Genel Tekrar Testi - 248
Woodrow Wilson'ın 14 İlkesi'nin I. Dünya Savaşı sonrası barış düzenine en önemli somut katkısı aşağıdakilerden hangisidir?
Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
1. Woodrow Wilson'ın 14 İlkesi'nin I. Dünya Savaşı sonrası barış düzenine en önemli somut katkısı aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Almanya'ya uygulanan savaş tazminatlarının belirlenmesi
- B) Milletler Cemiyeti'nin kurulmasına zemin hazırlaması ✓
- C) Osmanlı topraklarının İtilaf Devletleri arasında paylaşılması
- D) Sömürge topraklarının yönetiminde eşit hak ilkesinin uygulanması
- E) Orta Avrupa'da yeni devlet sınırlarının kesin biçimde çizilmesi
Wilson'ın 14 İlkesi'nin en somut ve kalıcı kurumsal yansıması Milletler Cemiyeti'nin (Cemiyet-i Akvam) kurulmasıdır. Bu ilkelerin öngördüğü self-determinasyon ve açık diplomasi ilkeleri Versailles sürecinde tam anlamıyla uygulanamamış; tazminatlar ve sınırlar büyük güçlerin çıkarlarına göre şekillenmiştir. Wilson sömürgeler konusunda da ilkelerini hayata geçirememiştir.
2. I. Dünya Savaşı'nda Almanya'nın iki cephede birden savaşmamak için geliştirdiği strateji aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Tirpitz Planı
- B) Hindenburg Programı
- C) Falkenhausen Planı
- D) Schlieffen Planı ✓
- E) Moltke Doktrini
Schlieffen Planı, Genelkurmay Başkanı Alfred von Schlieffen tarafından hazırlanan ve Almanya'nın Fransa'yı Batı'da hızla çökertip ardından tüm kuvvetleri Doğu Cephesi'ne kaydırmasını öngören stratejik plandır. Plan, Belçika üzerinden Fransa'ya kısa sürede girilmesini hedefliyordu; ancak Batı Cephesi'ndeki direniş planın başarısız olmasına yol açtı ve Almanya iki cepheli savaşa mahkûm oldu.
3. Aşağıdakilerden hangisi I. Dünya Savaşı'nın uzamasının ve milyonlarca insanın hayatını kaybetmesinin temel nedenlerinden biri olarak değerlendirilemez?
- A) Komuta kademelerinin taktik anlayışının teknolojik değişime uyum sağlayamaması
- B) Siperlerin uzun süreli savunmaya elverişli yapısı
- C) Telgraf ve demiryollarının savunma hatlarının takviyesini kolaylaştırması
- D) Savunma teknolojilerinin saldırı teknolojilerinin önüne geçmesi
- E) Kimyasal silah kullanımının savaşın seyrini belirlemesi ✓
Kimyasal silahlar (özellikle klor ve hardal gazı) I. Dünya Savaşı'nda kullanılmış ve büyük acılara yol açmıştır; ancak savaşın uzamasını veya kayıpların bu denli artmasını belirleyen temel etken değildir. Savaşın uzamasının asıl nedenleri; makineli tüfek, dikenli tel ve topçunun savunmayı güçlendirmesi, siperleşme, komuta anlayışının geri kalması ve demiryollarının takviye imkânı tanımasıdır. Kimyasal silahlar belirleyici bir taktik üstünlük sağlamamıştır.
4. Rusya'nın I. Dünya Savaşı'ndan çekilmesine yol açan ve Almanya ile imzaladığı antlaşma aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Bükreş Antlaşması
- B) Rapallo Antlaşması
- C) Brest-Litovsk Antlaşması ✓
- D) Locarno Antlaşması
- E) Riga Antlaşması
Mart 1918'de Bolşevik Rusya ile Almanya arasında imzalanan Brest-Litovsk Antlaşması, Rusya'nın I. Dünya Savaşı'ndan resmen çekilmesini sağlamıştır. Bu antlaşmayla Rusya; Polonya, Ukrayna, Finlandiya ve Baltık ülkeleri üzerindeki haklarından vazgeçmiştir. Almanya, bu antlaşmayla doğu sınırını güvence altına alarak tüm kuvvetlerini Batı Cephesi'ne kaydırmayı hedeflemiştir.
5. I. Dünya Savaşı sonrasında imzalanan Versailles Antlaşması'nın Almanya açısından en ağır ve tartışmalı maddesi aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Alsace-Lorraine'in Fransa'ya bırakılması
- B) Almanya'nın savaşın tek sorumlusu ilan edilmesi ve buna dayalı tazminat yükümlülüğü ✓
- C) Saar Bölgesi'nin Milletler Cemiyeti denetimine bırakılması
- D) Alman ordusunun 100.000 kişiyle sınırlandırılması
- E) Almanya'nın sömürgelerinin İtilaf Devletleri'ne devredilmesi
Versailles Antlaşması'nın 231. maddesi 'Savaş Suçu Maddesi' olarak bilinir ve Almanya'yı savaşın tek sorumlusu ilan ederek bu gerekçeyle ağır tazminat ödeme yükümlülüğü getirir. Almanya bu maddeyi büyük bir ulusal aşağılanma olarak algılamış; bu durum Weimar Cumhuriyeti'nin istikrarsızlaşmasına ve aşırı milliyetçi hareketlerin güçlenmesine zemin hazırlayarak II. Dünya Savaşı'nın dolaylı nedenlerinden biri haline gelmiştir.
6. Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'ndan çekilmesini sağlayan Mondros Mütarekesi'nin (1918) hangi maddesi ilerleyen süreçte Türk millî hareketini doğrudan tetikleyen gelişmelere yol açmıştır?
- A) İtilaf Devletleri'nin güvenliklerini tehdit ettiklerini düşündükleri bölgeleri işgal edebileceklerine dair 7. madde ✓
- B) Osmanlı ordusunun terhis edilmesi
- C) Osmanlı savaş gemilerinin İtilaf Devletleri'ne teslim edilmesi
- D) Osmanlı'nın elindeki savaş esirlerini serbest bırakması
- E) Boğazların İtilaf Devletleri'ne açılması
Mondros Mütarekesi'nin 7. maddesi, İtilaf Devletleri'ne kendi güvenliklerini tehdit ettiklerini düşündükleri herhangi bir bölgeyi işgal etme hakkını tanıyordu. Bu muğlak ve geniş kapsamlı madde doğrultusunda Yunan kuvvetlerinin İzmir'i işgali (Mayıs 1919) ve ardından başlayan diğer işgaller, Mustafa Kemal önderliğinde Türk Millî Mücadelesi'nin fitilini ateşledi. Diğer maddeler de ağırdı; ancak işgallerin hukuki gerekçesi 7. maddeye dayandırıldı.
7. I. Dünya Savaşı'nın ardından imzalanan Versay Antlaşması'nda Almanya'ya yüklenen savaş tazminatı ve toprak kayıpları incelendiğinde, bu antlaşmanın ilerleyen dönemde Almanya'da milliyetçi hareketlerin güçlenmesine zemin hazırladığı görülmektedir. Bu durumu, aynı dönemde Anadolu'daki gelişmelerle karşılaştıran bir tarihçi, iki coğrafya arasındaki temel ortaklık olarak aşağıdakilerden hangisini öne sürebilir?
- A) Her iki ülkede de mağlubiyet sonrası imzalanan antlaşmaların yeni siyasi hareketlerin doğuşunu tetiklemesi ✓
- B) Her iki ülkenin de galip devletlerle ikili ittifaklar kurarak toprak bütünlüğünü koruması
- C) Her iki ülkenin de savaş tazminatlarını uluslararası tahkim yoluyla eşit biçimde paylaştırması
- D) Her iki ülkede de savaş sonrası dönemde monarşik yönetimlerin güç kazanması
- E) Her iki ülkede de ekonomik çöküşün ardından sosyalist devrimlerin yaşanması
Almanya'da Versay Antlaşması'nın ağır koşulları Nazi hareketinin yükselişine ortam hazırlamış; Anadolu'da ise Mondros Mütarekesi ve Sevr Antlaşması'nın dayattığı koşullar Mustafa Kemal önderliğinde Millî Mücadele hareketini doğurmuştur. Her iki örnekte de 'mağlup devlete dayatılan ağır antlaşma koşulları → güçlü milliyetçi/siyasi hareket' nedensellik zinciri ortaktır. Diğer şıklar tarihsel gerçeklerle örtüşmemektedir: monarşiler savaş sonrasında büyük ölçüde çökmüş, sosyalist devrimler her iki ülkede de başarılı olamamış, tazminatlar tahkim yoluyla paylaştırılmamıştır.
8. I. Dünya Savaşı öncesinde Avrupa'daki ittifak sistemleri incelendiğinde, İtalya'nın başlangıçta Üçlü İttifak (Almanya, Avusturya-Macaristan, İtalya) içinde yer aldığı, ancak savaşın patlak vermesiyle önce tarafsızlığını ilan ettiği, ardından 1915'te İtilaf Devletleri safına geçtiği görülmektedir. Bu gelişme aşağıdaki yargılardan hangisiyle doğrudan açıklanamaz?
- A) İtalya'nın Avusturya-Macaristan'dan toprak talepleri konusunda tatmin edici güvence alamaması
- B) İtalya'nın Osmanlı Devleti ile Trablusgarp'ta yaşanan toprak anlaşmazlığını savaşa giriş gerekçesi sayması ✓
- C) İtilaf Devletleri'nin deniz gücü sayesinde İtalya'nın dış ticaretini ve hammadde temini üzerinde belirleyici baskı kurabilmesi
- D) İtalya'nın ittifak yükümlülüğünün yalnızca savunma savaşları için geçerli olduğunu öne sürmesi
- E) Londra Antlaşması ile İtilaf Devletleri'nin İtalya'ya Avusturya topraklarından pay vaat etmesi
İtalya'nın İtilaf safına geçişini açıklayan temel etkenler şunlardır: Avusturya'dan toprak güvencesi alamaması (A), Londra Antlaşması'nın toprak vaatleri (B), savunma savaşı şartının oluşmadığı iddiası (C) ve İtilaf'ın deniz gücüne dayalı ekonomik baskısı (E). Trablusgarp meselesi ise I. Dünya Savaşı öncesinde 1911-1912 yıllarında gerçekleşmiş ve İtalya-Osmanlı arasında imzalanan Uşi Antlaşması ile çözüme kavuşturulmuştu. Dolayısıyla Trablusgarp anlaşmazlığı, İtalya'nın 1915'teki tercihini doğrudan açıklayan bir etken değil, daha önceki bir süreçte kapanmış bir meseledir.
9. I. Dünya Savaşı sürecinde cephe dışı etkenler değerlendirildiğinde, deniz ablukasının savaşın sonucunu belirlemedeki rolü tartışmalı bir konu olmuştur. İngiltere'nin Almanya'ya uyguladığı kıta ablukası ile Almanya'nın İngiltere'ye yönelik denizaltı savaşı (Kısıtlı/Sınırsız Denizaltı Harekâtı) karşılaştırıldığında, aşağıdaki çıkarımlardan hangisi her iki abluka politikası için de geçerlidir?
- A) Her iki politikanın da yalnızca savaşın ilk yılında etkin biçimde sürdürülmesi
- B) ABD'nin her iki abluka politikasına karşı eşit düzeyde sert diplomatik tepki göstermesi
- C) Uygulandığı ülkenin savaştan çekilmesini doğrudan ve kısa sürede sağlaması
- D) Uluslararası tarafsız devletlerin diplomatik tepkisini hiçbir aşamada tetiklememesi
- E) Doğrudan askeri kayıplardan çok sivil halkı ve ekonomiyi hedef alması ✓
İngiliz kıta ablukası Almanya'nın gıda ve hammadde ithalatını kısıtlayarak sivil halkı ciddi biçimde etkiledi; savaş boyunca yüz binlerce Alman sivilin yetersiz beslenme kaynaklı nedenlerle hayatını kaybettiği tahmin edilmektedir. Alman denizaltı harekâtı ise İngiltere'nin deniz yoluyla gelen ikmal hatlarını kesmek için ticaret gemilerini batırdı; bu durum hem sivil kayıplara hem ekonomik aksaklıklara yol açtı. Her iki politika da doğrudan askeri çatışmadan çok ekonomik boğma ve sivil etki üzerine kuruluydu. Diğer şıklar yanıltıcıdır: ablukalar hızlı teslimiyete yol açmadı; tarafsız devletler (özellikle ABD) her iki politikadan da rahatsız oldu; ABD denizaltı savaşına karşı çok daha sert tepki verdi ve bu nedenle savaşa girdi.
10. Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'na girişini belirleyen iç ve dış faktörler değerlendirildiğinde, aşağıdaki ifadelerden hangisi tarihsel açıdan en az desteklenen yorumu içermektedir?
- A) Goeben ve Breslau'nun Osmanlı bayrağına geçmesinin savaşa girişi fiilen kaçınılmaz hale getirmesinde belirleyici bir rol oynaması
- B) Osmanlı'nın savaşa girmesinin Balkan Savaşları'nın açtığı derin psikolojik ve siyasi yaralarla bağlantılı olması
- C) Osmanlı Devleti'nin İtilaf Devletleri ile ittifak görüşmelerinde somut güvenceler elde etmiş olmasına karşın bilerek Almanya safını tercih etmesi ✓
- D) İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin savaşa girerek kapitülasyonları fiilen ortadan kaldırma ve toprak kayıplarını telafi etme beklentisi taşıması
- E) Enver Paşa'nın Almanya yanlısı tutumunun İttihatçı liderlik içindeki belirleyici etkisinin Osmanlı'nın savaş kararında rol oynaması
Tarihsel kanıtlar, Osmanlı'nın İtilaf Devletleri ile yürüttüğü ittifak görüşmelerinde somut ve bağlayıcı güvenceler elde edemediğini ortaya koymaktadır. İngiltere Osmanlı'nın talep ettiği kapitülasyonların kaldırılması, toprak güvencesi ve Yunanistan ile Bulgaristan'a karşı destek konularında olumlu yanıt vermedi. Dolayısıyla C şıkkındaki 'somut güvenceler elde etmiş olmasına karşın' ifadesi tarihsel gerçeklikle bağdaşmamaktadır. Osmanlı aslında İtilaf'tan istediğini alamadığı için Almanya ile ittifaka yöneldi; bu durum bilinçli bir tercihten çok yapısal bir zorunluluk olarak da yorumlanabilir. Diğer şıklar tarih yazımında geniş ölçüde kabul görmektedir.
11. I. Dünya Savaşı'nda kullanılan yeni savaş teknolojileri (zehirli gaz, tank, uçak, denizaltı) ile bu teknolojilere karşı geliştirilen savunma önlemleri arasındaki ilişki düşünüldüğünde, savaş tarihçilerinin 'savunmanın taarruz karşısındaki üstünlüğü' tezi ile aşağıdaki gelişmelerden hangisi doğrudan çelişmektedir?
- A) Verdun Muharebesi'nde her iki tarafın da aylarca süren çatışmalara rağmen cephede kayda değer bir değişim sağlayamaması
- B) Somme Muharebesi'nde İngiliz kuvvetlerinin ilk gün yaklaşık 57.000 kayıp vermesine rağmen hedeflenen cephe gediklerini açamaması
- C) Passchendaele Muharebesi'nde İtilaf kuvvetlerinin çamur içinde yüz binlerce kayıp vererek yalnızca birkaç kilometre ilerleyebilmesi
- D) 1918 Bahar Taarruzları'nda (Kaiserschlacht) Alman kuvvetlerinin sızma taktikleriyle savunma hatlarını birden fazla noktada yararak hızlı ilerleme kaydetmesi ✓
- E) Siper savaşının yıllarca statik bir cephe yapısı oluşturması ve büyük taarruzların sınırlı toprak kazanımıyla sonuçlanması
'Savunmanın taarruz karşısında üstünlüğü' tezi, I. Dünya Savaşı'nın büyük bölümünde siper savaşı ve savunma mimarisi sayesinde saldıran tarafın büyük kayıplar verip sınırlı ilerleme sağlamasıyla örneklendirilir. A, B, D ve E şıkları bu tezi destekleyen olaylardır. Buna karşın C şıkkındaki 1918 Bahar Taarruzları (Kaiserschlacht), Almanya'nın Hutier/sızma taktiklerini kullanarak İtilaf savunma hatlarını hızla delebildiğini, dolayısıyla taarruzun savunma üzerinde geçici de olsa üstünlük kurabildiğini göstermektedir. Bu durum söz konusu tezle doğrudan çelişir; nitekim bu taarruzlar savaşın son yılında stratejik dengeyi geçici olarak değiştirmiştir.
12. 1917 yılı, I. Dünya Savaşı'nın seyrini köklü biçimde değiştiren iki kritik gelişmeye sahne olmuştur: ABD'nin savaşa girmesi ve Rusya'nın savaştan çekilmesi. Bu iki gelişmenin eş zamanlı gerçekleşmesi, savaşın stratejik dengesi açısından aşağıdaki yorumlardan hangisini en güçlü biçimde desteklemektedir?
- A) ABD'nin savaşa girişinin Rusya'nın çekilmesine doğrudan neden olması ve bu iki gelişme arasında nedensellik bağı bulunması
- B) Her iki gelişmenin de İngiltere ve Fransa'yı savaştan çekilerek ayrı barış antlaşmaları yapmaya zorlaması
- C) 1917 sonrasında savaşın salt deniz gücüne dayalı bir mücadeleye dönüşmesi nedeniyle kara cephelerinin önemini yitirmesi
- D) Rusya'nın çekilmesinin Almanya'ya sağladığı avantajın ABD'nin savaşa girmesinin yarattığı dezavantajı kalıcı olarak ortadan kaldırması
- E) Almanya'nın Doğu Cephesi'nde kazandığı stratejik avantajı Batı Cephesi'ne aktarma fırsatını ABD'nin devreye girmesinden önce tam olarak kullanamaması ✓
Almanya, Brest-Litovsk Antlaşması (Mart 1918) ile Doğu Cephesi'ni kapatarak ciddi kuvvet transferi imkânı buldu; ancak ABD askerleri (AEF) 1918 yılı boyunca hızla Batı Cephesi'ne akmaya başladı. Alman komutanlığı, 1918 Bahar Taarruzları ile bu pencereyi değerlendirmeye çalıştı; fakat cepheyi kalıcı olarak yaramadı ve ABD katkısının tam hissedilmesiyle İtilaf kuvvetleri Yüz Gün Taarruzu'nda üstünlüğü ele geçirdi. Dolayısıyla 'Almanya'nın Doğu avantajını Batı'ya tam yansıtma fırsatını ABD'nin devreye girmesinden önce kullanamaması' yorumu stratejik tabloyu en doğru özetleyen ifadedir. B şıkkı yanlıştır çünkü Almanya sonunda yenildi. C şıkkı nedensellik bakımından hatalıdır; Rusya iç dinamiklerle çekildi. D ve E şıkları tarihsel gerçeklikle bağdaşmamaktadır.
13. Paris Barış Konferansı'nda (1919) uygulanan ilkeler incelendiğinde, Woodrow Wilson'ın On Dört İlkesi ile Versay Antlaşması'nın nihai hükümleri arasında derin çelişkiler göze çarpmaktadır. Aşağıdakilerden hangisi bu çelişkinin en somut örneği olarak gösterilemez?
- A) Sömürge taleplerinin tarafsız biçimde değerlendirileceği ilkesine karşın Almanya'nın sömürgelerinin galip devletler arasında manda sistemiyle paylaşılması
- B) Ulusların kendi kaderini tayin hakkı ilkesine karşın milyonlarca Alman'ın Almanya dışında azınlık statüsünde bırakılması
- C) Wilson'ın 'açık diplomasi' ilkesine karşın antlaşmanın büyük ölçüde gizli müzakereler sonucunda şekillendirilmesi
- D) Wilson'ın Milletler Cemiyeti'ni kurma önerisinin konferansta tamamen reddedilerek gündem dışı bırakılması ✓
- E) Ekonomik engellerin kaldırılması önerisi ile Almanya'ya yüklenen ağır ekonomik savaş tazminatları arasındaki çelişki
Wilson'ın On Dört İlkesi'nin on dördüncü maddesi, uluslararası barış ve güvenliği sağlamak amacıyla bir Milletler Cemiyeti kurulmasını öngörüyordu. Bu öneri konferansta reddedilmedi; aksine Milletler Cemiyeti Paris Barış Konferansı kararlarının bir ürünü olarak kuruldu ve Versay Antlaşması'nın ayrılmaz bir parçasını oluşturdu. Dolayısıyla D şıkkındaki 'tamamen reddedilerek gündem dışı bırakıldı' ifadesi tarihsel açıdan yanlıştır ve bu durum Wilson ilkeleri ile antlaşma hükümleri arasındaki çelişkinin somut örneği olamaz. Diğer şıklar gerçek çelişkileri yansıtmaktadır: gizli müzakereler (A), azınlık statüsündeki Almanlar (B), manda sistemi (C) ve ekonomik tazminatlar (E) On Dört İlke ile bağdaşmayan uygulamalardır.
14. I. Dünya Savaşı'nın Orta Doğu coğrafyasındaki yansımaları değerlendirildiğinde, İngiltere'nin birbiriyle çelişen birden fazla taahhüt verdiği görülmektedir. Huseyni-McMahon Yazışmaları, Sykes-Picot Antlaşması ve Balfour Deklarasyonu üçlüsü bir arada ele alındığında, bu belgelerin ortak özelliği aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Her üçünün de savaş koşullarında şekillenmiş ve birbiriyle çelişen vaatler ya da düzenlemeler içeren belgeler olması ✓
- B) Her üçünün de Fransız dış politikasının önceliklerini yansıtan metinler olarak Paris'te hazırlanmış olması
- C) Her üçünün de savaş sonrasında Milletler Cemiyeti tarafından geçersiz sayılarak yürürlükten kaldırılması
- D) Her üçünün de yalnızca Filistin topraklarına ilişkin düzenlemeler içermesi nedeniyle kapsamlarının sınırlı kalması
- E) Her üçünün de bölge halkının katılımıyla gerçekleştirilen uluslararası konferanslarda imzalanmış bağlayıcı antlaşmalar olması
Huseyni-McMahon Yazışmaları (1915-1916) Araplara bağımsız bir devlet vaat ederken; Sykes-Picot Antlaşması (1916) Orta Doğu'yu İngiliz ve Fransız nüfuz bölgelerine ayırıyordu; Balfour Deklarasyonu (1917) ise Filistin'de Yahudi yurdu kurulmasını destekliyordu. Bu üç belge birbiriyle açıkça çelişen vaatler içermekte ve hepsinin savaş koşullarının dayattığı stratejik hesaplarla şekillendiği görülmektedir. Diğer şıklar yanlıştır: üçü birden bağlayıcı uluslararası antlaşma statüsünde değildi (A), Fransız önceliklerini değil İngiliz stratejisini yansıtıyordu (C), Filistin dışındaki toprakları da kapsıyordu (D) ve Milletler Cemiyeti tarafından geçersiz sayılmadı (E).
15. I. Dünya Savaşı'nın ekonomik boyutları incelendiğinde, 'total savaş' (toplam savaş) kavramının önceki dönem savaşlarından temel farkını en doğru açıklayan önerme aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Toplam savaşın ağırlıklı olarak deniz kuvvetleri aracılığıyla yürütülmesi nedeniyle kara savaşlarını dışarıda bırakması
- B) Toplam savaş kavramının yalnızca demokratik devletlere özgü bir savaş yürütme biçimini tanımlaması
- C) Devletin ekonomiyi merkezi olarak yönlendirdiği, sivil sanayinin savaş üretimine dönüştürüldüğü ve tüm toplumun savaş çabasına dahil edildiği bir seferberlik biçimini ifade etmesi ✓
- D) Uluslararası hukukun korumasındaki sivillerin hedef alınmasının yalnızca toplam savaşta değil tüm modern savaş biçimlerinde yasaklı olması
- E) Toplam savaşta askeri harcamalar ulusal gelirin yalnızca küçük bir bölümünü oluşturduğundan ekonomik etkilerin sınırlı kaldığı
'Toplam savaş' kavramı, devletin ekonomik kaynakların tamamını savaş amacıyla seferber ettiği, sivil sanayinin askeri üretime yönlendirildiği, kadınların iş gücüne dahil edildiği, gıda ile hammadde dağıtımının devlet denetimine alındığı ve toplumun her kesiminin savaş çabasına katıldığı bütünleşik bir savaş ekonomisi modeline işaret eder. I. Dünya Savaşı, bu modelin tarihte ilk kez bu ölçekte uygulandığı çatışma olarak öne çıkar. Diğer şıklar yanıltıcıdır: savaş harcamaları ulusal gelirin büyük bölümünü tüketmiştir (A yanlış); toplam savaş salt denizci bir strateji değildir (C yanlış); sivillerin korunması Hague sözleşmeleriyle düzenlenmiş olsa da pratikte çiğnenmiştir (D kısmen yanıltıcı); toplam savaş modeli yalnızca demokrasilere özgü değildir, Almanya ve Avusturya da aynı modeli uygulamıştır (E yanlış).
16. I. Dünya Savaşı'nın Balkan cephelerindeki gelişmeler ile savaşın patlak verişini tetikleyen Saraybosna suikastı bir arada değerlendirildiğinde, savaşın kökenlerine ilişkin 'yapısal nedenler mi, yoksa konjonktürel tetikleyici mi daha belirleyiciydi?' tartışmasında aşağıdaki yaklaşım hangisi tarih yazımındaki genel eğilimle en az örtüşmektedir?
- A) Temmuz Krizi'ndeki diplomatik başarısızlıklar ile kısa seferberlik planlarının yapısal gerilimi tam anlamıyla savaşa dönüştüren mekanizma işlevi gördüğü
- B) Saraybosna suikastının tek başına yeterli neden sayılması gerektiği ve yapısal etkenlerin tarih yazımında abartıldığı ✓
- C) Saraybosna suikastının olmadığı varsayımsal bir senaryoda bile benzer yapısal gerilimlerin yakın bir gelecekte benzer bir savaşı tetikleyebileceği
- D) Avusturya-Macaristan ile Sırbistan arasındaki kronik gerilim ve Pan-Slavizm/Pan-Germanism çatışmasının savaşı kaçınılmaz hale getiren yapısal bir zemin oluşturduğu
- E) İttifak sistemi, silahlanma yarışı ve milliyetçi hareketlerin birbirine bağlı yapısal etkenler olarak savaşı kaçınılmaz kıldığı
Modern I. Dünya Savaşı tarih yazımı (Fritz Fischer'den Christopher Clark'a uzanan geniş bir yelpazede), suikastı konjonktürel bir tetikleyici olarak konumlandırır; asıl açıklayıcı ağırlığı ise ittifak sistemleri, silahlanma yarışı, milliyetçilik, emperyalist rekabet ve kısa savaş planlarının (Schlieffen) oluşturduğu yapısal gerilimlere yükler. 'Saraybosna suikastı tek başına yeterli nedendir ve yapısal etkenler abartılmıştır' tezi, tarih yazımındaki genel akademik uzlaşıyla en az örtüşen yaklaşımdır. Büyük çoğunluk, suikastın bir kıvılcım işlevi gördüğünü; ancak bu kıvılcımın ancak derin yapısal gerilimler nedeniyle kitlesel bir savaşa dönüşebildiğini savunmaktadır. A, B, C ve E şıkları bu akademik uzlaşıyla uyumludur.
17. I. Dünya Savaşı'nda İtilaf Devletleri arasında yer almayan devlet aşağıdakilerden hangisidir?
- A) İngiltere
- B) Fransa
- C) Rusya
- D) İtalya
- E) Avusturya-Macaristan ✓
Avusturya-Macaristan, Almanya ve Osmanlı Devleti ile birlikte İttifak Devletleri (Bağlaşma) grubunda yer almıştır. İtalya ise başlangıçta tarafsız kalmış, 1915'te İtilaf Devletleri safına geçmiştir.
18. Osmanlı Devleti, I. Dünya Savaşı'nda hangi cephede Çanakkale'yi savunmuştur?
- A) Suriye Cephesi
- B) Irak Cephesi
- C) Çanakkale Cephesi ✓
- D) Kafkas Cephesi
- E) Hicaz Cephesi
Çanakkale Cephesi, İtilaf Devletleri'nin İstanbul'a ulaşmak ve Osmanlı Devleti'ni savaş dışı bırakmak amacıyla 1915'te açtığı cephedir. Osmanlı kuvvetleri bu cephede başarılı bir savunma gerçekleştirmiştir.
19. I. Dünya Savaşı'nın Osmanlı Devleti açısından sona ermesini sağlayan ateşkes aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Versay Antlaşması
- B) Sevr Antlaşması
- C) Triyanon Antlaşması
- D) Brest-Litovsk Antlaşması
- E) Mondros Ateşkesi ✓
30 Ekim 1918'de imzalanan Mondros Ateşkesi ile Osmanlı Devleti, I. Dünya Savaşı'ndan çekilmiştir. Bu ateşkes, Osmanlı'nın fiilen yenik sayılmasını ve işgal döneminin başlamasını beraberinde getirmiştir.
20. I. Dünya Savaşı sonunda imzalanan ve Almanya'ya ağır yükümlülükler getiren antlaşma aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Lozan Antlaşması
- B) Nöyyi Antlaşması
- C) Brest-Litovsk Antlaşması
- D) Versay Antlaşması ✓
- E) Sen Jermen Antlaşması
28 Haziran 1919'da imzalanan Versay Antlaşması, Almanya'ya toprak kayıpları, savaş tazminatı ve silahsızlanma gibi ağır yükümlülükler getirmiştir. Bu antlaşmanın sertliği, ileride II. Dünya Savaşı'nın nedenlerinden biri olarak gösterilmektedir.
21. I. Dünya Savaşı öncesinde oluşturulan 'Üçlü İttifak' (1882) üyesi olmayan devlet aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Osmanlı Devleti ✓
- B) Almanya
- C) Almanya ve Avusturya-Macaristan'ın ikisi de üyedir
- D) Avusturya-Macaristan
- E) İtalya
Üçlü İttifak; Almanya, Avusturya-Macaristan ve İtalya'dan oluşmaktaydı. Osmanlı Devleti bu ittifakın üyesi değildi; savaş başladıktan sonra Almanya ile gizli bir ittifak antlaşması imzalamış ve İttifak Devletleri safında savaşa katılmıştır.
22. Rusya'nın I. Dünya Savaşı'ndan çekilmesini sağlayan antlaşma aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Lozan Antlaşması
- B) Portsmouth Antlaşması
- C) Brest-Litovsk Antlaşması ✓
- D) Versay Antlaşması
- E) Mondros Ateşkesi
1917 Bolşevik Devrimi'nin ardından iktidara gelen Lenin yönetimi, Mart 1918'de Almanya ile Brest-Litovsk Antlaşması'nı imzalayarak Rusya'yı savaştan çekmiştir. Bu antlaşma ile Rusya, geniş toprakları Almanya'ya bırakmıştır.
23. ABD'nin I. Dünya Savaşı'na girmesinde etkili olan denizcilik olayı aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Almanya'nın İngiltere'yi denizden abluka altına alması
- B) Japonya'nın ABD'nin Pasifik üslerine saldırması
- C) Fransa'nın ABD gemilerini durdurması
- D) Lusitania adlı İngiliz yolcu gemisinin Almanya tarafından batırılması ✓
- E) İngiltere'nin ABD limanlarını abluka etmesi
1915'te Almanya'nın Lusitania adlı İngiliz yolcu gemisini batırması, aralarında çok sayıda Amerikalının da bulunduğu 1.198 kişinin ölümüne yol açmıştır. Bu olay, ABD kamuoyunda Almanya'ya karşı savaş yanlısı duyguların güçlenmesinde belirleyici olmuştur.
24. I. Dünya Savaşı'nda ilk kez geniş çaplı kullanılan ve savaşın seyrini etkileyen kimyasal silah aşağıdakilerden hangisidir?
- A) TNT patlayıcı
- B) Fosfor bombası
- C) Atom bombası
- D) Napalm
- E) Klor ve hardal gazı ✓
I. Dünya Savaşı'nda Almanya, 1915'te Ypres Muharebesi'nde klor gazını; ilerleyen dönemde ise hardal gazını (mustard gas) ilk kez büyük ölçekli biçimde kullanmıştır. Kimyasal silahların bu savaşta kullanılması, sonraki dönemde uluslararası yasaklara yol açmıştır.
25. I. Dünya Savaşı sonrasında kurulan ve uluslararası barışı korumayı amaçlayan ilk uluslararası örgüt aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Birleşmiş Milletler
- B) Kızılhaç Örgütü
- C) Milletler Cemiyeti (Cemiyet-i Akvam) ✓
- D) NATO
- E) Avrupa Konseyi
Milletler Cemiyeti (League of Nations), I. Dünya Savaşı'nın ardından ABD Başkanı Woodrow Wilson'ın önerisiyle 1920'de kurulmuştur. Uluslararası barış ve güvenliği korumayı amaçlamış; ancak ABD'nin katılmaması ve yetersiz yaptırım mekanizmaları nedeniyle etkin olamamıştır.