menu
MemurOl
Türkçe Testleri

Genel Tekrar Testi - 84

Soru 1 / 25

Bu dergide, şiire yeni başlayan şair adaylarının şiirlerini görüyoruz. Bunlarda, şiirde olması gereken kapalı anlatımı bulamıyoruz. Okuduğumuz her şiirde, şiir kalesinin kapılarının ardına kadar açık olduğunu hemen fark ediyoruz. Bu parçada “şiir kalesinin kapılarının ardına kadar açık olması” sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
  1. 1. Bu dergide, şiire yeni başlayan şair adaylarının şiirlerini görüyoruz. Bunlarda, şiirde olması gereken kapalı anlatımı bulamıyoruz. Okuduğumuz her şiirde, şiir kalesinin kapılarının ardına kadar açık olduğunu hemen fark ediyoruz. Bu parçada “şiir kalesinin kapılarının ardına kadar açık olması” sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Kolayca anlaşılan şiirler yazmak
    • B) Okuyucuyu derinden etkilemek
    • C) Şiirlerinde kendi yaşamına yer vermek
    • D) Kısa yoldan üne kavuşmayı istemek
    • E) Geniş kitlelere seslenmek

    Parçada,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ şiire yeni başlayanların eserlerinde şiirde olması gereken kapalılığın (örtük anlamın) bulunmadığı söylenmiş ve bu durum 'şiir kalesinin kapılarının ardına kadar açık olması' sözüyle benzetme yapılarak açıklanmıştır. Bu söz, herkesin ilk okuyuşta kolayca anlayabileceği, derinliği olmayan, apaçık şiirler yazıldığını ifade etmektedir. Doğru cevap A seçeneğidir.

  2. 2. Kültür ve _toplumbilimi_ (I) açısından Türk medeniyetinin _güngörmüş_ (II) sanatçılarından olan Cemil Meriç, henüz otuz sekiz yaşında iken gözlerini _kaybetmiş_ (III) olmasına rağmen kitap sevdasından _hiçbir_ (IV) zaman vazgeçmemiş, _pek çok_ (V) yazısında da kitaplar benim en güvenli limanımdı diyerek kitaplara olan sevgisini dile getirmiştir. Bu parçada numaralanmış ifadelerden hangisinin yazımı _yanlıştır_?

    • A) I
    • B) II
    • C) III
    • D) IV
    • E) V

    II‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ numaralı 'güngörmüş' sözcüğü anlam kaymasına uğramış ve kalıplaşmış bir birleşik kelime olduğu için bitişik yazılmalıdır. Cümlede ayrı yazılarak yazım yanlışı yapılmıştır. Diğer tüm sözcüklerin yazımı doğrudur (toplumbilimi bitişiktir, hiçbir bitişiktir, pek çok ayrıdır). Dolayısıyla doğru cevap B seçeneğidir.

  3. 3. Etken fiiller “-l” ve “-n-” ekleriyle edilgen yapılır. Aşağıdaki etken fiillerden hangisi bu şekilde edilgen yapılamaz?

    • A) kırmak
    • B) solmak
    • C) açmak
    • D) gülmek
    • E) içmek

    'solmak'‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ eylemi edilgen çatı eki alarak 'solunmak' haline getirilemez (doğa olayı bildiren geçişsiz fiiller edilgenleştirilemez). 'açmak-açılmak', 'gülmek-gülünmek', 'kırmak-kırılmak', 'içmek-içilmek' şeklinde edilgen yapılabilir.

  4. 4. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ilgi adılı kullanılmıştır?

    • A) Ayaktakiler sağa sola sallanıyor, düşmemek için gayret sarf ediyordu.
    • B) İstanbul’un trafiğini buranınkinden daha düzenli buluyorum.
    • C) Edebiyatımızdaki önemli öykücülerden biri de Bahaeddin Özkişi’dir.
    • D) Dün gelen ekip çok çalışkandı, bugünküler işi savsaklıyor.
    • E) Tarih dersindeki performansını diğer derslere de yansıtman gerekiyor.

    B‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde “buranınkinden” sözcüğündeki “-ki” ilgi zamiridir ve “buranın trafiğinden” anlamını karşılar. Diğer seçeneklerdeki “-ki”ler aynı görevde değildir. Doğru cevap B seçeneğidir.

  5. 5. Aşağıdaki atasözlerinin hangisinde “bir işin gerçekleşmesinin birtakım koşullara bağlı olması” anlamı vardır?

    • A) Harman yel ile, düğün el ile.
    • B) Ne doğrarsan aşına, o çıkar kaşığına.
    • C) Görünen köy kılavuz istemez.
    • D) Her horoz kendi çöplüğünde öter.
    • E) İki el bir baş içindir.

    E‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğindeki 'Harman yel ile, düğün el ile' atasözü, harman savurmanın rüzgâra (yel), düğün yapmanın ise eşe dosta (el) bağlı olduğunu anlatır. Buradan hareketle, büyük işlerin ancak kendisi için gerekli olan şartlar veya destekler sağlandığında gerçekleşebileceği (birtakım koşullara bağlı olduğu) anlamı çıkarılır. Doğru cevap A seçeneğidir.

  6. 6. 1985 yılında İstanbul’da doğan Canan Dağdeviren, ABD’de yer alan Harvard Üniversitesinin Genç Akademi üyeliğine seçilen ilk Türk’tür. İcatlarıyla ABD’nin en saygın dergilerinden Forbes ’un 30 Yaş Altı Bilim İnsanı listesine girmeyi başaran Dağdeviren’in hikâyesi Kocaeli’de başlıyor. İlk ve orta öğrenimini Kocaeli’de tamamlayan Dağdeviren, babasının kendisine hediye ettiği kimyager ve fizikçi Marie Curie hakkındaki bir kitabı okuduktan sonra fizikçi olmaya karar vermiş. Annesi hariç etrafındaki hiç kimse bir kadının fizikçi olabileceğine inanmasa da o seçtiği yoldan yürümeye devam etmiş. Şarj olabilen kalp pili ve deri kanserini on saniye içinde tespit edebilen medikal icatlarla tanınan Dr. Canan Dağdeviren, bugünlerde ekibiyle elektronik iç giysileri üzerinde çalışıyor. Meme kanserinden ölen teyzesi anısına erken teşhis için kolları sıvayan genç bilim insanı, bu icatla uzun süreli veri toplayarak kişisel tedaviyi mümkün kılmayı hedefliyor. Bu parçada söz edilen Canan Dağdeviren ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

    • A) Adını yurt dışında duyuran ilk Türk bilim insanı olduğu
    • B) Babasının isteğiyle fizik mühendisliğini seçtiği
    • C) Annesinin desteği sayesinde dünyaya adını duyurduğu
    • D) Fizikçi olduğu hâlde tıp dünyasını etkileyen medikal çalışmalar yaptığı
    • E) İcatlarıyla yakınlarının sağlık durumlarını iyileştirdiği

    Dr.‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ Canan Dağdeviren aslen bir fizikçi olmasına rağmen, geliştirdiği 'şarj olabilen kalp pili' ve 'deri kanserini tespit eden cihaz' gibi doğrudan tıp alanına hizmet eden son derece önemli biyomedikal icatlara imza atmıştır. Bu durum D seçeneğinde verilen 'Fizikçi olduğu hâlde tıp dünyasını etkileyen medikal çalışmalar yaptığı' yargısını doğrulamaktadır. Doğru cevap D seçeneğidir.

  7. 7. Zonguldak’ın Devrek ilçesinde el emeğiyle üretilip dünya genelinde birçok ülkeye ihraç edilen bastonlar, ülkemizin kültürel tanıtımında çok özel bir konuma sahiptir. Ata mesleğini yarım asırdır yaşatan Turan Usta, 'Bastonlarımız ilk üretildikleri dönemde sadece yürüme güçlüğü çekenlerin yükünü hafifleten pratik birer araçtı. Yine mukavemeti yüksek, esnek kızılcık ağacından yapılıyordu çünkü bu ağacın ömrü asırlıktır. Bugün ise bastonları estetik nakışlar, zarif hayvan figürleri ve işlemelerle bezeyerek sanatsal birer objeye dönüştürüyoruz. İnsanlardaki zarafet ve güzellik algısına hitap ediyoruz. Nitekim yabancı devlet başkanlarından koleksiyonerlere kadar pek çok kişi bu el emeği ürünleri tercih ediyor.' diyor. Gerçekten de hammaddesinden cilasına kadar bu denli özenilen Devrek bastonu ----. Bu parçanın sonuna aşağıdakilerden hangisi getirilirse 'Devrek bastonunun zanaat ile sanatın birleştirildiği bir obje hâline geldiği' sonucuna ulaşılır?

    • A) hem sürdürülmesi gereken bir el sanatı hem de turistik eşya olma özelliği taşıyor
    • B) gerek ham maddesinin seçimi gerekse onun işlenişi açısından çok büyük titizlik gerektiriyor
    • C) hem insanların ihtiyacını karşılıyor hem de onlar tarafından estetik bir aksesuar olarak kullanılıyor
    • D) çırağı olmayan ustalarca el emeği, göz nuru ile üretilmeye ve hayatımızda yer almaya devam ediyor
    • E) 20 metrekarelik küçücük dükkânlarda hem sevdiği bir işi yapan hem de işine duyduğu saygının gereği olan titizliği gösteren ustalarca öğretiliyor

    Parçada‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ bastonun geçmişte sadece fiziksel ihtiyacı (yürüme güçlüğü) karşılayan bir zanaat ürünü olduğu, günümüzde ise estetik işlemelerle insanların güzellik duygusuna hitap eden bir sanat objesine dönüştüğü anlatılmıştır. C seçeneğindeki 'hem insanların ihtiyacını karşılıyor (zanaat/pratik fayda) hem de estetik aksesuar olarak kullanılıyor (sanat/estetik zevk)' ifadesi, bu iki yönün birleşimini göstererek zanaat ile sanatın birleştiği sonucunu doğrudan doğrular. Doğru cevap C seçeneğidir.

  8. 8. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ek eylem diğerlerinden farklı bir görevde kullanılmıştır?

    • A) Hayatta en önemli şey onurlu bir şekilde yaşamaktır.
    • B) Ak akçe kara gün içindir.
    • C) Sözün bittiği yer tam da burasıdır.
    • D) Bakarsan bağ olur, bakmazsan dağ.
    • E) Ne gelen vardı ne giden.

    D‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde “bakarsan, bakmazsan” fiilleri ek eylemin şart çekimiyle kurulmuştur. Diğer seçeneklerde ek eylem isim soylu sözcükleri yüklem yapma görevindedir. Doğru cevap D seçeneğidir.

  9. 9. Ben, yapıtlarımın hiçbirini kurgulamadım. Tamamıyla kendiliğinden biçimlendi her eserim. Çünkü dil, biz yazarların dilediği şekli verebileceği bir varlık _değildir_. Dilin kendine has bir gücü vardır ve pek puşeyi kendisi beraberinde getirir. Kendiliğinden, üstelik beni de şaşırtarak ilerler eser. Dolayısıyla bir sanatçının, eserin asıl yaratıcısı olduğu iddiasına sadece güler geçerim. Böyle düşünen biri aşağıdakilerin hangisini söylerse kendisiyle çelişmiş olur?

    • A) Romandaki kişilerin bazen bana rağmen konuşmalarına engel olamıyorum.
    • B) Yeni bir eser yazmadan önce kapsamlı bir tasarlama yapar ve buna göre eserimi oluştururum.
    • C) Düşündüklerimle yazdıklarım arasındaki farklılık eserin beni de aşan yönünü ortaya koyuyor.
    • D) Yapılan bir planın, eserin oluşmasında hiçbir etkisinin bulunmadığını düşünüyorum.
    • E) Roman kahramanının, böyle tepkisel bir kişiliğe sahip olacağını doğrusu ben de beklemiyordum.

    Konuşmacı,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ eserlerini hiçbir zaman önceden kurgulamadığını, eserin dilin gücüyle kendiliğinden geliştiğini ve sanatçının eserin tek yaratıcısı olmadığını savunmaktadır. Bu kişinin 'eser yazmadan önce plan/tasarım yaptığı' yönündeki bir açıklaması, benimsediği bu kendiliğindenlik ilkesiyle doğrudan çelişir. Doğru cevap B seçeneğidir.

  10. 10. Kütüphane, kapılarını açınca dışarıdaki kalabalığın gürültüsü kesildi. İçeriye göz gezdirdim. On kişi ya var ya yoktu. Küçük kapağından ışık sızarak yanan döküm sobanın etrafının iyice ısınacağını biliyor, bekliyordum. Masada harıl harıl ders çalışanlar vardı. Bir süre onlara daldım. Ara sıra masayı toplayıp başımı kaldırarak dışarıyı seyrettim. Bu parçada aşağıdakilerden hangisinin _örneği yoktur_?

    • A) Anlamca kaynaşmış birleşik fiil
    • B) Ek fiil
    • C) Yardımcı fiille kurulmuş birleşik fiil
    • D) Üç farklı türde fiilimsi
    • E) Geçişli fiil

    Parçada‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ 'açınca' (zarf-fiil), 'yanan' (sıfat-fiil), 'ısınacağını' (sıfat-fiil), 'çalışanlar' (adlaşmış sıfat-fiil), 'toplayıp' (zarf-fiil), 'kaldırarak' (zarf-fiil) fiilimsileri vardır. Metinde isim-fiil (ad-eylem) örneği yer almadığı için 'üç farklı türde fiilimsi' bulunmamaktadır. 'göz gezdirdim' anlamca kaynaşmış birleşik fiil; 'seyrettim' yardımcı fiille kurulmuş birleşik fiil; 'yoktu' ve 'vardı' ek fiildir; 'bekliyordum' ise geçişli fiildir. Doğru cevap D seçeneğidir.

  11. 11. İletişim sürecinde gönderilen ileti, iletişim kanalının mesajı sağlıklı bir şekilde aktarıp aktarmadığını sınamak amacıyla tasarlanmışsa dil, ---- kullanılmıştır.

    • A) şiirsel işlevde
    • B) göndergesel işlevde
    • C) kanalı kontrol işlevinde
    • D) heyecana bağlı işlevde
    • E) alıcıyı harekete geçirme işlevinde

    İletişimin‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ sağlıklı devam edip etmediğini kontrol etmek, kanalı sınamak ve iletişimin sürdürülebilirliğini denetlemek amacıyla kurulan ifadelerde dil 'kanalı kontrol işlevinde' kullanılmış olur. Doğru cevap C seçeneğidir.

  12. 12. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde birden fazla deyim kullanılmıştır?

    • A) Onun hepimize tepeden bakması, ondan uzaklaşmamıza neden oluyordu.
    • B) Kaza yaptığı arabayı, kimsenin ruhu bile duymadan tamir ettirdi.
    • C) Onu seçmekle yanlış yaptığımızı, bu işi eline yüzüne bulaştırınca anladık.
    • D) Yapılan teklifi önemsemeyince ayağına gelen kısmeti tepmiş oldu.
    • E) Köşeye sıkıştığımız bu günde, yaptığı yardımla kara gün dostu olduğunu gösterdi.

    B‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde 'köşeye sıkışmak' (zor duruma düşmek) ve 'kara gün dostu' (sıkıntılı zamanlarda yardım eden güvenilir dost) olmak üzere iki farklı deyim bir arada kullanılmıştır. Diğer seçeneklerde ise sadece birer deyim ('eline yüzüne bulaştırmak', 'kısmeti tepmek', 'ruhu duymamak', 'tepeden bakmak') yer almaktadır. Doğru cevap E seçeneğidir.

  13. 13. Seyirci: (I) - - - Konuk: – Dünyada insanlık 6 tane sanat dalı üzerine karar kılmış, UNESCO da bunu kabul etmiş. Bunlar; resim, tiyatro, müzik, edebiyat, mimarlık, dans. Geçmişten beri bunlara sanat deniyor. Fakat bunlar beceriye dayalı birer üründür. Mesela, bir tiyatro oyunu üstünkörü oynanıyorsa sanat mı yapılmış oluyor? Eğer 6 tane sanat dalı var derseniz diğer sanat dallarını yokmuş gibi görürsünüz. UNESCO 6 sanat dalına; sinemayı, fotoğrafçılığı ve sporu da ekledi. Yakında yemek pişirmeyi de ekleyebilir. Sanat, işini özenle yapabilme yeteneğidir aslında. Seyirci: (II) - - - Konuk: – Bir kere tiyatro salonu az, sinema salonu daha çok ve daha çok sinema filmi var. Tiyatroya gitmek için biraz daha zahmet çekmeniz lazım. Sinemaya gitmek kolay. İkisinde de oyuncu, mekân ve senaryo var. Peki, biz neden tiyatroyu değil de sinemayı tercih ediyoruz? Çünkü kolayımıza geliyor. Aslında bu konuda bireyler, kendilerini geliştirmek ve düşünmeyi ideal hedef olarak görmek istediği zaman doğru karşılaştırma yapabiliriz. Bu diyalogda boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangileri getirilmelidir?

    • A) (I) Sanatın dallara ayrılmasında tutturulan ölçütler hangileridir? (II) Tiyatro oyuncularının sinema filmlerinde daha üstün bir performans gösterdiği fikrine katılıyor musunuz?
    • B) (I) Sanatı genel olarak hangi ana dallara ayırarak incelemek doğru olacaktır? (II) Sinema ile tiyatro, birbirini etkileyen bir özellik taşımakta mıdır?
    • C) (I) Edebiyatın, sanat dalları arasında gösterilmesi onun kapsam ve amacını sınırlandırmakta mıdır? (II) Sinema sektörünün tiyatro sektörüyle iletişimi ve ilişkisi hakkında neler söyleyebilirsiniz?
    • D) (I) Sanat sadece resim yapmak veya bir şeyler çalmak mıdır, yoksa sanat her şey olabilir mi? (II) Tiyatronun, sinemanın gerisinde kalmasıyla ilgili neler düşünüyorsunuz?
    • E) (I) Sanatın net bir tanımını yapmak mümkün müdür? (II) Tiyatronun sinema ile rekabet edebilmesi için ne gibi yenilikleri bünyesine taşıması gerekmektedir?

    İlk‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ yanıtta konu sanatın yalnız belli dallarla sınırlı olup olmadığıdır; ikinci yanıtta ise sinemanın tiyatroya göre neden daha çok tercih edildiği açıklanır. Bu iki yanıta en uygun sorular D seçeneğinde verilmiştir. Doğru cevap D seçeneğidir.

  14. 14. Aşağıdaki soru-cevapların hangisinde verilen yanıt bir gerekçe içermektedir?

    • A) – Öykünün roman yazmak için bir ön hazırlık olduğunu düşünüyor musunuz? – Öykü, başlı başlına bir ustalık istediğinden bunun doğru olduğunu sanmıyorum.
    • B) – Şiirinizin anlamsızlığa varan bir anlamı olduğu eleştirilerine katılır mısınız? – Şiirde anlama değil, şekle önem veririm.
    • C) – Genç yazarların popüler olma kaygısı taşıdığı doğru mu? – Popüler olma isteği, edebî kişiliği zedelemedikçe doğal karşılanmalıdır.
    • D) – Ahmet Hamdi Tanpınar’ın şair değil, yazar olduğu düşüncesi ne kadar doğru? – Bir sanatçının hangi unvanı taşıması gerektiğine okurun değil, kendisinin karar vermesi gerektiğini düşünüyorum.
    • E) – Gazetecilerin edebiyat dünyasına girme isteklerini nasıl karşılamalıyız? – Gazeteci kimlikleri ön planda olduğu sürece edebî kişilik inşa etmeleri çok zor.

    A‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde öykünün roman için ön hazırlık sayılmaması, “başlı başına ustalık istemesi” gerekçesine bağlanmıştır. Diğer seçeneklerde açıklama vardır ancak açık bir neden-sonuç ilişkisi bu kadar belirgin değildir. Doğru cevap A seçeneğidir.

  15. 15. (I) Ege kıyılarında yaz mevsimi boyunca meltem rüzgârı ve deniz vazgeçilmez bir bütündür. (II) Tepelerden kıyıya doğru esen bu rüzgâr bazen hafifler, insanlara tatlı bir serinlik hissi verir. (III) Bu nedenle sıcak günlerde balıkçılar erkenden denize açılır, ağ atma hazırlıkları yaparlardı. (IV) Zamanla balıkçılık eski önemini yitirdi, limanlar da iklim krizinden payını aldı. (V) Sonunda körfeze özgü bu eski gelenekler de tümüyle ortadan kalktı. Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangilerinde fiilimsi _yoktur_?

    • A) I ve II
    • B) I ve IV
    • C) II ve IV
    • D) III ve V
    • E) IV ve V

    Parçadaki‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ cümleler incelendiğinde; I. cümlede 'vazgeçilmez' sıfat-fiili, II. cümlede 'esen' sıfat-fiili, III. cümlede 'atma' isim-fiili yer almaktadır. Ancak IV ve V numaralı cümlelerde herhangi bir fiilimsi (isim-fiil, sıfat-fiil, zarf-fiil) bulunmamaktadır. Doğru cevap E seçeneğidir.

  16. 16. Somali’nin zengin tarihi kadar coğrafi zenginlikleri de dikkat çekicidir. Büyük bölümü platolar, düzlükler ve yaylalardan oluşan ülke, keşfedilmeyi bekleyen pek çok doğal güzelliğe sahiptir. Jubba Nehri, Somaliland Özerk Bölgesi’ndeki Cal Madow Dağları, Iskushuban Şelaleleri ve Laag Gölü gibi nefes kesen doğa harikaları; uzun kıyı şeridi, mercan kayalıkları ve su altı manzaraları görülmeye değerdir. Adal Sultanlığı’ndan kalan harabeler de bu zenginliğin parçasıdır. Neolitik Çağ’a tarihlenen mağara resimlerinin bulunduğu Laas Geel ise Afrika Boynuzu’nun bilinen en eski izlerini taşır. Bu yönüyle “kara kıta”, insanlığın en eski izlerini görmek isteyenleri beklemektedir. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangileri kullanılmıştır?

    • A) Açıklama – betimleme
    • B) Betimleme – öyküleme
    • C) Tartışma – açıklama
    • D) Öyküleme – tartışma
    • E) Betimleme – tartışma

    Parçada‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ Somali’nin doğal ve tarihî zenginlikleri bilgi verilerek anlatılmış, yer yer betimleyici ayrıntılar kullanılmıştır. Öyküleme ya da tartışma yoktur. Doğru cevap A seçeneğidir.

  17. 17. I. Ailesinin ölümünden sonra koskoca evde yalnız yaşamaya başladı. II. Bu yalnız adamın ihtiyaçları komşuları tarafından karşılanıyordu. III. Seninle bu konuyu yalnız görüşmeliyiz. IV. Yalnız şehre gidecek kadar parası vardı. V. Size gelirim, yalnız bu hafta değil. Yukarıda numaralanmış cümlelerde “yalnız” sözcüğü kaç farklı görevde kullanılmıştır?

    • A) 2
    • B) 3
    • C) 4
    • D) 5
    • E) 1

    I.‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ ve III. cümlelerde 'yalnız' sözcüğü eylemsiyi ve eylemi durum yönünden etkilediği için zarf (belirteç); II. cümlede 'adam' ismini nitelediği için sıfat; IV. cümlede 'sadece' anlamında kullanıldığı için edat (ilgeç); V. cümlede ise 'ama/fakat' anlamında kullanıldığı için bağlaç görevindedir. Sözcük toplamda 4 farklı görevde (zarf, sıfat, edat, bağlaç) kullanılmıştır.

  18. 18. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde gerçek/asıl ünlem kullanılmıştır?

    • A) Aman, çocuğu sıkı tutun da düşmesin!
    • B) Dur, şimdi merdivenlerden yuvarlanacaksın!
    • C) Çabuk olun, hırsız şu tarafa doğru kaçıyor!
    • D) Allah’ım, bütün aksilikler beni buluyor!
    • E) Sersem, sen kendini ne sanıyorsun?

    A‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğindeki “Aman” sözcüğü duygu ve uyarı bildiren asıl ünlemdir. Diğer seçeneklerde ünlem değeri taşıyan sözcükler daha çok ad, fiil ya da seslenme kökenlidir. Doğru cevap A seçeneğidir.

  19. 19. Son yıllardaki moda ifadeyle medyada, kimi özel TV kanallarında yeni tip sunucular, haber ve spor sunucuları da moda oldu. Oysa sunuculukta dili doğru, düzgün ve pürüzsüz kullanmak, fiziksel güzellikten önce gelir, önce gelmelidir. Bu hususta başarılı olanlar elbette var; fakat dil bilinci ve Türkçe sevgisi onlarda bilhassa aranmalı, onlara kazandırılmalıdır. Çünkü bu kişiler her gün milyonlara sesleniyor, milyonlarla yüz yüze geliyor. Bu parçaya göre bir sunucuda aranması gereken en önemli özellik nedir?

    • A) Dil bilincine ve sevgisine sahip olma
    • B) Fizikî bir güzelliğe sahip olma
    • C) İyi bir eğitime sahip olma
    • D) Doğru bir Türkçeye sahip olma
    • E) Pürüzsüz bir söyleyişe sahip olma

    Parçada,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ sunuculukta fiziksel güzellikten ziyade dilin doğru kullanımının önem taşıdığı, özellikle her gün milyonlara seslenen bu kişilerde 'dil bilinci ve Türkçe sevgisinin' aranması ve kazandırılması gerektiği vurgulanmıştır. Dolayısıyla en önemli özellik dil bilincine ve sevgisine sahip olmaktır. Doğru cevap A seçeneğidir.

  20. 20. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde hem üslup hem de içerikle ilgili bir yargı vardır?

    • A) Sait Faik’in öykülerini okursanız İstanbul’un kıyıda kalmış yaşamlarını canlı sözcüklerle yansıttığını görürsünüz.
    • B) Bu eserde dillere pelesenk olmuş sözcüklerin cümlelere ustaca yedirilip karşımıza getirildiğini görmek ayrı bir keyifti doğrusu.
    • C) Hayat karşısında ani ve keskin karar vermek isteyen insanların ekseninde yazılan kısa öyküler hepinizin gönül telini titretecek.
    • D) Halit Ziya’nın, ömrünün son döneminde romanlarının dilinde yaptığı sadeleştirmeler kimi eleştirmenlerce yadırganmıştır.
    • E) “Vefa, semt adından ibaret artık.” ön yargısını yıkmak istiyorsanız bu eseri dikkatli bir şekilde okumanızı tavsiye ederim.

    A‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde “İstanbul’un kıyıda kalmış yaşamları” içerikle, “canlı sözcüklerle yansıtmak” ise üslupla ilgilidir. Bu nedenle hem konu hem anlatım biçimi hakkında yargı içerir. Doğru cevap A seçeneğidir.

  21. 21. Aşağıdakilerden hangisinde ikilemenin cümleye kattığı anlam ayraç içinde yanlış gösterilmiştir?

    • A) Bizi götürmek için bula bula bu yeri mi buldun? (bıkkınlık)
    • B) Rüzgâr tatlı tatlı esiyor, yürüyüş yapanları serinletiyordu. (beğenme)
    • C) Kara kara üzümlerle soframızı şenlendirmiştik. (pekiştirme)
    • D) Doktorun eğri büğrü yazısını anlamak için epey uğraştık. (beğenmezlik)
    • E) Her yerimi ağrı sızı kapladı, kafamı bile oynatamaz oldum.

    “Bula‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ bula” ikilemesi cümlede bıkkınlıktan çok “özellikle bunu mu buldun, başka şey yok muydu?” anlamında seçimi yadırgama ve sitem bildirir. Bu nedenle ayraç içindeki “bıkkınlık” anlamı uygun değildir. Doğru cevap A seçeneğidir.

  22. 22. Türkçedeki bazı ekler, kimi zaman büyük ünlü uyumuna uymayan biçimde kullanılabilir. Aşağıdakilerin hangisinde bu duruma _örnek olmayan_ bir kullanım vardır?

    • A) Bu yıl için okulumuz öğrencileri yeşilimtırak renklerde bir forma giyecekmiş.
    • B) Kedigiller familyasından olan vaşak, ürkek ama tehlikeli bir hayvandır.
    • C) Öğretmenimiz derse başlarken hazırlayıcı bir soru sormayı ihmal etmezdi.
    • D) Dün akşamki maç, oldukça keyifli ve heyecanlıydı.
    • E) Kardeşim Mert, çalışmaktan ne zaman sıkılsak hemen bir türkü söylüyordu.

    “-ki”,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ “-yor”, “-ken”, “-imtırak” gibi bazı ekler büyük ünlü uyumuna aykırı biçimde kullanılabilir. “Kedigiller” sözcüğündeki ek ise bu duruma örnek değildir. Doğru cevap B seçeneğidir.

  23. 23. ”Ey aziz yurttaşlarım! İçinizdeki inancı, bağımsızlık aşkını ve sarsılmaz azmi tek bir yürekte birleştirerek tüm dünyaya sesleniyorum: Asla boyun eğmeyeceğiz! Biz tarih boyunca esir yaşamadık, vatanımıza karşı kurulan bu hain planları çok iyi biliyoruz ve hepsini reddediyoruz! İstiklalimiz ve mukaddes topraklarımız sonsuza dek hür kalacaktır!” Bu parçada dil hangi işlevde kullanılmıştır?

    • A) Sanatsal işlevde
    • B) Göndergesel işlevde
    • C) Kanalı kontrol işlevinde
    • D) Heyecana bağlı işlevde
    • E) Alıcıyı harekete geçirme işlevinde

    Parçada‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ konuşmacının yoğun vatanseverlik duygularını, bağımsızlık inancını ve kararlılığını coşkulu ve ünlemli ifadelerle ('Ey aziz yurttaşlarım!', 'Asla boyun eğmeyeceğiz!') dışa vurması söz konusudur. Hitap ve coşkulu duyguların ön plana çıktığı bu tür iletilerde dil 'heyecana bağlı işlevde' kullanılmıştır. Doğru cevap D seçeneğidir.

  24. 24. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “olmak” fiili yardımcı eylem görevinde kullanılmamıştır?

    • A) Dün Adana’da orta şiddette bir deprem oldu.
    • B) Akıllı olun, bu işin yürümeyeceğini anlayın artık.
    • C) Hastalandığınızı duyduk, çok geçmiş olsun beyefendi.
    • D) İnsanları sözlerinizle kırabileceğinizin farkında olmalısınız.
    • E) Ona güvenip onunla çalışmamız bizim için hata olmuştur.

    A‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde “oldu” fiili “meydana gelmek” anlamıyla asıl fiildir. Diğer seçeneklerde “olmak” yardımcı eylem ya da kalıplaşmış birleşik yapı içinde kullanılmıştır. Doğru cevap A seçeneğidir.

  25. 25. Ünlem işaretinin kullanımıyla ilgili aşağıdaki örneklerden hangilerinde _yanlışlık vardır_? I. Ne güzel insanlardı bunlar böyle! II. Sesimize ses katacak arkadaşlar arıyoruz kendimize! III. Çok okunuyor (!) olmalı ki hiçbir kitapçıda bulamadım eserini.

    • A) Yalnız III.
    • B) Yalnız II.
    • C) II ve III.
    • D) Yalnız I.
    • E) I ve II.

    II.‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ cümlede ünlem anlamı belirgin değildir; cümle çağrı/istek bildirse de ünlem işareti zorunlu ve uygun değildir. I ve III kullanımları doğrudur. Yeni sıralamada doğru cevap B seçeneğidir.