Genel Tekrar Testi - 127
"Bu iş, göründüğü kadar basit değildir." Bu cümleyle aşağıdaki cümlelerin hangisi aynı anlamı taşımaktadır?
Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
1. "Bu iş, göründüğü kadar basit değildir." Bu cümleyle aşağıdaki cümlelerin hangisi aynı anlamı taşımaktadır?
- A) Bu iş, yüzeysel incelendiğinde oldukça karmaşık görünür.
- B) Bu işi yapmak, sandığından çok daha uzun sürer.
- C) Bu işin güçlüğü dış görünüşünden anlaşılmaz. ✓
- D) Bu işin gerçek güçlüğü ancak deneyimlilerek fark edilir.
- E) Bu iş, herkesin üstesinden gelebileceği kadar kolaydır.
'Göründüğü kadar basit değildir' ifadesi, işin görünüşteki kolaylığının yanıltıcı olduğunu, aslında daha zor ya da karmaşık olduğunu anlatmaktadır. B seçeneğindeki 'güçlüğü dış görünüşünden anlaşılmaz' ifadesi tam olarak bu anlamı karşılamaktadır: işin zorluğu yüzeyde belli olmaz. E seçeneği cazip görünse de orada 'ancak yaparak anlaşılır' gibi ek bir koşul vardır; bu özgün cümlede mevcut değildir.
2. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'tutmak' fiili diğerlerinden farklı bir anlamda kullanılmıştır?
- A) Taşınan kasa ağır gelince onu iki eliyle tuttu.
- B) Sporcu yarışma boyunca birinci sırayı tuttu. ✓
- C) Fırtınada şemsiyesini şiddetle tutmak zorunda kaldı.
- D) Çıkan gürültüye şaşıran çocuk kulaklarını tuttu.
- E) Çocuk merdivenden inerken annesinin elini tuttu.
A, C, D ve E seçeneklerinde 'tutmak' fiili fiziksel bir kavrama, elle sarılma eylemini ifade etmektedir (temel anlam). B seçeneğinde ise 'birinci sırayı tutmak' ifadesinde 'tutmak' fiili soyut bir anlamda, 'belirli bir konumu veya durumu korumak, sürdürmek' anlamında kullanılmıştır. Bu nedenle B seçeneği diğerlerinden farklı bir anlam taşımaktadır.
3. "Ahmet, arkadaşlarının ısrarlı teklifini nazikçe geri çevirdi." Bu cümledeki anlatımı bozan bir çelişki olsaydı aşağıdakilerden hangisi onu en iyi örneklerdi?
- A) 'Geri çevirdi' yerine 'kabul etti' kullanılsaydı ✓
- B) 'Ahmet' yerine 'o' zamiri kullanılsaydı
- C) 'Arkadaşlarının' yerine 'düşmanlarının' kullanılsaydı
- D) 'Israrlı teklif' yerine 'tek bir teklif' kullanılsaydı
- E) 'Nazikçe' yerine 'sertçe' kullanılsaydı
Bu soru, anlam çelişkisinin ne olduğunu kavramayı ölçmektedir. Özgün cümlede 'geri çevirdi' eylemi, bir teklifi reddetmeyi ifade eder. B seçeneğinde bu eylem 'kabul etti' ile değiştirildiğinde cümle çelişkili hale gelir: ısrarlı bir teklifi nazikçe kabul etmek ile geri çevirmek birbirine zıt eylemlerdir ve bu değişiklik cümlenin iç tutarlılığını bozar. A seçeneği cümlenin tonunu değiştirir ama mantıksal çelişki yaratmaz.
4. "Küçük bir kasabada büyüyen yazar, kentlerin karmaşasını hiçbir zaman tam anlamıyla benimseyemedi." Bu cümlede aşağıdaki anlam ilişkilerinden hangisi vardır?
- A) Benzerlik
- B) Amaç-araç
- C) Neden-sonuç ✓
- D) Karşıtlık
- E) Koşul-sonuç
Cümle iki bilgi içermektedir: küçük bir kasabada büyümek ve kentin karmaşasını benimseyememek. Bu ikisi arasında neden-sonuç ilişkisi vardır; kasabada büyüme (neden), kentlerin karmaşasına yabancılık kalma (sonuç) durumunu açıklamaktadır. Karşıtlık ilişkisi, iki durumun birbirine zıt olduğu durumlarda söz konusudur; burada ise birinin ötekine yol açması vardır. B seçeneği cazip görünse de cümledeki 'karşıtlık' bir bağımsız zıtlık değil, geçmiş deneyimin bugüne yansımasıdır.
5. "Sabahın köründe yola çıkmak zorunda kalmak onu fazlasıyla yıkmıştı." Bu cümledeki 'yıkmak' fiilinin taşıdığı anlam, aşağıdaki cümlelerin hangisindeki altı çizili sözcüğün anlamıyla örtüşmektedir?
- A) Ekip, atık maddeleri güvenle imha etti.
- B) Yaşlı bina geçen ay yıkılarak yenisi yapıldı.
- C) Uzun hastalık süreci onu iyice bitirmişti. ✓
- D) Fırtına, sahil şeridindeki ağaçları devirdi.
- E) Depremin ardından birçok duvar çökmüştü.
Özgün cümlede 'yıkmak' fiili mecaz anlamda kullanılmış, kişiyi ruhsal veya bedensel olarak tüketmek, bitirmek anlamını taşımaktadır. B seçeneğindeki 'bitirmişti' sözcüğü de aynı mecaz anlamı, yani birinin enerjisini, moralini, gücünü tüketmek anlamını karşılamaktadır. Diğer seçeneklerdeki sözcükler (yıkılmak, çökmek, imha etmek, devirmek) fiziksel bir yıkım ya da çökmeyi anlatmaktadır.
6. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük, cümleye 'bir durumun farkında olmadan yaşanması' anlamı katmaktadır? (Altı çizili sözcükler parantez içinde gösterilmiştir.)
- A) O insanlara (alışmış) olmasa bu davranışları onu şaşırtırdı.
- B) Zorluklara (alışmış) biri, bu kadar küçük bir engele takılmazdı.
- C) Yıllar boyunca o kente (alışmış), artık başka bir yerde yaşayamıyordu.
- D) Sabahları erken kalkmaya (alışmış), bunun farkında bile değildi. ✓
- E) O çevreye (alışmış) biri olarak orada kendini hep güvende hissetti.
B seçeneğinde 'alışmış' sözcüğü, eylemin bilinç dışı, farkında olmadan gerçekleştiğini ve bunun kişi tarafından idrak edilmediğini vurguluyor ('farkında bile değildi' ifadesiyle desteklenmektedir). Diğer seçeneklerde 'alışmış' sözcüğü ya bir çevreye uyum sağlamayı, ya bir alışkanlık kazanmayı ya da bir geçmişe sahip olmayı ifade etmektedir; ancak 'farkında olmadan yaşanma' anlamını yalnızca B seçeneği tam olarak karşılamaktadır.
7. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'azın çokluğuna vurgu' yapılmaktadır?
- A) Küçük bir hareketle tüm dengeleri alt üst edebildi.
- B) Yıllar içinde biriktirdiği küçük tasarruflar büyük bir servet oluşturmuştu.
- C) Bir damla ilaç, o gece bütün acısını dindirdi.
- D) Az söylemesine karşın söyledikleri çok şey anlatıyordu. ✓
- E) Bu kadar kısa sürede bu kadar çok iş yapması herkesi şaşırtmıştı.
E seçeneğinde 'az söylemek' ile 'çok şey anlatmak' arasındaki karşıtlık, nicelik ile nitelik arasındaki dengesizliği ortaya koymaktadır. Bu, doğrudan 'azın çokluğuna vurgu' yapan bir yapıdır: söylenen az şey, aslında büyük bir anlam yükü taşımaktadır. A seçeneğinde hız-miktar ilişkisi, C'de anlık etki, D'de birikim süreci anlatılmaktadır. B seçeneğinde de küçük nedenin büyük sonuç doğurması söz konusudur; ancak burada 'az'ın çokluğu değil, küçüğün büyük etki yaratması vurgulanmaktadır. Yalnızca E'de nicelik (az söz) ile nitelik (çok anlam) karşıtlığı açıkça kurulmaktadır.
8. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde öznel bir yargı, nesnel bir yargıymış gibi sunulmuştur?
- A) Bu romanın baş karakteri son derece güçlü bir psikolojik derinliğe sahiptir. ✓
- B) Yazar bu eserinde toplumsal baskıyı ustaca işlemiştir.
- C) Kitap, iki yıl içinde otuz dile çevrilmiştir.
- D) Eleştirmenlerin çoğu bu eseri yüzyılın en iyi romanı olarak nitelendirmiştir.
- E) Roman, 1985 yılında yayımlanmış ve büyük ilgi görmüştür.
A seçeneğinde 'son derece güçlü bir psikolojik derinliğe sahiptir' ifadesi, kesin ve nesnel bir gerçekmiş gibi sunulmuştur; oysa bu tamamen bir değer yargısıdır, kişiden kişiye değişebilir. 'Bence' ya da 'görünmektedir' gibi bir öznel belirteç kullanılmamıştır. B ve D seçenekleri doğrulanabilir olgulardır. C seçeneğinde 'eleştirmenlerin çoğu' ifadesiyle öznel kaynak belirtilmiştir. E seçeneğinde 'ustaca' sözcüğü subjektiflik içerse de yapının bütünü bir değerlendirme önerisi niteliğindedir ve kaynak olarak yazara atıfta bulunulmaktadır. En belirgin 'öznel yargıyı nesnel gibi sunma' örneği A'dır.
9. Aşağıdaki cümle çiftlerinden hangisinde ikinci cümle, birinci cümlenin zorunlu sonucunu değil yalnızca olası bir sonucunu ifade etmektedir?
- A) Güneş battı. Ortalık karardı.
- B) Ateş yaktı. Çevresi ısındı.
- C) Zehir içti. Hayatını kaybetti.
- D) Suya düştü. Islandı.
- E) Kapıyı kırık bıraktı. Hırsız içeri girdi. ✓
C seçeneğinde 'kapıyı kırık bırakmak', hırsızın içeri girmesini zorunlu kılmaz; bu yalnızca bir olasılıktır. Kapı kırık olsa da hırsız girmeyebilirdi. Diğer seçeneklerde ise neden-sonuç ilişkisi neredeyse zorunluluk içermektedir: güneş batınca kararmak (A), suya düşünce ıslanmak (B), ateş yakınca ısınmak (D), zehir içince ölmek (E) doğal ve kaçınılmaz sonuçlardır. C'deki ilişki ise koşullu bir olasılığa dayanmaktadır.
10. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde, yapılan eylemin sonucuna ilişkin 'olumsuz bir beklenti' içinde olunduğu hâlde olumlu bir sonuç elde edildiği anlatılmaktadır?
- A) Başaracağını bildiği hâlde sınava girmekten vazgeçti.
- B) Kendine güvenmeden girdiği yarışmayı kazanınca herkes şaşırdı. ✓
- C) Hiç ummadığı bir anda sınavı geçmeyi başardı.
- D) Uğraşmasına karşın sonunda istediğini elde edemedi.
- E) İsteksizce başladığı işi en iyi şekilde tamamladı.
C seçeneğinde özne yarışmaya 'kendine güvenmeden' girmiştir; bu, olumsuz bir beklenti içinde olunduğunu göstermektedir. Ancak yarışmayı kazanmıştır, yani olumlu bir sonuç elde edilmiştir. Üstelik 'herkes şaşırdı' ifadesi de bu sonucun beklenmedik olduğunu pekiştirmektedir. A seçeneğinde 'hiç ummadığı an' zaman vurgusudur, beklenti içeriği belirsizdir. E seçeneğinde isteksizlik, olumsuz beklentiden çok duygusal bir tutumu yansıtmaktadır. C, sorunun aradığı iki koşulu (olumsuz beklenti + olumlu sonuç) en açık biçimde karşılayan seçenektir.
11. Aşağıdakilerin hangisinde 'bir şeyin var olabilmesi için başka bir şeyin yok olması gerektiği' düşüncesi dile getirilmiştir?
- A) Işık olmadan gölgenin anlamı olmaz.
- B) Ağaç devrilmeden orman açılmaz.
- C) Eski düşünceleri terk etmeden yeni fikirlere yer açılamaz. ✓
- D) İnsanlar kaybedenin ne hissettiğini anlamak için önce kaybetmelidir.
- E) Acı çekmeden gerçek mutluluğa ulaşılamaz.
D seçeneğinde 'eski düşünceleri terk etmeden yeni fikirlere yer açılamaz' ifadesi, doğrudan 'bir şeyin (eski düşünceler) yok olması olmadan başka bir şeyin (yeni fikirler) var olamayacağını' anlatmaktadır. Bu, sorudaki tanımla birebir örtüşen bir anlam içermektedir. A seçeneğinde ışık ve gölge birbirini anlam açısından tamamlar; ancak ışığın yok olması gerekmez. B'de bir sonucu kolaylaştırma söz konusudur. C'de acı çekmek, mutluluğun önkoşulu olarak sunulur; ancak acının 'yok olması' değil 'yaşanması' gerektiği vurgulanır. E'de de deneyim kazanma anlatılır. Yalnızca D'de bir şeyin aktif olarak 'terk edilmesi/yok edilmesi' şartı açıkça belirtilmiştir.
12. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'zaman' kavramı soyutlaştırılarak kişileştirilmiştir?
- A) O gün, zamanın durduğunu hissetti.
- B) Zaman içinde her şey değişir, hiçbir şey aynı kalmaz.
- C) Zamanı verimli kullanmak isteyenler erken kalkar.
- D) Zaman, o eve bir daha geri dönmeyeceğini fısıldadı. ✓
- E) Zaman geçtikçe o acı da unutulup gidecekti.
B seçeneğinde zaman, 'fısıldamak' eylemiyle insana özgü bir eylem gerçekleştirmektedir. Fısıldamak, yalnızca insanların (ya da kişileştirilmiş varlıkların) yapabileceği bir eylemdir; bu nedenle zaman burada açıkça kişileştirilmiştir. A seçeneğinde zaman geçiyor ama herhangi bir insan eylemi yapmıyor. C'de 'durduğunu hissetti' öznenin algısıdır, zamanın kişileştirilmesi değildir. D'de zaman soyut bir kavram olarak kullanılmıştır. E'de ise zaman yönetimi anlatılmaktadır. Kişileştirme (teşhis) sanatı yalnızca B'de vardır.
13. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'görünürdeki neden' ile 'asıl neden' birbirinden farklıdır?
- A) Erken ayrılmak zorunda olduğunu ileri sürdü; evde önemli bir işi vardı.
- B) Sınavdan düşük not aldığını açıkladı; bu onu hiç şaşırtmamıştı.
- C) Kitabı beğenmediğini söyledi; aslında okuma fırsatı bulamamıştı. ✓
- D) Projeyi teslim edemediğini belirtti; gerçekte projeyi henüz bitirememişti.
- E) Toplantıya hasta olduğu için gitmedi; oysa o gün gerçekten yataktan çıkamıyordu.
B seçeneğinde özne 'kitabı beğenmediğini' söylemektedir; bu, görünürdeki nedendir. Ancak asıl neden 'okuma fırsatı bulamamak'tır. Yani öne sürülen gerekçe (beğenmemek) ile gerçek durum (okuyamamak) birbirinden tamamen farklıdır; bu da görünürdeki nedenle asıl nedenin ayrıştığını göstermektedir. A seçeneğinde ise hem söylenen hem de gerçek olan aynıdır (hasta olmak). C'de de öne sürülen neden gerçek gibi görünmektedir. D ve E seçeneklerinde neden-sonuç ayrımı değil, bir itiraf söz konusudur.
14. Aşağıdaki cümlelerin hangisi, yalnızca bağlam içinde anlam kazanan ve bağlamdan kopuk okunduğunda yanlış anlaşılabilecek bir yapıya sahiptir?
- A) Saat tam on ikide oraya git.
- B) Onun anlattıkları beni çok etkiledi. ✓
- C) Arabanın anahtarını masaya bıraktım.
- D) Dün gece okuduğum kitap harikaydı.
- E) O gün söyledikleri hâlâ aklımda.
E seçeneğinde 'onun anlattıkları' ifadesindeki 'onun' zamiri, bağlam olmaksızın kimin kastedildiğini belirsiz kılmaktadır. Ayrıca 'anlattıkları' sözcüğü de içerik hakkında hiçbir bilgi vermemektedir. Bu nedenle cümle, bağlamdan kopuk okunduğunda ciddi anlam boşluğu oluşturmakta ve farklı biçimlerde yorumlanabilmektedir. A seçeneğinde de 'o' belirsizdir; ancak 'o gün' ve 'söyledikleri' ifadeleri zaman ve eylem açısından daha somut bir çerçeve oluşturmaktadır. E ise hem özne (onun) hem de nesne (anlattıkları) açısından tamamen bağlama bağımlıdır, bu da onu diğerlerinden daha güçlü biçimde bağlama muhtaç kılmaktadır.
15. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'alçakgönüllülük' gerçek bir erdem olarak değil, stratejik bir tutum olarak sunulmuştur?
- A) Başarılarını hiç ön plana çıkarmayan bu ressam, yıllar sonra keşfedildi.
- B) Övgülerden bunalan yazar, insanlardan uzaklaşmayı tercih etti.
- C) Herkese kendini küçük gösterirdi; böylece kimse ona rakip olarak bakmazdı. ✓
- D) Sahneye çıkmaktan kaçınan oyuncu, seyirciyle yüz yüze gelmekten hoşlanmazdı.
- E) Ödülü başkasına layık gören bilim insanı, törenin son gününe kadar bekledi.
C seçeneğinde 'kendini küçük göstermek' davranışının ardındaki niyet açıkça belirtilmiştir: 'böylece kimse ona rakip olarak bakmazdı.' Bu ifade, alçakgönüllülüğün içten gelen bir erdem değil, rakiplerden korunmaya yönelik bilinçli bir strateji olduğunu ortaya koymaktadır. Diğer seçeneklerde alçakgönüllülük ya doğal bir karakter özelliği (A, E) ya da sosyal kaygılardan kaynaklanan bir çekingenlik (B, D) olarak yansıtılmaktadır. Yalnızca C'de bu tutumun arkasında hesaplı ve araçsal bir amaç yatmaktadır.
16. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir eylemin 'ne zaman yapıldığı' değil 'nasıl yapıldığı' belirleyici anlam öğesi konumundadır?
- A) Toplantı bitmeden önce özür dileyerek ayrıldı.
- B) Hasta düşmeden önce uyarılara kulak vermeseydi iyi olurdu.
- C) Kapıyı öfkeyle kapayıp çıktı gitti. ✓
- D) Gün batmadan yola çıkmaları gerekiyordu.
- E) Sınav sabahı erken kalkıp çalışmaya devam etti.
A seçeneğinde 'öfkeyle kapamak' ifadesi, eylemin zamanını değil biçimini (nasıl yapıldığını) ön plana çıkarmaktadır. Kapının ne zaman kapandığı değil, hangi ruhsal hâlle, nasıl bir şiddette kapandığı cümlenin anlam merkezini oluşturmaktadır. B seçeneğinde 'toplantı bitmeden' zaman, 'özür dileyerek' ise biçim belirtiyor; ancak zaman öğesi (toplantı bitmeden) daha belirleyici çünkü koşul oluşturuyor. C, D ve E seçeneklerinde ise zaman öğeleri (sınav sabahı, düşmeden önce, gün batmadan) cümlenin anlamını doğrudan belirlemektedir.
17. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde anlatıcı, anlattığı kişiye karşı gizli bir hayranlık duymaktadır?
- A) Yaptıklarını kimseye anlatmaz, ama herkes onun izlerini hissederdi. ✓
- B) İnsanların söylediklerini dinler gibi yapar, hiçbirini ciddiye almazdı.
- C) O kadar çok kitap okumuştu ki artık hiçbirini hatırlamıyordu.
- D) Hiç yorulmadan çalışırdı; bu yüzden kimse onunla rekabet edemezdi.
- E) Sürekli şikâyet etmesine karşın hiçbir zaman vazgeçmezdi.
C seçeneğinde 'yaptıklarını kimseye anlatmaz' ifadesiyle alçakgönüllülük, 'ama herkes onun izlerini hissederdi' ifadesiyle ise bu kişinin varlığının derin bir etki bıraktığı aktarılmaktadır. Bu yapı, anlatıcının o kişiyi olumlu bir figür olarak çizdiğini ve dolaylı biçimde hayranlık duyduğunu ortaya koymaktadır. B seçeneğinde de olumlu bir çerçeve var; ancak bu daha çok gözlemsel bir tespit niteliğindedir, duygusal bir yönelim içermez. D seçeneğinde ise kararlılık vurgulanmakla birlikte 'sürekli şikâyet etmek' olumsuz bir ton katmaktadır. C, hem sessiz bir erdem hem de fark edilme unsurunu birleştirerek gizli hayranlığı en belirgin biçimde yansıtmaktadır.
18. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde sıfat tamlaması, tamlanan adın gerçek niteliğini değil, ona yüklenen toplumsal/kültürel anlamı karşılamaktadır?
- A) Keskin bir zekâyla herkesi şaşırttı.
- B) Ağır bir sözü geri almak kolay değildir.
- C) Uzun bir gecenin ardından sabah geldi.
- D) Küçük bir çocuğun masumiyeti insanı etkiler.
- E) Soğuk bir bakış attı ve odadan çıktı. ✓
A seçeneğinde 'soğuk bir bakış' tamlamasındaki 'soğuk' sıfatı, bakışın gerçek fiziksel niteliğini (ısı düzeyi) değil, o bakışın taşıdığı toplumsal/duygusal anlamı (ilgisizlik, düşmanlık, mesafe) karşılamaktadır. Bakış gerçekten soğuk bir ısıya sahip değildir; bu sıfat mecazî ve kültürel bir çağrışım taşımaktadır. C seçeneğinde 'ağır söz' de benzer bir mecaz içermektedir; ancak burada 'ağır' sözcüğü doğrudan 'geri alınması güç, etkisi kalıcı' anlamında kullanılmış olup daha çok bireysel anlama dayanmaktadır. A'da ise 'soğuk bakış' kalıplaşmış bir kültürel ifadedir ve toplumsal kullanımda standart bir anlam kazanmıştır, bu da onu sorunun aradığı yanıt yapmaktadır.
19. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde aynı olgu, iki farklı açıdan değerlendirilmiş ve bu iki değerlendirmenin çatışması cümlenin anlam merkezini oluşturmuştur?
- A) Bu karar hem doğru hem de yanlış sayılabilir.
- B) O olayı hem acı hem de eğlenceli bulduk.
- C) Kimilerine göre erken davranmak, kimilerine göre sabırsızlıktır. ✓
- D) Hem başarılı hem de iyi bir insan olmanın yolu gayet açıktır.
- E) Farklı kültürlerde farklı değerler ön planda tutulur.
A seçeneğinde 'erken davranmak' adlı tek bir olgu, iki farklı perspektiften değerlendirilmektedir: biri için olumlu bir özellik (erken davranmak), diğeri için olumsuz bir özellik (sabırsızlık). Bu iki değerlendirme doğrudan çatışmakta ve cümlenin bütün anlam yükünü bu çatışma oluşturmaktadır. C seçeneğinde iki farklı duygu aynı anda yaşanmaktadır (acı + eğlenceli); ancak bunlar iki farklı açıdan yapılan değerlendirmeler değil, aynı kişilerin ya da grubun eş zamanlı deneyimlediği çelişkili duygulardır. E seçeneğinde ise olası iki nitelendirme yan yana getirilmiş; ancak hangi açıdan bakıldığında hangi sonuca ulaşıldığı belirtilmemiştir. A, hem olgunun tekliğini hem de değerlendirmelerin çatışmasını en net biçimde ortaya koymaktadır.
20. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük, cümleye hem neden hem de amaç anlamı katmaktadır? (Bu soruyu çözerken seçeneklerde altı çizili sözcüklerin her ikisini de aynı anda taşıyıp taşımadığını sınayınız.)
- A) Sabahları erken kalkmak için kendini zorlardı.
- B) Bizi uyarmak için bütün gece bekleyip durdu.
- C) Sağlığına kavuşmak umuduyla o ilacı içti. ✓
- D) Çocukları okutmak amacıyla yıllarca çalıştı.
- E) Yorgunluğundan dolayı toplantıya katılamadı.
'Sağlığına kavuşmak umuduyla' ifadesi hem 'sağlığına kavuşmak istediği için (neden)' hem de 'sağlığına kavuşmak amacıyla (amaç)' anlamlarını eş zamanlı taşır; çünkü umut hem bir güdü (neden) hem de bir hedef yönelimi (amaç) barındırır. A'da yalnızca amaç, C'de yalnızca amaç, D'de yalnızca amaç, E'de yalnızca neden-sonuç ilişkisi vardır.
21. "Onun söyledikleri, söylemedikleri kadar anlamlıydı." Bu cümledeki anlatım özelliğiyle yapı bakımından özdeş olan cümle aşağıdakilerin hangisidir?
- A) Susması, bağırmasından çok daha güçlüydü.
- B) Yaptıkları, yapamadıklarından daha az değerliydi.
- C) Anlatmadıkları anlatılanlarla çelişiyordu.
- D) Gülmediği anlar, güldüğü anlardan daha hüzünlüydü. ✓
- E) Ne söylediği değil, nasıl söylediği önemliydi.
Özgün cümlede 'söyledikleri' ile 'söylemedikleri' karşıtlık oluşturulmuş; eylemin gerçekleşen ve gerçekleşmeyen biçimleri eşit ağırlıkta anlam taşımaktadır. Bu yapıda 'olumlunun olumsuzla karşılaştırılıp olumsuzun olumluya eşitlenmesi' söz konusudur. Aynı yapı C'de 'gülmediği anlar / güldüğü anlar' karşıtlığıyla kurulmuştur ve olumsuzun olumlunun niteliğini edinmesi sağlanmıştır. A'da yalnızca eylem karşıtlığı, B'de 'ne/nasıl' odak kayması, D'de değer yargısı kıyası, E'de çelişki ilişkisi vardır.
22. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yargı, yalnızca bağlamdan çıkarılan bir varsayıma dayalıdır; yani cümle içinde doğrudan kanıtlanamaz?
- A) Kapıyı kilitlememiş; eve döneceğini düşünebiliriz.
- B) Sabah erken çıkmış, demek ki işi vardı.
- C) Ağlamıyor diye acı çekmediğini sanmayın. ✓
- D) Kitabı yarım bırakması, okumaktan sıkıldığını gösteriyor.
- E) Mektubun kenarları yıpranmış, çok okunmuş olmalı.
A, B, C ve D'de gözlemlenen bir olgudan (kitabı yarım bırakmak, erken çıkmak, kapıyı kilitlememek, yıpranmış mektup) çıkarım yapılmakta; bu çıkarımlar bağlamda gözlemlenebilir olgulara yaslanmaktadır. E'de ise 'ağlamamak' gözlemlenebilir olsa da 'acı çekmediği' sanısı tamamen varsayıma dayanır ve cümle bu varsayımı çürütme işlevi görür. Yani E'deki yargı, gözlemlenemeyen bir iç duruma ilişkin varsayımın reddedilmesidir; dolayısıyla doğrudan kanıtlanamaz.
23. "Yaşlı adam, yıllar içinde değişen tek şeyin değişmeme isteği olduğunu fark etmişti." Bu cümlede aşağıdaki düşünce tekniklerinden hangisi kullanılmıştır?
- A) Neden-sonuç zinciri
- B) Karşıt kavramlarla tanımlama
- C) Paradoks yoluyla öz-gönderim ✓
- D) Analoji
- E) Tümdengelim
'Değişen tek şeyin değişmeme isteği olması' ifadesi bir paradoks kurar: Değişim içinde değişmezlik. Aynı zamanda bu paradoks öz-gönderimlidir (self-referential); çünkü 'değişmeme' kavramı kendi varlığını ancak değişim aracılığıyla fark ettirebilir. Bu, Reel ile İdeal'i çelişkili biçimde aynı yargıda buluşturan ve mantıksal bir döngü oluşturan paradoksal öz-gönderim tekniğidir. Diğer seçeneklerde bu yapı yoktur.
24. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde özne ile yüklem arasındaki anlam ilişkisi, diğerlerinden farklı bir mantıksal bağlantı türüne dayanmaktadır?
- A) Sessizlik, söylenmemiş sözlerin en yüksek çığlığıdır.
- B) Sabır, zamanın en iyi öğretmenine dönüşebilir.
- C) Hız, dikkatin azaldığı yerde en büyük tehlikeye döner.
- D) Yalnızlık, kalabalıkların içinde kendini bulur. ✓
- E) Korku, cesareti besleyen gizli bir güçtür.
A, B, D ve E'de özne ile yüklem arasında özellik aktarımı ya da nitelendirme ilişkisi kurulmuş; bir kavramın başka bir kavramın niteliğini edinmesi anlatılmıştır. C'de ise 'yalnızlık' kavramı kendi zıddı olan 'kalabalık' içinde var olur; bu, özne ile yüklemin mantıksal olarak birbirini dışlaması gereken alanda kesişmesidir. Yani C'deki ilişki bir 'kavramın kendi karşıtında gerçekleşmesi' biçiminde kurulan çelişkisel konumlandırmadır; diğerlerindeki özellik aktarımından yapısal olarak farklıdır.
25. "Eleştirilerini hep soru biçiminde sormak, onun en güçlü savunma yöntemiydi." Bu cümledeki anlatım stratejisiyle örtüşen düşünce aşağıdakilerin hangisinde verilmiştir?
- A) Sorular, cevapları saklayan kutulardır; içi boş olabilir.
- B) Soru sormak güç göstergesidir; cevap vermek boyun eğmektir.
- C) Sormak, söylememek için en zarif yoldur. ✓
- D) Cevap vermeyerek kendini koruyan biri, aslında en zayıf yerde durmaktadır.
- E) En güçlü eleştiri, doğrudan dile getirilmeyendir.
Cümlede anlatılan strateji şudur: Eleştiri, soru kalıbına büründürülerek hem iletilir hem de inkâr edilebilir hâle getirilir; bu bir tür retorik savunmadır. Bu düşünce en doğrudan B'de yansıtılmıştır: 'Sormak, söylememek için en zarif yoldur' ifadesi, soruyu bir söylememe aracı olarak tanımlar ki bu özgün cümledeki 'soru biçiminde savunma' stratejisiyle örtüşür. A'da edilgenlik eleştirisi, C'de sorunun boşluğu, D'de güç ilişkisi, E'de dolaylı eleştiri övgüsü vardır; bunlar farklı vurgular taşır.