Genel Tekrar Testi - 141
Aşağıdaki parçaya göre aşağıdakilerden hangisi kesinlikle söylenemez? 'Araştırmalar, yeşil alanlara yakın yaşayan insanların stres düzeylerinin daha düşük olduğunu ortaya koymaktadır. Bununla birlikte, şehir merkezlerinde yaşayan bazı bireyler de yüksek yaşam tatmini bildirmektedir. Dolayısıyla doğaya yakınlık refahı destekleyen etkenlerden biri olmakla birlikte tek belirleyici değildir.'
Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
1. Aşağıdaki parçaya göre aşağıdakilerden hangisi kesinlikle söylenemez? 'Araştırmalar, yeşil alanlara yakın yaşayan insanların stres düzeylerinin daha düşük olduğunu ortaya koymaktadır. Bununla birlikte, şehir merkezlerinde yaşayan bazı bireyler de yüksek yaşam tatmini bildirmektedir. Dolayısıyla doğaya yakınlık refahı destekleyen etkenlerden biri olmakla birlikte tek belirleyici değildir.'
- A) Refah, birden fazla etken tarafından şekillendirilebilir.
- B) Bazı şehir sakinleri yüksek yaşam tatmini yaşayabilmektedir.
- C) Şehir merkezinde yaşayanların tamamı düşük yaşam tatmini bildirmektedir. ✓
- D) Doğaya yakınlık, stres azaltmaya katkıda bulunabilir.
- E) Yeşil alanlara yakınlık, refahı etkileyen tek etken değildir.
Soruda 'kesinlikle söylenemez' ifadesi, metne aykırı ya da metinde desteklenmeyen bir önermeyi bulmayı gerektirir. B seçeneği 'şehir merkezinde yaşayanların tamamının düşük yaşam tatmini bildirdiğini' iddia etmektedir; oysa metin tam tersini söyler: 'bazı bireyler yüksek yaşam tatmini bildirmektedir.' Bu nedenle B kesinlikle söylenemez. A, C, D ve E seçenekleri metnin içeriğiyle doğrudan örtüşmekte ya da metin tarafından desteklenmektedir.
2. Aşağıdaki parçada yazar, sonuç olarak ne söylemiştir? 'Tarihte büyük buluşların çoğu, alanın dışından gelen birinin alanın içindekilerin sıradanlaştırdığı sorularla yeniden ilgilenmesiyle gerçekleşmiştir. Newton bir fizikçi değildi; Darwin tıptan yetişmişti. Uzmanlık derinlik kazandırır; ama zaman zaman körlük de üretir. O hâlde bir alanda çığır açmak için hem içeridekilerin bilgisine hem de dışarıdakilerin bakışına ihtiyaç vardır.'
- A) Uzmanlık tek başına bilimsel ilerlemeyi mümkün kılmaz.
- B) Bilimsel gelişme ancak disiplinlerarası ekip çalışmasıyla sağlanabilir.
- C) Newton ve Darwin'in başarısı, tarihsel bir rastlantıyla açıklanabilir.
- D) Köklü yenilikler için iç bilgi ve dış bakışın birleşimine ihtiyaç vardır. ✓
- E) Alanın dışından gelenler, uzmanların göremediği soruları sorar.
Paragrafın son cümlesi doğrudan sonucu bildirmektedir: 'Çığır açmak için hem içeridekinin bilgisine hem de dışarıdakinin bakışına ihtiyaç vardır.' Bu, D seçeneğiyle birebir örtüşmektedir. A seçeneği ara bir gözlemi, C ise kısmi bir çıkarımı yansıtır; ancak bunlar yazarın ulaştığı asıl sonuç değildir. E seçeneğindeki 'ekip çalışması' metinde hiç geçmemektedir; yazar bireyler ve bakış açıları üzerinden konuşmaktadır.
3. Aşağıdaki parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre hangisi getirilmelidir? "Edebiyat eleştirisi, bir eseri yalnızca güzel ya da çirkin diye nitelendirmekle yetinemez. Eleştirmenin görevi, okuyucunun o esere bakışını zenginleştirmek, eserin katmanlarını açığa çıkarmaktır. ---- Bu nedenle iyi bir eleştiri, eseri tüketmez; tersine, okuyucuyu esere defalarca geri döndürür." Bu parçada boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilebilir?
- A) Oysa pek çok eleştirmen eserden çok yazarın kişisel yaşamına odaklanmaktadır.
- B) Yoksa okuyucu, eseri tek bir anlam etrafında kapatıp onu yalnız bırakacaktır. ✓
- C) Eleştiri sanatı da tıpkı roman gibi kendi içinde gelişip olgunlaşmaktadır.
- D) Bir eleştiri ne kadar sert olursa sanatçıyı o kadar çok geliştirir.
- E) Nitekim eleştirmenler zaman içinde yazarların en yakın dostları hâline gelmiştir.
Parçanın sonunda 'iyi bir eleştirinin eseri tüketmediği, okuyucuyu esere defalarca geri döndürdüğü' söylenmektedir. Boşluktan önceki cümlede ise eleştirmenin eserin katmanlarını açığa çıkarma görevi anlatılmaktadır. Bu iki düşünceyi mantıklı biçimde birbirine bağlayan cümle C seçeneğidir: eleştiri bu görevi yapmazsa okuyucu eseri tek anlamda kapatır. Diğer seçenekler ya konu dışına çıkmakta (A, D, E) ya da parçanın tezini desteklememektedir (B).
4. Aşağıdaki parçanın ana düşüncesi nedir? "Şehirler büyüdükçe insanlar arasındaki mesafe paradoks biçimde artmaktadır. Milyonlarca kişinin yan yana yaşadığı metropollerde yalnızlık, küçük kasabalara kıyasla çok daha yaygın bir sorundur. Bunun temel nedeni, kalabalığın bireyi görünmez kılmasıdır. Küçük topluluklarda herkes birbirini tanıdığı için kişi, var olduğunu hisseder; oysa büyük şehirde insan, kalabalığın içinde eriyip gider." Bu parçanın ana düşüncesi aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Kalabalık ortamlar, bireyin kendini görünmez hissetmesine yol açarak yalnızlığı derinleştirir. ✓
- B) Küçük kasabalarda yaşayan insanlar büyük şehirlere göçü tercih etmemelidir.
- C) Metropollerde sosyal olanaklar kasabalara göre çok daha geniştir.
- D) Şehirleşme, insanların fiziksel sağlığını olumsuz etkilemektedir.
- E) Yalnızlık sorununun çözümü sosyal medya platformlarında aranmalıdır.
Parçanın tamamı, büyük şehirlerde kalabalığın bireyi görünmez kılarak yalnızlığı artırdığı tezini işlemektedir. 'Kalabalığın bireyi görünmez kılması' ifadesi hem neden hem de sonucu bir arada barındırmaktadır. C seçeneği bu ana fikri doğrudan ve eksiksiz biçimde yansıtmaktadır. Diğer seçenekler ya parçada hiç geçmeyen konulara değinmekte (B, E) ya da yargı bildiren ancak parçanın odak noktasını kaçıran ifadeler içermektedir (A, D).
5. Aşağıdaki parçada numaralanmış cümlelerden hangisi düşünce akışını bozmaktadır? (I) Dil, yalnızca iletişim aracı değil; düşüncenin kendisidir. (II) Bir dili ne kadar derinlemesine bilirseniz, o dilde o kadar ince düşünebilirsiniz. (III) Bu yüzden çok dilli bireyler farklı kültürel perspektiflere daha kolay ulaşabilir. (IV) Nitekim günümüzde ikinci dil öğrenimi giderek daha erken yaşlarda başlamaktadır. (V) Dilin düşünceyi şekillendirdiğini savunan dilbilimciler, bu görüşü pek çok deneyle desteklemiştir.
- A) II
- B) V
- C) IV ✓
- D) III
- E) I
Parçanın ana eksenini 'dilin düşünceyi şekillendirdiği' teması oluşturmaktadır. I, II, III ve V numaralı cümleler bu temayı farklı açılardan ele almaktadır. IV numaralı cümle ise ikinci dil öğreniminin yaşa bağlı bir gözlemini aktarmaktadır; bu bilgi parçanın felsefi-dilbilimsel çerçevesiyle ilgisi olmayan ve düşünce akışını kesen bir unsurdur. Bu nedenle D seçeneği doğrudur.
6. Aşağıdaki parçadan çıkarılabilecek en kapsamlı yargı hangisidir? "Bazı mimarlar, binaların yalnızca işlevsel olması gerektiğini savunur. Onlara göre estetik kaygı, maliyeti artırır ve kullanım alanını daraltır. Öte yandan diğer bir kesim, mimarlığın bir sanat dalı olduğunu ve güzelliğin işlevden bağımsız bir değer taşıdığını ileri sürer. Tarihe bakıldığında ise en kalıcı yapıların hem işlevsel hem de estetik nitelikleri bir arada barındırdığı görülmektedir." Bu parçadan aşağıdaki yargıların hangisi çıkarılabilir?
- A) Tarihteki büyük yapılar yalnızca işlevleri sayesinde ayakta kalmıştır.
- B) Mimarlıkta işlev ve estetiği karşıt değil, tamamlayıcı unsurlar olarak görmek daha isabetlidir. ✓
- C) Mimar olmak için öncelikle sanat eğitimi almak gerekmektedir.
- D) Estetik kaygı her zaman maliyeti artırır ve bu kabul edilemez.
- E) Çağdaş mimarlık, geleneksel anlayışlardan tamamen kopmak zorundadır.
Parçanın son cümlesi 'en kalıcı yapıların hem işlevsel hem estetik nitelikleri birlikte barındırdığını' belirtmektedir. Bu, parçanın temel çıkarımıdır: işlev ve estetik birbirinin karşıtı değil, tamamlayıcısıdır. C seçeneği bu yargıyı tam olarak yansıtmaktadır. A parçada geçmemekte, B ve D parçanın verdiği bilgiyle çelişmekte, E ise tamamen konu dışı bir yargı içermektedir.
7. Aşağıdaki parçaya göre yazarın benimsediği görüş hangisidir? "Tarih boyunca bilim insanları, doğayı daha iyi anlayabilmek için onu parçalara ayırarak inceledi. Bu yöntem büyük başarılar getirdi; ancak parçaların birbirleriyle ilişkisini görmemizi güçleştirdi. Örneğin bir ormanı incelerken ağaçlara, toprağa ve hayvanlara ayrı ayrı bakıldığında ormanı bir sistem olarak kavramak zorlaşır. Oysa doğa, bütüncül bir yapıya sahiptir ve parçalar ancak bütün içindeki konumlarıyla anlam kazanır." Yazara göre doğayı anlama konusunda en doğru yaklaşım hangisidir?
- A) Doğanın parçalara ayrılarak incelenmesi bilimsel açıdan hatalı bir yöntemdir.
- B) Analitik yöntem, doğayı anlamada en güvenilir yoldur ve sürdürülmelidir.
- C) Tarihsel süreçte bilim, doğayla ilgili hiçbir doğru bilgiye ulaşamamıştır.
- D) Bilim insanları doğayı incelerken daha çok hayvanlar üzerine yoğunlaşmalıdır.
- E) Doğayı anlamak için parçaları bütünün içindeki ilişkileriyle birlikte değerlendiren bütüncül bir yaklaşım benimsenmelidir. ✓
Yazar, parçalayıcı (analitik) yöntemin başarılar getirdiğini kabul etmekle birlikte, doğanın bütüncül yapısını kavramayı güçleştirdiğini vurgulamaktadır. 'Parçalar ancak bütün içindeki konumlarıyla anlam kazanır' cümlesi yazarın benimsediği görüşü açıkça ortaya koymaktadır. D seçeneği bu görüşü en doğru biçimde yansıtmaktadır. B seçeneği çeldiricibir seçenektir; yazar analitik yöntemin hatalı olduğunu değil, tek başına yetersiz kaldığını söylemektedir.
8. Aşağıdaki parçada anlam bakımından birbirine en yakın cümleler hangileridir? (I) Çocuklukta öğrenilen alışkanlıklar, yetişkinlik döneminde de sürer. (II) Erken yaşlarda edinilen davranış kalıpları, ilerleyen yıllarda köklü biçimde değiştirilmesi güç örüntüler oluşturur. (III) Yaşlılıkta yeni alışkanlıklar edinmek ise gençlere kıyasla çok daha kolaydır. (IV) Bu yüzden eğitimciler çocuğun ilk yıllarının kritik önem taşıdığını vurgular. (V) Aile ortamı da çocuğun kişilik gelişiminde belirleyici bir rol üstlenir.
- A) I ve III
- B) III ve V
- C) II ve IV
- D) I ve V
- E) I ve II ✓
I numaralı cümle 'çocuklukta öğrenilen alışkanlıkların yetişkinlikte de sürdüğünü', II numaralı cümle ise 'erken yaşlarda edinilen davranış kalıplarının ilerleyen yıllarda değiştirilmesinin güç olduğunu' söylemektedir. Her iki cümle de aynı temel fikri farklı sözcüklerle dile getirmektedir. Bu nedenle doğru yanıt C'dir. III numaralı cümle ise bu fikre doğrudan aykırı bir anlam taşıdığından dikkat dağıtıcı çeldirici işlevi görmektedir.
9. Aşağıdaki parçada geçen 'bu özellik' sözüyle anlatılmak istenen nedir? "Roman, zaman içinde kendini sürekli yenilemiş bir türdür. 18. yüzyılda gerçekçiliği keşfeden roman, 20. yüzyılda bilinci ve iç dünyayı merkeze almıştır. Postmodern dönemde ise kendi kurgu olduğunu okuyucuya açıkça ilan etmiştir. Bu özellik, romanı diğer sanat dallarından ayıran en temel nitelik olarak gösterilebilir." 'Bu özellik' ifadesiyle kastedilen aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Romanın farklı dönemlerde farklı konuları ele alması
- B) Romanın gerçekçi bir üslupla yazılması
- C) Romanın diğer türlerden etkilenerek şekillenmesi
- D) Romanın bilinç akışı tekniğini kullanması
- E) Romanın kendini sürekli dönüştürüp yenileme kapasitesi ✓
'Bu özellik' ifadesi parçanın tamamına atıfta bulunmaktadır. Parçada romanın 18. yüzyıldan günümüze farklı biçimler aldığı ve her dönemde kendini yenilediği anlatılmaktadır. 'Bu özellik, romanı diğer sanat dallarından ayıran en temel nitelik' cümlesi bu dönüşüm kapasitesini kastediyor olmalıdır. D seçeneği bu anlamı en doğru biçimde karşılamaktadır. B seçeneği cazip görünse de yalnızca farklı konuları ele almayı belirtmekte, romanın özgün ve kalıcı dönüşüm kapasitesini yeterince yansıtmamaktadır.
10. Aşağıdaki iki parçada ortak olarak vurgulanan düşünce hangisidir? Parça I: "Teknoloji, insanın hayatını kolaylaştırdıkça insanı daha az düşünmeye sevk etmektedir. Hesap makinesi icadından önce zihinden yapılan hesaplamalar, bugün neredeyse terk edilmiştir. Kolaylık, zihinsel tembelliği beslemektedir." Parça II: "Hazır yemek sektörünün yaygınlaşması, insanların mutfak becerilerini yitirmesine neden olmaktadır. Artık pek çok genç, temel bir yemeği nasıl pişireceğini bilmemektedir. Pratik çözümler, bireyin kendi kendine yetme kapasitesini köreltmektedir."
- A) Eğitim sistemi bireyleri pratik hayata hazırlamamaktadır.
- B) Bireylerin geleneksel yaşam biçimine geri dönmesi gerekmektedir.
- C) Kolaylık ve pratiklik, insanın temel beceri ve kapasitelerini aşındırmaktadır. ✓
- D) Modern yaşam koşulları bireyin ekonomik bağımsızlığını zedelemektedir.
- E) Teknoloji ve hazır yemek sektörü çevre kirliliğine zemin hazırlamaktadır.
Parça I'de teknolojik kolaylığın zihinsel tembelliği beslediği, Parça II'de ise hazır çözümlerin bireyin becerisini körelttiği anlatılmaktadır. Her iki parçanın ortak teması 'kolaylık ve pratiklik sağlayan araçların insanın kendi kapasitesini zayıflattığı'dır. B seçeneği bu ortak düşünceyi tam olarak yansıtmaktadır. D seçeneği çeldirici nitelikte olup parçalarda 'geleneksel yaşama dönüş' önerisi yer almamaktadır.
11. Aşağıdaki parçanın anlatımıyla ilgili hangisi söylenemez? "Sabah güneşi, kentin gri çatılarına altın bir örtü serdi. Sokaklar henüz uyanmamış, arabalar uyukluyordu. Sadece bir iki martı, kanalın soğuk suyunu gözetliyordu; sanki onlar da şehrin ağır uykusundan çekiniyordu." Bu parçanın anlatımıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
- A) Kişileştirme sanatına başvurulmuştur.
- B) Betimleme ağır basmaktadır.
- C) Benzetme yapılmıştır.
- D) Diyalog tekniğinden yararlanılmıştır. ✓
- E) Şiirsel bir atmosfer oluşturulmaya çalışılmıştır.
Parçada 'sokakların uyanmamış olması' ve 'arabaların uyuklaması' kişileştirme (A doğru), 'altın bir örtü' benzetmesi (B doğru), kent sabahının ayrıntılı biçimde resmedilmesi betimleme (C doğru), imgeli ve ritimli bir dil şiirsel atmosfer (E doğru) örnekleridir. Ancak parçada hiçbir konuşma ya da diyalog yer almamaktadır. Bu nedenle 'diyalog tekniğinden yararlanılmıştır' yargısı (D) parça için söylenemez ve doğru yanıt D'dir.
12. Aşağıdaki parçada yazarın tutumu en iyi hangisiyle tanımlanabilir? "Günümüz insanının geçmişe duyduğu özlem anlaşılır bir duygudur. Değişimin hızı arttıkça, tanıdık olan her şey güven ve huzur kaynağına dönüşür. Ne var ki geçmişi yalnızca güzel bir şey olarak hatırlamak, onu olduğundan farklı bir hâlde görmek anlamına gelir. Geçmiş; açlıkları, savaşları, adaletsizlikleri de barındırmaktadır. Dolayısıyla özlem duygusu meşru olmakla birlikte, onu eleştirel bir gözle değerlendirmek gerekmektedir." Yazarın bu parçadaki tutumu aşağıdakilerden hangisiyle en iyi tanımlanabilir?
- A) Özlemi anlaşılır bulmakla birlikte eleştirel bir değerlendirmeyi zorunlu gören dengeli bir tutum ✓
- B) Geçmişi yücelten ve özlemi savunan bir tutum
- C) Geçmişteki adaletsizlikleri ön plana çıkaran ve bugünü savunan polemik bir tutum
- D) Geçmişi bütünüyle reddeden ve değişimi yücelten bir tutum
- E) Değişime karşı çıkan ve gelenekçiliği öne çıkaran muhafazakâr bir tutum
Yazar önce özlem duygusunu anlaşılır bulmakta, ardından bu duygunun geçmişi idealize edebileceğini belirterek eleştirel bir değerlendirme yapılmasını önermektedir. Bu dengeli yaklaşım ne geçmişi yüceltmekte ne de tamamen reddetmektedir. C seçeneği bu tutumu en doğru biçimde tanımlamaktadır. A ve E seçenekleri parçanın vurguladığı eleştirel mesafeyi yansıtmamaktadır.
13. Aşağıdaki parçada boş bırakılan yere aşağıdaki cümlelerden hangisi getirilemez? "Fotoğraf sanatı, gerçeği belgeleyen bir araç mıdır yoksa sanatçının dünyayı yorumlama biçimi midir? Bu soru, fotoğrafın doğası hakkında derin tartışmalara neden olmaktadır. ---- Nitekim aynı manzaraya bakan iki fotoğrafçı, birbirinden tamamen farklı kareler üretebilmektedir." Bu parçada boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilemez?
- A) Her fotoğraf, çekeni hakkında bir şeyler anlatır çünkü seçim kaçınılmaz olarak özneldir.
- B) Fotoğraf makinesi ne kadar gelişirse gerçeği o kadar doğru yansıtır. ✓
- C) Kadraj, ışık ve an seçimi fotoğrafçının yorumunu yansıtır.
- D) Objektif gerçeği değil, sanatçının seçtiği gerçeği aktarır fotoğraf.
- E) Belgeleme işlevi ile yaratıcı yorum iç içe geçmiş olabilir fotoğrafta.
Parçanın bağlamı, fotoğrafın nesnel bir belgeleme mi yoksa öznel bir yorum mu olduğu sorusunu tartışmaktadır. Son cümle de aynı manzaradan farklı kareler elde edilebildiğini belirterek öznel yorumun varlığını desteklemektedir. C seçeneği ise 'makinenin gelişmesinin gerçeği daha doğru yansıttığını' söyleyerek fotoğrafı salt teknolojik bir araç olarak değerlendirmekte ve parçanın akışıyla çelişmektedir. Boşluğa getirilemeyecek cümle C'dir.
14. Aşağıdaki parçada altı çizili bölümün işlevi nedir? "İnsanlar genellikle güçlü anılarını olduğundan daha uzak bir geçmişe yerleştirirler. Bir tatili, bir aşkı ya da bir kaybı yaşandığından daha eskide sanırlar. Psikologlar bu olguyu 'teleskop etkisi' olarak adlandırmaktadır. Bu, belleğin yalnızca depolama değil, aynı zamanda yeniden inşa etme işlevi gördüğünü kanıtlamaktadır." Parçada altı çizili bölüm ('belleğin yalnızca depolama değil, aynı zamanda yeniden inşa etme işlevi gördüğü') hangi işlevi üstlenmektedir?
- A) Verilen örneklerin yanlış olduğunu ortaya koymaktadır.
- B) Parçanın başında verilen gözlemden çıkarılan genel bir sonuç bildirmektedir. ✓
- C) Psikologların görüşüne karşı bir eleştiri getirmektedir.
- D) Teleskop etkisinin neden oluştuğunu açıklamaktadır.
- E) Belleğin biyolojik yapısını tanımlamaktadır.
Parçada önce gözlem (anıların olduğundan eskide sanılması) verilmekte, sonra bu olgunun adı belirtilmekte (teleskop etkisi), ardından altı çizili cümleyle bu olgudan geniş bir sonuç çıkarılmaktadır: bellek yalnızca depolamaz, aynı zamanda yeniden inşa eder. Bu yapı tümevarımsal bir akıştır; özel gözlemden genel ilkeye ulaşılmaktadır. A seçeneği bu işlevi doğru tanımlamaktadır. B seçeneği çeldirici olmakla birlikte 'neden'i açıklamak değil, bir 'sonuç çıkarmak' söz konusudur.
15. Aşağıdaki parçadan hareketle aşağıdaki yargıların hangisi kesin olarak doğrudur? "Bazı araştırmalar, doğada vakit geçirmenin stres hormonlarını azalttığını ortaya koymaktadır. Şehir parkları, bu anlamda önemli bir işlev görmektedir. Ancak tüm araştırmalar bu sonucu desteklememekte; bazı çalışmalar, etkinin kişilik özelliklerine ve doğaya önceden maruz kalma düzeyine göre değiştiğini ileri sürmektedir." Bu parçadan aşağıdaki yargıların hangisi kesin olarak çıkarılabilir?
- A) Doğada vakit geçirmek her insanda stres düzeyini mutlaka düşürür.
- B) Şehir parkları, stres yönetiminde en etkili yöntemdir.
- C) Doğaya maruz kalma düzeyi yükseldikçe kişinin stresi tamamen ortadan kalkar.
- D) Kişilik özellikleri stresi doğrudan ve tek başına belirleyen etkendir.
- E) Doğanın stres üzerindeki etkisine ilişkin araştırma sonuçları tutarlı bir bütün oluşturmamaktadır. ✓
Parçada 'bazı araştırmalar' etkiyi doğrularken 'bazı çalışmalar' etkinin değişken olduğunu göstermektedir. Bu durum araştırma sonuçlarının birbiriyle çeliştiğini, dolayısıyla tutarlı bir bütün oluşturmadığını ortaya koymaktadır. C seçeneği bu çıkarımı yansıtmaktadır. A, B, D ve E seçenekleri ise parçada desteklenmeyen kesin yargılar içermektedir. 'Mutlaka', 'en etkili', 'tek başına', 'tamamen' gibi abartılı niteleyiciler dikkatli okuyucuya bu seçeneklerin yanlışlığını göstermektedir.
16. Aşağıdaki parçada yazar, okuyucuya öncelikle ne yapmalarını tavsiye etmektedir? "Bir kitap okurken altını çizmek, notlar almak, sorular sormak okumayı daha verimli kılar. Ancak bu tekniklerin yarar sağlaması için okuyucunun önce metinle samimi bir karşılaşma yaşaması gerekmektedir. Teknikler, anlamayı kolaylaştırmak için vardır; yoksa teknik için okumak, ağacı görüp ormanı kaçırmak gibidir. Önce merak edin, sonra not alın." Yazara göre verimli bir okuma deneyimi için öncelik sıralaması nasıl olmalıdır?
- A) Önce samimi bir merak ve bağ kurmak, ardından teknikleri devreye sokmak ✓
- B) Önce metnin ne tür bir teknikle yazıldığını anlamak, ardından yorumlamak
- C) Önce metnin konusunu araştırmak, ardından okumaya başlamak
- D) Önce not almak, ardından metni okumak
- E) Önce tekniği belirlemek, ardından metne yaklaşmak
Yazarın son cümlesi açık bir öncelik sıralaması sunmaktadır: 'Önce merak edin, sonra not alın.' Bu ifade ve parçanın genel akışı, okuyucunun önce metinle samimi bir bağ kurması, ardından tekniklere başvurması gerektiğini vurgulamaktadır. D seçeneği bu sıralamayı doğru biçimde yansıtmaktadır. A seçeneği tam tersi bir öncelik sıralaması sunduğundan yanlıştır. B seçeneği ise yazarın tekniği ikincil konuma koyduğu gerçeğiyle çelişmektedir.
17. Aşağıdaki parçada anlam belirsizliğine neden olan kullanım hangisidir? "Ahmet, eski arkadaşı Murat'ı tren garında gördüğünde heyecanla yanına koştu. Uzun yıllar geçmişti aralarından. Ona sarıldı, hatrını sordu. Yüzündeki ifade, o günden bu yana hiç değişmemişti." Bu parçada anlam belirsizliğine yol açan kullanım aşağıdakilerden hangisidir?
- A) 'Tren garında gördüğünde' ifadesi
- B) 'Heyecanla yanına koştu' ifadesi
- C) 'Uzun yıllar geçmişti aralarından' cümlesi
- D) 'Yüzündeki ifade, o günden bu yana hiç değişmemişti' cümlesi ✓
- E) 'Hatrını sordu' ifadesi
'Yüzündeki ifade, o günden bu yana hiç değişmemişti' cümlesinde 'yüzündeki ifade'nin kime ait olduğu belirsizdir: Ahmet'in mi yoksa Murat'ın mı yüzündeki ifadeden söz edildiği anlaşılmamaktadır. Ayrıca 'o gün' ifadesinin hangi günü kastettiği de açık değildir. Bu çift anlamlılık C seçeneğinin anlam belirsizliğine yol açan kullanım olduğunu göstermektedir. Diğer seçeneklerdeki ifadeler bağlamdan anlaşılabilir niteliktedir.
18. Aşağıdaki parçada boş bırakılan yere anlam ve mantık açısından en uygun cümle hangisidir? "Edebiyat tarihçileri uzun süre Türk romanının Batı taklitçiliğiyle başladığını savunmuşlardı. Bu görüş, Tanzimat romancılarının Fransız edebiyatından beslendiği gerçeğine dayanıyordu. Oysa ___. Nitekim Ahmet Mithat Efendi'nin anlatı anlayışı incelendiğinde, Doğu hikâye geleneğinin izlerini Batılı roman yapısıyla harmanladığı görülmektedir."
- A) Batı romanı da kökenlerini Doğu anlatı geleneğinden almıştır
- B) bir etkiden beslenmek, o etkiye teslim olmak anlamına gelmez ✓
- C) Tanzimat dönemi romanları teknik açıdan oldukça kusurlu eserlerdir
- D) taklidin kendisi bile yaratıcı bir eylem olarak değerlendirilebilir
- E) bu romancılar Fransız edebiyatını hiçbir zaman tam anlamıyla özümseyememişlerdir
'Oysa' bağlacı öncekiyle çelişen bir yargı gerektirmektedir. Önceki cümleler 'Batı taklidi' savını ortaya koymaktadır. Sonraki cümlede ise Ahmet Mithat'ın iki geleneği harmanlayabildiği belirtilmektedir. Boş yere gelecek cümle hem önceki savla çelişmeli hem de sonraki somut örneği mantıksal olarak hazırlamalıdır. D seçeneği 'bir etkiden beslenmek, o etkiye teslim olmak değildir' diyerek bu köprüyü en doğru biçimde kurmaktadır. A ve C seçenekleri önceki savı pekiştirir, çelişmez. B seçeneği kısmen uygun görünse de sonraki cümleyi beslemez. E seçeneği ise konuyu farklı bir yöne saptırır.
19. Aşağıda verilen beş cümle, anlam bütünlüğü olan bir paragraf oluşturacak biçimde sıralanmak isteniyor. Doğru sıralama hangisidir? I. Bu nedenle salt sözcük dağarcığı gelişimine odaklanan dil öğretimi yöntemleri zamanla yetersiz kalmaktadır. II. Dil, yalnızca sözcük ve dilbilgisi kurallarından ibaret değildir; aynı zamanda bir kültürün dünyayı algılama biçimidir. III. Başarılı bir dil öğrenicisi ise bu kültürel örüntüleri içselleştiren kişidir. IV. Her dil, kendine özgü kavramsal örüntüler ve çağrışım ağları barındırır. V. Bu algılama biçimi, o dili konuşan toplumun tarihsel deneyimleriyle şekillenir.
- A) IV – V – II – I – III
- B) IV – II – V – III – I
- C) II – V – IV – I – III ✓
- D) II – IV – V – I – III
- E) II – V – I – IV – III
Paragraf bir tanımla başlamalıdır: II. cümle 'dil nedir?' sorusuna yanıt vererek temel tezi koyar. V. cümle 'bu algılama biçimi' ifadesiyle II'yi doğrudan devam ettirir ve tarihin rolünü ekler. IV. cümle dilin içerdiği 'kavramsal örüntüleri' tanıtarak somutlaşmayı sağlar. I. cümle 'bu nedenle' bağlacıyla IV'ün mantıksal sonucunu çıkarır. III. cümle ise 'başarılı dil öğrenicisi' tanımıyla paragrafı özetler ve kapatır. B seçeneğinde IV'ün V'den önce gelmesi, 'bu algılama biçimi' ifadesinin bağlamını kopar. D seçeneğinde I'in çok erken gelmesi mantıksal sırayı bozar.
20. Aşağıdaki parçadan çıkarılabilecek en kapsamlı yargı hangisidir? "Bir kentin mimarisi yalnızca estetik bir tercih değildir; o kentin sosyal hiyerarşisini, ekonomik ilişkilerini ve siyasi ideolojisini somutlaştırır. Osmanlı döneminde külliye anlayışı, hem dini hem de sosyal işlevleri tek bir yapısal örüntüde birleştirirken; 19. yüzyılda yükselen kışla ve hükümet konakları, merkezileşen devlet gücünün mekânsal yansımasıydı. Erken Cumhuriyet döneminin anıtsal yapıları ise laik ve ulusal kimliği beton ve taşa işlemeye çalışıyordu."
- A) Erken Cumhuriyet mimarisinin temel amacı milliyetçi bir kimlik inşasıdır
- B) Her dönemin mimarisi bir öncekine tepki olarak şekillenmektedir
- C) Kentsel dönüşüm, toplumsal değişimin en güvenilir göstergesidir
- D) Osmanlı mimarisi, dini ve sosyal işlevleri en başarılı şekilde bir araya getirmiştir
- E) Mimari, dönemin siyasi ve ideolojik yapısını yansıtan bir belgedir ✓
Parça üç ayrı dönemi ele alarak her birinde mimarinin o dönemin yapısını yansıttığını göstermektedir. Bu örnekler tek bir genel yargıyı desteklemek için kullanılmıştır: 'mimari, dönemin ideolojik ve siyasi yapısını belgeler.' B seçeneği bu genel çerçeveyi en geniş biçimde karşılar. A seçeneği parçanın yalnızca bir dönemini kapsayan bir yargıdır ve 'en başarılı' nitelendirmesi metinde geçmez. C seçeneği de yalnızca bir döneme özgüdür ve 'temel amaç' çıkarımı metinde bu denli kesin ifade edilmemiştir. D seçeneğinde 'öncekine tepki' fikri metinden çıkarılamaz; parça ardışıklığı gösterir ama tepkiselliği değil. E seçeneği metinde geçen 'kentsel dönüşüm' kavramıyla uyuşmamaktadır.
21. Aşağıdaki parçada yazarın temel savı hangisidir? "Özgünlük tartışmaları sanatta her zaman paradoksal bir tuzak barındırmıştır. Sanatçının kendinden önceki ustaları reddettiği iddiasıyla kurduğu yapıt, çoğu zaman bu reddin söylemi üzerinden tanımlanır ve böylece reddedileni gizlice içselleştirmiş olur. Bir ressam 'empresyonizmi aşıyorum' dediğinde, zihnini empresyonizmle ne denli meşgul ettiğini fark edemeyebilir. Gerçek özgünlük belki de öncüllerini reddetmekten değil, onları özümseyerek dönüştürmekten geçer."
- A) Gerçek bir sanatçı, kendinden önceki tüm akımları özümsemek zorundadır
- B) Özgünlük iddiası, reddedilen unsurlardan tam anlamıyla kurtulamadığı için kendi içinde çelişkilidir ✓
- C) Empresyonizm, Batı resim sanatının en etkili akımı olduğundan aşılması imkânsızdır
- D) Sanatçılar, önceki dönem akımlarını yeterince incelemeden reddettikleri için özgün eserler üretemezler
- E) Sanat tarihindeki özgünlük tartışmaları büyük ölçüde sanatçıların yanlış anlamasından kaynaklanır
Yazarın temel savı, özgünlük iddiasının paradoksal yapısıdır: bir akımı reddetmek, onu zihinsel olarak daha da merkeze almak anlamına gelebilir ve bu durum 'özgünlük' iddiasını kendi içinde çelişkili kılar. Son cümlede ise bu paradokstan çıkış yolu olarak 'özümseyerek dönüştürmek' önerilir. B seçeneği bu temel paradoksu doğrudan ifade etmektedir. A seçeneği 'yeterince incelememek' gibi bir neden öne sürer; oysa parça inceleme eksikliğini değil, reddin bizzat kendisinin paradoksunu ele almaktadır. D seçeneği bir öneri gibi görünse de parçanın ana savını değil, yalnızca son cümlenin bir yorumunu verir ve 'zorundadır' ifadesiyle metni aşar. E seçeneği 'yanlış anlama' ifadesiyle parçanın tonunu değiştirmektedir.
22. Aşağıdaki parçada numaralanmış cümlelerden hangisi paragrafın anlam bütünlüğünü bozmaktadır? (I) Bellek, geçmişi olduğu gibi değil, şimdinin ihtiyaçlarına göre yeniden inşa eder. (II) Bu nedenle anılar, zaman içinde ayrıntı ve duygusal yük bakımından dönüşüme uğrar. (III) Nitekim tanıklık psikolojisi alanındaki araştırmalar, görgü tanıklarının ifadelerinin güvenilirlik sorununu gözler önüne sermiştir. (IV) Hukuki sistemlerin bu bulguları ne ölçüde dikkate aldığı ise ayrı bir tartışma konusudur. (V) Dolayısıyla belleği statik bir arşiv gibi değerlendirmek, hem bireysel hem de toplumsal hafızayı yanlış anlamaya yol açar.
- A) I
- B) IV ✓
- C) III
- D) II
- E) V
Paragrafın ana eksenini oluşturan düşünce 'belleğin yeniden inşa edici yapısı'dır. I. cümle bu tezi kurar; II. cümle mekanizmasını açıklar; III. cümle bunu araştırmalarla destekler; V. cümle ise 'dolayısıyla' bağlacıyla bir sonuca varır. IV. cümle ise 'hukuki sistemlerin bu bulguları dikkate alıp almadığı' meselesini gündeme getirir; bu konu paragrafın geri kalanında hiç işlenmez ve V. cümleyle de mantıksal bağı yoktur. IV. cümle bağımsız bir paragrafın konusu olabilecek, paragrafın akışını kesintiye uğratan bir tümcedir. Diğer tüm cümleler 'belleğin dinamik yapısı' temasını tutarlı biçimde işlemektedir.
23. Aşağıdaki parçada yazar, hangi düşünceye karşı çıkmaktadır? "Teknoloji karşıtlığının köklü bir nostaljiye yaslandığı genellikle gözden kaçar. 'Eski günler daha insancıldı' söylemi, tarihsel gerçekliği seçici biçimde kurgulamaktadır. O 'insancıl geçmiş', aynı zamanda salgın hastalıkların, çocuk işçiliğinin ve kitlesel cahilliğin geçmişidir. Üstelik her nesil, kendi dönemiyle gelen değişimlere yabancılaşma duygusuyla tepki vermiştir; bu tepki, Gutenberg'in matbaasına da gösterilmişti. Teknolojik değişimi eleştirmek meşrudur; ancak bu eleştirinin nostaljik bir yanılsama üzerine kurulmaması gerekir."
- A) Teknoloji karşıtlığı, aydın çevrelerde tutarsız bir konum olarak değerlendirilmektedir
- B) Her teknolojik değişim başlangıçta toplumsal direnişle karşılaşır
- C) Teknolojik gelişmelerin toplumsal maliyetleri göz ardı edilmemelidir
- D) Matbaa gibi köklü buluşlar toplumsal dönüşümlerin önünü açmıştır
- E) Geçmiş, teknolojisizliği nedeniyle daha erdemli ve insancıl bir dönemdi ✓
Yazarın itiraz ettiği asıl düşünce, geçmişin teknolojiyle kirlenmemiş olması nedeniyle daha insancıl olduğu yanılsamasıdır. 'Eski günler daha insancıldı' söylemini doğrudan hedef almaktadır. B seçeneği bu yanılsamayı en net biçimde ifade etmektedir. A seçeneği yazar tarafından zımnen kabul gören bir düşüncedir ('Teknolojik değişimi eleştirmek meşrudur' ifadesinden anlaşılır), karşı çıkılmaz. C seçeneği yazar tarafından bir gözlem olarak sunulmaktadır, itiraz konusu değildir. D ve E seçenekleri ise parçanın içeriğiyle ilgisiz yargılardır.
24. Aşağıdaki parçada anlam akışına göre numaralanmış cümleler arasındaki ilişki en doğru biçimde nasıl tanımlanabilir? "(I) Felsefe tarihinde 'beyin fıçısı' düşüncesi, deneyimin güvenilirliğini sorgulamak için başvurulan en uç zihin deneyi olagelmiştir. (II) Buna göre algıladığımız tüm dünya, bizi uyaran elektriksel sinyaller aracılığıyla bir bilgisayar tarafından da oluşturulabilir. (III) Bu olasılığın mantıksal olarak çürütülememesi, bazı filozofların dış dünyaya ilişkin her türlü bilgiden kuşku duymaya başlamasına yol açmıştır. (IV) Ancak Wittgenstein, kuşkuyu dile getirmenin bile dile güvenmeyi zorunlu kıldığına dikkat çekmiştir."
- A) I genel bir giriş yapar, II ve III birbirini destekleyen örneklerdir, IV konuyu genişletir
- B) I ve II birlikte bir paradoks kurar, III bu paradoksu çözer, IV yeni bir soru açar
- C) I iddialı bir tez öne sürer, II bunu kanıtlar, III karşı argüman verir, IV uzlaşı sağlar
- D) I kavramı tanıtır, II açıklar, III sonuç çıkarır, IV bu sonuçla çelişen bir tezi sunar ✓
- E) I soruyu ortaya koyar, II önceki sorunun yanıtını verir, III ve IV birbirine karşıt tezlerdir
I. cümle 'beyin fıçısı' zihin deneyini kavram olarak tanıtır. II. cümle bu deneyin içeriğini açıklar. III. cümle 'bu olasılığın çürütülememesi' ifadesiyle mantıksal bir sonuç çıkarır: filozofların dış dünyaya güvensizliği. IV. cümle ise 'ancak' bağlacıyla Wittgenstein'ın görüşünü sunar; bu görüş III. cümlede varılan sonuçla (mutlak kuşkuculuk) çelişmektedir çünkü kuşkuyu dile getirmenin dile güveni gerektirdiğini gösterir. A seçeneği bu yapıyı en doğru biçimde betimlemektedir. B'deki 'uzlaşı' ve 'kanıt' kavramları yanlış; C'deki 'paradoksu çözer' ifadesi III. cümleye uymaz. D'de 'II yanıt verir' yanlış; II sadece açıklar. E seçeneğinde II ve III'ün birbirini desteklediği söylenir; oysa III, II'nin mantıksal devamıdır, ayrı bir örnek değildir.
25. Aşağıdaki parçada kullanılan anlatım tekniği ve bu tekniğin işlevi en doğru biçimde açıklayan seçenek hangisidir? "Bir sözcüğü bin kez duymak onu öğrenmez; ama doğru bağlamda bir kez karşılaşmak zihne kazır. Bir şehri rehber kitapla gezmek onu tanımaz; ama kaybolmak o şehri içselleştirir. Bilgi, tekrarda değil; şaşırtıcı karşılaşmada filizlenir."
- A) Benzetme yoluyla soyut kavramların somutlaştırılması; amacı okuyucunun düşünce dünyasını genişletmektir
- B) Somuttan soyuta giden bir anlatım; amacı pedagojik ilkeleri özetlemektir
- C) Tümdengelimli bir kanıtlama yöntemi; amacı öğrenmenin bilimsel açıklamasını yapmaktır
- D) İroni yoluyla eğitim sisteminin eleştirilmesi; amacı okuyucuda rahatsızlık yaratmaktır
- E) Koşut yapılarla kurulan zıtlık; amacı alışılmış öğrenme anlayışını sorgulatmaktır ✓
Parçada iki koşut yapı kullanılmaktadır: 'bin kez duymak ≠ öğrenmek' ile 'rehberle gezmek ≠ tanımak.' Her iki yapıda da beklenen (tekrar, sistematik yaklaşım) ile beklenmeyen (şaşırtıcı karşılaşma, kaybolmak) karşıt tutularak okuyucunun öğrenmeye ilişkin alışılmış kabulü sorgulanmaktadır. B seçeneği hem tekniği (koşut yapılarla zıtlık) hem de işlevi (alışılmış anlayışı sorgulatmak) doğru biçimde ifade etmektedir. A seçeneğinde benzetme var gibi görünse de bu bir benzetme değil, koşut somut örneklemedir. C seçeneğinde tümdengelim iddiası yanlıştır; tümdengelim genel önermeden özel sonuca gider, burada ise özel örneklerden genel sonuca ulaşılır (tümevarım). D seçeneğindeki ironi ve eğitim sistemi eleştirisi metinden çıkarılamaz.