Genel Tekrar Testi - 16
Türkiye'de iç göç hareketlerinin genel özellikleri ve göçün yönü hakkında verilen; I. Günümüzde en büyük hacimli göç dalgaları kentlerden diğer kentlere (şehir merkezlerinden şehir merkezlerine) gerçekleşir. II. Genellikle iç kesimlerdeki az gelişmiş illerden, iş imkanlarının fazla olduğu kıyı kesimlerdeki şehirlere doğru göç yaşanır. III. Son yıllarda tarımda sulamanın gelişmesiyle birlikte tarım işçileri kıyı kesimlerden iç kesimlerdeki köylere doğru sürekli olarak göç etmektedir. bilgilerinden hangileri doğrudur?
Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
1. Türkiye'de iç göç hareketlerinin genel özellikleri ve göçün yönü hakkında verilen; I. Günümüzde en büyük hacimli göç dalgaları kentlerden diğer kentlere (şehir merkezlerinden şehir merkezlerine) gerçekleşir. II. Genellikle iç kesimlerdeki az gelişmiş illerden, iş imkanlarının fazla olduğu kıyı kesimlerdeki şehirlere doğru göç yaşanır. III. Son yıllarda tarımda sulamanın gelişmesiyle birlikte tarım işçileri kıyı kesimlerden iç kesimlerdeki köylere doğru sürekli olarak göç etmektedir. bilgilerinden hangileri doğrudur?
- A) Yalnız I
- B) Yalnız II
- C) I ve II ✓
- D) I ve III
- E) II ve III
Türkiye'de günümüzde iç göçlerin çok büyük bir kısmı kentlerden diğer kentlere (kentten kente - I) gerçekleşir. Ayrıca iç kesimlerdeki karasal illerden sanayi ve hizmet sektörünün geliştiği kıyı kesimlerdeki şehirlere (II) göç yaşanır. Kıyı kesimlerden iç kesimlerdeki köylere doğru sürekli göç yaşandığı bilgisi yanlıştır. Bu nedenle I ve II doğrudur.
2. Türkiye'nin demografi tarihi incelendiğinde, 1940-1945 yılları arasındaki dönemde nüfus artış hızının cumhuriyet tarihinin en düşük seviyelerinden birine gerilediği görülür. Bu dönemde nüfus artış hızının ciddi derecede yavaşlamasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Komşu ülkelere yönelik yaşanan kitlesel dış göç dalgaları
- B) II. Dünya Savaşı tehlikesi nedeniyle genel seferberlik ilan edilerek yetişkin erkek nüfusun askere alınması ✓
- C) Savaş koşullarında sağlık hizmetlerinin tamamen durma noktasına gelmesi
- D) Salgın hastalıklara bağlı olarak bebek ölüm oranlarının ani artışı
- E) Ülkedeki aktif genç nüfus oranının sayısal olarak gerilemesi
1940-1945 yılları arasında II. Dünya Savaşı tehdidi nedeniyle genel seferberlik ilan edilmiş, askere alınan genç erkek nüfus silah altına alınmıştır. Bu durum evlilik ve doğum oranlarının ciddi şekilde düşmesine yol açmış, nüfus artış hızı en düşük seviyesine gerilemiştir.
3. Türkiye'nin 1965 ve 2023 yıllarına ait demografik ve nüfus özellikleri karşılaştırıldığında; I. Yıllık nüfus artış hızı II. Nüfusun kendini ikiye katlama süresi III. Doğumda beklenen ortalama yaşam süresi IV. Toplam nüfus içindeki genç (0-14 yaş) nüfus oranı özelliklerinden hangilerinin bu zaman aralığında azalmış olması beklenir?
- A) I ve II
- B) I ve III
- C) I ve IV ✓
- D) II ve III
- E) III ve IV
1965'ten 2023'e gelindiğinde Türkiye'de doğum oranlarının azalmasına bağlı olarak yıllık nüfus artış hızı (I) ve toplam nüfus içindeki genç nüfus oranı (IV) ciddi oranda gerilemiştir. Ortalama yaşam süresi (III) yükselmiş, nüfus artış hızı düştüğü için nüfusun kendini ikiye katlama süresi (II) ise uzamıştır (artmıştır). Dolayısıyla I ve IV azalmıştır.
4. Türkiye'de ortanca (medyan) yaş değerleri illere göre incelendiğinde; Şanlıurfa, Şırnak, Siirt, Ağrı gibi Doğu ve Güneydoğu Anadolu illerinin ortanca yaşının en düşük olduğu (en genç nüfuslu iller) tespit edilmiştir. Bu bölgedeki illerde ortanca yaşın Türkiye ortalamasının çok altında olmasında (nüfusun genç olmasında) aşağıdakilerden hangisi doğrudan etkili olmuştur?
- A) Kadın nüfus oranının erkek nüfus oranından belirgin şekilde fazla olması
- B) Sanayileşmeye bağlı olarak gerçek nüfus artış hızının çok yüksek olması
- C) Ortalama yaşam süresinin batı illerine kıyasla çok daha uzun olması
- D) Doğum oranlarının yüksek olmasına bağlı olarak toplam nüfus içinde çocuk/genç nüfus oranının fazla olması ✓
- E) Bölgenin dışarıdan yoğun iş gücü göçü alması
Ortanca yaşın düşük olması, o nüfusun çok genç olduğunu gösterir. Doğu ve Güneydoğu illerinde doğum oranları hâlâ yüksek olduğu için çocuk ve genç nüfus oranı fazladır. Bu da ortanca yaşın düşük çıkmasının doğrudan sebebidir. Dışarıya göç verilmesi ise genç/yetişkin nüfusu azalttığı için aksine ortanca yaşı yükseltici bir etki yapar.
5. Türkiye'de 1980 sonrasında nüfus artış hızını yükseltmeyi hedefleyen çeşitli sosyal ve ekonomik politikalar uygulanmış olsa da nüfus artış hızı düşmeye devam etmiştir. Bu durum üzerinde, aşağıda belirtilen gelişmelerden hangisinin nüfus artış hızının yükseltilememesinde (doğum oranlarının düşmesinde) doğrudan bir etkisi bulunmamaktadır?
- A) Çekirdek aile yapısının yaygınlaşması ve çocuk yetiştirme maliyetlerinin yükselmesi
- B) Kadınların aktif iş hayatına ve iş gücüne katılım oranının artması
- C) Eğitim seviyesinin ve okullaşma oranının (özellikle kadınlarda) artması
- D) Ülke genelinde kırdan kentlere olan iç göç hareketlerinin devam etmesi ✓
- E) Ortalama evlenme yaşının kadın ve erkeklerde belirgin şekilde yükselmesi
Kadınların iş hayatına girmesi, eğitim düzeyinin ve okullaşma oranının yükselmesi ve buna bağlı olarak evlilik yaşının gecikmesi doğum oranlarını doğrudan düşürerek nüfus artış hızının yükseltilememesine yol açmıştır. Kırdan kente göç ise nüfusun mekansal dağılımini değiştirmiştir, doğum oranlarının azalmasında doğrudan birincil sebep değildir.
6. Türkiye'nin Cumhuriyet tarihi boyunca nüfus artış hızı dalgalı bir seyir izlemiş, ancak bu oran hiçbir sayım döneminde sıfırın altına inmemiştir. En belirgin hız düşüşleri 1940-1945 (İkinci Dünya Savaşı yılları) ve 2020 (küresel salgın dönemi) yıllarında yaşanırken, 1985'ten sonra genel olarak azalma eğilimi hakim olmuştur. Bu tespitlerden yola çıkılarak Türkiye nüfusu ile ilgili aşağıdaki sonuçlardan hangisine kesin olarak ulaşılabilir?
- A) 2015 yılından sonraki süreçte nüfus artış hızı tamamen durağanlaşarak sabitlenmiştir.
- B) 1985 ile 2015 yılları arasında nüfus artış hızında genel olarak belirgin bir düşüş süreci yaşanmıştır. ✓
- C) 1980'den sonraki her yıl nüfus miktarı bir önceki yıla göre gerilemiştir.
- D) En az toplam nüfus miktarı 1945 yılında kaydedilmiştir.
- E) Ülke nüfusunun zirve noktaya ulaştığı dönem 1960'lardır.
Nüfus artış hızı sıfırın altına düşmediği sürece toplam nüfus miktarı sürekli olarak artar. Bu nedenle en az nüfus cumhuriyetin ilk sayımındadır (1927), 1945'te değil. Nüfus 1980'den sonra azalmamış, sadece artış hızı yavaşlamıştır. 1985-2015 yılları arasında ise nüfus artış hızında (oranında) belirgin ve sürekli bir düşüş trendi yaşandığı kesinlikle söylenebilir.
7. Türkiye'de köy altı yerleşmeleri kalıcı ve geçici yerleşmeler olarak iki ana gruba ayrılır. Buna göre, Türkiye'deki köy altı yerleşmeleriyle ilgili aşağıda verilen bilgilerden hangisi doğru _değildir_?
- A) Yayla yerleşmeleri geçici köy altı yerleşmeleri arasında yer alır; Akdeniz ve Karadeniz bölgelerinde çok yaygındır.
- B) Mezra yerleşmeleri geçici köy altı yerleşmeleri sınıfında olup sadece büyükbaş hayvancılık amacıyla yaz aylarında kullanılır. ✓
- C) Divanlar kalıcı köy altı yerleşmeleri arasında yer alır ve en çok Batı Karadeniz Bölümü'nde görülür.
- D) Ağıl yerleşmeleri geçici köy altı yerleşmeleri içerisinde yer alır ve İç Anadolu'da küçükbaş hayvancılık için kurulur.
- E) Dalyanlar geçici köy altı yerleşmesi olup Ege kıyılarında yaygın olan balıkçı çiftliği yerleşmeleridir.
Mezra yerleşmeleri geçici değil, kalıcı köy altı yerleşmeleridir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da yaygın olup buralarda hem tarımsal faaliyetler hem de hayvancılık bir arada yürütülür. Bu nedenle B seçeneği yanlıştır.
8. Cumhuriyet döneminden günümüze kadar Türkiye'nin toplam nüfus miktarının artış göstermesinde aşağıda verilen durumlardan hangisinin herhangi bir etkisi _olmamıştır_?
- A) 1939 yılında Hatay'ın Türkiye Cumhuriyeti topraklarına katılması
- B) Dış ülkelerden Türkiye'ye yönelik yaşanan göçler ve sığınmacı hareketleri
- C) Yıllar boyunca doğum oranlarının ölüm oranlarından fazla olması
- D) Doğu Anadolu ve Karadeniz bölgelerinden Marmara ve Ege bölgelerine yapılan iç göçler ✓
- E) Sağlık ve beslenme koşullarının iyileşmesiyle bebek ölüm oranlarının azalması
Ülke sınırları içerisinde gerçekleşen iç göçler (D), illerin ve bölgelerin nüfusunu değiştirse de ülke genelindeki toplam nüfus miktarını artırıcı ya da azaltıcı bir etki yapmaz. Diğer tüm etkenler (toprak kazanımı, doğal nüfus artışı, dış göçler ve sağlık imkanlarının artışı) ise ülke toplam nüfusunun artmasında doğrudan etkilidir.
9. Cumhuriyet döneminde Türkiye'de ilk resmi nüfus sayımı 1927 yılında yapılmıştır. O tarihten günümüze kadar geçen süreçte Türkiye'nin nüfus miktarında ve demografik niteliklerinde büyük değişimler yaşanmıştır. Buna göre, 1927 yılından günümüze Türkiye'nin nüfus yapısında meydana gelen değişimlerle ilgili aşağıdakilerden hangisi _söylenemez_?
- A) Türkiye'nin toplam nüfus miktarı (kişi sayısı) sayım dönemlerinin tamamında sürekli olarak artış göstermiştir.
- B) Doğum oranlarının düşmesiyle ortanca (medyan) yaş azalmış ve nüfusun kendini ikiye katlama süresi kısalmıştır. ✓
- C) Kırsal alandan kentlere yapılan göçlerin etkisiyle şehirsel nüfus oranı kırsal nüfus oranını büyük farkla geçmiştir.
- D) Sağlık koşullarının ve beslenmenin iyileşmesine bağlı olarak bebek ve çocuk ölüm oranları büyük ölçüde azalmıştır.
- E) Nüfus artış hızı (‰) uygulanan politikalara ve sosyoekonomik şartlara göre bazı dönemler azalmış, bazı dönemler artmıştır.
Türkiye'de doğum oranlarının azalması ve ortalama ömrün uzamasıyla ortanca yaş yükselmiştir (nüfus yaşlanmaktadır). Ayrıca nüfus artış hızının yavaşlaması nüfusun kendini ikiye katlama süresini kısaltmamış, aksine uzatmıştır. Bu nedenle B seçeneği yanlıştır.
10. Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren (1923-1963 dönemi) nüfus artış hızını yükseltmeye yönelik teşvik edici politikalar izlenmiştir. Bu politikaların tercih edilmesinde; I. Ülke genelindeki doğal kaynakları işleyecek iş gücü açığını kapatmak II. Sanayileşmeye bağlı olarak gelişen işsizlik sorununu azaltmak III. Dönemin koşullarına bağlı olarak güçlü bir savunma ordusu ve askeri potansiyel oluşturmak IV. Mevcut nüfus artış hızının çok düşük olmasının kalkınmayı yavaşlatması gerekçelerinden hangileri belirleyici olmuştur?
- A) I ve II
- B) I ve III ✓
- C) II ve III
- D) I, II ve III
- E) I, II ve IV
Cumhuriyetin ilk dönemlerinde nüfusun artırılmak istenmesinde tarım ve sanayide çalışacak insan gücüne duyulan gereksinim (I) ile savaş sonrası savunma gücünü artırmak amacıyla askeri güce ihtiyaç duyulması (III) etkilidir. İşsizlik ve yüksek nüfus artış hızı o dönemde teşvik nedeni değildir. Doğru cevap I ve III'tür.
11. Konya Ovası Projesi (KOP), İç Anadolu'daki tarımsal verimliliği artırmak ve bölgesel kalkınmayı hızlandırmak amacıyla hayata geçirilmiş bir kalkınma projesidir. Buna göre; I. Bölgedeki tarımsal ve hayvansal faaliyetlerin modernizasyonunu sağlamak II. Büyük demir-çelik ve ağır sanayi tesislerini bölge genelinde yaygınlaştırmak III. Göksu Nehri'nin sularını Mavi Tünel ile havzaya taşıyarak sulama imkanlarını geliştirmek IV. Bölgeden dışarıya olan göç hareketlerini teşvik ederek nüfus baskısını azaltmak hedeflerinden hangileri KOP kapsamında _yer almaz_?
- A) Yalnız II
- B) Yalnız III
- C) I ve III
- D) II ve IV ✓
- E) III ve IV
KOP'un temel hedefleri sulama olanaklarını artırarak (III) tarım ve hayvancılığı geliştirmektir (I). Ağır sanayi kurmak (II) ve göçü teşvik etmek (IV) gibi amaçları bulunmaz; amaç göçü önlemektir. Bu yüzden II ve IV yer almaz.
12. Türkiye'nin 2007 ve 2022 yıllarına ait nüfus yaş grubu oranları karşılaştırıldığında; çocuk yaş grubu oranının gerilediği, 65 yaş üzeri yaşlı nüfus oranının ise belirgin biçimde arttığı gözlemlenmiştir. Yalnızca bu oran karşılaştırmasına dayanarak; I. Nüfusun ortanca (medyan) yaşı yükselmiştir. II. Nüfus artış hızı bir önceki döneme göre düşmüştür. III. Genç (0-14 yaş) nüfusun fiili kişi sayısı (miktarı) kesinlikle azalmıştır. IV. Toplam nüfus içindeki yaşlı nüfusun yüzdesel payı artmıştır. yorumlarından hangileri _yapılamaz_?
- A) Yalnız II
- B) Yalnız III ✓
- C) I ve III
- D) II ve IV
- E) III ve IV
Grafiklerden sadece yaş gruplarının oranları (yüzde) görülebilir. Türkiye'nin toplam nüfusu bu dönemde arttığı için, genç nüfus oranı gerilese dahi fiili kişi sayısı (miktar) azalmamış olabilir. Oransal grafiklerden doğrudan miktar azalışı çıkarılamaz. Dolayısıyla III. yorum yapılamaz.
13. Türkiye'de kırsal alanlardan kentlere doğru yapılan göçler üzerinde çeşitli itici (kırsal) ve çekici (kentsel) faktörler etkilidir. Buna göre; I. Tarım arazilerinde yapay sulama imkanlarının gelişmesi II. Kırsal kesimde doğal nüfus artış hızının çok yüksek olması III. Kırsal alanda tarım dışı iş imkanlarının kısıtlı olması durumlarından hangileri, kırdan kente yapılan göçlerin nedenleri arasında yer alır?
- A) Yalnız I
- B) Yalnız II
- C) I ve II
- D) I ve III
- E) II ve III ✓
Kırsal alanda nüfus artış hızının yüksek olması toprakların bölünmesine ve işsizliğe (II), iş imkanlarının darlığı ise kentlere göçe neden olur (III). Tarımda sulamanın gelişmesi (I) ise kırda verim ve geliri artırdığından göçü azaltan, engelleyen bir durumdur. Göçün nedenleri II ve III'tür.
14. Türkiye'de 1950'li yıllardan itibaren tarımda makineleşmenin artması ve sanayileşmenin hızlanmasıyla kırsal alanlardan kentlere doğru büyük bir göç hareketi başlamıştır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi kırdan kente yapılan bu göç hareketinin nedenleri (itici ve çekici faktörleri) arasında _gösterilemez_?
- A) Göç alan büyük kentlerde zamanla nüfusun kozmopolit hale gelmesi ve kültürel çeşitliliğin artması ✓
- B) Kentlerde sanayi ve ticaretin gelişmesine bağlı olarak iş (istihdam) olanaklarının fazla olması
- C) Kentlerdeki yaşam standartlarının ve sosyal olanakların cazibesinin bulunması
- D) Büyük şehirlerde eğitim, sağlık ve sosyal hizmetlerin kırsal alanlara göre çok daha gelişmiş olması
- E) Tarım yardımlarının ve traktör kullanımının (makineleşme) artmasıyla kırsal alanda iş gücü fazlasının ortaya çıkması
Büyük şehirlerde kültürel çeşitliliğin artması ve nüfusun kozmopolit bir yapı kazanması, göçlerin bir nedeni değil, göç hareketlerinin sonucudur. İş imkanları, eğitim-sağlık hizmetleri ve tarımdaki makineleşme ise göçü tetikleyen nedenler arasındadır.
15. Türkiye'de 1985 sonrasında nüfus artış hızını yükseltmeye dönük teşvik edici politikalar uygulanmasına rağmen, artış hızı düşüş trendini sürdürmüştür. Bu süreçte doğurganlık oranlarının azalması ve artış hızının düşmeye devam etmesinde; I. Kadın nüfusun çalışma hayatına katılımının yaygınlaşması II. Eğitim öğretim sürelerinin uzaması ve okullaşma oranlarının yükselmesi III. Kentleşme hareketlerinin hızlanması ve kentsel yaşam koşullarının benimsenmesi durumlarından hangileri doğrudan etkili olmuştur?
- A) Yalnız II
- B) Yalnız III
- C) I ve II ✓
- D) II ve III
- E) I, II ve III
1985 sonrasında nüfus artış hızının düşmesinde birincil ve en doğrudan etkili faktörler; kadınların iş hayatına girmesi (I) ve eğitim sürelerinin uzamasıyla evlilik yaşının gecikmesidir (II). Bu iki durum doğum oranlarında doğrudan düşüş yaratmıştır. Kentsel nüfus artışı da etkili olmakla birlikte, doğrudan ve ana etkenler I ve II. öncüller olarak kabul edilmektedir.
16. Kırsal kesimde köye bağlı, köyden daha küçük ve genellikle tek bir mesken veya sınırlı konuttan oluşan yerleşmelere 'köy altı yerleşmeleri' denir. Köy altı yerleşmelerinin (yayla, mezra, çiftlik vb.) ortaya çıkmasında; I. Aileler arasında yaşanan anlaşmazlıklar ve toprak bölünmeleri II. Kırsal alandaki tarım topraklarının miras yoluyla parçalanıp yetersiz hale gelmesi III. Kamuya ait veya hazine arazilerini işleyerek mülkiyet edinme isteği faktörlerinden hangileri etkilidir?
- A) Yalnız I
- B) Yalnız II
- C) I ve II
- D) II ve III
- E) I, II ve III ✓
Köy altı yerleşmelerinin kurulmasında sosyal nedenler (aile içi geçimsizlikler - I), ekonomik nedenler (tarım arazilerinin yetersizleşip parçalanması - II) ve mülk edinme arzusu (hazine arazilerini çevirme - III) gibi etkenlerin tümü bir arada rol oynamıştır.
17. Bursa, Kocaeli ve İzmir şehirlerinin sosyo-ekonomik yapıları ve coğrafi özellikleri incelendiğinde, aşağıdakilerden hangisi bu üç ilin ortak özellikleri arasında _gösterilemez_?
- A) İstihdam olanaklarına bağlı olarak sürekli iç göç almaları
- B) Aritmetik nüfus yoğunluklarının Türkiye ortalamasının belirgin şekilde üzerinde olması
- C) Sanayi ve hizmet sektöründeki iş imkanlarının fazla ve çeşitli olması
- D) Birincil (tarım, hayvancılık, ormancılık) ekonomik faaliyetlerin ekonomide en büyük paya sahip olması ✓
- E) Kara, deniz ve demir yolu gibi ulaşım altyapılarının son derece gelişmiş olması
Bursa, Kocaeli ve İzmir gelişmiş sanayi (ikincil faaliyet) ve hizmet (üçüncül faaliyet) şehirleridir. Bu illerde tarım ve hayvancılık gibi birincil ekonomik faaliyetlerin toplam ekonomi içindeki payı çok düşüktür.
18. Fizyolojik nüfus yoğunluğu; bir ülkedeki veya bölgedeki toplam nüfusun, o yerdeki toplam tarım arazisi miktarına bölünmesiyle elde edilir. Tarım dışı sektörlerin geliştiği, nüfusun çok fazla olduğu fakat tarım arazilerinin kısıtlı olduğu merkezlerde bu yoğunluk çok yüksek çıkar. Buna göre, aşağıdaki illerimizin hangisinde fizyolojik nüfus yoğunluğu diğerlerine göre en yüksektir?
- A) Antalya
- B) İstanbul ✓
- C) İzmir
- D) Konya
- E) Trabzon
İstanbul, Türkiye'nin en kalabalık ili olmasına rağmen tarım arazisi miktarı yok denecek kadar azdır. Bu nedenle toplam nüfusun tarım alanına bölünmesiyle hesaplanan fizyolojik nüfus yoğunluğu İstanbul'da en yüksek değerine ulaşır. Konya'da ise tarım alanları çok geniş olduğundan bu yoğunluk düşüktür.
19. Ülke sınırları içerisindeki toplam nüfusun artışı yalnızca doğum oranlarının yüksek olmasıyla açıklanamaz; demografik, sosyal ve ekonomik birçok unsur bu durumu etkiler. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Türkiye'nin toplam nüfusunun artış hızını doğrudan yükselten veya toplam nüfus miktarını artıran faktörlerden biridir?
- A) Sağlık hizmetlerinin gelişmesine bağlı olarak ölüm oranlarının azalması ✓
- B) Toplum genelinde eğitim seviyesinin ve farkındalığın artması
- C) Sanayileşmeyle birlikte kentleşme oranlarının yükselmesi
- D) Kırsal bölgelerden kentlere doğru yapılan iç göçlerin yoğunlaşması
- E) Kadınların iş gücüne katılım oranının yükselmesi
İç göçler ülke sınırları içindeki dağılımı değiştirir ancak toplam nüfusu artırmaz. Kentleşme, eğitim seviyesinin yükselmesi ve kadınların iş hayatına girmesi ise doğum oranlarını düşürerek nüfus artış hızını azaltıcı etki yapar. Sağlık koşullarının iyileşmesi ve buna bağlı olarak bebek ve yaşlı ölüm oranlarının azalması ise ortalama yaşam süresini uzatarak nüfus artışını yükselten doğrudan bir etkendir.
20. Türkiye'de kırsal yerleşmelerin dokusunu (toplu veya dağınık yerleşme) belirleyen en temel faktörler yer şekilleri ve su kaynaklarının dağılışıdır. Buna göre, yeryüzü şekilleri ve su kaynakları dikkate alındığında, kırsal yerleşme dokuları hakkında aşağıda verilen bilgilerden hangisi _yanlıştır_?
- A) Su kaynaklarının kısıtlı, arazinin sade olduğu İç Anadolu'da toplu yerleşmeler görülür.
- B) Akarsu vadileri boyunca uzanan vadilerde çizgisel (hat boyu) yerleşmeler gelişmiştir.
- C) Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde su kaynaklarının yetersizliği toplu yerleşmeleri zorunlu kılmıştır.
- D) Su kaynaklarının bol, arazinin engebeli olduğu Doğu Karadeniz'de dağınık yerleşmeler yaygındır.
- E) Yer şekillerinin sade ve su kaynaklarının zengin olduğu Güneydoğu Anadolu'da dağınık yerleşmeler hakimdir. ✓
Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yer şekilleri sade (düz) olmasına karşın su kaynakları çok kısıtlı ve azdır. Bu durum insanların mevcut su kuyusu veya kaynakları etrafında toplanarak yaşamasına, dolayısıyla dağınık değil toplu yerleşme dokusunun hakim olmasına neden olmuştur.
21. Türkiye'nin 1935 yılından 2022 yılına kadar olan dönemine ait yıllık nüfus artış hızı verileri incelendiğinde; artış hızının en yüksek seviyeye 1955-1960 döneminde ulaştığı, en düşük seviyelerin ise II. Dünya Savaşı yılları (1945) ve 2020 yılında gerçekleştiği, 2000 sonrasında ise genel bir azalış eğiliminde olduğu görülür. Yalnızca bu nüfus artış hızı eğilimlerine dayanarak aşağıdaki yorumlardan hangisi _yapılamaz_?
- A) 2000 yılından sonraki süreçte nüfus artış hızında genel olarak gerilemeler gözlenmiştir.
- B) Son dönemlerde nüfus artış hızı oranlarında yıldan yıla belirgin değişimler yaşanmıştır.
- C) Nüfus artış hızı grafiğine göre, Türkiye'nin toplam nüfus miktarının en düşük olduğu yıl 2020 yılıdır. ✓
- D) 1945 yılında nüfus artış hızında savaşa bağlı ciddi bir düşüş yaşanmıştır.
- E) 1955-1960 yılları arası, Türkiye nüfusunun yıllık bazda en hızlı büyüdüğü (artış hızının en yüksek olduğu) dönemdir.
Nüfus artış hızı sıfırın altına düşmediği (negatif olmadığı) sürece toplam nüfus miktarı sürekli artmıştır. Bu nedenle toplam nüfusun en az olduğu dönem 2020 değil, ilk sayım yılı olan 1935 yılıdır. Doğru cevap C seçeneğidir.
22. Ulaşım yollarının kavşak noktalarında yer alan ve ulaşım ağlarının geliştiği şehirlerde ticaret hacmi büyür, bu durum nüfusun ve yerleşmelerin yoğunlaşmasını sağlar. Buna göre, coğrafi konumu ve ana ulaşım güzergahlarına olan uzaklığı göz önüne alındığında, aşağıdaki illerin hangisinde ulaşımın yerleşme ve nüfus üzerindeki bu olumlu etkisi diğerlerine göre en düşüktür?
- A) Eskişehir
- B) Çanakkale ✓
- C) İzmit (Kocaeli)
- D) Kayseri
- E) Afyonkarahisar
İzmit, Eskişehir, Kayseri ve Afyonkarahisar demir yolu ve kara yollarının kesiştiği çok önemli kavşak noktalarındadır ve bu durum nüfuslanmalarını hızlandırmıştır. Çanakkale ise Gelibolu ve Biga yarımadalarının engebeli yer şekilleri ve ana ticaret yollarının sapasında kalması nedeniyle ulaşım ağlarının gelişmediği, nüfusun ve yerleşmelerin daha seyrek olduğu bir ilimizdir.
23. Türkiye'de 1927-1960 yılları arasında toplam nüfus miktarı artış gösterse de nüfus artış hızında dönem dönem dalgalanmalar yaşanmıştır. Buna göre, bu dönemdeki nüfus artış hızı dalgalanmalarında (özellikle 1940-1945 dönemindeki düşüşte) aşağıdakilerden hangisi doğrudan etkili olmuştur? I. Kadınların iş hayatına girmesi II. Bölgeler arasındaki iç göç hareketlerinin hızlanması III. İkinci Dünya Savaşı tehlikesi ve seferberlik durumları
- A) Yalnız I
- B) Yalnız II
- C) Yalnız III ✓
- D) I ve II
- E) II ve III
1927-1960 yılları arasındaki dönemde en belirgin nüfus artış hızı gerilemesi 1940-1945 yılları arasındadır. Bunun temel sebebi, II. Dünya Savaşı tehdidiyle yetişkin erkek nüfusun silah altına alınarak seferberlik ilan edilmesidir. Diğer faktörlerin bu dönemdeki dalgalanmaya doğrudan etkisi yoktur.
24. Türkiye'de 1950'lerden sonra yaşanan hızlı kentleşme süreciyle birlikte bugün nüfusun yaklaşık %93'ü şehirsel alanlarda ikamet etmektedir. Buna göre, Türkiye'deki şehirsel yerleşmelerin genel özellikleri hakkında yapılan aşağıdaki yorumlardan hangisi doğrudur?
- A) Kentlerde arsa değerlerinin düşük olması nedeniyle yatay yerleşme (tek katlı yapılar) yaygındır.
- B) Kentsel alanlarda doğum oranlarının yüksekliğine bağlı olarak doğal nüfus artış hızı çok yüksektir.
- C) Şehir ekonomilerinde tarım, ormancılık ve madencilik gibi birincil ekonomik faaliyetler birincil rol oynar.
- D) Şehirler çok göç aldığı halde kültürel çeşitlilik oldukça az düzeydedir.
- E) Sanayi tesisleri, yoğun nüfus ve ulaşıma bağlı olarak enerji tüketim miktarları oldukça yüksektir. ✓
Şehirler sanayi, ulaşım, konut aydınlatma ve ısınma amaçlı olarak enerjinin en çok tüketildiği alanlardır (E doğru). Şehirlerde dikey yapılaşma (apartmanlar) yaygındır (A yanlış), kültürel çeşitlilik fazladır (D yanlış), doğum oranları düşük olduğundan doğal nüfus artışı azdır (B yanlış) ve ikincil/üçüncül sektörler hâkimdir (C yanlış).
25. Deniz kıyılarında yer alan sanayi tesisleri, limanlar ve yoğun kentsel nüfus deniz kirliliğini artırmaktadır. Ancak bazı körfezler veya kıyı alanları sanayileşmeden uzak kalması ve kendisini temizleyen akıntı sistemlerine sahip olması nedeniyle son derece temizdir. Buna göre, coğrafi özellikleri düşünüldüğünde, aşağıdaki kıyı alanlarının veya körfezlerin hangisinde deniz kirliliğinin en az olması beklenir?
- A) İzmir Körfezi
- B) İskenderun Körfezi
- C) Edirne - Çanakkale sınırında yer alan Saros Körfezi ✓
- D) Kocaeli (İzmit) Körfezi
- E) Gemlik Körfezi
Saros Körfezi, dünyada kendi kendini temizleyen (gelgit akıntıları ve dip akıntılarıyla) sayılı körfezlerden biridir ve sanayi tesislerinden uzak olduğu için deniz kirliliği en az olan, en temiz körfezimizdir. İzmit, İzmir, Gemlik ve İskenderun körfezleri ise yoğun sanayi ve liman faaliyetleri nedeniyle kirliliğin fazla olduğu yerlerdir.