Genel Tekrar Testi - 28
Ömrümün _hangi_ (I) hecesine baksam Uzadıkça uzayan _bozkır_ (II) yalnızlığı Ve _duman rengi_ (III) kasabalar ki sen _Okunaksız_ (IV) mektuplar da diyebilirsin Sesini yitirmiş bu _gergin_ (V) coğrafyaya Bu dizelerdeki altı çizili sözlerden hangisi sıfat değildir?
Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
1. Ömrümün _hangi_ (I) hecesine baksam Uzadıkça uzayan _bozkır_ (II) yalnızlığı Ve _duman rengi_ (III) kasabalar ki sen _Okunaksız_ (IV) mektuplar da diyebilirsin Sesini yitirmiş bu _gergin_ (V) coğrafyaya Bu dizelerdeki altı çizili sözlerden hangisi sıfat değildir?
- A) I.
- B) II. ✓
- C) III.
- D) IV.
• I. 'hangi hece': Soru sıfatı. • III. 'duman rengi kasaba': Niteleme sıfatı grubu. • IV. 'okunaksız mektup': Niteleme sıfatı. • V. 'gergin coğrafya': Niteleme sıfatı. • II. 'bozkır yalnızlığı': Belirtisiz isim tamlamasıdır. 'Bozkır' burada isim görevindedir, sıfat değildir.
2. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili zamirin türü ötekilerden farklıdır?
- A) Bu kitapların **çoğunu** okudum.
- B) **Kimleri** çağırdıklarını bilmiyordum. ✓
- C) **Hepsi** de yiğit çocuklardı.
- D) **Biri** bana olanları anlatsın.
Doğru cevap B seçeneğidir. Dil bilgisi kurallarına göre, B seçeneğindeki 'Kimleri' sözcüğü soru zamiridir. Diğerleri belgisiz zamirdir. Bu durum, Türkçe'deki kelime türlerinin işlevlerini ve cümle içindeki anlamsal katkılarını kavramak açısından önemli bir kuraldır.
3. _Yabanıl_ (I) sesler geliyordu derinlerden ve karanlığı _ince_ (II) bir bıçak gibi yırtıyordu. _Şaklayan_ (III) kırbaç gibi... Acı duvarını aşan bu sesler _madenî_ (IV) bir gürültüyle dönüyor. Kör bir kuyuda unutulan Yusuf’um belki. Bu parçada altı çizili sözcüklerden hangisi fiilden türemiş bir sıfattır?
- A) I.
- B) II.
- C) III. ✓
- D) IV.
I, II ve IV numaralı sözcükler isim kökünden türemiş veya basit yapılıdır. Ancak III numaralı 'Şaklayan' sözcüğü, 'Şakla-' fiil gövdesinden sıfat-fiil eki (-an) alarak türemiştir.
4. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük, sözcük türü bakımından ötekilerden farklıdır?
- A) Salonumuzda _başka_ sanatçılar da var.
- B) _Birçok_ tiyatrocu dizilerde oynamaya başladı.
- C) Önümüzdeki yıl _birkaç_ oyunu birden oynayacağız.
- D) _Bazılarının_ dekorlarını ve kostümlerini hazırladık. ✓
A, B ve C seçeneklerindeki '_başka_', '_birçok_' ve '_birkaç_' sözcükleri isimleri niteledikleri/belirttikleri için 'Sıfat' görevindedir. D seçeneğindeki '_bazılarının_' sözcüğü ise çekim eki alarak ismin yerini tuttuğu için 'Zamir' (Belgisiz Zamir) görevindedir.
5. Onun şiirlerinde hepimizin bildiği sözcükler hiçbirimizin bilmediği sözcüklere dönüşür. Çünkü usta şairin şiirlerinde sözcükler, _sözlüğün tutsaklığından kurtulmuş_ olarak çıkar okurun karşısına. Bu parçadaki altı çizili sözle, sözcüklere yönelik olarak anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Çağrışımlara açık biçimde kullanılmamak
- B) Okura duygusal yoğunluk yaşatmak
- C) Günlük konuşma diline yaklaşmak
- D) Bilinen anlamlarının dışında anlamlar yüklenmek ✓
'Sözlüğün tutsaklığından kurtulmak', sözcüklerin alışılmış (sözlükteki) anlamlarından sıyrılıp, yeni ve farklı, **bilinenin dışındaki anlamlarda** kullanılmasıdır.
6. Çekim eki alan bir niteleme sıfatı adlaşır. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük, bu kurala örnek gösterilebilir?
- A) Bu _soruyu_ sorduğunda meseleyi anlamıştım.
- B) İnsanların _çoğu_ yokluk içindeydi.
- C) Yerinde _yavaşça_ doğrulup elini uzattı.
- D) Bana _korkaklara_ güven olmayacağını söylemişti. ✓
_'Korkak'_ sıfatı çokluk ve yönelme eki alarak _'korkaklara'_ (korkak insanlara) şeklinde _adlaşmıştır_.
7. Bu parçada 'düşünceyi geliştirme yolu' olarak hangisi kullanılmıştır? 'Okumak, insanın ufkunu genişletir. Tıpkı bir denizci gibi, kitaplar sayesinde farklı limanları keşfeder, yeni kültürlerle tanışırız.'
- A) Tanımlama
- B) Benzetme ✓
- C) Örnekleme
- D) Karşılaştırma
Doğru cevap B seçeneğidir. Metnin anlam bütünlüğü ve iletisi göz önüne alındığında, 'Tıpkı bir denizci gibi' ifadesi benzetme (teşbih) yapıldığını gösterir. Bu doğrultuda paragrafta veya cümlede vurgulanan temel düşünceyi doğrudan yansıtan seçenek doğru cevaptır.
8. Çocuk iyi yedirilmek, giydirilmek, okula gönderilmekle geleceğin mutlu bir yetişkini olamaz. Dünyaya geldiği andan itibaren her geçen günün, yılın ona verdiği niteliklerin etkisinde büyür. Çeşitli olayların küçük ruhunda yarattığı tepkiler, benliğini örer. Çocuğun ruhsal hayatı, ruh sağlığı, ana-babanın, yakınlarının, öğretmenlerinin ve toplumun etkisiyle iyi veya kötü olarak değişir. Ana-baba çocuk eğitimini iyi bilirse çocuğunu bütün olay ve etkenlere karşı korur, hazırlar. Bu paragraftan aşağıdaki yargılardan hangisi çıkarılamaz?
- A) Çocuğun ihtiyaçlarını sadece fiziksel alanla sınırlamak büyük hata olur.
- B) Çocuk her an bir değişimin içinde gelişimini devam ettirir.
- C) Kişiliği oluşturan temel etken, çocuğun çevresinde kurulan dünyadır.
- D) Çocuğun kişiliğini doğuştan getirdiği genetik özellikler belirler. ✓
Parçada çocuğun ruh sağlığı ve kişiliğinin çevresel faktörler (aile, toplum) tarafından belirlendiği vurgulanmıştır. Genetik özelliklerin belirleyici olduğuna dair bir çıkarım yapılamaz. Cevap Anahtarı: D
9. Türk edebiyatında büyük bir duraklamadan, hatta çöküşten söz ediliyor. Bu durum yalnız edebiyat için olsaydı belki hazmedilebilirdi. Ama sinema, tiyatro ve diğer kültür alanlarında da toplum kendi değerlerini üretemiyor; taklitten öteye gidemiyor. Bizi bir arada tutan kültürel duvarlar çatırdıyor, yabancılaşma her boyutta kendini gösteriyor. Şimdi herkes, tüm bu olumsuzlukları görmezden gelerek popüler kültürün sığ gündemlerine veya sanal dünyanın yapay kahramanlarına övgüler düzüyor. Arka planda ise aile bağları giderek zayıflıyor, sevgi ve hoşgörünün yerini bireysel hırslar alıyor. Maddi zenginlik arzusu, bizi biz yapan manevi değerleri hızla tüketiyor. Maalesef en acısı, çoğunluğun bu kültürel erozyonu doğal kabul edip başını kuma gömmesidir. Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
- A) Sanat ve kültür alanlarında özgün üretimlerin yapılamadığına
- B) Toplumsal sorunların çözümünde popüler kültürden faydalanıldığına ✓
- C) Bireysel hırsların ve maddi beklentilerin manevi değerlere zarar verdiğine
- D) Toplumun büyük bir kesiminin yaşanan kültürel yozlaşmaya duyarsız kaldığına
Parçada sanat alanındaki taklitçiliğe, manevi değerlerin yok oluşuna ve toplumun bu yozlaşmaya duyarsız kalıp (başını kuma gömüp) görmezden geldiğine değinilmiştir. Ancak popüler kültürün sorunların çözümünde fayda sağladığına değinilmemiştir; yazar tam aksine, popüler kültürün gerçek sorunları görmezden gelmek ve onlardan kaçmak için bir araç olarak kullanıldığını eleştirmektedir.
10. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili bölüm, yüklem olarak **yanlış** gösterilmiştir?
- A) En sevdiğim mevsim _sonbahardır_.
- B) Bahçedeki çiçekleri her sabah _sular_.
- C) Dün akşam seni arayan _bendim_. ✓
- D) Masanın üzerindeki kitapları _topladı_.
C seçeneğindeki yüklem 'seni arayan bendim' ifadesinin tamamıdır (Sıfat tamlaması ek eylem almıştır). Sadece '_bendim_' sözcüğünün işaretlenmesi yanlıştır. Diğer seçeneklerdeki işaretlemeler doğrudur.
11. Sanatçının amacının ne olduğuyla ilgili _kör dövüşüne_dönen tartışmaları bırakalım artık. Bu cümledeki altı çizili söz aşağıdakilerden hangisini belirtmek için söylenmiştir?
- A) Tartışmaların oldukça niteliksiz olduğu
- B) Tartışmanın sonuç alınamaz, birbirinden habersiz bir duruma geldiğini ✓
- C) Tartışmayla doğru bir sonuca varmanın mümkün olmadığını
- D) Bilgisiz insanların tartışmalarının sanat açısından pek faydalı olmayacağını
“Kör dövüşü” deyimi, kimseyle anlaşılmadan, herkesin kendi bildiğini okuduğu, plansız, programsız ve sonuç getirmeyen karmaşık tartışmaları/işleri ifade etmek için kullanılır.
12. Kitap okumak, sadece boş zamanları doldurmak için yapılan bir eylem değildir. O, farklı dünyaların kapılarını aralayan, insanı hiç tanımadığı karakterlerle tanıştıran, empati yeteneğini geliştiren sihirli bir yolculuktur. Her sayfa, yeni bir maceranın habercisidir ve bu macera, okurun hayal gücünü besler, kelime dağarcığını zenginleştirir. Bu yüzden kitaplar, en sadık dostlarımızdır. Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Kitapların boş zamanları değerlendirmek için iyi bir araç olduğu
- B) Kitap okumanın çok yönlü bir gelişim sağlayan değerli bir etkinlik olduğu ✓
- C) Her kitabın farklı bir macera sunduğu
- D) Empati yeteneğini geliştirmenin tek yolunun kitap okumak olduğu
Parçada kitap okumanın sadece bir hobi olmadığı; hayal gücünü, kelime dağarcığını ve empatiyi geliştirdiği vurgulanarak çok yönlü faydaları üzerinde durulmuştur. Bu, parçanın ana fikridir.
13. Eleştiri, bir eseri veya sanatçıyı yerden yere vurmak değildir. Aksine, bir eserin güçlü ve zayıf yönlerini objektif bir şekilde ortaya koyarak hem sanatçıya yol göstermek hem de okura rehberlik etmektir. İyi bir eleştirmen, esere ön yargıyla yaklaşmaz. Sanatçının dünyasına girmeye çalışır, onun neyi amaçladığını anlar ve eserini bu amaca ulaşıp ulaşamadığı yönüyle değerlendirir. Bu parçada iyi bir eleştirmenle ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
- A) Tarafsız olması gerektiğine
- B) Sanatçıya yol gösterici olduğuna
- C) Eseri anlamaya çalışması gerektiğine
- D) Çok sayıda eser okuması gerektiğine ✓
Parçada eleştirmenin objektif (tarafsız) olması, sanatçıya yol göstermesi ve eseri anlamaya çalışması gerektiği belirtilmiştir. Ancak çok sayıda eser okuması gerektiğine dair bir bilgi verilmemiştir.
14. İnternet, bilgiye ulaşmayı inanılmaz derecede kolaylaştırdı. Eskiden bir araştırma için kütüphanelerde saatler harcamak gerekirken şimdi saniyeler içinde binlerce kaynağa ulaşabiliyoruz. Ancak bu kolaylık, bilginin doğruluğunu sorgulama alışkanlığımızı da köreltiyor. Kütüphanedeki kitap, editör denetiminden geçmiş, güvenilir bir kaynaktır. İnternetteki bilgi ise çoğunlukla denetimsizdir. Bu parçada başvurulan düşünceyi geliştirme yolu hangisidir?
- A) Tanımlama
- B) Örnekleme
- C) Karşılaştırma ✓
- D) Benzetme
Cümlede Anlam (Karşılaştırma) Analizi: • Birden fazla kavram veya durum arasındaki derecelendirme ve üstünlük ilişkisini kuran sözcüklere karşılaştırma edatı/zarfı denir. • 'Okulun en çalışkan öğrencisiydi.' cümlesinde yer alan 'en' üstünlük zarfı, söz konusu öğrenciyi okuldaki diğer tüm öğrencilerle çalışkanlık bakımından karşılaştırmaktadır. 💡 Doğru Cevap: Okulun en çalışkan öğrencisiydi seçeneğidir.
15. Empati, bir başkasının duygularını, içinde bulunduğu durumu ve olaylara onun bakış açısıyla bakarak anlamaktır. Kısacası, kendini bir anlığına başkasının yerine koyabilme becerisidir. Bu beceri, sosyal ilişkilerin temelini oluşturur ve insanlar arasındaki anlayışı artırır. Bu parçada hangi düşünceyi geliştirme yoluna başvurulmuştur?
- A) Örnekleme
- B) Tanımlama ✓
- C) Tanık gösterme
- D) Benzetme
Paragraf, 'Empati nedir?' sorusuna cevap vererek başlamaktadır. Bir kavramın ne olduğunun açıklandığı bu yöntem tanımlamadır.
16. Tarihî romanlar, geçmişi sadece kuru bir bilgi yığını olarak sunmaz. Okuru o dönemin atmosferine sokar, sokaklarında gezdirir, insanlarıyla tanıştırır. Bir tarih kitabında okuduğunuz bir savaşın soğuk verileri yerine, o savaşı yaşayan bir askerin korkularını, umutlarını hissetmenizi sağlar. Böylece tarih, sıkıcı bir ders olmaktan çıkıp canlı bir deneyime dönüşür. Bu parçadan tarihî romanlarla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
- A) Geçmişi okurun zihninde canlandırdığı
- B) Tarih öğrenimini daha keyifli hale getirdiği
- C) Olayları duygusal bir derinlikle aktardığı
- D) Her zaman tarihsel gerçeklere tamamen sadık kaldığı ✓
Parçada tarihî romanların geçmişi canlandırdığı, keyifli hale getirdiği ve duygusal derinlik kattığı belirtilmiştir. Ancak bu romanların kurgusal öğeler de içerebileceği, her zaman gerçeklere tamamen sadık kalmak zorunda olmadığı sonucu çıkarılamaz.
17. Gül, bülbül, aşk... Divan şiiri denince akla ilk gelen bu kelimeler, aslında bu büyük geleneğin sadece küçük bir parçasıdır. Bu şiir, aynı zamanda derin bir felsefeyi, tasavvufu, tarihi ve sosyal eleştiriyi de içinde barındırır. Onu sadece birkaç kelimeye hapsetmek, _okyanusu bir bardağa sığdırmaya çalışmak_ gibidir. Bu parçadaki altı çizili sözle anlatılmak istenen nedir? ('okyanusu bir bardağa sığdırmaya çalışmak')
- A) İmkânsız bir işe kalkışmak
- B) Çok zengin ve derin bir konuyu basite indirgemek ✓
- C) Gereksiz detaylarla uğraşmak
- D) Bir konuyu olduğundan daha büyük göstermek
Okyanusun zenginliği ve bardağın küçüklüğü benzetmesiyle, çok derin ve kapsamlı olan Divan şiirini sadece birkaç kelimeyle açıklamanın ne kadar yetersiz ve sığ bir yaklaşım olduğu anlatılmak istenmiştir.
18. '_Gelecek_ yıl daha güzel geçecek.' cümlesindeki altı çizili sözcükle aynı türde bir fiilimsi aşağıdakilerin hangisinde vardır?
- A) Birazdan yanımıza gelecek.
- B) Gelecekten çok umutluyum.
- C) Görülecek ne kadar çok yer var! ✓
- D) Bu kış yakacak sıkıntısı çekmeyiz.
Soru kökündeki 'gelecek yıl' tamlamasında '-ecek' eki, eylemi sıfata dönüştürmüştür (Sıfat-fiil). C seçeneğindeki 'görülecek yer' tamlaması da aynı şekilde sıfat-fiildir. Ancak diğer seçeneklerdeki durum farklıdır: A seçeneğinde 'gelecek' sözcüğü gelecek zaman kipiyle çekimlenmiş bir fiildir (çekimli fiil). B seçeneğindeki 'gelecek' (zaman dilimi) ve D seçeneğindeki 'yakacak' (odun/kömür) sözcükleri ise fiilimsi özelliğini tamamen yitirerek bir varlığa veya kavrama ad olmuşlardır (kalıcı isim).
19. 'Yaptığı hatayı _anlar anlamaz_ özür diledi.' cümlesindeki altı çizili ikileme hangi türdedir? ('anlar anlamaz')
- A) Sıfat-fiil
- B) İsim-fiil
- C) Zarf-fiil ✓
- D) Çekimli fiil
'-r ... -maz' kalıbı, bir zarf-fiil ikilemesidir ve cümleye 'hemen, anında, tezlik' anlamı katar. 'Ne zaman özür diledi?' sorusuna cevap verir.
20. Aşağıdaki altı çizili sözcüklerden hangisi fiilimsi değildir?
- A) _Kazma_ kürek sesleri geliyordu. ✓
- B) Ağacın _kurumuş_ dallarını kesti.
- C) Uçurtma _uçurmayı_ çok severdi.
- D) _Gülüşü_ içimi ısıttı.
'Kazma' sözcüğü, '-ma' isim-fiil ekini almış olsa da artık bir aletin kalıcı adı olduğu için fiilimsi özelliğini yitirmiş, kalıcı isim olmuştur. Diğer seçeneklerdeki sözcükler fiilimsidir.
21. Aşağıdaki altı çizili fiillerden hangisi 'karşılıklı yapma' anlamı taşır?
- A) Çocuklar bahçede oradan oraya _koşuşuyordu_.
- B) İki takım da kıyasıya _dövüştü_. ✓
- C) Kuşlar gökyüzünde _uçuşuyordu_.
- D) Herkes bir anda otobüse _doluştu_.
İşteş çatılı fiiller eylemin yapılışına göre 'karşılıklı' veya 'birlikte' yapma anlamı taşır. 'dövüştü' fiili, birden fazla öznenin eylemi birbirine karşı yaptığı, yani 'karşılıklı' yaptığı bir eylemdir. Diğerleri 'birlikte yapma' anlamı taşır.
22. Aşağıdaki cümlelerde geçen altı çizili sözcüklerden hangisinin yazımı doğrudur?
- A) Aldığı hediye onu çok _mutluetti_.
- B) Bu kadar _alaycı_ konuşmamalısın. ✓
- C) Sınavda _yanlız_ bir soruyu boş bıraktı.
- D) Herkez bu konuda hemfikirdi.
'Alaycı' kelimesinin yazımı doğrudur. A'da 'mutlu etti' ayrı, C'de 'yalnız' (yalından gelir), D'de ise 'herkes' (s ile) şeklinde yazılmalıydı.
23. Hayat, bisiklete binmek gibidir. Dengenizi korumak için sürekli hareket etmek zorundasınız. Durduğunuz an, düşme tehlikesiyle karşı karşıya kalırsınız. Bu yüzden hedefler belirlemeli ve o hedeflere doğru pedal çevirmeye devam etmelisiniz. Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Bisiklete binmenin zorlukları
- B) Hayatta dengede kalmak için sürekli çaba göstermek gerektiği ✓
- C) Hedef belirlemenin önemi
- D) Düşmekten korkmamak gerektiği
Parçada hayat, bisiklete binmeye benzetilerek, tıpkı bisikletteki gibi hayatta da dengede kalabilmek ve ilerleyebilmek için sürekli bir hareket ve çaba içinde olmak gerektiği vurgulanmaktadır. Bu, parçanın ana fikridir.
24. 'O kadar çok yürüdük ki _ayaklarıma kara sular indi_.' cümlesindeki altı çizili deyimin anlamı nedir?
- A) Çok korkmak
- B) Çok yorulmak ✓
- C) Çok üzülmek
- D) Çok heyecanlanmak
'Ayaklarına kara sular inmek' deyimi, aşırı derecede yürümekten veya ayakta kalmaktan dolayı çok yorulmak anlamına gelir.
25. Bu projede en ince ayrıntısına kadar düşünüldüğü için hata payı _yok denecek kadar az_dı. Bu cümlede altı çizili sözün anlamı nedir?
- A) Hiç hata olmadığı
- B) Hata ihtimalinin çok düşük olduğu ✓
- C) Hataların göz ardı edildiği
- D) Projenin hatasız olduğu
'Yok denecek kadar az' ifadesi, bir şeyin miktarının veya ihtimalinin neredeyse sıfır olduğunu, ama yine de çok küçük bir olasılığının bulunduğunu belirtir. Tamamen 'yok' demek değildir.