menu
MemurOl
Türkçe Testleri

Genel Tekrar Testi - 197

Soru 1 / 25

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'pekiştirme yoluyla anlam yinelemesi (gereksiz sözcük kullanımı)' yoktur?

Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
  1. 1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'pekiştirme yoluyla anlam yinelemesi (gereksiz sözcük kullanımı)' yoktur?

    • A) Aralarındaki ortak birliktelik uzun yıllar sürdü.
    • B) Kalabalık bir topluluk meydanda bir araya geldi.
    • C) Bu konuda kesin ve nihai bir karara ulaşıldı.
    • D) Toplantı gündeminde yer alan en temel ve özsel konu bu idi.
    • E) Olayın tüm ayrıntılarını tek tek birer birer anlattı.

    A‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde 'temel ve özsel' ifadesi anlam yinelemesidir ('özsel' zaten 'temel' anlamını taşır); B'de 'tek tek birer birer' gereksiz yinelemedir ('tek tek' ile 'birer birer' aynı anlamdadır); C'de 'kesin ve nihai' anlam yinelemesidir ('nihai' zaten kesin/son anlamı taşır); D'de 'ortak birliktelik' en belirgin yinelemedir ('birliktelik' kavramı zaten 'ortaklık' içerir). E seçeneğinde ise 'kalabalık bir topluluk' ifadesi görünürde yineleme gibi dursa da 'kalabalık' niteleyici sıfat, 'topluluk' ise isimdir; sıfat topluluğun büyüklüğünü nitelediğinden bu kullanım anlam yinelemesi sayılmaz, dilbilgisel açıdan sorunsuz bir tamlamadır.

  2. 2. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde edilgen çatılı bir yüklemin yanlış kullanımından kaynaklanan anlatım bozukluğu vardır?

    • A) Köprü, mühendisler tarafından birkaç yılda tamamlandı.
    • B) Rapor, uzmanlar tarafından hazırlanarak sunuldu.
    • C) Yeni yasa, meclis tarafından geçen ay kabul edildi.
    • D) Bu şiir, ünlü bir ozan tarafından söylenmiştir.
    • E) Çalınan bisiklet, polis tarafından sahibine iade edildi.

    'Tamamlandı'‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ eylemi zaten edilgen bir çatıya sahip değildir; 'tamamlamak' geçişli bir eylemden 'tamamlanmak' biçiminde edilgen türetilir. Asıl sorun şudur: 'köprü tamamlandı' doğru bir yapıdır ancak buraya 'mühendisler tarafından' öbeği eklendiğinde anlam sorunu doğar. 'Tamamlanmak' dönüşlü-edilgen karışık bir eylemdir; gerçek edilgen olan 'tamamlandı' (yapılıp bitirildi) yapısına 'tarafından' ile özne girmesi, eylemin edilgen mi yoksa dönüşlü mü olduğu sorusunu belirsizleştirir ve özellikle 'köprü...tamamlandı' yapısında 'köprü kendiliğinden tamamlandı' anlamı da devreye girerek anlam bulanıklığı yaratır. Doğrusu 'Köprü, mühendisler tarafından tamamlandı' yerine 'Köprüyü mühendisler birkaç yılda tamamladı.' biçiminde etken olarak kurulmalıydı.

  3. 3. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'özne yanlışlığı' nedeniyle anlatım bozukluğu oluşmuştur?

    • A) Yağmurlu havalarda yürürken ayakkabılarım ıslanıyor.
    • B) Öğrenciler sınıfa girince ders başladı.
    • C) Kar yağınca çocuklar hemen dışarı çıktı.
    • D) İstanbul'a gidince müzeyi mutlaka gezip görmelisin.
    • E) Rüzgâr çıkınca uçurtma daha kolay havalandı.

    D‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde 'İstanbul'a gidince' zarf-fiil öbeğinin gizli öznesi cümlenin yüklemi olan 'gezip görmelisin' ifadesinin öznesiyle (sen) aynı kişiyi göstermektedir. Bu açıdan özne birliği var gibi görünse de asıl bozukluk şurada gizlidir: 'müzeyi mutlaka gezip görmelisin' cümlesinde 'gezip görmek' işini gerçekleştirecek özne (sen), 'İstanbul'a gidince' koşul zarf-fiilindeki gizli özneyle örtüşmektedir. Ancak cümlede 'sen İstanbul'a gittiğinde sen müzeyi gez' biçiminde yöneltme anlamı çıkar ve 'gidince' eyleminin öznesi belirsiz bırakılarak sanki 'biri İstanbul'a gittiğinde' anlamı yüklenmektedir; bu durum hem özne belirsizliği hem de örtük anlam kayması yaratır. Bu cümle, Türkçe dil bilgisinde 'zarf-fiil öbeğinin başvurduğu özne ile temel cümlenin öznesi farklı olduğunda ortaya çıkan özne yanlışlığı' olarak sınıflandırılır.

  4. 4. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'yakın anlamlı sözcüklerin yanlış bağlamda kullanılması' yoluyla ortaya çıkan anlatım bozukluğu vardır?

    • A) Mahkeme, sanığı beraat ettirerek serbest bıraktı.
    • B) Tartışma giderek şiddetlenince araya girmek zorunda kaldı.
    • C) Yorulan gezgin, nehir kenarına oturup dinlendi.
    • D) Uzun yıllar sonra eski arkadaşına kavuştu.
    • E) Sınıfın en zeki öğrencisi bu soruyu bile çözemedi.

    'Beraat‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ ettirmek' ve 'serbest bırakmak' ifadeleri bu cümlede birlikte kullanılmış; ancak bu iki eylem birbirini gerektirmez ve her ikisinin bir arada kullanılması anlam yinelemesine ya da anlam çelişkisine yol açar. Teknik olarak 'beraat' hukuki bir kavramdır ve 'suçsuz bulunmak/salıverilmek' anlamını taşır; dolayısıyla 'beraat eden kişi zaten serbest bırakılmış' demektir. Ancak daha önemli bir sorun şudur: 'beraat ettirmek' geçişli bir yapıdadır ve bu eylemin öznesi 'mahkeme' olduğunda doğru kullanım 'sanığı beraat ettirdi' değil 'sanık beraat etti' ya da 'mahkeme sanığı beraat kararıyla serbest bıraktı' biçiminde olmalıdır. 'Beraat ettirmek' Türk hukukunda kullanılan yerleşik bir yapı olmadığından 'beraat' ile 'serbest bırakma'nın birlikte kullanılması anlam yinelemesi içerir.

  5. 5. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde sıfat tamlamasındaki niteleme yanlışlığından kaynaklanan anlatım bozukluğu vardır?

    • A) Uzun boylu, esmer tenli bir adam kapıda bekliyordu.
    • B) Mavi renkte göz alıcı bir elbise giydi.
    • C) Sarı saçlı, yeşil gözlü biri bizi aradı.
    • D) Gürültülü kalabalık bir ortamda çalışamıyorum.
    • E) Küçük, sevimli bir köpek bahçede koşuyordu.

    'Mavi‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ renkte göz alıcı bir elbise' ifadesinde 'mavi renkte' sıfatı bozuk bir yapıda kullanılmıştır. Renk bildiren sıfatlar doğrudan isme bağlanır: 'mavi bir elbise' ya da 'mavi renkli bir elbise' doğrudur. 'Mavi renkte' yapısı ise bir belirtme grubu oluşturur ve isme sıfat olarak bağlandığında dil bilgisi açısından sıkıntılıdır; zira 'renkte' ifadesiyle birlikte 'elbise mavi renktedir' anlamı çıkar ancak bu anlam 'mavi renkli' sıfatıyla verilmesi gereken bir nitelemeyi ad tümleci biçiminde ifade eder. Türkçede renk bildiren '-de hâl ekli' yapı doğrudan sıfat olarak kullanılamaz; 'mavi renkte' yerine 'mavi renkli' ya da doğrudan 'mavi' kullanılmalıdır.

  6. 6. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde birden fazla yüklemin ortak bir öğeyle kullanılması sırasında yapılan eksiltme yanlışlığı (yüklem ortaklığı bozukluğu) söz konusudur?

    • A) Müdür hem personeli ödüllendirdi hem de onlarla gurur duydu.
    • B) Çocuklar hem yoruldu hem de acıktı.
    • C) Ali hem çalışkandır hem de başarılıdır.
    • D) Kitabı aldım, okudum ve beğendim.
    • E) Bu şehir hem güzeldir hem de pahalıdır.

    D‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde 'ödüllendirdi' ve 'gurur duydu' yüklemleri 'personeli' nesnesiyle ortaklık kurularak kullanılmıştır. Ancak 'gurur duymak' eylemi '-den' ayrılma hâl ekiyle nesne alır ('onlardan gurur duydu'); '-i/-ı' belirtme hâl ekiyle nesne almaz. 'Ödüllendirdi' eylemi 'personeli' (belirtme hâl eki) alırken 'gurur duydu' eylemi 'personelden' (ayrılma hâl eki) almalıdır. Ortak nesne 'personeli' yalnızca 'ödüllendirdi' eylemine uygun düşer; 'gurur duydu' eylemi için ise 'onlardan/personelden' gerekmektedir. Bu durum yüklem ortaklığı bozukluğudur: farklı hâl eki gerektiren iki yüklem aynı nesneyle kullanılmıştır.

  7. 7. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'deyim yanlış kullanımı'ndan kaynaklanan anlatım bozukluğu vardır?

    • A) Arkadaşının başarısına içi içine sığmadı.
    • B) Zor bir dönemde bile dizginleri elden bırakmadı.
    • C) Patronunun ağzından çıkan her söze kulak asıyordu.
    • D) Saatler geçmesine karşın göz kırpmadan bekledi.
    • E) Söylediğim her şeyi burun kıvırarak dinledi.

    'İçi‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ içine sığmadı' deyimi 'çok sevinmek, sevinçten ne yapacağını bilememek' anlamında kullanılır ve çoğunlukla olumlu bir duygu (sevinç, heyecan) için tercih edilir. C seçeneğinde 'arkadaşının başarısına içi içine sığmadı' ifadesi kullanılmıştır. Bu kullanımda deyimin yönelme hâl eki (-e/-a) alan bir nesneyle birlikte kullanılması sorunludur: 'içi içine sığmadı' deyimi nesnesiz ya da 'sevinçten içi içine sığmadı' biçiminde kullanılır; '-e' ekli bir nesneyle ('başarısına') kullanılması deyimin yapısını bozar. Doğrusu 'Arkadaşının başarısından dolayı içi içine sığmadı.' ya da 'Arkadaşının başarısı onu çok sevindirdi.' biçiminde olmalıydı.

  8. 8. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'sıralı cümlelerde öğe eksikliği ve anlam belirsizliği' bir arada bulunmaktadır?

    • A) Kadın torbasını bıraktı ve gitti.
    • B) Yönetici raporu inceledi ve onayladı.
    • C) Çocuk hem ağladı hem bağırdı.
    • D) Uzman, bulguları değerlendirdi ve yayımladı.
    • E) Sporcu yarışmaya katıldı ve birinci oldu.

    D‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde 'bulguları değerlendirdi ve yayımladı' ifadesinde 'yayımladı' eyleminin nesnesi belirsizdir. 'Değerlendirdi' yükleminin nesnesi 'bulguları'dır; ancak 'yayımladı' yükleminin neyi yayımladığı belirsizdir: bulguları mı, değerlendirmeyi mi, raporu mu yoksa başka bir şeyi mi yayımladı? Nesne eksikliğinden kaynaklanan bu belirsizlik, sıralı cümle yapısında ortak nesnenin her iki eyleme de uyup uymadığının sorgulanmasına neden olur. 'Değerlendirdi' ve 'yayımladı' eylemleri farklı nesneler gerektirebileceğinden ortak nesne kullanımı anlatım bozukluğu ve anlam belirsizliği doğurur. Doğrusu 'Uzman bulguları değerlendirdi ve bulgularını/raporunu yayımladı.' biçiminde olmalıdır.

  9. 9. Aşağıdaki cümlelerin hangisi, anlatım bozukluğu içermemesi bakımından diğerlerinden ayrılmaktadır?

    • A) Proje hem beğenildi hem de uygulamaya geçirilmesine karar verildi.
    • B) Müzisyen, uzun yıllar boyunca hem bestecilik yaptı hem de icracı kimliğiyle tanındı.
    • C) Bu kitap, hem gençlere hem de yaşlılara hitap etmekte ve onları etkilemektedir.
    • D) Konuşmanın odak noktasını ve amacını açık bir şekilde belirlemek gerekir.
    • E) Toplantıda alınan kararlar hem tartışıldı hem de kabul edilip uygulandı.

    B‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde 'hem beğenildi hem de uygulamaya geçirilmesine karar verildi' yapısında özne belirsizliği ve yapısal uyumsuzluk vardır ('proje beğenildi' ile 'projenin uygulanmasına karar verildi' aynı özneyle ve aynı bağlaçla verilmek istenmiş ama özne-yüklem uyumu bozulmuştur); C seçeneğinde 'bestecilik yaptı' ve 'icracı kimliğiyle tanındı' yüklemleri 'hem...hem de' bağlacıyla bağlanmış ancak bu iki yüklem birbiriyle yapısal açıdan uyumsuz kullanılmıştır; D seçeneğinde 'hem gençlere hem de yaşlılara hitap etmekte ve onları etkilemektedir' yapısında 'onları' zamiri belirsiz bir gönderme taşır; E seçeneğinde 'hem tartışıldı hem de kabul edilip uygulandı' yapısında edilgen çatılı yüklemlerin öznesiz bırakılması anlam belirsizliği doğurur. A seçeneğinde ise 'odak noktasını ve amacını açık bir şekilde belirlemek' yapısı dilbilgisel açıdan doğrudur: iki nesne ('odak noktasını' ve 'amacını') aynı eylemi paylaşmakta ve bu paylaşım anlam açısından tutarlıdır.

  10. 10. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde tamlama yanlışlığından doğan bir anlatım bozukluğu söz konusudur?

    • A) Öğretmenin anlattığı konunun özeti tahtaya yazıldı.
    • B) Ahmet'in, Mehmet'in babasının arabasını kullandığı öğrenildi.
    • C) Kadının kırmızı renkli arabası servise götürüldü.
    • D) Çocukların oynadığı parkın yanındaki bina yıkıldı.
    • E) Sınıfın en başarılı öğrencisinin projesi sergiye seçildi.

    D‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde zincirleme tamlamalar anlam karmaşası yaratmaktadır: 'Mehmet'in babasının arabası' ifadesinin Ahmet'e mi yoksa Mehmet'in babasına mı ait olduğu belirsizleşmiştir. Yapı sözdizimsel açıdan kurallı görünse de anlam bulanıklığına yol açtığından anlatım bozukluğu oluşur. Diğer seçeneklerdeki tamlamalar anlam bakımından açıktır.

  11. 11. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde eylemin gerektirdiği nesne ya da tümleç eksikliği, cümlenin anlamını bozacak düzeyde değildir?

    • A) Fabrika sahibi, işçilerin taleplerini değerlendirip bilgilendirdi.
    • B) Müdür, toplantı salonuna geldiğinde herkes ayağa kalktı ve ona bakakaldı.
    • C) Yeni çıkan romanı okuyan herkes, yazara hayran kaldı ve takdir etti.
    • D) Yönetim kurulu, uzun tartışmalar sonucunda kabul etti.
    • E) Komisyon üyeleri inceleyip raporlarını hazırladılar.

    A‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde 'bakakaldı' eylemi için nesne gerekmez; çünkü 'ona' ifadesiyle yönelme zaten sağlanmıştır ve yapı tam bir anlam taşır. B'de 'kabul etti'nin nesnesi eksik (neyi?), C'de 'takdir etti'nin nesnesi eksik (kimi?), D'de 'inceleyip'in nesnesi eksik (neyi?), E'de 'bilgilendirdi'nin nesnesi eksik (kimi?). Yalnızca A'da eksiklik anlam bozukluğu oluşturmaz.

  12. 12. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde 'de/da' bağlacının yanlış kullanımından kaynaklanan değil, farklı türden bir anlatım bozukluğu mevcuttur?

    • A) Bu projeyi tamamlamak hem pahalı hem de uzun zaman alacaktır.
    • B) Ya bu filmi izleriz ya da sinemayı tamamen bırakırız dedi.
    • C) Ne kadar uğraşsa da başarısız olacağından emindi.
    • D) Hem iş hayatında hem de özel hayatında son derece başarılıydı.
    • E) Bu kitabı da okudum, şu kitabı da okudum; ikisi de sıkıcıydı.

    E‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde 'hem...hem de' bağlacıyla bağlanan ögeler paralel yapıda değildir: 'pahalı' sıfat, 'uzun zaman alacaktır' ise yüklem yapısındadır. Bu bir anlatım bozukluğu türü olan 'bağlaç gerektiren yapı uyumsuzluğu'dur. Diğer seçeneklerde 'de/da' bağlacı ile ilgili sorunlar değil, gramer açısından uygun ya da düzgün yapılar mevcuttur.

  13. 13. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde anlam belirsizliği, yalnızca sözcük diziminden (sözdiziminden) kaynaklanmaktadır?

    • A) Müzik eğitimi almak isteyen öğrencilere kayıt yaptırmaları söylendi.
    • B) Toplantıda tartıştıkları konu herkesin aklında kaldı.
    • C) Akıllı çocukların kitapları hızla tükendi.
    • D) Uzun yıllar çalıştı ama emekliliğini bekleyemeden öldü.
    • E) Bu davayı kazanmak güçtür.

    A‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde 'akıllı çocukların kitapları' tamlaması iki anlama gelmektedir: (1) Akıllı olan çocuklara ait kitaplar, (2) Akıllı çocuklar için yazılmış kitaplar. Bu belirsizlik sözcüklerin diziminden kaynaklanmakta; noktalama veya ek değişikliği olmaksızın yalnızca sözdizimsel yapının çift anlamlılığından doğmaktadır. Diğer seçeneklerdeki belirsizlikler bu nitelikte değildir.

  14. 14. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde gereksiz sözcük kullanımından kaynaklanan bir anlatım bozukluğu mevcuttur?

    • A) Sanatçının son sergisi izleyiciler üzerinde derin izler bıraktı.
    • B) Kurum çalışanlarına ek maaş ödenip ödenmeyeceği netlik kazanmadı.
    • C) Eleştirmenler, filmin özgün ve farklı bir anlatı yapısına sahip olduğunu vurguladı.
    • D) Tarihi eserlerin restore edilip onarılması son derece maliyetli bir iştir.
    • E) Bilim insanları yıllarca süren araştırmalar sonucunda bu ilacı keşfetti.

    'Restore‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ edilmek' zaten 'onarılmak, yenilenmek' anlamını içermektedir. Dolayısıyla 'restore edilip onarılması' ifadesinde anlam tekrarı söz konusudur. D seçeneğindeki 'özgün ve farklı' ifadesi ise anlam bakımından çakışık gibi görünse de 'özgün' (kendine özgü) ile 'farklı' sözcükleri bağlama göre ayrı anlam katmanları taşıyabileceğinden kesin bozukluk sayılmaz.

  15. 15. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde 'ki' bağlacının yanlış kullanımından değil, özne eksikliğinden kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır?

    • A) Öyle bir konuşma yaptı ki dinleyenler büyülendi.
    • B) Bana öyle bir bakış attı ki ne diyeceğimi bilemedim.
    • C) O kadar çok uyudu ki artık gözlerini açamıyordu.
    • D) Hastaneye gidip muayene olunması gerektiğini söyledi.
    • E) Sınıfta öyle bir sessizlik vardı ki iğne düşse duyulurdu.

    B‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde 'muayene olunması gerektiğini söyledi' cümlesinde kimin muayene olacağı belirsizdir: Özne eksiktir. 'Onun muayene olması gerektiğini' ya da 'kendisinin muayene olması gerektiğini' gibi bir özne belirtilmelidir. Diğer seçeneklerde 'ki' bağlacı doğru biçimde kullanılmış olup 'ki' ile ilgili sorun yoktur; B'deki bozukluk ise 'ki'den değil özne eksikliğinden kaynaklanmaktadır.

  16. 16. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yüklemin birden fazla özneyle çelişen bir kullanımı söz konusu değildir?

    • A) Sanatçı ve eleştirmen uzun süre tartıştı, nihayetinde anlaşamadılar.
    • B) Ahmet ile Mehmet bu projeyi birlikte hazırladı ve sundu.
    • C) Anne ve baba, çocuklarının başarısından gurur duydu ve teşekkür etti.
    • D) Ekip lideri ve üyeler sonuçları değerlendirip rapor hazırladılar.
    • E) Müdür ve sekreter toplantıya geç kaldı, özür diledi.

    D‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde 'ekip lideri ve üyeler' çoğul bir özne oluşturmakta, yüklem de çoğul biçimde ('hazırladılar') kullanılmaktadır; bu nedenle uyum bozukluğu yoktur. A, B, C ve E seçeneklerinde ise iki kişilik özne bulunmasına karşın 'özür diledi', 'sundu', 'teşekkür etti', 'tartıştı' gibi tekil yüklemler kullanılmış; ancak ardından gelen yüklemde ('anlaşamadılar') çoğul kullanılmıştır. Bu tutarsızlık anlatım bozukluğuna yol açar.

  17. 17. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde edat (ilgeç) yanlışlığından kaynaklanan bir anlatım bozukluğu mevcuttur?

    • A) Bu kitap hakkında çok şey duydum ve merak ettim.
    • B) Arkadaşımla birlikte sinemaya gittik.
    • C) Raporu hazırlayıp müdüre sundum.
    • D) Sınav sonuçlarına göre başarı oranı düştü.
    • E) Bu konuda senden farklı düşünüyorum.

    'Farklı‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ düşünmek' eylemi 'den' ekiyle değil, 'dan farklı olarak' ya da doğrudan yapı değişikliğiyle kurulmalıdır; ancak günümüz kullanımında kabul görmüş olduğundan bu tartışmalı bir örnektir. Fakat ÖSYM'nin benimsediği kılavuza göre 'senden farklı düşünmek' yapısında 'den' eki 'farklı' sıfatına bağlanmakta; eylemin gerektirdiği edat ile sıfatın gerektirdiği edat çakışarak sözdizimsel bir gerilim doğurmaktadır. Diğer seçeneklerde edat kullanımı standarttır.

  18. 18. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde mantık yanlışlığı (çelişkili önerme) biçiminde bir anlatım bozukluğu vardır?

    • A) Hava sıcaklığı artık düştükçe insanlar daha çok kalın giyiniyordu.
    • B) Yavaş yavaş hızlanan trenin sesi giderek yoğunlaştı.
    • C) Hiçbir şey bilmediğini iddia eden kişi aslında çok şey biliyordu.
    • D) Bu yasa, yalnızca bazı durumlarda her zaman uygulanır.
    • E) Bütün öğrenciler sınavı geçemedi; bir kısmı başarısız oldu.

    B‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde 'yalnızca bazı durumlarda' ve 'her zaman' ifadeleri birbirini mantıksal olarak dışlar. Bir şey hem yalnızca bazı durumlarda hem de her zaman geçerli olamaz. Bu çelişki, mantık yanlışlığı biçiminde bir anlatım bozukluğudur. A, C, D ve E seçeneklerinde cümleler kendi içinde tutarlıdır ya da gözlemsel gerçekleri ifade etmektedir.

  19. 19. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde birden fazla yükleme bağlanabilen bir ögenin yalnızca bir yüklemle anlam ilişkisi kurabilmesinden doğan bir bozukluk vardır?

    • A) Konuşmayı bitirip salonu terk ettiler.
    • B) Bu haberi duyunca şaşırdım ve acı çektim.
    • C) Müdür, çalışanları toplantıya çağırıp eleştirdi.
    • D) Ödevi yapıp öğretmenine teslim etti ve eve döndü.
    • E) Sabahları hem spor yapar hem de kitap okurdu.

    C‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde 'çalışanları' nesnesi 'toplantıya çağırmak' eylemine uygundur; ancak 'eleştirdi' yüklemine bağlanırken hangi nesnenin eleştirildiği belirsizleşir: Müdür çalışanları mı eleştirdi, yoksa toplantıda başka birini mi? Asıl bozukluk şudur: 'çağırıp' eylemi öznesi müdür, nesnesi çalışanlar iken 'eleştirdi' yüklemiyle özne değişmeden anlam kayar. Bu, ortak nesnenin her iki yüklemle tutarlı anlam kuramamasıdır.

  20. 20. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ekeylem (ek fiil) kullanımından kaynaklanan bir anlatım bozukluğu söz konusudur?

    • A) Sınav zordu ama herkes başarmış olacak.
    • B) Çocukken hayallerim çok büyüktü.
    • C) O, bu şehrin en tanınmış mimarıdır.
    • D) Proje tamamlandığında memnun olacaktık.
    • E) Bu konuda uzman olduğunu düşünüyordu.

    D‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde 'sınav zordu' geçmişe atıfta bulunurken 'herkes başarmış olacak' gelecek zamanlı bir kesinlik bildirmektedir. Bu iki yan cümle arasındaki zaman ve kip tutarsızlığı ekülem kullanımından kaynaklanan bir anlatım bozukluğudur. 'başarmış olacak' yerine bağlama göre 'başarmıştır' ya da 'başaracak' kullanılmalıdır.

  21. 21. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'ile' bağlacının yarattığı yapısal belirsizlik, anlatım bozukluğuna yol açmaktadır?

    • A) Hız ile dayanıklılığı birleştiren bu malzeme çok tercih edildi.
    • B) Ayna ile tarak kaybolmuştu.
    • C) Ahmet ile Mehmet'in arabası çalındı.
    • D) Bıçak ile çatal sofrada yerli yerinde duruyordu.
    • E) Kalem ile kağıdı çantasına koydu.

    B‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde 'Ahmet ile Mehmet'in arabası' ifadesi iki anlama gelmektedir: (1) Ahmet ile Mehmet'e ait ortak arabanın çalınması, (2) Ahmet'in ve Mehmet'in ayrı arabalarının çalınması. 'ile' bağlacının kullanımı tamlama sınırını bulanıklaştırmakta; arabanın kime ait olduğu belirsizleşmektedir. Diğer seçeneklerde 'ile' bağlacı anlam açısından net bir şekilde görev yapmaktadır.

  22. 22. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde özne-yüklem uyumsuzluğundan kaynaklanan anlatım bozukluğu, diğerlerinden farklı bir nedenle ortaya çıkmaktadır?

    • A) Ekip üyeleri projeyi zamanında teslim etti.
    • B) Sürü, otlaktan uzaklaşarak köye doğru yürüdüler.
    • C) Öğrencilerin hiçbiri sınavda başarılı olamadılar.
    • D) Toplantıya katılan herkes, kararı sessizce onayladılar.
    • E) Çocukların her biri, hediyelerini büyük bir sevinçle aldılar.

    A,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ B ve C seçeneklerinde 'herkes', 'her biri', 'hiçbiri' gibi tekil anlam taşıyan belgisiz zamirler çoğul yüklemle kullanılmıştır; bu, öznenin anlam bakımından tekil olmasına karşın yüklemin çoğul çekilmesinden doğan bir bozukluktur. D seçeneğinde ise 'sürü' sözcüğü bir topluluk ismidir ve topluluk isimleri her ne kadar çoğul varlıkları karşılasa da dilbilgisi kuralı gereği tekil kabul edilir; yüklemin '-lar' ile çekilmesi bu yüzden hatalıdır. Bozukluğun kaynağı diğerlerinden farklıdır: diğerlerinde belirsizlik zamiri, burada topluluk ismi söz konusudur. E seçeneğinde ise 'ekip üyeleri' çoğul öznenin tekil yüklemle kullanımı için bir tartışma zemini olsa da standart yazı dilinde bu kabul görebilir; asıl ayrışan D'dir.

  23. 23. "Çevre kirliliğinin önlenmesi için alınan tedbirler, uzmanlar tarafından yetersiz bulunmakla birlikte hükümet bu adımların yeterli olduğunu savunuyor ve kamuoyunun büyük bölümü de hükümetin bu görüşünü paylaşıyor." cümlesindeki anlatım bozukluğu aşağıdakilerden hangisiyle giderilebilir?

    • A) 'paylaşıyor' yerine 'paylaşmaktadır' getirilerek kip birliği sağlanarak
    • B) Cümle ikiye bölünerek anlam bütünlüğü sağlanarak
    • C) 'bulunmakla birlikte' yerine 'bulunmasına rağmen' getirilerek
    • D) 'savunuyor' ile 'paylaşıyor' yüklemleri arasında özne tekrarından doğan yanlışlık giderilerek
    • E) 'kamuoyunun büyük bölümü' ifadesi 'kamuoyunun çoğunluğu' ile değiştirilerek

    Cümlede‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ üç yüklem bulunmaktadır: 'bulunmakla birlikte' (geniş zaman/sıfat-fiil öbeği), 'savunuyor' (geniş zaman) ve 'paylaşıyor' (geniş zaman). İlk bakışta kip uyumu var gibi görünse de asıl sorun, 'bulunmakla birlikte' zarf-fiil yapısının cümlenin resmi-yazılı söyleminden kopuk durmasıdır; ancak seçenekler arasında en belirgin ve ÖSYM mantığına en uygun tespit, D seçeneğindeki kip birliği sorunudur. Metinde 'savunuyor' geniş zamanla kuruludur; tutarlılık açısından 'paylaşıyor' değil 'paylaşmaktadır' denilmesi ya da her ikisinin de aynı kipte olması gerekir; bu tür cümlelerde yazılı anlatımda kip birliğinin sağlanması zorunludur. Diğer seçenekler ya cümlede gerçek bir sorun yaratmaz ya da var olan bozukluğu gidermez.

  24. 24. "Öğretmenin anlattıkları, öğrencilerin konuyu kavramasına büyük ölçüde katkı sağladı." cümlesindeki anlatım bozukluğunun türü aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Deyimin yanlış kullanımından doğan anlatım bozukluğu
    • B) Anlam belirsizliğinden doğan anlatım bozukluğu
    • C) Yüklemin özneyle çelişmesinden doğan anlatım bozukluğu
    • D) Gereksiz sözcük kullanımından doğan anlatım bozukluğu (sözcük fazlalığı)
    • E) Nesne eksikliğinden doğan anlatım bozukluğu

    'Katkı‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ sağlamak' deyimleşmiş bir tamlamadır; içinde zaten 'katkı' anlamı bulunmaktadır. 'Büyük ölçüde katkı sağlamak' ifadesinde ise 'büyük ölçüde' zarfı katkının miktarını nitelediği için bu kullanım tek başına sorunlu değildir. Asıl sorun şudur: 'Katkı sağlamak' eyleminin içinde 'sağlamak' fiili bulunduğundan bu yüklem 'büyük katkı' + 'sağlamak' şeklinde ayrıştırılabilir; ancak standart dilde 'katkıda bulunmak' ve 'katkı sağlamak' ifadelerinin bir arada kullanılması anlam çakışmasına yol açar. Bu cümledeki asıl bozukluk, 'katkı sağlamak' zaten bir katkıyı ifade ettiğinden 'büyük ölçüde' ile pekiştirilmesi gereksiz sözcük kullanımı (sözcük fazlalığı/yığma) bozukluğu kategorisine girer. ÖSYM bu tür cümlelerde B seçeneğini doğru yanıt olarak işaretler.

  25. 25. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcüğün çıkarılması anlatım bozukluğunu gidermez, aksine anlam kaybına yol açar?

    • A) Oraya gitmeden önce önceden haber ver.
    • B) Bana göre bu film, bence son yılların en iyisiydi.
    • C) Konuşmacı, fikirlerini açık ve net bir biçimde dile getirdi.
    • D) Tüm her şeyi bırakıp oradan uzaklaştı.
    • E) Kitabı okuduktan sonra tekrar yeniden iade ettim.

    A‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde 'bana göre' ve 'bence' aynı anlamı taşıdığından biri çıkarılmalıdır, bu bir sözcük fazlalığıdır. C seçeneğinde 'gitmeden önce' ve 'önceden' anlam bakımından çakışmaktadır; 'önceden' çıkarılabilir. D seçeneğinde 'tekrar' ve 'yeniden' eş anlamlı olduğundan biri fazladır; ayrıca 'iade etmek' zaten 'geri vermek' demektir, 'tekrar/yeniden' gereksizdir. E seçeneğinde 'tüm' ve 'her şey' anlamca örtüşmektedir. B seçeneğinde ise 'açık' ve 'net' eş anlamlı gibi görünse de dilde 'açık' kelimesi 'anlaşılır' anlamına, 'net' ise 'kesin, tartışmasız' anlamına gelebilir; bu iki sözcük birbirini tamamlayan farklı nüanslar taşıyabilir. Dolayısıyla birinin çıkarılması anlam kaybına yol açabilir; bu seçenekte bozukluk yoktur ve sözcüğün çıkarılması cümleye zarar verir.