Genel Tekrar Testi - 31
“_Nasıl olursa olsun_ bu nadide kitabı satın alacağım.” Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili söz veya söz öbeğinin cümleye kattığı anlam _yoktur_?
Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
1. “_Nasıl olursa olsun_ bu nadide kitabı satın alacağım.” Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili söz veya söz öbeğinin cümleye kattığı anlam _yoktur_?
- A) _Mutlaka_ bu zorlu sınavı kazanacağım.
- B) _Her hâlükârda_ bu teklifi kabul etmesini sağlayacağım.
- C) _Ne pahasına olursa olsun_ bu yeni arabayı alacağım.
- D) Kimsenin üzerinde durmadığı birkaç değerli kişiden birisi de _kesinlikle_ o idi. ✓
- E) _Nasıl olsa_ akşama doğru sizin yanınıza geleceğim.
Cümledeki 'nasıl olursa olsun' ifadesi 'kesinlikle, her hâlükârda, ne pahasına olursa olsun' anlamlarını taşır. A, B, C ve E seçeneklerindeki altı çizili sözcükler ('ne pahasına olursa olsun', 'mutlaka', 'her hâlükârda', 'kesinlikle') bu anlamları taşımaktadır. D seçeneğindeki 'nasıl olsa' ifadesi ise 'zaten, er geç, nasıl olsa gerçekleşecek' anlamında olup 'kesin kararlılık' anlamını barındırmaz. Doğru cevap D seçeneğidir.
2. Şiirde anlam yok mudur? Elbette vardır: Bir şiirin anlamı, siz o şiiri dinlerken hissettiğiniz, düşündüğünüz şeylerdir. Fakat o şiiri dinlerken hissettiğiniz, düşündüğünüz şeyleri kelimelerle anlatamazsınız. Çözümlemeye, uzun uzadıya açıklamaya gayret edersiniz; yine de bilirsiniz ki bütün söyleyecekleriniz, o şiirin asıl anlamı _değildir_. Asıl anlamın çevresinde dönüp dolaşan, onu tam olarak yansıtamayan birtakım sözlerdir. Bu parçada şiirle ilgili asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerin hangisidir?
- A) Başka dillere çevirisinin zor olduğu
- B) Herkes tarafından anlaşılamadığı
- C) Her okuyuşta okura daha fazla haz verdiği
- D) Tam olarak açıklanmasının imkânsız olduğu ✓
- E) Okuyan herkese farklı duygular uyandırdığı
Parçada, şiirin anlamının dinleyen kişinin hissettikleri olduğu fakat bu hislerin sözle tam olarak aktarılamayacağı; yapılan tüm açıklama ve çözümleme çabalarına rağmen şiirin asıl anlamının tam olarak verilemeyeceği vurgulanmıştır. Dolayısıyla şiirin tam olarak açıklanmasının imkânsız olduğu belirtilmektedir. Doğru cevap D seçeneğidir.
3. Edebî yapıtların tahlili, öznel anlam katmanlarından meydana gelen karmaşık bir yapıya sahiptir. Sanatçı, temelde eserini hangi anlatım tarzıyla oluşturursa oluştursun birinci tekil şahıs olarak anlatıcıdır. Onun dışında kalan tüm karakterler ve okuyucular birer 'öteki'dir. Edebî eserlerde imgeyi çözümleyebilmek için dış dünyayı kendi zihninde yeniden dönüştürüp _özümseyerek_ eserine yansıtan yazar kadar okuru ve onun bakış açısını da ele almak gerekmektedir. Bu parçadaki altı çizili sözcüğü anlamca karşılayabilecek bir kullanım aşağıdakilerin hangisinde vardır?
- A) Yeni dünya düzeninin getirdiği birtakım yenilikler eksiksiz bir şekilde kavranarak eğitim sisteminde değişiklikler yapılmalıdır.
- B) Eğitim dünyasında rol model olarak önemli bir yere sahip olan öğretmenle öğrencinin kurduğu özdeşim, istendik davranışların kazandırılmasında önemlidir.
- C) Eğitimdeki pek çok başarı hikâyesinin arkasında, belirlenen hedefleri içselleştirmek ve onlara ulaşmak için tutkuyla çalışmak yatar. ✓
- D) Yapay zekânın eğitim alanındaki potansiyelini ve risklerini idrak etmek, bu teknolojiyi bilinçli kullanmada büyük öneme sahiptir.
- E) Eğitim sürecinde öğrencilerin anlama becerilerini geliştirmede tahmin etme, sorgulama, özetleme gibi tekniklerden faydalanılır.
Parçadaki 'özümseyerek' sözcüğü, bir bilgiyi veya olguyu kendine mal etmek, zihinsel olarak benimsemek (yani içselleştirmek) anlamına gelmektedir. C seçeneğinde geçen 'içselleştirmek' sözcüğü bu anlamı tam olarak karşılamaktadır. Dolayısıyla doğru cevap C seçeneğidir.
4. “Bu soruyu _yapsa yapsa_ Nuran yapar.” Bu cümledeki altı çizili ifadenin cümleye kattığı anlam aşağıdakilerin hangisinde vardır?
- A) Murat, koşsa koşsa beş kilometre koşar.
- B) Mektup yaza yaza parmaklarım ağrıdı.
- C) Denize yapa yapa ampulü bulmuş.
- D) Toplantıya taş çatlasın on kişi katılmaz.
- E) Akşam bize gelse gelse Zeliha gelir. ✓
Cümledeki 'yapsa yapsa' ifadesi, 'en fazla, olsa olsa, başka kimsenin yapması beklenmeyen bir sınır veya güçlü olasılık' anlamı taşır. D seçeneğindeki 'Akşam bize gelse gelse Zeliha gelir' cümlesinde geçen 'gelse gelse' ifadesi de aynı şekilde 'başkasının gelme olasılığı çok düşük, gelse ancak o gelir' anlamında bir sınırlandırma ve olasılık bildirmektedir. Doğru cevap E seçeneğidir.
5. Türkiye'nin kültürel hafızasında derin izler bırakan büyük bir sanatçıyı sevgiyle anıyoruz. Geniş kitleler tarafından daha çok besteci ve şarkıcı kimliğiyle tanınan, bununla birlikte televizyon programcılığı ve sinema oyunculuğunda da rüştünü ispat eden Barış Manço, ardında devasa bir miras bıraktı. Manço, müzikal başarılarının yanı sıra Türk televizyon tarihinin en başarılı kültür programcılarından biriydi. Sanatçı, çocukluk yıllarında okul korolarında şarkı söyleyerek müzik dünyasına ilk adımını attı. Daha sonra müzik, hayatının en temel yapı taşı hâline geldi. Farklı müzisyenlerle çalışmış olsa da grup arkadaşlarıyla her zaman ortak bir estetik dili paylaştı; zaten Kurtalan Ekspres grubuyla birlikte yaptığı çalışmalarla hafızalara kazındı. 1970'li yıllarda beyaz perdede boy göstererek oyunculuk yeteneğini de geniş kitlelere gösterdi. Televizyonda hazırladığı çocuk ve gezi programlarıyla toplumun her kesiminin sevgisini kazandı. Çok yönlü sanat üretimiyle ömrü boyunca kültürümüze renk katan usta sanatçı, 1999 yılında aramızdan ayrıldı. Bu parçada Barış Manço ile ilgili aşağıdakilerin hangisine _değinilmemiştir_?
- A) Farklı sanat ve medya alanlarında başarılı çalışmalar yürüttüğüne
- B) Toplum tarafından daha çok müzikal kimliğiyle ön planda tutulduğuna
- C) Televizyon programcılığına odaklanınca müzik çalışmalarına son verdiğine ✓
- D) Müzik grubu üyeleriyle ortak bir sanat anlayışına sahip olduğuna
- E) Müziğe olan ilgisinin okul yıllarında başladığına
Parçada Barış Manço'nun çok yönlü bir sanatçı olduğu, okul yıllarında müziğe başladığı, grup arkadaşlarıyla ortak dil konuştuğu ve besteci/şarkıcı kimliğinin ön planda olduğu belirtilmiştir. Ancak televizyon programcılığına yöneldiğinde müziği bıraktığına dair hiçbir bilgi bulunmamaktadır. Tam aksine, müzikle televizyonu birlikte yürüttüğü bilinmektedir. Doğru cevap C seçeneğidir.
6. 'Sana bir sessizlik gelmiş Zeynep.' dedi omzunu kapıya yaslayıp duraksayarak. 'Kolay bir iş değil tabii bu hazırlıklar. Hakkın da var hani. Sen akıllısındır, her durumu toparlarsın ama bu süreçte beklenmedik bir an olur, biri _çam devirir_ diye korkuyorum. Allah esirgesin!' Bu parçadaki altı çizili deyimi anlamca karşılayabilecek bir kullanım aşağıdaki cümlelerin hangisinde _yoktur_?
- A) Farkında olmadan yaptığı o büyük gaf, salondaki herkesi bir anlığına dondurmuştu.
- B) Toplantı sırasında öyle bir pot kırdı ki müdürün yüzünün rengi bir anda değişti.
- C) Dünkü konuşmasında yine baltayı taşa vurdu lakin bunun kimse üzerinde durmadı.
- D) İstemsizce söylediği yersiz sözlerin yol açtığı kırgınlıkları düzeltmek epey zaman aldı.
- E) Kendi bildiği yolda fütursuzca yürümeye devam ettiği için etrafındaki dostlarını yavaşça yitiriyordu. ✓
Parçadaki 'çam devirmek' deyimi; yersiz, dokunaklı veya karşısındakini kıracak pot kırmak, gaf yapmak anlamına gelir. A, B, C ve D seçeneklerindeki 'gaf yapmak', 'pot kırmak', 'baltayı taşa vurmak' ve 'yersiz sözler söylemek' ifadeleri bu deyimin anlam dünyasını karşılar. E seçeneğindeki 'kendi bildiği yolda fütursuzca yürümek' ise bağımsız hareket etmekle ilgili olup çam devirmek anlamı içermez. Doğru cevap E seçeneğidir.
7. “Sert” sözcüğü aşağıdaki cümlelerin hangisinde “Çok _yumuşak_ huylu bir insandı.” cümlesindeki altı çizili kelimenin anlamca karşıtı olarak kullanılmıştır?
- A) Ekmeğin bu kadar sert olması misafirleri ister istemez şaşırtmıştı.
- B) Mücadelenin ikinci yarısı ilk yarıya göre daha sert geçti.
- C) O sert mizacının altında son derece sevecen bir insan gizliydi. ✓
- D) Yıllar sonra anladım taşın sert ve soğuk olduğunu.
- E) Sert yataklar üzerinde uyumak vücudunu çok yormuşti.
Verilen cümledeki 'yumuşak huylu' ifadesi, uysal, nazik ve sakin mizaçlı kişiler için kullanılır. Bunun anlamca zıttı 'sert huylu/mizaçlı' olmaktır. A seçeneğinde geçen 'sert mizaç' ifadesi bu zıtlığı tam olarak karşılamaktadır. Doğru cevap C seçeneğidir.
8. Ya mevcut kelimelerde bir _noksanlık_(I) var Ya benim _duygularım_(II) _karmakarışık_ (III) Ya gövdem _büyük_(IV) ya bu dünya dar Ya da _ruhum_(V) başka bir âleme âşık Bu dörtlükteki altı çizili sözcüklerden hangi ikisi aynı türden bir ek almıştır?
- A) I. ve III.
- B) IV. ve V.
- C) II. ve IV. ✓
- D) I. ve V.
- E) III. ve V.
II. 'duygularım' ve IV. 'büyük' sözcüklerinde isim soylu sözcüklerde kullanılan ek/tür ilişkisi bakımından aynı türden eklenme görülür. Bu nedenle doğru cevap II ve IV'tür.
9. Kendisi için doğru kitaba ulaşan okur, kendisine uygun bir yoldadır. Okudukları, onun için artık sessiz bir psikolojik danışman olacaktır. Zaman zaman kendisini tarihte, zaman zaman da edebiyatta bulabilir. Kimi zaman da hikâyenin sadece içindedir. Buralarda hissiyatını görür. Yaşadığı endişe, telaş, yalnızlık, gurur, coşku oralardadır. Kendisini bulduğu yerlerde kendisiyle yeniden tanışır, yenilenir. Hissiyatı güçlenir. Yalnız değildir artık. İsimlendiremediği korkusunu tanımıştır ve nasıl baş edeceğini öğrenmiştir. Ümitsizliğe kapılacağı noktada okuduğu kitap onu cesaretlendirmiştir. Yeni kapıların açıldığını fark etmiştir. Hislerini paylaşmıştır onunla. Daha da bilenmiştir gittiği yolda. Zorlukları aşanların hikâyesini görmüştür. Cesaret ve azmi ziyadeleşmiştir. Okudukça bilgilenmiş; öğrendikçe ruhu genişlemiş, ferahlamıştır. Ruhen de artık daha dayanıklıdır. Bu parçadan kitap okumayla ilgili, I. İnsan için sığınılacak bir liman olduğu II. İnsana yapmak istediği şeyler için güven aşıladığı III. İnsanın, yalnızlıktan zevk almasını sağladığı yargılarından hangileri _çıkarılamaz_?
- A) Yalnız I.
- B) Yalnız II.
- C) Yalnız III. ✓
- D) I ve II.
- E) I ve III.
Parçada kitabın kişiye sığınak olduğu, cesaret verdiği ve ruhen güçlendirdiği anlatılır. Yalnızlıktan zevk almayı sağladığı söylenmez. Doğru cevap C seçeneğidir.
10. I. Akşamları beni bir hüzün _sarardı._ II. Ufuk değil sanki gözlerimiz _kanardı._ III. Bu kederle ruhumuz _yanardı._ IV. Gül, bülbülün kanıyla _kızardı._ V. Bu akşam da hava erken _karardı._ Yukarıda numaralanmış cümlelerden bulunan altı çizili sözcüklerden hangisi farklı bir ek almıştır?
- A) I.
- B) II.
- C) III. ✓
- D) IV.
- E) V.
I, II, IV ve V. cümlelerdeki altı çizili sözcüklerde '-ar/-er' eki renk ya da durum değişimi bildiren fiiller kurar. III. cümledeki 'yanardı' ise kök fiile gelen geniş zaman ekiyle kurulmuştur; bu nedenle farklıdır.
11. Hatıra; yazarının yaşadığı, şahit olduğu ve işittiği olaylar çerçevesinde hayatını anlattığı edebî metinlerdir. Türk edebiyatında istisnaları çokça görülmüş olsa da genellikle topluma mal olmuş şahsiyetler tarafından yaşlılık döneminde kaleme alınır. Unutulma korkusundan kurtulmak, yazma alışkanlığı içinde bulunmak, tarih karşısında hesap vermek, gelecek kuşaklara tecrübelerini aktarmak, hayranlık duyduğu bir şahsiyete karşı duygularını ifade etmek, bir insanın hatıralarını yazma nedenlerinden ilk akla gelenlerdir. Her ne kadar günlük, not, mektup ve resmî evraklardan istifade etse de hatıra yazarının en önemli kaynağı hafızasıdır. Gücünü belleğinden ve gözlemlerinden alan yazar, bugünün dünyasından geçmişe yönelerek hatırında kalanları duygu, düşünce ve hayal dünyasından süzerek kayda geçirir. Yaşama ve yazma zamanı arasında geçen uzun zamandan dolayı hatıra yazarının unuttuğu, yanlış hatırladığı, abarttığı, önemsizleştirdiği, kendini ön planda yahut geri planda tuttuğu, hatıra yazmaktaki amacına bağlı olarak bilinçli olarak yanlış anlattığı hadiseler olabilir. Bahsettiğimiz bu hususa, insanoğlunun fıtri bir özelliğini de eklemek gerekir: Geçmişe yönelen insan kendisini mutlu eden hatıraları yad edip kötü ve üzücü olayları unutmaya çalışır. Bu parçada hatıralarla ilgili aşağıdakilerden hangisine _değinilmemiştir_?
- A) Kötü olanlarının, bastırma psikolojisiyle bilincin gerilerine itildiğine
- B) İnsan belleğinin izin verdiği kadarıyla aktarılabildiğine
- C) Yazılışının arka planında farklı amaçlar olabileceğine
- D) Yaşanmayan kimi durumların o anki psikoloji içinde yaşanmış gibi aktarılabileceğine ✓
- E) Hayat içindeki pek çok yaşanmışlığın belli bir süzgeçten geçirilerek kaleme alındığına
Parçada hatıraların belleğe, gözleme ve kişinin seçici aktarımına bağlı olduğu; kötü anıların unutulmaya çalışılabildiği anlatılır. Ancak yaşanmayan olayların yaşanmış gibi aktarılmasından söz edilmez. Doğru cevap D seçeneğidir.
12. 1891 yılında Danimarka'nın Gundestrup köyü yakınlarındaki bir bataklıkta, turba kesen işçiler tarafından tesadüfen bulunan ve Kopenhag Ulusal Müzesine teslim edilen 'Gundestrup Kazanı' yeniden gündemde. MÖ 2. ile 1. yüzyıl arasındaki Demir Çağı gümüş işleme sanatını günümüze taşıyan kazanın, 19. yüzyıla kadar nerede olduğuyla ilgili teoriler muhtelif. Kelt mitolojisine ait figürler barındıran bu eserin, Trakya bölgesindeki zanaatkarlar tarafından yapılıp kuzey kabilelerine hediye edilmiş olabileceği iddialardan biri. Eserin üzerindeki panellerin birleşim yerlerinin tam uyuşmaması, bazı parçalarının farklı metallerden yapılmış olması ve kazanın çapının alışılagelenden küçük olması gibi sebeplerle bunun törensel bir kap veya bazı bölümleri kayıp bir kazan olabileceği söyleniyor. Bu parçada Gundestrup Kazanı ile ilgili aşağıdakilerden hangisine _değinilmemiştir_?
- A) Hangi yüzyıllara tarihlendiğine
- B) Kimler tarafından bulunduğuna
- C) Günümüzde hangi müzede korunduğuna
- D) Kaçıncı yüzyılda gün yüzüne çıkarıldığına
- E) Bilim dünyasının ilgisini neden çektiğine ✓
Metinde kazanın tarihlendiği yüzyıl (MÖ 2-1. yüzyıl), kimlerin bulduğu (turba kesen işçiler), korunduğu müze (Kopenhag Ulusal Müzesi) ve bulunuş yüzyılı (1891 - 19. yüzyıl) belirtilmiştir. Ancak bilim dünyasının ilgisini neden çektiğine veya bilimsel açıdan nasıl bir önem arz ettiğine dair herhangi bir bilgiye değinilmemiştir. Doğru cevap E seçeneğidir.
13. Myanmar’da bir petrol rafinerisinde güvenlik şefiyken maruz kaldığı petrokimya gazlarının akciğerlerini hasara uğratması sürpriz değil. Dört kez zatürre geçiren George Orwell’in tedavi süreçlerindeki gözlemleri “Yoksullar Nasıl Ölür?”e yansıdı. Sefil bir Paris hastanesinde sırtına içinde kibrit yakılan bardakların yapıştırılması, oluşan şişliklerin yarılıp taze yaralar üzerine hardal lapası basılması bu tecrübelerden sadece biridir. İspanya İç Savaşı’nda 1,90 metrelik boyuyla ayakta dikilirken boynuna giren mermi onu öldürmedi. Ünlü eseri “Bin Dokuz Yüz Seksen Dört”ü yayımladıktan sonra hasta ciğerleri yüzünden yattığı hastanede, sessiz sedasız ve orada evlendiği Sonia’yı bir kenara koyarsak bu dünyayı kimsesiz terk etti. Ross, başarısızlık takıntısı olan Orwell’in âdeta bütün yazarların aklını okurcasına söylediği bir sözünü hatırlatmış: “İçeriden bakıldığında her hayat bir dizi yenilgiden ibarettir.” Bu parçada George Orwell’la ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
- A) Sağlığının yerinde olmadığına
- B) Asıl mesleğinin askerlik olduğuna ✓
- C) Yalnız bir yaşamı olduğuna
- D) Yaşamı, bir mağlubiyet alanı olarak gördüğüne
- E) Yaşamıyla yapıtları arasında bir ilişki olduğuna
Parçada Orwell’in hastalıkları, yalnızlığı, yaşam deneyimlerinin eserlerine yansıması ve yenilgi algısı anlatılır. Asıl mesleğinin askerlik olduğu bilgisi yoktur. Doğru cevap B seçeneğidir.
14. “Arkadaşlar, _oldu olacak_ son konuyu da bitirelim.” Bu cümledeki altı çizili sözün cümleye kattığı anlam aşağıdakilerin hangisinde vardır?
- A) Kesinlikle bu ödevi de tamamlamalıyım.
- B) Bari hafta sonu pikniğe Fikret'i de çağıralım. ✓
- C) Fakat bütün bu hazırlıklar olmasa da olur.
- D) Olsa olsa Nazan'dır kapıyı çalan.
- E) Olmaz olsun böylesi adaletsizlikler diyorum.
'Oldu olacak' deyimi, 'mademki başladık, mademki bu duruma gelindi, bari, iş bu aşamaya varmışken sonuna kadar götürelim' anlamlarına gelir. C seçeneğindeki 'Bari hafta sonu pikniğe Fikret'i de çağıralım' cümlesindeki 'bari' edatı bu anlamı karşılamaktadır. Doğru cevap B seçeneğidir.
15. Kitap okumanın en güzel yanlarından biri, olayların akışına hemen _dahil olmaktır_ (I). _Kimi zaman da_ (II) gerçekleşmesini hayal ettiğiniz bir evrenin tam merkezindesinizdir. Kimi zaman da adeta zaman _makinesinin_ (III) içine _süzülüvermiş_ (IV) gibi karakterin yanı başında bitiverip, onunla birlikte soluk alırsınız. Her olayın gözlerinizin önünde cereyan etmesi ne büyük bir büyü! Bu durum, romanın ne kadar _konuk sever_ (V) bir yapısı olduğunu kanıtlamaz mı? Bu parçadaki altı çizili sözlerden hangisinin yazımı _yanlıştır_?
- A) I
- B) II
- C) III
- D) IV
- E) V ✓
V numaralı 'konuk sever' sözcüğünün yazımı yanlıştır. Türkçede '-sever' sıfat-fiil ekiyle kurulan birleşik kelimeler (vatansever, kitapsever, sanatsever vb.) her zaman bitişik yazılır. Dolayısıyla bu kelimenin 'konuksever' şeklinde yazılması gerekirdi. Doğru cevap E seçeneğidir.
16. Son yıllarda sağlıklı yaşam trendleri ve doğal beslenme arayışıyla birlikte bağışıklık sistemimizi diri tutmak en çok önem verdiğimiz konulardan biri hâline geldi. Mevsim geçişlerinde hastalanmak istemeyen pek çok insan, bitkisel destek ürünlerine büyük ilgi gösteriyor. Aktar raflarında daha önce adını pek duymadığımız şifalı bitkiler boy göstermeye başladı. Bu popüler bitkilerden biri de 'altın kök' (rhodiola rosea). Altın kök, özellikle Sibirya'nın soğuk dağlık bölgelerinde ve Kuzey Asya adalarında doğal olarak yetişen bir bitki türüdür. Dayanıklı ve odunsu gövdesi nedeniyle kurutulmuş olarak veya çay formunda tüketilen altın kök, bir otsu çalıdan elde edilmektedir. Ülkemizde henüz ticari üretimi bulunmayan bu bitki, sunduğu yüksek pazar potansiyeliyle tarım sektörü için oldukça dikkat çekici bir nitelik taşımaktadır. Ziraat uzmanları, altın kök yetiştiriciliğine ilk başlayacak yerli çiftçilerin bu yatırımdan çok kazançlı çıkacağını belirtiyor. Gerek toz hâli gerekse uçucu yağı doğal bir savunma mekanizması olarak görülen ve stresi azalttığı bilinen bu bitkinin kilogram fiyatı ise kalitesine göre 1500 ile 1800 TL arasında değişmektedir. Bu parçada altın kök bitkisi ile ilgili olarak aşağıdakilerin hangisine _değinilmemiştir_?
- A) Doğal tedavi ve destek ürünü olarak tercih edildiğine
- B) Ülkemizde ticari üretimine yakın zamanda başlandığına ✓
- C) Piyasa ve pazar değerinin oldukça yüksek olduğuna
- D) Toz ve yağ gibi farklı şekillerde tüketilebildiğine
- E) Vücudun direncini ve savunmasını artırıcı faydaları bulunduğuna
Metinde altın kök bitkisi hakkında pek çok bilgiye yer verilmiş, pazar değerinin yüksekliği, toz/yağ formları ve sağlık faydaları anlatılmıştır. Ancak parçada açıkça 'Ülkemizde henüz ticari üretimi bulunmayan...' denilerek yurt içinde üretilmediği belirtilmiştir. Bu nedenle B seçeneğine değinilmemiştir. Doğru cevap B seçeneğidir.
17. Yazarların, hayatı kurmacaya aktarırken farklı sanatsal tutumlar sergilediklerini görürüz. Kimi, _fotoğrafçı olmayı_ seçerek nesnelliğe yönelirken kimi de _ressam olmayı_ önemseyerek kendi hayal dünyasını yansıtmayı yeğler. Bu parçada altı çizili sözlerin yerine, aşağıdakilerin hangisinde verilenler sırasıyla getirilirse parçanın anlamı _değişmez_?
- A) hayalci olmayı - gerçekçi olmayı
- B) ayrıntılı biçimde anlatmayı - ana hatlarıyla değinmeyi
- C) yaşananları değiştirmeyi - yaşananları olduğu gibi vermeyi
- D) olduğu gibi anlatmayı - kendinden bir şeyler katarak anlatmayı ✓
- E) teknolojiden yararlanmayı - doğallığı öne çıkarmayı
Parçadaki 'fotoğrafçı olmak', gerçeği hiç değiştirmeden 'olduğu gibi anlatmak' anlamına gelir. 'Ressam olmak' ise nesnel gerçeğe öznellik katarak 'kendinden bir şeyler katarak anlatmak' anlamına gelir. Dolayısıyla doğru cevap D seçeneğidir.
18. Skolastik düşüncenin egemen olduğu Orta Çağ Avrupa'sında doğa bilimlerinde yeni bir kuram neredeyse hiç geliştirilmemişti. 17. yüzyıla gelindiğinde teleskopların kullanıldığı, gök cisimlerinin doğrudan gözlemlendiği aydınlanma döneminde, evrenin yapısına dair sırlar çözülmeye başlanmıştı. Yaşanan tüm bu gelişmeler süresince, gök bilimiyle uğraşan öncü bilim insanları sapkın ilan edilerek zindanlara atıldılar ya da ev hapsinde tutuldular. Bu olumsuz tablo, modern bilimin kurumsallaştığı ve özgür düşüncenin yasal koruma altına alındığı 18. yüzyılın son çeyreğine kadar varlığını sürdürdü. Bu parçadaki altı çizili ifadeyle (“Bu olumsuz tablo”) I. Skolastik düşüncenin bilimsel arayışları baltalaması II. Gök bilimcilerin baskı ve haksız cezalara maruz kalması III. Gök cisimlerinin araçlarla gözlemlenmeye başlanması durumlarından hangilerine gönderme _yapılmamıştır_?
- A) Yalnız I
- B) Yalnız III
- C) I ve III ✓
- D) II ve III
- E) I, II ve III
Parçadaki 'Bu olumsuz tablo' ifadesi, kendisinden hemen önce gelen 'gök bilimiyle uğraşan öncü bilim insanlarının sapkın ilan edilerek zindanlara atılması ya da ev hapsinde tutulması' durumunu (yani II. öncülü) karşılamaktadır. Dolayısıyla I ve III numaralı durumlara gönderme yapılmamıştır. Doğru cevap C seçeneğidir.
19. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde, altı çizili söz nitelik bildirme amacıyla _kullanılmamıştır_?
- A) Burada kalabilmek adına _dudak uçuklatan_ bir bedel ödemiş, herkes gibi tatlı ve acı günler geçirmişti.
- B) Balıkçılar, _gittikçe moraran_ elleriyle rüzgarlı iskelenin birkaç adım ötesine kadar ilerlemişlerdi.
- C) Anlatmaya başladığı anısına odaklanmak için _yarım bıraktığı_ kahvesine geri döndü.
- D) Dar ve eski koridora inat, ışıklandırması _göz alıcı_ bir tasarımla yenilenmiş salonda kimseler yoktu.
- E) _Buradan ayrılır ayrılmaz_ o sakin adamı bulacağını çok iyi biliyordum. ✓
A, B, C ve D seçeneklerinde altı çizili kelime grupları ('dudak uçuklatan', 'gittikçe moraran', 'yarım bıraktığı', 'göz alıcı') niteleme sıfatı olup niteledikleri isimlerin niteliklerini bildirmektedir. E seçeneğindeki altı çizili olan 'Buradan ayrılır ayrılmaz' grubu ise zarf-fiil öbeği (zaman zarfı) olup eylemin zamanını belirtmektedir, nitelik bildirme amacı taşımamaktadır. Dolayısıyla doğru cevap E seçeneğidir.
20. Eğitim araştırmalarına göre çocukların soyut matematiksel kavramları algılama becerisi her geçen gün zayıflıyor. Üstelik bu durum formülleri ezberlemekle sınırlı kalıyor ve matematiğin mantığı kavranamıyor. Gelecek nesillere matematiğin büyüleyici dünyasını sevdirebilmek ve ezberci eğitim sisteminin yarattığı önyargıların önüne geçebilmek amacıyla kurulan 'Matematik Müzesi', anlamlı bir gün olan Dünya Pi Günü'nde (14 Mart) kapılarını açtı. Hedef kitlesi çocuklar ve gençler; temel amacı ise formüllerin, sayıların ve geometrik kuralların hayatımızdaki somut karşılıklarını öğretebilmek olan müzenin kurucusu ödüllü akademisyen Canan Hoca, kendini sayılara aşık biri olarak tanımlıyor. Müzenin kurulumu için tam bir yıl boyunca aralıksız emek vermiş ancak içindeki her bir ünitenin tasarımını yıllar öncesinden zihninde planlamaya başlamış. Her bir kuram, anlamı kolaylaştıracak üç boyutlu oyuncaklar ve düzeneklerle desteklenmiş. Örneğin, 'Pisagor Teoremi' için su tanklarının dönerek kare alanları doldurduğu mekanik bir çark, 'fraktal' kavramı için sonsuz yansımalı aynalar, her formülün tarihsel kökenine ait özel panolar ve daha niceleri... Bu parçada Matematik Müzesi ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine _değinilmemiştir_?
- A) Müzede hangi tür düzeneklerin ve görsellerin sergilendiğine
- B) Hangi toplumsal ve eğitsel amaçla kurulduğuna
- C) Kurulum ve hazırlık aşamasının ne kadar zaman aldığına
- D) Müzenin kimin öncülüğünde ve çabalarıyla açıldığına
- E) Hangi okul düzeyindeki öğrencilere girişin ücretsiz olduğuna ✓
Metinde müzenin sergilenen düzenekleri (çark, aynalar), kuruluş amacı (matematiğin mantığını sevdirmek), hazırlık süresi (bir yıl) ve kurucusu (Canan Hoca) açıkça belirtilmiştir. Ancak öğrencilere girişin ücretsiz olduğuna veya bilet fiyatlarına dair hiçbir bilgi yer almamaktadır. Doğru cevap E seçeneğidir.
21. Daktilo, 19. yy.da Amerika’da bulundu. Daktilonun ilk örneklerine “tipograf” adı verilmişti. Tipograf 1829 yılında William Burt tarafından yapılmıştı. Bu makinenin birçok parçası tahtadandı. Harfleri bulabilmek için yazı yazanın bir çerçeve üzerindeki kolu çevirmesi gerekiyordu. 1868 yılına doğru daha gelişmiş modeller yapıldı. İlk daktilo makinesini satın alanlar arasında yazar Mark Twain de vardı. Bu parçada “daktilo” ile ilgili aşağıdakilerin hangisine _değinilmemiştir_?
- A) İlk örneklerine önceleri farklı bir isim verildiğine
- B) İlk satın alanların arasında ünlü bir yazarın da olduğuna
- C) İlk örneğinin birçok parçasının ahşaptan olduğuna
- D) Daktilonun yaygınlaşmasıyla yazmanın hız kazandığına ✓
- E) Belli bir zamandan sonra daha gelişmiş modellerinin çıktığına
Parçada daktilonun ilk örneğinin adı, yapım yılı, malzemesi, gelişmiş modelleri ve ilk satın alanlardan biri anlatılır. Daktilonun yaygınlaşmasıyla yazmanın hızlandığı bilgisi verilmemiştir. Doğru cevap D seçeneğidir.
22. “Yapım ekleri, kök ya da gövdelerde ses düşmesi, ses değişimi meydana getirebilir.” Aşağıdaki altı çizili sözcüklerden hangisinde buna uygun bir kullanım vardır?
- A) Seni hasta _yatağında_ bırakamam.
- B) Dinlenmek için _rahatça_ bir yer buldu.
- C) Evde kedi _beslemeye_ başlamış. ✓
- D) Bayramın _ikinci_ günü bize uğrasın.
- E) Aydın kişiler, soru _sorulmasını_ beklerler.
'Beslemeye' sözcüğünde 'besle-' gövdesi, 'besi' köküyle ilişkilidir ve yapım sürecinde ses değişimi görülür. Bu nedenle verilen açıklamaya uygun kullanım C seçeneğindedir.
23. Atasözlerinin dile yansımış değerler olarak hangi atalardan ve kimlerden kaldığı, aradan yüzlerce ve binlerce yıl geçmiş olması dolayısıyla, bilinmemekte ise de şaşmaz yaşam tecrübelerinin imbikten süzülmüş birer değerler sistemi niteliği taşıması dolayısıyla, bunlardan her biri kural niteliğindeki söz kalıbı durumundadır. Bu söz kalıpları bizler için hem dilimizi süsleyen, ona berraklık kazandıran bir öğüt hem de günlük yaşamımızda her zaman yararlanabileceğimiz bir düstur niteliğindedir. Ak akçe kara gün içindir; akıl akıldan üstündür; bal bal demekle ağız tatlanmaz; baş ağır, kulak sağır gerek; can çıkmayınca huy çıkmaz; çalma elin kapısını, çalarlar kapını; çobansız koyunu kurt kapar; keskin sirke küpüne zarar; güvenme varlığa, düşersin darlığa; güneş balçıkla sıvanmaz vb. örnekler, artık onu kullananlar için birer hayat kuralı durumuna gelmiştir. Bunlar, atalarımız kanalıyla kamuya aktarılmış ortak değerlerdir. Bu parçada atasözleriyle ilgili asıl vurgulanmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- A) İnsanlığın hayat hikâyesinin bir özeti olarak kabul edilebileceği
- B) Sosyal hayatı düzenleyen ve toplumun geneline mal olan sözler olduğu ✓
- C) Dile zenginlik katan bir işlevinin bulunduğu
- D) Her kültürde görülen ulusal bir değer olduğu
- E) İnsanlara yol gösterici ve öğüt verici yönünün dikkate alınması gerektiği
Parçada atasözlerinin ortak tecrübelerden süzülen, toplumca benimsenmiş ve günlük yaşamı yönlendiren söz kalıpları olduğu vurgulanır. Bu ana düşünce B seçeneğinde verilmiştir. Doğru cevap B seçeneğidir.
24. Sıklıkla dile getirilen bir söz vardır: 'Benim hayatım roman.' diye. Gerçek yaşamda kimin hayatı tek başına bir romana dönüşebilir ki? Tabii ki bir romancı, en iyi bildiği yaşantılardan faydalanarak roman gerçeğine ulaşır. Belirli bir olayı ya da bir gerçekliği sunabilmek için kendi gibi olan insanların gerçeğinden hareket eder. Ancak yazar, hayatı olduğu gibi yansıtmaz; onu kendince değiştirir ve kendine has bu gerçeği, roman sanatı olarak ortaya koyar. Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerin hangisidir?
- A) Roman, yaşananların yansıdığı bir aynadır.
- B) Roman, yaşananların yorumlanmasıyla oluşturulan bir yazın türüdür. ✓
- C) Romanda anlatılanlar yaşanabilir nitelikte olmalıdır.
- D) Bir kişinin yaşamı tek başına roman olmaz.
- E) Roman yazmak için yazar, bazı olayları yaşamalıdır.
Parçada, gerçek yaşamın olduğu gibi aktarılmasıyla roman oluşturulamayacağı, yazarın yaşam gerçekliğini alıp onu kendi potasında değiştirerek ve yorumlayarak 'roman gerçeği' haline getirdiği vurgulanmaktadır. Dolayısıyla roman, yaşananların yorumlanıp dönüştürülmesiyle oluşturulan bir türdür. Doğru cevap B seçeneğidir.
25. “Sular karardı… Yüzün _perde perde_ solmakta / Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta.” Bu dizelerdeki altı çizili ikilemenin cümleye kattığı anlam aşağıdakilerin hangisinde vardır?
- A) Büklüm büklüm saçları vardı o güzelin.
- B) Çığlıklar gökyüzünü uçtan uca sardı o gece.
- C) Velhasıl o eski hayal duruyor yerli yerinde.
- D) Dalga dalga yayılan ses bütün şehri dolaştı.
- E) Sessizce, yavaş yavaş ilerliyorlardı uzun bir yolda. ✓
Dizelerdeki 'perde perde' ikilemesi, aşama aşama, yavaş yavaş, azar azar anlamı katmaktadır. B seçeneğinde geçen 'yavaş yavaş' ikilemesi bu anlamı doğrudan karşılar. Doğru cevap E seçeneğidir.