Genel Tekrar Testi - 100
Türkiye'de Karadeniz kıyılarında dağların denize paralel uzanması ve yüksek olması ile Ege kıyılarında dağların denize dik uzanması arasındaki fark, aşağıdaki sonuçlardan hangisiyle doğrudan ilişkilidir?
Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
1. Türkiye'de Karadeniz kıyılarında dağların denize paralel uzanması ve yüksek olması ile Ege kıyılarında dağların denize dik uzanması arasındaki fark, aşağıdaki sonuçlardan hangisiyle doğrudan ilişkilidir?
- A) Karadeniz kıyılarında yağışın her mevsim görülmesi, Ege kıyılarında ise deniz etkisinin iç kesimlere kadar ulaşabilmesi ✓
- B) Ege kıyılarında sıcaklık farkının Karadeniz kıyılarına göre daha fazla olması
- C) Karadeniz kıyılarının Ege kıyılarına göre daha yüksek enlemlerde yer alması
- D) Ege kıyılarında yıllık ortalama yağışın Karadeniz kıyılarını her zaman aşması
- E) Karadeniz kıyılarında kış yağışlarının yaz yağışlarından kesinlikle daha fazla olması
Karadeniz'de kıyıya paralel uzanan dağlar (Kuzey Anadolu Dağları) nemli hava kütlelerinin iç kesimlere geçişini engeller; bu nedenle Karadeniz iklimi yalnızca dar bir kıyı şeridinde kalır ve yağışlar tüm mevsimlere görece eşit dağılır. Ege'de ise dağlar denize dik uzandığından oluşan vadiler, deniz etkisini iç kesimlere taşır ve Akdeniz ikliminin etki alanını genişletir. Bu durum verilen sonuçların en doğru açıklamasıdır. D şıkkı yanlıştır; Karadeniz'de yağış her mevsim görülmekte olup kış her zaman en yağışlı mevsim değildir, doğu Karadeniz'de sonbahar daha yağışlıdır.
2. Türkiye'de bazı yıllarda El Niño kaynaklı küresel ısınma anomalilerinin etkisiyle Akdeniz havzasında kış yağışları normalin belirgin biçimde altına düşmektedir. Bu durumun Türkiye'de yol açabileceği zincirleme sonuçlar arasında aşağıdakilerden hangisi yer almaz?
- A) Doğu Karadeniz'de yağış miktarının benzer oranda azalması ✓
- B) Barajlardaki su rezervlerinin azalarak hidroelektrik üretiminin düşmesi
- C) Güneybatı Anadolu'da tarımsal kuraklık riskinin artması
- D) İç Anadolu'da tahıl üretiminde verim düşüşü yaşanması
- E) Orman yangını riskinin Akdeniz ve Ege bölgelerinde yükselmesi
El Niño ve Akdeniz havzasındaki atmosferik anomaliler Akdeniz, Ege ve İç Anadolu'yu etkileyen Batı rüzgârlarının zayıflamasıyla ilgilidir. Ancak Doğu Karadeniz yağışları ağırlıklı olarak kuzey ve kuzeydoğudan gelen nemli hava kütleleriyle beslenir; bu hava kütleleri Atlantik kökenli Batı rüzgârlarından farklı bir dinamiğe sahiptir. Bu nedenle Akdeniz havzasındaki kuraklık anomalisi Doğu Karadeniz yağışlarını benzer oranda etkilemez. Diğer seçenekler doğrudan ya da dolaylı olarak bu süreçten etkilenebilecek durumları doğru biçimde yansıtmaktadır.
3. Aşağıdaki tabloda Türkiye'nin dört farklı istasyonuna ait veriler yer almaktadır: İstasyon A: Yıllık yağış 2500 mm, Ocak sıcaklığı +7°C, Temmuz sıcaklığı +23°C İstasyon B: Yıllık yağış 300 mm, Ocak sıcaklığı -8°C, Temmuz sıcaklığı +25°C İstasyon C: Yıllık yağış 650 mm, Ocak sıcaklığı +10°C, Temmuz sıcaklığı +27°C İstasyon D: Yıllık yağış 500 mm, Ocak sıcaklığı +3°C, Temmuz sıcaklığı +20°C Bu istasyonlardan hangisi Doğu Karadeniz kıyılarındaki bir noktaya aittir?
- A) İstasyon C ve İstasyon D
- B) İstasyon B ve İstasyon C
- C) Yalnızca İstasyon C
- D) İstasyon A ve İstasyon D
- E) Yalnızca İstasyon A ✓
Doğu Karadeniz kıyıları Türkiye'nin en yağışlı bölgesidir; Rize ve çevresi 2000 mm'nin üzerinde, bazı alanlarda 3000 mm'yi aşan yıllık yağış alır. Kış sıcaklıkları deniz etkisiyle ılıman (+6 ile +8°C arası), yaz sıcaklıkları ise ılıman-sıcak (+22 ile +25°C) seyreder. İstasyon A (2500 mm, +7°C / +23°C) bu özelliklerin tamamını karşılamaktadır. İstasyon B düşük yağış ve sert kışıyla karasal iklimi, İstasyon C yüksek yaz sıcaklığı ve görece az yağışıyla Akdeniz kıyısını, İstasyon D ise Marmara ya da batı Karadeniz geçiş kuşağını çağrıştırmaktadır.
4. Türkiye'de Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin yıllık yağış ortalaması İç Anadolu'dan daha düşük olmasına rağmen tarımsal sulama ihtiyacı İç Anadolu'ya kıyasla çok daha yüksektir. Bu durumun temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Güneydoğu Anadolu'da arazi yapısının düz olması ve yüzey akışının fazla olması
- B) Güneydoğu Anadolu'da yaz sıcaklığının çok yüksek olması nedeniyle buharlaşma-terlemenin potansiyel yağışı fazlasıyla aşması ✓
- C) İç Anadolu'da toprak yapısının suyu daha iyi depolaması
- D) Güneydoğu Anadolu'da ekilen ürünlerin su tüketiminin İç Anadolu'dan yapısal olarak daha düşük olması
- E) Güneydoğu Anadolu'da yer altı su kaynaklarının yetersiz olması
Sulama ihtiyacı yalnızca yağış miktarıyla değil, potansiyel buharlaşma-terleme (PET) değerleriyle doğrudan ilgilidir. Güneydoğu Anadolu'da yaz aylarında sıcaklıklar 40°C'yi aşabilmekte; bu da PET değerlerini son derece yükseltmektedir. Yağış miktarı görece düşük (yıllık 400-600 mm) olmasına karşın neredeyse tamamı kış mevsiminde düşmekte, tarımın yapıldığı yaz mevsiminde ise hemen hemen hiç yağış olmamaktadır. Bu durum su bütçesinde derin açıklara yol açar. İç Anadolu'da sıcaklıklar da düşük olmakla birlikte Güneydoğu Anadolu'nun ekstrem yaz sıcaklıkları PET'i çok daha yüksek kılar. Diğer seçenekler sulama ihtiyacındaki bu farkı açıklamada yetersiz kalır.
5. Türkiye'de bir meteoroloji istasyonunda yapılan uzun dönemli ölçümler sonucunda aşağıdaki veriler elde edilmiştir: Ocak-Mart döneminde yağışlı gün sayısı 45, Nisan-Haziran döneminde 28, Temmuz-Eylül döneminde 8, Ekim-Aralık döneminde 38 gün. Yıllık yağış toplamı 580 mm, Ocak sıcaklığı +4°C, Temmuz sıcaklığı +26°C'dir. Bu istasyon aşağıdaki bölgelerden hangisinde yer alıyor olabilir?
- A) Doğu Karadeniz kıyıları
- B) Güneydoğu Anadolu ovası
- C) Batı Akdeniz kıyıları ✓
- D) Doğu Anadolu yüksek platosu
- E) İç Anadolu step sahası
Yağışın kış döneminde yoğunlaşması (Ocak-Mart: 45 gün, Ekim-Aralık: 38 gün), yazın belirgin kurağa (Temmuz-Eylül: 8 gün) geçilmesi ve ocak sıcaklığının +4°C gibi ılıman seyretmesi tipik Akdeniz iklimine işaret eder. Yıllık yağışın 580 mm olması, yüksek değil orta düzeyde bir yağış aldığını göstermekte; bu da Batı Akdeniz kıyısındaki (Antalya çevresi, Muğla gibi) bir lokasyona denk gelmektedir. Doğu Karadeniz daha yüksek ve her mevsim yağışlıdır. Doğu Anadolu'da ocak sıcaklıkları çok düşük olurdu. İç Anadolu stepinde yağış rejimi daha farklı ve ocak sıcaklıkları daha düşüktür.
6. Aşağıda Türkiye'de etkili olan hava kütlesi-iklim etkisi eşleştirmeleri yapılmıştır. Bunlardan hangisi yanlıştır?
- A) Polar Arktik (cA) hava kütlesi → Doğu Anadolu'da şiddetli soğuk dalgaları ve çok katlı kar yağışı
- B) Tropikal Deniz (mT) hava kütlesi → Karadeniz kıyılarında sonbahar yağışlarının artması ✓
- C) Tropikal Kıta (cT) hava kütlesi → Güneydoğu Anadolu'da yaz mevsiminde sıcak ve kuru koşullar
- D) Polar Deniz (mP) hava kütlesi → Ege ve Marmara bölgelerinde ılıman kış yağışları
- E) Polar Kıta (cP) hava kütlesi → İç Anadolu'da uzun süreli donlu havalar ve yer donması
Karadeniz kıyılarındaki yağışlar ağırlıklı olarak Karadeniz üzerinden gelen nemli hava kütleleri ve kuzeyden gelen Polar Deniz (mP) kökenli sistemlerle beslenir. Tropikal Deniz (mT) hava kütlesi ise özellikle güney kökenli ve daha sıcak-nemli karakterdedir; Karadeniz sonbahar yağışlarının temel kaynağını oluşturmaz. Bu eşleştirme doğrudan yanlıştır. Diğer eşleştirmeler genel olarak kabul görmüş hava kütlesi-iklim etkisi ilişkilerini yansıtmaktadır.
7. Türkiye'de 'continentality index' (kıtasallık indeksi) değeri en yüksek olan bölge ile en düşük olan bölgeyi karşılaştıran bir araştırmacı aşağıdaki sonuçlardan hangisine ulaşamaz?
- A) İndeksi yüksek bölgede genleşme-büzülme kaynaklı fiziksel ayrışma daha belirgindir.
- B) İndeksi düşük bölgede donma-çözülme döngüsü daha az gerçekleşir.
- C) İndeksi yüksek bölgede toprakların çözülme derinliği mevsimsel olarak büyük dalgalanmalar gösterir.
- D) İndeksi yüksek bölgede vejetasyon sezonu kısa, indeksi düşük bölgede ise görece uzundur.
- E) İndeksi düşük bölgede yıllık yağış her zaman indeksi yüksek bölgeyi aşar. ✓
Kıtasallık indeksi yüksek olan bölge (Doğu Anadolu) ile düşük olan bölge (Batı ve Güney Anadolu kıyıları) karşılaştırıldığında, indeksi düşük bölgelerin mutlaka daha fazla yağış aldığı söylenemez. Örneğin Ege kıyılarında yıllık yağış 600-700 mm iken Doğu Anadolu'nun bazı kesimlerinde (özellikle Rize'nin karşı yönünde yer alan ancak kıtasal özellikli olmayan bazı alanlar hariç) yağış 400-600 mm arasında seyredebilir; ancak bazı kıtasal alanlardaki yağış kıyı alanlarından az olmakla birlikte her zaman az değildir. Ayrıca bazı kıyı alanları kısa yağışlı mevsime sahipken iç kesimlerin toplam yağışı benzer olabilir. Bu nedenle 'her zaman' ifadesini içeren C şıkkı yanlış bir sonuçtur; araştırmacı bu yargıya ulaşamaz.
8. Türkiye'de uzun yıllar yağış ortalamalarına göre hazırlanan bir haritada Toros Dağları'nın güney yamaçları ile kuzey yamaçları arasında belirgin bir yağış asimetrisi gözlemlenmektedir. Bu asimetrinin oluşmasında birincil etken aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Güney yamaçlarda bitki örtüsünün transpirasyonla havaya kattığı nemin yağışa dönüşmesi
- B) Kuzey yamaçlara çarpan İç Anadolu kökenli kuru hava kütlelerinin güneye geçememesi
- C) Torosların kuzey yamaçlarında güneş ışınlarının daha az açılı gelmesiyle yüzey ısınmasının azalması
- D) Torosların yüksekliğinin güneyden gelecek tüm siklonları tamamen engellediği için iç kesimlerde her zaman kuraklığın hâkim olması
- E) Akdeniz'den gelen nemli hava kütlelerinin güney yamaçlara yağış bırakarak kuzeye geçerken föhn etkisiyle ısınıp kuruması ✓
Akdeniz'den gelen ılıman ve nemli hava kütleleri, Toros Dağları'nın güney yamaçlarında orografik (yamaç) yağış oluşturur; bu yamacı aşarak iç kesimlere geçen hava kütleleri alçalarak sıkışır ve föhn etkisiyle ısınıp kurur. Bu süreç hem güney yamaçların çok daha yağışlı olmasını hem de iç kesimlerle kuzey yamaçların görece kurak kalmasını açıklar. Bu, orografik yağış ve föhn kombinasyonunun klasik bir örneğidir. Diğer seçenekler fiziksel coğrafya açısından ya kısmen doğru ya da tamamen yanlış mekanizmaları içermektedir.
9. Aşağıdaki ifadelerden hangisi Türkiye iklimi açısından kesinlikle yanlıştır?
- A) Ege Bölgesi'nde dağların denize dik uzanması deniz etkisinin iç kesimlere nüfuz etmesini kolaylaştırır.
- B) Güneydoğu Anadolu'da yazın güneybatı Asya'dan gelen tropikal kıta hava kütleleri kuru ve kavurucu koşullar oluşturur.
- C) Doğu Karadeniz yağışları ağırlıklı olarak sonbahar ve kış mevsimlerine konsantredir. ✓
- D) İç Anadolu'da karasal iklim koşulları nedeniyle yıllık sıcaklık genliği kıyı bölgelerine kıyasla daha büyüktür.
- E) Türkiye'de dağ başı yüksek kesimler hariç Akdeniz havzasında hiçbir noktada kalıcı kar gözlemlenmez.
Doğu Karadeniz yağışları Türkiye'nin en belirgin yağış rejimi özelliklerinden birine sahiptir: yağışlar bütün mevsimlerde görülür ve ülke genelinde yıl içinde yağışın en eşit dağıldığı bölgedir. Sonbahar ve kış dönemleri yağışça zengin olsa da yaz mevsiminde de önemli miktarda yağış düşer; bu nedenle yağışların 'ağırlıklı olarak sonbahar ve kış mevsimlerine konsantre olduğu' ifadesi yanlıştır. Bu durum Akdeniz iklimiyle karıştırılmamalıdır. Diğer seçenekler Türkiye iklimi açısından doğru tespitler içermektedir.
10. Türkiye'de iklim değişikliğine bağlı gözlemler incelendiğinde son 50 yılda Akdeniz ve Ege bölgelerinde yağış miktarlarında azalma, sıcaklıklarda yükselme tespit edilmiştir. Bu değişimin tarım, su yönetimi ve ekoloji açısından yol açabileceği olası sonuçlar arasında aşağıdakilerden hangisi yer almaz?
- A) Akarsu rejiminin düzensizleşmesi ve taşkın ile kuraklık döngüsünün sıklaşması
- B) Yaz mevsiminde orman yangını riskinin ve yanan alan miktarının artması
- C) Turunçgil ve zeytin tarımının kuzeye doğru kayması
- D) Akdeniz bölgesindeki maki vejetasyonunun daha yüksek rakımlara doğru yayılması
- E) GAP kapsamındaki Fırat ve Dicle havzalarında su kaynaklarının artması ✓
İklim değişikliğiyle Akdeniz havzasında genel bir kurulaşma ve ısınma trendi öngörülmektedir. Bu durum Fırat ve Dicle havzalarında yağışların azalması, kar erimesinin erken gerçekleşmesi ve yaz mevsiminde su akışlarının düşmesi anlamına gelir. Dolayısıyla GAP bölgesindeki su kaynakları artmaz, aksine azalır. Bu seçenek iklim değişikliğinin beklenen sonuçlarıyla çelişmekte olup sorulan 'yer almaz' koşulunu karşılamaktadır. Diğer seçeneklerin tamamı iklim değişikliğine bağlı beklenen ve gözlemlenen sonuçlardandır.
11. Türkiye'nin belirli bir dağ istasyonunda kış mevsiminde sıcaklık terselmesi (inversiyon) gözlemlenmektedir. Bu durumun doğrudan sonuçları arasında aşağıdakilerden hangisi kesinlikle yer almaz?
- A) İnversiyon tabakasının üzerindeki konvektif bulutların gelişiminin hızlanması ✓
- B) Alçak kesimlerde sis ve duman tabakasının uzun süre dağılmaması
- C) Vadilerin yamaçlara göre daha soğuk kalması ve don olaylarının vadi tabanlarında yoğunlaşması
- D) Yüksek kesimlerdeki bitki örtüsünün alçak kesimlere göre kışı daha ılıman geçirmesi
- E) Hava kirliliğinin alçak kesimlerde sıkışarak konsantrasyonunun artması
Sıcaklık inversiyonunda alttan yukarıya doğru gidildikçe sıcaklık düşmek yerine artar; bu durum atmosferik karışımı engeller ve stabil bir katmanlı yapı oluşturur. İnversiyon koşullarında konvektif hareketler (yukarı doğru hava yükselimi) baskılanır; bu nedenle inversiyon tabakasının üzerindeki konvektif bulut gelişiminin hızlanması değil, tam tersine azalması ya da engellenmesi beklenir. D şıkkı inversiyon dinamikleriyle çelişmektedir ve kesinlikle inversiyon sonucu değildir. Diğer seçenekler inversiyon koşullarında gözlemlenen tipik sonuçlardır.
12. Aşağıdaki tabloda Türkiye'nin farklı bölgelerine ait bazı iklim göstergeleri verilmiştir: - Bölge 1: Vejetasyon süresi 11 ay, donlu gün sayısı <5, yağış rejimi kış-sonbahar ağırlıklı - Bölge 2: Vejetasyon süresi 5 ay, donlu gün sayısı >120, yağış rejimi ilkbahar-yaz ağırlıklı - Bölge 3: Vejetasyon süresi 8 ay, donlu gün sayısı 30-50, yağış rejimi her mevsim - Bölge 4: Vejetasyon süresi 7 ay, donlu gün sayısı 50-70, yağış rejimi ilkbahar ağırlıklı Bu bölgeler sırasıyla hangi iklim tiplerine karşılık gelmektedir?
- A) İç Anadolu step – Doğu Anadolu karasal – Karadeniz – Akdeniz
- B) Akdeniz – Doğu Anadolu karasal – İç Anadolu step – Karadeniz
- C) Akdeniz – Doğu Anadolu karasal – Karadeniz – İç Anadolu step ✓
- D) Akdeniz – İç Anadolu step – Karadeniz – Doğu Anadolu karasal
- E) Karadeniz – İç Anadolu step – Akdeniz – Doğu Anadolu karasal
Bölge 1: 11 aylık vejetasyon, 5'ten az donlu gün, kış-sonbahar yağışı → Akdeniz iklimi (Antalya, Adana gibi kıyı kesimleri). Bölge 2: 5 aylık vejetasyon, 120'den fazla donlu gün, ilkbahar-yaz yağışı → Doğu Anadolu karasal iklimi (Erzurum, Kars gibi yüksek platolar). Bölge 3: 8 aylık vejetasyon, 30-50 donlu gün, her mevsim yağışlı → Karadeniz iklimi (ılıman, nemli, dört mevsim yağışlı). Bölge 4: 7 aylık vejetasyon, 50-70 donlu gün, ilkbahar ağırlıklı yağış → İç Anadolu step iklimi (Ankara, Konya gibi iç kesimler). Bu eşleştirme A şıkkında doğru olarak yer almaktadır.
13. Türkiye'de meteoroloji tarihinde kayıtlara geçmiş aşağıdaki ekstrem iklim olaylarından hangisinin oluşum mekanizması diğerlerinden yapısal olarak farklıdır?
- A) Marmara'da Sibirya kökenli bir yüksek basıncın yerleşmesiyle birlikte karayel rüzgârlarının şiddetlenmesi ve sıcaklıkların hızla düşmesi
- B) Ege kıyılarında kuzeyden gelen soğuk hava ile Ege Denizi'nin ılıman sularından buharlaşan nemli havanın karşılaşmasıyla oluşan konvektif yağış
- C) Doğu Karadeniz'de aynı gün içinde 200 mm'yi aşan konvektif sağanak yağış
- D) Toros Dağları'nın kuzey eteklerinde föhn rüzgârının etkisiyle sıcaklığın kış ortasında aniden 15°C yükselmesi ✓
- E) İç Anadolu'da radyasyonel soğuma sonucu gece yarısı oluşan kırağı ve don olayı
A, C, D ve E seçeneklerinde iklim olayları farklı kaynaklı olmakla birlikte hepsi ısı enerjisi transferi, hava kütlesi hareketi ya da radyasyon dengesiyle doğrudan ilişkili dinamik veya termodinamik süreçler sonucunda oluşmaktadır. B seçeneğindeki föhn olayı ise temelde mekanik-dinamik bir süreçtir: havanın bir dağ sırasını aşarken yağış bırakması (koşullu adiabatik soğuma) ve öteki yamaca inerken kuru adiabatik ısınmasıyla oluşur. Bu süreç diğer olayların aksine ağırlıklı olarak topoğrafya kaynaklı mekanik bir etkiyle gerçekleşir; konveksiyon, radyasyon veya doğrudan hava kütlesi adveksiyonuyla değil, orografik etkiyle açıklanır. Bu nedenle oluşum mekanizması yapısal olarak diğerlerinden farklıdır.
14. Türkiye'de kuzey yamaçların güney yamaçlara kıyasla daha nemli ve sık ormanlık olmasının temel nedeni, güneş ışınlarının kuzey yamaçlara daha küçük açıyla düşmesidir. Bu durum hangi iklim faktörünün etkisini doğrudan yansıtmaktadır ve hangi bölgede bu zıtlık en belirgin biçimde gözlemlenir?
- A) Bakı – Karadeniz Bölgesi dağlık kesimleri ✓
- B) Enlem – Akdeniz Bölgesi
- C) Rüzgâr yönü – Ege Bölgesi kıyıları
- D) Denizden uzaklık – İç Anadolu
- E) Yükselti – Doğu Anadolu Bölgesi
Bakı, bir yamaçın veya arazinin hangi yönü baktığını ifade eder ve bu durum güneş ışınlarının geliş açısını doğrudan etkiler. Kuzey bakılı yamaclar güneş ışınlarını küçük açıyla aldığından daha az ısınır, buharlaşma daha az olur ve nem korunur. Karadeniz Bölgesi'nin dağlık kesimlerinde (özellikle Kuzey Anadolu dağlarında) kuzey ve güney yamaclar arasındaki vejetasyon ve nem farkı Türkiye'nin en belirgin örneğini oluşturur. Bu durum aynı zamanda orografik etkiyle de iç içe geçmektedir.
15. Türkiye'de 'kontinentalite indeksi' değerleri batıdan doğuya ve kıyıdan iç kesimlere doğru artış göstermektedir. Aşağıdaki istasyonlara ait yıllık sıcaklık farklılıkları ve yağış rejimleri incelendiğinde hangisi bu indeksin en yüksek olduğu alana karşılık gelmez?
- A) Ankara – dört mevsim belirgin, bozkır vejetasyonu, yarı kurak
- B) Rize – yıl boyunca bol yağış, ılıman kış, sıcaklık farkı düşük ✓
- C) Erzurum – uzun ve sert kış, kısa yaz, step vejetasyonu
- D) Konya – yazları sıcak ve kurak, yağışlar ilkbahar ve kışa yoğunlaşmış
- E) Kars – yıllık sıcaklık farkı 40°C'ye yakın, karasal iklim
Kontinentalite indeksi, bir bölgenin kara ikliminin ne ölçüde egemen olduğunu gösterir; yüksek yıllık sıcaklık farkı, düşük yağış ve kurak yaz bu indeksin yüksekliğine işaret eder. Rize, Karadeniz kıyısında yer alır; yıl boyunca bol yağış alır (yıllık 2.000–2.500 mm), kış sıcaklıkları ılımandır, yıllık sıcaklık farkı küçüktür. Bu özellikler okyanus etkisini yansıtır ve düşük bir kontinentalite indeksine karşılık gelir. Dolayısıyla Rize, bu indeksin yüksek olduğu alana karşılık gelmez.
16. Türkiye'de Akdeniz ikliminin görüldüğü kıyı kesimlerinde yazın yağış miktarı çok düşük olmasına karşın bitki örtüsü tamamen kurumaz; maki ve kızılçam gibi bitkiler varlığını sürdürür. Bu durumu açıklayan en kapsamlı mekanizma hangisidir?
- A) Güneydoğu'dan gelen tropikal hava kütlelerinin nem içermesi
- B) Yaz mevsiminde denizel esintilerin nem taşıması
- C) Bitkilerin derin kök yapısıyla yeraltı suyuna ulaşması ve sklerofil adaptasyonları ✓
- D) Yağışın düzenli aralıklarla dağılması
- E) Yaz mevsiminde sıcaklığın ani düşüşlerle serinlemesi
Akdeniz ikliminde yazın yağış neredeyse hiç düşmez; bu dönemde Azor Yüksek Basıncı'nın etkisiyle alçalıcı hava hareketleri hâkimdir. Buna karşın maki ve kızılçam gibi bitkiler hayatta kalabilir çünkü sklerofil (sert, kalın, mumlu yapraklı) adaptasyonlar terlemeyi minimize eder ve derin kökler kapilariteyle yeraltı suyuna ulaşır. A seçeneğindeki denizel esintiler nem taşısa da bu yağışa dönüşmez; C ve D seçenekleri iklim gerçekleriyle çelişir; E seçeneği Akdeniz iklimine ait değildir.
17. Aşağıdaki tabloda dört istasyona ait bazı iklim verileri verilmiştir: İstasyon 1: En sıcak ay 28°C, en soğuk ay 6°C, yıllık yağış 620 mm, yağışın %70'i kış-ilkbaharda İstasyon 2: En sıcak ay 22°C, en soğuk ay –8°C, yıllık yağış 380 mm, yağışlar yıla düzenli dağılmış İstasyon 3: En sıcak ay 25°C, en soğuk ay 12°C, yıllık yağış 1.850 mm, yıl boyu yağışlı İstasyon 4: En sıcak ay 30°C, en soğuk ay –12°C, yıllık yağış 410 mm, yağışın %45'i ilkbaharda Bu istasyonları doğru sırayla Antalya – Ankara – Rize – Erzurum olarak eşleştiren seçenek hangisidir?
- A) 1-Antalya, 4-Ankara, 3-Rize, 2-Erzurum
- B) 3-Antalya, 1-Ankara, 4-Rize, 2-Erzurum
- C) 2-Antalya, 1-Ankara, 4-Erzurum, 3-Rize
- D) 1-Ankara, 2-Antalya, 3-Erzurum, 4-Rize
- E) 1-Antalya, 2-Ankara, 3-Rize, 4-Erzurum ✓
İstasyon 1: Kış-ilkbahar ağırlıklı yağış, ılıman kış (+6°C), sıcak yaz → Akdeniz iklimi → Antalya. İstasyon 2: Yıla düzenli dağılmış yağış, karasal özellik, soğuk kış (–8°C), nispeten düşük yağış → İç Anadolu karasalı → Ankara. İstasyon 3: Yıl boyu çok yağışlı (1.850 mm), ılıman kış (+12°C) → Karadeniz iklimi → Rize. İstasyon 4: Çok soğuk kış (–12°C), yüksek yaz sıcaklığı (30°C), büyük yıllık sıcaklık farkı, ilkbahar yağışları ağırlıklı → Doğu Anadolu karasalı → Erzurum. Bu eşleştirme A seçeneğiyle örtüşmektedir.
18. Türkiye'de föhn rüzgârı etkisiyle sıcaklık ve nem koşullarında dramatik değişimler yaşanabilmektedir. Bu rüzgârın oluşum mekanizması düşünüldüğünde, Türkiye'de föhn etkisine en sık maruz kalan kesim hangisidir ve bu alanda ekonomik açıdan hangi olumsuz sonuç en kritik düzeydedir?
- A) Karadeniz kıyıları – turizmin olumsuz etkilenmesi
- B) Ege kıyıları – zeytinliklerin dondan zarar görmesi
- C) Doğu Anadolu havzaları – erken kar erimesi ve sel riski ✓
- D) Güneydoğu Anadolu – tarım ürünlerinin yanması
- E) Marmara kıyıları – balıkçılık faaliyetlerinin aksaması
Föhn, dağ yamaçlarını aşan havanın rüzgar altı yamacına inerken kuru adyabatik ısınmayla sıcaklığının artması ve neminin düşmesi sonucu oluşan sıcak ve kuru rüzgârdır. Türkiye'de özellikle Doğu Anadolu'daki kapalı havzalarda (Muş, Erzincan, Iğdır) Kuzeydoğu'dan gelen soğuk hava kütlelerinin sıradağları aşmasıyla föhn olayları yaşanır. En kritik ekonomik etki ise ilkbaharda kar örtüsünü hızla eritip ani yüksek debili sel akışlarına ve tarım arazilerinin su altında kalmasına yol açmasıdır. Iğdır Ovası bu açıdan özellikle savunmasız bir kesimdir.
19. Türkiye'de yağış rejimi incelendiğinde Karadeniz Bölgesi'nin yıl boyu yağış almasına karşın Güneydoğu Anadolu'nun kurak bir yaz geçirmesinin temel dinamiklerinden biri, farklı dönemlerde bölgeye egemen olan hava kütlesi karakteridir. Bu bağlamda Güneydoğu Anadolu'da yazın yağışın son derece az olmasının birincil nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Bölgede subtropikal jet akımının yüksek irtifada nem taşımasına rağmen yeryüzüne ulaşamaması
- B) Bölgenin yükseltisinin düşük olması nedeniyle orografik yağışların meydana gelememesi
- C) Bölgenin denizden uzak olması nedeniyle nem taşıyan rüzgârların bölgeye ulaşamaması
- D) Azor Yüksek Basıncı'nın kuzey Afrika üzerinden genişleyerek bölge üzerinde alçalıcı hava hareketi oluşturması ✓
- E) Kuzey kutup kökenli hava kütlelerinin bölgeye ulaşmasının engellenmesi
Güneydoğu Anadolu, yazın Akdeniz'e benzer biçimde subtropikal yüksek basıncın (Azor Kökenli Yüksek Basınç ve kuzey Afrika antisiklonu) etkisi altına girer. Bu sisteme bağlı alçalıcı hava hareketleri yoğunlaşmayı engeller, bulut oluşumu ve yağış minimuma iner. Bölgenin denizden uzaklığı ek bir faktördür, ancak temel dinamik yüksek basınç kuşağının egemenliğidir. Karadeniz ise yıl boyunca cephesel sistemler ve orografik etki (Kuzey Anadolu dağları) nedeniyle yağış alır; yazın subtropikal yüksek basıncın etkisi daha zayıf kalır.
20. Türkiye iklim haritaları incelendiğinde İç Anadolu'nun step (bozkır) iklimi yaşamasına karşın aynı enlemde yer alan Karadeniz Bölgesi'nin nemli orman iklimine sahip olduğu görülmektedir. Bu farklılığı yaratan coğrafi mekanizmalar sentezlendiğinde, aşağıdakilerden hangisi bu zıtlığın oluşmasına katkıda bulunmayan bir faktördür?
- A) Karadeniz kıyısına düşen yağışların Kuzey Anadolu dağlarının kuzey yamaçlarında orografik etki sonucu artması
- B) İç Anadolu'nun yükseltisi nedeniyle kış sıcaklıklarının düşük olması ve soğuk hava birikimi yaşanması ✓
- C) İç Anadolu'nun çanak şeklindeki topoğrafyasının sıcak kuru havanın birikmesine zemin hazırlaması
- D) Kuzey Anadolu dağlarının Karadeniz'den gelen nemli hava kütlelerini İç Anadolu'ya geçirmeden engellemesi
- E) Karadeniz'in yüzey sıcaklığının kışın bile görece yüksek kalarak hava kütlelerine nem kazandırması
Sorunun anahtarı 'katkıda bulunmayan faktör' ifadesindedir. A, C, D ve E seçeneklerinin tamamı, Karadeniz – İç Anadolu iklim zıtlığının oluşumunu doğrudan açıklayan mekanizmalardır: dağ bariyeri (A), Karadeniz'in ılıtıcı etkisi (C), topoğrafyanın kuru havayı biriktirmesi (D) ve orografik yağış (E). B seçeneği ise İç Anadolu'nun soğuk kış özelliğinden bahseder; bu durum karasal iklim özelliğini açıklar ancak nem-yağış zıtlığını değil sıcaklık özelliğini yansıtır. Karadeniz ile arasındaki iklim farkı; nem, yağış ve bitki örtüsü temelli olduğundan B bu zıtlığa katkıda bulunmaz.
21. Türkiye'de sıcaklık terselmesi (inversiyon) olayları özellikle hangi koşulların bir arada bulunduğu durumlarda sıklıkla gözlemlenir ve bu olay hangi somut iklimsel/çevresel sonucu en doğrudan doğurur?
- A) Yüksek nem + yüksek sıcaklık → konvektif yağış
- B) Kuvvetli rüzgâr + yüksek nem → hortum oluşumu
- C) Yoğun bulut örtüsü + güçlü rüzgâr → yamaç yangınları
- D) Dağ zirvelerinde fırtına + vadi tabanında sıcak hava → föhn oluşumu
- E) Açık gece + sakin hava + kapalı havza topoğrafyası → vadilerde don olayı ve hava kirliliğinin artması ✓
Sıcaklık terselmesi (inversiyon), normalde yükseldikçe soğuması gereken havanın belirli bir yüksekliğin üzerinde aksine ısınması durumudur. Yayıma inversiyonu özellikle açık, bulutsuz gecelerde Dünya yüzeyinin hızla soğumasıyla oluşur; sakin hava bu soğumayı şiddetlendirir. Çanak veya vadi topografyası soğuk havanın topoğrafik çukurlarda birikmesine zemin hazırlar. Sonuçta: (1) tarım alanlarında beklenmedik don olayları yaşanır, (2) kirleticiler karışamadığı için yoğunlaşır ve şehirlerde hava kirliliği kritik düzeye çıkar. Erzurum, Muş ve Burdur gibi kapalı havzalar bu olaya sık sahne olmaktadır.
22. Türkiye'de yıllık ortalama yağışın en yüksek olduğu bölge Karadeniz Bölgesi'dir; ancak tarımsal su açığı (potansiyel evapotranspirasyon – yağış) değerleri incelendiğinde Karadeniz kıyısı değil İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu tarım alanları sulama açısından en kritik konumdadır. Bu paradoksal durumun en doğru açıklaması hangisidir?
- A) İç Anadolu'da yağışlar çok kısa sürelidir, bu nedenle toprak tarafından emilemez
- B) İç Anadolu ve Güneydoğu'da yağış hiç düşmemektedir
- C) Güneydoğu Anadolu'nun kumlu toprak yapısı suyu tutamamaktadır
- D) Karadeniz kıyısında tarım yapılmadığından su açığı hesaplanmaz
- E) Karadeniz'de yağış yıl boyunca sürmekle birlikte, yüksek sıcaklık ile güneşlenme süresi evapotranspirasyon talebini yağışın çok üstüne çıkarmaz; İç ve Güneydoğu'da ise az yağışa ek olarak yüksek sıcaklık ve uzun güneşlenme, buharlaşma talebi yağışı aşar ✓
Tarımsal su açığı salt yağış miktarıyla değil, yağış ile potansiyel evapotranspirasyon (PET) arasındaki farkla belirlenir. Karadeniz Bölgesi'nde yağış yüksek ama PET de orta düzeyde kaldığından net su açığı sınırlıdır. İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu'da ise yağış düşük (300–500 mm), yaz sıcaklıkları yüksek, güneşlenme süresi uzundur; PET değerleri 900–1.200 mm'ye ulaşır. Bu büyük fark tarımsal sulama zorunluluğunu doğurur. GAP Projesi'nin Güneydoğu'ya odaklanması da bu nedenle mantıklıdır.
23. Türkiye'nin iklim değişikliğine bağlı riskleri değerlendirildiğinde, aşağıdaki öngörülerden hangisi atmosfer bilimleri ve hidroloji perspektifinden bakıldığında diğerlerine göre en az desteklenen ve en tartışmalı olan ifadedir?
- A) Karadeniz Bölgesi'nde yağış miktarı ve rejimi değişmeyeceğinden bölge iklim değişikliğinden etkilenmeyecektir ✓
- B) Akdeniz ve Ege kıyılarında yaz kuraklık süresi uzayacak, yangın riskli sezon genişleyecektir
- C) Güneydoğu Anadolu'da tarımsal kuraklık dönemleri uzayacak ve sulama ihtiyacı artacaktır
- D) İç Anadolu'da aşırı sıcaklık olayları ve şiddetli konvektif yağışlar daha sık yaşanacaktır
- E) Doğu Anadolu'da kar yağışlı gün sayısı ve kar örtüsü kalıcılığı azalacak, bu da bahar sel riskini geçici olarak artıracaktır
İklim değişikliğine ilişkin bilimsel konsensüs, Türkiye'nin tüm bölgelerinin —Karadeniz dahil— bu süreçten etkileneceğini öngörmektedir. Karadeniz Bölgesi'nde yağış miktarı ve mevsimselliğinde değişimler, deniz yüzeyi sıcaklığının artması, ekstrem yağış olayları (ani seller), orman yangını riskinde artış beklenmektedir. C seçeneğindeki 'değişmeyecektir' ve 'etkilenmeyecektir' ifadeleri bilimsel kanıtlarla çelişir ve en az desteklenen öngörüyü oluşturmaktadır. Diğer seçenekler (A, B, D, E) güncel IPCC raporları ve Türkiye iklim projeksiyonlarıyla uyumludur.
24. Türkiye'nin doğu kesimlerinde kışın yüksek basınç alanı yerleşirken batı kesimlerinde alçak basınç sistemleri hâkim olabilmektedir. Bu koşullar altında oluşan hava hareketi örüntüsü ve bunun Anadolu üzerindeki yağış dağılımına etkisi hangisi olur?
- A) Batı rüzgârları İç Anadolu'ya yoğun kar yağışı taşırken Karadeniz kıyısı yüksek basıncın etkisinde kalır
- B) Batıdan doğuya doğru siklonik hava; Akdeniz'den gelen ılık ve nemli hava kütlesi cephesel yağış oluşturarak Güneydoğu'ya taşınır
- C) Doğu Anadolu yüksek basıncı çöker, siklonal faaliyet İç Anadolu'da gelişir ve kuvvetli konvektif yağış oluşur
- D) Doğudan batıya doğru hava akışı; Ege ve Marmara'ya kuzey yönlü soğuk ve kuru hava taşır, yağışları azaltır
- E) Doğu Anadolu'daki soğuk ve yoğun hava kütlesi batıya akarak Ege'de sert poyraz koşulları oluşturur; İç Anadolu'da karasal kuru soğuk hâkim kalır ✓
Türkiye'nin doğusunda kışın Sibirya Yüksek Basıncı'nın bir kolu yerleşir ve bölgedeki soğuk, yoğun hava kütleleri rüzgâr basınç gradyanına uyarak batıya doğru hareket eder. Bu hava hareketi İç Anadolu ve Ege-Marmara üzerinde poyraz (kuzey-kuzeydoğu yönlü) soğuk ve kuru hava etkisine yol açar. İç Anadolu ise kaynak bölgeye yakın olduğundan karasal kuru soğuk hava altında kalır. Akdeniz kökenli nemli hava sistemleri bu dönemde daha güneyde konumlanır. C seçeneği bu dinamiği en doğru biçimde açıklamaktadır.
25. Aşağıdaki alternatif açıklamalar Türkiye'de görülen kuraklık türlerini tanımlamaktadır. Hangisi 'tarımsal kuraklık' ile 'hidrolojik kuraklık'ı birbirinden ayıran kritik farkı en doğru biçimde ifade etmektedir?
- A) Tarımsal kuraklık sulama eksikliğiyle, hidrolojik kuraklık aşırı buharlaşmayla tanımlanır
- B) Her iki kuraklık türü de yağış miktarının sıfıra düşmesini gerektirir
- C) Tarımsal kuraklık kışın, hidrolojik kuraklık yazın yaşanır
- D) Tarımsal kuraklık toprak nem içeriğinin bitki su ihtiyacının altına düşmesiyle; hidrolojik kuraklık ise yüzey ve yeraltı su kaynaklarının (akarsu, rezervuar, akifer) uzun süreli normalin altında kalmasıyla karakterize edilir ✓
- E) Tarımsal kuraklık yağış yokluğuyla, hidrolojik kuraklık sıcaklık artışıyla tanımlanır
Kuraklık türleri arasındaki ayrım hidroloji biliminde kritiktir. Meteorolojik kuraklık yağışın uzun dönem ortalamanın belirgin biçimde altına düşmesiyle başlar. Tarımsal kuraklık, toprak nem açığının bitkilerin su stresine girmesine yol açacak düzeye ulaşmasıyla tanımlanır; kısa süreli ama yoğun yağış eksikliğinden kaynaklanabilir. Hidrolojik kuraklık ise daha uzun süreçleri kapsar; akarsu akışları, göl seviyeleri ve yeraltı su tablasının uzun süre normalin altında kalmasıyla ortaya çıkar. Meteorolojik kuraklık erken, tarımsal kuraklık orta, hidrolojik kuraklık geç tepki veren bir süreçtir.