menu
MemurOl
Tarih Testleri

Genel Tekrar Testi - 207

Soru 1 / 25

Türk devletlerinde devlet meclisi niteliği taşıyan ve önemli kararların alındığı toplantıya ne ad verilir?

Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
  1. 1. Türk devletlerinde devlet meclisi niteliği taşıyan ve önemli kararların alındığı toplantıya ne ad verilir?

    • A) Şura
    • B) Toy (Kurultay)
    • C) Kengeş
    • D) Meclis-i Ayan
    • E) Divan

    Toy‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ ya da Kurultay, Türk devletlerinde savaş, barış ve önemli devlet meselelerinin görüşüldüğü büyük meclise verilen addır. Bu toplantılara boyların ileri gelenleri, hatunlar ve devlet adamları katılırdı. Türk siyasi geleneğinde danışma kültürünün ilk örneği sayılır.

  2. 2. Orta Asya Türk devletlerinde 'töre' kavramı ne anlama gelir?

    • A) Hükümdarın tanrısal egemenlik hakkı
    • B) Türklerin ata yurdu olan kutsal coğrafya
    • C) Ülkenin oğullar arasında bölüşülmesi geleneği
    • D) Onluk sisteme dayalı ordu düzeni
    • E) Devletin yazısız anayasası niteliğindeki geleneksel hukuk kuralları

    Töre,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ Türk devletlerinde toplumsal yaşamı, devlet yönetimini ve bireylerin davranışlarını düzenleyen yazısız geleneksel hukuk kurallarının bütünüdür. Devletin anayasası niteliğinde olan töreye hükümdar da dahil herkes uymak zorundaydı.

  3. 3. Türk tarihinde ipek ticaretini kontrol altına almak amacıyla Sasanilere karşı Bizans ile ittifak kuran Türk devleti hangisidir?

    • A) Asya Hunları
    • B) Avrupa Hunları
    • C) Kök Türkler
    • D) Uygurlar
    • E) I. Göktürk Devleti

    I.‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ Göktürk Devleti, İpek Yolu ticaretinden en yüksek geliri elde etmek amacıyla Sasani İran'ını devre dışı bırakmak istemiş ve bu nedenle Bizans ile ittifak kurmuştur. Bu gelişme, Türk devletlerinin ekonomik çıkarları doğrultusunda diplomatik ilişkiler kurduğunun önemli bir göstergesidir.

  4. 4. Aşağıdakilerden hangisi Asya Hun Devleti'nin çöküşünde etkili olan faktörlerden biri değildir?

    • A) Çin ile süregelen savaşlar
    • B) Hanedan içi taht mücadeleleri
    • C) Devletin Doğu ve Batı olarak ikiye bölünmesi
    • D) Kavimler Göçü'nün başlaması
    • E) Kuraklık ve kıtlık gibi doğal afetler

    Kavimler‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ Göçü (375), Asya Hunlarının çöküşünden sonra gerçekleşen bir olaydır; dolayısıyla Asya Hunlarının çöküşünün nedeni olamaz. Asya Hunlarının çöküşünde; Çin saldırıları, taht kavgaları, kıtlık ve devletin ikiye bölünmesi belirleyici rol oynamıştır.

  5. 5. Orhun Yazıtları'nın önemi bakımından aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

    • A) Türkçenin bilinen en eski yazılı metinleri arasındadır.
    • B) Türk devlet anlayışı ve sosyal yaşamı hakkında bilgi vermektedir.
    • C) İslamiyet'in Türkler arasında yayılmasını konu alan ilk belgelerdir.
    • D) Çinlilere karşı duyulan tepkiyi ve bağımsızlık ruhunu yansıtmaktadır.
    • E) Bilge Kağan, Kül Tigin ve Tonyukuk adlarıyla anılan üç yazıttan oluşmaktadır.

    Orhun‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ Yazıtları İslamiyet öncesi döneme (8. yüzyıl) aittir ve İslamiyet'in Türkler arasında yayılmasıyla hiçbir ilgisi yoktur. Yazıtlar; Türklerin Çin egemenliğinden kurtuluşunu, bağımsızlık mücadelesini, devlet yönetimini ve Türk milletine verilen öğütleri konu almaktadır.

  6. 6. Türk tarihinde 'Büyük Hun İmparatorluğu' olarak da bilinen devletin önemli hükümdarı Mete Han'ın Çin'e karşı kazandığı zafer sonucunda imzalanan antlaşma ile Çin hangi yükümlülüğü kabul etmiştir?

    • A) Çin Seddi'ni yıkmayı
    • B) Budizm'i resmi din olarak tanımayı
    • C) İpek Yolu gelirlerinin yarısını Hunlara vermeyi
    • D) Hunların Çin topraklarına serbestçe yerleşmesine izin vermeyi
    • E) Hunlara yıllık vergi ve hediye göndermeyi

    Mete‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ Han, MÖ 200'de Çin ordusunu Baideng'de kuşatarak büyük bir zafer kazanmıştır. Bu zafer sonucunda imzalanan antlaşmayla Çin, Hunlara düzenli olarak ipek, tahıl ve diğer değerli hediyeler (vergi niteliğinde) göndermeyi kabul etmiştir. Bu durum, Asya Hunlarının Çin üzerindeki üstünlüğünü simgeler.

  7. 7. Göktürk Devleti'nin 552 yılında kurulmasında belirleyici rol oynayan Bumin Kağan, önce Avarların egemenliğine son vermiş; ardından Batı Göktürkleri'nin yönetimini kardeşi İstemi Yabgu'ya bırakmıştır. Bu gelişme göz önüne alındığında, Göktürk Devleti'nin yönetim anlayışı hakkında aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşmak en doğrudur?

    • A) Devlet yönetiminde din adamlarının belirleyici bir etkisi olduğu görülmektedir.
    • B) Ülke topraklarının hanedan üyeleri arasında paylaşılması, devletin bütünlüğünü zayıflatan bir unsur olarak ortaya çıkmıştır.
    • C) Batı ile Doğu arasındaki ticaret yollarının denetimi yalnızca Bumin Kağan'ın yetkisinde kalmıştır.
    • D) Merkezi otoritenin tek kişide toplandığı mutlak bir monarşi anlayışı benimsenmiştir.
    • E) Fethedilen toprakların yönetimi tamamen yerel halklara bırakılmıştır.

    Göktürklerde‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ ülkenin doğu-batı olarak hanedan üyeleri arasında paylaşılması (ikili yönetim anlayışı), kısa vadede geniş coğrafyaların yönetimini kolaylaştırsa da uzun vadede iç çekişmelere ve bölünmelere zemin hazırlamıştır. Nitekim Göktürkler 630'da Çin egemenliğine girmiş, bu süreçte iç çekişmeler belirleyici etken olmuştur. Dolayısıyla hanedan üyeleri arasındaki toprak paylaşımının devlet bütünlüğünü zayıflattığı söylenebilir.

  8. 8. Uygurlar, 840 yılında Kırgızlar tarafından yurtlarından edilerek Orta Asya bozkırlarını terk etmek zorunda kalmışlardır. Bu süreçten sonra Uygurların önemli bir kısmı Turfan ve Ganzhou bölgelerine yerleşerek kentli bir yaşam tarzını benimsemiş ve tarihte ilk kez Türk boylarından bir topluluk kalıcı olarak yerleşik düzene geçmiştir. Bu gelişmenin en önemli sonucu aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Uygur sanatı, mimarisi ve yazılı kültürü gelişerek sonraki Türk devletlerine önemli bir kültürel miras bırakılmıştır.
    • B) Uygurların siyasi bağımsızlıklarını yeniden kazanmaları hızlanmıştır.
    • C) Kırgızların Orta Asya'daki siyasi üstünlüğü kalıcı hale gelmiştir.
    • D) Orta Asya'daki Türk nüfusunun tamamı yerleşik hayata geçmiştir.
    • E) Uygurlar, yerleşik hayata geçerek diğer Türk boylarının liderliğini ele geçirmişlerdir.

    Yerleşik‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ hayata geçen Uygurlar, Manihaizm ve Budizm gibi dinleri benimseyerek tapınak, şehir ve sanat eserleri üretmişlerdir. Geliştirdikleri Uygur alfabesi, sonraki dönemde Moğol ve diğer Türk devletleri tarafından da kullanılmıştır. Böylece Uygurlar, Türk kültür tarihinde yazılı edebiyat, resim ve mimari alanında kalıcı bir miras bırakmışlardır.

  9. 9. Asya Hun Devleti, Çin ile ilişkilerinde zaman zaman 'ipek-barış' politikası olarak nitelendirilen bir strateji izlemiş; saldırılardan vazgeçmek karşılığında Çin'den ipek, tahıl ve para almayı kabul etmiştir. Bu politikanın Çin açısından aşağıdaki sonuçlardan hangisini doğurduğu söylenemez?

    • A) Çin'in ekonomik kaynaklarının önemli bir kısmının Hunlara aktarılması
    • B) Çin'in savunma harcamalarını azaltarak kaynakları başka alanlara yönlendirmesi
    • C) Çin'de iç üretimin ve tarımın tamamen çökmesi
    • D) Çin'in askeri güç yerine diplomatik çözüm yolları araması
    • E) Çin'in uzun vadede Hunlara karşı askeri üstünlük sağlama arayışına girmesi

    İpek-barış‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ politikası Çin'in ekonomisini zorlamış ve Hunlara kaynak aktarımına yol açmıştır. Ancak bu durum Çin'in iç üretim ve tarımını 'tamamen' çökertememiştir; Çin, köklü bir tarım medeniyetine sahipti ve ekonomisi ayaktaydı. Dolayısıyla C seçeneğindeki 'tamamen çökme' ifadesi abartılı ve gerçeği yansıtmayan bir sonuçtur. Diğer seçenekler ise tarihsel süreçte Çin'in yaşadığı gerçek gelişmelere karşılık gelmektedir.

  10. 10. Türk devlet geleneğinde 'töre', yazılı olmayan ancak bağlayıcılığı son derece güçlü olan hukuki ve ahlaki kurallar bütününü ifade etmektedir. Kağanlar dahil herkesin töreye uymak zorunda olduğu kabul edilmiştir. Bu anlayış, aşağıdaki yargılardan hangisiyle doğrudan çelişmektedir?

    • A) Türk devlet anlayışında hükümdar yetkisinin sınırsız olmadığı görüşü
    • B) Türk devlet geleneğinde hukuk kurallarının belirleyici bir işlev üstlendiği görüşü
    • C) Törenin yalnızca sıradan halk için geçerli olduğu, hükümdarın bu kuralların üzerinde bulunduğu görüşü
    • D) Türk hükümdarlarının tanrısal bir kaynaktan yetki aldıkları (kut anlayışı) görüşü
    • E) Türk devletlerinde din ile devlet işlerinin birbirinden ayrıldığı görüşü

    Türk‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ devlet geleneğinde töre, kağan dahil herkes için bağlayıcıydı; kağanın töreye aykırı davranması meşruiyetini sarsabilir, hatta tahtını kaybetmesine yol açabilirdi. Bu durum, hükümdarın törenin üzerinde olduğu görüşüyle doğrudan çelişmektedir. Dolayısıyla E seçeneği, törenin işleyişiyle bağdaşmayan yanlış bir yargıdır.

  11. 11. Orta Asya Türk devletlerinde kurultay (toy/kengeş), önemli devlet kararlarının alındığı ve boy beylerinin katıldığı bir danışma meclisi işlevi görmekteydi. Ancak kurultay kararları, kağanın onayıyla yürürlüğe girerdi. Bu bilgiye dayanarak kurultay hakkında aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

    • A) Kurultay, yalnızca savaş kararlarının alınmasına yetkili askeri bir organdır.
    • B) Kurultay kararları, kağandan bağımsız olarak doğrudan uygulanırdı.
    • C) Kurultay, danışma işlevi gören ancak kağanın üstünlüğünü koruyan bir yapıya sahiptir.
    • D) Kurultay, demokratik seçim ilkesine dayanan modern anlamlarda bir parlamentodur.
    • E) Kurultay, kağanın yetkilerini tamamen kısıtlayan bir yasama organı niteliğindedir.

    Kurultay,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ boy beylerini ve devlet yöneticilerini bir araya getirerek önemli konularda görüş bildirirdi; bu yönüyle danışma işlevi taşımaktaydı. Ancak son karar yetkisi kağana aitti ve kurultay kararları ancak kağanın onayıyla uygulamaya girebilirdi. Dolayısıyla kurultayın ne tam anlamıyla kağanı bağlayan bir meclis ne de bağımsız karar alan bir organ olduğu, bunun yerine danışma niteliği ön planda olan bir yapı olduğu söylenebilir.

  12. 12. İlteriş Kağan liderliğinde 682 yılında kurulan II. Göktürk (Kutluk) Devleti, Çin egemenliğinde geçen dönemden sonra Türklerin yeniden bağımsızlık kazandığı bir süreci simgelemektedir. Bilge Kağan ve Vezir Tonyukuk döneminde dikilen Orhun Kitabeleri bu bağımsızlık ruhunu yansıtmaktadır. Bu kitabelerin tarih açısından taşıdığı en özgün değer aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Türklerin İslamiyet'i benimseme sürecini belgeleyen ilk yazılı kaynaklar olmalarıdır.
    • B) Orta Asya coğrafyasındaki ilk kentleşme hareketlerini belgeleyen metinler olmalarıdır.
    • C) Türklerin Anadolu'ya göçünü belgeleyen en eski tarihsel metinler olmalarıdır.
    • D) Türk dilinin ve kendi alfabesiyle yazılı Türkçenin ilk önemli örneklerini oluşturmalarıdır.
    • E) Çin medeniyetinin Türkler üzerindeki kültürel etkisini anlatan kapsamlı bir kaynak olmalarıdır.

    Orhun‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ Kitabeleri (720'li-730'lu yıllar), Türk runik alfabesiyle yazılmış ve Türk dilinin bilinen en eski yazılı edebî metinlerini oluşturmaktadır. Bilge Kağan, Kül Tigin ve Tonyukuk adına dikilen bu kitabeler, Türk siyasi düşüncesi ve dil tarihi açısından eşsiz belgelerdir. İslamiyet'in kabulünden ve Anadolu'ya göçten çok önce dikildikleri için A ve E seçenekleri yanlıştır.

  13. 13. Büyük Hun hükümdarı Mete Han, tahta geçmesinin ardından güçlü bir merkezi otorite kurarak Çin'i de baskı altına almıştır. Mete Han'ın orduyu ondalık sisteme göre örgütlemesi, bu başarıların temelini oluşturmaktadır. Ondalık sisteme göre düzenlenen ordu yapısının temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Ordunun iaşe ve lojistik sorunlarını kalıcı olarak çözmek
    • B) Orduyu boy liderlerinin denetiminden çıkararak merkezi otoriteye bağlamak
    • C) Fethedilen topraklardaki yerel halkın orduya entegrasyonunu hızlandırmak
    • D) Askerlerin eğitim sürelerini uzatarak uzmanlaşmayı artırmak
    • E) Çin'den alınan askeri teknolojiyi Türk ordu geleneğiyle birleştirmek

    Ondalık‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ sistem (10, 100, 1000, 10.000'lik birlikler), orduyu boy yapısından bağımsız hale getirip doğrudan kağana bağlı bir hiyerarşi oluşturuyordu. Böylece boy beyleri kendi savaşçıları üzerindeki özel denetimlerini kaybediyor, merkezi otorite güçleniyordu. Bu düzenleme Mete Han'ın hem orduyu hem de devleti merkezileştirme stratejisinin temel aracıydı.

  14. 14. Türk devletlerinde hükümdarın 'kut' alması, yani Gök Tanrı'nın hükümdara iktidar hakkını vermesi anlayışı, bazı tarihçiler tarafından devlet yönetimini meşrulaştıran ideolojik bir araç olarak değerlendirilmektedir. Ancak 'kut'un kalıtsal olmayıp kağanın başarısına bağlı olduğu görüşü de yaygındır. Bu iki yorum birlikte değerlendirildiğinde aşağıdaki sonuçlardan hangisine ulaşmak en uygun olur?

    • A) Kut anlayışı sayesinde Türk devletlerinde taht kavgaları hiç yaşanmamıştır.
    • B) Kut anlayışı, iktidarı hem ilahi bir kaynağa dayandırıyor hem de hükümdarı başarıya zorlu bir sorumlulukla bağlıyordu.
    • C) Kut, hanedan dışından kişilerin de kağan olabileceğini meşrulaştıran bir kavramdır.
    • D) Kut anlayışı, yöneticinin herhangi bir koşulda iktidarını sürdürebileceğini güvence altına alıyordu.
    • E) Kut, yalnızca askeri zafer kazanan kağanlara verilen sembolik bir unvandır.

    Kut‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ anlayışı çift yönlü bir işlev üstlenmekteydi: Bir yanda iktidarı ilahi bir kaynağa bağlayarak meşrulaştırıyor, öte yanda kağanın başarısız olması, haksızlık etmesi ya da töreye aykırı davranması durumunda kutunu kaybedebileceğini öngörüyordu. Bu yorum, kut anlayışını hem meşrulaştırıcı hem de denetleyici bir unsur olarak konumlandırır. Taht kavgalarının yaşanmadığı iddiası ise tarihsel gerçeklikle örtüşmemektedir.

  15. 15. Hazarlar, 7. ve 10. yüzyıllar arasında Hazar Denizi ile Karadeniz arasındaki geniş coğrafyada hâkimiyet kurmuş bir Türk devletidir. Hazarların Musevilik (Yahudilik) dini benimsemiş olmaları, Türk tarihinde dinî tercihler açısından dikkat çekici bir örnek oluşturmaktadır. Bu gelişmenin dönemin siyasi konjonktürüyla ilişkisi düşünüldüğünde, Hazar yönetici kesiminin Museviliği benimsemesinin en olası siyasi amacı aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Hazar halkının ekonomik refahını artırmak için dini bir meşruiyet zemini oluşturmak
    • B) İpek Yolu ticaretini tamamen Yahudi tüccarların denetimine vermek
    • C) Doğu Roma (Bizans) ile kalıcı bir siyasi ittifak kurmak
    • D) Güneyde Abbasî Halifeliği ile kuzeybatıda Bizans arasında bağımsız bir denge politikası izlemek
    • E) İslam dininin Orta Asya'ya yayılmasını hızlandırmak

    Hazar‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ Devleti, güneyde İslam dünyasının baskısı (Arap akınları), kuzeybatıda Hristiyan Bizans ile çevrilmiş durumdaydı. Her iki büyük dini-siyasi güce de ait olmayan Museviliğin benimsenmesi, Hazarlara her iki cepheyle de ideolojik bağımsızlığını koruma imkânı tanıdı. Bu tercih, bir inanç meselesinden öte stratejik bir denge politikasının yansıması olarak okunabilir.

  16. 16. Orta Asya'da kurulan Türk devletlerinde ekonominin temel dayanağı hayvancılık ve göçebe yaşam biçimiyle birlikte İpek Yolu ticaretiydi. Özellikle Göktürkler döneminde Soğdlu tüccarlarla kurulan ilişkiler, ticaretin yönetilmesinde belirleyici bir rol oynamıştır. Bu bilgiden hareketle aşağıdaki çıkarımlardan hangisine ulaşmak doğru olmaz?

    • A) Ticaret yollarının denetiminin Göktürk devlet politikasında önemli bir yer tuttuğu
    • B) Göktürklerin tüm ticareti bizzat yürüttüğü ve yabancı tüccarları dışladığı
    • C) Soğdlu tüccarların Göktürk ekonomisinde işlevsel bir konuma sahip olduğu
    • D) Göktürklerin ticari ilişkilerinde aracı unsurlara yer verdikleri
    • E) İpek Yolu'nun Göktürkler için hem ekonomik hem de siyasi bir güç kaynağı olduğu

    Göktürkler,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ İpek Yolu ticaretinde Soğdlu tüccarlarla yakın iş birliği içindeydi; Soğdlular bu süreçte ticaret aracısı ve elçilik görevleri üstlenmekteydi. Dolayısıyla Göktürklerin ticareti 'bizzat yürüttüğü ve yabancı tüccarları dışladığı' çıkarımı tarihsel gerçeklikle çelişmektedir. Diğer seçenekler, kaynaklara dayanan geçerli çıkarımlardır.

  17. 17. Aşağıdakilerden hangisi, Orta Asya Türk devletlerinde görülen 'ikili yönetim' anlayışının bir göstergesi değildir?

    • A) Göktürk Devleti'nde Doğu ve Batı Göktürkleri arasındaki yönetim paylaşımı
    • B) Türk-İslam devletlerinde sultan ile halifenin ayrı yetki alanlarına sahip olması
    • C) Avrupa Hun Devleti'nde Atilla ile kardeşi Bleda'nın birlikte hükmetmesi
    • D) Kağanın doğu kanadı, yabgunun batı kanadı yönetmesi geleneği
    • E) Asya Hun Devleti'nde sol ve sağ kanat beylikleri uygulaması

    İkili‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ yönetim anlayışı, Orta Asya Türk devletlerinde ülkenin coğrafi veya idari açıdan iki kanada bölünerek hanedan üyeleri arasında paylaşılmasını ifade eder. Türk-İslam devletlerinde sultan ile halifenin ayrı yetki alanlarına sahip olması ise din-devlet ayrışmasıyla ilgili farklı bir yapılanmayı yansıtır; bu durum Orta Asya kökenli ikili yönetim geleneğinin bir uzantısı değil, İslami siyasi düzenin kendine özgü bir kurumsal çerçevesidir.

  18. 18. Türk tarihinde önemli bir yere sahip olan Akhunlar (Eftalitler), 5. ve 6. yüzyıllarda İran, Afganistan ve Kuzeybatı Hindistan'ı etkileri altına almış; Sasani İmparatorluğu'nu ağır baskı altında tutmuşlardır. Ancak 557 yılında Göktürkler ile Sasanilerin ittifakı sonucunda yıkılmışlardır. Bu gelişme, uluslararası ilişkiler açısından değerlendirildiğinde aşağıdaki ilkelerden hangisini örneklemektedir?

    • A) Dinî ortaklığın siyasi ittifakların temel belirleyicisi olduğu ilkesi
    • B) Ortak çıkarlar doğrultusunda kurulan geçici ittifakların güçlü bir rakibi tasfiye edebileceği ilkesi
    • C) Küçük devletlerin büyük güçler arasında tarafsızlık politikasıyla hayatta kalabileceği ilkesi
    • D) Güçlü devletlerin komşularını doğrudan ilhak etmeksizin ekonomik baskıyla çökertmesi ilkesi
    • E) Ortak düşmana karşı oluşturulan ittifakların kalıcı dostluklara dönüşmesi ilkesi

    Göktürkler‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ ile Sasanilerin ideolojik, dinî ya da kalıcı çıkar ortaklığı bulunmamaktaydı; bu ittifak, her iki taraf için de ortak bir tehdit oluşturan Akhunları tasfiye etmek amacıyla kuruldu. Bu durum, uluslararası ilişkilerde ortak çıkara dayalı geçici ittifakların güçlü bir rakibi dahi etkisiz kılabildiğini örneklemektedir. İttifakın ardından Göktürkler ile Sasaniler arasındaki ilişkiler gerilmiş ve sürekli bir dostluğa dönüşmemiştir.

  19. 19. Uygur Türkleri, 762 yılında Manihaizmi resmî din olarak benimsemişlerdir. Manihaizmin benimsenmesi, Uygur toplumunun yaşam biçiminde ve ekonomik yapısında köklü değişimlere yol açmıştır. Bu geçişin Uygur toplumu üzerinde yarattığı en önemli dönüşüm aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Manihaizmin tüm Türk boyları arasında yayılarak ortak bir kimlik oluşturması
    • B) Uygurların askeri gücünü önemli ölçüde artırması
    • C) Et yemek ve savaşı yasaklayan Manihaizmin Uygurları savaşçı kimlikten uzaklaştırması
    • D) Uygurların İpek Yolu ticareti üzerindeki denetimini kaybetmesi
    • E) Uygurların Çin ile olan ticaret ilişkilerini tamamen kesmesi

    Manihaizm,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ şiddeti ve et yemeyi yasaklayan barışçıl ilkelere sahip bir dindir. Bu dini benimseyen Uygur yönetici sınıfı, geleneksel göçebe savaşçı kimliğinden uzaklaşarak yerleşik, ticari ve sanatsal etkinliklere yöneldi. Bu dönüşüm, Uygurların uzun vadede askeri etkinliklerini azaltmış ve devletlerinin daha kırılgan hale gelmesine katkıda bulunmuştur. Manihaizm diğer Türk boyları arasında yaygınlaşmamıştır.

  20. 20. Aşağıda İlk Türk devletlerine ilişkin eşleştirmeler verilmiştir. Hangisinde yanlış bir bilgi yer almaktadır?

    • A) Asya Hun Devleti – Mete Han – Ondalık askeri sistem
    • B) Avrupa Hun Devleti – Atilla – Bizans'a seferleri ve Batı Roma'ya yürüyüş
    • C) Göktürk Devleti – Bumin Kağan – Avar egemenliğine son verme
    • D) II. Göktürk Devleti – Bilge Kağan – Orhun Kitabelerini yazdırma
    • E) Uygur Devleti – Kutluk Bilge Kül Kağan – Kurucusu

    Uygur‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ Devleti'nin kurucusu Kutluk Bilge Kül Kağan doğrudur; ancak bu kişi zaman zaman Moyen Çur ya da Tengri Bögü Kağan ile karıştırılmaktadır. Gerçekte Uygur Devleti'nin 744'te kuruluşundaki asıl figür Kutluk Bilge Kül Kağan'dır ve bu eşleştirme doğrudur. Bu sorudaki yanıltıcı yapı şurada yatmaktadır: Tüm eşleştirmeler doğru görünmektedir; ancak KPSS sınavlarında bu tür sorularda C seçeneğindeki 'Kutluk Bilge Kül Kağan – Kurucusu' eşleştirmesi kimi kaynaklarda Moyen Çur ile karıştırılmakta ve yanlış bilinmektedir. Bununla birlikte doğru yanıt olarak C işaretlenebilir; çünkü Uygur Devleti'nin kurucusu olarak bazı kaynaklarda 'Peylo' ya da farklı isimler öne çıkarılmakta, Kutluk Bilge Kül Kağan'ın asıl kurucu olup olmadığı tartışma konusu olmaktadır. Dikkatli okuyucu bu ince ayrımı fark etmelidir.

  21. 21. Göktürk yazıtlarında sıkça geçen 'Türk budun' (Türk halkı/milleti) ifadesi, tarihçiler tarafından Türklerde milli kimlik bilincinin erken bir kanıtı olarak değerlendirilmektedir. Bilge Kağan'ın Orhun Kitabelerinde Çin'in kültürel etkisinden duyduğu kaygıyı dile getirmesi ve halkını bu konuda uyarması bu bağlamda ele alınmaktadır. Bu durum, aşağıdaki tarihsel çıkarımlardan hangisini desteklemektedir?

    • A) Orhun Kitabelerinin yalnızca askeri zaferler için dikilmiş propaganda metinleri olduğunu
    • B) Türk halkının Çin kültürünü bütünüyle benimseyerek asimile olduğunu
    • C) Göktürklerin Çin medeniyetini tamamen reddederek izolasyon politikası izlediğini
    • D) Bilge Kağan'ın dinî kimliği ön plana çıkararak Çin'e karşı bir cihat ilan ettiğini
    • E) Türk kimliği ve bağımsızlığını koruma kaygısının yönetici sınıfın öncelikleri arasında yer aldığını

    Bilge‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ Kağan, Orhun Kitabelerinde Türk halkının Çin'in ipek ve gümüşüne kanarak aldatıldığını, Çin'e yakın yerleşmenin tehlikeli olduğunu açıkça dile getirmiştir. Bu söylem, yönetici sınıfın kültürel asimilasyona ve bağımsızlığın yitirilmesine karşı bilinçli bir kaygı taşıdığını göstermektedir. Dolayısıyla Türk kimliği ve bağımsızlığını koruma kaygısı, devlet ideolojisinin ayrılmaz bir parçasıydı.

  22. 22. Göktürk Devleti'nde kullanılan Orhun Alfabesi'nin önemi düşünüldüğünde, bu alfabenin Türk tarihi açısından en belirleyici katkısı aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Türklerin kendilerine özgü yazılı bir dil geleneği oluşturduğunu kanıtlaması
    • B) Çin kültürüyle entegrasyonu hızlandırması
    • C) Sasani devletiyle diplomatik ilişkilerin kurulmasına zemin hazırlaması
    • D) Ticaret yollarında ortak bir iletişim dili sağlaması
    • E) Türklerin İslamiyet'i benimsemesini kolaylaştırması

    Orhun‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ Yazıtları (Köktürk Yazıtları), Türklerin kendilerine özgü bir alfabeyle kaleme alınmış ilk yazılı edebi ve tarihi belgelerdir. Bu yazıtlar, Türklerin sözlü geleneğin ötesine geçerek özgün bir yazılı kültür oluşturduğunu kanıtlamaktadır. Yazıtlardaki 'Türk' milletine doğrudan sesleniş, milli kimlik bilincinin de ilk ifadesi sayılmaktadır.

  23. 23. Hunların Mete Han döneminde uyguladığı 'onlu sistem' askerî örgütlenmenin en temel özelliği aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Ondalık sisteme dayalı hiyerarşik bir komuta yapısı kurulması
    • B) Süvari birlikleri yerine piyade birliklere ağırlık verilmesi
    • C) Askerlerin etnik kökene göre ayrı birliklere yerleştirilmesi
    • D) Savaş dönemlerinde sivil halkın zorunlu askerlik yükümlülüğünden muaf tutulması
    • E) Ordu komutanlarının din adamları arasından seçilmesi

    Mete‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ Han tarafından kurulan onlu sistem; on, yüz, bin ve on bin kişilik birliklerden oluşan hiyerarşik bir askerî yapıdır. Bu sistem hem disiplinli bir ordu hem de idari bir teşkilat niteliği taşımaktaydı. Sonraki Türk ve Moğol devletlerini de derinden etkileyen bu yapı, merkezi otoritenin güçlendirilmesinde kritik bir araç olmuştur.

  24. 24. Uygur Devleti'nin Manihaizm'i benimsemesi, Türk tarihinde din-devlet ilişkisi açısından hangi açıdan özgün bir örnek oluşturur?

    • A) Devlet otoritesinin din adamlarının denetimine girmesine yol açması
    • B) Bir Türk devletinin köklü bir şekilde yerleşik kültüre geçmesini hızlandırması
    • C) İlk kez bir Türk devletinin çok tanrılı bir dini resmen kabul etmesi
    • D) Bir Türk hükümdarının dini baskı altında din değiştirmek zorunda kalması
    • E) Türklerin ilk kez Budizm'i tanımasını sağlaması

    Uygurların‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ Manihaizm'i benimsemesi yalnızca dinî bir değişim değil, aynı zamanda sosyal ve kültürel bir dönüşümü beraberinde getirmiştir. Manihaizm'in etkileriyle Uygurlar yerleşik hayata geçmiş, tarım ve ticaretle daha yoğun ilgilenmeye başlamış, sanat ve mimari alanda önemli eserler üretmiştir. Bu süreç, bir Türk devletinin din değişikliği aracılığıyla göçebe yaşam tarzından yerleşik medeniyete geçişinin en belirgin örneğidir.

  25. 25. Göktürklerin Sasanilerle iş birliği yaparak Akhunları (Eftalitleri) çökertmesi, Türk tarihinin hangi boyutunu en iyi örnekler?

    • A) Orta Asya'da Türk-İran ortak devlet geleneğinin bulunduğunu
    • B) Türklerin İran medeniyetinden kültürel olarak etkilendiğini
    • C) Reelpolitiğe dayalı, pragmatik bir dış politika anlayışını
    • D) Türk devletlerinin kalıcı ittifaklar kurarak komşu devletleri ortadan kaldırdığını
    • E) Türklerin dinî gerekçelerle savaş açma eğiliminde olduğunu

    Göktürklerin‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ Sasanilerle geçici ittifak kurarak Akhunları ortadan kaldırması, pragmatik ve çıkar odaklı bir dış politikanın yansımasıdır. Bu ittifak, ideolojik ya da dinî bir ortaklığa değil, Orta Asya ticaret yollarına hâkim olma amacına dayanıyordu. Nitekim Akhunların çöküşünün ardından Göktürk-Sasani ilişkileri de gerginleşmiş, ittifak kalıcı olmamıştır.