmektedir.
16. Danıştay içtihadına göre 'ölçülülük ilkesi' kapsamında değerlendirilen alt ilkeler aşağıdakilerin hangisinde tam ve doğru olarak verilmiştir?
- A) Belirlilik – Zorunluluk – Şeffaflık
- B) Elverişlilik – Eşitlik – Belirlilik
- C) Elverişlilik – Zorunluluk – Orantılılık ✓
- D) Zorunluluk – Orantılılık – Meşruiyet
- E) Elverişlilik – Meşruiyet – Orantılılık
Ölçülülük ilkesi Anayasa Mahkemesi ve Danıştay içtihadında üç alt ilkeye ayrılır: Elverişlilik (kullanılan aracın amaca ulaşmaya uygun olması), Zorunluluk (aynı amaca daha az kısıtlayıcı bir araçla ulaşılamaması) ve Orantılılık (araç ile amaç arasındaki dengenin bozulmaması). Diğer seçeneklerdeki kavramlar ölçülülük ilkesinin alt unsurları değildir.
17. Bir belediye başkanı, belediye meclisinin kararını 'hukuka aykırı olduğu' gerekçesiyle yeniden görüşülmek üzere geri göndermiştir. Meclis kararı üçte iki çoğunlukla aynen kabul etmiştir. Bu durumda belediye başkanının izleyebileceği yol aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Valiye bildirerek kararın uygulanmasını durdurabilir.
- B) Kararı doğrudan Danıştay'a taşıyabilir.
- C) Kararı idare mahkemesine iptal davası açarak itiraz edebilir. ✓
- D) İçişleri Bakanlığı'na şikâyette bulunabilir.
- E) Kararı bir kez daha meclise iade edebilir.
5393 sayılı Belediye Kanunu'na göre belediye başkanı, hukuka aykırı bulduğu meclis kararlarını bir sonraki meclis toplantısına kadar yeniden görüşülmek üzere geri gönderebilir. Meclis kararı salt çoğunlukla değil, üçte iki çoğunlukla aynen kabul ederse belediye başkanının iade yetkisi sona erer. Bu aşamadan sonra başkanın tek yolu idare mahkemesinde iptal davası açmaktır. Valiye bildirme ya da tekrar iade yolu kanunda öngörülmemiştir.
18. İdare hukukunda 'yetki genişliği' ilkesiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
- A) Yetki genişliği, merkezi idarenin taşra birimlerine tanınan bir özerklik türüdür.
- B) Yetki genişliği sayesinde valiler, kanunda belirtilen konularda merkez adına karar alabilir. ✓
- C) Yetki genişliği, yerinden yönetim ilkesinin uygulanma biçimlerinden biridir.
- D) Yetki genişliği, ancak Bakanlar Kurulu kararıyla tanınabilir.
- E) Yetki genişliği, idarenin takdir yetkisinin bir uzantısıdır.
Yetki genişliği, merkezden yönetimin sakıncalarını gidermek amacıyla benimsenen bir ilkedir. Buna göre Ankara'ya uzak illerde işlerin daha hızlı yürümesi için valilere, kanunda belirtilen sınırlar içinde merkez adına karar alma yetkisi tanınmıştır. Yetki genişliği, özerklik veya yerinden yönetim değildir; merkezden yönetimin bir tekniğidir. Kararlar merkez adına alınır ve merkezi idareye karşı sorumluluk doğurur.
19. İdari yargıda tam yargı davası ile iptal davası arasındaki farka ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
- A) İptal davasında mahkeme idare yerine geçerek yeni bir karar verebilir.
- B) Tam yargı davası yalnızca sözleşmeden doğan uyuşmazlıklarda açılabilir.
- C) Tam yargı davasında yalnızca işlemin iptali istenebilir.
- D) İptal davasında bir menfaatin ihlali yeterli olup sübjektif bir hakkın ihlali aranmaz. ✓
- E) İptal davası bireysel işlemlere karşı açılamaz; yalnızca düzenleyici işlemlere karşı açılır.
İptal davası açılabilmesi için davacının dava konusu işlemle 'menfaatinin' ihlal edilmiş olması yeterlidir; tam yargı davasındaki gibi bir 'sübjektif hakkın' ihlali aranmaz. Menfaat ihlali daha geniş bir kavramdır ve dolayısıyla iptal davasında dava ehliyeti daha kolay sağlanır. İptal davasında mahkeme idare yerine geçip yeni karar veremez; sadece işlemi iptal eder ya da iptal istemini reddeder. Tam yargı davası ise hak ihlalinin varlığını gerektirir ve tazminat, iade vb. talepleri kapsar.
20. Kamu hizmetinin 'süreklilik' ilkesine aykırılık teşkil edebilecek durum aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Belediye otobüslerinin bakım amacıyla belirli saatlerde hizmete ara vermesi
- B) Elektrik dağıtım şirketinin teknik arıza nedeniyle geçici olarak hizmeti durdurması
- C) Polis memurlarının toplu olarak istifa ederek hizmetin aksamasına yol açması ✓
- D) Kamu görevlilerinin kanunla düzenlenmiş uyarı grevi yapması
- E) Kış mevsiminde nüfusu azalan bir ilçede okul servisinin seferlerini azaltması
Kamu hizmetinin sürekliliği ilkesi, hizmetin kesintisiz olarak yürütülmesini gerektirir. Bu nedenle kamu görevlilerinin grev hakkı Anayasa'nın 128. maddesiyle kısıtlanmıştır. Toplu istifa yolu ile hizmetin kasıtlı olarak aksamasına yol açmak süreklilik ilkesini açıkça ihlal eder. Bakım amacıyla planlı ara vermek, teknik arıza veya mevsimsel düzenlemeler hizmetin doğasından kaynaklanan zorunlu kesintiler olup ilkenin özüne aykırılık oluşturmaz. Yasal uyarı grevi ise Anayasa çerçevesinde değerlendirilmesi gereken ayrı bir sorundur.
21. İdari sözleşmeler ile özel hukuk sözleşmeleri arasındaki farka ilişkin aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
- A) İmtiyaz sözleşmeleri idari sözleşme niteliği taşır.
- B) İdari sözleşmelerde idare, kamu yararı gerekçesiyle sözleşmeyi tek taraflı olarak değiştirebilir.
- C) İdari sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklar idare mahkemelerinde görülür.
- D) İdare, idari sözleşmeyi karşı tarafın ağır kusurunun varlığı hâlinde tek taraflı feshedebilir.
- E) İdari sözleşmelerde taraflar tam anlamıyla eşit konumdadır. ✓
İdari sözleşmelerin temel özelliği, tarafların eşit konumda olmamasıdır. İdare, kamu yararı gerekçesiyle sözleşme koşullarını tek taraflı olarak değiştirebilir, denetim ve yaptırım uygulayabilir ve hatta sözleşmeyi feshedebilir. Bu üstünlük özel hukuk sözleşmelerinde bulunmaz. Özel hukukta taraflar irade özerkliği çerçevesinde gerçek anlamda eşittir. İdari sözleşmelerin özel hukuktan bu temel farkını göz ardı eden D seçeneği yanlıştır.
22. Bir ilçe belediyesinin İmar Müdürlüğü, ruhsatsız yapı inşa ettiği tespit edilen vatandaşa yıkım kararı tebliğ etmiştir. Vatandaşın bu karara karşı idare mahkemesinde iptal davası açma süresi kaç gündür?
- A) 120 gün
- B) 45 gün
- C) 30 gün
- D) 60 gün ✓
- E) 90 gün
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesine göre idari işlemlere karşı idare mahkemelerinde açılacak iptal ve tam yargı davalarında genel dava açma süresi, işlemin tebliğinden itibaren 60 gündür. Vergi mahkemelerinde ise bu süre 30 gündür. Yıkım kararı bir idari işlem olduğundan 60 günlük süre uygulanır. Vatandaşın önce idareye itiraz yoluna gitmesi hâlinde süre yeniden işlemeye başlar.
23. Aşağıdakilerden hangisi Danıştay'ın danışma (istişari) görevi kapsamında yer almaz?
- A) Bakanlar Kurulu'nca gönderilen kanun tasarılarını incelemek
- B) İdare ve vergi mahkemelerince çözümlenemeyen duraksamalar hakkında görüş bildirmek
- C) Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin Anayasa'ya uygunluğunu denetlemek ✓
- D) İmtiyaz sözleşmesi ve şartnamelerini inceleyerek görüş bildirmek
- E) Kamu hizmetleriyle ilgili tüzükleri incelemek
Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin Anayasa'ya uygunluk denetimi Danıştay'ın görevi değil, Anayasa Mahkemesi'nin yetki alanına girer. Danıştay'ın danışma görevleri 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nda sayılmıştır: kanun tasarılarını ve tüzükleri incelemek, imtiyaz sözleşmelerini incelemek, idari mahkemelerden gelen duraksamaları gidermek bunların başında gelir. Anayasaya uygunluk denetimi ise soyut ve somut norm denetimi yoluyla Anayasa Mahkemesi'nce yerine getirilir.
24. İdarenin sorumluluğuna ilişkin 'kusursuz sorumluluk' ilkesi aşağıdaki durumların hangisinde uygulanır?
- A) Kamulaştırmasız el atma nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edilmesi ✓
- B) Belediyenin yol bakımını ihmal etmesi nedeniyle araçların zarar görmesi
- C) Bir polis memurunun orantısız güç kullanması sonucu kişinin yaralanması
- D) Devlet okulunda öğretmenin öğrenciye haksız yere not kırmak suretiyle zarar vermesi
- E) Vergi dairesinin hatalı vergi tarhiyatı yapması
Kusursuz sorumluluk, idarenin herhangi bir kusuru bulunmasa bile belirli durumlarda tazminat ödemesini gerektirir. Kamulaştırmasız el atma, Türk idare hukukunda kusursuz sorumluluğun klasik uygulama alanlarından biridir; idare kendi eyleminin hukuki gerekçesini yerine getirmeksizin özel mülkiyete fiilen el atmış olup kusur aranmaksızın tazminat yükümlülüğü doğar. Diğer seçeneklerdeki durumlar idarenin hizmet kusuruna (kusurlu sorumluluk) dayalı sorumluluğu kapsamındadır.
25. Memurların disiplin cezalarına itirazında aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
- A) Disiplin cezaları kesinleşmeden idari dava açılamaz.
- B) Tüm disiplin cezalarına önce disiplin kuruluna itiraz edilmesi zorunludur.
- C) Disiplin cezalarına karşı açılacak iptal davalarında süre, cezanın tebliğinden itibaren 30 gündür.
- D) Uyarma ve kınama cezaları idari yargıda dava konusu edilemez.
- E) Devlet memurluğundan çıkarma cezası Yüksek Disiplin Kurulu tarafından verilir. ✓
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesine göre devlet memurluğundan çıkarma cezası, diğer cezalardan farklı olarak Yüksek Disiplin Kurulu tarafından verilir. Uyarma ve kınama cezaları, 2010 yılında yapılan Anayasa değişikliğinin ardından idari yargıda dava konusu edilebilir hâle gelmiştir. Disiplin cezalarında dava açma süresi genel hükümlere göre 60 gündür, 30 gün değildir. Tüm disiplin cezaları için itiraz zorunluluğu bulunmamakla birlikte bazı cezalar için itiraz yolu öngörülmüştür.