Paragraf Test 7
Bazı kitaplarda, sanatçının dile getirmeye çalıştığı düşünceleri anlayabilmek güç bir iştir. Hele bu kitaplar, zengin hayallerle süslenmiş ise. Bu, bazı bilgi ve becerilerle donanmış olmayı gerektirir. Bunların başında da okuma sevgisi gelir. Bıkmadan, yorulmadan okumak, bu işi tutkuya dönüştürmek gerek. Kişi böyle bir sevgiden yoksunsa kitabın kapağını aralayıp sayfaların arasına giremez. Yazarın asıl anlatmak istediğini anlayamaz. Bu parçada, anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
1. Bazı kitaplarda, sanatçının dile getirmeye çalıştığı düşünceleri anlayabilmek güç bir iştir. Hele bu kitaplar, zengin hayallerle süslenmiş ise. Bu, bazı bilgi ve becerilerle donanmış olmayı gerektirir. Bunların başında da okuma sevgisi gelir. Bıkmadan, yorulmadan okumak, bu işi tutkuya dönüştürmek gerek. Kişi böyle bir sevgiden yoksunsa kitabın kapağını aralayıp sayfaların arasına giremez. Yazarın asıl anlatmak istediğini anlayamaz. Bu parçada, anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Kitaplarda anlatılmak istenenlerin anlaşılması yazarın anlatımına da bağlıdır.
- B) Her okur, okuduğu kitaplardan kendi birikimine göre yararlanır.
- C) Kimi kitaplar, kapalı bir anlatıma sahip olduğu için okurlarca ilgi görmez.
- D) Okumayı sevmeyen ve belli bir birikime sahip olmayanlar bir kitabın niçin yazıldığını anlayamaz. ✓
Parçada, özellikle zengin hayalli kitapların anlamını çözmek için okuma sevgisine, bilgi ve beceri donanımına ihtiyaç olduğu, aksi takdirde yazarın asıl anlatmak istediğinin anlaşılamayacağı ifade edilmiştir.
2. (I) Yazın dünyamızda sanat yapıtlarının silinip gitmesinin değişik sebepleri vardır. (II) Eğer yazarın, şairin ardında kalan kimsesi yoksa kitapları basılmaz ve zamanla unutulur gider. (III) Bunun en önemli sebebi eleştirmenlerin üzerine düşen görevlerini yapmamalarıdır. (IV) Böyle olunca yazınsal yapıtlar zamanla okurun gözünden düşüp ilgi alanından çıkar. (V) Bu durumun önüne geçmek için eleştirmenler yalnızca yeni kitapları değerlendirip okurlara yardımcı olmakla yetinmeyip edebiyatın geçmişten gelen akışını da saptamalıdır. Bu parçanın bütününde anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Eleştirmenlerin yeni yapıtların yanı sıra eski yapıtları da okura tanıtması gerektiği ✓
- B) Bir dönemin tarihine ışık tutan yapıtların sadeleştirilerek günümüze kazandırılması gerektiği
- C) Tarihsel nitelikler taşıyan yapıtların ilgi gördüğü
- D) Okunmayan yapıtların unutulmasının doğal olduğu
Yazar, eleştirmenlerin görevini yapmamasını sanat eserlerinin kaybolmasına en önemli sebep olarak gösterip sadece yeni kitaplarla kalmayıp geçmişi de saptamaları, yani eski yapıtları da tanıtmaları gerektiğini söylemektedir.
3. Hayatın, insanı zinde tutan, her an insana mutluluğu yudumlatan küçük zevkleri vardır. Kapısından etrafa bağlama seslerinin yayıldığı bir kahvede ikindi çayı içmek, yakın bir arkadaşla bir su kıyısında dolaşmak, sofrada, özlenmiş bir yemeği yemek gibi… Eğleneceğiz diye plan program hazırlamadan, yaşamın içindeki küçük küçük zevkleri tatmanın verdiği mutluluk bir başkadır. Bu parçada anlatılmak istenen, aşağıdakilerden hangisidir?
- A) İnsanı mutlu kılan, yaşamdaki küçük güzelliklerdir. ✓
- B) Bazı insanlar, pahalı eğlencelerle mutlu olmak ister.
- C) Her insanın, kendisine mutluluk veren anıları vardır.
- D) İnsanın mutlu olması, düzenli bir yaşamının olmasına bağlıdır.
Metinde hayatın içindeki sıradan, küçük zevklerin (çay içmek, su kenarında dolaşmak gibi) insanı zinde tuttuğu ve ona en büyük mutlulukları yudumlattığı vurgulanmıştır.
4. Şiirseverlere duyulan saygının, onlara nitelikli ürünler sunmakla gerçekleşeceğine inanan bir şairim. Bu durumda, yayınevleri yeni bir yapıtı okurlarla buluştururken şairin başarılı şiir geçmişini bir kenara bırakmalı, yapıtı oluşturan şiirlerin sanat değeri taşıyıp taşımadığına odaklanmalıdır. Ancak günümüzde çoğu zaman, bu gerçek göz ardı edildiğinden “Başarılı bir şairin yazdığı her şiir başarılıdır.” yanılsamasıyla pek çok yapıt sürülmektedir piyasaya. Bu parçada yazar aşağıdakilerin hangisinden yakınmaktadır?
- A) Yayınevlerinin şiir kitaplarına önyargılı yaklaşmalarından
- B) Usta şairlerin yazdıkları yeni şiirlerdeki sanatsal niteliksizliğinin göz ardı edilmesinden ✓
- C) Yayımlanan şiirlerin şiirseverlerin beklentileri doğrultusunda oluşturulmamasından
- D) Yazın dünyasına yeni adım atmış şairlerin yeterince desteklenmemesinden
Yazar, yayınevlerinin usta (başarılı) şairlerin yeni kitaplarını sırf ismine bakarak basmalarından, yani yeni şiirlerin niteliksiz olsa bile sadece ismine binaen okunmaya sunulması ve bu kusurların göz ardı edilmesinden yakınmaktadır.
5. Biçimin fazlasıyla önemsenmesi sonucu Türk şiirinin içinin boşaltıldığı görüşü son zamanlarda sıklıkla gündemde. Bu durumun izlerini öykümüzde de görmek mümkün. Bazı yazarlarımız, “Ne anlatacağım?” sorusunu hiç sormuyor kendine, “Nasıl anlatacağım?” derdinde yalnızca. Böyle yazarları keyifle okursunuz. Ama şu soruyu sormaktan da kendinizi alamazsınız: “Güzel anlatıyor da ne anlatıyor bu yazar?” Bu parçada aşağıdakilerden hangisinden yakınılmaktadır?
- A) Öykülerin anlatımında doğallığın kaybolmasından
- B) Öykülerin içeriğinin göz ardı edilmesinden ✓
- C) Genç öykücülerin, ustaları örnek almamasından
- D) Öykücülerin şairlerden etkilenmesinden
Yazar 'nasıl anlatacağım' sorusuna (biçim) çok odaklanan yazarların 'ne anlatacağım' (içerik) sorusunu unutmasından ve eserlerin içinin boşaltılmasından, yani içeriğin mühimsenmemesinden (göz ardı edilmesinden) yakınmaktadır.
6. I. İşlemci fanları ve soğutucuların rahatlıkla sığması ancak büyük bilgisayar kasaları ile mümkündür. II. Günümüz dünyasında teknoloji geliştikçe elektronik cihazların donanımları daha az yere ihtiyaç duyuyor, böylece cihazlar küçülüyor. III. Hem işlemci hem de ekran kartlarındaki soğutucu kaynaklı bu büyümenin sebebi ise daha yüksek performanslı donanımları piyasaya sürme yarışının getirdiği bir sonuç. IV. Bu sorunun cevabını bulmak için baktığımızda işlemci ve ekran kartının kasa içinde kapladığı alanın yıllar içinde değişmediğini ancak onu soğutmak için gereken fanların sürekli büyüdüğünü görüyoruz. V. Peki teknolojinin gelişimine paralel olarak elektronik donanımlar istikrarlı şekilde küçülürken bilgisayar kasaları neden küçülmüyor? Yukarıda numaralanmış cümleler anlamlı bir bütün oluşturacak şekilde sıralandığında hangisi baştan ikinci cümle olur?
- A) V. ✓
- B) II.
- C) III.
- D) I.
Cümlelerin anlam akışına göre sıralaması şöyledir: Önce teknolojinin küçüldüğüne dair genel bir giriş yapılır (II), ardından buna zıt bir durum olarak kasaların neden küçülmediği sorulur (V), bu soruya cevap verilir (IV), kasanın soğutma yüzünden büyüdüğü anlatılır (III) ve sonuç bağlanır (I). Baştan ikinci cümle V numaralı cümledir.
7. Çeviri kitapları okurken bunları kimin çevirdiğine dikkat ediyor musunuz hiç? Pek çok okur için bu sorunun cevabının, hayır, olduğunu biliyorum. Ancak bir çevirmenin ustalığı, çevrilen yapıtın sanat değeri üzerinde çok etkilidir. Bir kitabın çevirisi iyiyse onu okurken son sayfaya geldiğimizi anlamayız bile. Bir solukta bitiririz. Ancak çeviri çok kötü ise iş değişir. Yapıt tüm büyüsünü kaybeder. Kitapla aramızda soğuk rüzgârlar eser. Bu parçanın bütünden anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Hiçbir kitap çevirisi, orijinalindeki yazınsal tadı okuyucuya duyuramaz.
- B) Okuyucu, bir kitabın çevirmeniyle değil, içeriği ve üslubuyla ilgilenmelidir.
- C) Çevirmenin yetkinliği kitapların okunurluğunu önemli ölçüde etkiler. ✓
- D) Çevirisi güzel olan kitaplar, yazınsal değerinden bir şey yitirmez.
Parçada net olarak 'bir kitabın çevirisi iyiyse okurken bitiririz, kötüyse soğuk rüzgarlar eser' diyerek yazar, çevirmenin ustalığının ve yetkinliğinin kitabın okunurluk oranı üzerinde doğrudan etkisi olduğunu anlatmıştır.
8. Uzun yıllar düşüncelerimi, yaşadıklarımı ve gördüklerimi düzyazıyla anlatmaya çalıştım. Anladım ki düzyazı benim işim değilmiş. Şimdi şiirlerle anlatıyorum bütün anlatacaklarımı. Bunu hiç zorlanmadan yapıyorum. Nasıl yazıyorsam öyle de kolay okunuyor. Dolayısıyla şiirlerim yaşamın peşinden gidince benim için yazmak daha da anlam kazandı. Bu parçada yazar, aşağıdakilerin hangisinden söz etmektedir?
- A) Düzyazıyı bir türlü sevemediğinden
- B) Duygularını zorlamadan yazıya aktarabildiğinden
- C) Şiir türünü düzyazıya niçin tercih ettiğinden ✓
- D) Şiirlerinde yeni konular işlediğinden
Yazar, düzyazının kendi işi olmadığını anlayıp şiirle kendini hiç zorlanmadan anlatabildiğini fark etmesiyle neden düzyazı yerine şiire yöneldiğini (niçin tercih ettiğini) açıklamaktadır.
9. I. Eğitim kurumlarında klasiklerin okutulmasıyla ilgili çok önemli eksiklikler bulunmaktadır. II. Her şeyden önce klasik yapıtların ders kitaplarında sunulma biçimi yeterli değildir. III. Kısa bir özet ve metinden alınan küçük bir bölümün okutulmasından sonra, sorulan birkaç soruyla klasik yapıt üzerindeki çalışma yeterli görülmektedir. IV. Bütün bunların yanında elbette öğretmenin klasik yapıtı algılama biçimi, klasiklere bakış açısı, kendine özgü yaratıcılığı ve dersi sunuş biçimi de büyük önem taşımaktadır. V. Ayrıca edebiyat derslerinde başlı başına bir kitap okuma ve yorumlama saatinin yer almaması da bu durumun olumsuzluğunu artırmaktadır. Yukarıdaki numaralandırılmış cümlelerden anlamlı bir bütün oluşturulabilmesi için hangileri yer değiştirmelidir?
- A) III. ve V.
- B) I. ve III.
- C) II. ve IV.
- D) IV. ve V. ✓
Beşinci cümledeki 'ayrıca edebiyat derslerinde...' ifadesi, ilk maddedeki eksikliğe (I, II, III. cümleler) yapılan ek bir eksikliktir. Dördüncü cümledeki 'Bütün bunların yanında...' ifadesi ise tüm bu sorunları bağlayan, sona eklenmesi gereken genel bir değerlendirmedir. Bu yüzden IV. ve V. numaralı cümleler yer değiştirmelidir.
10. Günümüzde: “Orta oyununun neresi komik; eskiler buna mı gülüyorlarmış?” diyenler için ben de derim ki: “Pek haksız sayılmazlar. Ama unuttukları birkaç şey var: Orta oyunu bir ekran oyunu değildir, halk ortasında canlı olarak oynanır. Bir kere o günün zevk ve espri anlayışını yansıtır. İçeriği de o güne uygundur. O zamanın insanlarına eğlence olarak yettiği halde bugünün insanlarını doyurmaktan uzak olması doğaldır; çünkü zamanla değer yargıları değişmiştir.” Bu parçada orta oyunu ile ilgili olarak anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Konusu yönüyle bugünün insanına da seslendiği
- B) Kendi zamanı ve ortamı içinde değerlendirilmesi gerektiği ✓
- C) Zamanla değerini kaybettiği
- D) Kişisel becerilere bağlı olarak seyircileri etkilediği
Orta oyununun oynandığı zamanın şartlarını, espri anlayışını ve değer yargılarını taşıdığı ve bugünkü değerlere göre değil o zamana göre değerlendirilmesi gerektiği anlatılmaktadır.
11. Soru sormakla başlar bilinçlenme. Kişi, sorularla çevresini, insanları, dünyayı keşfeder. Neler sormaz ki! “Kuş niye uçar, kedi neden uçmaz?” Daha neler, neler. Zamanla bu soruları yanıtlamak güçleşir. Bir an gelir, cevap verilemez olur. Yine de bu cevapsız sorular üzerinde kişi ne denli düşünürse, onlardan bir şeyler duyarsa, anlarsa o denli bilinçlenmiş sayılır. İyiyi kötüyü, doğruyu yanlışı yeni baştan ölçüp biçerek düzenler kafasında ve bu edinimleriyle yaşamını istediği biçimde yönlendirir. Bu parçanın bütününde anlatılmak istenen düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
- A) İnsanın yeni şeyler öğrenmesinin tek yolu soru sormaktır.
- B) Her insan, sorular sorarak dünyayı anlamlandırıp kendi zihninde özümseyerek yaşamını şekillendirir. ✓
- C) İnsanın, yaşamının her evresinde öğreneceği şeyler farklıdır.
- D) İnsan, zihnindeki düşüncelere bir yön verebildiği sürece yaşamına anlam kazandırabilir.
Metinde insanların, sorularla çevrelerini tanımaya başladıkları, bunu zihinlerinde tartıp doğru ve yanlışı değerlendirdikleri ve bu şekilde tecrübelerle yaşamlarını şekillendirdikleri anlatılmıştır.
12. Günümüzde bazı eleştirmenler, kendilerini edebiyat dünyamızın tek sahibi zannediyorlar. Okunması için gençlere tavsiye edilen yazarlar arasında, ismini duymadıkları bir yazarımızın bulunmasına şaşırıyorlar. Bu yazarın hak ederek mi yoksa türlü oyunlarla mı tavsiye edildiğini araştırmaya koyuluyorlar. Onlara göre okunmaya değer bir eser olsaydı mutlaka kendileri bilirdi. Hâlbuki bu beylerin ismini duymadığı, eserleriyle edebiyatımızda yarına kalacak birçok yazar var. Bu parçada yazar, aşağıdakilerden hangisini eleştirmektedir?
- A) Eleştirmenlerin, değerlendirmelerinde yaşlı genç ayrımı yapmalarını
- B) Kimi eleştirmenlerin, kendilerini edebiyat dünyasının otoritesi olarak görmelerini ✓
- C) Edebiyatımızda nitelikli yapıtlar ortaya konulamamasını
- D) Yetkin yazarların, gençlere yol göstermemesini
Parçada kendilerini edebiyat dünyasının tek sahibi sayan, 'ben bilmiyorsam yetkin değillerdir' zannıyla hareket eden eleştirmenlerin kibri, yani otorite pozlama halleri eleştirilmektedir.
13. İster şiir ister roman olsun bir yapıtı bütünüyle anlamak, okurun yoğun ve bilinçli bir birikime sahip olmasını gerektirir. Örneğin bir şairi, hangi yılda çıktığı bilinmeyen bir tek şiiriyle ya da kitabıyla okuyup anlayamaz insan. Hiçbir şey vermez okura bu türlü bir okuyuş. Hele bugünün şiirini, hikâyesini, romanını okuyup sevebilmesi için okurun, edebiyatımızın geçmişini ve ondaki değişimleri bilmesi gerekir. Sanat yapıtı kendinden bekleneni ancak böyle bir hazırlıktan sonra verebilir. Bu parçada yazarın vurguladığı düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Sanat yapıtının, geçmişten kopuk olmaması gerektiği
- B) Şiir, hikâye, roman gibi yapıtları yazmanın zorluğu
- C) Her şiir okurunun, şiiri tam olarak anlayamayacağı
- D) Belli bir birikimi olmayan okurlara, sanatın kazandıracağı çok şey olmayacağı ✓
Parçada, okurun bir edebiyat metnini doğru anlayıp metnin zenginliğini hissedebilmesi için kendi arka planında yoğun bir birikim, tarihsel bağlam ve okuma tecrübesinin bulunmasının şart olduğu anlatılmaktadır.
14. Savaşlar, kıtlıklar, deprem ve salgın hastalıklar sosyal hayatta bir karabasan gibi etkisini gösterir. Bu acıların insanların ruhunda açtığı yaralar ve kederler, zamanla kalemlere ve dillere yansır. Konuşmacıların konuşmalarında, yazarların yapıtlarında hep bu acıklı tablonun yansımaları görülür. Hiçbir yazar, içinde yaşadığı toplumun dertlerine duyarsız kalamaz. Bu parçada, aşağıdakilerin hangisinden söz edilmektedir?
- A) Felaketlerin, toplumların sanat yaşamını olumsuz etkilediğinden
- B) Toplumsal olayların, sanat yapıtına mutlaka yansıdığından ✓
- C) Sanat yapıtlarının, her çağda görülebilecek olayları yansıtması gerektiğinden
- D) Sanatın, insanların sorunlarını çözmek gibi bir işlevinin bulunduğundan
Yazar, yaşanılan tüm toplumsal acıların (savaş, deprem, kıtlık) yazarların eserlerine ve dillerine er geç yansıdığını, hiçbir yazarın buna duyarsız kalamayacağını belirtmektedir.
15. Eski İstanbul’un kenar mahalleleri, sokakları, o sokaklara özgü insanları, kalabalıkları… Hüseyin Rahmi Gürpınar, döneminin hemen hemen bütün romancılarının tersine, seçkin kişileri yapıtlarına taşımak ya da roman kahramanlarında seçkinlik aramak yerine, doğrudan sokağa yönelmişti. Yüzyılın başında, günlük yaşam görünümlerini onun gibi veren başka bir yazar bulmak kolay değil. Ahmet Hamdi Tanpınar da, “Edebiyatımıza sokak onunla girmiştir.” diyor. Herhalde yaşanan dönemi bir romanda yansıtmanın en iyi yollarından biridir onun bu tutumu. Bu parçaya göre, yaşanan dönemin romanda yansıtılmasının en iyi yolu, aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Yaşamdaki ilgi çekici olayları anlatmak
- B) Sokağı bütün gerçekliğiyle yansıtmak ✓
- C) Kahramanları yaşamlarının bütün yönleriyle anlatmak
- D) Güncel olayları seçkin bir üslupla vermek
Hüseyin Rahmi'nin seçkinlik aramak yerine sokağı esere taşıdığı ve dönemi yansıtmanın en iyi yolunun sokak günlük yaşam görünümlerinin verilmesi, yani sokağı edebiyata sokmak, gerçekliğiyle yansıtmak olduğu vurgulanmıştır.
16. Yazar, romanında ayrıntılara çok dikkat etmek zorundadır. Bu, yazarlıkta temel kuraldır. Örneğin bir romanda bir adamın şapkasını askılığa asarak odaya girdiğini yazdınız. Romancı olarak bu ayrıntıyı unutmayacaksınız. Adam dışarı çıkarken şapkasını unutursa dikkatli okur bunu hemen fark edecektir. Şapkayı unutturacaksanız eğer bunu kesinlikle romanda söylemek zorundasınız. Bu parçaya göre yazardan beklenen aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Yapıtındaki her ayrıntının bir işlevi olması ✓
- B) Yapıtını anlaşılır bir dille oluşturması
- C) Yapıtını oluşturmadan önce derin araştırmalar yapması
- D) Sıradan olayları yapıtında işlememesi
Parçada bir yazarın romanda verdiği ayrıntıları unutmaması gerektiği, bir şapkanın odaya girerken asıldığı yazıldıysa bunun bir karşılığının (unutma veya alma) olması gerektiği belirtiliyor. Yani verilen her ayrıntının romanda bir işlevi, bir devamlılığı olmalıdır.
17. (I) “Araba Sevdası”, Bihruz Bey’in yanlış biçimlenen kişiliğini çarpıcı biçimde sergilemesi bakımından başarılı bir romandır. (II) Keşfi Bey, Bihruz Bey ve ötekilerin çalışıp maaşlarını aldıkları “kalem”, bir devlet dairesidir. (III) Burası sadece maaş almak için uğranan bir yerdir. (IV) Bu gözlemler, romana ustalıkla yerleştirilmiş ve dönemin bürokrasisine getirilen önemli bir eleştiri olmuştur. (V) Recaizade bu romanda; bir dönemin iş çevresinde, eğlencede, günlük yaşamda görülen aksaklıklarını, yani çöküşün belirtilerini sunmuştur. Bu parçada sözü edilen romanın içeriği ile ilgili en genel yargı numaralanmış cümlelerin hangisinde verilmiştir?
- A) I.
- B) III.
- C) II.
- D) V. ✓
Romanın içerdiği temel meselenin (bürokrasi, eğlence, çalışma ortamı, yozlaşma) genel bir tespiti olan 'bir dönemin tüm aksaklıklarını sunmuştur' ifadesi V. numaralı cümlede yer alır ve bu romanın tamamına yönelik en kapsayıcı/genel yargıdır.
18. Her metinde, yazar ile okur arasında bir kovalamaca vardır. Okur, bir dedektif gibi yazarın izini sürer. Yazarsa kaçmalı. İyi yazar, kaçar. Metinde izine rastlayamadığım yazar, büyük yazardır. Bu parçada anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Başarılı yazarların yazdıklarının, okurların beklentilerine göre şekillenmediği
- B) Yazıyı etkili kılmak için yazarın özgün bir anlatım peşinden koşması gerektiği
- C) Yetkin bir yazarın, yaşamının ayrıntılarına yazdıklarında yer vermemesi gerektiği ✓
- D) Çokça okunmayı hedefleyen bir yazarın sürükleyici konulardan söz etmesi gerektiği
Parçada, iyi (büyük) yazarın eserinde izine rastlanmayan (kendi hayatından, ayrıntılarından izler bırakmayan) yazar olduğu anlatılmıştır.
19. Bir yönetmen, yazınsal yapıtları filmleştirmeyi iki sebepten tercih eder. İlk sebep, o kitap çok okunmuştur, çok büyük ilgi görmüştür. Belli bir beklentiye cevap vermek için de o kitabın filmi yapılır. Yani amaç tamamen ticaridir. Bir diğer seçim nedeni ise o yapıtı yazan kişiyle yönetmenin duygu ve düşüncesinin örtüşmesidir. Bu örtüşme, yönetmeni, o yapıtı görsel ve işitsel alana uyarlamaya iter. Bu parçanın bütününde aşağıdakilerin hangisinden söz edilmektedir?
- A) Sinema ve edebiyatın birbirine olan katkısından
- B) Yönetmenin, bir yazın yapıtını filme çekme nedenlerinden ✓
- C) Çok okunan yapıtların görsel alandaki başarısından
- D) Yazılı metinlerin sinemaya uyarlanırken özünü kaybetmesinden
Metinde açıkça yönetmenin edebi bir eseri (kitabı) filme dönüştürme motivasyonlarının (ticari veya duygu uyuşması) neler olduğundan, yani sinemaya uyarlama nedenlerinden söz edilmektedir.
20. Günümüzün şairleri ve yazarları güncel bir konunun, temanın peşine takılıp gidiyor. Sanatsal niteliklermiş, yapıtın biçimsel özellikleriymiş umurlarında değil. Onlar için önemli olan güncel, ilgi çekici bir olayı anlatmak, insanların ilgisini çekmek ve bu sayede üne ve paraya kavuşmak. Ama unuttukları bir nokta var: Gündem değişince yazdıklarının bir gazete parçası gibi bir köşeye atılacağı, daha adlarının saman alevi gibi parlayıp söneceği gerçeği. Bu parçada genç sanatçılarla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisinden yakınılmaktadır?
- A) Toplumsal duyarlığı yansıtmaktan uzak olduklarından
- B) Maddi düşüncelerle geçici konuları anlatarak estetik niteliklerden uzak yapıtlar yazmalarından ✓
- C) Ünlü sanatçılara öykünerek yazmalarından
- D) Yapıtlarında salt bir mesaj verme kaygısı taşımalarından
Yazar günümüz sanatçılarının "sanatsal nitelikleri umursamadan", "gündelik güncel temaları işleyip üne ve paraya kavuşmayı ummalarından" dolayı onların asıl kalıcılığı kaçırdıklarından yakınmaktadır.
21. Bir süredir sanat dünyasında sinemanın durağanlığından söz ediliyor. Sinemanın amacının dışına çıktığı, bu durumdan ancak kendini yinelemeyi bırakarak kurtulabilceği dile getiriliyor. Sinemanın uzun süre önce girdiği bu çıkmaz yoldan yalnızca sinemanın geleceği için ciddi kaygılar duyan sanatçıların gayretiyle çıkabileceği belirtiliyor. Bu parçaya göre, yazarın sinema için çıkmaz yol dediği durum aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Diğer sanatlar kadar ilgi görmemesi
- B) Toplumsal konulara yer verilmemesi
- C) Birbirinin kopyası ürünlerin ortaya konması ✓
- D) Teknolojik yeniliklere ayak uyduramaması
Parçada sinemanın 'kendini yinelemeyi bırakarak kurtulabileceği' ve bu şekilde 'çıkmaz yoldan' çıkabileceği belirtiliyor. Kendini yinelemesi, birbirinin kopyası ürünlerin ortaya konmasıdır.
22. Sanat, insanın toplumsal gelişimine bağlı olarak değişir ve gelişir. Ancak, bugünün sanat anlayışını geçmişten soyutlamak da yanlıştır. Çünkü yeni; eskinin, içinde taşıdığı çelişkiler sonucu nitelik değiştirmiş şeklidir. Dolayısıyla sanattaki bu nitelik değişimini bilmek, sanat eserlerini kavrayabilmemizi sağlar. Bu parçada anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Sanat eserini anlamak, sanatın tarihsel gelişimini bilmekle mümkün olur. ✓
- B) Sanat yapıtının insandan bağımsız olarak oluşturulabileceği düşünülemez.
- C) Sanatla ilgili tartışmalar öteden beri aynı konu etrafında dönmektedir.
- D) Sanat eserleri geçmişler bugün arasında köprü kurmalıdır.
Parçada bugünün sanat anlayışının geçmişten soyutlanamayacağı ve bu geçmişi/nitelik değişimini bilmenin sanatı kavramamızı sağlayacağı yani tarihsel gelişimin sanat eserini anlamada şart olduğu vurgulanmıştır.
23. Her anın kendine göre güzelliklerinden faydalanmak, bilinçli bir yazar olmanın gereğidir. Bu yüzden, yazmayı kısa bir zaman dilimine sıkıştırmamak gerekir. Çünkü bir yazıyı tek oturumda bitirmek yerine birkaç oturumda farklı duygular altında yazmak yapıta bir çeşitlilik katar. Yazarlar, bir yapıtı belli aralıklarla, okura ileteceklerini biriktirerek tamamlarsa her yönden renkli yapıtlar ortaya koyabilir. Bu parçaya göre bir yapıta zenginlik kazandırmanın yolu aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Yapıtı hiç ara vermeden meydana getirmek
- B) Yapıtı, anlatılanlara uygun bir ortamda yazmak
- C) Usta yazarların yapıtlarını taklit etmek
- D) Değişik zamanlarda yazarak yapıta duygu ve düşünce çeşitliliği kazandırmak ✓
Parçada 'yazıyı birkaç oturumda farklı duygular altında yazmak yapıta bir çeşitlilik katar' diyerek zaman yaymanın, farklı durumların ve süreçlerin hisleriyle yazıya ruh katacağı söylenmiştir.
24. Türkçenin değişik alanlardaki kullanılış güzelliğini, biçimini, rengini yansıtmak görevimizdir. Ben bunu bilinçli olarak ve severek yapıyorum. Bölgesel söyleyiş özelliklerini yansıtmak gerektiğine inanıyorum. Bugün ben yazacağım, öbürü yazacak, beriki yazacak ve bu yazılanlar bir gün bölgesellikten çıkıp herkesin kullandığı deyimler durumuna gelecek. Böylelikle Türkçe, eski zenginliğini yine kazanacak. Bu parçaya göre, Türkçenin zenginleşmesi için yazarlara düşen en önemli görev, aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Yapıtlarda, anlaşılır bir dil kullanmak
- B) Değişik söyleyiş biçimleri oluşturmak
- C) Yöresel söyleyişlere yapıtlarda yer vermek ✓
- D) Yazı dilini yerellikten uzak tutmak
Yazar, bölgesel söyleyiş özelliklerini her yazar eserinde kullandıkça bu ifadelerin kalıcı hale geleceği ve Türkçeyi zenginleştireceği düşüncesinde birleşiyor. Görevimiz yöresel söyleyişleri (bölgesel kullanımları) yansıtmaktır.
25. Şiir, başka dile çevrilemeyen ürün olarak tanımlanır. Hatta şiirin, yazıldığı dile bile çevrilemeyeceği söylenir. Madem öyle, neden o kadar şiir çevirisi yapılmış ve hâlâ yapılıyor? Uluslar birbirinden ne kadar uzakta yaşarsa yaşasın; dilleri, dinleri ne kadar başka olursa olsun gene de bazı ortak düşünüşleri, görüşleri vardır. Şairler bu ortak görüşleri ve düşünüşleri dile getiren güçlü kişilerdir. Bu yüzden çeviri bir şiiri okurken de ondan bir tat alırız. Bu parçada şiirle ilgili olarak anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Şiirin hiçbir zaman çevirisinin yapılamayacağı
- B) Evrensel konuları işleyen şiirlerin çevirisinin de zevkle okunabileceği ✓
- C) Şiirin çevirisi yapılamaz, görüşünün hâlâ geçerliliğini koruduğu
- D) Gerçek şiirin, açıklamasının bile yapılamayacağı
Parçanın sonunda 'şairler ortak görüşleri dile getirir ve bu yüzden çeviri şiiri okurken ondan bir tat alırız' ifadeleri, uluslara dair evrensel duyguları barındıran şiirlerin çevrilip de okunabileceğini ve tadılabileceğini bildirmektedir.