menu
MemurOl
Türkçe Testleri

Genel Tekrar Testi - 26

Soru 1 / 25

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük 'isim kökü'nden türememiştir?

Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
  1. 1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük 'isim kökü'nden türememiştir?

    • A) _Susuz_ kalınca ne yapacağını bilemedi.
    • B) _Yolculuk_ sandığımızdan uzun sürdü.
    • C) _Başlangıç_ için hiç de fena sayılmaz.
    • D) _Seçim_ yapmak için daha fazla zaman gerekiyordu.

    Bu‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ soruda hangi sözcüğün isim kökünden türemediğini bulmamız gerekiyor. • 'Susuz' sözcüğünün kökü 'su' (isim kökü) → İsim kökünden türemiş • 'Yolculuk' sözcüğünün kökü 'yol' (isim kökü) → İsim kökünden türemiş • 'Başlangıç' sözcüğünün kökü 'baş' (isim kökü) → İsim kökünden türemiş • 'Seçim' sözcüğünün kökü 'seç-' (fiil kökü) → Fiil kökünden türemiş Doğru cevap: 'Seçim' çünkü bu sözcük fiil kökünden (seç-) türemiştir, isim kökünden değil.

  2. 2. Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir? 'Eleştiriye açık olmak, gelişimin temel anahtarlarından biridir. Hatalarımızı görmemizi sağlayan geri bildirimler, bizi daha iyiye taşır. Eleştiriden korkmak veya onu kişisel algılamak, kendimizi geliştirmemizin önündeki en büyük engeldir.'

    • A) Her eleştirinin dikkate alınmaması gerektiği.
    • B) Gelişim için eleştiriye açık olmanın önemi.
    • C) Eleştirinin sadece olumsuz yönlere odaklandığı.
    • D) Başkalarının fikirlerine her zaman saygı duyulması gerektiği.

    Parçada,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ eleştirinin hataları görmeyi sağlayarak gelişime katkıda bulunduğu ve eleştiriye kapalı olmanın gelişimi engellediği vurgulanmaktadır. Bu da asıl anlatılmak istenenin 'gelişim için eleştiriye açık olmanın önemi' olduğunu gösterir.

  3. 3. Bu parçada düşünceyi geliştirme yollarından hangisi kullanılmıştır? 'Mutluluk, herkesin ulaşmak istediği bir hedeftir. Kimi için başarıda, kimi için parada, kimi içinse sevdikleriyle birlikte olmakta gizlidir. Tıpkı bir pusula gibi, mutluluk da kişiden kişiye farklı yönleri gösterir.'

    • A) Tanık Gösterme
    • B) Benzetme
    • C) Sayısal Verilerden Yararlanma
    • D) Karşılaştırma

    Parçada‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ mutluluğun kişiden kişiye değişmesi durumu, yönleri farklı gösteren bir _'pusula'ya benzetilmiştir_ ('Tıpkı bir pusula gibi...'). Bu nedenle _benzetme_ kullanılmıştır.

  4. 4. Aşağıdaki altı çizili sözcüklerden hangisi _kökünün türü_ bakımından diğerlerinden farklıdır?

    • A) Hava _sıcaklıkları_ mevsim normallerinin üzerine çıktı.
    • B) Bu olay hepimizi derinden _sarstı_.
    • C) _Rengarenk_ çiçekler bahçeyi süslüyordu.
    • D) Soruları dikkatlice _yanıtladı_.

    'Sarstı'‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ kelimesinin kökü 'sars-mak' (fiil) köküdür. Diğer seçeneklerin kökleri isimdir: 'Sıcaklıklar' < sıcak (isim/sıfat kökü), 'Rengarenk' < renk (isim kökü), 'Yanıtladı' < yan (isim kökü).

  5. 5. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili bölüm cümlenin _farklı bir öğesidir_?

    • A) Yarın sabah erkenden _yola çıkacağız_.
    • B) Kitaplarını _masanın üzerine_ bıraktı.
    • C) Bu haberi dün akşam _televizyonda_ duyduk.
    • D) Çocuklar _bahçede_ neşeyle oynuyorlardı.

    İlk‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçenekte altı çizili bölüm 'yola çıkacağız' (deyimleşmiş birleşik fiil) cümlenin YÜKLEMİ'dir. Diğer seçeneklerdeki 'masanın üzerine' (nereye?), 'televizyonda' (nerede?), 'bahçede' (nerede?) ifadeleri ise DOLAYLI TÜMLEÇ'tir (yer tamlayıcısıdır).

  6. 6. Aşağıdaki cümlelerde altı çizili sözcüklerden hangisi _fiilden isim yapım eki_ almıştır?

    • A) Evin _bahçesi_ oldukça bakımlı görünüyordu.
    • B) Yeni bir _seçim_ süreci yarın başlıyor.
    • C) Masadaki siyah _gözlük_ dedeme aitmiş.
    • D) Çocukların _sesi_ bütün sokağı inletti.

    B‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğindeki 'seçim' kelimesi, 'seç-mek' fiil köküne '-im' yapım ekinin gelmesiyle oluşmuş ve fiilden isim türetilmiştir (seç-im). A ve D seçeneklerindeki sözcükler isim köklüdür ve sadece çekim eki almıştır. C seçeneğindeki 'gözlük' kelimesi ise isim köküne (göz) isimden isim yapım eki (-lük) getirilerek türetilmiştir.

  7. 7. Bu parçada düşünceyi geliştirme yollarından hangisi ağır basmaktadır? 'Birçok insan, yapay zekanın yaratıcılık gerektiren işleri yapamayacağına inanır. Oysa bugün yapay zeka, resim yapabiliyor, beste üretebiliyor ve hatta şiir yazabiliyor. Örneğin, 'DeepMind' tarafından geliştirilen bir yapay zeka, Beethoven'ın bitmemiş 10. Senfonisi'ni tamamladı. Bu durum, yaratıcılığın sadece insana özgü bir yetenek olup olmadığını sorgulatıyor.'

    • A) Tanımlama
    • B) Tanık Gösterme
    • C) Örneklendirme
    • D) Benzetme

    Parçada,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ yapay zekanın yaratıcılık gerektiren işleri yapabildiğini savunmak amacıyla 'DeepMind'ın Beethoven'ın bitmemiş 10. Senfonisi'ni tamamlaması durumu somut bir kanıt olarak sunulmuştur. Bu durum düşünceyi geliştirme yollarından 'Örneklendirme'ye girer. Metinde her ne kadar fikirsel bir kıyas bulunsa da ana geliştirme yolu ve en belirgin vurgu örneklendirme üzerinedir.

  8. 8. Önemli olan, bilgiyi _depolamak_ değil, bilgiyle _hamle_ yapmaktır. Böylece bilinmeyen bir şeye _ulaşmak_ mümkün olur. Bu cümlelerde altı çizili sözcükler yerine aşağıdakilerin hangileri sırasıyla getirilebilir?

    • A) bekletmek - girişim - gitmek
    • B) saklamak - yenilik - alışmak
    • C) biriktirmek - atılım - erişmek
    • D) korumak - değişim - varmak

    'Depolamak'/'biriktirmek',‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ 'hamle'/'atılım', 'ulaşmak'/'erişmek' anlamca birbirine en yakın eşleşmelerdir. Cevap Anahtarı: C

  9. 9. Ben "imaj"a inanmam, çünkü _imaj bir ciladır_. Oysa bizim yaptığımız iş, bir kurumun, kuruluşun ya da kişinin gerçeğini kamuoyunun bilgisine sunmaktır. Yaratılmış imajların kısa sürede çökeceğini biliriz. Böyle konuşan bir kişi, altı çizili sözle imajın hangi yönünü vurgulamak istemiştir?

    • A) Gerçeği, olduğundan başka göstermesi
    • B) Kimi zaman kişiye yarar sağladığı
    • C) Herkesçe farklı algılanabilir olması
    • D) Önemli nitelikleri öne çıkarması

    İmajın‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ 'cila' olarak nitelenmesi, gerçeği gizleyen, süsleyerek farklı gösteren bir dış görünüş olduğu anlamına gelir. Cevap Anahtarı: A

  10. 10. O ressamın en sevdiğim özelliği yaptığı resimlerin rengidir. O _tuval olarak kendisine hayatı seçen biridir_. _Resimlerinde en sık kullandığı renk, insandır_. Oldukça başarılı olan ressam, insanı resimlerinde çok güzel betimler. Onun _bazı resimlerindeki insanların elbiselerinin rengi baştan sona siyah, bazılarının rengi ise rengârenktir_. Resimlerindeki insanlar ya balkonundan sebzeciyi çağıran kadındır, ya da tarlasını süren bir çiftçidir. Ben onun için "insan işçisi" diyorum. Bu parçada altı çizili sözlerle anlatılmak istenenler arasında aşağıdakilerden hangisi yoktur?

    • A) Yaşamda gördüklerinden ders çıkarma
    • B) Çalışmalarının çoğunda insanı ele alma
    • C) Mutsuz insan ve neşeli insan betimlemesi yapma
    • D) Günlük hayattaki insanların hallerini yansıtma

    Parçada‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ yazarın insanı ve günlük hayatı konu aldığı, hatta buna göre renk seçimi yaptığı belirtilmiş; ancak 'yaşamda gördüklerinden ders çıkarma' vurgusu yer almamıştır. Cevap Anahtarı: A

  11. 11. Her okur, yazarıyla hesaplaşır; yazarla hesaplaşırken kendi kendisiyle de hesaplaşır! Her okur mu dedim? Durun, her okur değil. _Okuduğunu yeniden yazabilen_ (oluşturabilen, inşa eden, ya da ne derseniz deyin) okur. Peki, nedir okuduğunu yeniden yazmak? Defalarca okumak mı, saatlerce yazmak mı? Bence bunlar değil okuduğunu yazmak. Bu çok farklı bir şeydir. Herkesin kolaylıkla yapacağı bir şey değildir. Bu parçada altı çizili sözle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Okunan şeyler arasında bir kıyaslama yapmadan hepsine aynı önemi vermek
    • B) Okunan kitabın yazarıyla ilgili derin araştırmalar ve incelemeler yapabilmek
    • C) Okunan şeyleri yeniden anlamlandırmak, her okuyuşta onlardan başka tatlar alabilmek
    • D) Okunan kitap üzerine yazılmış makaleleri, araştırmaları gözden geçirmek

    Okuduğunu‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ 'yeniden yazmak', metni sadece pasif bir şekilde almak yerine, okurun kendi zihninde metni yeniden kurması, anlamlandırması ve her okuyuşta farklı tatlar (anlamlar) çıkarması demektir.

  12. 12. Babamdan yadigar şu külüstürü adam etmek için _oluk oluk_ para harcadım. Altı çizili ikilemenin cümleye kattığı anlamın benzeri aşağıdakilerden hangisinde vardır?

    • A) Çatıda biriken sular damla damla sızmaya başladı.
    • B) Kızcağızın elbiseleri lime lime olmuştu.
    • C) Her yıl tarladan çuval çuval buğday kaldırır.
    • D) Yastıkları, yorganları basa basa yünle doldurdu.

    'Oluk‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ oluk' ikilemesi 'çok, bol miktarda' anlamı katmıştır. Aynı anlam 'çuval çuval' ikilemesinde de bulunmaktadır. Cevap Anahtarı: C

  13. 13. Bu cümlede altı çizili sözle anlatılmak istenen nedir? 'Genç şair, _usta kalemlerin gölgesinde kalmaktan_ korkuyordu.'

    • A) _Tanınmış yazarların etkisiyle kendi özgünlüğünü gösterememek_
    • B) Güneşten korunmak istemesi
    • C) Karanlık ortamlarda yazmak istemesi
    • D) Eleştirilmekten çekinmesi

    _'Gölgede‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ kalmak'_ deyimi, başkasının baskınlığı veya başarısı yüzünden kendini gösterememek, fark edilememek demektir.

  14. 14. Bu parçada asıl anlatılmak istenen nedir? 'Taşı delen suyun gücü değil, damlaların sürekliliğidir.'

    • A) Güçlü olan her zaman kazanır.
    • B) Su çok güçlü bir maddedir.
    • C) Zorluklar karşısında pes etmemek gerekir.
    • D) Sabır ve istikrar başarıyı getirir.

    Parça,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ başarının anlık güçle değil, devamlılık ve sabırla (süreklilikle) elde edileceğini vurgular.

  15. 15. Ömür, umuttan önce bitmeli. Bu cümleden, aşağıdaki yargılardan hangisi çıkarılamaz?

    • A) Ölene kadar umutla yaşamalıyız.
    • B) Yaşamın olduğu yerde umutlar da vardır.
    • C) Yaşadığımız sürece umutlarımızı yitirmemeliyiz.
    • D) Umutsuz insan, yaşamamalıdır.

    Cümle,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ umudun hayati önem taşıdığını belirtir; ancak 'Umutsuz insan yaşamamalıdır' gibi kesin bir hüküm çıkarılamaz.

  16. 16. Sanatçının herhangi bir düşünüre üstünlüğü insanı sıkmamasından, eğlendirerek öğretebilmesinden geliyor. Başkalarından dinleyemeyeceğimiz şeyleri o anlatınca dinliyoruz. Ya kötü bir kişiyse, bizi kandırıp başka yollara sürüklerse… Olabilir, sanatçının yanılması, kötülüğe araç edilmesi görülmemiş şey değil. Ama öylelerinin arasından da büyük sanatçı çıkmıyor. Bildiğim eski yeni bütün sanatçıları düşünüyorum, hepsi de doğruyu söylemiş, çağının önünde yürümüş insanlar. Gerçekten inanmadıkları sözler çıkmamış ağızlarından. İnsanlığa yeni haberler getirmişler, köşe başlarında insanların yoluna ışık tutmuşlar. Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Büyük sanatçıların başarılarının altında yatan en önemli güç, konularını gerçek yaşamdan seçmeleridir.
    • B) Sanatını kötülüğe âlet edenler hiçbir zaman büyük sanatçı olamazlar.
    • C) Büyük sanatçılar anlatımlarıyla insanları etkilemiş, anlattıklarıyla onlara yararlı olmuşlardır.
    • D) Sanatçıların kimileri, sanatı kişisel çıkarlarına âlet etmişlerdir.

    Parça,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ büyük sanatçıların doğru sözlü, inançlı ve insanlığa yol gösteren kişiler olduğunu vurgulamakta, yani onların ahlaki değerlerinin önemini belirtmektedir.

  17. 17. Bir zamanlar benim de severek yapmış olduğum kitap yayıncılığı, her şey yolunda gittiği sürece ilginç, zevkli, insana haz veren bir uğraştır. Sürekli olarak yazarlarla, çevirmenlerle konuşursunuz; çevrenizde sanat ve kültür insanları vardır. Matbaa aşaması da hoş antimon kokusu ve Heidelberg baskı makinelerinin müzik gibi gelen monoton sesiyle bir alışkanlık yaratır. Ama bu işin, dağıtıcılardan para tahsilatı, kitapevlerinde yer alabilmek, çekler, senetler gibi çok tatsız yanları da vardır. Buna rağmen kitap âşığı birçok genç insan, bütün zorlukları göğüsleyerek yayınevi kurma yolunu seçer. Matbaada basılıp ciltlenen yeni kitapları, fırından çıkmış, dumanı hâlâ tüten ekmekler gibi severler; koklarlar. Böyle kişisel yayıncılık girişimleri, ne yazık ki büyük yayınevleriyle, bankaların yaptıkları yayınlarla kolay kolay mücadele edemez ve bazıları kapanmak zorunda kalır. Bu parçadan aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?

    • A) Yayıncılıkla uğraşmak çevrenizde kültür seviyesi yüksek insanların oluşmasını da sağlar.
    • B) Yayıncılıkla uğraşmanın olumlu yanlarının yanında olumsuz yanları da vardır.
    • C) Birçok genç girişimci yayıncılık işinde başarısız olmaktadır.
    • D) Yayıncılık işinde başta bankalar olmak üzere birçok büyük yayınevi işin başlangıcında sizi destekler.

    Metinde‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ bankaların yayıncılık yaparak küçük girişimcilerle rekabet ettiği anlatılmış, ancak bu kuruluşların küçük yayıncıları başlangıçta 'desteklediğine' dair bir bilgi yer almamaktadır.

  18. 18. Romanda, hepsi farklı kültürel, sınıfsal hayatlardan gelen elli insan birleştirilerek günlük hayatta ihmal edilen birçok bireysel özellik çarpıcı bir hâle getirilmiş. Tüm bu insanların birbiriyle çatışan hayatları _fantastik bir laboratuarda kurgulanarak_ okuyucunun gerçekleri bir yana bırakıp dünyaya farklı bir gözle bakması sağlanmış. Bu parçadaki altı çizili sözle, sözü edilen romanın hangi özelliği belirtilmek istenmiştir?

    • A) Düş ve gerçeklerin ustaca kaynaştırıldığı
    • B) Olağanüstülükler üzerine temellendirildiği
    • C) Abartılı ve sürükleyici bir söyleyişle oluşturduğu
    • D) Okurun düşünce ufkunu zenginleştirdiği

    Altı‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ çizili 'fantastik bir laboratuarda kurgulanarak' ifadesi, romanın olay örgüsünün gerçek dışı, yani **olağanüstü** ögeler üzerine kurulduğunu belirtir.

  19. 19. Kısa öykünün dünya okurunca ilgiyle takip edilen bir tür olması, değişime kapısını kapalı tutmamasından kaynaklanır. Türün tanımına ve yapısına ilişkin birçok çalışma yapılmış, türle ilgili görüşler her geçen gün çeşitlenmiştir. Bu görüş ayrılıkları kısa öykünün "kısa" olmasına karşın yazınsal doğası bakımından ne kadar renkli olduğunu gösterir. Kısa öykünün bir durumu gözler önüne sermesi, yaşanmış ya da yaşanabilir sıradan bir olayı yazınsal alanın gizi içinde sıra dışı kılmasıyla mümkündür. Bu yüzden destanların, masalların, efsanelerin akıl dışı olaylarına rastlanmaz kısa öyküde. Bu parçada kısa öykülerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

    • A) Yeniliklere açık olduğuna
    • B) Geniş kitlelerce benimsendiğine
    • C) Çeşitlilik içeren bir edebî dokusunun olduğuna
    • D) Öykü türünün kurallarına sıkı sıkıya bağlı kalındığına

    Parçada‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ öykünün 'değişime açık' olduğu, dolayısıyla katı kurallara bağlı kalmadığı anlaşılmaktadır. 'Öykü türünün kurallarına sıkı sıkıya bağlı kalındığına' dair bir ifade yoktur. (Orijinal şık E)

  20. 20. İlk ve son kitabını karşılaştırdığımızda sanatçının çok büyük bir aşama kat etmiş olduğunu görüyoruz. Adeta çıraklıktan ustalığa doğru yol almış. Anlatımında, sözcük kullanımında, söyleyiş biçimlerinde büyük gelişme ve değişme var. İlk hikâyelerdeki hüzünlü, duygusal hava ve dolayısıyla da romantik diyebileceğimiz anlatım okurlarca yadırganınca sanatçı sonraki öykülerinde biraz daha ağır başlı, kendisine çekidüzen veren bir anlatıma yönelmiştir. Yine bu etkiyle öykülerde içeriksel olarak büyük bir değişiklikten söz etmesek bile anlatımın, ayrıntılara bakışın çok yetkinleştiğini, derin ve çok katmanlı bir temaya ulaştığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Böylece sanatçı okunurken çok daha keyif alınabiliyor artık. Bu parçadan sözü edilen sanatçıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?

    • A) Kendi sanatını ve öykü tekniğini geliştirdiği
    • B) Öykülerinde aynı temayı kullandığı
    • C) Yalın bir anlatımının olduğu
    • D) Bazı öykülerinin yoğun bir içeriğinin olduğu

    Sanatçının‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ anlatımı 'ağır başlı' ve 'derin ve çok katmanlı' olduğu için **yalın** (sade, basit) olduğu çıkarılamaz.

  21. 21. O, bir biçim kolaylığına ermiş sanatçılardandı. Dış yapı bakımından alışılmış bir biçimi sürdürüyordu. Ama içerik bakımından, duygu, düşünce bakımından bir kolaylığa yönelmiş olduğu söylenemezdi. Anlaşılması güç, soyut konular ve çok katmanlı düşünsel bir şiir yapısı kurmuştu. Her şeyden önce, şiir duymaya, şiir düşünmeye, şiir yaşamaya çalışıyordu. Yeni şairler arasında, yazdıkları ile yaşayışını onun kadar bağdaştırabilmiş pek az kimse vardı. Daha önce çözülmemiş bir duygu, bir düşünce yükünü çözmeye, sanatlaştırmaya çalışmış, böylece de kendisine özgü bir dış yapıya, bir biçime ulaşmıştı. Bir içerik ile biçim bileşimi ortaya koymuştu. Bu parçada sözü edilen sanatçıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?

    • A) Şiirlerinin konusunu kolayca belirlediği
    • B) Aynı şiirsel biçimleri kullandığı
    • C) Yoğun ve zor anlaşılır konuları ele aldığı
    • D) Şiiri bir yaşam biçimi hâline getirdiği

    Parçada‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ yazarın içeriğinin 'Anlaşılması güç, soyut konular' olduğu ve bu konuda 'bir kolaylığa yönelmiş olduğu söylenemezdi' denilmiştir. Bu, yazarın konuları **kolayca belirlemediği** anlamına gelir.

  22. 22. Bolu'dan sonra (I)_birkaç_ ilçenin içinden geçtik. Sararmış (II)_yamaçlardaki_ keçilerin otlayışını, her yanda kavak ağaçlarının sıralandığı (III)_uzun_ köy yollarını ve kızıl yapraklarla örtülmüş patikaları, yani tam (IV)_bir_ sonbahar panoraması gördük. Dünya güzeli Çepni köyünden yaklaşık on kilometre sonra Bolu'nun en eski ve (V)_özgün_ kasabalarından biri olan Mudurnu karşıladı bizi. Bu parçadaki altı çizili numaralanmış sözcüklerden hangisi bir ad takımını nitelemiştir?

    • A) I.
    • B) II.
    • C) III.
    • D) IV.

    III.‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ numaralı sözcük **uzun**'dur. Bu sözcük 'köy yolları' belirtisiz isim tamlamasını nitelemiştir (uzun köy yolları).

  23. 23. (I) Başarılı bir çevirmen tarafından Türkçeye aktarılan “Yeşil Gözlü Kız”, bir öykünün ötesine taşarak tüm dünya ölçeğinde, nitelikli bir çocuk kitabı olarak değerlendirilebilecek bir ustalıkta yazılmış, çok kaliteli bir bilimkurgu romanı. (II) Eser, dramatik kurgunun ustası bir kalem tarafından ele alınmış, yazınsal ustalık ve işlenmiş bir dil ile dokunmuş. (III) Eser boyunca heyecan unsuru ayakta tutulmuş, yüce duyguları çocuklara didaktik olmadan aşılamak ustalıkla başarılmış. (IV) Mekân ve zaman kavramlarına apayrı bir bakış getirmesi, yaşamımıza eleştirel bakarken aynı zamanda sevgiyle de yaklaşması, gelecekten söz ederken sıkıcı olmamayı başarması eseri yükselten ögeler. (V) Mekân ve zaman kavramına getirdiği sorgulayıcı bakış, hem çocuklara hem de büyüklere farklı bakış açıları kazandırıyor. Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde sözü edilen yapıtın ya da yazarının yetkin olduğuna değinilmemiştir?

    • A) I.
    • B) II.
    • C) III.
    • D) IV.

    I,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ II ve III. cümleler yapıtın 'ustalıkta yazılmış', 'çok kaliteli', 'yazınsal ustalık' gibi ifadelerle yetkinliğini belirtir. V. cümle ise bu ögelerin okura sağladığı **faydadan** bahseder, doğrudan yetkinliğe değinmez. (Orijinal şık E)

  24. 24. Aşağıdaki altı çizili sözcüklerden hangisi ötekilerden farklı görevde kullanılmıştır?

    • A) **Yaşlı** kadın nasırlı ellerini çocuğa doğru uzattı.
    • B) Arkadaşım, **ateşli** bir hastalık geçiriyormuş.
    • C) **Kolejli** kızlar gibi partiden partiye koşuyorsun.
    • D) Böyle **sinirli** davranarak bizi üzüyorsun.

    D‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğindeki 'sinirli' sözcüğü 'davranarak' eylemsisini nitelediği için zarf görevindedir. Diğerleri sıfat görevindedir.

  25. 25. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük belirteçtir?

    • A) **Yarın** bizim en büyük güvencemizdir.
    • B) **Soğuk** havalarda sıkı giyinmelisin.
    • C) **İyi** insanlarla karşılaşmak büyük şans.
    • D) Ismarladığınız eşyalar **dün** elinize ulaşmış olmalıydı.

    D‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğindeki 'dün' sözcüğü eylemi zaman yönünden niteleyen zaman zarfıdır. A seçeneğinde 'Yarın' isim, B ve C seçeneklerinde 'Soğuk' ve 'İyi' sözcükleri sıfat görevindedir.