Genel Tekrar Testi - 87
Klasik Türk edebiyatı ---- Bu cümle aşağıdakilerden hangisiyle tamamlanırsa yapısına göre diğerlerinden farklı (basit yapılı) bir cümle oluşturur?
Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
1. Klasik Türk edebiyatı ---- Bu cümle aşağıdakilerden hangisiyle tamamlanırsa yapısına göre diğerlerinden farklı (basit yapılı) bir cümle oluşturur?
- A) eserlerinde aşk ve tasavvuf konularını yoğun biçimde işlemiştir. ✓
- B) sahasında yazılan eserler divan adı verilen kitaplarda toplanır.
- C) yüzyıllar boyunca belirli kurallara bağlı kalarak gelişmiştir.
- D) şairleri, kendilerine özgü mazmunlar kullanarak şiirler yazmışlardır.
- E) alanında araştırma yapan uzmanlar oldukça kapsamlı çalışmalar sunmaktadır.
A seçeneğindeki 'işlemiştir' yüklemi dışında cümlede herhangi bir fiilimsi veya yan cümlecik bulunmadığı için cümle yapısı bakımından basittir. Diğer seçeneklerde ise sırasıyla 'yazılan/verilen', 'kalarak', 'kullanarak' ve 'yapan' fiilimsileri bulunduğu için bu cümleler girişik birleşik yapılıdir. Doğru cevap A seçeneğidir.
2. Dostoyevski, Rus klasikleri arasında sarsıcı bir yeri olan Palto hikayesine atıfta bulunarak _"Hepimiz Gogol'ün Palto'sundan çıktık."_ der ve Rus gerçekçiliğinin temeline bu büyük yazarı yerleştirir. Bu parçada geçen sözle sözü edilen yazar ile ilgili anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Anlatımındaki zenginlikle kendisinden sonra gelen yazarlara esin kaynağı olduğu
- B) Pek çok büyük yazar üzerinde derin ve kalıcı etkiler bıraktığı ✓
- C) Realizmin ilk temsilcisi olarak eserlerinde gözleme geniş yer verdiği
- D) Eserlerinde diğer yazarları derinden sarsan toplumsal konuları ele aldığı
- E) Yazdıklarıyla Rus edebiyatında kendi döneminde ilgi odağı olmayı başardığı
Dostoyevski'nin 'Hepimiz Gogol'ün Palto'sundan çıktık.' sözü, Gogol'ün kendisinden sonra gelen Rus gerçekçi yazarlarını derinden etkilediğini, onların sanatsal gelişiminde ve edebi kimliğinde belirleyici bir rol üstlendiğini ifade eder. Bu durum B seçeneğinde yer alan 'Pek çok büyük yazar üzerinde derin ve kalıcı etkiler bıraktığı' yargısıyla tam olarak uyuşmaktadır. Doğru cevap B seçeneğidir.
3. Van'dan Tatvan'a doğru yol alırken yemyeşil Kavar Havzası'nın eşsiz doğasında yaylalardan dönen kuzu sürülerine denk geldik. Aracımız durduğunda hemen aşağı inip çobanlarla selamlaştım, bu güzel kareleri fotoğrafladım. Havzada otlayan boz renkli keçileri ise hayatımda ilk kez görüyordum. Sürücümüz, 'Boz keçilerin sütü şifa kaynağıdır, biz buralarda her beş koyunun yanına bir keçi katmayı gelenek edinmişizdir.' diyerek söze başladı. Sohbetin sıcaklığına öyle kapılmıştık ki bir de baktım Doğu'nun saklı cenneti Tatvan'a varmışız. Arkasındaki yemyeşil dağlar ve önündeki masmavi Van Gölü'yle Tatvan, müthiş bir turizm potansiyeline sahip. Bir yanı Nemrut, diğer yanı Süphan Dağı olan bu belde, adeta sakin bir sahil kasabasını andırıyordu. Sahildeki uzun yürüyüş yolu ve parklarıyla hepimizi kendine hayran bıraktı. Bu parçadan aşağıdaki yargıların hangisine kesin olarak ulaşılabilir?
- A) Sütü şifalı olan boz renkli keçiler, yalnızca Van bölgesinde yetişmektedir.
- B) Tatvan, Akdeniz’de doğal güzellikleriyle dikkat çeken bir kıyı kasabasıdır.
- C) Boz renkli keçilerin sütü, ilaç sektöründe kullanılmaktadır.
- D) Tatvan, coğrafi konumu ve doğal güzellikleriyle turizme oldukça elverişli bir yerdir. ✓
- E) Van’ın ilçelerinden biri olan Bitlis’in bir beldesi olan Tatvan, yeşil dağların eteğinde kurulmuştur.
Parçada Tatvan'ın arkasındaki yeşil dağlar, önündeki turkuaz göl, Nemrut ve Süphan dağlarının arasındaki eşsiz konumu ve göl kenarındaki 8 km'lik yürüyüş parkuruyla 'müthiş bir turizm potansiyeline sahip olduğu' açıkça belirtilmiştir. Bu durum D seçeneğinde verilen 'coğrafi konumu ve doğal güzellikleriyle turizme oldukça elverişli olduğu' yargısını kesin olarak doğrular. Doğru cevap D seçeneğidir.
4. Çoğu ülkede kadınlar, yükseköğretimden mezun olanların çoğunluğunu temsil ederken STEM (bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik) alanlarından mezun olan üniversiteli genç kadınların sayısı erkeklerden daha azdır. Yapılan ulusal ve uluslararası araştırmalar, kızların ve erkeklerin genel performanslarının benzer olmasına rağmen, genç kadınların kariyerlerini beşerî bilimlerden (edebiyat, tarih, felsefe…) yana tercih ettiklerini, erkeklerin ise STEM alanlarındaki kariyerleri seçtiklerini göstermiştir. Toplumsal beklentilere uygunluk, toplumsal cinsiyet kalıp yargıları, toplumsal cinsiyet rolleri gibi faktörler genç kadınların kariyer seçimlerini STEM alanlarından uzaklaştırmaya zorlamaktadır. Dolayısıyla genç kadınların bilim ve teknolojiden uzaklaşmalarındaki temel sorunun yetenek eksikliğinden değil, doğru kariyer seçme yolundaki yetenekleriyle ilgili olduğu sonucunu çıkarmaktayız. Bu çerçevede, kadınların sosyal ve ekonomik konumlarını iyileştirmek için sorumluluğu bulunan tüm taraflarca çalışmalar yapılması ve olumsuz göstergelerin işaret ettiği alanlarda iyileştirmelerin yapılması gerekliliği bir gerçektir. Bu parçaya göre aşağıdakilerden hangisinin kadınların STEM alanlarına mesafeli durma sebeplerinden biri olduğu söylenebilir?
- A) Kadınların duygusal ve sezgisel yapılarının sosyal bilimlere daha uygun olması
- B) Kadınların STEM alanlarında çalışmalarının diğer insanlar tarafından yadırganması ✓
- C) Yükseköğretimde eğitim gören kadın sayısının erkeklerden az olması
- D) Kadınların kariyer seçiminde makam ve mevkiden çok yeteneklerini ölçüt alması
- E) Erkeklerin STEM alanlarında ortaya koydukları ürünlerin ihtiyacı karşılaması
Parçada genç kadınların STEM alanlarından uzaklaşmasında 'toplumsal beklentiler, toplumsal cinsiyet kalıp yargıları ve rolleri' gibi dış etkenlerin baskı yarattığı belirtilmiştir. Bu durum, kadınların bu alanlarda çalışmasının toplum (diğer insanlar) tarafından kalıp yargılar sebebiyle hoş karşılanmaması veya yadırganması (B seçeneği) ile birebir örtüşmektedir. Doğru cevap B seçeneğidir.
5. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “bilmek” sözcüğü “tanımak, kim olduğunu çıkarmak” anlamında kullanılmıştır?
- A) Denizi olmayan bir şehirde yaşamak bana zor gelir, bunu iyi bilirim.
- B) Bu olayın arkasından bir oyun çıkarsa sorumlusu olarak seni bilirim.
- C) Çıkardım, sen bizim mahalledeki eski bakkalın oğlusun. ✓
- D) Yardımları için ona teşekkür etmeyi kendime borç bilirim.
- E) Sorunun cevabını bilenlere küçük ödüller verilecekmiş.
C seçeneğinde 'bildim/çıkardım' sözü, kişinin kim olduğunu tanımak veya hatırlamak anlamındadır. A'da kesin olarak bilme, B'de sorumlu tutma, D'de kabul etme, E'de doğru cevabı bilme anlamı vardır. Bu nedenle doğru cevap C seçeneğidir.
6. Aşağıdaki cümlelerden hangisi öge sayısı yönüyle diğerlerinden farklıdır?
- A) Yazarın en büyük başarısı halkın sorunlarını samimi bir dille aktarmasıydı.
- B) Yeni projenin onaylanması hepimizin en büyük beklentisidir.
- C) Bu küçük sahil kasabası her mevsim binlerce turisti ağırlamaktadır. ✓
- D) Gelecekte başarılı olmak bugünden disiplinli çalışmaya bağlıdır.
- E) Onun şiirlerinde kullandığı imgeler derin bir felsefi arka planın ürünüydü.
C seçeneğindeki cümle 'Bu küçük sahil kasabası (Özne) / her mevsim binlerce turisti (Belirtili Nesne) / ağırlamaktadır (Yüklem)' olmak üzere 3 ögeden oluşmaktadır. Diğer seçeneklerdeki cümleler ise sadece Özne ve Yüklem olmak üzere 2 ögeden oluşmaktadır. Doğru cevap C seçeneğidir.
7. Soru işareti; bilinmeyen, kesinleşmemiş ya da şüpheyle karşılanan yer, tarih ve benzeri bilgiler için de kullanılabilir. Aşağıdakilerin hangisinde soru işareti bu görevde kullanılmıştır?
- A) Gişedeki görevli başını kaldırmadan sordu: — Nerelisiniz?
- B) Bu kadar uzun yapılan bir konuşmanın sonu nereye varacak?
- C) Ankara’dan Samsun’a arabayla üç saatte (?) gittiğini söylüyordu. ✓
- D) “Çocuğun hangi okulda okuduğunu biliyor musunuz?” diye soruyordu herkese.
- E) Sen, benim bu duruma hangi sıkıntıları çekerek geldiğimi ne bileceksin?
D seçeneğindeki “üç saatte (?)” ifadesinde soru işareti kesin olmayan/şüpheyle karşılanan bilgiyi gösterir. Yeni sıralamada doğru cevap C seçeneğidir.
8. (I) Yalın ve etkileyici bir anlatım halk edebiyatının hamurunda her zaman mevcuttur ancak Yunus Emre, bu yalınlığı sanatının ana çizgisi hâline getirerek çağdaşlarından çok farklı bir konuma ulaşmıştır. (II) Bu özgün ve samimi söyleyiş biçimi sayesinde şiirde yepyeni bir yol açmış, edebiyat tarihçileri bu yolu ilahi aşk ekolü olarak adlandırmıştır. (III) Tasavvufi şiirde inançları öğretme amacı bulunmakla birlikte hissettirilen samimiyet ve derinlik her zaman ön plandadır. (IV) Onun izinden giden pek coşkun halk şairi aynı samimiyet derecesine ulaşamamış olsa da Pir Sultan Abdal, bu coşkun tarza toplumsal ve lirik bir hava katarak ekole farklı bir boyut kazandırmıştır. (V) İki halk ozanı da kendi alanında birer zirvedir fakat aralarındaki o tatlı mukayesede Pir Sultan'ın heyecan uyandıran, gür sesli ve mücadeleci söyleyişinin yüzyıllar sonra bile şairleri etkilemeye devam ettiğini söyleyebiliriz. Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
- A) I
- B) II
- C) III ✓
- D) IV
- E) V
Metin genelinde Yunus Emre'nin açtığı çığır, bunun halk şiirine yansıması ve Pir Sultan Abdal'ın bu tarza getirdiği yenilikler anlatılmaktadır. Ancak III. cümlede aniden 'Tasavvufi şiirde inançları öğretme amacı...' diyerek tasavvufi şiirin genel tanımına ve amacına geçilmiştir. Bu durum düşüncenin akışını bozmaktadır. Doğru cevap C seçeneğidir.
9. Aşağıdaki dizelerin hangisinde hem haber hem de dilek (tasarlama) kipiyle çekimlenmiş eylemler bir arada kullanılmıştır?
- A) Günlerce bekledim senin o tatlı sesini / Artık gel de bu hasret tamamen bitsin ✓
- B) Rüzgâr fısıldar eski bir aşk masalını / Yapraklar dökülüyor yavaşça sarararak
- C) Sana en güzel kır çiçeklerini derledim / Hepsi de odanın baş köşesinde duruyor
- D) Tren istasyonunda uzun uzun bekledik / Sonunda beklenen makinist de geldi
- E) Akşamın kızıllığı vururken denizlerin üstüne / Balıkçılar ağlarını çekiyorlar limanda
A seçeneğindeki dizelerde 'bekledim' fiili görülen geçmiş zaman kipiyle (haber kipi) çekimlenmiştir. 'gel' ve 'bitsin' fiilleri ise emir kipiyle (dilek/tasarlama kipi) çekimlenmiştir. Dolayısıyla her iki kip grubu da yer almaktadır. Diğer seçeneklerde ise sadece haber kipleriyle çekimlenmiş fiiller bulunmaktadır. Doğru cevap A seçeneğidir.
10. Stenocaragracilipes, dünyanın en kurak iklimine sahip ve insan yaşamayan yerlerinden Namib Çölü’nde varlığını sürdüren bir böcek türü. Yer seviyesindeki su buharı, böceğin kanat ve bacakları üzerinde yoğunlaşıyor. Bir anlamda “çiy” olayına benzetilebilecek bu yoğunlaşma sayesinde stenocaragracilipes, vücudu üzerinde biriktirdiği suyu içerek yaşamını devam ettiriyor. Fakat su buharını çekme özelliği olan tek canlı sadece stenocaragracilipes değil. Bitkiler de yarı geçirgen hücre yapıları sayesinde su moleküllerini çekebilme yeteneğine sahip. Bu parçadan aşağıdakilerin hangisine ulaşılabilir?
- A) Yeryüzünde bazı canlılar, insanların yaşaması için elverişli olmayan ortamlara kolaylıkla uyum sağlayabilir. ✓
- B) Stenocaragracilipes adlı böcek, çöllerdeki çevre dengesi ve su döngüsü açısından kritik bir öneme sahiptir.
- C) Bazı gezegenlerde su olmasa dahi su buharının varlığı Dünya dışında yaşam olabileceğine dair önemli bir ipucudur.
- D) Namib Çölü’nde bitkilerin görülmesi buranın milyonlarca yıl önce deniz tabanı olması ihtimalini akıllara getirmektedir.
- E) Dünya’da insanın hiç ayak basmadığı yerlerde keşfedilmeyi bekleyen birçok böcek türü yaşamaktadır.
Metinde Namib Çölü gibi 'dünyanın en kurak ve insan yaşamayan (yaşama elverişsiz)' ortamında stenocaragracilipes adlı böceğin kendi vücudunda su biriktirerek hayatta kalma başarısı anlatılmaktadır. Bu durum A seçeneğinde verilen 'bazı canlıların insan yaşamına elverişsiz zorlu ortamlara kolaylıkla uyum sağlayabildiği' yargısını doğrudan kanıtlar. Doğru cevap A seçeneğidir.
11. I. İşin ilginç tarafı da şu ki bu yasak 1948 tarihli Çalışma Yasası’nda da yerini korumuş. II. Artık Japon kadınlarının maden ve tünellerde çalışmasına izin veriliyor. III. Neyse ki Japon hükûmetinin aldığı bir kararla, iş yaşamında fırsat eşitliği ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle geçtiğimiz yıl bu yasak kaldırıldı. IV. Japonya’da 19. yüzyılda, kutsal olarak görülen dağlara kadınların tırmanması yasakmış. V. Çünkü madenciler, dağ tanrıçalarının yanlarına başka kadınların gelmesini istemediklerine inanırlarmış. Yukarıda numaralanmış cümleler anlamlı bir bütün oluşturacak biçimde sıralandığında hangisi baştan üçüncü olur?
- A) I ✓
- B) II
- C) III
- D) IV
- E) V
Cümlelerin mantıklı sıralaması: IV numaralı cümle giriş cümlesidir ('Japonya'da 19. yüzyılda... yasakmış'). Ardından yasağın sebebini açıklayan V gelir ('Çünkü madenciler... inanırlarmış'). Sonra bu yasağın modern dönemde de sürdüğünü anlatan I gelir ('İşin ilginç tarafı... yerini korumuş'). Sonrasında yasağın kaldırılma kararını bildiren III ve en son güncel durumu belirten II gelir. Sıralama IV - V - I - III - II şeklinde olup baştan üçüncü cümle I numaralı cümledir. Doğru cevap A seçeneğidir.
12. Halil İnalcık’a göre tarih, bir milletin şuuru demektir. Tarihin engin havzasında oluşan bilgi, birikim ve irfanın gelecek nesillere aktarılması, kazanımların hayatla ilişki içinde tutulması bakımından tarih bilinci milletler için hayati önem taşır. Tarih bilinci; bugünü anlamak ve geleceği doğru tasarlamak için geçmişten gereğince yararlanmakla ilgilidir. Geçmişten yararlanmak, ona saplanıp kalmamayı; onu güncellenebilir bir değer olarak görmeyi de gerektirir. Tarih bilincinden söz etmeden kültürden ve medeniyetten söz etmek imkânsızdır. Bu parçada asıl üzerinde durulan aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Geçmişle gelecek arasında nasıl bağ kurulacağı
- B) Okullarda tarih dersini sevdirme yolları
- C) Tarih bilincini doğru bir şekilde kazandırmanın önemi ✓
- D) Medeniyet-tarih ilişkisi
- E) Tarihî olayların kültür ve medeniyete etkisi
Parçada tarih bilincinin milletler için hayati olduğu, geçmişten doğru biçimde yararlanmak gerektiği anlatılır. Ana vurgu tarih bilincinin doğru kazandırılmasının önemidir. Doğru cevap C seçeneğidir.
13. Kara tren homurdana homurdana istasyona yaklaştı. Yolcuların bir kısmı trenin durmasını beklemeden perona atladı. İnsan kalabalığı, görünmez bir mıknatısın çekimine kapılmış gibi akıyordu. Takım elbiseli adamlar hızla istasyon çıkışına yönelirken sarı giymiş kadınlar vagondan birer birer indi. Umman Denizi’nde tutulmuş taze balıklar, çocukların başlarındaki metal kovalarda taşınıyordu; kuyrukları üstlerini örten havlunun altından taşıyordu. Peron çıkışında bir ayakkabı boyacısı günün ilk müşterisini bekliyordu. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisine yer verilmemiştir?
- A) Benzetmeye
- B) Kişileştirmeye
- C) Betimlemeye
- D) Yinelemelere
- E) Karşılaştırmaya ✓
Parçada benzetme, kişileştirme, betimleme ve “homurdana homurdana” gibi yinelemeler vardır. Ancak iki varlık ya da durum arasında belirgin bir karşılaştırma yapılmamıştır. Doğru cevap E seçeneğidir.
14. (I) Klasik dönemde sur içi bölgesini kapsayan asıl şehir merkezinin dışında, müstakil yerleşim kabul edilen üç büyük sancak vardı: Eyüp, Galata ve Üsküdar. (II) Üsküdar; ana merkezin uzağında, Anadolu yakasında, sakin ve bağımsız bir kasaba görünümündeydi. (III) İmparatorluk idaresinde kendi yöneticisi olan ayrı bir idari birimdi. (IV) Üsküdar hudutları dahilinde bugüne ulaşan görkemli konaklar, hasbahçeler, kasırlar ve köşkü andıran yapılar mevcuttur. (V) Bunların önemli bir kısmı merkezdeki sarayların birer tamamlayıcısı niteliğindeki sayfiye yerleridir. (VI) Bu durumun şekillenmesinde Üsküdar'ın eşsiz doğasının ve rüzgara açık konumunun rolü büyüktür. Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?
- A) II
- B) III
- C) IV ✓
- D) V
- E) VI
I, II ve III. cümlelerde Üsküdar'ın tarihsel konumu, yönetimsel yapısı ve idari durumu ele alınmıştır. IV. cümleden itibaren ise mimari yapıları, konakları, kasırları ve bunların coğrafi-iklimsel sebeplerine geçilmiştir. Dolayısıyla ikinci paragraf IV. cümle ile başlamalıdır. Doğru cevap C seçeneğidir.
15. ---- Ancak gelişen sera teknolojisi ve alternatif enerji kaynakları sayesinde son yıllarda ülkemizde de yerel olarak yetiştirilmeye başlandı. Önceleri sadece lüks restoranlarda ve özel gurme dükkânlarında çok yüksek fiyatlarla karşılaştığımız bu egzotik otları artık semt pazarlarında, manavlarda ve hatta kurutulmuş hâlleriyle baharatçılarda görmeye başladık. Son zamanlarda üretimi o kadar arttı ki yerel market zincirlerinde bile sıradan bir ürün gibi karşımıza çıkıyor. İşin sevindirici tarafı, geçmişte tamamen dışa bağımlı olduğumuz bu tarım ürünlerinde artık çevre ülkelere ihracat yapar hâle geldik. Bu parçanın başına düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
- A) Türkiye'de üretilen egzotik otlar, dünyanın pek çok gelişmiş ülkesine gönderiliyor.
- B) Egzotik mutfak otları yakın zamana kadar sadece uzak coğrafyalardan ithalat yoluyla temin ediliyordu. ✓
- C) Tarım verilerine göre Türkiye, sera yatırımlarında son on yılda büyük bir ivme kazandı.
- D) Tüketicilerin yabancı mutfak kültürlerine olan ilgisi yerli çiftçileri bu alana yönlendirdi.
- E) Safran, kekik, fesleğen ve köri ülkemizde sevilerek tüketilen baharatlardan sadece bazılarıdır.
Parçanın devamında gelen 'Ancak son yıllarda ülkemizde de yerel olarak yetiştirilmeye başlandı' ve 'geçmişte dışa bağımlı olduğumuz...' ifadeleri, boşluğa bu otların eskiden ithalat yoluyla temin edildiğini belirten B seçeneğinin getirilmesini zorunlu kılar. Doğru cevap B seçeneğidir.
16. Tarihin en büyük yıkımlarından birine yol açan ve modern çağın ilk büyük küresel salgını sayılan Asya gribi, ilk olarak 1957 yılının başlarında Çin'in Guizhou bölgesinde ortaya çıktı. Çin'in demir yolu ağlarının genişlemesi ve maden ocaklarında çalışmak üzere komşu ülkelerden gelen işçi göçlerinin yoğunlaşmasıyla hastalık tüm Güneydoğu Asya'ya taşındı. Kısa sürede küresel bir pandemi hâlini alan virüs, ticaret yolları üzerinden 1957 ilkbaharında önce Japonya ve Hindistan'a, ardından da dünyanın diğer kıtalarına yayıldı. Milyonlarca insanın yaşamını yitirmesine sebep olan Asya gribi genel olarak üç farklı dalga hâlinde yaşandı. Oldukça hafif geçen ilk dalga 1957'nin Şubat-Haziran döneminde, en ölümcül ve şiddetli ikinci dalga 1957'nin Eylül-Aralık aylarında, ilk dalgayla benzerlik gösteren üçüncü dalga ise 1958'in Ocak-Nisan aylarında etkisini hissettirmişti. Bu parçadan Asya gribi ile ilgili aşağıdakilerin hangisine ulaşılabilir?
- A) Demir yolu yatırımlarının kalitesini ve hızını olumsuz etkilediğine
- B) Yirminci yüzyılın son çeyreğinde küresel ölçekte yayıldığına
- C) İşçi hareketliliği ve ulaşım ağları vasıtasıyla çevre bölgelere taşındığına ✓
- D) Yalnızca kış mevsiminde ölümcül dalgalar yarattığına
- E) İsmini, salgının ilk tespit edildiği ülkenin coğrafi konumundan aldığına
Metinde Asya gribinin Çin'de başladıktan sonra 'demir yolu ağlarının genişlemesi ve işçi göçlerinin yoğunlaşmasıyla tüm Güneydoğu Asya'ya taşındığı' belirtilmiştir. Bu da salgının ulaşım ve insan hareketliliğiyle yayıldığını doğrudan desteklemektedir. Doğru cevap C seçeneğidir.
17. Aşağıdakilerin hangisinde ek fiil cümleye kesinlik anlamı katmıştır?
- A) Ders bitmiştir, çıkabilirsiniz gençler. ✓
- B) Acaba oğlum, dersine yetişmiş midir?
- C) Yemek pişmiştir, git iki ekmek al da gel.
- D) Dediğin yapılar bugün ayakta durmuyordur.
- E) Babam çoktan uyumuştur bu saatte.
A seçeneğinde “bitmiştir” sözü konuşanın kesin yargısını bildirir. Diğer seçeneklerde olasılık, tahmin ya da soru anlamı daha belirgindir. Doğru cevap A seçeneğidir.
18. Şiirinin herkesçe anlaşılmasını isteyen, süslü sözlerden uzak duran bir sanatçı hangi anlatım özelliğine önem vermektedir?
- A) Özgünlük
- B) Duruluk
- C) Yalınlık ✓
- D) Akıcılık
- E) Etkileyicilik
Sanatçı gösterişli ve karmaşık sözlerden uzak durduğunu, herkesin anlayabileceği bir dil istediğini belirtir. Bu, yalınlık özelliğidir. Doğru cevap C seçeneğidir.
19. Eğitim serüvenimdeki ilk durağım bir mahalle kütüphanesiydi. Hiç unutmam o sabahı. Binanın kapısından (I) girerken önüme çıkan ilk salona adım atmış, sessizce çalışan gençlerin (II) masalarına (III) doğru ilerlemiştim. Görevli olduğumu fark etmediler (IV); arkadaşlarıyla sınav hakkında yaptıkları tartışmaları (V) fısıldayarak anlattılar da anlattılar. Bu parçada numaralanmış sözcüklerin hangisi “üçüncü çoğul kişi iyelik eki” almıştır?
- A) I
- B) II
- C) III ✓
- D) IV
- E) V
III numaralı 'masalarına' sözcüğündeki '-ları' eki, tamlayanı çoğul olan ('gençlerin masaları' -> 'onların masaları') üçüncü çoğul kişi iyelik ekidir. Diğer kelimelerde ise; I ve II numaralı kelimelerde 3. tekil iyelik eki, IV numaralı kelimede 3. çoğul kişi şahıs eki, V numaralı kelimede ise belirtme durum eki yer almaktadır. Doğru cevap C seçeneğidir.
20. Samuel Noah Kramer adlı Sümerolog, yazının bilinen ilk örnekleri olan Sümer tabletlerini incelemek üzere İstanbul’a, Eski Şark Eserleri Müzesi’ne gelir. 1951 yılında Kramer, eline aldığı “2461” numaralı tablet karşısında heyecanlanır. Bir aşk şiiridir elinde tuttuğu. İnsanlık tarihinin yazılı ilk aşk şiiri. Bu şiir, çiviye alınan dünyanın yazılı ilk aşk şiiri, bir Sümer tabletidir ve de bizim elimizde yani İstanbul’dadır. Zaten bu şiir yurt dışına kaçırılmış olsaydı varlığından hepinizin haberi olurdu. Çünkü tableti kaçıran ülke, onu öylesine allayıp pullayıp sunardı ki 14 Şubat günü tabletin önünde kuyruklar oluşurdu uzun uzadıya. Bu parçadan, sözü edilen tabletle ilgili aşağıdakilerin hangisine _ulaşılamaz_?
- A) Duyguların aktarılmasında kullanıldığına
- B) Yurt dışına kaçırılamayan tek tablet olduğuna ✓
- C) Ülkemizde keşfedildiğine
- D) İstanbul’daki müzede korunduğuna
- E) İnsanlığın aşk konulu ilk yazılı belgesi olduğuna
Parçada tabletin İstanbul’da bulunduğu, ilk yazılı aşk şiiri olduğu ve duyguları aktardığı söylenir. Ancak yurt dışına kaçırılamayan tek tablet olduğu belirtilmez. Doğru cevap B seçeneğidir.
21. Romanımız 2000'li yıllardan sonra ciddi bir ivme kazandı. (I) Hem nicelik hem de nitelik bakımından belirgin bir canlılık yaşadı. (II) Bu canlılık, 2010 yılından sonra çok daha görünür bir hal aldı. (III) Şüphesiz bunda yeni yayınevlerinin kurulmasının ve edebiyat platformlarının roman türüne alan açmasının büyük payı var. (IV) Bu ilgi, mevcut edebiyat yayınlarının da hareketlenmesini sağladı. (V) Özellikle yeni kalemler roman yazmaya yöneldi ve onlardan nitelikli yapıtlar okuduk. Bu parçadaki numaralanmış yerlerden hangisine, düşüncenin akışına göre, "Bu gelişme doğal olarak roman türünde eser üreten yazar sayısını da artırdı." cümlesi getirilmelidir?
- A) I
- B) II
- C) III
- D) IV
- E) V ✓
Verilen 'Bu gelişme doğal olarak roman türünde eser üreten yazar sayısını da artırdı.' cümlesi, roman türündeki yayıncılık ve dergicilik hareketliliğinin (canlılığın) yazarlara olan etkisini açıklar. Bu durum doğrudan V numaralı boşluğa getirilmelidir çünkü hemen sonrasında gelen 'Özellikle yeni kalemler roman yazmaya yöneldi...' cümlesi bu artışı destekler. Dolayısıyla doğru cevap E seçeneğidir.
22. Derin bir nefes alıp dış seslerden arınarak etrafıma dikkatlice baktığımda çevremde gördüğüm canlıların çeşitliliğine hayranlık duyuyorum. Dahası dünyamızın yakın çevremizde görebildiğimiz ve hayal edebildiğimiz çeşitlilikten çok fazlasına ev sahipliği yapıyor olması benim için müthiş bir merak kaynağı. Hayvanlar, bitkiler, mantarlar, mikroorganizmalar, henüz keşfedilmemiş türler... Yaşamın bizleri de içeren bunca farklı formu “biyoçeşitliliğin” bir parçası. - - - -. Bunun en büyük sebebi de ne yazık ki sonuçları hesaplanmadan gerçekleştirilen insan aktiviteleri. Bu parçada boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisinin getirilmesi anlam akışına uygun olur?
- A) Hayatın mucizelerinden biri olan biyoçeşitliliğin bir an önce tam olarak keşfedilmesi gerekiyor.
- B) Bu çeşitliliğin en önemli halkasını ise insanoğlu oluşturuyor.
- C) Endişe verici gerçek ise mevcut biyoçeşitliliğin artan bir hızla kayboluyor olduğu. ✓
- D) Bu çeşitliliği gelecek nesillere sağlıklı bir şekilde aktarabilmek için bilinçli bireylerin yetiştirilmesi gerekiyor.
- E) Bilim insanları biyoçeşitliliğin zenginliklerinin sırlarını keşfetmek için araştırmalarını aralıksız sürdürüyor.
Boşluktan sonra “Bunun en büyük sebebi...” denilerek bir kayıptan söz edilmektedir. Bu nedenle biyoçeşitliliğin hızla kaybolduğunu belirten C seçeneği anlam akışına en uygundur. Doğru cevap C seçeneğidir.
23. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ögelere ayırmakta bir _yanlışlık yapılmıştır_?
- A) Gerçekleri görenler / fark eder / onun ne yapmaya çalıştığını.
- B) Romanın sürükleyicisi, heyecanlısı, gizemlisi de / okunuyor.
- C) Sürekli / bizi takdir ettiğini, çalışmalarımızdan hoşnut kaldığını / dile getiriyor.
- D) Ben / sanatı / ruhunun gıdası kabul etmiş bir insanım. ✓
- E) Bir eserin kıymetini / gelecek nesiller / daha doğru / takdir eder.
D seçeneğinde yer alan cümlenin yüklemi 'sanatı ruhunun gıdası kabul etmiş bir insanım' sıfat tamlaması grubudur. Sıfat tamlamaları bölünemeyeceğinden yüklem tek parça olmalıdır. Kim? 'Ben' (Özne). Dolayısıyla cümlenin doğru öge ayrımı 'Ben / sanatı ruhunun gıdası kabul etmiş bir insanım' şeklinde iki ögeli olmalıydı. 'sanatı' kelimesinin yüklemden ayrı gösterilmesi yanlıştır. Doğru cevap D seçeneğidir.
24. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ögelere ayırmada _yanlışlık yapılmıştır_?
- A) Edebiyatta başarıyı yakalamak / başka bir yazara ilham kaynağı olmakla / sağlanır.
- B) Başarısızlığı göze alamayanlar / edebiyatın kapısını / hiç / çalmasınlar.
- C) Bütün sanatçılar / okur kitlesini / büyük bir gayretin sonunda / oluşturur.
- D) Bu sanatçının başarılı olacağını / biz / kesinlikle / biliyorduk.
- E) Sanatı için / özveride bulunan, hayatını sanatıyla kazanan yazarlardan biriydi / o. ✓
E seçeneğinde 'özveride bulunan, hayatını sanatıyla kazanan yazarlardan biriydi' ifadesi sıfat tamlaması içeren bir yüklem öbeğidir. 'Sanatı için' söz öbeği ise 'özveride bulunan' fiilimsi grubuna bağlı olup yüklemden ayrılamaz. Cümlenin ögeleri 'Sanatı için özveride bulunan, hayatını sanatıyla kazanan yazarlardan biriydi (Yüklem) / o (Özne)' şeklinde iki ögeli olmalıydı. Yanlış ayrım yapılmıştır. Doğru cevap E seçeneğidir.
25. İletişim sürecinde insanlar duygu, düşünce ve bilgilerini farklı araçlar ve göstergeler vasıtasıyla aktarabilirler. ---- bu iletişim veya anlaşma araçlarından biri olarak değerlendirilemez.
- A) Dil
- B) Müzik
- C) Televizyon
- D) Sinema
- E) Otomobil ✓
Dil, müzik, televizyon ve sinema insanlar arasında duygu, düşünce, kültür ve anlam aktarımı sağlayan sembolik/teknolojik birer iletişim aracıdır. Ancak 'otomobil' fiziksel bir ulaşım/taşıt aracı olup, doğrudan sembolik bir anlaşma/iletişim sistemi olarak değerlendirilemez. Doğru cevap E seçeneğidir.