menu
MemurOl
Coğrafya Testleri

Genel Tekrar Testi - 112

Soru 1 / 25

Türkiye'de tarımda çalışan nüfusun toplam istihdam içindeki payı son 50 yılda hızla düşmüştür. Bu düşüşün en önemli nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
  1. 1. Türkiye'de tarımda çalışan nüfusun toplam istihdam içindeki payı son 50 yılda hızla düşmüştür. Bu düşüşün en önemli nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Sanayileşme ve kentleşme sürecinin hız kazanması
    • B) Tarımsal ihracatın azalması
    • C) Kırsal nüfusun yaşlanması
    • D) Tarım arazilerinin azalması
    • E) Tarımsal üretimin düşmesi

    Türkiye'de‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ sanayileşme ve kentleşme süreci, özellikle 1950'lerden itibaren hız kazanmış; sanayi ve hizmet sektöründe iş olanakları artmıştır. Bu durum kırsal nüfusun şehirlere göç etmesine neden olmuş ve tarımda çalışan nüfus oranı hızla düşmüştür. Aynı dönemde tarımsal mekanizasyon da emek talebini azaltmıştır.

  2. 2. Türkiye'de balıkçılık sektörü değerlendirildiğinde, avlanan balık miktarı bakımından en önemli deniz aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Akdeniz
    • B) İç sular (göl ve akarsular)
    • C) Karadeniz
    • D) Marmara Denizi
    • E) Ege Denizi

    Türkiye'de‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ su ürünleri üretiminin büyük bölümü Karadeniz'den sağlanmaktadır. Karadeniz, özellikle hamsi başta olmak üzere çok sayıda balık türü bakımından oldukça zengindir. Hamsi, Türkiye'de en çok avlanan balık türüdür ve büyük çoğunluğu Karadeniz'den elde edilmektedir. Akdeniz ve Ege daha çok kültür balıkçılığı açısından önem taşımaktadır.

  3. 3. Türkiye'de tarımsal arazinin büyük bölümünün küçük işletmeler elinde olması aşağıdaki sonuçlardan hangisine yol açmaz?

    • A) Birim maliyetlerin yükselmesi
    • B) Tarımsal mekanizasyonun güçleşmesi
    • C) Tarımsal girdi kullanımında israfın artması
    • D) Tarımsal ihracatın tamamen durması
    • E) Modern sulama sistemlerinin kurulmasının zorlaşması

    Küçük‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ tarım işletmeleri; mekanizasyonu güçleştirir, birim maliyetleri artırır, modern sulama sistemlerinin kurulmasını zorlaştırır ve girdi israfına yol açar. Ancak küçük işletme yapısı tarımsal ihracatı 'tamamen durdurmaz'; ihracat kooperatif örgütlenmesi ve aracı ihracatçılar aracılığıyla sürdürülebilir. Dolayısıyla D seçeneği bu durumun doğrudan sonucu değildir.

  4. 4. Türkiye'de tarım arazilerinin kullanımına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

    • A) Nadas alanları, tarla tarımı yapılan araziler içinde değerlendirilir.
    • B) Bağ ve bahçe arazilerinin oranı, çayır ve mera arazilerinden fazladır.
    • C) Çayır ve mera arazileri, toplam tarım arazilerinin önemli bir bölümünü kaplar.
    • D) Tarla tarımı yapılan araziler, toplam tarım arazilerinin büyük bölümünü oluşturur.
    • E) Türkiye'nin toplam yüzölçümünün yaklaşık üçte biri tarım arazisi niteliği taşır.

    Türkiye'de‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ çayır ve mera arazileri yaklaşık 14-15 milyon hektar iken bağ ve bahçe arazileri bunun çok altında kalır. Dolayısıyla bağ ve bahçe arazilerinin oranı çayır-mera arazilerinden fazla değil, aksine daha azdır. Bu nedenle B şıkkı yanlıştır. Nadas alanları tarla tarımı kapsamında sayılır, bu doğrudur.

  5. 5. Türkiye'de aşağıdaki tarım ürünlerinden hangisi hem iç tüketim hem de ihracat açısından büyük önem taşımasına rağmen üretiminin büyük çoğunluğu Ege Bölgesi'nde gerçekleşmektedir?

    • A) Tütün
    • B) Üzüm
    • C) İncir
    • D) Zeytin
    • E) Pamuk

    İncir‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ üretiminin büyük çoğunluğu Ege Bölgesi'nde, özellikle Aydın çevresinde gerçekleşmektedir. Türkiye, dünya incir üretiminde ve ihracatında lider konumdadır ve bu ürün hem iç tüketim hem de ihracat açısından kritik önem taşır. Zeytin da Ege'de üretilse de üretim çok daha geniş bir alana (Marmara, Akdeniz) yayılmıştır. Pamuk Ege'de üretilmekle birlikte Çukurova da önemli üretim merkezidir. İncir ise üretiminin bu denli Ege'ye özgü olmasıyla ayrışır.

  6. 6. Türkiye'de hayvancılık faaliyetleri incelendiğinde aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

    • A) Tavukçuluk başta olmak üzere kanatlı hayvancılık, yem bitkileri üretimine olan bağımlılığı nedeniyle İç Anadolu'da yoğunlaşmıştır.
    • B) Küçükbaş hayvancılık, büyükbaş hayvancılığa göre daha çok Karadeniz Bölgesi'nde yoğunlaşmıştır.
    • C) Arıcılık faaliyetleri açısından Muğla ili, üretilen bal miktarı bakımından Türkiye'de önemli bir konuma sahiptir.
    • D) Türkiye'de koyun sayısı tarihsel süreçte sürekli artış göstererek bugünkü düzeyine ulaşmıştır.
    • E) Manda yetiştiriciliği, son yıllarda artış göstererek büyükbaş hayvan varlığı içindeki payını yükseltmiştir.

    Muğla‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ ili, florası ve bitki çeşitliliği bakımından arıcılığa son derece elverişlidir ve Türkiye'nin en fazla bal üreten illeri arasında yer almaktadır. Küçükbaş hayvancılık Karadeniz'de değil, İç Anadolu ve Doğu Anadolu'da yoğundur. Manda yetiştiriciliği Türkiye'de gerileme eğilimindedir. Kanatlı hayvancılık İç Anadolu'da değil, Marmara ve Ege gibi pazar yakınlığı yüksek bölgelerde yoğunlaşmaktadır. Koyun sayısı da tarihsel süreçte dalgalanmalar göstermiş, özellikle 1980 sonrası belirgin düşüş yaşanmıştır.

  7. 7. Aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi, ürün ile Türkiye'deki başlıca üretim merkezi bakımından yanlış verilmiştir?

    • A) Fındık – Ordu, Giresun
    • B) Çay – Rize, Artvin
    • C) Narenciye – Mersin, Adana
    • D) Şeker pancarı – Konya, Ankara
    • E) Antep fıstığı – Şanlıurfa, Gaziantep

    Narenciye‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ üretiminin ana merkezi Akdeniz Bölgesi'dir; Mersin önemli bir üretici il olmakla birlikte, Adana narenciye üretiminde Mersin kadar belirleyici değildir. Ancak bu seçenekler arasındaki en belirgin yanlışlık değerlendirildiğinde, diğer tüm eşleştirmeler büyük ölçüde doğrudur. Şeker pancarı üretimi ise Konya ve Ankara'nın yanı sıra Bursa, Kayseri, Erzurum gibi illerde de yapılmaktadır; ancak Konya-Ankara eşleştirmesi yanlış sayılabilecek düzeyde değildir. Narenciye için Adana'nın Mersin ile aynı düzeyde önemli merkez olarak gösterilmesi yanıltıcıdır, Akdeniz'in batı kesimleri (Antalya) çok daha belirleyicidir.

  8. 8. Türkiye'de sulama yapılan tarım arazilerinin dağılışına bakıldığında aşağıdaki bölgelerden hangisinin sulanan alan oranı en yüksek düzeyde beklenir?

    • A) Güneydoğu Anadolu Bölgesi
    • B) Doğu Anadolu Bölgesi
    • C) Akdeniz Bölgesi
    • D) İç Anadolu Bölgesi
    • E) Karadeniz Bölgesi

    GAP‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ (Güneydoğu Anadolu Projesi) kapsamında gerçekleştirilen sulama yatırımları, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde sulanan tarım arazisi oranını büyük ölçüde artırmıştır. Fırat ve Dicle nehirleri üzerindeki barajlar aracılığıyla milyonlarca hektar tarım arazisi sulamaya açılmış; bu durum bölgeyi Türkiye'nin en büyük sulama yatırımının yapıldığı bölgesi konumuna getirmiştir. Karadeniz yağışlı olduğundan sulamaya ihtiyaç görece azdır; Doğu Anadolu sulama altyapısı bakımından geridedir.

  9. 9. Türkiye'de tarımsal nüfusun toplam nüfus içindeki payı son 50 yılda belirgin biçimde azalmıştır. Bu değişimde etkili olan temel faktörler arasında aşağıdakilerden hangisi yer almaz?

    • A) Sanayileşme ve kentleşme süreçleri
    • B) İç göç hareketlerinin hızlanması
    • C) Kırsal kesimdeki eğitim ve sağlık hizmetlerinin yetersizliği
    • D) Tarımda makineleşmenin artması
    • E) Tarımsal destekleme politikalarının güçlendirilmesi

    Tarımsal‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ destekleme politikalarının güçlendirilmesi, kırsal kesimdeki nüfusu toprakla buluşturan, yerinde tutmaya yönelik bir politika aracıdır. Bu politika tarımsal nüfusun azalmasını teşvik etmez, aksine azalma eğilimini yavaşlatabilir. Diğer seçeneklerin tümü tarımsal nüfusu azaltan etkenler arasındadır: makineleşme iş gücü talebini düşürür, sanayileşme-kentleşme kentlere göç çeker, hizmet yetersizlikleri kırı itici kılar, iç göçler ise kırsal nüfusu doğrudan kentlere taşır.

  10. 10. Türkiye'de bitkisel üretim açısından "değişen tarım" kavramı ele alındığında, aşağıdaki gelişmelerden hangisi bu kavramla doğrudan ilişkilendirilemez?

    • A) Nadaslı tarımın yaygınlaşarak nadas alanlarının genişlemesi
    • B) Geleneksel hububat ekim alanlarının bir kısmının endüstri bitkilerine bırakılması
    • C) Organik tarım uygulamalarının yaygınlaşması
    • D) Seracılık faaliyetlerinin Akdeniz kıyılarında hızla artması
    • E) Tıbbi ve aromatik bitki üretiminin önem kazanması

    Nadaslı‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ tarımın yaygınlaşması ve nadas alanlarının genişlemesi, modernleşme ve değişim değil; aksine geleneksel, düşük verimli tarım anlayışının sürmesi anlamına gelir. Değişen tarım kavramı; daha yüksek katma değerli ürünlere geçiş, teknoloji kullanımı, organik tarım, seracılık ve çeşitlendirme gibi olguları kapsar. Nadas alanlarının azaltılması, değişen tarımın hedefleri arasındadır; genişlemesi ise bu kavramla çelişir.

  11. 11. Türkiye'de hayvancılık ve tarım ilişkisi değerlendirildiğinde, aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

    • A) Entegre tarım-hayvancılık işletmeleri, hem bitkisel hem de hayvansal üretimde verimliliği artırır.
    • B) Türkiye'de yem bitkileri ekim alanlarının toplam tarım arazileri içindeki payı oldukça yüksektir.
    • C) Hayvancılık faaliyetleri, yüksek dağlık alanlarda tarımın yerini büyük ölçüde alabilmektedir.
    • D) Yem bitkileri üretiminin artması, hayvancılığın gelişimine doğrudan katkı sağlar.
    • E) Çayır ve mera alanlarının azalması, hayvancılık sektörünü olumsuz etkilemektedir.

    Türkiye'de‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ yem bitkileri ekim alanlarının toplam tarım arazileri içindeki payı, gelişmiş ülkelere kıyasla oldukça düşüktür. Bu durum Türk hayvancılığının yapısal sorunlarından biri olarak değerlendirilmekte; yetersiz yem bitkisi üretimi, hayvancılıkta dışa bağımlılığı artırmaktadır. C şıkkındaki "oldukça yüksektir" ifadesi gerçekle çelişmektedir; yem bitkileri alanları artış eğiliminde olsa da pay düşük kalmaya devam etmektedir.

  12. 12. Akdeniz ikliminin hüküm sürdüğü bölgelerde geleneksel olarak hangi tarım sistemi yaygınlaşmış ve bu sistemin temel özelliği nedir?

    • A) Bataklık tarımı – Yazın kuruyan akarsuların delta alanlarında oluşan verimli bataklıklar kullanılır.
    • B) Kuru tarım – Yağışların mevsimsiz dağılımına uyum sağlamak amacıyla sulama yapılmaksızın yürütülür.
    • C) Seracılık – Yıl boyu yüksek nem nedeniyle açık alanda tarım yapılamaz.
    • D) Sürekli tahıl tarımı – Toprak dinlendirilmeksizin her yıl ürün alınır.
    • E) Yoğun pirinç tarımı – Teraslı tarım alanlarında su tutularak yapılır.

    Akdeniz‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ ikliminde yazlar sıcak ve kurak, kışlar ise ılık ve yağışlı geçer. Bu mevsimsiz yağış dağılımına uyum sağlayan geleneksel tarım sistemi kuru tarımdır; başta zeytin, üzüm, incir gibi kökleri derine gidebilen ürünler yağışsız dönemleri kendi su rezervleriyle atlatır. Sulama yapılmaksızın yürütülen bu sistem, Akdeniz havzasının temel tarımsal karakteristiklerinden biridir. Seracılık modern bir uygulamadır ve Akdeniz iklimine özgü değildir; koşul da yanlış tanımlanmıştır.

  13. 13. Türkiye'de coğrafi işaret tescili almış tarım ürünleri düşünüldüğünde, aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi yanlıştır?

    • A) Amasya elması – Amasya
    • B) Trabzon hurması – Rize
    • C) Maraş dondurması – Kahramanmaraş
    • D) Antep fıstığı – Gaziantep
    • E) Erzincan tulum peyniri – Erzincan

    Trabzon‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ hurması, adını Trabzon'dan almaktadır ve coğrafi işaret kaydı Trabzon iline aittir. Rize ile ilişkilendirilmesi yanlıştır. Diğer eşleştirmelerin tümü doğrudur: Antep fıstığı Gaziantep'e, Amasya elması Amasya'ya, Maraş dondurması Kahramanmaraş'a ve Erzincan tulum peyniri Erzincan'a aittir. Coğrafi işaret, bir ürünün belirli bir yere özgü niteliklerini koruma altına alan hukuki bir statüdür.

  14. 14. Türkiye'de tarım arazilerinin toprak verimliliği açısından değerlendirildiğinde, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

    • A) Karasal iklimin egemen olduğu alanlarda tuzlu ve alkali topraklar oluşmaz.
    • B) Akdeniz Bölgesi'nde terra rossa toprakları derin ve humusça zengin yapısıyla tarıma en elverişli toprak tipidir.
    • C) Volkanik kökenli topraklar yalnızca Doğu Anadolu'da görülür ve bu topraklar tarımsal açıdan değersizdir.
    • D) Karadeniz Bölgesi, toprak verimliliği bakımından Türkiye'nin en zengin tarım arazilerine ev sahipliği yapar.
    • E) Alüvyal ovalar, genellikle Türkiye'nin en verimli tarım arazileri arasında sayılır.

    Alüvyal‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ topraklar, akarsuların taşıdığı ince malzemenin ovalarda birikmesiyle oluşur; organik madde ve mineral bakımından zengin, derin ve işlenmeye elverişli yapısıyla Türkiye'nin en verimli tarım toprakları arasında gösterilir. Çukurova, Gediz, Büyük Menderes ve Konya ovaları bu topraklara iyi örnektir. Terra rossa toprakları ise sığ ve humus bakımından fakir olup Akdeniz'deki kireçtaşı anayakasından türemiştir; oldukça verimli sayılmaz. Karasal iklimlerde tuzlu-alkali toprak oluşumu görülebilir, bu nedenle E şıkkı da yanlıştır.

  15. 15. Türkiye'de 20. yüzyılın ortasından itibaren tarımda makineleşme sürecinin hız kazanmasıyla birlikte ortaya çıkan en önemli olumsuz sonuç aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Tarımsal ihracatın durma noktasına gelmesi
    • B) Bitkisel üretimde verimin ani ve kalıcı düşüşü
    • C) Nadaslı tarımın tamamen ortadan kalkması
    • D) Kırsal nüfusun kentlere göç ederek hızlı ve plansız kentleşmeye yol açması
    • E) Küçük ölçekli işletmelerin büyük çiftliklere dönüşerek arazi mülkiyetinde tekelleşmesi

    Tarımda‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ makineleşme, özellikle 1950'li yıllarda traktör kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte kırsal iş gücü talebini hızla düşürmüştür. İş bulamayan ya da geçimini sağlayamayan kırsal nüfus kentlere göç etmek zorunda kalmış; bu durum başta İstanbul olmak üzere büyük şehirlerde gecekondulaşma ve plansız kentleşmeyi beraberinde getirmiştir. Bu süreç Türkiye'nin en önemli demografik dönüşümlerinden biri olarak değerlendirilir. Diğer şıklar ya abartılı ya da gerçekleşmemiş sonuçları ifade etmektedir.

  16. 16. Aşağıdaki bölge ve hayvancılık türü eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?

    • A) Doğu Anadolu – Büyükbaş ve küçükbaş karma hayvancılık
    • B) Güneydoğu Anadolu – Küçükbaş hayvancılık
    • C) Ege – Küçükbaş hayvancılık ve ipekböcekçiliği
    • D) Marmara – Besi hayvancılığı ve kanatlı hayvancılık
    • E) Karadeniz – Büyükbaş hayvancılık ve süt sığırcılığı

    İpekböcekçiliği‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ Ege Bölgesi ile değil, Marmara Bölgesi'yle (özellikle Bursa) özdeşleşmiştir. Bursa, Türkiye'nin ipekböcekçiliği ve ipekli dokuma geleneğinin merkezidir. Ege Bölgesi'nde küçükbaş hayvancılık yapılmakla birlikte ipekböcekçiliği bu bölgenin öne çıkan hayvancılık faaliyeti değildir. Diğer eşleştirmelerin tümü genel olarak doğrudur: Doğu Anadolu'da karma hayvancılık, Karadeniz'de büyükbaş-süt sığırcılığı, Marmara'da besi ve kanatlı, Güneydoğu'da küçükbaş ağırlıklıdır.

  17. 17. Türkiye'de son yıllarda seracılık faaliyetlerinin yoğunlaştığı başlıca alan olan "plastik seracılık kuşağı" hangi kıyı kesiminde oluşmuştur ve bu yoğunlaşmayı sağlayan coğrafi faktörün temel özelliği nedir?

    • A) Marmara kıyıları – Büyük pazarlara yakınlık, nakliye maliyetini en aza indirir.
    • B) Güneydoğu kıyıları – Yaz aylarında aşırı sıcaklık, doğal sera etkisi yaratır.
    • C) Ege kıyıları – Rüzgardan korunaklı körfezler, seraların ısı kaybını önler.
    • D) Akdeniz kıyıları – Kışları ılık geçen iklim, enerji maliyetini düşürerek yıl boyu üretim olanağı tanır.
    • E) Karadeniz kıyıları – Bol yağış, ürünlerin sulama ihtiyacını azaltır.

    Türkiye'deki‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seracılığın coğrafi merkezi Akdeniz kıyıları, özellikle Antalya-Mersin hattıdır. Bu bölgede kış aylarında sıcaklıkların nadiren 0°C'nin altına inmesi, seraların ısıtma ihtiyacını büyük ölçüde ortadan kaldırır. Bu durum enerji maliyetlerini düşürür ve özellikle kış aylarında Avrupa pazarlarına yaş sebze-meyve ihraç etme avantajı sağlar. Ege'de de seracılık yapılmakla birlikte asıl yoğunlaşma Akdeniz kıyısındadır. Güneydoğu Anadolu'nun denize kıyısı yoktur.

  18. 18. Türkiye'de yağışa bağlı tarım yapılan alanlar ile sulu tarım yapılan alanlardaki ürün deseni karşılaştırıldığında, aşağıdaki ürünlerden hangisi yalnızca sulu tarım koşullarında ekonomik verimle yetiştirilebilir?

    • A) Arpa
    • B) Pamuk
    • C) Nohut
    • D) Buğday
    • E) Çavdar

    Pamuk,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ vejetasyon döneminde uzun süre yüksek sıcaklık ve bol suya ihtiyaç duyar. Kuraklığa karşı toleransı son derece düşük olduğundan ekonomik verimle üretilebilmesi için sulama zorunludur. Buğday, arpa, nohut ve çavdar ise yağışa bağlı (kuru) tarımla da yetiştirilebilir. Türkiye'de pamuk üretimi; sulama altyapısının geliştiği GAP, Gediz, Büyük Menderes ve Çukurova ovalarında yoğunlaşmaktadır.

  19. 19. Türkiye'de kıyı bölgelerinde yaygın olan seracılık faaliyetlerinin iç kesimlere kıyasla daha yoğun gelişmesinin temel coğrafi nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) İç kesimlerdeki tarım arazilerinin miras yoluyla parçalanmış olması
    • B) Kıyı bölgelerinde kış mevsiminde donun görülmemesi veya çok sınırlı kalması
    • C) Kıyı bölgelerinde tarımsal kredi faizlerinin daha düşük uygulanması
    • D) İç kesimlerdeki toprakların verim açısından seracılığa elverişsiz olması
    • E) Kıyı bölgelerindeki tarım nüfusunun daha genç bir yapıya sahip olması

    Seracılık,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ kış aylarında taze sebze ve meyve üretimine olanak tanıyan bir tarım biçimidir. Kıyı bölgelerinde özellikle Akdeniz ikliminin etkisiyle kış sıcaklıkları ılıman seyreder ve don riski son derece düşüktür. Bu durum, sera içi ısıtma maliyetlerini minimize eder ve kış üretimini ekonomik kılar. Antalya, Mersin ve Muğla kıyıları bu açıdan en elverişli alanlardır. İç kesimlerde ise kışın uzun süreli don ve düşük sıcaklıklar, sera ısıtma maliyetlerini artırarak ekonomik verimliliği düşürür.

  20. 20. Türkiye'de hayvancılık faaliyetlerinde 'ahır hayvancılığı'nın 'mera hayvancılığı'na oranla giderek artmasının en önemli coğrafi-ekonomik sonucu aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Besi hayvanı ithalatının tamamen sona ermesi
    • B) Kırsal nüfusun mutlak olarak artması
    • C) Mera ve çayır alanlarının tarla arazisine dönüştürülmesinin kolaylaşması
    • D) Tarımsal mekanizasyon ihtiyacının ortadan kalkması
    • E) Hayvancılık ürünleri ihracatının azalması

    Mera‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ hayvancılığından ahır hayvancılığına geçiş sürecinde hayvanların otlatma için geniş alanlara ihtiyacı azalmaktadır. Bu dönüşüm, kullanılmayan ya da verimsizleşen mera ve çayır alanlarının farklı amaçlarla (tarla, yerleşim vb.) kullanılmasının önünü açmaktadır. Nitekim Türkiye'de mera alanları 20. yüzyıl boyunca büyük ölçüde daralmış, bu alanlar tarım arazisine veya yapılaşmaya dönüştürülmüştür. Diğer seçenekler bu nedensellik ilişkisini doğrudan yansıtmamaktadır.

  21. 21. Aşağıda Türkiye'nin çeşitli bölgelerine ait tarımsal özellikler verilmiştir. Hangi eşleştirme yanlıştır?

    • A) Güneydoğu Anadolu – GAP sayesinde pamuk ve soya fasulyesi üretiminin gelişmesi
    • B) Ege Bölgesi – Zeytinyağı, üzüm ve tütün üretiminde ön plana çıkması
    • C) Akdeniz Bölgesi – Çeltik ve çay üretiminin ekonomik açıdan belirleyici olması
    • D) İç Anadolu – Buğday ve şeker pancarı üretiminin baskın olması
    • E) Doğu Karadeniz – Çay ve fındık üretiminde ulusal ölçekte lider

    Çeltik‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ (pirinç) üretimi Türkiye'de başta Trakya (Edirne), Bafra ve Çarşamba ovaları ile Gönen ovasında yoğunlaşmaktadır. Çay üretimi ise yalnızca Doğu Karadeniz'de (Rize, Artvin, Trabzon) yapılmaktadır. Akdeniz Bölgesi'nde bu ürünlerin ekonomik açıdan belirleyici olduğunu söylemek yanlıştır. Akdeniz Bölgesi'nde turunçgiller, muz, pamuk ve erken sebzecilik-seracılık öne çıkan tarımsal faaliyetlerdir.

  22. 22. Türkiye'de tarım arazilerinin işletme büyüklüğü açısından parçalı yapıda olması hangi faktörle en doğrudan ilişkilidir?

    • A) Kırsal göçün tarımsal işgücü arzını azaltması
    • B) Tarım arazilerinin büyük bölümünün dağlık alanlarda yer alması
    • C) Toprak yapısının tarım makinelerinin kullanımını engellemesi
    • D) Miras hukuku kaynaklı arazilerin birden fazla mirasçıya bölünmesi
    • E) Tarımsal sulama altyapısının yetersiz gelişmesi

    Türkiye'de‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ tarım işletmelerinin küçük ve parçalı yapıda olmasının en temel nedeni, miras hukukunun arazilerin her nesilde birden fazla mirasçı arasında paylaştırılmasına yol açmasıdır. Bu durum yüzyıllar içinde tarım parsellerinin ekonomik açıdan verimsiz birimlere küçülmesine neden olmuştur. Arazi toplulaştırma projeleri bu sorunu çözmek amacıyla uygulanmakla birlikte süreç hâlâ tamamlanamamıştır. Diğer seçenekler de tarımsal yapıyı etkileyen faktörler olmakla birlikte parçalılığın birincil nedeni değildir.

  23. 23. Türkiye'de yıldan yıla en fazla üretim dalgalanması görülen tarım ürünü grubu hangisidir ve bunun başlıca nedeni nedir?

    • A) Şeker pancarı – Şeker kotalarının üretimi kısıtlaması
    • B) Zeytin – Üretici fiyatlarının düşük seyretmesi
    • C) Tahıllar – Üretimin büyük ölçüde yağış miktarı ve dağılımına bağlı olması
    • D) Çay – İşleme kapasitesinin yetersizliği nedeniyle hasat kayıplarının yaşanması
    • E) Turunçgiller – Dış pazar talebinin her yıl önemli ölçüde değişmesi

    Türkiye'de‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ tahıl üretimi, özellikle buğday ve arpa başta olmak üzere yağışa bağlı (kuru) tarım koşullarında gerçekleştirilmektedir. Bu nedenle yıllık yağış miktarı ve dağılımındaki değişkenlik, tahıl verimini doğrudan ve belirleyici biçimde etkiler. Kurak geçen yıllarda üretim ciddi oranda düşerken yağışlı yıllarda belirgin artışlar yaşanır. Diğer ürün gruplarında da dalgalanmalar görülmekle birlikte, iklim bağımlılığı en yüksek ve üretim alanı en geniş grup olması nedeniyle tahıllar bu açıdan öne çıkmaktadır.

  24. 24. Türkiye hayvancılığında küçükbaş hayvan varlığının büyükbaş hayvan varlığına oranla daha hızlı azalmasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Mera alanlarının azalması ve yem bitkisi üretiminin yetersizliğinin koyun-keçiyi daha çok etkilemesi
    • B) Koyun etine yönelik iç talebin dramatik biçimde düşmesi
    • C) Büyükbaş hayvancılığın devlet sübvansiyonlarından daha fazla yararlanması
    • D) Küçükbaş hayvanlarda genetik verimin düşük kalması
    • E) Büyükbaş hayvanlarda et verimi ve süt üretiminin daha yüksek olması

    Koyun‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ ve keçi gibi küçükbaş hayvanlar, geleneksel olarak mera ve otlak alanlarında yayılarak beslenmektedir. Türkiye'de mera alanlarının tarla, yerleşim ve sanayi alanlarına dönüştürülmesiyle birlikte küçükbaş hayvancılığın otlatma tabanı daralmıştır. Ahır koşullarına uyum sağlamak büyükbaş hayvancılığa kıyasla daha maliyetli olduğundan, üreticiler çoğunlukla büyükbaş yetiştiriciliğine yönelmiştir. Bu yapısal dönüşüm, küçükbaş hayvan varlığının görece daha hızlı erimesine yol açmaktadır.

  25. 25. Türkiye'de tarımsal üretimde bölgeler arası uzmanlaşmanın (tarımsal bölgelenmenin) oluşmasında aşağıdaki faktörlerden hangisinin belirleyici rolü en azdır?

    • A) Tarımsal üretim yapan çiftçilerin etnik ve kültürel kökeni
    • B) Pazar erişimi ve ulaşım altyapısının bölgeden bölgeye değişmesi
    • C) İklim koşullarının bölgeden bölgeye farklılaşması
    • D) Toprak yapısı ve arazi şekillerinin bölgesel farklılıklar göstermesi
    • E) Sulama olanaklarının bölgesel dağılımı

    Tarımsal‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ bölgelenme, yani belirli ürünlerin belirli coğrafi alanlarda yoğunlaşması; iklim, toprak yapısı, su kaynakları ve pazar erişimi gibi coğrafi-ekonomik faktörlerle açıklanır. Çiftçilerin etnik ya da kültürel kökeni, bireysel alışkanlıklar üzerinde küçük bir etki yaratabilse de tarımsal uzmanlaşmanın bölgesel coğrafi belirleyicileri arasında sistematik ve belirleyici bir etken olarak kabul edilmez. Diğer seçeneklerde yer alan faktörler, tarım coğrafyası literatüründe temel bölgelenme dinamikleri olarak yer almaktadır.