menu
MemurOl
Türkçe Testleri

Genel Tekrar Testi - 137

Soru 1 / 25

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili atasözü, cümlenin içeriğiyle çelişecek biçimde yanlış kullanılmıştır?

Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
  1. 1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili atasözü, cümlenin içeriğiyle çelişecek biçimde yanlış kullanılmıştır?

    • A) Aylarca uğraşarak bitirdiği roman ilk haftada büyük ilgi gördü; <u>emek vermeden yemiş olmaz</u>.
    • B) Küçük bir hata yüzünden yıllarca inşa ettiği güveni bir anda yıktı: <u>Bir musibet bin nasihatten yeğdir.</u>
    • C) Adamın bütün planları suya düşünce başka çıkar yol kalmadı: <u>Kader ne getirirse baş ona eğer.</u>
    • D) Komşusu kendisine çok kötü davranmıştı; yine de ona yardım etti: <u>İyilik yap denize at, balık bilmezse Hâlık bilir.</u>
    • E) Şirkette çalışanlar sabah erken gelip akşam geç gidiyordu, ama iş bir türlü bitmiyordu: <u>İşleyen demir pas tutmaz.</u>

    'Bir‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ musibet bin nasihatten yeğdir' atasözü, bizzat yaşanan kötü bir deneyimin, söylenen öğütlerden daha kalıcı ve etkili bir ders verdiğini anlatır. C seçeneğinde ise 'yıllarca inşa edilen güvenin bir hatadan yıkılması' ele alınmaktadır; bu durum öğüt almayı değil, yapılan bir hatanın büyük bedel ödetmesini anlatır. Cümlenin içeriği atasözünün 'deneyimden ders çıkarma' temasıyla uyuşmadığından atasözü yanlış ve yerinde kullanılmıştır.

  2. 2. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'ateş olmayan yerden duman çıkmaz' atasözü, cümlenin gerçek anlamına en uygun biçimde kullanılmıştır?

    • A) Komşular arasındaki tartışmanın derinleşmesi üzerine muhtarlar 'ateş olmayan yerden duman çıkmaz' deyerek her iki tarafı da uyardı.
    • B) Uzun süredir ortalarda görünmeyen arkadaşının hasta olduğunu duyan Selim, buna inanmak istemeyerek 'ateş olmayan yerden duman çıkmaz' dedi.
    • C) Mahallede yıllardır süregelen bu dedikodular için 'ateş olmayan yerden duman çıkmaz' diyerek olayın özünü araştırmaya karar verdi.
    • D) Fabrikada çıkan dumanın kaynağını araştıran ekip, ateş olmayan yerden duman çıkmayacağını bilerek bodrum katını inceledi.
    • E) Şehirde çıkan yangının ardından soruşturma başlatıldı; ateş olmayan yerden duman çıkmaz, sorumlu mutlaka bulunur.

    Bu‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ atasözü 'her söylentinin arkasında mutlaka bir gerçek payı vardır' anlamını taşır. A ve C seçeneklerinde atasözü somut/gerçek anlamıyla (fiilen ateş ve duman) kullanılmış olup mecaz işlevi yoktur. D seçeneğinde bağlam uyumsuz; muhtarların uyarı gerekçesi olarak kullanımı mantık hatası içerir. E seçeneğinde ise 'inanmak istememe' bağlamı atasözünün anlamıyla çelişmektedir; atasözü şüpheciliği değil, söylentinin doğruluk payını kabul etmeyi ifade eder. B seçeneğinde söylentilerin ardında bir gerçek arayan kişinin tutumu atasözünün mecaz anlamıyla tam örtüşmektedir.

  3. 3. 'Körle yatan şaşı kalkar' atasözüyle anlam bakımından en yakın ilişkiyi hangisi kurmaktadır?

    • A) Bir elin nesi var, iki elin sesi var.
    • B) Sakla samanı, gelir zamanı.
    • C) Üzüm üzüme baka baka kararır.
    • D) Mum dibine ışık vermez.
    • E) Damlaya damlaya göl olur.

    'Körle‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ yatan şaşı kalkar' atasözü, kötü ya da olumsuz özelliklere sahip kişilerle birlikte bulunanların zamanla onlardan etkileneceğini anlatır; yani kötü çevrenin insanı olumsuz biçimlerde dönüştürdüğünü vurgular. 'Üzüm üzüme baka baka kararır' da aynı çevre etkisini ele alır: bir şeyin yakın çevresindekilerden etkileneceğini mecaz yollu aktarır. B seçeneği fırsatçılık ya da yakındakine değer vermemeyle ilgilidir. C seçeneği ileriye yönelik tasarruf ve hazırlıkla ilgilidir. D seçeneği birikimin gücünü anlatır. E seçeneği dayanışmanın önemini vurgular. Dolayısıyla anlam bakımından en yakın olan A'dır.

  4. 4. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili deyim yanlış anlamda kullanılmıştır?

    • A) Sınavda başarılı olan öğrenci, sonuçları gördüğünde ellerini ovuşturarak arkadaşlarını aradı.
    • B) Planı mükemmel işleyen kötü adam, ellerini ovuşturarak sıradaki adımını hesaplıyordu.
    • C) Uzun pazarlıklardan sonra istediği fiyatı alan tüccar ellerini ovuşturarak dükkândan ayrıldı.
    • D) Müdürün bütün çabalarına rağmen işler yoluna girmeyince çaresizlik içinde ellerini ovuşturdu.
    • E) Rakibinin başarısızlığını bekleyen Ferhat, köşede ellerini ovuşturarak fırsatı kollamaktaydı.

    'Ellerini‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ ovuşturmak' deyimi, bir şeyden beklenti ve haz içinde gizlice ya da açıktan memnuniyet duymayı, kendi çıkarına bir şeyin gerçekleşmesinden gelen tatmini anlatır. Çaresizlik ya da üzüntüyü ifade etmez. A seçeneğinde deyim çaresizlik bağlamında kullanılmış, bu da anlamıyla çelişmektedir. B, C ve D seçeneklerinde kişinin kendi lehine gelişen bir durumdan duyduğu memnuniyet söz konusudur, bu yüzden doğru kullanımlardır. E seçeneğinde başarıdan duyulan sevinç anlatılmakta olup deyimle uyumludur.

  5. 5. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'gönül koyma' ve 'gönül alma' deyimleri bir arada ve doğru anlamlarıyla kullanılmıştır?

    • A) Gönül alan kişi, sonunda kendisine gönül koyan birini bulmuştu.
    • B) Arkadaşına gönül aldıktan sonra onun gönlünü koymamaya özen gösterdi.
    • C) Küçük bir hata için gönül koyan annesini gönlünü almak için saatlerce uğraştı.
    • D) Gönül koymadan önce gönül almaya çalışmak her zaman daha iyidir.
    • E) Gönlünü almak istediği için önce gönlünü koydu, sonra özür diledi.

    'Gönül‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ koymak' bir şeye ya da birine küsmek, darılmak anlamına gelir. 'Gönül almak' ise kırgın ya da kırılan birini hoş sözler ve davranışlarla memnun etmek, darılanın gönlünü rahatlatmak anlamını taşır. A seçeneğinde 'küsen annesi'nin gönlünü almak için çabalamak hem 'gönül koyma' hem de 'gönül alma' deyimlerini doğru ve mantıklı bir cümle bütünlüğünde kullanmaktadır. B seçeneğinde sıralama ve özne mantığı bozuktur. C seçeneğinde anlam belirsizliği vardır. D seçeneğinde önce gönlünü koymak sonra özür dilemek birbiriyle çelişen eylemleri anlatır. E seçeneğinde ise deyimler doğru kullanılmış gibi görünse de cümle anlamsız bir öğüt içermektedir.

  6. 6. Aşağıdaki atasözlerinin hangisinde, diğerlerinden farklı olarak 'görünüşe aldanmama' teması işlenmemiştir?

    • A) Her kaynayan kazan yemek pişirmez.
    • B) Sakallı keçi sakalsız adamdan akıllı değildir.
    • C) Süt dökmüş kedi gibi görünmek yetmez, iş yapmak gerek.
    • D) Parlayan her şey altın değildir.
    • E) Ağaç yaşken eğilir.

    A‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneği dürüst görünmenin yetmediğini, eylemin önemini vurgular — görünüşe aldanmama teması vardır. B seçeneği dışarıdan hareketli görünenin iş üretmeyebileceğini anlatır — görünüşe aldanmama teması mevcuttur. C seçeneği fiziksel özelliklerle akıl ya da değer arasında doğrudan ilişki olmadığını belirtir — görünüşe aldanmama teması vardır. E seçeneği doğrudan görünüşün yanıltıcı olduğunu ifade eder. D seçeneği ise 'erken yaşta alınan alışkanlıkların kalıcı olduğunu, eğitim ve terbiyenin gençlikte verilmesi gerektiğini' anlatır; bu bir 'zamanlama ve eğitim' temasıdır, görünüşe aldanmama ile ilgisi yoktur.

  7. 7. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'küçük balık büyük balığı yutar' atasözünü destekler nitelikte bir çıkarım yapılmıştır?

    • A) Uluslararası rekabette adil kurallar olmadan zayıfın hakkını araması imkânsızdır.
    • B) Deneyimli oyuncu, tecrübesiz genç rakibine karşı rahatlıkla galip geldi.
    • C) Piyasada güçlü olan şirket, rakiplerini sırayla satın alarak tekeli ele geçirdi.
    • D) Küçük işletmeler vergi avantajlarından yararlanarak büyük şirketleri geride bırakmıştır.
    • E) Güçlü devletler zayıf devletleri her zaman etkisi altına almaktadır.

    'Küçük‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ balık büyük balığı yutar' atasözü, görünürde güçsüz ya da küçük olanın zekâ, strateji veya farklı avantajlar yoluyla güçlü olanı yenebileceğini anlatır; yani güçlünün her zaman kazanmadığını vurgular. B, C ve D seçeneklerinde güçlü olan kazanmakta olup bu durum atasözüyle değil, onun karşıtı olan 'büyük balık küçüğü yutar' mantığıyla örtüşmektedir. E seçeneği adaletsizliği vurgular, atasözüyle bağlantısı dolaylıdır. Yalnızca A seçeneğinde küçük görünen taraf (küçük işletmeler) büyük rakiplerini geride bırakmış, yani beklenmedik taraf kazanmıştır.

  8. 8. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'çamur at izi kalır' ve 'iftira' kavramları arasındaki ilişki en doğru biçimde kurulmuştur?

    • A) Çamur at izi kalır atasözü, iftira atanın kötü şöhretinin kalıcı olacağını anlatmaktadır.
    • B) İftira atılan kişi zamanla temizlenebilir çünkü çamur kuruyunca silinir, atasözü bu gerçeği göz ardı eder.
    • C) Bu atasözü, iftiranın kısa vadede etkili olduğunu ama zamanla kuruyup yok olacağını ifade eder.
    • D) İftiraya uğrayan kişi mahkemede beraat etse de toplumda iz bırakacağı için çamur at izi kalır denilmiştir.
    • E) İftira ile çamur at izi kalır atasözünün ilgisi yoktur; atasözü yalnızca somut leke anlamı taşır.

    Atasözü,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ asılsız suçlama ya da iftira atıldığında, kişi temize çıksa dahi zihinlerde bir şüphe ve leke kalacağını anlatır. Mecaz anlam, iftiranın ya da asılsız söylentinin toplumda iz bırakmasına dayanır. A seçeneği bu ilişkiyi doğru ve eksiksiz kurmuştur: iftira + beraat + ama iz kalması. B seçeneği atasözüyle çelişen bir yorum sunar. C seçeneğinde özne kayması vardır; atasözü iftira atanın değil, iftiraya uğrayanın üzerinde kalan izden söz eder. D seçeneği yanlıştır; atasözünün mecaz anlamı vardır. E seçeneği atasözünün anlamını yanlış aktarır.

  9. 9. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde deyim, kalıp anlam dışına çıkarılarak özgün ama yanlış bir anlamda kullanılmıştır?

    • A) Eleştirilerine rağmen ısrar eden yönetmen, filmi için taş çıkartacak bir senaryo kaleme almıştı.
    • B) İş teklifini değerlendiren Sinan, uzun süre düşündükten sonra kılıcı kınına koydu ve anlaşmayı reddetti.
    • C) Tartışma ortamında söz alan profesör parmak ısırtacak tespitler ortaya koydu.
    • D) Yıllarca birbirini seven çift, sonunda kavuşunca ikisi de birer dünya yutmuşa döndü.
    • E) Sınavda başarısız olan öğrenci, sonuçları görünce ağzı bir karış açık kaldı.

    'Kılıcı‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ kınına koymak' deyimi bir çatışmaya ya da tartışmaya son vermek, barışmak ya da savaşı bırakmak anlamını taşır; reddetmek veya karar vermek anlamında kullanılmaz. A seçeneğinde deyim 'anlaşmayı reddetmek' bağlamında yanlış kullanılmıştır. B seçeneğinde 'dünya yutmuşa dönmek' şaşkınlık ya da tuhaf bir ifadeyle susmak anlamında doğru kullanılmıştır. C seçeneğinde 'parmak ısırtmak' hayranlık uyandırmak anlamında doğrudur. D seçeneğinde 'taş çıkartmak' birini geçmek, ondan üstün olmak anlamında doğru kullanılmıştır. E seçeneğinde 'ağzı bir karış açık kalmak' şaşırmak anlamında doğrudur.

  10. 10. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde verilen atasözü, cümlenin gerçek durumuna aykırı biçimde kullanılmıştır?

    • A) Çocuğunu her istediğinde ödüllendiren anne, yıllar sonra 'kuzuyu kurt kapar' atasözünü anımsamak zorunda kaldı.
    • B) Yıllarca emek veren çiftçi, hasat zamanı bol ürün toplunca 'emek vermeden yemiş olmaz' diyerek memnuniyetini dile getirdi.
    • C) Hep başkalarına bağımlı olan Kerem, en zor gününde yalnız kaldı; el elden üstündür derler, o gün bunu yaşadı.
    • D) Mirasını çarçur eden genç, beş yıl sonra sıfırdan başlamak zorunda kaldı; 'kazanmak harcamaktan kolaydır' atasözü tam da onu anlatıyordu.
    • E) Şirket hızla büyüdü ama denetimden uzaklaştıkça sorunlar da büyüdü; büyük lokma ye büyük söz söyleme derler ya.

    'El‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ elden üstündür' atasözü, her insanın üstünde daha üstün birinin olduğunu, yani hiyerarşi ve tevazuyu anlatır. C seçeneğinde ise Kerem'in başkalarına bağımlı olduğu ve yalnız kaldığı bir durum söz konusudur; bu durum 'el elden üstündür' atasözüyle değil, 'dost acı söyler' veya 'gerçek dost zor günde belli olur' gibi atasözleriyle örtüşür. Atasözü yanlış bağlamda ve yanlış anlamda kullanılmıştır. Diğer seçeneklerde atasözleri anlam bakımından cümledeki durumla uyum içindedir.

  11. 11. 'Ne ekersen onu biçersin' atasözüyle anlam bakımından doğrudan çelişen seçenek hangisidir?

    • A) Ter dökmeden bal yenmez.
    • B) Zahmet çekmeden rahmet gelmez.
    • C) Emek vermeden yemiş olmaz.
    • D) Kör talih bir gün güler, bir gün ağlar.
    • E) Çalışmadan kazanılmaz.

    'Ne‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ ekersen onu biçersin' atasözü, kişinin yaptıklarının karşılığını mutlaka göreceğini; iyilik yapanın iyilik, kötülük yapanın kötülük bulacağını anlatır — yani eylemin sonucu belirleyicidir. B, C, D ve E seçeneklerinin tümü 'emek ve çalışma olmadan sonuç elde edilemez' temasını işler; bu da 'ne ekersen onu biçersin' atasözüyle anlam bakımından paraleldir. Yalnızca A seçeneğindeki 'kör talih' ifadesi rastlantı ve şans faktörüne işaret eder; bu ise sonuçların kişinin eylemlerinden değil, şanstan kaynaklandığını ima ettiğinden 'ne ekersen onu biçersin' atasözüyle doğrudan çelişmektedir.

  12. 12. Aşağıdakilerin hangisinde 'köprüyü geçene kadar ayıya dayı demek' deyimi doğru ve yerinde kullanılmıştır?

    • A) Ayıyla karşılaşan çocuk, 'köprüyü geçene kadar ayıya dayı deriz' diyerek saklandı.
    • B) Köprüyü geçene kadar ayıya dayı derler; bu nedenle düşmanına güvenme.
    • C) Ayı gibi hırçın olan patrona işini yaptırmak için köprüyü geçene kadar ayıya dayı dedi ve iltifat yağdırdı.
    • D) Köprüyü geçene kadar ayıya dayı dedi; zira yaptığı işte dürüstlük her şeyin önündeydi.
    • E) Tehlikeli yolculukta rehberi olduğu için ayıya dayı demek zorunda kaldı; bu deyim onun cesaretini gösteriyordu.

    Bu‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ deyim, zor bir durum ya da tehlikeli bir süreç atlatılana dek sevmediğimiz, güvenmediğimiz ya da kötü huylu bir kişiye mecburen iyi davranmak zorunda kalınmasını anlatır. A seçeneğinde hırçın (ayı karakterli) patrona iş yaptırmak için mecburi iltifat yapılmaktadır; bu bağlam deyimin mecaz anlamıyla mükemmel örtüşür. B seçeneğinde 'cesaret' vurgusu deyimin anlamıyla örtüşmez. C seçeneğinde 'düşmanına güvenme' yorumu deyimin asıl mesajı değildir; deyim güveni değil, mecburi iyi geçinmeyi anlatır. D seçeneğinde somut bir ayıdan kaçış söz konusudur, mecaz anlam kaybolmuştur. E seçeneğinde dürüstlük bağlamı deyimle çelişmektedir.

  13. 13. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde birden fazla deyim yer almakta olup her ikisi de doğru anlamda kullanılmıştır?

    • A) Başarısı herkesi gözünü boyayan yönetici, takımına aba altından sopa gösterdi ve işleri rayına oturttu.
    • B) Tartışma sırasında koltuğunu kaybetmemek için dili tutuldu ve çuvaldızı kendine değil başkasına batırdı.
    • C) İş ortağı onu yüz üstü bırakınca şirketi ayakta tutmak için hem dizlerini döğdü hem de yeni çözüm yolları aradı.
    • D) Yıllarca dirsek çürüten öğrenci, sınavda eli boş döndü ve herkese yüz gözü açık olduğunu ispat etti.
    • E) Toplantıda söz alan Canan, lafı dolandırmadan konuya girdi ve masaya yatırdığı öneriler herkesi şaşırttı.

    A‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde 'lafı dolandırmamak' (doğrudan, dolaysız konuşmak) ve 'masaya yatırmak' (bir konuyu tartışmaya açmak, gündeme getirmek) deyimlerinin her ikisi de doğru ve uygun bağlamlarda kullanılmıştır. B seçeneğinde 'dili tutulmak' doğru ama 'çuvaldızı başkasına batırmak' deyimi, normalde 'iğneyi kendine batır, çuvaldızı başkasına' biçiminde kullanılır; B'deki bağlam bu anlamı tersine çevirmektedir. C seçeneğinde 'yüz gözü açık' gibi bir deyim Türkçede standart olarak kullanılmaz. D seçeneğinde 'gözünü boyamak' yanlış özneyle kullanılmıştır; başarısı gözünü boyayamaz, kişi boyar. E seçeneğinde 'dizlerini döğmek' pişmanlık anlatır; bağlamda çözüm arayışıyla çelişmektedir.

  14. 14. 'Ağlarsa anam ağlar, kalanı yalancı çıkar' sözüyle örtüşen anlayışı hangisi en iyi yansıtmaktadır?

    • A) İnsanlar zor anlarda bile birbirine destek olur; yalnızlık bir yanılgıdır.
    • B) İnsan ancak en yakınlarından gerçek destek görebilir; diğerlerinin yakınlığı göstermeliktir.
    • C) Anne sevgisi koşulsuzdur; bu nedenle her zaman önce anneye güvenilmelidir.
    • D) Bir kişi ağladığında çevresi de ona katılır; bu toplumsal bir dayanışma örneğidir.
    • E) Acı çeken kişi ne kadar yakını olursa olsun yalnız kalır; bu kaçınılmaz bir gerçektir.

    Bu‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ söz, gerçek anlamda üzülen ve acı çeken kişi için yalnızca annenin içtenlikle ağlayacağını; diğerlerinin üzüntüsünün sahte ya da geçici olduğunu anlatır. Temel mesaj: en samimi ve koşulsuz bağ anneye aittir, geri kalan bağlar göstermeliktir. A seçeneği bu mesajı en doğru biçimde özetler: gerçek destek yalnızca en yakından gelir, diğerleri yalancı çıkar. B seçeneğinde dayanışma vurgusu sözün anlamını saptırır. C seçeneği 'güven' kavramına odaklanır; sözün asıl mesajı üzüntünün samimiyetiyle ilgilidir. D seçeneği sözle çelişir; söz yalnızlığı vurgular. E seçeneği ise yalnızlığı mutlaklaştırır; oysa söz 'anne' istisnasını koyarak bunu kısmi bir yalnızlık olarak sunar.

  15. 15. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'pişmiş aşa su katmak' deyimi anlamca tam ve doğru uygulanmıştır?

    • A) Anlaşmazlık çözüme kavuşmuştu ki başka bir tarafın devreye girmesiyle pişmiş aşa su katıldı.
    • B) Yıllarca hazırlanan projeye bütçe kesilince pişmiş aşa su katılmış oldu.
    • C) Aşı pişmiş ama soğutmak gerekiyordu; pişmiş aşa su katarak sıcaklığı düşürdüler.
    • D) Emekliliğini bekleyen memur, yeni bir görevlendirmeyle karşılaşınca pişmiş aşa su katıldığını hissetti.
    • E) Yazarın tamamlanmış romanına son anda müdahale eden editör, pişmiş aşa su kattı ve eseri bozdu.

    'Pişmiş‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ aşa su katmak' deyimi, tamamlanmış ya da çözüme kavuşmuş bir işe sonradan müdahale ederek onu bozmak ve çıkmaza sokmak anlamını taşır. Deyimin iki önemli koşulu vardır: iş tamamlanmış olacak ve müdahale onu bozacaktır. C seçeneğinde anlaşmazlık (yani 'iş') çözülmüş, ancak yeni bir tarafın devreye girmesiyle bu çözüm bozulmuştur; deyimin her iki koşulu da sağlanmıştır. A seçeneğinde roman tamamlanmış ve bozulmuştur, bu da doğru görünmektedir. Ancak 'editörün müdahalesi' bağlamı her zaman kötü değildir; bu seçenek kabullenilse de C daha belirgin ve açık bir bozma eylemine işaret eder. D ve E seçeneklerinde müdahale olmakla birlikte 'tamamlanmış bir çözümü bozma' unsuru yoktur. B somut/gerçek anlamda kullanılmıştır.

  16. 16. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde verilen deyim veya atasözü, cümledeki durumu karşılayan en isabetli ifade değildir?

    • A) Başkasının sıkıntısını çözerken kendi sorununu unutup büyüten Nesrin için 'kendi düşen ağlamaz' atasözü kullanılmıştır.
    • B) Söz verdiği her şeyi yapan güvenilir bir insan olan Hasan için 'sözü senet gibidir' deyimi tam isabetlidir.
    • C) Zenginliğini herkese gösteren ama gerçekte borçlu olan Murat için 'ödünç kürk ile hacca gidilmez' atasözü kullanılmıştır.
    • D) Yıllarca çalışan ve emekliliğinde hak ettiğini alan Zeynep için 'er geç hak yerini bulur' ifadesi doğru kullanılmıştır.
    • E) İş hayatında hiç risk almamış, temkinli adımlarla ilerleyen Ali'nin durumu için 'hiç doğurmayan kadın hiç yanılmaz' atasözü yerinde kullanılmıştır.

    'Kendi‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ düşen ağlamaz' atasözü, kişinin kendi kusurundan ya da dikkatsizliğinden kaynaklanan zarara kendisinin katlanması gerektiğini, bu durumda kimseye şikâyet edemeyeceğini anlatır. E seçeneğindeki Nesrin, başkasına yardım ederken kendi sorununu büyütmüştür. Bu durum 'kendi düşen ağlamaz'ı değil, daha çok 'başkasının körüne ağlarken kör olan' ya da 'komşunun tavuğu komşuya kaz görünür' gibi ifadeleri çağrıştırır. 'Kendi düşen ağlamaz' burada isabetli değildir; çünkü Nesrin kendi ihmaliyle değil, başkasına yardım etme niyetiyle bu duruma düşmüştür. Diğer seçeneklerde atasözü ve deyimler yerinde kullanılmıştır.

  17. 17. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili deyim, cümlede yanlış anlamda kullanılmıştır? 'Yıllarca emek verdiği projenin çöpe gitmesi üzerine müdür, A) uzun süre <u>dört duvar arasında</u> oturup düşündü. B) ekibini toplayarak <u>ağzından baklayı çıkardı</u> ve gerçeği söyledi. C) bu başarısızlıkla birlikte <u>alnının akıyla</u> şirketten ayrıldı. D) yeni bir strateji belirlemek için <u>kolları sıvadı</u>. E) çevresindekilerin moralini bozmamak adına <u>içini dökmedi</u>.'

    • A) Ekibini toplayarak ağzından baklayı çıkardı ve gerçeği söyledi.
    • B) Çevresindekilerin moralini bozmamak adına içini dökmedi.
    • C) Uzun süre dört duvar arasında oturup düşündü.
    • D) Bu başarısızlıkla birlikte alnının akıyla şirketten ayrıldı.
    • E) Yeni bir strateji belirlemek için kolları sıvadı.

    'Alnının‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ akıyla' deyimi, bir işi başarıyla, yüz akıyla tamamlamak anlamına gelir. Ancak cümle, projenin çöpe gittiği, yani başarısızlıkla sonuçlanan bir bağlamda kurulmuştur. Başarısızlık durumunda 'alnının akıyla ayrılmak' çelişkili bir kullanımdır; deyim bağlama aykırı biçimde yanlış kullanılmıştır.

  18. 18. Aşağıdaki atasözlerinden hangisi, 'deneyimsiz birinin aceleci kararlarının zararlarını, o işi bilen birinin temkinli davranışından daha büyük sonuçlar doğurabileceği' anlamını en doğru biçimde karşılar?

    • A) Körle yatan şaşı kalkar.
    • B) Cahil cesur olur.
    • C) Acele giden ecele gider.
    • D) Toy avcı ormana zarar verir.
    • E) Bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıp.

    'Toy‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ avcı ormana zarar verir' atasözü, deneyimsiz ve acemi birinin bir işe girişmesinin, o işin yalnızca kendisine değil çevresine de zarar verdiğini anlatır. Bu atasözü, sorulan anlamı en kapsamlı biçimde karşılamaktadır. 'Acele giden ecele gider' yalnızca aceleyi vurgular; 'cahil cesur olur' ise cesaret boyutunu ön plana çıkarır ve deneyimsizliğin çevreye verdiği zararı içermez.

  19. 19. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir deyim, mecaz anlamından sıyrılarak temel (gerçek) anlamıyla kullanılmıştır?

    • A) Tartışma sırasında siniri zirveye çıkan adam masaya yumruğunu vurarak ayağa kalktı.
    • B) Saatlerdir yürüyen çocuğun ayakları yere basmıyordu.
    • C) Patron, patronluğu bırakıp küçük bir bağda toprak koklamaya karar verdi.
    • D) Uzun yıllar sonra eski dostunu karşısında görünce adamın dili tutuldu.
    • E) Müfettiş, muhasebecinin defterini dürüp kapıya koydu.

    Seçeneklerin‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ büyük bölümünde deyimler mecaz anlamıyla kullanılmıştır: 'dili tutulmak' (konuşamamak), 'ayakları yere basmamak' (çok sevinmek), 'defterini dürmek' (işten çıkarmak), 'toprak koklamak' (doğayla iç içe yaşamak). Ancak E seçeneğindeki 'masaya yumruğunu vurarak ayağa kalkmak' ifadesi gerçek bir fiziksel eylemi betimlemektedir; burada herhangi bir deyim mecaz anlamda kullanılmamıştır.

  20. 20. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde kullanılan atasözü, cümlenin içeriğiyle anlam bakımından çelişmektedir?

    • A) İki komşu yıllardır süregelen arazi anlaşmazlığı yüzünden mahkemeye gitti; 'Dost başa, düşman ayağa bakar' atasözü tam da bu durumu anlatır.
    • B) Herkes onu küçümsedi ama o sabırla çalışmaya devam etti ve başardı; 'Sabreden derviş muradına ermiş' sözü onu anlatan en güzel deyimdir.
    • C) Şirketi kurtarmak için hisselerini çok düşük fiyata satmak zorunda kaldı; 'Bir zarar, bin nasihatten iyidir' derler ya, bu karardan büyük dersler çıkardı.
    • D) Küçük bir ihbara dayanarak tüm çalışanları şüpheyle izlemeye başladı; oysa 'İt ürür, kervan yürür' derler.
    • E) Yazdığı romanı defalarca okuyup düzeltti; sonunda 'Emek olmadan yemek olmaz' sözünü haklı çıkardı.

    'İt‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ ürür, kervan yürür' atasözü; eleştirilere, dedikodulara aldırmadan yola devam etmek gerektiği anlamını taşır. D cümlesinde ise söz konusu durum, küçük bir ihbara dayanarak herkesin şüpheyle izlenmesidir; bu, paranoya ve güvensizliği betimler. Atasözü bu bağlamla örtüşmemektedir: Cümlede 'yola devam etmek' değil, aksine durumu büyütmek söz konusudur.

  21. 21. Aşağıdaki seçeneklerin hangisinde verilen iki deyim, anlam bakımından birbirinin karşıtı (zıt anlamlı) değildir?

    • A) Gözü yükseklerde olmak – Ayakları yere basmak
    • B) Ağzı sıkı olmak – Ağzından baklavayı çıkarmak
    • C) Başını derde sokmak – Başını kurtarmak
    • D) Eli açık olmak – Eli sıkı olmak
    • E) İçi sıkışmak – İçi açılmak

    'Ağzı‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ sıkı olmak', sır saklamak, konuşmamak anlamına gelir. 'Ağzından baklayı çıkarmak' ise birini konuşturmak ya da gizlediği bir şeyi söylemesini sağlamak anlamındadır. Bu iki deyim zıt anlamlı gibi görünse de aslında birincisi bir özelliği, ikincisi ise bir eylemi anlatır; deyimlerin özneleri farklıdır (biri sır saklayan kişiyi, diğeri o kişiyi konuşturmaya çalışan kişiyi tanımlar). Dolayısıyla bu iki deyim, gerçek anlamda birbirinin karşıtı değildir.

  22. 22. Bir öğretmenin, uzun yıllar boyunca emek verdiği bir öğrencisinin onu kamuoyu önünde küçük düşürmesi üzerine hissettiği hayal kırıklığını dile getiren aşağıdaki cümlelerin hangisinde, kullanılan atasözü bu durumu en iyi özetlemektedir?

    • A) 'Taşıma su ile değirmen dönmez.' diyerek beklentilerini düşürdü.
    • B) 'Ağaç yaşken eğilir.' diyerek geç kalmış olduğunu kabullendi.
    • C) 'İyilik eden iyilik bulur.' diyerek sabırla beklemeye devam etti.
    • D) 'Besle kargayı, oysun gözünü.' diyerek yıllarını boşa harcadığına üzüldü.
    • E) 'Sakla samanı, gelir zamanı.' diyerek birikimlerini değerlendirdi.

    'Besle‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ kargayı, oysun gözünü' atasözü, iyilik edilen birinin o iyiliğe nankörlükle karşılık verdiği durumları anlatır. Sorudaki senaryo tam olarak budur: Yıllarca emek verilen bir öğrencinin öğretmenini küçük düşürmesi, beslenen karganın gözü oymaya kalkışmasına benzetilmiştir. Diğer atasözleri bu özgül durumu yansıtmamaktadır.

  23. 23. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili bölüm bir deyim niteliği taşımaktadır?

    • A) Gece geç saatte yalnız başına kalan adam <u>dört bir yanına bakındı</u>.
    • B) Aralıksız çalışmaktan yorulan işçi <u>kollarını sıvadı</u> ve tekrar işe koyuldu.
    • C) Bütçe toplantısında müdür, 'Bu projeye <u>çok para harcadık</u>' dedi.
    • D) Uzun tartışmalar sonucunda taraflar <u>orta yolu bulmayı</u> başardı.
    • E) Sınavdan önce öğrenciler <u>kitaplarına gömdüler kendilerini</u>.

    'Orta‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ yolu bulmak', uzlaşmak, iki uç arasındaki dengeli çözümü bulmak anlamında yaygın biçimde kullanılan bir deyimdir. A seçeneğindeki ifade gerçek anlamlıdır. B seçeneğinde mecaz yoktur, gerçek bir eylem anlatılmaktadır. C seçeneğinde 'kolları sıvamak' deyimi var gibi görünse de burada cümlenin devamı ('tekrar işe koyuldu') deyimin gerçek anlamda kullanıldığına işaret etmektedir; işçi fiziksel olarak sıvamaktadır. E seçeneği ise bir kinaye olmakla birlikte kalıplaşmış bir deyim niteliği taşımaz.

  24. 24. Aşağıdaki atasözlerinden hangisi, 'küçük ve önemsiz görünen şeylerin zamanla büyük sorunlara dönüşebileceği' uyarısını taşımaktadır?

    • A) Dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur.
    • B) Mum dibine ışık vermez.
    • C) Tez işe şeytan karışır.
    • D) Damlaya damlaya göl olur.
    • E) Ağaç ne kadar uzasa göğe ermez.

    'Damlaya‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ damlaya göl olur' atasözü, küçük gibi görünen şeylerin birikiminin büyük sonuçlar doğurabileceğini anlatır. Bu hem olumlu (küçük çabalar büyük başarı getirir) hem de olumsuz (küçük sorunlar büyük meselelere dönüşür) bağlamlarda kullanılabilir. Soru 'olumsuz bağlam'ı sorduğundan bu atasözü en uygun yanıttır. Diğer atasözleri bu anlamı taşımamaktadır.

  25. 25. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde iki farklı deyim birlikte kullanılmış ve bu iki deyim anlam bakımından birbiriyle tutarlı bir bütün oluşturmuştur?

    • A) Masada oturup etrafına bakan adam, hem gözden düşmüş hem de gözü dönmüş görünüyordu.
    • B) Şirketteki herkes onun için dil döküyordu; adam ise kimseye dil uzatmadan sessizce köşesine çekilmişti.
    • C) Tartışma sırasında ağzından laf almak mümkün olmayan komşu, ansızın ağzının payını verince herkes şaşırdı.
    • D) Sabah erkenden işe gidip akşam geç saate kadar çalışan adam, hem ayakta dikilmekten hem de iş arkadaşlarıyla baş başa kalmaktan kaçınıyor; bu yüzden sürekli eli ayağına dolaşıyor, bir de dili sürçüyordu.
    • E) Yıllarca sırtını duvara yaslayıp oturan adam, bir gün kolları sıvayarak kendini işe verdi ve sonunda alnının akıyla emekli oldu.

    B‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde 'kolları sıvamak' (bir işe kararlılıkla girişmek) ve 'alnının akıyla' (başarıyla, onurla) deyimleri birlikte kullanılmış ve anlam bakımından birbiriyle tutarlı, tamamlayıcı bir bütün oluşturmuşlardır: Birisi eyleme geçmeyi, diğeri o eylemin başarılı sonucunu anlatmaktadır. Diğer seçeneklerde ya deyimler çelişmekte ya da anlam tutarsızlıkları bulunmaktadır. C seçeneği özellikle dikkat çekicidir: 'Ağzından laf almamak' ile 'ağzının payını vermek' çelişkili biçimde kullanılmıştır.