Genel Tekrar Testi - 243
1876 Kanun-i Esasi'nin hazırlanma sürecinde oluşturulan Cemiyet-i Mahsusa'nın (Kanun-i Esasi Komisyonu) başına getirilen ve Birinci Meşrutiyet'in ilanında kilit rol oynayan devlet adamı kimdir?
Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
1. 1876 Kanun-i Esasi'nin hazırlanma sürecinde oluşturulan Cemiyet-i Mahsusa'nın (Kanun-i Esasi Komisyonu) başına getirilen ve Birinci Meşrutiyet'in ilanında kilit rol oynayan devlet adamı kimdir?
- A) Mithat Paşa ✓
- B) Fuad Paşa
- C) Kâmil Paşa
- D) Mustafa Reşit Paşa
- E) Ali Paşa
Mithat Paşa, Kanun-i Esasi'nin hazırlanmasında baş mimar konumundadır. Midhat Paşa olarak da bilinen bu isim, Müşir Rüştü Paşa ile birlikte V. Murat'ı ve ardından II. Abdülhamit'i tahta çıkartan süreçte etkin rol oynamış; Kanun-i Esasi'nin hazırlanmasına öncülük etmiştir. Mustafa Reşit Paşa Tanzimat Fermanı'nın, Ali Paşa ve Fuad Paşa ise Islahat Fermanı döneminin önemli isimleridir.
2. Aşağıdakilerden hangisi II. Meşrutiyet döneminde (1908-1918) yaşanan gelişmelerden biri değildir?
- A) 31 Mart Vakası'nın (1909) gerçekleşmesi ve ittihatçıların iktidarı pekiştirmesi
- B) İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin fiilen tek parti iktidarı kurması
- C) Bosna-Hersek'in Avusturya-Macaristan tarafından ilhak edilmesi
- D) Bulgaristan'ın bağımsızlığını ilan etmesi
- E) Mısır'ın İngilizler tarafından Osmanlı'dan koparılarak khedivlik statüsüne alınması ✓
Mısır'ın İngiltere tarafından Osmanlı kontrolünden fiilen koparılması 1882'de, yani II. Abdülhamit döneminde (I. ve II. Meşrutiyet arası istibdat döneminde) gerçekleşmiştir. Bulgaristan'ın bağımsızlık ilanı (1908), Bosna-Hersek'in Avusturya-Macaristan tarafından ilhakı (1908) ve 31 Mart Vakası (1909) hepsi II. Meşrutiyet dönemine ait olaylardır. İttihat ve Terakki Cemiyeti de özellikle 1913 Bâbıâli Baskını'ndan sonra fiilen tek parti iktidarı kurmuştur.
3. Tanzimat dönemiyle birlikte Osmanlı hukuk sisteminde görülen 'ikili yapı' (düalizm) aşağıdakilerden hangisiyle doğru biçimde açıklanmaktadır?
- A) Müslümanlara şeriat, gayrimüslimlere ise yalnızca Batı hukukunun uygulanması
- B) Osmanlı ülkesinde hem Osmanlı vatandaşlarına hem yabancılara ayrı mahkemeler tanınması
- C) Hem padişahın hem sadrazamın ayrı ayrı yargı yetkisi kullanmasıyla ortaya çıkan çift başlı yürütme yapısı
- D) Merkezi yönetim ile taşra yönetiminin birbirinden bağımsız hukuki düzenlemelerle ayrıştırılması
- E) Şer'iye mahkemelerinin varlığını sürdürmesiyle birlikte Batı hukukundan uyarlanan nizamiye mahkemelerinin kurulması ✓
Tanzimat dönemiyle birlikte geleneksel İslam hukukunu uygulayan şer'iye mahkemeleri varlığını korurken özellikle ticaret, ceza ve medeni hukuk gibi alanlarda Batı'dan (ağırlıklı olarak Fransa'dan) uyarlanan kanunları uygulayan nizamiye mahkemeleri kurulmuştur. Bu durum Osmanlı hukuk sisteminde ikili bir yapının (düalizmin) doğmasına yol açmıştır. Kapitülasyonlar kapsamında yabancılara tanınan konsolosluk mahkemeleri ise ayrı bir meseledir ve bu sorudaki düalizm kavramıyla özdeşleştirilmemelidir.
4. Tanzimat Fermanı'nın (1839) ilanından önce Osmanlı Devleti'nde gerçekleştirilen Sened-i İttifak (1808) ile karşılaştırıldığında, Tanzimat Fermanı'nın temel farklılığı aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Sened-i İttifak bireylerin temel haklarını güvence altına alırken, Tanzimat Fermanı yalnızca askeri düzeni sağlamayı amaçlamıştır.
- B) İki belge arasında nitelik bakımından herhangi bir fark bulunmamakta; yalnızca hazırlandıkları dönemin koşulları farklıdır.
- C) Tanzimat Fermanı merkezi otoriteyi güçlendirmeyi hedeflerken, Sened-i İttifak ayanların gücünü devlet adına meşrulaştırmıştır. ✓
- D) Tanzimat Fermanı feodal yapıyı desteklerken, Sened-i İttifak modern bir anayasal düzen oluşturmayı hedeflemiştir.
- E) Her iki belge de Avrupa devletlerinin baskısıyla hazırlanmış olup birbirini tamamlayan niteliktedir.
Sened-i İttifak (1808), II. Mahmut'un ayanlarla imzaladığı bir belgedir. Ayanların siyasi ve ekonomik gücünü devlet adına fiilen tanıyarak merkezi otoriteyi zayıflatan bir içeriğe sahiptir. Tanzimat Fermanı (1839) ise tam tersine bireyleri devlet baskısından koruma, can-mal-namus güvencesi sağlama ve böylece merkezi devleti meşrulaştırma amacı taşır. Bu nedenle iki belgenin temel ayrımı merkezi otorite ile yerel güçler arasındaki dengeye yaklaşım biçimidir. Diğer şıklar tarihsel gerçeklerle çelişmektedir.
5. I. Meşrutiyet döneminde toplanan Meclis-i Mebusan'ın 93 Harbi (1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı) gerekçesiyle II. Abdülhamit tarafından tatil edilmesi ve ardından Kanun-i Esasi'nin askıya alınması, aşağıdaki yorumlardan hangisiyle en doğru biçimde açıklanabilir?
- A) Kanun-i Esasi'nin parlamento üzerinde padişaha geniş yetkiler tanıyan hükümleri, sistemin kendi içindeki çelişkilerden kaynaklanan bir çöküşe zemin hazırlamıştır. ✓
- B) Meclisin tatil edilmesi, Mithat Paşa liderliğindeki Jön Türklerin devleti daha etkin yönetme girişiminin başarısızlığından kaynaklanmaktadır.
- C) Meclisin feshi, Avrupa devletlerinin Osmanlı iç işlerine müdahalesini engellemek amacıyla alınmış bilinçli bir dış politika kararıdır.
- D) Osmanlı yönetici elitinin anayasal sistemi özümseyemediğini ve bu nedenle savaş ortamında meclisi feshettiklerini göstermektedir.
- E) Savaş koşullarının yarattığı olağanüstü hal ortamı, anayasal hükümlerin askıya alınmasını zorunlu kılmış; ancak bu durum Kanun-i Esasi'nin hukuki geçerliliğini sona erdirmemiştir.
Kanun-i Esasi'nin 7. maddesi padişaha meclisi feshetme yetkisi tanımaktaydı. Bu hüküm, anayasanın yapısal bir zaafiyetini oluşturmaktaydı: Meclis denetim işlevini padişahı kısıtlayacak araçlardan yoksun biçimde icra ediyordu. II. Abdülhamit savaşı bahane olarak kullanmış olsa da bu eylemi tamamen anayasal bir zemine dayanmaktaydı. Dolayısıyla I. Meşrutiyet'in başarısızlığı salt kişisel bir tercihin değil, sistemin kendi içindeki çelişkilerin ürünüdür. Diğer şıklardaki yorumlar tarihsel sürecin tümünü ya da bir parçasını yanlış biçimde aktarmaktadır.
6. Tanzimat dönemi Osmanlı aydınlarından Namık Kemal, hürriyet ve vatan kavramlarını İslam'daki şura (danışma) ilkesiyle özdeşleştirmeye çalışmıştır. Bu tutumun temel siyasi amacı aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Osmanlı Devleti'ni laikleştirme sürecini hızlandırmak ve dini kurumları siyasi alandan dışlamak.
- B) Yalnızca Müslüman Osmanlı vatandaşlarını kapsayan dar bir milliyetçilik anlayışı geliştirmek.
- C) Avrupa liberal düşüncesini Osmanlı siyasetinde temel alarak dini referansları tamamen bir kenara bırakmak.
- D) Hilafet kurumunu güçlendirerek padişahın dinî ve siyasi iktidarını pekiştirmek.
- E) Batılı liberal değerlerin Osmanlı kamuoyunda daha geniş bir tabana yayılabilmesi için meşruiyet zeminini İslami referanslarla güçlendirmek. ✓
Namık Kemal, Fransız Devrimi'nden etkilendiği özgürlük ve anayasacılık düşüncelerini doğrudan aktarmak yerine İslam geleneğindeki şura ilkesiyle meşrulaştırma yoluna gitmiştir. Bu strateji pragmatik bir siyasi tercihtir: Osmanlı toplumunun büyük çoğunluğunun İslami meşruiyet ölçütlerine göre siyaseti değerlendirdiği bir ortamda anayasal fikirleri benimsetilebilir kılmak. Namık Kemal ne tam anlamıyla bir laikleşme savunucusudur ne de salt İslamcı bir tutum içindedir; düşüncesi iki geleneği sentezleme çabası olarak okunmalıdır.
7. Osmanlı Devleti'nde Tanzimat döneminde hayata geçirilen gayrimüslimlere eşit haklar tanıyan düzenlemeler (1856 Islahat Fermanı), paradoks biçimde Balkanlar'daki ayrılıkçı milliyetçi hareketlerin güçlenmesine zemin hazırlamıştır. Bu paradoksal durumun en kapsamlı açıklaması aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Eşit yurttaşlık hakları, millî kimlik bilincinin gelişmesini kolaylaştırmış; bu kimlik ise Osmanlı çatısı altında bütünleşmek yerine bağımsız devlet taleplerini meşrulaştırmak için araçsallaştırılmıştır. ✓
- B) Islahat Fermanı'nın uygulanamaması, gayrimüslimlerin devlete olan güvenini tamamen yitirmelerine yol açmıştır.
- C) Reformlar yalnızca ekonomik hakları kapsadığından siyasi talepleri karşılayamamış ve bu yetersizlik ayrılıkçılığı beslemiştir.
- D) Avrupa devletleri fermanı tanımayarak Balkan toplulukları üzerindeki baskıyı artırmış ve milliyetçi hareketlerin yoğunlaşmasına yol açmıştır.
- E) Islahat Fermanı yalnızca Müslüman Osmanlıların tepkisine neden olmuş, gayrimüslimler üzerinde herhangi bir etki doğurmamıştır.
Bu soru sosyolojik bir analiz gerektirmektedir. Tanzimat reformları, özellikle 1856 Islahat Fermanı, eğitim ve kamusal alanda fırsatlara erişimi artırarak gayrimüslim toplulukların öz-farkındalığını güçlendirmiştir. Aynı dönemde Avrupa'dan yayılan romantik milliyetçilik akımı, bu kimlikleri Osmanlıcılık yerine bağımsız ulusal devlet taleplerine yöneltmiştir. Dolayısıyla eşitlik hakları toplulukların Osmanlı çerçevesine entegrasyonunu sağlamamış; aksine kolektif örgütlenme ve bilinçlenmeye zemin hazırlayarak ayrılıkçı eğilimleri pekiştirmiştir.
8. II. Meşrutiyet döneminde İttihat ve Terakki Cemiyeti (İTC), tek parti iktidarına doğru evirilen bir süreç izlemiştir. Aşağıdaki gelişmelerden hangisi bu evrimin en belirleyici dönüm noktasını oluşturmaktadır?
- A) 1912 Balkan Savaşları'nda uğranılan ağır yenilgiler ve bunun yol açtığı toprak kayıpları.
- B) Ocak 1913'te gerçekleştirilen Bâbıâli Baskını ile İTC'nin rakip siyasi partileri tasfiye ederek yönetimi doğrudan ele geçirmesi. ✓
- C) Osmanlı Devleti'nin Birinci Dünya Savaşı'na girişi ve savaş döneminin olağanüstü koşullarının merkezi denetimi zorunlu kılması.
- D) 1908 Devrimi'nin gerçekleşmesi ve II. Abdülhamit'in anayasayı yeniden yürürlüğe koymak zorunda kalması.
- E) 1909'da patlak veren 31 Mart Vakası'nın bastırılmasının ardından II. Abdülhamit'in tahttan indirilerek İTC'nin fiili denetiminin güçlenmesi.
1908 Devrimi, çok partili ve görece özgürlükçü bir dönem açmıştır. 1909'daki iktidar pekişmesi kısmi bir adımdır. Balkan yenilgileri İTC'yi zayıflatmıştır. Buna karşılık Ocak 1913'teki Bâbıâli Baskını, Kâmil Paşa hükümetini silah zoruyla devirmiş; Enver Paşa başta olmak üzere İTC'nin askeri kanadının sivil hükümet üzerinde doğrudan ve kalıcı denetim kurmasını sağlamıştır. Bu darbe ile İTC gerçek anlamda tek parti iktidarını elde etmiş ve ardından gelen süreç sistematik bir muhalefet tasfiyesiyle ilerlemiştir. Bu nedenle en belirleyici kırılma noktası Bâbıâli Baskını'dır.
9. Tanzimat döneminde hazırlanan Mecelle (1869-1876) ile Arazi Kanunnamesi (1858) birlikte değerlendirildiğinde, Osmanlı hukukundaki dönüşüm hakkında aşağıdaki yargılardan hangisi en isabetli biçimde ifade edilmiştir?
- A) Mecelle'nin hazırlanmasındaki temel amaç Batı hukukunu tamamen ikame etmekten ziyade ticaret hukukunu İslami ilkeler doğrultusunda yeniden düzenlemektir.
- B) Bu kanunlar yalnızca Müslüman Osmanlı vatandaşları için geçerli olmuş, gayrimüslimler önceki hukuki statülerini korumaya devam etmiştir.
- C) Mecelle ve Arazi Kanunnamesi, Osmanlı modernleşmesine karşı çıkan muhafazakâr bir tepkinin ürünleri olup reformlara karşı bir denge unsuru işlevi görmüştür.
- D) Osmanlı hukuk sistemi, İslam fıkhını kodifiye ederek modernleştiren ve Batı etkisini yansıtan laik düzenlemeleri bir arada bünyesinde barındıran ikili bir yapıya kavuşmuştur. ✓
- E) Her iki kanun da İslam hukukunu tamamen dışlamış ve Osmanlı hukuk sistemini Avrupa normlarına entegre etmiştir.
Mecelle, İslam fıkhının medeni hukuk alanındaki hükümlerini yazılı ve sistematik bir kanun biçiminde kodifiye etmiş; böylece Osmanlı'ya özgü bir modernleşme örneği ortaya koymuştur. Arazi Kanunnamesi ise özel mülkiyeti düzenleme ve kayıt altına alma konusunda Batı hukukunun etkilerini taşımaktadır. İki kanunun bir arada okunması, Osmanlı hukukunun ne Batı'ya tam teslimiyeti ne de geleneksel yapının değişmeksizin korunmasını seçtiğini; bunun yerine hibrit bir hukuki düzen inşa ettiğini ortaya koymaktadır. Diğer seçenekler bu nüanslı tabloyu ya gözden kaçırmakta ya da çarpıtmaktadır.
10. Osmanlı modernleşme sürecinde Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın 1830'lardaki reformları ile merkezdeki Tanzimat reformları karşılaştırıldığında, aşağıdaki çıkarımlardan hangisi tarihsel açıdan en sağlam temele dayanmaktadır?
- A) Kavalalı'nın reformları Osmanlı merkezini zayıflatmakla birlikte Tanzimat'ın doğmasına da ilham kaynağı olduğu için olumlu bir katkı sağlamıştır.
- B) Kavalalı'nın reformları ekonomik ve askeri özerkliği ön plana çıkarırken, Tanzimat hukuki eşitlik ve bireysel haklara ağırlık vermiştir; bu farklılık her iki hareketin önceliklerinin birbirinden ne ölçüde ayrıştığını gözler önüne sermektedir. ✓
- C) Her iki reform hareketi de İngiltere'nin doğrudan yönlendirmesiyle hayata geçirilmiş olup aynı ideolojik kaynaktan beslenmektedir.
- D) İki reform hareketi arasında içerik ve yöntem açısından temel bir fark bulunmamakta; sonuçları farklılaştıran etken yalnızca uygulandıkları coğrafi bağlamın özgün koşullarıdır.
- E) Tanzimat reformları Mısır deneyiminden doğrudan esinlenerek hazırlanmış ve Mısır modelini Osmanlı geneline uyarlamayı hedeflemiştir.
Kavalalı Mehmet Ali, Mısır'ı güçlü bir askeri ve ekonomik yapıya kavuşturarak özerk bir güç odağı haline getirmiştir. Onun modernleşme anlayışı devlet kapasitesini artırmaya ve ekonomik bağımsızlığı pekiştirmeye odaklanmıştır. Tanzimat ise bireysel hakları, hukuki eşitliği ve gayrimüslimlere yönelik güvenceleri ön plana çıkarmıştır. Bu ayrım, birinin güç merkezli devlet inşasını, diğerinin ise haklar ve yükümlülükler temelinde yeniden tanımlanan devlet-toplum ilişkisini esas aldığını göstermektedir. İki reform projesinin kaynakları ve amaçları birbirinden önemli ölçüde farklılaşmaktadır.
11. Osmanlı Devleti'nde I. ve II. Meşrutiyet dönemleri birlikte ele alındığında, her iki deneyimin de uzun soluklu bir anayasal sistemi yerleştirememesinin ortak ve yapısal nedenini en doğru biçimde ifade eden seçenek aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Yüksek okur-yazarlık oranına sahip Batı Avrupa toplumlarının aksine Osmanlı nüfusunun büyük bölümünün eğitim düzeyinin düşüklüğü, siyasal katılımı fiilen imkânsız kılmıştır.
- B) Anayasal kurumlar; güçlü sivil toplum örgütlenmesinden, askeri ve bürokratik kesimlerin kurumsal bağımsızlığından ve padişahın yetkilerini sınırlandıran etkin mekanizmalardan yoksun bir ortamda hayata geçirilmiştir. ✓
- C) İttihatçılar da dahil olmak üzere Osmanlı aydınları, anayasal yönetimin kuramsal temellerini kavrayamamış ve bu kavrayış eksikliği her iki deneyimin başarısızlığına yol açmıştır.
- D) Her iki dönemde de Avrupa devletleri, Osmanlı anayasacılığının kendi çıkarlarını tehdit ettiği gerekçesiyle dışarıdan müdahale ederek sistemi çökertmiştir.
- E) Osmanlı toplumunun demografik çeşitliliği, ortak bir ulusal kimliğin oluşmasını engellemiş ve bu durum anayasal düzenin önünde aşılmaz bir engel oluşturmuştur.
Bu soru karşılaştırmalı siyaset bilimi perspektifinden tarihsel bir analiz gerektirmektedir. I. Meşrutiyet'te Kanun-i Esasi, padişaha meclisi kapatma yetkisi tanımış ve anayasanın denetim mekanizmaları son derece kısıtlı kalmıştır. II. Meşrutiyet'te ise bağımsız sivil toplum kuruluşları, özerk bir yargı ve güçlü bir orta sınıf gibi anayasacılığın kök salması için zorunlu olan toplumsal altyapı yetersiz kalmıştır. Askeri vesayet sorunu da bu dönemde su yüzüne çıkmıştır. Anayasal sistemlerin işlevsellik kazanabilmesi için salt yazılı metinlerin varlığı değil, bu kurumları ayakta tutacak toplumsal ve kurumsal kapasitenin de var olması gerekmektedir.
12. Tanzimat sonrasında şekillenen yeni Osmanlı entelektüel geleneğinde Yeni Osmanlılar ile II. Meşrutiyet döneminin İttihatçıları arasındaki temel ideolojik ayrılık aşağıdakilerden hangisiyle en doğru biçimde özetlenebilir?
- A) Yeni Osmanlılar Pan-İslamizmi savunurken, İttihatçılar daha laik ve Batıcı bir çizgi benimsemiştir.
- B) İttihatçılar dinî reformu öncelik olarak belirlerken, Yeni Osmanlılar yalnızca siyasi ve anayasal dönüşüme odaklanmıştır.
- C) Yeni Osmanlılar reformları yavaşlatmayı ve geleneksel kurumları korumayı hedeflerken, İttihatçılar köklü bir modernleşmeyi savunmuştur.
- D) Yeni Osmanlılar anayasacılığı çoğulcu bir çerçevede tanımlarken, İttihatçıların önemli bir kesimi zamanla tek tipleştirici bir milliyetçiliğe yönelmiş ve bu dönüşüm hem Osmanlıcılık hem de çok kültürlü siyasal birlik anlayışından kopuşu simgelemiştir. ✓
- E) İki hareket arasında ideolojik açıdan temel bir fark yoktur; ayrışma yalnızca kuşaklar arası taktik farklılıklardan kaynaklanmaktadır.
Yeni Osmanlılar (Namık Kemal ve diğerleri) Osmanlıcılık ideali çerçevesinde tüm etnik ve dinî toplulukları ortak bir anayasal vatandaşlık kimliği altında birleştirmeyi savunmuştur. Buna karşılık İTC'nin özellikle II. Meşrutiyet'ten sonra hâkim olan çizgisi, başta Ziya Gökalp'in teorik katkılarıyla biçimlenen Türk milliyetçiliğine doğru kaymıştır. Bu ideolojik dönüşüm yalnızca siyasi bir tercih olmayıp Osmanlı çok kültürlü yapısının dağılmaya başlamasıyla birlikte köklü bir kimlik anlayışının da değişime uğramasını yansıtmaktadır. Diğer seçenekler söz konusu ayrımı ya yetersiz ya da hatalı biçimde aktarmaktadır.
13. 1876 Kanun-i Esasi'nin 'padişahın şahsı mukaddestir ve gayri mesuldür' hükmü (Madde 5) ile 'Osmanlı vatandaşlarının kişi güvencesi ve yargılanma hakları' (Maddeler 9-26) bir arada değerlendirildiğinde, bu anayasal düzenlemeye yönelik en tutarlı eleştiri aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Anayasa, bireysel haklara normatif düzeyde yer vermiş; ancak bu hakları güvence altına alacak bağımsız yargı ve yasama denetimi gibi kurumsal mekanizmalardan yoksun bırakmıştır. Üstelik padişahın dokunulmazlığı bu özgürlüklerin salt lütuf olarak tanındığı ve kolayca geri alınabileceği anlamına gelmektedir. ✓
- B) Anayasanın asıl zaafiyeti, yasama organına yürütmeyi denetleyecek yeterli yetkinin tanınmamasından değil, doğrudan seçim sistemini benimsememesinden kaynaklanmaktadır.
- C) Kanun-i Esasi, modern anayasacılık ilkeleriyle bütünüyle bağdaşmayan şeriata dayalı bir düzen tesis etmiştir.
- D) Madde 5'in özünde bir sorun yoktur; Avrupa anayasacılığında da benzer biçimde hükümdarı bireysel sorumluluktan bağışık tutan hükümler yer almaktadır.
- E) Anayasa, yalnızca gayrimüslim azınlıkların haklarını güvence altına almış; Müslüman Osmanlıları ise temel bireysel güvencelerden yoksun bırakmıştır.
Bu soru anayasa teorisi bilgisi gerektirmektedir. Modern anayasacılığın temel ilkesi, hakların yalnızca kâğıt üzerinde yer almasının değil, kurumsal mekanizmalar aracılığıyla fiilen güvence altına alınmasının zorunlu olduğudur. Kanun-i Esasi'nin bireysel hakları düzenleyen maddeleri, bu hakların korunmasını sağlayacak bağımsız yargı denetiminden ve padişaha karşı kullanılabilecek etkili başvuru yollarından yoksundu. Padişahın mutlak dokunulmazlığı ise onu anayasal denkleme dışında bırakan bir üst-konuma yerleştiriyordu. Bu yapısal zaafiyetin sonucu, hakların ihlal edildiğinde geri alınamaması değil; öncelikle hiçbir zaman gerçek anlamda uygulamaya konulamamasıydı.
14. Tanzimat Fermanı'nı hazırlayıp okuyan devlet adamı kimdir?
- A) Mithat Paşa
- B) Ali Paşa
- C) Mustafa Reşit Paşa ✓
- D) Fuat Paşa
- E) Koca Mustafa Paşa
Tanzimat Fermanı, dönemin Hariciye Nazırı Mustafa Reşit Paşa tarafından hazırlanmış ve Gülhane Parkı'nda halka okunmuştur. Mustafa Reşit Paşa, Batılılaşma hareketinin öncü isimlerinden biri olarak kabul edilmektedir.
15. Aşağıdakilerden hangisi Tanzimat Fermanı'nın getirdiği yenilikler arasında yer almaz?
- A) Mal ve mülk dokunulmazlığının sağlanması
- B) Can güvenliğinin güvence altına alınması
- C) Vergi toplamanın belirli kurallara bağlanması
- D) Meşruti yönetime geçilmesi ✓
- E) Herkesin kanun önünde eşit sayılması
Tanzimat Fermanı; can güvenliği, ırz ve namus dokunulmazlığı, mal güvenliği ve vergi düzeni gibi hakları güvence altına almıştır. Ancak meşruti yönetim bu fermanda yer almaz. Meşrutiyet fikri ancak 1876'da I. Meşrutiyet'in ilanıyla hayata geçmiştir.
16. Osmanlı Devleti'nde ilk anayasa hangi yıl ilan edilmiştir?
- A) 1908
- B) 1839
- C) 1876 ✓
- D) 1856
- E) 1871
Osmanlı Devleti'nin ilk anayasası olan Kanun-i Esasi, 23 Aralık 1876'da ilan edilmiştir. Bu anayasayla birlikte I. Meşrutiyet dönemi başlamış, Meclis-i Mebusan ve Meclis-i Ayan adlı iki meclisli bir yapı kurulmuştur.
17. I. Meşrutiyet'i ilan ettiren padişah kimdir?
- A) Abdülaziz
- B) Abdülmecit
- C) II. Abdülhamit ✓
- D) II. Mahmut
- E) V. Murat
I. Meşrutiyet, Kanun-i Esasi'nin ilanıyla birlikte 1876'da II. Abdülhamit tarafından ilan edilmiştir. Ancak II. Abdülhamit, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'nı gerekçe göstererek 1878'de Meclis'i kapatmış ve anayasayı askıya almıştır.
18. Islahat Fermanı hangi yıl ilan edilmiştir?
- A) 1839
- B) 1856 ✓
- C) 1869
- D) 1845
- E) 1876
Islahat Fermanı, 1856'da Kırım Savaşı'nın ardından Paris Konferansı öncesinde ilan edilmiştir. Bu ferman, azınlıklara tanınan hakları genişletmiş ve Müslümanlarla gayrimüslimlerin kanun önünde eşitliğini pekiştirmiştir. Batılı devletlerin baskısıyla hazırlanan bu ferman, Tanzimat Fermanı'nın bir devamı niteliğindedir.
19. Tanzimat döneminin önde gelen devlet adamları olan Ali Paşa ve Fuat Paşa'nın temsil ettiği yönetim anlayışı aşağıdakilerden hangisiyle özdeşleşmiştir?
- A) Türkçülük
- B) Osmanlıcılık ✓
- C) Batıcılık
- D) Federalizm
- E) İslamcılık
Ali Paşa ve Fuat Paşa, Osmanlı Devleti'ndeki tüm unsurları 'Osmanlı' kimliği çatısı altında birleştirmeyi hedefleyen Osmanlıcılık politikasının temsilcileridir. Bu anlayış; din, dil ve etnik köken farkı gözetmeksizin tüm vatandaşların eşit haklara sahip olmasını savunuyordu.
20. Aşağıdakilerden hangisi II. Meşrutiyet'in ilanında (1908) belirleyici rol oynayan örgüttür?
- A) Hürriyet ve İtilaf Fırkası
- B) Muhibban-ı Vatan Cemiyeti
- C) Fedakaran-ı Millet Cemiyeti
- D) Teali İslam Cemiyeti
- E) İttihat ve Terakki Cemiyeti ✓
II. Meşrutiyet'in 1908'de yeniden ilanında belirleyici rol oynayan örgüt, İttihat ve Terakki Cemiyeti'dir. Selanik merkezli bu örgüt, özellikle Rumeli'deki subaylar aracılığıyla II. Abdülhamit'i Kanun-i Esasi'yi yeniden yürürlüğe koymaya zorlamıştır.
21. Kanun-i Esasi'yi hazırlayan komisyonun başkanlığını yapan devlet adamı kimdir?
- A) Mithat Paşa ✓
- B) Ali Paşa
- C) Ahmet Vefik Paşa
- D) Mustafa Reşit Paşa
- E) Fuat Paşa
Kanun-i Esasi'yi hazırlayan komisyonun başkanlığını Mithat Paşa üstlenmiştir. Mithat Paşa, Osmanlı anayasacılık hareketinin en önemli ismi olup I. Meşrutiyet'in mimarı olarak da anılmaktadır. Daha sonra II. Abdülhamit tarafından görevden alınarak sürgüne gönderilmiştir.
22. Tanzimat Fermanı'nın ilanıyla birlikte Osmanlı Devleti'nde ilk kez hangi ilke resmen tanınmıştır?
- A) Tüm vatandaşların kanun önünde eşitliği ✓
- B) Halkın yönetime katılma hakkı
- C) Eğitimde kız-erkek eşitliği
- D) Basın özgürlüğü
- E) Vicdan ve inanç özgürlüğü
Tanzimat Fermanı ile tüm Osmanlı tebaasının (din farkı gözetilmeksizin) kanun önünde eşit olduğu ilkesi resmen kabul edilmiştir. Bu, Osmanlı tarihinde Müslüman ve gayrimüslim vatandaşların eşitliğinin devlet tarafından ilk kez güvence altına alınması bakımından önemli bir adımdır.
23. Tanzimat döneminde açılan Mekteb-i Maarif-i Adliye ve Mekteb-i Ulum-u Edebiye gibi okulların temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Din adamı yetiştirmek
- B) Sivil bürokrasiye eleman yetiştirmek ✓
- C) Askerî kadro oluşturmak
- D) Tüccar ve esnaf eğitmek
- E) Yabancı dil öğretmek
Tanzimat döneminde açılan bu okullar, Osmanlı bürokrasisinin ihtiyaç duyduğu nitelikli sivil memur ve yönetici kadrosunu yetiştirmek amacıyla kurulmuştur. Bu okullar, medrese geleneğinin dışında Batı tarzı müfredatla eğitim veren kurumlar olarak öne çıkmıştır.
24. Aşağıdakilerden hangisi Tanzimat döneminde kurulan mahkemelerden biridir?
- A) Kadı Mahkemeleri
- B) Divan-ı Muhasebat
- C) Divan-ı Hümayun
- D) Şer'iye Mahkemeleri
- E) Nizamiye Mahkemeleri ✓
Tanzimat döneminde, şeriat mahkemelerinin yanı sıra Batı hukuk anlayışına dayalı Nizamiye Mahkemeleri kurulmuştur. Bu mahkemeler; Ticaret, Ceza ve Hukuk davalarına bakmakta olup Müslim ve gayrimüslim vatandaşlara eşit yargılama imkânı sağlamıştır.
25. 31 Mart Olayı (1909), aşağıdaki hangi dönemde yaşanmıştır?
- A) I. Meşrutiyet
- B) Mutlakiyet dönemi
- C) II. Meşrutiyet ✓
- D) Tanzimat
- E) Islahat Fermanı sonrası
31 Mart Olayı, II. Meşrutiyet döneminde 13 Nisan 1909'da (Rumi takvimle 31 Mart 1325) patlak veren bir karşı devrim girişimidir. İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne karşı gerçekleştirilen bu isyan, Hareket Ordusu'nun İstanbul'a girmesiyle bastırılmış ve ardından II. Abdülhamit tahttan indirilmiştir.