menu
MemurOl
Türkçe Testleri

Genel Tekrar Testi - 114

Soru 1 / 25

Aşağıdaki cümlelerde 'taşımak' sözcüğünün kazandığı anlam türleri incelendiğinde hangisi diğerlerinden farklı bir anlam ilişkisi sergilemektedir?

Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
  1. 1. Aşağıdaki cümlelerde 'taşımak' sözcüğünün kazandığı anlam türleri incelendiğinde hangisi diğerlerinden farklı bir anlam ilişkisi sergilemektedir?

    • A) Kamyon sabahtan beri yük _taşıyor_.
    • B) Köye haberi ilk o _taşıdı_, dilden dile yayıldı.
    • C) Yüzü, geçmişin izlerini hâlâ _taşıyordu_.
    • D) Bu koltuk üç kuşaktır aile sırrını _taşımaktadır_.
    • E) Gözleri hüzün _taşıyan_ biri karşıma çıktı.

    D‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde 'taşımak' sözcüğü, bir yükün fiziksel olarak bir yerden bir yere götürülmesini anlatan temel/gerçek anlamıyla kullanılmıştır. A'da bir nesnenin soyut bir unsuru (sır) içinde barındırması, B'de gözlerin bir duyguyu yansıtması, C'de haberin/bilginin aktarılması (bilgi taşımak), E'de yüzün geçmişin izlerini üzerinde bulundurması birer mecaz anlam kullanımıdır. Bu seçeneklerin tamamında 'taşımak' sözcüğü soyut ya da yan anlam kazanmış olup yalnızca D, gerçek/temel anlamı yansıtır; dolayısıyla D diğerlerinden farklı bir anlam ilişkisi sergilemektedir.

  2. 2. Aşağıdaki cümlelerde kullanılan sözcük ya da ifadelerden hangisi 'ad aktarması (mecazı mürsel/sinekdok)' değil, 'deyim aktarması (istiare)' örneği oluşturmaktadır?

    • A) Toplantıya otuz kalem katıldı.
    • B) Beyin fırtınası yaptık ama çözüm bulamadık.
    • C) Ankara bu konuda henüz bir açıklama yapmadı.
    • D) Tüm sokak bu habere ağladı.
    • E) O maça tüm beyaz-maviler çıkmıştı.

    Ad‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ aktarması (mecazı mürsel/sinekdok), bir kavramın onunla gerçekten ilişkili başka bir kavramın adıyla anılmasıdır. A'da 'Ankara' yerine 'Türk hükümeti/devleti' (yer-kurum ilgisi), B'de 'sokak' yerine 'sokaktaki insanlar' (kap-içindeki ilgisi), D'de 'kalem' yerine 'kişi' (araç-kullanan ilgisi), E'de 'beyaz-maviler' yerine 'o renkleri giyen takım/taraftarlar' (renk-taraftar ilgisi) kullanılmıştır; bunlar ad aktarması örnekleridir. C'de ise 'beyin fırtınası', zihinsel çabayı hava olayına (fırtına) benzeterek benzetileni gizleyen bir deyimleşmiş istiare (deyim aktarması) örneğidir. Dolayısıyla C diğerlerinden farklıdır.

  3. 3. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili ifade, 'soyutun somutlaştırılması' değil, 'somutun soyutlaştırılması' yoluyla oluşturulmuş bir anlam aktarması içermektedir?

    • A) Söyledikleri sözler odada birer taş gibi duruyordu.
    • B) Aşkın dikenli yollarında yürüdüm yıllarca.
    • C) Kıskançlık, yüreğini kemiren bir kurdur.
    • D) Sevinç, üstüne bir güneş gibi doğdu.
    • E) Öfkesi sokaklara taştı.

    Soyutun‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ somutlaştırılması, duygu/düşünce gibi soyut kavramların somut nesnelermiş gibi aktarılmasıdır. A'da kıskançlık (soyut) bir kurda (somut), C'de aşkın yolları (soyut) dikenli yola (somut), D'de sevinç (soyut) güneşe (somut), E'de sözcükler (yarı-soyut) taşa (somut) benzetilmiştir; bunlar soyutun somutlaştırılmasına örnektir. B'de ise tam tersi söz konusudur: 'öfke taştı' ifadesinde, sıvıların kabı aşıp dışarı çıkması şeklindeki somut eylem olan 'taşmak', soyut bir duyguya (öfkeye) uygulanmıştır. Bu, somut bir eylemin soyuta aktarılmasıdır; dolayısıyla B, 'somutun soyutlaştırılması' örneği oluşturur.

  4. 4. "Onun her cümlesi, dinleyiciyi tatlı bir uykuya çekiyordu." Bu cümledeki anlam incelendiğinde aşağıdaki yorumlardan hangisi doğrudur?

    • A) Konuşmacının sesi o denli monoton ve sıkıcıydı ki insanlar uyukluyordu; ifade alaylı/iğneleyici bir anlam taşıyor.
    • B) Konuşmacı, dinleyicileri sakinleştiren rahatlatıcı bir üsluba sahiptir.
    • C) Dinleyiciler, konuşmacının sesinden o denli etkilendi ki coşku içinde donup kaldılar.
    • D) Cümle yalnızca konuşmacının etkili bir hatip olduğunu söylüyor.
    • E) Konuşmacı, dinleyicilerin uyumasına izin verecek kadar sakin bir kişidir.

    Bu‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ cümlede 'tatlı bir uykuya çekmek' ifadesi yüzeyde olumlu bir anlam taşıyor gibi görünse de bağlam, konuşmacının her cümlesinin bu etkiyi yaratmasına dikkat çeker; bu, konuşmanın monoton, ilgisiz ve sıkıcı olduğunu ima eden örtmeceli/alaylı (ironic/euphemistic) bir kullanımdır. A seçeneği ifadeyi yalnızca olumlu yorumlamakta ve alaylı boyutunu göz ardı etmektedir. C, konuşmacının kişiliğine ilişkin yanlış bir çıkarım yapar. D, ifadeyi yüzeysel okumaktadır. E ise metinde bulunmayan 'coşku' ve 'donup kalma' unsurlarını içermektedir. B seçeneği, hem gerçek anlamı (monoton konuşma) hem de dilin alaylı/iğneleyici boyutunu doğru biçimde yakalar.

  5. 5. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde sözcük, birden fazla anlam katmanı taşıyacak biçimde kullanılmıştır? (Hem nesnel hem öznel anlam, hem temel hem yan anlam gibi çoklu anlam katmanı)

    • A) Araba yolda durdu.
    • B) Kitabı masanın üzerine koydu.
    • C) Çocuk okula gitmeyi çok seviyordu.
    • D) O gün orada hiç kimse yoktu.
    • E) Yaşlı çınar, köyün tüm acılarına tanıklık etmişti.

    C‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğindeki 'yaşlı çınar' ifadesi birden fazla anlam katmanı taşır: (1) Gerçek/nesnel anlam: çınar ağacı yaşlı/büyük ve köyde bulunmaktadır. (2) Mecaz/simgesel anlam: 'yaşlı çınar' köyün hafızasını, geçmişini, değişmezliğini simgeler; insanlaştırma (kişileştirme) yoluyla acıları 'tanıklık eden' bir varlık konumuna taşınmıştır. (3) Kültürel anlam katmanı: Türk kültüründe çınar uzun ömür, dayanıklılık ve sığınak simgesidir. A, D ve B yalnızca somut/nesnel bildirim içerir. E öznel bir duyguyu aktarır ama tek bir anlam katmanına sahiptir. Yalnızca C çoklu anlam katmanı barındırmaktadır.

  6. 6. 'Kesmek' sözcüğü aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'bir şeyi ortadan kaldırmak, sona erdirmek' anlamıyla kullanılmamıştır?

    • A) Şirketi zarara uğratınca bütçeyi _kestiler_.
    • B) İki taraf da müzakereleri aniden _kesti_.
    • C) Soğuk hava sözümü ağzımda _kesti_.
    • D) Telefonu daha fazla uzatmadan _kesti_.
    • E) Kasap eti ince ince _kesti_, tabağa dizdi.

    A'da‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ telefon görüşmesini sonlandırma, B'de soğuğun konuşmayı engellemesi (ses çıkarmayı sona erdirmek), C'de bütçenin iptal edilmesi/kaldırılması, E'de müzakerelerin sona erdirilmesi; bunların tamamı 'kesmek' sözcüğünün 'bir şeyi ortadan kaldırma/sona erdirme' mecaz ya da yan anlamıyla kullanımına örnektir. D seçeneğinde ise 'kesmek' sözcüğü kasabın eti bıçakla fiziksel olarak parçalara ayırması anlamıyla, yani temel/gerçek anlamıyla kullanılmaktadır. Dolayısıyla D, diğerlerinden farklı anlamı taşıyan seçenektir.

  7. 7. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük 'terim anlam' taşımaktadır?

    • A) Mahkeme, sanığın _cezasını_ iki yıl erteledi.
    • B) Çocukların _sesi_ bahçeye kadar yayılıyordu.
    • C) Yıllarca bu şehirde _kök_ saldı, artık ayrılamıyor.
    • D) Adam _soğuk_ bir bakış fırlattı bize.
    • E) Tıp dilinde '_ateş_', vücut sıcaklığının yükselmesi demektir.

    Terim‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ anlam, bir sözcüğün belirli bir bilim, sanat veya meslek alanında yalnızca o alana özgü, sınırları belirlenmiş tek bir kavramı karşılaması durumudur. B seçeneğinde 'ateş' sözcüğü, tıp alanında 'vücut ısısının normalin üstüne çıkması (hipertermi)' anlamında teknik/terim anlam taşımaktadır ve bu anlam doğrudan cümlede de belirtilmiştir. A'da 'ceza' toplumsal/hukuki bağlamda kullanılmış olmakla birlikte günlük dilin bir parçasıdır. C'de 'ses' genel anlamda, D'de 'soğuk' mecaz anlamda, E'de 'kök salmak' deyimsel anlamda kullanılmıştır. Terim anlam yalnızca B'de söz konusudur.

  8. 8. Aşağıdaki cümle çiftlerinin hangisinde altı çizili sözcükler, birinde 'yan anlam' diğerinde ise 'mecaz anlam' taşımaktadır? (Yan anlam: sözcüğün temel anlamıyla somut bağlantısını koruyarak kazandığı ikincil anlam; Mecaz anlam: temel anlamla somut bağlantısı koparak yeni bir kavramı karşılaması)

    • A) Bıçağın _sırtı_ körleşmiş. / Bu işin _sırtını_ dayadı duvara.
    • B) Şişenin _ağzı_ açık kalmış. / Komşunun _ağzı_ kalabalık.
    • C) Dağın _başı_ karlıydı. / O toplantının _başı_ çok konuştu.
    • D) Masanın _bacağı_ gevşedi. / Projenin _bacağı_ sağlam değil.
    • E) Sandalyenin _kolu_ kırılmış. / Ona bir _kol_ uzatabilir misin?

    Yan‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ anlam, temel anlamla somut benzerlik ya da işlevsel ilgi yoluyla gelişen ikincil anlamdır. Mecaz anlam ise temel anlamla bağlantı tamamen kopmuş, soyut bir kavramı karşılayan anlamdır. C'de 'şişenin ağzı': Şişenin üst açıklık kısmı, insan ağzının işleviyle (açıklık, giriş-çıkış) benzerlik kurularak adlandırılmış → yan anlam (somut, biçimsel benzerlik devam ediyor). 'Ağzı kalabalık': 'Çok konuşan, gevezelik eden' anlamı tamamen soyut/davranışsal olup ağız organıyla yalnızca zayıf bir çağrışım ilgisi kalmıştır → mecaz anlam. A'da 'dağın başı' da 'toplantının başı (lideri)' da açıkça yan/mecaz ayrımındadır; ancak 'toplantının başı'nın lider anlamı da bir tür yan anlam sayılabilir. C, bu ayrımı en belirgin biçimde örnekleyen çifttir.

  9. 9. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'kesmek' fiili 'bir şeyin devamını, işleyişini durdurmak' anlamında kullanılmıştır?

    • A) Bakkala olan borcumu bir an önce keseyim.
    • B) Elektrikler sabahtan beri kesildi.
    • C) Terzi kumaşı ölçüye göre kesti.
    • D) Çocuk parmağını makasla kesti.
    • E) Kasap, eti ince ince kesti.

    'Elektrikler‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ sabahtan beri kesildi' cümlesinde 'kesmek' fiili bir hizmetin, akışın durması anlamında kullanılmıştır. Diğer seçeneklerde 'kesmek' fiili fiziksel olarak bir şeyi bölmek ya da parayı ödemek anlamlarında kullanılmıştır.

  10. 10. Aşağıdaki sözcüklerden hangisi hem ad hem de sıfat olarak kullanılmaya elverişlidir?

    • A) sarı
    • B) yavaşça
    • C) çabucak
    • D) koşmak
    • E) güzellik

    'Sarı'‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ sözcüğü 'Sarı bir araba aldı' cümlesinde sıfat, 'Sarı benim en sevdiğim renktir' cümlesinde ise ad olarak kullanılabilir. Diğer seçeneklerdeki sözcükler yalnızca tek bir sözcük türü olarak işlev görür.

  11. 11. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'çıkmak' fiili 'bir yerden ayrılmak' anlamında kullanılmamıştır?

    • A) Toplantıdan sıkılarak çıktım.
    • B) Sınav sonuçları bugün çıktı.
    • C) Sabah erkenden evden çıktı.
    • D) İşten erken çıkıp çocuğunu karşıladı.
    • E) Tünelden geçtikten sonra ışığa çıktık.

    'Sınav‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ sonuçları bugün çıktı' cümlesinde 'çıkmak' fiili 'bir yerden ayrılmak' değil, 'açıklanmak, ortaya çıkmak' anlamında kullanılmıştır. Diğer cümlelerde ise bir yerden ayrılma, uzaklaşma anlamı söz konusudur.

  12. 12. Aşağıdaki sözcüklerin hangisi 'eş anlamlısı (anlamdaşı)' ile birlikte verilmemiştir?

    • A) özgür – hür
    • B) yurt – vatan
    • C) yargıç – hâkim
    • D) mektup –ektup
    • E) doğru – yanlış

    'Doğru'‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ ve 'yanlış' sözcükleri eş anlamlı değil, zıt anlamlıdır. Eş anlamlılık, farklı sözcüklerin aynı ya da çok yakın anlamı taşıması demektir. Diğer seçeneklerdeki çiftler gerçek eş anlamlılara örnektir.

  13. 13. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük 'dolaylı anlatım (yan anlam)' taşımaktadır?

    • A) Bu konu benim <u>başımı</u> çok ağrıttı.
    • B) Çocuk top <u>oynadı</u>.
    • C) Masa <u>ahşap</u> malzemeden yapılmıştır.
    • D) Kapıyı <u>kapat</u> lütfen.
    • E) Dün <u>yağmur</u> yağdı.

    'Başımı‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ ağrıttı' ifadesinde 'baş' sözcüğü gerçek organı değil, 'beni çok yordu, bana sorun çıkardı' anlamını taşıdığından yan anlam (mecaz anlam) taşımaktadır. Diğer seçeneklerdeki altı çizili sözcükler gerçek anlamlarında kullanılmıştır.

  14. 14. Aşağıdaki atasözlerinden hangisi 'sabırlı ve kararlı çalışmanın başarıya ulaştıracağını' anlatmaktadır?

    • A) Üzüm üzüme baka baka kararır.
    • B) Komşu komşunun külüne muhtaçtır.
    • C) Damlaya damlaya göl olur.
    • D) İt ürür kervan yürür.
    • E) Taşıma su ile değirmen dönmez.

    'Damlaya‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ damlaya göl olur' atasözü, küçük küçük çabaların zamanla büyük sonuçlar doğuracağını, yani sabır ve kararlılıkla çalışmanın başarıya götüreceğini anlatır. Diğer seçenekler farklı anlamlara gelmektedir.

  15. 15. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'ad aktarması (mecazımürsel)' sanatı yapılmıştır?

    • A) Rüzgar esmeye başladı.
    • B) Ankara bu konuda henüz bir açıklama yapmadı.
    • C) Kitabı dikkatlice okudu.
    • D) Gözleri yıldız gibi parlıyordu.
    • E) Zaman çabuk geçti.

    'Ankara‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ bu konuda henüz açıklama yapmadı' cümlesinde 'Ankara' sözcüğüyle şehrin kendisi değil, orada bulunan hükümet ya da yetkililer kastedilmektedir. Bir şeyin adı yerine onunla ilgili başka bir sözcük kullanılması 'ad aktarması (mecazımürsel)' sanatının göstergesidir.

  16. 16. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'geçmek' sözcüğü 'bir sınavı ya da engeli başarıyla aşmak' anlamında kullanılmıştır?

    • A) Sınıfı geçince bize haber ver.
    • B) Yanımdan sessizce geçip gitti.
    • C) Tren, köprüden hızla geçti.
    • D) Orman içinden geçen yolu bulduk.
    • E) Yıllar çabuk geçiyor.

    'Sınıfı‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ geçmek' ifadesinde 'geçmek' sözcüğü 'bir engeli ya da sınavı başarıyla aşmak' anlamında kullanılmıştır. Diğer seçeneklerde 'geçmek' sözcüğü fiziksel bir hareketi, yer değiştirmeyi ya da zamanın akışını ifade etmektedir.

  17. 17. 'Uzun vadeli planlar yapmak yerine günü kurtarmayı tercih etti.' cümlesindeki altı çizili sözün anlamı aşağıdakilerden hangisiyle karşılanabilir?

    • A) Günlük rutinlere sadık kalmayı
    • B) O günün sorumluluklarını yerine getirmeyi
    • C) Gününü verimli şekilde değerlendirmeyi
    • D) Geçici çözümlerle o anı atlatmayı
    • E) Bugünkü işleri yarına bırakmayı

    'Günü‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ kurtarmak' deyimi, kalıcı ve gerçek bir çözüm üretmeksizin içinde bulunulan sorunu geçici bir yolla savuşturmak anlamını taşır. Bu anlam en doğru biçimde B seçeneğiyle karşılanmaktadır. A seçeneği 'sorumluluk yerine getirmek', C seçeneği 'verimli olmak', D seçeneği 'rutine bağlılık', E seçeneği ise 'erteleme' anlamlarını çağrıştırır; bunların hiçbiri deyimin gerçek anlamıyla örtüşmez.

  18. 18. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde sözcük yanlış anlamda kullanılmıştır?

    • A) Avukat, mahkemeye kapsamlı bir muhtıra sundu.
    • B) Yeni yönetim, eski borçların tamamını teberru etti.
    • C) Müdür, toplantıda alınan kararları şerh düşerek imzaladı.
    • D) Sözleşmenin feshi için ibraname imzalanması gerekir.
    • E) Savcı, delilleri bizzat tahkik etti.

    'Teberru'‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ sözcüğü 'bağışlamak, hayır amacıyla bir şey vermek' anlamına gelir; borç ödemek ya da silmek anlamı taşımaz. Bu bağlamda 'eski borçların teberru edilmesi' ifadesi anlam bakımından hatalıdır; doğrusu 'ibra etmek' ya da 'terkin etmek' olmalıydı. Diğer seçeneklerde: şerh düşmek (açıklama notu eklemek), muhtıra (resmi bildirim belgesi), tahkik etmek (soruşturmak), ibraname (sorumluluktan kurtaran belge) doğru anlamlarıyla kullanılmıştır.

  19. 19. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'ağır' sözcüğü 'önemli, değerli' anlamında kullanılmıştır?

    • A) Hasta gece ağır bir kriz geçirdi.
    • B) Bu bavul oldukça ağır, taşıyamam.
    • C) Toplumda ağır bir yere sahip olan bilim insanı konuştu.
    • D) Müzik o kadar ağır çalıyordu ki konsantre olamadım.
    • E) Sözleri çok ağır kaçtı, özür dilemeliydi.

    C‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde 'ağır bir yere sahip olmak' ifadesi 'saygın, değerli, önemli bir konuma sahip olmak' anlamını taşımaktadır. A seçeneğinde fiziksel ağırlık, B seçeneğinde 'sert, kırıcı' anlamı, D seçeneğinde 'şiddetli', E seçeneğinde 'gürültülü/yüksek sesli' anlamları söz konusudur. Sözcüğün çok anlamlılığını kavrayabilmek için bağlam dikkatle değerlendirilmelidir.

  20. 20. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir 'dolaylı anlam aktarması (kinaye)' söz konusudur?

    • A) Bu soru benim için ceviz kabuğunu doldurmaz.
    • B) Elleri bomboş döndü toplantıdan.
    • C) Adam o kadar çok konuştu ki ağzından köpük geldi.
    • D) Uzun yıllar bu köyde yaşadı, artık toprağa karıştı.
    • E) Annesinin gözlerinde dünyaydı o çocuk.

    Kinaye,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ bir ifadenin hem gerçek hem de mecaz anlamını aynı anda barındırması ve kastın mecaz anlamda olmasıdır. 'Elleri bomboş döndü' ifadesi gerçek anlamıyla (ellerin boş olması) ve mecaz anlamıyla (hiçbir kazanım ya da sonuç elde edememek) birlikte düşünülebilir; ancak kastedilen mecaz anlamdır. A seçeneğinde 'toprağa karışmak' ölüm anlamında deyim, B seçeneğinde abartma (mübalağa), D seçeneğinde istiare, E seçeneğinde ise deyim kullanılmıştır.

  21. 21. Aşağıdaki altı çizili sözcüklerin anlam özellikleri incelendiğinde hangisi diğerlerinden farklıdır?

    • A) Sesi titreyerek konuşmaya devam etti.
    • B) Yüzü asıktı bütün gün.
    • C) Gözlerinde tuhaf bir ışık vardı.
    • D) Soğuk bir bakışla kapıyı kapattı.
    • E) Elindeki kâğıdı masaya bıraktı.

    A,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ B, C ve D seçeneklerindeki altı çizili sözcükler (ışık, titremek, soğuk, asık) duygu veya ruh hâlini dolaylı biçimde ifade eden, yan anlam ya da mecaz anlam taşıyan kullanımlardır. E seçeneğinde ise 'elindeki kâğıdı masaya bıraktı' ifadesindeki sözcükler tamamen somut, gerçek ve temel anlamda kullanılmıştır; herhangi bir mecaz ya da yan anlam içermez. Bu nedenle E, anlam özelliği bakımından diğerlerinden ayrılmaktadır.

  22. 22. 'Yazarın ilk eserinde henüz ham olan üslubu, ilerleyen yıllarda olgunlaşmış ve kendine özgü bir derinlik kazanmıştır.' cümlesinde 'ham' sözcüğü ne anlama gelmektedir?

    • A) Kaba, görgüsüz
    • B) İşlenmemiş, doğal hâlde
    • C) Pişmemiş, çiğ
    • D) Gelişmemiş, yeterince biçimlenmemiş
    • E) Yetersiz, eksik bilgili

    Bu‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ cümlede 'ham' sözcüğü bir yazarın üslubuna yönelik kullanılmıştır. Üslup bağlamında 'ham' sözcüğü, henüz olgunlaşmamış, biçimsel ve içeriksel açıdan tam anlamıyla gelişmemiş anlamı taşır. A seçeneği gıda bağlamındaki temel anlam, B seçeneği hammadde bağlamındaki kullanım, D seçeneği kişilik bağlamındaki anlam, E seçeneği ise bilgi yetersizliğine vurgu yapar. Cümlenin bağlamı ve 'olgunlaşmış' sözcüğüyle kurulan karşıtlık, C seçeneğinin doğru olduğunu göstermektedir.

  23. 23. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde sözcük, gerçek anlamı dışında kullanılmamıştır?

    • A) Fırtına şehrin üstüne çöktü, her yer karanlığa büründü.
    • B) Bu söz onun kalbine ok gibi saplandı.
    • C) Küçük çocuğun masumiyeti herkesi eritti.
    • D) Sabahın erken saatlerinde kar yağmaya başladı.
    • E) Haberler onu yıkmış, günlerce kendine gelememiş.

    B‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğindeki 'sabahın erken saatlerinde kar yağmaya başladı' cümlesinde tüm sözcükler gerçek ve temel anlamlarında kullanılmıştır; herhangi bir mecaz, deyim ya da yan anlam söz konusu değildir. A seçeneğinde 'eritmek' (duygusal etkilemek), C seçeneğinde 'ok gibi saplanmak' (benzetme yoluyla mecaz), D seçeneğinde 'yıkmak' ve 'kendine gelememek' (mecaz/deyim), E seçeneğinde 'çökmek' ve 'bürünmek' (kişileştirme/mecaz) anlam aktarmaları kullanılmıştır.

  24. 24. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'baş' sözcüğü eş sesli (sesteş) değil, çok anlamlı kullanılmıştır?

    • A) Bu işin başı oldukça karmaşıktır.
    • B) Nehrin başı ormanlık bölgede bulunuyor.
    • C) Musluğun başı arızalı, su gelmiyor.
    • D) Toplantının başında söz almak istedi.
    • E) Saçlarını taramadan başı dağınık geziyordu.

    Çok‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ anlamlılıkta sözcükler arasında anlam ilişkisi (benzerlik, yakınlık) bulunurken eş seslilikte iki farklı sözcük yalnızca yazılış ve okunuş bakımından aynıdır, anlam bağı yoktur. A seçeneğinde 'toplantının başı' (başlangıç), B seçeneğinde 'nehrin başı' (kaynağı), D seçeneğinde 'işin başı' (özü, en önemli kısmı) temel anlamdan uzaklaşmış ama ilişkili yan anlamlar taşır; bunlar çok anlamlılık kapsamında değerlendirilebilir. C seçeneğinde ise 'baş' insan bedeninin baş kısmı anlamında, yani temel anlamında kullanılmıştır ve anlam aktarması yoktur. E seçeneğinde 'musluğun başı' ise musluk mekanizmasının bir parçasını ifade eder; bu kullanım temel anlamla benzerlik ilgisi taşımayan eş seslilik örneğidir.

  25. 25. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde sözcükler arasındaki anlam ilişkisi, diğer cümlelerdekinden farklı bir türdedir?

    • A) Neşeli müzik, kasvetli ortamı biraz olsun canlandırdı.
    • B) Küçük bir çocuğa bu kadar ağır sorumluluk yüklenmez.
    • C) Bu kadar sıcak havada buz gibi su içmek harika.
    • D) Genç yaşta ihtiyar bir adam gibi konuşuyordu.
    • E) Karanlık odada tek bir ışık noktası parlıyordu.

    A,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ B, C ve E seçeneklerinde zıt anlamlı sözcük çiftleri bir arada kullanılmıştır: sıcak/buz gibi (soğuk), küçük/ağır (büyük sorumluluk bağlamında zıtlık), genç/ihtiyar, neşeli/kasvetli. Bu cümlelerde anlam karşıtlığı (tezat) ilişkisi egemendir. D seçeneğinde ise 'karanlık' ve 'ışık' sözcükleri arasında her ne kadar zıtlık olsa da bu cümlede asıl kurulan ilişki bir bütün-parça ve bağlam ilişkisidir; 'tek bir ışık noktası' ifadesi, karanlığın içindeki istisnayı vurgulayan niteleyici bir kullanımdır ve diğer seçeneklerdeki gibi doğrudan eş yapılı tezat değil, niteleyici bir karşıtlık içermektedir.