Genel Tekrar Testi - 8
I. Laboratuvar ortamında geliştirilen ve bilinçli şekilde kullanılan nanoparçacıkların pek çok yönden faydalı olduğu belirtiliyor. II. Buna karşın insan sağlığına ve doğaya olumsuz etkilerinin de araştırılması ve göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Yukarıda verilen II numaralı cümleyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
1. I. Laboratuvar ortamında geliştirilen ve bilinçli şekilde kullanılan nanoparçacıkların pek çok yönden faydalı olduğu belirtiliyor. II. Buna karşın insan sağlığına ve doğaya olumsuz etkilerinin de araştırılması ve göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Yukarıda verilen II numaralı cümleyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
- A) I. cümlede ifade edilen konuyla örtüşen bir durumdan söz edilmektedir.
- B) I. cümlede anlatılan durumun farklı bir yönüne dikkat çekilmektedir. ✓
- C) I. cümledeki durumun nedenleri açıklanmaktadır.
- D) I. cümlede belirtilen durumun her zaman gerçekleşmediği örneklenmektedir.
- E) I. cümlede değinilen düşüncenin bilimsellikle çeliştiği gösterilmektedir.
I. cümlede nanoparçacıkların faydalarından (olumlu yönünden) bahsedilirken, II. cümlede ise bunun aksine doğaya ve insan sağlığına olası zararlarına (olumsuz/farklı bir yönüne) dikkat çekilmektedir. Dolayısıyla doğru cevap B seçeneğidir.
2. “Elimde gördüğünüz bu eski kitap _babamındı._” Bu cümlede altı çizili sözcük tamlayandır ancak cümlede tamlanan ögesine yer verilmemiştir. Aşağıdakilerin hangisinde bu duruma benzer bir kullanım vardır?
- A) Bu konudaki görüşlerinizi makalenizin giriş kısmında açıklamıştınız.
- B) O dergiyi okura sunmadan önce ne kadar çok hazırlık yapmıştık.
- C) Ne zaman kitapçılarda yerini alacak senin yeni eserin?
- D) Onun en çok sevilen kitabı, ilk yazdığı şiir kitabıdır.
- E) Edebiyatımızdaki ilk psikolojik roman örneği bu yazarımızındır. ✓
B seçeneğindeki 'bu yazarımızındır' ifadesi, 'bu yazarımızın romanıdır / eseridir' anlamını taşımakta olup tamlayan eki almıştır ancak tamlanan düşmüştür. Tıpkı örnekteki 'babamındı' (babamın kitabıydı) ifadesinde olduğu gibi tamlanan kullanılmamıştır. Doğru cevap E seçeneğidir.
3. Artık hizmet alanı o kadar gelişti ki … düşünenler var; bana okuduğunuz gazeteyi ya da izlediğiniz televizyon kanalını söyleyin, olup bitenler hakkında ne düşündüğünüzü … Bu cümlede boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangileri getirilmelidir?
- A) çok derin – ortaya çıkarayım
- B) sıra dışı – anlatayım
- C) daha rahat – açıklayayım
- D) yüzeysel – belirteyim
- E) bizim yerimize – söyleyeyim ✓
Cümlede medyanın ve hizmet sektörünün insanların yerine düşünmeye başladığı eleştirilmektedir. 'Bizim yerimize' düşünenlerin var olduğu tespitiyle, gazete/televizyon tercihine göre insanın ne düşüneceğini 'söyleyebilme' iddiası birbiriyle uyumludur. Bu nedenle boşluklara C seçeneğindeki ifadeler gelmelidir. Doğru cevap E seçeneğidir.
4. Duru bir cümlede gereksiz sözcüklere yer verilmez. Cümleden çıkarıldığında cümlenin anlamını bozmayan ya da daraltmayan sözcükler gereksizdir. Buna göre aşağıdaki cümlelerin hangisi duruluk ilkesine _aykırıdır_?
- A) Son yıllarda uzay araştırmaları konusunda çok önemli gelişmeler yaşandı.
- B) Tatil planımızı deniz kenarındaki şirin butik otellerden birine göre yaptık.
- C) Sanatçının çıkardığı yeni albümü büyük bir heyecanla dinledim.
- D) Bu sınavın sonucunun ihtimal ki böyle çıkacağını tahmin etmiyor olmalılar. ✓
- E) Özel sektör ile kamu kurumlarında çalışan tüm personel bugün izinlidir.
D seçeneğinde olasılık/tahmin bildiren 'ihtimal ki' ifadesi ile '-ebilmek/olmalılar' olasılık yapısı bir arada kullanılarak gereksiz sözcük kullanımına (duruluk ilkesine aykırılığa) yol açmıştır. Doğru cevap D seçeneğidir.
5. (I) Yazarlık atölyelerinde okutulan kimi rehber kitaplarda, her öykü paragrafının en fazla üç veya dört cümleden oluşması gerektiğine dair katı kurallarla karşılaştım. (II) Bu tarz biçimsel kısıtlamalar, okurun gri metin yoğunluğu içinde boğulmasını önlemek ve görselliği artırmak isteyen süreli yayıncılığın getirdiği zorunluluklardan doğmuştur. (III) Paragraf başlarını nerede yapacağınız aslında sandığınızdan çok daha stratejik bir tercihtir. (IV) Çünkü satır başları, düşünsel akıştaki geçişleri ve tematik ayrışmaları okura sunan en önemli kılavuzdur. (V) İyi tasarlanmış bir paragraf düzeni, edebi mimarinin ayakta kalmasını sağlar. (VI) Bu düzen, metnin genel ritminin ve içsel müzikalitesinin ayrılmaz bir parçasıdır. Bu parça iki paragrafa ayrılmak istenirse ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?
- A) II
- B) III ✓
- C) IV
- D) V
- E) VI
I ve II. cümlelerde yazarın rehber kitaplardaki paragraf kısıtlamalarını eleştirdiği ve bunun yayıncılık nedenlerini açıkladığı görülür. III. cümleden itibaren ise genel olarak paragraf başı yapmanın (satır başlarının) edebi ve estetik önemine, metnin yapısına sağladığı faydalara geçilmiştir. Bu nedenle paragraf III. cümleyle bölünmelidir. Doğru cevap B seçeneğidir.
6. I. Orada mısın? II. Nemrut Dağı, Adıyaman il sınırları içinde yer alan ve üzerinde devasa heykeller bulunan tarihî bir mekândır. III. “Bilgisayarlar” kelimesinde birden fazla çekim eki kullanılmıştır. IV. Berrak bir maviyle parıldayan gölün serin sularında uzun uzun yüzdük. V. Otobüs hareket etmek üzere, hemen yerlerinize geçin. Yukarıdaki cümlelerle ilgili aşağıda verilen bilgilerden hangisi _yanlıştır_?
- A) I. cümlede kanalı kontrol işlevi vardır.
- B) II. cümlede göndergesel işlev vardır.
- C) III. cümlede dil ötesi işlev vardır.
- D) IV. cümlede heyecana bağlı işlev vardır. ✓
- E) V. cümlede alıcıyı harekete geçirme işlevi vardır.
IV. cümlede ('Berrak bir maviyle...') lirik ve tasvir edici bir anlatım ön planda olup dil sanatsal/göndergesel boyuttadır. Bu cümlede korku, acı, coşku gibi 'heyecana bağlı' bir hitap veya ünlemli duygu dışa vurumu yer almamaktadır. Dolayısıyla D seçeneğindeki bilgi yanlıştır. Doğru cevap D seçeneğidir.
7. (I) Her Karadeniz yaylasında olduğu gibi Hemşin yaylalarında da yılın bu zamanları sevinçli telaşlar yaşanıyor. (II) Bir ninni gibi vadilere dağılan tulum sesi, gurbetçi Hemşinlileri uzaklardan buraya çağırıyor. (III) Çamlıhemşin’de yayla zamanıdır diye… (IV) Herkes, yüksek dağlarda özgürce dolaşmanın huzurunu yaşıyor şimdi. (V) Sadece insanlar değil; çiçekler, hayvanlar, böcekler de bu çağrıya kulak veriyor. Bu parçada numaralanmış cümlelerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi _yanlıştır_?
- A) IV. cümlede, farklı türden belirteçler kullanılmıştır.
- B) III. cümlede, niteleme sıfatı vardır. ✓
- C) I. cümlede özel ve tür isimleri vardır.
- D) II. cümlede adlaşmış sıfata yer verilmiştir.
- E) V. cümlede, edat ve bağlaç vardır.
III. cümlede ('Çamlıhemşin’de yayla zamanıdır diye…') herhangi bir niteleme sıfatı bulunmamaktadır. Diğer cümlelerdeki dil bilgisi tespitleri doğrudur.
8. (I) Bir yazınsal metni sağlıklı yorumlayabilmek adına öncelikle onun anlamsal katmanlarını çözümlemek mecburiyetindeyiz. (II) Anlam dediğimiz şey; iletişim sürecinde mesajın okur zihninde harekete geçirdiği tüm hissi, fikri ve düşsel yansımaların toplamıdır. (III) Bu zihinsel etkileşimin kurulabilmesi için iletişim sürecini oluşturan bileşenlerin tamamının kusursuz işlemesi gerekir. (IV) Nitekim anlamı, iletişimi kuran ögelerin ortaklaşa yarattığı o genel hava belirler. (V) Kaynağın sunduğu mesajın belirsiz olması veya alıcının bunu kavrayamaması durumunda bilgi akışı tamamen durur. Bu parçada numaralanmış cümlelerle ilgili aşağıdakilerden hangisi _yanlıştır_?
- A) I. cümlede metne dönük değerlendirmenin yapılabilmesinin koşulu dile getirilmiştir.
- B) II. cümlede üzerinde durulan bir kavramın tanımı yapılmıştır.
- C) III. cümlede bir metnin okuyucuyu etkilemesinin sonuçları üzerinde durulmuştur. ✓
- D) IV. cümlede bir önceki cümlede dile getirilen düşüncenin gerekçesine yer verilmiştir.
- E) V. cümlede iletişimin kesintiye uğramaması için önemli olan unsurlara değinilmiştir.
III. cümlede 'etkileşimin kurulabilmesi için bileşenlerin kusursuz işlemesi gerektiği' belirtilmiştir. Bu durum, okuyucunun etkilenmesinin bir 'sonucu' değil, aksine etkileşimin gerçekleşebilmesinin 'ön koşulu'dur. Dolayısıyla C seçeneğindeki yargı yanlıştır. Doğru cevap C seçeneğidir.
9. Konferansa katılan dinleyici sayısının kalabalık olması konuşmacının motivasyonunu artırdı. Bu cümledeki anlatım bozukluğunu gidermek için aşağıdaki değişikliklerden hangisi yapılmalıdır?
- A) "dinleyici" yerine "seyirci" sözcüğü kullanılmalıdır.
- B) "kalabalık" yerine "fazla" sözcüğü getirilmelidir. ✓
- C) "motivasyonunu" yerine "heyecanını" sözcüğü yazılmalıdır.
- D) "katılan" sözcüğü cümleden atılmalıdır.
- E) "artırdı" yerine "yükseltti" eylemi getirilmelidir.
Cümledeki 'sayısının kalabalık olması' ifadesi yanlıştır. Sayı nitelik olarak 'kalabalık' olamaz; 'fazla' veya 'yüksek' olabilir. Kalabalık olan dinleyicilerdir, dinleyici sayısı ise fazladır. Dolayısıyla 'kalabalık' yerine 'fazla' getirilmelidir. Doğru cevap B seçeneğidir.
10. Petrolün, yirminci yüzyılın başlarından itibaren enerji kaynağı olarak dünyanın en ---- ham maddesi olduğu ve alternatif bir kaynak elde edilinceye değin dünya politikası ve ekonomisi üzerindeki güçlü etkisini ---- söylenebilir. Bu cümlede boş bırakılan yerlere aşağıdakilerden hangisi sırasıyla getirilmelidir?
- A) pahalı – kaybedeceği
- B) kıymetli – yitireceği
- C) zararlı – sürdüreceği
- D) ucuz – artıracağı
- E) değerli – koruyacağı ✓
Parçadaki anlam bütünlüğüne göre, petrolün yirminci yüzyıldan beri dünyanın en 'değerli' ham maddesi olduğu ve yeni bir alternatif enerji türü bulunana kadar bu stratejik ve ekonomik 'güçlü etkisini koruyacağı' belirtilmelidir. E seçeneğindeki kelimeler cümleyi en anlamlı ve mantıklı şekilde tamamlamaktadır. Doğru cevap E seçeneğidir.
11. I. Yönetmen, geleneksel sinema anlatılarını geride bırakarak karakterlerin ruhsal derinliklerini odağa alan bir görsellik dili geliştirmiştir. II. Yapıtta tercih edilen aydınlatma, renk tercihleri ve kamera kadrajları; kahramanların iç dünyasını somutlaştırarak seyircinin onlarla kalbi bir bağ kurmasına olanak tanımaktadır. Bu iki cümlede ifade edilenlerin anlamca doğru bir biçimde birleştirilmiş hâli aşağıdakilerden hangisi değerindedir?
- A) Yapıtta karakterlerin iç dünyasını ışık, renk ve kamera kadrajlarını kullanarak yansıtan ve bu yolla seyircinin kahramanlarla kalbi bağ kurmasını sağlayan yönetmen; alışılagelmiş anlatı şablonlarının ötesine geçerek karakterlerin ruhsal derinliğini odağa alan bir sinema dili geliştirmiştir. ✓
- B) Yapıtta kullanılan ışık, renk ve kamera kadrajları sayesinde hem karakterlerin ruhsal derinliğini ön plana çıkaran bir sinema dilini yakalayan hem de kahramanların iç dünyasını yansıtan yönetmen; seyircinin empati kurmasını kolaylaştırmıştır.
- C) Yapıtta izleyicinin karakterlerle kalbi bağ kurmasını amaçlayan yönetmen; bunun için geleneksel anlatı şablonlarından vazgeçtiği gibi ışık, renk ve kamera kadrajlarını kullanarak karakterlerin iç dünyasını yansıtan ve ruhsal derinliği ön plana çıkaran bir sinematografi benimsemiştir.
- D) Yapıtta karakterlerin ruhsal derinliğini ön plana çıkarması, kahramanların iç dünyasını yansıtan bir görsellik sunması, seyircinin karakterlerle duygusal bağ kurmasına imkan tanıması yönetmenin klasik kalıpları aşmasını sağlamıştır.
- E) Yapıtta kullandığı ışık, renk ve kadrajlarla geleneksel anlatı şablonlarını aşmayı başaran yönetmen; karakterlerin ruhsal derinliğini ön plana çıkaran ve iç dünyasını yansıtan bir görsellik sunarak duygusal bağı güçlendirmektedir.
I. ve II. cümlelerdeki tüm anlam unsurlarını eksiksiz ve doğru bir şekilde birleştiren seçenek A'dır. Yönetmenin geleneksel kalıpları aşması, ruhsal (psikolojik) derinliği ön plana çıkarması ve teknik ögelerle (ışık, renk, kadraj) izleyiciyle kurulan duygusal/kalbi bağı sağlaması A seçeneğinde tam olarak bir araya getirilmiştir. Doğru cevap A seçeneğidir.
12. (I) Psikoloji camiasında yüz yılı aşkın süredir tartışılan ve üzerinde araştırmalar yapılan mitomaninin, belli başlı kişilik bozukluklarının belirtisi mi yoksa kendi başına psikolojik bir rahatsızlık mı olduğu henüz uzlaşıya varılamamış bir mevzudur. (II) Ancak mitomaninin kendine mahsus davranış biçimleri ile ilişkilendirildiği kişilik bozukluklarına dair belirtiler mukayeseli biçimde analiz edildiğinde mitomaninin bir hastalık belirtisi olmaktan fazlasını ifade ettiği düşünülmektedir. (III) Buna göre mitomani, geçici veya anlık değil, gayet uzun süreli hatta ömür boyunca sürdürülen, gerçek hayattan kopmaksızın kişinin kendinin de inandığı ve ne zaman son verileceği asla kestirilemeyen yalan söyleme durumu olarak açıklanabilir. (IV) Bu bağlamda Abdülhak Şinasi Hisar’ın kaleme aldığı Fahim Bey ve Biz adlı romanın başkişisi Fahim Bey, gerek gerçek hayatta gerekse edebî eserlerde eşine az rastlanır mitoman bir karakter olarak ön plana çıkar. (V) Zira bu özelliğiyle roman, diğer bir ifadeyle Fahim Bey’in yaşam öyküsü, âdeta klinik bir vakanın derlenip araştırmacılara sunulduğu bir rapor hüviyetindedir. Bu parçada numaralanmış cümlelerle ilgili aşağıdakilerin hangisi _yanlıştır_?
- A) I. cümlede bir belirsizlik üzerinde durulmuştur.
- B) II. cümlede mitomaninin bir hastalık olarak görülemeyeceği belirtilmiştir. ✓
- C) III. cümlede mitomani kavramının tanımı yapılmıştır.
- D) IV. cümlede edebiyat-psikoloji ilişkisine bir roman kahramanı üzerinden örnek verilmiştir.
- E) V. cümlede romanın bilimsel gerçekliğe uygunluğu belirtilirken benzetmeye başvurulmuştur.
II. cümlede mitomaninin sadece 'başka bir hastalığın sıradan bir belirtisi olmaktan çok daha fazlası' olduğu, yani müstakil bir hastalık veya derin bir rahatsızlık olarak değerlendirilebileceği savunulmuştur. Bu yüzden 'bir hastalık olarak görülemeyeceği' yargısı metinle çelişmektedir. Doğru cevap B seçeneğidir.
13. Önceki sanat akımını kötülemek, yeni bir sanat çizgisi oluşturmanın ilk koşulu olarak görülüyor. Aşağıdakilerden hangisi bu cümlede anlatılmak istenene anlamca en yakındır?
- A) Sanatta her yeni hareketin, eskiyi karalamakla başlayacağı sanılıyor. ✓
- B) Sanat dünyasına yeni atılanlar, hemen farklı bir şeyler ortaya koymaları gerektiğini düşünüyor.
- C) Yeni bir sanat anlayışıyla yapıt vermenin yolu, geçmiştekileri anlamaktan geçer.
- D) Her bir sanat hareketi, eskisinin yeni bir şekle bürünmesinden başka bir şey değildir.
- E) Geçmişin sanat anlayışını yok etmeden, özgün bir sanat ortamı oluşturulamaz.
Cümlede, yeni bir sanat çizgisi oluşturmak için önceki akımı kötülemenin ilk koşul gibi görüldüğü anlatılmaktadır. Bu anlam A seçeneğinde 'eskiyi karalamakla başlamak' biçiminde verilmiştir.
14. Öğretmenim bana: “Kütüphanemdeki bilimle ilgili tüm kitapları okudum.” dedi. Bu cümlede kullanılan (-m) ekleri kaç değişik işlevde kullanılmıştır?
- A) 1
- B) 2
- C) 3 ✓
- D) 4
- E) 5
Cümledeki '-m' ekleri üç farklı işlevdedir: 'Öğretmenim' sözcüğünde iyelik eki, 'kütüphanemdeki' sözcüğünde iyelik ekiyle birlikte bulunma eki içinde kişi ilgisi, 'okudum' sözcüğünde ise birinci tekil kişi ekidir. Bu yüzden farklı işlev sayısı 3'tür.
15. Toplantı boyunca kimseyi kırmamaya özen gösteren yönetici, eleştirilerini bile oldukça yumuşak bir üslupla dile getirdi. Bu cümlede “yumuşak” sözcüğü aşağıdaki anlamlardan hangisinde kullanılmıştır?
- A) Sert olmayan madde
- B) Kolay şekil alan
- C) Nazik ve kırıcı olmayan ✓
- D) Islak yapı
- E) Dayanıksız
Yumuşak sözcüğü mecaz olarak nazik anlamında kullanılmıştır.
16. Sanatçı, eserlerinde toplumun sert gerçeklerini anlatırken bile umut duygusunu tamamen kaybettirmeyen bir dil kullanır. Bu cümlede “sert” sözcüğü hangi anlamdadır?
- A) Katı yüzeyli
- B) Soğuk hava koşulu
- C) Acımasız ve zorlayıcı ✓
- D) Kalın yapı
- E) Kırılması güç
Sert sözcüğü mecaz olarak acı gerçek anlamındadır.
17. Eleştirmen, romanın ağır bir anlatıma sahip olduğunu ancak dikkatli okunduğunda derin anlamlar sunduğunu belirtmiştir. Bu cümlede “ağır” sözcüğü aşağıdaki anlamlardan hangisini karşılar?
- A) Fazla tartılı
- B) Yavaş hareket eden
- C) Anlaşılması güç ✓
- D) Gürültülü
- E) Büyük hacimli
Ağır sözcüğü mecaz olarak anlaşılması zor anlamındadır.
18. Yeni göreve başlayan öğretmen, öğrencilerle kısa sürede sıcak bir iletişim kurmayı başardı. Bu cümlede “sıcak” sözcüğü hangi anlamda kullanılmıştır?
- A) Yüksek ısıya sahip
- B) Yeni hazırlanmış
- C) Samimi ve içten ✓
- D) Yakıcı özellikte
- E) Güneşli
Sıcak sözcüğü mecaz olarak samimi anlamındadır.
19. Yazarın dili sade görünmesine rağmen oldukça derin düşünceler barındırmaktadır. Bu cümlede “derin” sözcüğü aşağıdaki anlamlardan hangisini ifade eder?
- A) Alt kısmı uzak
- B) Yoğun su miktarı
- C) Anlam bakımından güçlü ✓
- D) Geniş alanlı
- E) Koyu renkli
Derin sözcüğü mecaz anlamda kullanılmıştır.
20. Uzun tartışmaların ardından ortamda oluşan gergin hava herkesin konuşmalarına yansımıştı. Bu cümlede “hava” sözcüğü hangi anlamda kullanılmıştır?
- A) Atmosfer tabakası
- B) Rüzgâr akımı
- C) Ortamın psikolojik durumu ✓
- D) Boşluk
- E) İklim özelliği
Hava sözcüğü mecaz olarak ortam anlamındadır.
21. Konuşmacı, karmaşık konuları açık bir anlatımla sunarak dinleyicilerin dikkatini canlı tuttu. Bu cümlede “açık” sözcüğü hangi anlamda kullanılmıştır?
- A) Kapalı olmayan
- B) Bulutsuz
- C) Anlaşılır ✓
- D) Boş alan
- E) Engelsiz
Açık sözcüğü mecaz olarak anlaşılır anlamındadır.
22. Bilgi üretiminin hızla artması bireylerin daha fazla veriye maruz kalmasına neden olmuştur. Ancak bilgi fazlalığı doğru değerlendirme becerisi yoksa karar vermeyi zorlaştırabilir. Bu nedenle önemli olan bilgi miktarı değil doğru bilgiyi seçebilme yetisidir. Bu parçadan aşağıdakilerden hangisi çıkarılabilir?
- A) Bilgi artışı öğrenmeyi kolaylaştırır.
- B) Çok bilgi her zaman avantajdır.
- C) Bilgi fazlalığı karar vermeyi zorlaştırabilir. ✓
- D) Modern dünyada bilgi önemsizdir.
- E) İnsanlar bilgiye ulaşamaz.
Bilgi fazlalığının karar sürecini zorlaştırabileceği belirtilmiştir.
23. Günümüzde bireylerin bilgiye ulaşma imkânları geçmiş dönemlere göre büyük ölçüde artmıştır. Ancak bilgiye kolay erişim, onun doğru biçimde anlaşılmasını her zaman sağlamaz. Çünkü hızlı tüketilen bilgi çoğu zaman sorgulanmadan kabul edilir ve kısa sürede unutulur. Gerçek öğrenme ise bilgiyi eleştirel biçimde değerlendirmeyi ve farklı durumlara uyarlayabilmeyi gerektirir. Bu parçadan aşağıdakilerden hangisi çıkarılabilir?
- A) Teknoloji öğrenmeyi tamamen kolaylaştırmıştır.
- B) Bilgi miktarı öğrenmenin göstergesidir.
- C) Gerçek öğrenme sorgulama gerektirir. ✓
- D) İnsanlar bilgiye ulaşmakta zorlanmaktadır.
- E) Modern çağda öğrenme gereksizdir.
Metinde gerçek öğrenmenin sorgulamaya bağlı olduğu vurgulanmıştır.
24. Günümüzde bireylerin bilgiye ulaşma imkânları geçmişe göre büyük ölçüde artmıştır. Ancak bilgiye kolay erişim onun doğru anlaşılması anlamına gelmez. Çünkü hızlı tüketilen bilgi çoğu zaman sorgulanmadan kabul edilir ve kısa sürede unutulur. Gerçek öğrenme ise bilgiyi eleştirel biçimde değerlendirmeyi gerektirir. Bu parçadan aşağıdakilerden hangisi çıkarılabilir?
- A) Teknoloji öğrenmeyi tamamen kolaylaştırmıştır.
- B) Bilgi miktarı öğrenmenin göstergesidir.
- C) Gerçek öğrenme sorgulama gerektirir. ✓
- D) İnsanlar bilgiye ulaşmakta zorlanmaktadır.
- E) Modern çağda öğrenme gereksizdir.
Parçada gerçek öğrenmenin sorgulamayla mümkün olduğu belirtilmiştir.
25. Bilgi üretiminin hızla artması bireylerin daha fazla veriye maruz kalmasına neden olmuştur. Ancak değerlendirme becerisi gelişmemiş birey için bilgi fazlalığı karar vermeyi zorlaştırabilir. Bu nedenle önemli olan bilgi miktarı değil doğru bilgiyi seçebilme yetisidir. Bu parçadan aşağıdakilerden hangisi çıkarılabilir?
- A) Bilgi artışı öğrenmeyi kolaylaştırır.
- B) Çok bilgi her zaman avantajdır.
- C) Bilgi fazlalığı karar vermeyi zorlaştırabilir. ✓
- D) Modern dünyada bilgi önemsizdir.
- E) İnsanlar bilgiye ulaşamaz.
Bilgi fazlalığının karar sürecini zorlaştırabileceği belirtilmiştir.