Genel Tekrar Testi - 30
Sel ve taşkınlar; ani ve şiddetli sağanak yağışlar ile hızlı kar erimelerinin akarsu yataklarından taşması sonucu oluşan, Türkiye'de sıkça görülen doğal afetlerdir. Yağış miktarının yüksek olduğu kıyı bölgelerinde ve engebeli akarsu havzalarında sel riski yüksektir. Ancak yıllık toplam yağış miktarının az olduğu ve kar erimelerinin akarsu debilerini aşırı yükseltmediği düzlük alanlarda sel/taşkın riski diğer yerlere göre daha düşüktür. Buna göre, iklim ve yer şekilleri özellikleri düşünüldüğünde, aşağıdaki alanların hangisinde sel ve taşkın afetinin yaşanma sıklığı ve riskinin en az olması beklenir?
Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
1. Sel ve taşkınlar; ani ve şiddetli sağanak yağışlar ile hızlı kar erimelerinin akarsu yataklarından taşması sonucu oluşan, Türkiye'de sıkça görülen doğal afetlerdir. Yağış miktarının yüksek olduğu kıyı bölgelerinde ve engebeli akarsu havzalarında sel riski yüksektir. Ancak yıllık toplam yağış miktarının az olduğu ve kar erimelerinin akarsu debilerini aşırı yükseltmediği düzlük alanlarda sel/taşkın riski diğer yerlere göre daha düşüktür. Buna göre, iklim ve yer şekilleri özellikleri düşünüldüğünde, aşağıdaki alanların hangisinde sel ve taşkın afetinin yaşanma sıklığı ve riskinin en az olması beklenir?
- A) Batı Anadolu (Ege) graben ovaları
- B) Doğu Karadeniz kıyı havzaları
- C) İç Anadolu'nun güneyindeki Konya kapalı havzası ✓
- D) Ergene Havzası akarsu yatakları
- E) Doğu Anadolu Bölgesi dağlık vadileri
İç Anadolu'nun güneyindeki Konya kapalı havzası gibi kurak, düz ve akarsu ağının zayıf olduğu sahalarda sel ve taşkın riski en azdır. Karadeniz'de bol yağışlar, Ege ve Marmara'da (Ergene) düzlük tabanlı akarsuların taşması, Doğu Anadolu'da ise ani kar erimeleri nedeniyle sel ve taşkın olayları çok daha sık ve şiddetli yaşanmaktadır.
2. Fiziksel (mekanik) çözülme; nem oranının az, günlük ve yıllık sıcaklık farklarının yüksek olduğu kurak ve karasal iklim bölgelerinde taşların sıcaklık değişimleriyle genleşip büzülerek parçalanması olayıdır. Karasallığın derecesi arttıkça fiziksel çözülmenin şiddeti de artar. Buna göre, coğrafi özellikleri dikkate alındığında, aşağıdaki alanların hangisinde fiziksel (mekanik) çözülmenin en şiddetli olması beklenir?
- A) Marmara yarımadası
- B) Doğu Anadolu Bölgesi ✓
- C) Yıldız Dağları yöresi
- D) Doğu Karadeniz kıyı kuşağı
- E) Kıyı Akdeniz kuşağı
Doğu Anadolu Bölgesi deniz etkisinden uzak, yükseltisi fazla ve karasallığın en şiddetli yaşandığı bölgedir. Sıcaklık farkları çok yüksek olduğundan kayalar üzerinde fiziksel (mekanik) parçalanma en şiddetlidir. Kıyı kuşağı olan Karadeniz, Akdeniz, Ege ve Marmara'da ise yüksek nem oranı nedeniyle kimyasal çözünme etkindir.
3. Örtü altı tarımı (seracılık); kış sıcaklıklarının yüksek olduğu (kış ılıklığı yaşanan) ve güneşli gün sayısının fazla olduğu kıyı bölgelerinde ekonomik olarak gelişmiştir. Güneşli gün sayısının az, bulutluluğun fazla olduğu nemli Karadeniz ikliminde ise seracılık maliyetli olduğu için _gelişmemiştir_. Buna göre, iklim koşulları dikkate alındığında aşağıdaki coğrafi alanların hangisinde örtü altı tarımının (seracılığın) en az gelişmesi beklenir?
- A) Güney Marmara kıyıları
- B) Doğu Karadeniz kıyı kuşağı (Rize-Giresun arası) ✓
- C) Çukurova Deltası (Adana)
- D) Antalya kıyı şeridi
- E) Kıyı Ege (Muğla ve İzmir ovaları)
Seracılık kış sıcaklığı ve bol güneş ışığı ister. Doğu Karadeniz kıyıları her mevsim yağışlı ve bulutlu olduğundan güneşli gün sayısı çok azdır ve kış ılıklığına rağmen örtü altı tarımı için elverişsizdir. En az geliştiği yer burasıdır. Doğru cevap B'dir.
4. Türkiye'nin coğrafi konum özellikleri mutlak (matematik) konum ve göreceli (özel) konum olarak ikiye ayrılır. Buna göre, aşağıda verilen durumlardan hangileri Türkiye'nin mutlak (matematik) konumu ile doğrudan ilişkilendirilebilir? I. Kış mevsiminde kıyı şehri olan Trabzon'un ortalama sıcaklığının, daha güneyde yer alan iç kesimdeki Ankara'dan fazla olması II. Türkiye'nin kış aylarında genellikle cephesel kökenli (frontal) yağışların etkisi altında kalması III. Coğrafi enlemleri düşünüldüğünde Muğla'nın yaz sıcaklık ortalamasının Manisa'dan yüksek olması IV. Türkiye'de batıdan doğuya doğru gidildikçe ortalama yükseltinin ve karasal etkilerin artması
- A) Yalnız II
- B) Yalnız III
- C) I ve II
- D) II ve III ✓
- E) III ve IV
Cephesel yağışlar Türkiye'nin orta kuşakta (mutlak konum) yer almasının bir sonucudur. Muğla'nın Manisa'ya göre daha güneyde yer almasından dolayı yazın daha sıcak olması enlem (mutlak konum) ilişkisiyledir. Trabzon'un kışın Ankara'dan sıcak olması denizellik (göreceli konum), yükseltinin batıdan doğuya değişmesi ise yer şekilleri (göreceli konum) ile ilgilidir.
5. Türkiye'de Doğu Karadeniz Bölümü ve Antalya Yöresi (Teke Yarımadası) gibi alanlarda günümüzde demir yolu ulaşımı _bulunmamaktadır_. Bu durumun ortaya çıkmasında; I. Bu yörelerin yıl boyunca bol yağış alması ve heyelan riskinin yüksek olması II. Doğal bitki örtüsü olarak ormanların çok sık ve geniş alan kaplaması III. Dağların kıyıya paralel uzanması ve engebeli yer şekillerinin iç kesimlerle bağlantıyı zorlaştırması faktörlerinden hangileri demir yolu ulaşımının olmamasının nedenleri arasında _yer almaz_?
- A) Yalnız II
- B) Yalnız III
- C) I ve II ✓
- D) I ve III
- E) I, II ve III
Bir bölgede demir yolu ağının olmaması veya yol yapımının zor olması yer şekillerinin engebeli olması, dağların kıyıya paralel uzanması ve aşılması zor dağ geçitlerinin bulunmasıyla (III) ilgilidir. Yağış miktarı/iklim (I) ve bitki örtüsünün sık olması (II) demir yolunun yapılamamasının nedenleri arasında gösterilemez. Dolayısıyla I ve II bu durumun nedenleri arasında yer almaz. Doğru cevap C seçeneğidir.
6. Rüzgâr aşındırma ve biriktirme faaliyetleri (mantar kayalar, tafoniler, yardanglar ve kumullar) kurak ve yarı kurak iklim bölgelerinde, bitki örtüsünün cılız ve toprak neminin düşük olduğu alanlarda etkilidir. Buna göre, coğrafi özellikleri dikkate alındığında aşağıdaki alanların hangisinde rüzgârın şekillendirici etkisinin en fazla olması beklenir?
- A) Doğu Karadeniz kıyı kuşağı
- B) Tuz Gölü ve Konya - Karapınar çevresi ✓
- C) Menteşe Yöresi
- D) Teke Yarımadası ve çevresi
- E) Yıldız Dağları bölümü
Rüzgâr aşınım ve birikim şekilleri yağışın az, bitki örtüsünün son derece zayıf olduğu kurak ve yarı kurak bölgelerde görülür. Türkiye'de rüzgârın şekillendirici etkisinin en belirgin olduğu yerler İç Anadolu (özellikle Konya-Karapınar çevresi) ve Güneydoğu Anadolu'dur. Karadeniz ve kıyı Akdeniz bölgelerinde nemlilik ve gür bitki örtüsü nedeniyle rüzgâr aşınımı çok zayıftır.
7. Türkiye'de hayvancılık faaliyetleri ve coğrafi özellikleri hakkında bazı bilgiler verilmiştir: • Türkiye'de denizel kültür balıkçılığı en fazla Karadeniz kıyılarında yapılmaktadır. • Doğal otlaklara dayalı mera hayvancılığı, iklimsel dalgalanmalardan ve yağış durumundan doğrudan etkilenir. • Arıcılık faaliyetlerinin dağılışı, iklim koşullarına ve bitki örtüsünün çiçeklenme dönemlerine doğrudan bağlıdır. • Kümes hayvancılığı, büyük tüketim pazarlarına yakınlık nedeniyle en yoğun Karadeniz Bölgesi'nde gelişmiştir. • Kıl keçisi yetiştiriciliği, engebeli arazi şartlarına uyum yeteneği nedeniyle Akdeniz'in dağlık sahalarında yaygındır. Buna göre, verilen bilgilerden kaç tanesi doğrudur?
- A) 1
- B) 2
- C) 3 ✓
- D) 4
- E) 5
Kültür balıkçılığı en çok Ege'de (Muğla kıyıları) yapılır (Yanlış). Kümes hayvancılığı pazara yakınlıktan ötürü Marmara ve Ege'de gelişmiştir (Yanlış). Ancak mera hayvancılığının iklime bağlılığı (Doğru), arıcılığın bitki örtüsüne bağımlılığı (Doğru) ve kıl keçisinin Akdeniz'in engebeli karstik alanlarında yaygınlığı (Doğru) olmak üzere toplam 3 bilgi doğrudur.
8. Türkiye'de nemliliğin ve yağışın en düzenli olduğu, sıcaklık farklarının az olduğu iklim bölgesinde geniş yapraklı ve iğne yapraklı ağaçların bir arada bulunduğu gür orman örtüsü ile orman tahribi sonucu ortaya çıkan çalı toplulukları yaygındır. Buna göre, bu iklim koşullarına sahip olan bir coğrafi yörede (örneğin Doğu Karadeniz kıyılarında) aşağıdaki bitki topluluklarından hangilerinin baskın olması beklenir?
- A) Sedir - Meşe - Garig
- B) Ladin - Kayın - Psödemaki ✓
- C) Meşe - Kayın - Çayır
- D) Kızılçam - Fıstık Çamı - Maki
- E) Sarıçam - Karaçam - Bozkır
Her mevsim yağışlı ve nemli olan Karadeniz iklim bölgesinde kıyı kesimlerde kayın (geniş yapraklı), yüksek kesimlerde ise ladin (iğne yapraklı) ağaçları yaygındır. Ayrıca Karadeniz ormanlarının tahrip edilmesiyle oluşan çalı topluluğuna psödemaki (yalancı maki) denir. Bu nedenle doğru eşleşme Ladin - Kayın - Psödemaki'dir.
9. Türkiye'de özellikle kış ve ilkbahar aylarında sıkça yaşanan ve can-mal kaybına sebep olan heyelan olaylarının meydana gelmesinde; I. Eğim ve engebenin fazla olduğu arazi yapısı II. Çözünebilen kireç taşlarının (kalker) geniş alan kaplaması III. Kar erimeleri ve bol yağışların toprağı suya doyurması faktörlerinden hangilerinin doğrudan etkisi vardır?
- A) Yalnız I
- B) Yalnız II
- C) I ve III ✓
- D) II ve III
- E) I, II ve III
Heyelan oluşumunda arazinin dik eğimli olması (I) ve killi toprak yapısının aşırı yağış veya kar erimeleriyle suya doyarak ağırlaşması (III) temel nedenlerdir. Kireç taşının (kalker) yaygın olması ise heyelandan ziyade karstik erimelere ve çökmelere zemin hazırlar. Bu nedenle doğru cevap I ve III'tür.
10. Türkiye'de doğal afetlerin dağılışı iklim, yer şekilleri ve jeolojik yapıya göre değişiklik gösterir. Bol yağış alan, eğimli yamaçları bulunan ve killi toprak yapısına sahip Karadeniz iklim kuşağındaki dağlık yörelerde (özellikle Batı Karadeniz bölümünde) bazı afetlerin sıklığı oldukça yüksektir. Buna göre, Batı Karadeniz Bölümü'nün coğrafi özellikleri dikkate alındığında, bu yörede aşağıdaki doğal afetlerden hangilerinin en fazla görülmesi beklenir?
- A) Deprem ve Heyelan
- B) Orman Yangını ve Kuraklık
- C) Volkanizma ve Deprem
- D) Çığ ve Orman Yangını
- E) Sel/Taşkın ve Heyelan ✓
Batı Karadeniz dağlık ve engebeli yapısı, killi toprakları ve yıl boyu aldığı bol yağışlar nedeniyle heyelan riskinin en yüksek olduğu yerlerdendir. Ayrıca ani sağanak yağışlar akarsu yataklarında sel ve taşkınlara yol açar. Bölgede nemlilikten dolayı orman yangını riski düşüktür.
11. Türkiye'de seracılık faaliyetleri çoğunlukla Güney Ege kıyıları ile Akdeniz kıyı kuşağında yoğunlaşmıştır. Seracılık faaliyetlerinin bu kıyı kuşağında gelişmesinin ve buralarda yoğun olarak yapılmasının en temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Kıyı kuşağında demir yolu ve deniz ulaşımının çok gelişmiş olması
- B) Kış sıcaklık değerlerinin yüksek olması nedeniyle sera ısıtma maliyetlerinin düşük olması ✓
- C) Kış aylarında yağış miktarının yüksek olması
- D) Kıyı şeridinde tüketici nüfus yoğunluğunun fazla olması
- E) Bölgedeki toprak tiplerinin sera tarımına daha uygun olması
Seracılıkta en büyük maliyet kış aylarında seraların ısıtılmasıdır. Kıyı Akdeniz ve Güney Ege'de kışlar ılık geçtiği (sıcaklıkların yüksek olması - B) için ısıtma giderleri çok düşüktür ve bu durum seracılığı buralarda ekonomik kılar. Yağışlı kışlar (C) seracılık için olumlu değil, aksine güneşlenmeyi azalttığı için olumsuzdur.
12. Yerküre üzerindeki bir alanın enlem ve boylam dereceleriyle ifade edilen konumuna mutlak (matematik) konum adı verilir. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Türkiye'nin mutlak konumuyla açıklanamaz?
- A) Adana’da sıcaklıkların Samsun’a göre daha yüksek seyretmesi
- B) Ege Denizi suyu sıcaklığının Karadeniz suyu sıcaklığından fazla olması
- C) Antalya’da tarımsal ürünlerin Zonguldak’tan daha erken hasat edilmesi
- D) Muğla’nın yıllık yağış miktarının Diyarbakır’a göre çok daha fazla olması ✓
- E) İzmir’in yerel saatinin Van'a göre daha geride olması
Muğla'nın Diyarbakır'dan daha fazla yağış alması, deniz kıyısında yer alması (denizellik) ve dağların rüzgara karşı uzanış biçimi gibi göreceli konum özellikleri ile açıklanır. Diğer seçenekler enlem ve boylam etkisine (mutlak konuma) bağlıdır.
13. I. Dört mevsim belirgin iklim özelliklerinin görülmesi II. Cephesel kökenli yağışların yaygın olması III. Yılın en uzun gecesinin 21 Aralık'ta yaşanması IV. Batı rüzgarları kuşağında bulunması Yukarıda verilen özelliklerden hangileri Türkiye'nin Orta Kuşak'ta yer aldığını doğrudan kanıtlar?
- A) I ve II
- B) I ve IV
- C) III ve IV
- D) I, II ve IV ✓
- E) II, III ve IV
Orta Kuşak'ta yer almanın temel göstergeleri; batı rüzgarlarının etkisinde olmak, cephe yağışlarının görülmesi, dört mevsimin belirgin yaşanması ve Akdeniz iklim kuşağında bulunmaktır. 21 Aralık'ta en uzun gecenin yaşanması ise Türkiye'nin Kuzey Yarım Küre'de yer almasıyla ilgilidir.
14. Jeopolitik konumu oluşturan unsurlar; fiziksel coğrafya özellikleri gibi 'değişmeyen unsurlar' ile sosyo-kültürel, ekonomik ve askeri değerler gibi zamanla farklılaşabilen 'değişen unsurlar' olarak ikiye ayrılır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Türkiye'nin jeopolitiğindeki değişen unsurlardan biridir?
- A) Üç tarafı denizlerle çevrili bir yarımada konumunda olması
- B) Orta kuşakta bulunmasına bağlı olarak belirgin iklim çeşitliliği göstermesi
- C) Akarsular, madenler ve stratejik yer altı kaynaklarına sahip olması
- D) Jeolojik ve jeomorfolojik olarak engebeli ve dağlık bir yapı taşıması
- E) Bölgesel ölçekte güçlü bir askeri savunma altyapısına ve orduya sahip olması ✓
Coğrafi şekiller, iklim kuşağı ve yer altı kaynakları jeopolitiğin uzun yıllar boyunca sabit kalan fiziki unsurlarıdır. Devletin askeri gücü, savunma sanayisi ve ordu kapasitesi ise zamana ve politikalara göre dinamik biçimde değişebilen unsurlardandır.
15. Türkiye'de dağların genel olarak doğu-batı doğrultusunda uzanması ve yükseltinin batıdan doğuya doğru artması, aşağıdakilerden hangisinin üzerinde etkili olmamıştır?
- A) İç bölgelerde yıllık sıcaklık farklarının yükselmesinde
- B) Doğu Anadolu'da tarım ürünlerinin olgunlaşma süresinin uzamasında
- C) Yıl boyunca dört mevsim belirgin iklim koşullarının yaşanmasında ✓
- D) Kuzey-güney yönlü kara ve demir yolu ulaşımının zorlaşmasında
- E) Doğuya gidildikçe kar örtüsünün yerde kalma süresinin uzamasında
Türkiye'de yıl içinde dört mevsimin belirgin olarak yaşanması mutlak konumun (Orta Kuşak'ta bulunmanın) bir sonucudur. Dağların uzanışı ve yükseltinin batıdan doğuya doğru artması gibi özel konum özellikleri bu durum üzerinde etkili değildir.
16. Türkiye, enlem dereceleri itibarıyla Ekvator ile Kutup noktası arasındaki Orta Kuşak'ta konumlanmıştır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Türkiye'nin Orta Kuşak'ta yer almasının bir sonucu olarak gösterilemez?
- A) Yıl içerisinde dört mevsim belirgin özelliklerinin yaşanması
- B) Dağların güney yamaçlarının bakı etkisiyle kuzey yamaçlarından daha çok ısınması ✓
- C) Farklı karakterdeki hava kütlelerinin karşılaşmasıyla cephesel yağışların oluşması
- D) Sürekli rüzgarlardan olan Batı rüzgarları kuşağında bulunması
- E) Mevsimler arasında belirgin sıcaklık farklarının yaşanması
Bakı yönünün yıl boyunca güney yamaçlar olması, Türkiye’nin Yengeç Dönencesi’nin kuzeyinde (Kuzey Yarım Küre'de) yer almasıyla ilgilidir. Diğer seçenekler ise doğrudan Orta Kuşak’ta yer almanın tipik sonuçlarıdır.
17. Türkiye’de güneyden kuzeye doğru gidildikçe güneş ışınlarının düşme açısının daralmasına bağlı olarak birtakım coğrafi özellikler değişiklik gösterir. Bu durum enlem etkisi ile açıklanır. Buna göre, aşağıda verilenlerden hangisi enlem etkisi çerçevesinde açıklanamaz?
- A) Şanlıurfa’nın yıllık ortalama sıcaklık değerlerinin Erzurum’dan yüksek olması
- B) Karadeniz kıyılarında deniz suyu sıcaklığının Akdeniz kıyılarına göre daha az olması
- C) Kış mevsiminde Trabzon’un Sivas’tan daha sıcak olması ✓
- D) Toros Dağları'ndaki kalıcı kar sınırının Kaçkar Dağları'na göre daha yüksek bir seviyede bulunması
- E) Muğla kıyılarında deniz turizmi sezonunun Çanakkale’den daha uzun sürmesi
Şanlıurfa-Erzurum, Karadeniz-Akdeniz, Toroslar-Kaçkarlar ve Muğla-Çanakkale kıyaslamalarındaki farklar enlem etkisi (güneş ışınlarının düşme açısı) ile açıklanır. Ancak kış mevsiminde kıyıdaki Trabzon'un iç kesimdeki Sivas'tan daha sıcak olması denizellik ve karasallık etkisinden kaynaklanır ve enlem-sıcaklık ilişkisine terstir.
18. Türkiye'de batıdan doğuya doğru gidildikçe (I. yön) ve güneyden kuzeye doğru gidildikçe (II. yön) yıllık ortalama sıcaklık değerlerinde düşüş görülür. Bu sıcaklık düşüşlerine yol açan temel etkenler sırasıyla aşağıdakilerin hangisinde verilmiştir?
- A) Yükselti - Enlem ✓
- B) Boylam - Enlem
- C) Karasallık - Boylam
- D) Yükselti - Karasallık
- E) Enlem - Yükselti
Türkiye'de batıdan doğuya doğru gidildikçe yükseltinin artması sıcaklığı düşürür (I). Güneyden kuzeye doğru gidildikçe ise enlem etkisi, yani güneş ışınlarının geliş açısının daralması sıcaklığın azalmasına neden olur (II).
19. Türkiye coğrafi konumu bakımından Ekvator'un kuzeyinde (Kuzey Yarım Küre) yer alır. Aşağıdakilerden hangisi Türkiye'nin Kuzey Yarım Küre'de yer aldığının bir kanıtı olarak gösterilemez?
- A) Güneyden kuzeye doğru gidildikçe genel sıcaklık ortalamalarının düşmesi
- B) En uzun gündüz süresinin 21 Haziran tarihinde ölçülmesi
- C) Karadeniz kıyılarındaki tuzluluk oranının Akdeniz kıyılarına göre daha düşük olması
- D) Günün başlangıcı için ulusal saat ayarlarında 2. ve 3. saat dilimlerinin kullanılması ✓
- E) Kuzey yönünde ilerlendikçe çizgisel dönüş hızının yavaşlaması
Güneyden kuzeye gidildikçe sıcaklığın ve çizgisel hızın azalması, en uzun gündüzün 21 Haziran'da yaşanması ve kuzeydeki denizin (Karadeniz) daha az tuzlu olması enlem etkisiyle ilgilidir ve Kuzey Yarım Küre'de olunduğunu kanıtlar. Ancak saat dilimleri boylam konumuyla ilgili olup yarım küreyi belirlemez.
20. Türkiye'de bazı coğrafi olaylar sadece mutlak (matematik) konumla, bazıları ise sadece göreceli (özel) konumla açıklanır. Bununla birlikte, her iki konum özelliğinin de ortak etkisiyle şekillenen durumlar vardır. Aşağıdakilerden hangisi Türkiye'nin hem mutlak hem de göreceli konumunun ortak etkisiyle ortaya çıkmıştır?
- A) Hatay’ın yıllık sıcaklık ortalamasının İstanbul’dan yüksek olması
- B) Sinop kıyılarında alacakaranlık süresinin Antalya’dan uzun olması
- C) Akdeniz kıyı kuşağında kış mevsimi sıcaklık değerlerinin yüksek olması ✓
- D) İç Anadolu Bölgesi'nde yıllık toplam yağış miktarının oldukça düşük kalması
- E) Deniz etkisinin Ege Bölgesi'nde iç kesimlere kolayca sokulabilmesi
Akdeniz kıyılarında kışların ılık geçmesinde, enlemin alçak olması (mutlak konum) ile denizellik etkisi ve arkadaki Toros Dağları'nın kuzeyden gelen soğuk rüzgarları engellemesi (göreceli konum) birlikte rol oynar.
21. Aşağıdakilerden hangisi Türkiye'de enlem-sıcaklık ilişkisinin bir sonucu olarak gösterilemez?
- A) Bir dağ yamacı boyunca yükseldikçe bitki örtüsünün kuşaklar oluşturması ✓
- B) Aydın’daki zeytin ürünlerinin Bursa’ya göre daha erken olgunlaşması
- C) Deniz turizmi mevsiminin Akdeniz kıyılarında diğer bölgelere göre daha uzun sürmesi
- D) Kuzey sektörlü rüzgarların sıcaklık değerlerini düşürmesi
- E) Mersin’deki kalıcı kar sınırının Rize’ye göre daha yüksek seviyeden başlaması
Bir dağ yamacı boyunca bitki örtüsünün kuşaklara ayrılması, yukarı çıkıldıkça sıcaklığın düşmesi (yükselti-sıcaklık ilişkisi) ile ilgilidir. Diğer maddeler ise doğrudan enlem-sıcaklık ilişkisiyle (güneş ışınlarının geliş açısı) açıklanır.
22. Yeryüzündeki bir yerin paralel ve meridyenlerle belirlenen konumuna mutlak konum denir. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Türkiye’nin mutlak (matematik) konumunun sonuçlarından biri olarak gösterilemez?
- A) Orta Kuşak iklim kuşağında yer alması
- B) Kış aylarında cephe yağışlarının etkisinde kalması
- C) Aynı gün içinde farklı yerlerinde farklı mevsim özelliklerinin hissedilmesi ✓
- D) Batı rüzgarları kuşağının etkisi altında olması
- E) Makro düzeyde Akdeniz iklim bölgesinde yer alması
Orta Kuşak'ta bulunma, cephe yağışları, batı rüzgarları ve Akdeniz iklim kuşağında yer alma Türkiye'nin enlem değerleriyle (mutlak konumuyla) ilgilidir. Ancak aynı günde farklı bölgelerde farklı sıcaklıkların (mevsimlerin) yaşanması yükselti ve denizellik gibi göreceli konum özelliklerinden kaynaklanır.
23. Türkiye genelinde güneyden kuzeye doğru ilerledikçe güneş ışınlarının düşme açısının daralmasına bağlı olarak sıcaklık değerlerinde bir azalma görülür. Buna göre, aşağıda verilen durumlardan hangisi bu durumla (enlem etkisiyle) doğrudan ilişkilidir?
- A) Antalya kıyılarında deniz turizmi sezonunun Bandırma kıyılarına göre daha uzun sürmesi ✓
- B) İzmir’de nemlilik nedeniyle günlük sıcaklık farklarının Sivas’tan az olması
- C) Trabzon kıyılarının iç kesimlerle olan ulaşımının geçitlerle sağlanması
- D) Kars’ın yıllık sıcaklık ortalamasının Eskişehir’den daha düşük olması
- E) Rize kıyılarının yağış miktarının Samsun kıyılarından fazla olması
Antalya'nın güneyde, Bandırma'nın ise daha kuzeyde yer alması deniz turizmi süresini enlem-sıcaklık ilişkisiyle etkiler. İzmir-Sivas kıyaslaması denizellik-karasallık, Kars-Eskişehir kıyaslaması yükselti, Trabzon'un geçitleri yer şekilleri, Rize-Samsun yağışı ise dağların uzanışıyla (özel konumla) ilgilidir.
24. Türkiye'de yıllık ortalama yağışın en fazla olduğu alan Rize çevresi, en az olduğu alanlar ise Konya ve Iğdır çevresidir. Bu yöreler arasındaki yağış farkının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Yörelere ait ortalama yükselti değerleri
- B) Doğal bitki örtüsünün gürlük derecesi
- C) Hâkim rüzgâr yönlerinin farklılık göstermesi
- D) Güneş ışınlarının yeryüzüne düşme açısı
- E) Yer şekillerinin uzanışı ve denize göre konum ✓
Yağış dağılışında yer şekillerinin uzanışı ve denize uzaklık belirleyicidir. Rize'de kıyıya paralel dağlara çarpan nemli hava yükselerek bol orografik yağış bırakır. Konya ve Iğdır ise yüksek dağlarla çevrili kapalı havzalardır; hava kütleleri bu alanlara ulaşmadan önce neminin önemli bölümünü kaybeder. Bitki örtüsü yağışın nedeni değil, sonucudur.
25. Kimyasal çözünme nemli alanlarda, mekanik çözünme ise sıcaklık farklarının fazla olduğu karasal alanlarda güçlüdür. Buna göre; I. Doğu Karadeniz kıyıları II. Menteşe Yöresi III. Tuz Gölü ve çevresi alanlarının hangilerinde kimyasal çözünme toprak oluşumunu hızlandırır?
- A) Yalnız I
- B) Yalnız II
- C) I ve II ✓
- D) I ve III
- E) II ve III
Doğu Karadeniz ile Menteşe Yöresi bol yağış aldığı için kayaçlarda kimyasal çözünme hızlıdır. Tuz Gölü çevresinde nem az ve sıcaklık farkları fazla olduğundan mekanik çözünme öne çıkar. Bu nedenle I ve II doğrudur.