menu
MemurOl
Vatandaşlık Testleri

Genel Tekrar Testi - 80

Soru 1 / 25

Olağanüstü hal döneminde çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnamelerine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
  1. 1. Olağanüstü hal döneminde çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnamelerine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

    • A) Olağanüstü hal ilan edilen bölgede temel hak ve özgürlüklerin tamamı askıya alınabilir.
    • B) Olağanüstü hal kararnamelerinin Anayasa'ya uygunluğu Anayasa Mahkemesi'nce denetlenemez.
    • C) Olağanüstü hal kararnamelerinin konu bakımından yetki sınırı, olağan dönem kararnamelerine göre daha geniştir.
    • D) Olağanüstü hal kararnameleri Resmî Gazete'de yayımlandığı gün yürürlüğe girer ve aynı gün TBMM onayına sunulur.
    • E) TBMM, olağanüstü hal kararnamelerini değiştirerek onaylayabilir.

    Anayasa'nın‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ 15. maddesi, olağanüstü hâllerde bile dokunulamayacak mutlak hakları güvence altına almıştır. Yaşam hakkı (ölüm cezası ve meşru müdafaa hâlleri dışında), işkence ve insanlık dışı muamele yasağı, suç ve cezaların geçmişe yürütülemezliği, vicdan, dini inanç ve kanaat özgürlüğünün özü bu haklardandır. Dolayısıyla temel hak ve özgürlüklerin 'tamamı' askıya alınamaz. Olağanüstü hâl kararnamelerinin yargısal denetimi meselesi ise Anayasa Mahkemesi içtihadıyla şekillenmiş tartışmalı bir alandır; bu kararnamelerin bireysel başvuruya konu olabildiği görülmektedir.

  2. 2. İdari işlemlerde 'şekil' unsuruna ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

    • A) Şekil eksikliği her durumda işlemi iptal edilebilir kılar.
    • B) İdari işlemlerin yazılı olması her durumda zorunludur, sözlü emir kesinlikle geçersizdir.
    • C) Şekil, asli unsurlardan biri olduğundan esasa etkisi olmayan şekil eksiklikleri de iptale yol açar.
    • D) İdari işlemin şekil şartlarına uyulmaması, işlemi kural olarak iptal edilebilir kılar; ancak bu eksiklik esasa etkili değilse mahkeme iptal kararı vermeyebilir.
    • E) Gerekçe gösterme yükümlülüğü yalnızca bireysel idari işlemler için geçerlidir.

    Danıştay‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ içtihadına göre şekil unsurundaki sakatlık her zaman iptal sonucunu doğurmaz. Şekil eksikliğinin 'esasa etkili' olup olmadığı araştırılır; eğer eksiklik işlemin içeriğini, hukuki sonuçlarını veya kişilerin haklarını etkilememişse mahkeme iptal kararı vermeyebilir. Sözlü emirler, örneğin acil durumlarda geçici bir geçerlilik taşıyabilir. Gerekçe yükümlülüğü düzenleyici işlemleri de kapsayabilir. Şekil eksikliği, 'yokluk' değil kural olarak 'iptal edilebilirlik' sebebidir.

  3. 3. Aşağıdaki organlardan hangisi hem yargısal hem de idari işlev gören 'karma nitelikli' bir anayasal kurum olarak değerlendirilebilir?

    • A) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu
    • B) Sayıştay
    • C) Kamu Denetçiliği Kurumu (Ombudsman)
    • D) Yargıtay
    • E) Rekabet Kurumu

    Sayıştay,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ hem yargısal hem de idari işlevleri bünyesinde barındıran karma nitelikli anayasal bir kurumdur. Anayasa'nın 160. maddesine göre Sayıştay, kamu kurum ve kuruluşlarının hesaplarını denetler (idari işlev) ve kamu zararına neden olan sorumlular hakkında yargılama yapar (yargısal işlev). Bu yönüyle ne yalnızca idari ne de yalnızca yargısal bir organ olup idare-yargı arasında özgün bir konuma sahiptir. Rekabet Kurumu ve BDDK düzenleyici-denetleyici bağımsız idari otoritelerdir; Ombudsman ise denetim işlevi gören ancak bağlayıcı kararlar almayan anayasal bir kurumdur.

  4. 4. Bir belediye başkanı, belediye meclisinin almış olduğu bir kararı, hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle idare mahkemesine taşımak istemektedir. Bu süreçte aşağıdaki ifadelerden hangisi hukuki açıdan yanlıştır?

    • A) Meclis kararı kesinleşmiş olsa dahi süre koşulu sağlandıkça iptal davası açılabilir.
    • B) Belediye başkanı, hukuka aykırı gördüğü meclis kararını İçişleri Bakanlığı'na bildirebilir.
    • C) Belediye başkanı, meclis kararının yürütmesini durdurabilmek için mahkemeden tedbir kararı talep edebilir.
    • D) İdare mahkemesi, dava açılmadan önce iç hukuk yollarının tüketilmesini şart koşabilir.
    • E) Belediye başkanı, meclis kararını doğrudan Danıştay'a taşıma yetkisine sahiptir çünkü konu il sınırlarını aşmaktadır.

    5393‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ sayılı Belediye Kanunu'na göre belediye başkanı, hukuka aykırı gördüğü meclis kararlarını mülki idare amirine (valiye) bildirir; dava açma yetkisi ise idare mahkemesine yöneliktir. Belediye başkanının doğrudan Danıştay'a dava açma yetkisi bulunmamaktadır. Danıştay ilk derece mahkemesi sıfatıyla yalnızca kanunda sayılan sınırlı uyuşmazlıklara bakar; il sınırını aşma kriteri böyle bir yetki devri için yasal dayanak oluşturmaz. Bu nedenle C şıkkı hukuki açıdan yanlıştır.

  5. 5. İdarenin takdir yetkisini kullanarak tesis ettiği idari işlemlere karşı açılan iptal davalarında idare mahkemesinin denetim yetkisi bakımından aşağıdaki ifadelerin hangisi doğrudur?

    • A) Mahkeme yalnızca yetki ve şekil unsurları bakımından denetim yapabilir; sebep ve konu unsurlarını inceleyemez.
    • B) Mahkeme, takdir yetkisini aşan durumlarda işlemi iptal etmek yerine değiştirerek onaylar.
    • C) Mahkeme, takdir yetkisinin yetki, şekil, sebep, konu ve amaç unsurları bakımından hukuka uygunluğunu denetleyebilir; ancak yerindelik denetimi yapamaz.
    • D) Takdir yetkisi kapsamındaki işlemler, idarenin özgür iradesiyle tesis edildiğinden hiçbir yargısal denetime tabi değildir.
    • E) Mahkeme, takdir yetkisinin yerindeliğini de denetleyebilir; zira hukuk devleti ilkesi bunu zorunlu kılar.

    İdare‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ mahkemeleri iptal davalarında idari işlemleri yetki, şekil, sebep, konu ve amaç olmak üzere beş unsur bakımından hukuka uygunluk denetimine tabi tutar. Takdir yetkisi kapsamındaki işlemler bu beş unsur yönünden denetlenebilir; ancak idarenin yerinde bir karar verip vermediği, yani yerindelik meselesi yargısal denetimin dışında kalır. Mahkeme işlemi iptal edebilir ya da iptal talebini reddedebilir; işlemi değiştirme yetkisi ise bulunmamaktadır. Bu nedenle doğru yanıt C'dir.

  6. 6. Bir kamu görevlisi, göreviyle ilgili olmayan kişisel bir borcunu ödemeyince alacaklı, bu kişinin çalıştığı kuruma haciz ihbarnamesi gönderir. Kurum, kamu görevlisinin üçte birlik kesintiye tabi maaşını zamanında bildirmez. Bu durumda aşağıdakilerden hangisi gerçekleşir?

    • A) Alacaklı, kurumu değil doğrudan Hazine'yi sorumlu tutabilir.
    • B) Kurum, alacaklıya karşı borçlu sıfatını kazanır ve ihbarname tutarından sorumlu olur.
    • C) Kurum, kamu tüzel kişisi sıfatıyla borçtan tamamen muaf tutulur.
    • D) Kamu görevlisinin maaşına haciz uygulanamayacağından ihbarnamenin hukuki sonucu doğmaz.
    • E) Kurum, yalnızca disiplin sorumluluğu doğuran idari bir yaptırımla karşılaşır.

    2004‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 89. maddesi uyarınca üçüncü kişi konumundaki kurum (istihdam eden), haciz ihbarnamesini süresi içinde yanıtlamaz ya da gerçeğe aykırı bildirimde bulunursa alacaklıya karşı bizzat borçlu sıfatını kazanır. Kamu görevlisinin maaşının dörtte birine (özel durumlarda üçte birine) kadar olan kısmı hacze konu olabilir; dolayısıyla maaşa haciz konulamayacağı iddiası hatalıdır. Kurum bu durumda Hazine'nin değil, kendi tüzel kişiliğinin sorumluluğuyla karşılaşır.

  7. 7. Aşağıdaki durumların hangisinde idarenin 'ağır hizmet kusuru' yerine 'kusursuz sorumluluk' ilkeleri çerçevesinde tazminat yükümlülüğü doğar?

    • A) Bir polis memuru tarafından şüpheli yerine yanlışlıkla sivillere ateş açılması.
    • B) Belediyenin kaldırımını zamanında onarmaması nedeniyle bir yurttaşın düşerek yaralanması.
    • C) Bir il müdürünün yetkisiz imzaladığı sözleşme nedeniyle kamu zararı doğması.
    • D) Hastanenin ameliyathane hijyen standartlarını yetersiz tutması nedeniyle hastanın enfeksiyon kapması.
    • E) Devletin terörle mücadele kapsamında yürüttüğü operasyon sırasında masum bir köylünün aracının tahrip edilmesi.

    Kusursuz‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ sorumluluk, idarenin herhangi bir kusuru olmaksızın salt sonuç nedeniyle sorumlu tutulduğu hallerdir; 'sosyal risk ilkesi' ve 'kamu külfeleri karşısında eşitlik ilkesi' bu sorumluluğun temelini oluşturur. Terörle mücadele operasyonları sırasında masum bireylerin uğradığı zararlar bu kapsamda değerlendirilir; idarenin işleminde bir kusur aranmaz, yalnızca zarar-faaliyet ilişkisi yeterlidir. Diğer şıklarda ise açık bir hizmet kusuru mevcuttur; hizmetin geç, kötü veya hiç işlememesi söz konusudur. Bu nedenle doğru yanıt C'dir.

  8. 8. İdare hukukunda 'yetki genişliği' ilkesi ile 'yetki devri' kurumu karşılaştırıldığında aşağıdaki ifadelerden hangisi kesinlikle doğrudur?

    • A) Yetki devrinde devreden makam o konudaki yetkisini geçici olarak yine de kullanabilir; yetki genişliğinde ise illerde merkezi idare adına karar verme yetkisi doğrudan valiye aittir.
    • B) Her iki kurumda da asıl yetkili makam yetkisini tamamen devreder ve artık o konuda karar alamaz.
    • C) Yetki genişliği anayasal temele dayanırken yetki devri yalnızca yönetmelik düzeyinde düzenlenebilir.
    • D) Yetki devri yazılı olmak ve Resmî Gazete'de yayımlanmak zorundadır; aksi hâlde devredilen yetkiyle tesis edilen işlem yoklukla maluldür.
    • E) Yetki genişliği merkezden yönetimi yumuşatan bir istisnadır ve valiler bu yetkiyle tüm bakanlık kararlarını geri alabilir.

    Yetki‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ devri, hukuki geçerlilik için yazılı biçimde yapılmalı ve Resmî Gazete'de yayımlanmalıdır; bu koşullara uyulmadan gerçekleştirilen yetki devri geçersizdir ve bu yetkiyle tesis edilen işlemler yetki unsuru bakımından hukuka aykırı sayılır. Yetki genişliği ise merkezden yönetimin sakıncalarını gidermek amacıyla Anayasa'nın 126. maddesinde düzenlenmiş; valilere belirli konularda merkez adına karar verme imkânı tanınmıştır. Yetki devrinde asıl yetkili makam yetkisini kullanmaya devam edemez (A şıkkı yanlış). Yetki genişliği valilere tüm bakanlık kararlarını geri alma yetkisi vermez (D şıkkı yanlış). Doğru yanıt E'dir. Not: Bu soruda F seçeneği biçimsel olarak eklenmiş olmakla birlikte ÖSYM formatı 5 şık (A-E) üzerinedir.

  9. 9. Bir valinin, ilin tamamında geçerli olmak üzere çıkardığı idari düzenleyici işlem aşağıdaki kavramlardan hangisine en doğru biçimde karşılık gelir ve bu işlemin yargısal denetiminde hangi mahkeme görevlidir?

    • A) İl genel idaresi kararı – Bölge idare mahkemesi
    • B) Yönetmelik – Danıştay
    • C) Cumhurbaşkanlığı kararnamesi – Anayasa Mahkemesi
    • D) Vali kararnamesi (il idaresi emri) – İdare mahkemesi
    • E) Tüzük – Danıştay

    Valinin‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ il sınırları içinde düzenleyici nitelikte çıkardığı işlemler 'vali kararnamesi' ya da 'il idaresi emri' olarak adlandırılır. Bu işlemler idari düzenleyici işlem niteliğinde olup yargısal denetimi 2577 sayılı İYUK çerçevesinde idare mahkemelerince gerçekleştirilir. Tüzük ve yönetmelik Cumhurbaşkanı veya bakanlıklar tarafından çıkarılan merkezi idare işlemleridir. Bölge idare mahkemesi ise ilk derece yargı mercii değil, itiraz merciidir. Doğru yanıt D'dir.

  10. 10. İdare hukukunda 'işlem teorisi' kapsamında değerlendirildiğinde, bir kamu iktisadi teşebbüsünün (KİT) özel hukuk sözleşmesiyle istihdam ettiği işçiyi işten çıkarması halinde ortaya çıkan uyuşmazlık için hangi yargı yolu izlenmelidir ve bu tercih hangi kritere dayanmaktadır?

    • A) Danıştay; zira işçi çıkarma kararı kamu yararını doğrudan etkilemektedir.
    • B) İş mahkemesi; zira KİT'ler özel hukuk sözleşmesiyle işçi çalıştırdığında bu ilişki özel hukuka tabi olur.
    • C) Bölge adliye mahkemesi; zira KİT'ler ticaret şirketi niteliği taşır ve ticaret hukuku uygulanır.
    • D) İdare mahkemesi; zira KİT kamu tüzel kişisidir ve her işlemi idari işlem sayılır.
    • E) Anayasa Mahkemesi; zira çalışma hakkı temel bir anayasal haktır.

    Yargı‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ yolunun belirlenmesinde belirleyici kriter işlemin niteliğidir, işlemi yapan kurumun statüsü değil. KİT'ler her ne kadar kamu tüzel kişisi olsa da özel hukuk sözleşmesi (iş sözleşmesi) çerçevesinde istihdam ettikleri işçilerle olan ilişkileri özel hukuka tabidir. Bu ilişkilerden doğan uyuşmazlıklar 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında iş mahkemelerinde görülür. İdare mahkemesinin görevi ancak kamu görevlisi statüsündeki personele ilişkin işlemlerde doğar. Doğru yanıt B'dir.

  11. 11. Bir belediyenin, yapı ruhsatı başvurusunu zımni ret sayılabilecek bir süre bekletmesinden sonra, dava açılınca ruhsatı verip vermeyeceğini mahkemeye bildirmemesi halinde aşağıdakilerden hangisi doğru değildir?

    • A) Dava sürerken idarenin ruhsatı vermesi halinde dava konusuz kalabilir ancak yargılama giderleri idareye yüklenebilir.
    • B) Zımni ret, açık bir idari işlem olmadığından iptal davasına konu edilemez; yalnızca tam yargı davası açılabilir.
    • C) Başvuru sahibi, idarenin 60 gün içinde cevap vermemesi üzerine zımni ret işlemine karşı iptal davası açabilir.
    • D) Başvuru sahibi önce itiraz yoluna başvurarak zımni reddi üst makama taşıyabilir.
    • E) İdare mahkemesi, dava süresinde idarenin işlem tesis etmesini beklemeksizin zımni ret işlemini inceleyebilir.

    2577‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 10. maddesi uyarınca ilgililer, idareye başvurduktan sonra 60 gün içinde cevap verilmezse bu suskunluğu zımni ret olarak kabul edebilir ve bu zımni ret işlemine karşı iptal davası açabilirler. Zımni ret, açık bir idari işlem olmasa da kanun gereği iptal davasına konu edilebilir; yalnızca tam yargı davasına özgülenmemiştir. Bu nedenle C şıkkı yanlıştır ve doğru yanıt C'dir.

  12. 12. Anayasa'nın 125. maddesinde 'idarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolu açıktır' hükmü yer almaktadır. Buna karşın aşağıdaki işlemlerden hangisi bu güvencenin istisnası olmaya devam etmektedir?

    • A) Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulan üst kurulların bireysel işlemleri.
    • B) Yükseköğretim Kurulu'nun üniversitelere yönelik düzenleyici işlemleri.
    • C) Cumhurbaşkanı'nın tek başına yaptığı atama işlemleri.
    • D) Olağanüstü hal kapsamında çıkarılan ve temel hakları kısıtlayan Cumhurbaşkanlığı kararnameleri.
    • E) Hâkimler ve Savcılar Kurulu'nun meslekten çıkarma kararları.

    Anayasa'nın‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ 159. maddesine göre Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) kararları yargı denetimine tabi değildir; bu kararların aleyhine başka yargı merciine başvurulamaz. Bu düzenleme Anayasa'nın 125. maddesindeki genel güvencenin açık istisnasını oluşturmaktadır. Cumhurbaşkanı'nın tek başına yaptığı atama işlemlerine karşı ise Danıştay nezdinde dava açılabilir (bu istisnalar 1982 Anayasası'nın ilk halindeydi; 2017 değişikliğiyle büyük ölçüde kaldırılmıştır). Anayasal istisna olarak varlığını koruyan en belirgin örnek HSK kararlarıdır. Doğru yanıt B'dir.

  13. 13. İdare hukukunda 'ehliyetsizlik' ve 'yetki tecavüzü' kavramları karıştırılmaktadır. Aşağıdaki olayların hangisinde yetki tecavüzü değil, ehliyetsizlik söz konusudur?

    • A) Bir kaymakamın, valiye ait bir idari işlemi tesis etmesi.
    • B) Bir müdürün, üst makamın onayını almadan sözleşme imzalaması.
    • C) Süresi dolmuş bir belediye başkanının görevde kalmaya devam ederek encümen kararı alması.
    • D) Bir bakanlığın, başka bir bakanlığın münhasır yetkisine giren alanda yönetmelik çıkarması.
    • E) Bir taşra biriminin, merkez teşkilatına ait bir kararı re'sen uygulamaya koyması.

    Ehliyetsizlik‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ (ehliyet yokluğu), işlemi tesis eden kişinin o makamı işgal etme hakkına sahip olmaması halidir. Süresi dolmuş bir belediye başkanı artık o makamın meşru sahibi değildir; bu durum kişisel ehliyetsizlik (statü dışılık) anlamına gelir. Yetki tecavüzü ise yetkili bir makamın kendi görev alanı dışındaki bir konuda işlem yapmasıdır. A, C, D ve E şıklarında işlemi yapan kişi veya kurum meşru makam sahibidir ancak konu veya kapsam bakımından sınırı aşmıştır. Doğru yanıt B'dir.

  14. 14. Bir idari sözleşme olan kamu ihale sözleşmesinde yüklenici firma, idarenin tek taraflı olarak sözleşme bedelini düşürmesine itiraz etmek istemektedir. Bu uyuşmazlıkta hangi yargı yolu ve hangi dava türü izlenmelidir?

    • A) Danıştay – iptal davası.
    • B) Bölge adliye mahkemesi – itiraz yolu.
    • C) İdare mahkemesi – tam yargı davası.
    • D) Asliye ticaret mahkemesi – sözleşmeden doğan alacak davası.
    • E) İdare mahkemesi – iptal davası.

    Kamu‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ ihale sözleşmeleri, idari sözleşme niteliği taşıdığından bu sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklar idari yargı çevresinde görülür. İdarenin sözleşme bedelini tek taraflı düşürmesi hem bir zarar doğurduğundan (maddi talep içerdiğinden) hem de bu tek taraflı değişiklik kendi başına iptal edilmesi gereken bir idari işlem olmaktan çok mali sonuç doğurduğundan, yüklenicinin tam yargı davası açması gerekir. Danıştay bu tür sözleşme uyuşmazlıklarında ilk derece mahkemesi değildir. Doğru yanıt B'dir.

  15. 15. Türk idare hukukunda 'olağanüstü hal' döneminde çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle temel haklar kısıtlandığında, bu kararnamelerin anayasallık denetimi hangi organ tarafından ve hangi usul çerçevesinde gerçekleştirilebilir?

    • A) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi; iç hukuk yollarının tükenmesinden sonra bireysel başvuru yoluyla.
    • B) Anayasa Mahkemesi; soyut norm denetimi yoluyla ve yalnızca muhalefet partilerinin başvurusuyla.
    • C) Danıştay; olağanüstü hal kararnameleri idari işlem sayıldığından idari yargı denetimine tabidir.
    • D) Olağanüstü hal kararnameleri hiçbir yargısal denetime tabi değildir; Anayasa bu denetimi açıkça yasaklamaktadır.
    • E) Anayasa Mahkemesi; bireysel başvuru yoluyla temel hakların ihlal edilip edilmediği denetlenebilir.

    Anayasa'nın‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ 148. maddesi uyarınca olağanüstü hal Cumhurbaşkanlığı kararnameleri şekil ve esas bakımından Anayasa Mahkemesi'nin soyut veya somut norm denetimine tabi kılınmamıştır; bu kararnameler iptal davasına konu edilemez. Ancak AYM, bireysel başvuru (Anayasa m. 148/3) yoluyla bu kararnamelerin uygulanması sonucunda ortaya çıkan temel hak ihlallerini inceleyebilmektedir; zira bireysel başvuruda denetlenen norm değil, somut ihlaldir. AİHM ise iç hukuk yollarının tükenmesinden sonra başvurulabilecek uluslararası bir mercidir ancak bu seçenek sorunun odağı olan birincil anayasallık denetimini tam karşılamamaktadır. Doğru yanıt B'dir.

  16. 16. Aşağıdaki idari yaptırım türlerinden hangisi hem cezai hem de idari nitelik taşıdığı kabul edildiğinden, 'non bis in idem' (aynı eylemden iki kez cezalandırılmama) ilkesi kapsamında tartışmalara konu olmaktadır?

    • A) Ruhsat iptali ile ilgili kişi hakkında açılan disiplin soruşturması.
    • B) Vergi ziyaı cezası ile vergi kaçakçılığı suçu nedeniyle açılan ceza davası.
    • C) İdari para cezası ile aynı eylem nedeniyle açılan ceza davası.
    • D) Kamulaştırma kararı ile aynı taşınmaz için açılan idari dava.
    • E) Meslekten men kararı ile aynı eylem nedeniyle ödenen idari para cezası.

    Vergi‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ ziyaı cezası idari nitelikte olmakla birlikte AİHM içtihadı (Engel kriterleri) çerçevesinde cezai nitelik taşıyıp taşımadığı değerlendirmeye konu olmuştur. Kişinin aynı vergisel eylem nedeniyle hem idari para cezasıyla (vergi ziyaı cezası) hem de ceza mahkemesinde yargılanması, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 7 No'lu Protokolü'nün 4. maddesi kapsamında non bis in idem ilkesinin ihlali olarak tartışılmaktadır. AİHM ve Anayasa Mahkemesi bu konuda önemli kararlar vermiştir. Diğer seçeneklerde farklı hukuki türden yaptırımların birlikteliği söz konusu olup klasik anlamda bu çatışma yaşanmaz. Doğru yanıt C'dir.

  17. 17. Danıştay'ın hem danışma hem de yargı organı sıfatlarına sahip olması, kuvvetler ayrılığı ilkesi bakımından tartışmalı bulunmaktadır. Bu çerçevede aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

    • A) İdare ve vergi mahkemelerinin temyiz mercii olarak Danıştay yargısal işlev üstlenmektedir.
    • B) Danıştay daireleri aynı anda hem danışma hem yargı görevini yürütebileceğinden içtihat birliği sorun yaratmaz.
    • C) Danıştay'ın danışma sıfatıyla verdiği görüşler, yürütme organını hukuken bağlamaz.
    • D) Danıştay, bazı yönetmeliklerin hazırlanmasında zorunlu görüş bildirmekle yükümlüdür.
    • E) Danıştay'ın ilk derece mahkemesi sıfatıyla gördüğü davalar kanunla belirlenmiştir.

    Danıştay'da‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ daireler arasında işbölümü belirlenmiş olup bazı daireler idari dava dairesi, bazıları ise danışma dairesi olarak görevlendirilmiştir. Hem danışma hem de yargısal işlevi aynı dairenin yürütmesi, Danıştay Kanunu kapsamında sınırlandırılmıştır. Bunun yanı sıra bir daireye danışma sıfatıyla sunulan konuda aynı dairenin yargı mercii olarak karar vermesi hâlinde ciddi tarafsızlık ve içtihat tutarsızlığı sorunları ortaya çıkabilir; dolayısıyla C şıkkındaki 'sorun yaratmaz' ifadesi yanlıştır. Diğer şıklardaki ifadeler genel olarak hukuki gerçekliği yansıtmaktadır. Doğru yanıt C'dir.

  18. 18. Aşağıdaki olaylar zincirinde hizmet kusuru ile kişisel kusurun birleştiği 'karma sorumluluk' hali hangi seçenekte doğru biçimde tanımlanmıştır? Bir polis memuru, görevli olduğu nöbet sırasında kişisel husumet nedeniyle silahıyla bir vatandaşı yaralamaktadır.

    • A) Devlet, hizmet kusuru (silaha erişim, nöbet düzeni) nedeniyle; polis memuru ise kişisel kusur (niyet) nedeniyle birlikte sorumludur. Zarar gören devletten tazminat alabilir; devlet de memura rücu edebilir.
    • B) Yalnızca devlet sorumludur; kamu görevlisinin görev sırasında yaptığı her eylem hizmet kusurudur.
    • C) İdare mahkemesi yalnızca devletin sorumluluğunu denetler; polis memurunun bireysel sorumluluğunu ceza mahkemesi değil, idare mahkemesi belirler.
    • D) Yalnızca polis memuru sorumludur; kişisel husumet hizmet dışı bir eylem doğurur.
    • E) Karma sorumluluk halinde zarar gören hem devletten hem de memurdan ayrı ayrı tam tazminat talep edebilir; toplam tazminat zararın iki katına ulaşabilir.

    Fransız‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ idare hukukundan esinlenen Türk idare hukuku anlayışında, kamu görevlisinin görev sırasında hem hizmete bağlı kusur hem de kişisel kusur bulunduğunda 'karma sorumluluk' gündeme gelir. Bu örnekte devlet; silahın sağlanması, nöbet düzeninin kurulması gibi örgütsel eksiklikler (hizmet kusuru) nedeniyle; polis ise kişisel husumet (kişisel kusur) nedeniyle sorumludur. Zarar gören, Anayasa'nın 129/5. maddesi uyarınca idareye karşı tam yargı davası açabilir; idare de ödediği tazminatı memura rücu yoluyla geri isteyebilir. Zarar görenin her iki taraftan toplam zararı aşan miktarda tazminat alması mümkün değildir. Doğru yanıt C'dir.

  19. 19. Bir belediye başkanı, belediye meclisinin almadığı bir kararı tek başına uygulayarak kamu yararına aykırı bir sonuç doğurmuştur. Bu durumda idare hukuku açısından hangi yargı yolu öncelikle işletilir ve bu yolun temel koşulu nedir?

    • A) İtiraz yolu – Üst makama başvurularak işlemin geri alınmasının talep edilmesi
    • B) Uyuşmazlık Mahkemesi'ne başvuru – Yargı yolu belirsizliğinin giderilmesi
    • C) Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru – Temel haklardan birinin ihlal edilmesi
    • D) İptal davası – İdari işlemin yetki, şekil, sebep, konu veya amaç unsurlarından birinde sakatlık bulunması
    • E) Tam yargı davası – Maddi zararın ispat edilmesi ve idarenin kusurlu olması

    Belediye‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ başkanının yetkisini aşarak (yetki unsurunda sakatlık) belediye meclisinin görev alanına giren bir işlem yapması, idari işlemi hukuka aykırı kılar. Bu tür hukuka aykırı idari işlemlere karşı öncelikle iptal davası açılır. İptal davasının temel koşulu; işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve amaç (maksat) unsurlarından en az birinde sakatlık taşımasıdır. Tam yargı davası ise doğrudan maddi zarar talep edilmesine yönelik olup ön koşul olarak idarenin kusurunu gerektiren bir dava türüdür; ancak burada öncelik iptal davasındadır.

  20. 20. Danıştay, bir bakanın imzaladığı yönetmelikteki bir maddeyi iptal etmiştir. İdare, iptal kararına rağmen bu maddeyi uygulamaya devam etmiştir. Aşağıdakilerden hangisi bu durumun hukuki niteliğini en doğru biçimde açıklar?

    • A) Danıştay'ın yürütmeyi durdurma kararı olmadıkça iptal kararı uygulanmak zorunda değildir.
    • B) Yönetmelik bir normlar hiyerarşisi ürünü olduğundan yürütme organı bağlı değildir.
    • C) Yargı kararlarının bağlayıcılığı ilkesinin ihlali söz konusudur ve idare hukuki ve cezai sorumluluğa maruz kalabilir.
    • D) İptal kararının geriye yürümezliği ilkesi gereği eski işlemlere dayanılabilir.
    • E) İdarenin takdir yetkisi kapsamında hareket etmesi nedeniyle hukuka uygundur.

    Anayasa'nın‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ 138. maddesi gereğince yasama, yürütme ve idare organları ile kişiler yargı kararlarına uymak zorundadır. Kesinleşmiş bir iptal kararına rağmen uygulamaya devam etmek, bu anayasal ilkeyi açıkça ihlal eder. İdarenin bu tutumu; ilgili kamu görevlileri açısından görevi kötüye kullanma suçu ve disiplin sorumluluğunu, idare açısından ise tam yargı davası yoluyla tazminat sorumluluğunu doğurabilir. İptal kararları 'erga omnes' (herkese karşı) etki doğurur ve yürütmeyi durdurma kararından bağımsız olarak kesinleştikten sonra uyulması zorunludur.

  21. 21. Bir idari işlemde 'yetki gaspı' ile 'fonksiyon gaspı' arasındaki temel fark aşağıdakilerden hangisiyle doğru açıklanmıştır?

    • A) Yetki gaspında işlem yok hükmündeyken, fonksiyon gaspında işlem sadece iptal edilebilir niteliktedir.
    • B) Yetki gaspında işlem idari yoldan iptal edilebilirken, fonksiyon gaspında yalnızca yargı yoluna başvurulabilir.
    • C) Yetki gaspında işlemi yapan kişi hiç kamu görevlisi değilken, fonksiyon gaspında kamu görevlisi başka bir idari birimin yetkisini kullanmıştır.
    • D) Yetki gaspında bir idare organı yargı yetkisini kullanırken, fonksiyon gaspında bir idare organı başka bir idare organının yetkisini kullanmıştır.
    • E) Yetki gaspında üst makam astının yetkisini kullanırken, fonksiyon gaspında ast üstünün yetkisini kullanmıştır.

    İdare‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ hukukunda yetki gaspı; bir idare organının yasama ya da yargı gibi başka bir devlet erkinin alanına (fonksiyonuna) girmesidir. Örneğin idarenin ceza vermesi veya kanun niteliğinde düzenleme yapması yetki gaspıdır. Fonksiyon gaspı ise bir idare organının başka bir idare organının yetki alanına girmesidir. Her ikisinde de işlem ağır sakatlıktan dolayı 'yokluk' yaptırımına tabi tutulur; ancak sınav literatüründe bu iki kavram arasındaki fark genellikle erkin (yasama/yargı/yürütme) aşılması ile idare içi aşılma şeklinde açıklanır. Doğru seçenek B'dir: yetki gaspı idari fonksiyon dışına çıkmayı, fonksiyon gaspı ise idare içinde yetki aşımını ifade eder.

  22. 22. İdare hukukunda 'idarenin kanuniliği ilkesi' hem bir yasallık hem de bir hukukilik boyutu taşımaktadır. Aşağıdaki hangi seçenek bu iki boyutu ve aralarındaki hiyerarşiyi en doğru biçimde ifade eder?

    • A) Yasallık ilkesi anayasaya, hukukilik ilkesi ise kanunlara uygunluğu ifade eder; ikisi eşit değerdedir.
    • B) Yasallık ilkesi idarenin yalnızca kanunlara dayanarak hareket edebileceğini, hukukilik ilkesi ise yasa boşluklarında idarenin de kural koyabileceğini ifade eder; yasallık üstündür.
    • C) Yasallık ilkesi idari işlemlere, hukukilik ilkesi ise yalnızca idari sözleşmelere uygulanır.
    • D) Yasallık ilkesi kanuna dayanmayı, hukukilik ilkesi ise anayasa ve hukukun genel ilkelerine uygunluğu kapsar; hukukilik daha geniş bir çerçevedir.
    • E) İki ilke özdeştir, idare hukukunda ayrımları pratikte anlamsızdır.

    İdarenin‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ kanuniliği ilkesi iki boyutlu değerlendirilir: Yasallık (kanunilik) ilkesi, idarenin yalnızca kanuna dayanarak işlem yapması gerektiğini ifade eder. Hukukilik ilkesi ise daha geniş bir kavramdır; idarenin kanunlara olduğu kadar anayasaya, uluslararası antlaşmalara, yargısal içtihata ve hukukun genel ilkelerine (eşitlik, orantılılık, kazanılmış haklara saygı vb.) de uygun davranması zorunluluğunu kapsar. Dolayısıyla hukukilik, yasallığı içine alan daha üst ve geniş bir çerçevedir.

  23. 23. Bir kamu görevlisi, göreviyle ilgili olmayan kişisel alacağını tahsil etmek amacıyla resmi yazışma kanallarını ve mühürü kullanarak borçlusuna ödeme emri göndermiştir. Bu durumun idare hukuku açısından nitelendirilmesi aşağıdakilerden hangisiyle yapılır?

    • A) İdari para cezası gerektiren disiplin suçu – Sadece disiplin yaptırımı uygulanır.
    • B) Kişisel kusur – Zarar gören kişi kamu görevlisine karşı adli yargıda dava açabilir.
    • C) Ağır hizmet kusuru – İdare ve kamu görevlisi müteselsilen sorumludur.
    • D) Hizmet kusuru – İdare tazminat ödemek zorundadır.
    • E) Yetkili işlem – Kamu görevlisi yasal yetkisini kullanmıştır.

    İdare‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ hukukunda 'hizmet kusuru' idarenin örgütsel ve işlevsel yapısından kaynaklanan bir kusurdur. 'Kişisel kusur' ise kamu görevlisinin göreviyle tamamen bağlantısız, sırf özel menfaatini gerçekleştirmek amacıyla hareket etmesinden doğar. Bu olayda kamu görevlisi, devletin araçlarını (mühür, yazışma kanalı) tamamen kişisel çıkarı için kullanmıştır; bu eylem hizmetten ayrılabilen, kamu görevlisinin bireysel kusurudur. Bu tür kişisel kusurdan doğan zararlar için zarar gören, kamu görevlisini adli yargıda (hukuk mahkemesi) şahsen dava eder. İdare bu zarardan sorumlu tutulamaz.

  24. 24. İdari yargılama hukukunda 'tam yargı davası açma süresi' konusunda aşağıdaki hangi seçenek, zımni ret kurumunu ve süre hesabını birlikte doğru açıklar?

    • A) İdareye yapılan başvurudan itibaren 60 gün içinde yanıt alınamazsa zımni ret oluşur; bu tarihten itibaren 60 günlük dava açma süresi başlar.
    • B) Zımni ret halinde dava açma süresi hiç işlemez, her zaman dava açılabilir.
    • C) Zımni ret halinde 60 günlük bekleme süresi işlemez; cevabı beklemek isteyen kişi 4 ay bekleyip sonra dava açabilir.
    • D) İdareye başvuru zorunlu değildir; doğrudan 1 yıl içinde dava açılabilir.
    • E) İdareye yapılan başvurudan itibaren 30 gün içinde yanıt alınamazsa ret sayılır ve bu tarihten itibaren 30 gün içinde dava açılmalıdır.

    2577‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ sayılı İYUK'un 10. ve 11. maddeleri uyarınca; idareye yapılan başvuruya 60 gün içinde yanıt verilmezse istek zımnen (sessiz kalarak) reddedilmiş sayılır. Bu zımni ret tarihinden itibaren 60 günlük idari dava açma süresi başlar. Tam yargı davalarında da bu genel ilke geçerlidir. İdarenin açık reddi halinde ise ret bildiriminin tebliği tarihinden itibaren 60 gün içinde dava açılmalıdır. Zımni red mekanizması, idarenin sonsuz biçimde sessiz kalarak vatandaşı mağdur etmesini önler.

  25. 25. Anayasa'nın 125. maddesine göre idarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolu açıktır. Buna karşın aşağıdaki hangi durumda bu ilkenin anayasal bir istisnası söz konusudur?

    • A) Siyasi parti kapatma kararlarının Danıştay yerine Anayasa Mahkemesi'nde görülmesi
    • B) Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin Anayasa'ya aykırılığı iddiası
    • C) Yüksek Askeri Şura kararlarının tümünün yargısal denetimi
    • D) Olağanüstü hal kapsamında çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin Danıştay denetimine tabi olmaması
    • E) Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun meslekten çıkarma kararları dışındaki bazı kararlarının yargısal denetim dışında tutulması

    Anayasa'nın‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ 125. maddesi kural olarak yargı yolunu herkese açık tutar. Ancak 159. madde uyarınca Hâkimler ve Savcılar Kurulu'nun (HSK) meslekten çıkarma dışındaki bazı kararları (atama, nakil, terfi vb.) yargısal denetim dışındaydı. 2017 anayasa değişiklikleriyle bu alan daraltılmış, ancak meslekten çıkarma kararlarına karşı Danıştay yolu açılmıştır. YAŞ kararlarının da 2010 değişiklikleriyle yargı denetimine açıldığı bilinmektedir. Soru, klasik 'yargı yolu kapalı' istisnasını sormaktadır; HSK kararlarının bir kısmı bu istisnayı oluşturmaktaydı. D seçeneği bu anayasal istisnayı en doğru biçimde yansıtmaktadır.