menu
MemurOl
Türkçe Testleri

Sözcükte Anlam 7

Soru 1 / 25

“Perde” kelimesi aşağıdaki cümlelerden hangisinde terim anlamıyla kullanılmıştır?

Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
  1. 1. “Perde” kelimesi aşağıdaki cümlelerden hangisinde terim anlamıyla kullanılmıştır?

    • A) Güneşten perdelerin rengi atmış.
    • B) Şinasi’nin bu oyunu tek perdeden oluşmaktadır.
    • C) Başım döndü, sanki gözüme perde indi.
    • D) Bu haberle gerçekleri perdeliyorsun.

    B‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde 'perde', tiyatro sanatına ait bir bölümü ifade ettiği için terim anlamlıdır.

  2. 2. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde somut anlamlı bir kelime anlam genişlemesiyle soyut anlam kazanmıştır?

    • A) Üzerine atılan çamurdan sonra kimseyle konuşmaz olmuştu.
    • B) Yanımda rahatsız etmekten çekinen bir arkadaş gibi duran kitabı çevirdim.
    • C) Yüzümü kıpırtılı denize doğru çevirip onu düşündüm.
    • D) Vapur kıyıya homurtuyla yaklaşırken yağmur başladı.

    A‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğindeki 'çamur' somut bir maddedir ancak bu cümlede 'iftira' anlamında (soyut) kullanılarak mecaz anlam kazanmıştır.

  3. 3. Çok genel bir değerlendirmeyle söyleyebilirim ki, artık tiyatro yazarlarımız merceğini toplumun sorunlarına odaklamıştır. Bunun sonucunda kendi sorunlarının sahnede sergilendiğini gören halk, salonları doldurmaya başlamıştır. Bu parçada geçen” merceğini toplumun sorunlarına odaklamak” sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Yaşamdaki çelişkileri yansıtmak
    • B) Ulusal özelliklerden yola çıkmak
    • C) İnsanımızın bilinmeyen yönlerini ortaya çıkarmak
    • D) Sosyal problemler üzerine yoğunlaşmak

    “Merceğini‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ odaklamak” ifadesi bir noktaya dikkati ve çalışmayı yoğunlaştırmak demektir. Bu cümlede odak noktasının 'toplumun sorunları' olduğu belirtilerek sosyal problemlere öncelik verildiği anlatılmaktadır.

  4. 4. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “kapalı” sözcüğü “O kadar dolaştım açık bir dükkan bulamadım.” cümlesindeki “açık” kelimesinin anlamca karşıtıdır?

    • A) Bana düşüncelerini üstü kapalı bir şekilde anlatıvermişti.
    • B) Pencereyi kapalı tutarsan oda yeterince havalanmaz.
    • C) Şimdi bütün resmi daireler kapalıdır, yarın gidelim.
    • D) Yiyeceklerin üzeri daima kapalı olmalıdır.

    Öncül‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ cümlede 'açık' sözcüğü 'çalışır durumda olan, hizmet veren' anlamında kullanılmıştır. Bu anlamın tam karşıtı (zıttı) 'kapalı' sözcüğünün 'hizmete ara vermiş, tatil edilmiş' anlamıdır. C seçeneğinde resmi dairelerin çalışma durumuna son vermesi anlamında kullanılarak bu zıtlığı karşılamıştır.

  5. 5. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “kendi” sözü deyim içinde kullanılmamıştır?

    • A) O yaşlandıkça kendini bıraktı, ne giydiğine bakmaz oldu.
    • B) Karşıdaki evden gelen müzik sesine kendimi kaptırıp yaptığım işi unuttum.
    • C) Haberi duyunca bayılan kardeşim ancak gece yarısı kendine geldi.
    • D) Her mecliste kendinden söz ediyor, başkalarını hiç mi beğenmez o?

    D‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğindeki 'kendinden söz etmek' ifadesinde 'kendi' kelimesi dönüşlülük zamiri görevinde ve temel anlamında kullanılmıştır, bu nedenle bir deyim değildir. C seçeneğindeki 'kendine gelmek' sözü ise fiziksel bir hareketi değil 'ayılmak, bilincini yeniden kazanmak' durumunu ifade eden, gerçek anlamından uzaklaşarak mecazlaşmış bir deyimdir. Diğer şıklardaki 'kendini bırakmak' (bakımsızlaşmak) ve 'kendimi kaptırmak' (dikkati bir şeye yoğunlaştırıp çevreyi unutmak) da birer deyimdir.

  6. 6. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “darılmak, gücenmek” anlamında bir deyim kullanılmıştır?

    • A) Onu kızdırmaya gelmez, ağzına geleni sayar.
    • B) Ne o, yüzünden düşen bir parça, kime kızdın yine.
    • C) Bu kadarcık söz yüzünden bana gönül koyacağını nereden bilebilirdim?
    • D) Senden çekindiğimi sanıyorsan aldanıyorsun.

    “Gönül‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ koymak” deyimi, birine haksız veya kırıcı davranışı nedeniyle kırılmak, darılmak ve gücenmek anlamlarına gelir.

  7. 7. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “koku” kelimesi “belirti” anlamında kullanılmıştır?

    • A) Güzel kokuya kim bayılmaz ki!
    • B) Körfezin pis kokusu civarda oturanları rahatsız ediyor.
    • C) Demedi deme, senin oğlan bir şeyler çeviriyor, yakında kokusu çıkar.
    • D) Ortalıkta bir savaş kokusu var, iki devletin arası iyice gerildi.

    D‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde 'savaş kokusu' ifadesi, savaşın gerçekleşeceğine dair işaretlerin, belirtilerin somutlaştığı anlamında kullanılmıştır.

  8. 8. Kimi zaman bir varlığın adı, o varlıkla biçimsel ya da işlevsel benzerliğinden dolayı, yakıştırma yoluyla başka bir varlığa verilebilir. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bu yolla oluşturulmuş bir sözcük görülmektedir?

    • A) Odasında yalnız kaldığı zamanlar hep kuyruğu metrelerce uzayan bir gelinliğin hayalini kurardı.
    • B) Yaşlı adam arabasına birkaç kürek kum atmıştı ki aniden yere yığıldı.
    • C) Gemicinin resmini bakır levha üzerine oya gibi işlemişlerdi.
    • D) Çocukların müsamerede giydikleri kıyafetin püskülleri vardı.

    A‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğindeki 'kuyruk' sözcüğü, temel anlamda hayvanların bir organıdır. Gelinliğin arkasından sarkan uzun parçanın hayvandaki kuyruğa şekilsel benzerliği nedeniyle bu isimle anılması bir yakıştırma (yan anlam) örneğidir.

  9. 9. “Neydi o günler …” cümlesinin sonuna aşağıdakilerden hangisi getirilirse “yaşanan günlerin kötü olduğu” anlaşılır?

    • A) keşke bir daha dönebilsem o günlere.
    • B) her anına ömrümü veresim geliyor.
    • C) rüya alemlerinde yaşar gibiydim.
    • D) kabus diye buna derler herhalde.

    D‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğindeki 'kabus' kelimesi korkutucu, kötü ve istenmeyen durumları simgeler. Cümlenin sonuna eklendiğinde geçmişteki günlerin acı verici ve kötü olduğu anlamı netleşir.

  10. 10. “Kişiye isnat edilen haksız suçlama” anlamına gelen deyim aşağıdakilerden hangisinde vardır?

    • A) Ona böyle bir yafta yapıştırmandan dolayı sana kızgınım.
    • B) Etrafı melek kisvesine bürünmüş şeytanlarla dolu.
    • C) Senon bu gömleğin de iyi kir götürüyor.
    • D) Biz kimseye kin tutmayız, kamu âlem birdir bize.

    “Yafta‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ yapıştırmak” deyimi, bir kimseyi gerçekte olmayan bir sıfatla veya suçla haksız yere nitelendirmek, onu suçlamak anlamına gelir. Tanımda verilen 'haksız suçlama' anlamını tam olarak karşılar.

  11. 11. Somut anlamlı bir sözcük, anlam genişlemesi yoluyla soyut anlam kazanabilir. Böyle bir anlam değişmesini örneklendiren sözcük aşağıdaki cümlelerin hangisinde vardır?

    • A) Yazılarında duygularını çok güzel ifade edebiliyor.
    • B) Hayatın zorlukları karşısında hiçbir zaman yılmamalısınız.
    • C) Elinizdeki kitapçıkta makineyi nasıl kullanacağınız yazılıdır.
    • D) Küçük çocuktaki kafa hiçbirimizde yok.

    D‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde geçen 'kafa' sözcüğü normalde vücudun bir parçası (somut) olmasına rağmen bu cümlede 'akıl, zeka, kavrayış' (soyut) anlamında kullanılarak anlam genişlemesine uğramıştır.

  12. 12. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde insandan doğaya aktarma vardır?

    • A) Bindiğim vapurda çantamdan çıkarıp karıştırmaya başladım.
    • B) Sulamadığın için çiçekler sana kırgın.
    • C) Eskici aslında acıklı bir hikayedir, insanın içini kavurur.
    • D) Hasan, dilini büsbütün işitemediği bir ortamda susar.

    İnsana‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ özgü olan 'kırgınlık' duygusu, doğadaki bir varlığa (çiçeklere) aktarılmıştır. Bu tür sanatlı kullanımlara teşhis (kişileştirme) de denir ve bu bir 'insandan doğaya aktarma' örneğidir.

  13. 13. “Arkadaşlar, lütfen daha fazla onun yarasını deşmeyin.” cümlesindeki deyimle aynı anlama gelen kelime veya kelime grubu aşağıdakilerden hangisinde vardır?

    • A) Her inancın özelliği, ölümün yok etmediği bir anlam vermektir.
    • B) Anlattığım hikaye ona kızının ölümünü hatırlattı, acısını tazeledi onun.
    • C) Tolstoy bizi en tehlikeli çatışmalarına sürükler, en gizli kalmış duyguları ortaya çıkarır.
    • D) Tam da bu tespitleri doğrulayan bir hissiyatla irkiliyordum.

    “Yarasını‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ deşmek” deyimi, unutulmuş bir acıyı, dertleri tekrar hatırlatmak ve tazelemek anlamına gelir. C seçeneğindeki 'acısını tazelemek' ifadesi bu deyimin tam karşılığıdır.

  14. 14. I. Biraz önce yoldan geçen arabayı gördün mü? II. Onun gözü yalnızca yaptığı işi görüyor. III. Bir iş için yarın okul müdürünü göreceğim. IV. Dedem, gençliğinde çok sıkıntılı günler görmüş. V. Bu işin sonunun kötü olacağını o da gördü. Bu cümlelerde “gör-” kelimesi kaç farklı anlamda kullanılmıştır?

    • A) 2
    • B) 5
    • C) 4
    • D) 3

    I'de‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ 'gözle algılamak', II'de 'odaklanmak', III'de 'görüşmek', IV'de 'yaşamak', V'de ise 'sezmek' anlamlarındadır. B seçeneğinde belirtildiği üzere toplam 5 farklı anlam vardır.

  15. 15. “Hangi yoldan gitmemiz gerektiğini şu taksiye soralım.” cümlesinde “taksi” sözcüğü “taksi şoförü” anlamında kullanılmıştır. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde buna benzer bir kullanım vardır?

    • A) Bizim semtin pazarı çarşamba günleri kurulur.
    • B) Yol kenarına park edilen arabalar birer birer çekildi.
    • C) Öğretmen içeri girince bütün sınıf ayağa kalktı.
    • D) Okuduğum romanda, şehirden köye taşınan bir çocuğun hayatı anlatılıyor.

    C‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde geçen 'sınıf' sözcüğü ile kastedilen fiziksel sınıfın kendisi değil, sınıfın içindeki öğrencilerdir (yer-insan ilişkisiyle ad aktarması). Bu, öncül cümledeki 'taksi/şoför' ilişkisiyle kurulan ad aktarmasına benzer bir kullanımdır.

  16. 16. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde dolaylama vardır?

    • A) Senin bitip tükenmek bilmeyen isteklerinden yoruldum.
    • B) Orta saha oyuncusu meşin yuvarlağı taca attı.
    • C) Onu düğünde görünce bir hoş oldum.
    • D) Çalışmaktan bitap düştü, daha fazla dayanamadı.

    B‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğindeki 'meşin yuvarlak' ifadesi 'top' kelimesini karşılayan yaygın bir dolaylama örneğidir.

  17. 17. “Odaya adımını yavaşça attı.” cümlesindeki “yavaşça” sözcüğünün anlamca özdeşi (eş anlamlısı) aşağıdaki cümlelerden hangisinde kullanılmıştır?

    • A) Odanın dumanı çıksın diye hemen pencereyi açtı.
    • B) Merdivenlerden aşağıya usul usul iniyordum.
    • C) Duvarda yan yana iki lamba asılı idi.
    • D) Yüzlerinin kızarmasından, çok utandıkları belli oluyordu.

    Doğru‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ cevap B seçeneğidir. Dil bilgisi kurallarına göre, B seçeneğindeki “usul usul” ikilemesi, 'yavaşça' zarfı ile eş anlamlıdır. Bu durum, Türkçe'deki kelime türlerinin işlevlerini ve cümle içindeki anlamsal katkılarını kavramak açısından önemli bir kuraldır.

  18. 18. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde deyim, açıklamasıyla birlikte verilmiştir?

    • A) Ben çocuğu okuldan alıp eve gelene kadar, şu eşyalara göz kulak oluver.
    • B) Müşterilere kaba davranan bu memurun kulağının bükülmesi, dikkatli olması için uyarılması gerekiyor.
    • C) Gecemizi gündüzümüze katarak çalıştık, sonunda bu parkı açılışa ve kullanıma hazır hale getirdik.
    • D) Amcam yurtdışından döndükten sonra her şeyden elini eteğini çekti, bağdaki küçük eve yerleşti.

    'Kulağının‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ bükülmesi' deyimi, hemen ardından gelen 'dikkatli olması için uyarılması' ifadesiyle açıklanmıştır.

  19. 19. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ikileme, cümleye 'kesinlik' anlamı katmıştır?

    • A) Bulaşıkları şöyle böyle yıkamış.
    • B) Bu işi er geç bitireceğiz.
    • C) Yavaş yavaş yürüyerek geldi.
    • D) Ilgıt ılgıt bir rüzgâr esiyordu.

    Doğru‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ cevap B seçeneğidir. • Er geç: 'Erken veya geç olsa da mutlaka' anlamına gelir, eylemin gerçekleşeceğine dair kesinlik bildirir.

  20. 20. I. Kumaşı makasla düzgünce kesen terzi, rahat tavırlarıyla dikkat çekiyordu. II. Müziği keserek ödevlerine kaldığı yerden devam etti. III. Saatini kestiremediğimiz bir anda karşımıza çıktı. IV. Sınavımın ne zaman biteceğini kestiremiyorum. “Kesmek / Kestirmek” sözcüğü, yukarıdaki numaralanmış cümlelerin hangilerinde aynı anlamda kullanılmıştır?

    • A) I ve II
    • B) II ve III
    • C) III ve IV
    • D) I ve IV

    III.‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ ve IV. cümlelerdeki 'kestirmek' sözcüğü, bir durumu önceden tahmin etmek veya yaklaşık olarak belirlemek anlamında kullanılmıştır.

  21. 21. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yansıma bir sözcük kullanılmamıştır?

    • A) Çatıdan tıkırtılar geliyor, yukarıda kedi mi var ne?
    • B) Duvardaki sızıntıya bakılırsa burada çok nem var.
    • C) Bu patırtı da neyin nesi, sokakta kavga var galiba.
    • D) Radyo iyi çekmiyor galiba, çok cızırtı yapıyor.

    Yansıma‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ sözcükler doğadaki seslerin taklidiyle oluşur. Tık, pat, cız gibi sesler yansımadır. Ancak B seçeneğindeki 'sızıntı' kelimesi görsel bir durumu (sıvı akışını) ifade eder, temelinde bir ses taklidi yoktur.

  22. 22. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde deyim, açıklamasıyla birlikte _verilmemiştir?_

    • A) Günler süren öksürüğü hafife alınca hastalığı daha da ilerledi.
    • B) İşleri yetiştirmek için bizi durup dinlendirmeden çalıştırıyor, adeta bize nefes aldırmıyor.
    • C) Bu yaşta bu işi yapmayı gözüm kesmiyor, kendime güvenemiyorum.
    • D) Bizim onunla ilgili konuştuklarımızı gidip kendisine söylüyor, aramızda laf taşıyormuş.

    A‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde 'hafife almak' deyimi (bir şeyi önemsememek) kullanılmıştır ancak deyimin anlamını açıklayan ek bir ifadeye yer verilmemiştir. Diğer seçeneklerde açıklamalar mevcuttur.

  23. 23. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde deyim kullanılmamıştır?

    • A) O yıllarda köyümüzde eli kalem tutan birisi yoktu.
    • B) Beni çok rahatsız eden bu durumu o hafife alıyor.
    • C) Türkçem zayıf olduğu için teyzem bana ders çalıştırıyor.
    • D) Dün akşam yazdığım mektubu şimdi temize çekiyorum.

    A'da‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ 'eli kalem tutmak' (okur yazar olmak), B'de 'hafife almak' (küçümsemek) ve D'de 'temize çekmek' (müsveddeyi düzgün yazmak) birer deyimdir. C seçeneğinde ise herhangi bir deyimsel kullanım yoktur, sadece temel ve yan anlamlı kelimeler bulunmaktadır.

  24. 24. Aşağıdakilerin hangisinde geç kalmışlığı dile getiren bir deyime yer verilmemiştir?

    • A) Fol yok yumurta yok.
    • B) Geçti Bor’un pazarı sür eşeğini Niğde’ye.
    • C) Atı alan Üsküdar’ı geçti.
    • D) Üsküdar’da sabah oldu.

    Sözcükte‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ Anlam - Deyim Analizi (Geç Kalmışlık): • 'Geçti Bor'un pazarı sür eşeğini Niğde'ye.' → İş işten geçti, fırsat kaçtı → GEÇ KALMA ✓ • 'Atı alan Üsküdar'ı geçti.' → Bir iş artık gerçekleşti, geri dönüş yok → GEÇ KALMA ✓ • 'Üsküdar'da sabah oldu.' → Fırsat kaçtı, geç kalındı → GEÇ KALMA ✓ • 'Fol yok yumurta yok.' → Bir şeyin hiç izinin, sonucunun olmaması anlamını taşır; GEÇ KALMAYI değil, bir şeyin hiç var olmadığını ifade eder. 💡 Doğru Cevap: 'Fol yok yumurta yok.' seçeneğidir.

  25. 25. Alışılmamış bağdaştırmalar kullanan şairler, dilin daha önce bir araya getirilmemiş malzemeleriyle yeni tatlar sunan şefler gibidir. Aşağıdaki dizelerin hangisi “yeni tatlar sunan bir şef” e ait olabilir?

    • A) Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git / Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar
    • B) Uykuların kaçar geceleri / Bir türlü sabah olmayı bilmez
    • C) Ben bu gurbet ile düştüm düşeli / Her gün biraz daha süzülmekteyim
    • D) Saat Çini vurdu birden: pirinççç / Ben gittim bembeyaz uykusuzluktan

    'Saat‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ Çini vurdu birden: pirinççç' ve 'bembeyaz uykusuzluk' ifadeleri alışılmamış bağdaştırmalara örnektir ve şairin dile yeni bir 'tat' kattığını gösterir.