Sözcükte Anlam 6
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde sesteş (eş sesli) olabilecek bir kelime kullanılmamıştır?
Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde sesteş (eş sesli) olabilecek bir kelime kullanılmamıştır?
- A) Yaz kış güzelliğini yitirmeyen bir yayladayız.
- B) Bülbül gül aşkıyla sararıp solmuş.
- C) Dönülmez akşamın ufkundayız, vakit çok geç.
- D) Kitapları hızlıca çantasına yerleştirdi. ✓
Sesteşlik (Eş Seslilik) Analizi: • A seçeneğindeki 'yaz' (mevsim / yazmak eylemi) sesteştir. • B seçeneğindeki 'gül' (çiçek / gülmek eylemi) sesteştir. • C seçeneğindeki 'geç' (erken karşıtı / geçmek eylemi) sesteştir. D seçeneğindeki 'Kitapları hızlıca çantasına yerleştirdi' cümlesindeki hiçbir kelimede sesteşlik özelliği bulunmamaktadır. Doğru cevap D seçeneğidir.
2. Kimileri yazmak için, eskimemiş bir konu arayıp durur. Oysa iyi yazarlar için bu, hiç dert değildir. Onlar bayat bir ekmeği fırına sürüp okura dumanı tüten taze bir ekmek olarak sunmasını bilir. Bu parçada geçen “bayat bir ekmeği fırına sürüp okura dumanı tüten taze bir ekmek olarak sunmak” sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Başladığı bir eseri kolaylıkla ve başarıyla bitirebilmek
- B) Okurun beğeneceği yapıtlar üretmeyi başarabilmek
- C) Bilinen konuları, yepyeni bir konu havasında ortaya koymak ✓
- D) Usta sanatçılardan yararlanarak özgün yapıtlar oluşturmak
Parçada geçen 'bayat ekmek' ifadesi herkesçe bilinen, eski konuları temsil eder. Bu ekmeğin 'taze ve dumanı tüten' bir şekilde sunulması ise eski bir konunun usta bir yazarın kaleminde yepyeni, taze ve etkileyici bir biçimde okura ulaştırılmasını simgelemektedir.
3. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “yanmak” kelimesi diğerlerinden farklı anlamda kullanılmıştır?
- A) Uçağa zamanında yetişemezsek biletlerimiz yanar. ✓
- B) Mahalledeki ekili alanların hepsi yandı.
- C) On dakika uğraştan sonra kömürler yandı.
- D) Yazın ortalarında köyümüzdeki ağaçların hepsi yandı.
A seçeneğindeki 'yanmak' sözcüğü 'geçersiz kalmak, hükmünü yitirmek' anlamında mecaz olarak kullanılmıştır. Diğer seçeneklerin tamamında (B, C, D) 'yanmak' fiili ısı/ateş etkisiyle tahrip olmak veya tutuşmak anlamında (gerçek anlamda) kullanılmıştır.
4. İnsanın toplum içinde tek başına varlık göstermesi kolay değildir. Ama insan, akrabalarından, yakınlarından, arkadaşlarından kısaca çevresinden yararlanarak kendisini daha kolay ispatlayabilir; büyük ve önemli işler yapabilir. Bu parça, aşağıdaki atasözlerinden hangisiyle özetlenebilir?
- A) Ağaç yaş iken eğilir.
- B) Ağaç ağaç içinde büyür.
- C) Ağaç yaprağıyla gürler. ✓
- D) Ağaç ne kadar uzasa göğe ermez.
“Ağaç yaprağıyla gürler” atasözü, bir insanın ancak çevresi, ailesi ve dostlarıyla güçlü göründüğünü ve büyük işler başarabileceğini anlatır. Parçadaki çevre desteğiyle başarı kazanma fikrini tam olarak karşılar.
5. Şimdi okuduğunuz yüz elli sayfalık romanımın taslağı, üç yüz sayfadan fazlaydı. Bu taslak üzerinde çok çalıştım ve romanı eksiltmeden azaltarak yüz elli sayfaya düşürdüm. Bu parçada geçen “romanı eksiltmeden azaltmak” sözüyle anlatılmak istenen, aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Bazı ayrıntıları romandan çıkararak romanı kısaltmak
- B) Romanın sayfa sayısını azaltırken anlatılmak isteneni bütünüyle korumak ✓
- C) Birtakım olayları yeniden kurgulamak
- D) Konuyu kendine özgü bir anlatımla sunmak
Yazar 'eksiltmeden azaltmak' diyerek, romanın hacmini (sayfa sayısını) küçülttüğünü ancak romanın özünü, mesajını ve içeriğini hiçbir kaybın (eksikliğin) yaşanmasına izin vermeden koruduğunu ifade etmektedir.
6. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “okuyup öğrenmeden, başkalarından duyup dinleme yoluyla edinilen bilgi” anlamında bir deyim kullanılmıştır?
- A) Söylediklerime kulak vermezse elbette olacağı buydu.
- B) Bu nasihatim kulağına küpe olsun, bir daha kendi bildiğini okuma.
- C) Her konuşulana kulak kabartacağına benim dediklerimi dinle.
- D) Bu dediğim kulaktan dolma şeyler, kaynağı hakkında bilgim yok. ✓
“Kulaktan dolma” deyimi, bir konuyu okuyup öğrenmeden, sadece başkalarının söylediklerini veya konuşulanları dinleyerek elde edilen sığ bilgileri ifade eder. Diğer seçeneklerde yer alan “kulak vermek” önemseyip dinlemeyi, “kulağına küpe olmak” bir öğüdü ders alarak hiç unutmamayı, “kulak kabartmak” ise belli etmeden gizlice dinlemeyi ifade eder.
7. “Adamakıllı” kelimesi ile aynı anlama gelen kelime aşağıdaki cümlelerin hangisinde kullanılmıştır?
- A) Acele etsek iyi olur, fırtına geliyor.
- B) Bir gece kamp ateşi yaktıktan sonra oturup konuşuyorduk.
- C) Selim mahalledeki serserileri iyice dövdü. ✓
- D) Bunları bağdaştırmaya kalkışmak hayatı yok etmeye çalışmaktır.
C seçeneğindeki 'iyice' sözcüğü, Selim'in eyleminin şiddetini ve derecesini belirterek 'adamakıllı' kelimesiyle aynı anlamı (çok fazla, gereği gibi) karşılamıştır.
8. “Küçük çocuk “az kalsın” damdan düşecekti.” cümlesindeki az kalsın sözüne anlamca en yakın kelime aşağıdakilergden hangisinde vardır?
- A) Evladım biraz daha yaklaş bakalım.
- B) Bisikletle giderken neredeyse kayıyordum. ✓
- C) Aşağı yukarı üç mil ötede bir tekne görünüyor.
- D) Balık tutmayı hemen hemen öğrendim.
“Az kalsın” ifadesi, bir olayın gerçekleşmesine çok az kaldığını ama gerçekleşmediğini (yaklaşık eylemi) bildirir. C seçeneğindeki 'neredeyse' sözcüğü de aynı anlamı (ramak kalma durumunu) karşılayan en yakın ifadedir.
9. Aşağıdaki cümlelerin hangisindeki ikilemeyi oluşturan sözcüklerin her ikisi de tek başına kullanılabilir?
- A) Babam, bize abur cubur yemeyi yasakladı.
- B) Küçük çocuk, defteri eğri büğrü çizgilerle doldurmuş.
- C) Eve misafirler gelince bürodan apar topar ayrıldım.
- D) Adamın ayağında doğru dürüst bir ayakkabı bile yoktu. ✓
D seçeneğindeki 'doğru dürüst' ikilemesini oluşturan 'doğru' ve 'dürüst' kelimeleri dilimizde tek başlarına anlamlıdır ve cümle içinde kullanılabilirler. Diğer seçeneklerdeki kelimelerin en az biri (abur, büğrü, apar, topar - topar bazen kullanılsa da bu anlamda değil) tek başına anlamsızdır.
10. “Ağaç” kelimesi aşağıdakilerden hangisinde diğerlerine göre genel anlamlıdır?
- A) Kavak ağacının yaprakları sararmaya başlamıştı.
- B) Ağaçlar insanların ve hayvanların yaşam kaynağıdır. ✓
- C) Ev yapımında katran ağacı kullandık.
- D) Servi ağacının en güzelleri Akdeniz ülkelerinde yetiştirilir.
Genel anlam, bir sözcüğün bir türün tamamını kapsayacak şekilde kullanılmasıdır. C seçeneğinde 'ağaçlar' derken belli bir tanesi veya türü değil, tüm ağaç türleri kastedildiği için genel anlamdadır.
11. Genç yazar adaylarımızın çoğu, özen düzen düşünmeksizin kalemlerinin ucuna nasıl gelirse öylece yazıyorlar. Acaba yazdıklarını önemli bulmadıkları için mi bu başta savma ile yetiniyorlar? Bu parçada geçen, “kalemlerinin ucuna nasıl gelirse öylece yazıyorlar” sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Anlamsız şeyler yazmak
- B) Çok hızlı ve güzel yazmak
- C) Aceleyle ve özensizce yazmak ✓
- D) Çok sayıda yazı kaleme almak
C seçeneğindeki “Kaleminin ucuna geldiği gibi yazmak” ifadesi, üzerinde düşünülmeden, dile ve kurguya özen gösterilmeden yapılan özensiz yazma eylemini ifade eder.
12. Bir tek sözcükle anlatılabilecek bir kavramı birden çok sözcükle anlatmaya dolaylama denir. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde dolaylama vardır?
- A) İş yerimizde arabaları kuyu suyuyla yıkıyoruz.
- B) Bu bölgedeki tarihi evler restore edilecek.
- C) Amcam, hukuk fakültesinden mezun olmuş.
- D) O da babası gibi ata sporumuza ilgi duyuyor. ✓
E seçeneğinde geçen 'ata sporumuz' ifadesi, 'güreş' kelimesini karşılayan yaygın bir dolaylama örneğidir. Tek bir kelimeyle (güreş) anlatılabilecek olan kavram, birden fazla kelimeyle ifade edilmiştir.
13. I. Bir top kumaştan iki elbise biçti. II. Ekinleri zamansız biçerseniz ürün kalitesiz olur. III. Makineli tüfekle beş insanı acımadan biçti. IV. Bu eve ne fiyat biçtiniz? V. Yollardaki bütün dikenleri biçtiler. “Biçmek” kelimesi yukarıdaki cümlelerin hangilerinde aynı anlamda kullanılmıştır?
- A) I ve III
- B) II ve V ✓
- C) II ve IV
- D) IV ve V
II ve V numaralı cümlelerde 'biçmek' eylemi, bitkileri (ekin, diken) kesmek, hasat etmek anlamında temel (gerçek) anlamda kullanılmıştır.
14. Bu eleştirmenimiz, incelediği eserin herhangi bir sayfasından yazarına ilişkin öyle yorumlar yapardı ki yorumların doğruluğu bizi şaşkına çevirirdi. Bir damlasından denizin tadını alırdı adeta. Bu parçada geçen “bir damlasından denizin tadını almak” sözüyle, söz konusu eleştirmenle ilgili olarak anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- A) İncelediği eserlerdeki basit yanlışları çok büyük yanlışmış gibi göstermek
- B) Kısa zamanda eserle ilgili kesin sonuçlara ulaşmak
- C) Yapıtın bir bölümünden bütününü anlayabilmek ✓
- D) Eleştirilerinde en ufak ayrıntılara bile yer vermek
C seçeneğindeki bu benzetmede 'damla' yapıtın küçük bir parçasını, 'deniz' ise yapıtın tamamını simgeler. 'Bir damladan denizin tadını almak', eserin bir bölümünden bütününü anlayabilmek demektir.
15. Dilimizde yürek sözcüğü pek çok deyimde kullanılmaktadır. Örneğin birdenbire çok korkmayı (I) _yüreği ağzına gelmek_, içinde dayanılmaz bir acı duymayı da (II) _yüreği dayanmamak_ deyimiyle anlatırız. Birinin duyduğu üzüntü, kaygı, sıkıntıyla ilgili yeni ve ferahlatıcı bir durum ya da haber dolayısıyla sıkıntısının hafiflemesini (III) _yüreğinin yağı erimek_ deyimiyle ifade ederiz. (IV) _Yüreği yufka_ deyimini ise, acıklı durumlara hiç dayanamayan kişileri nitelemede kullanırız. Bu parçada numaralanmış deyimlerden hangisi yanlış açıklanmıştır?
- A) I
- B) II
- C) III ✓
- D) IV
III numaralı 'yüreğinin yağı erimek' deyimi, parçada açıklandığı gibi bir ferahlama durumunu değil; 'çok üzülmek, acı çekmek' veya 'merak ve heyecan içinde kalmak' anlamlarını taşır. Parçadaki tanım 'yüreğine su serpilmek' veya 'yüreği ferahlamak' deyimlerine aittir.
16. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde ad aktarması yapılmıştır?
- A) Kuzey ile Güney o yıllarda savaş halindeydi. ✓
- B) Bu iş için ne kadar zamana ihtiyacınız var?
- C) Hayatımda böyle bir yemek yemedim.
- D) Korkmadan bakın kendi çocukluğunuzun utangaç, sıkıntılı, meraklı, isyankar yüzüne.
A seçeneğinde 'Kuzey ve Güney' derken sadece yönler değil, o bölgelerde yaşayan devletler kastedilmiştir (yön-ülke ilişkisiyle ad aktarması).
17. Bu kitaptaki hikayelerin hepsi denizle, kıyıyla ve teknelerle iç içe. Yazar, denizi sevdiği kadar biliyor da. Kitabı okurken deniz ve denizcilik hakkında verilen ayrıntılar, okurun burnuna yosun kokusu getiriyor. Bu parçada geçen “okurun burnuna yosun kokusu getirmek” sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Okuyucunun bilgi düzeyini artırmak
- B) Okuyucuya denizi sevdirmek
- C) Sezgilere yer vermek
- D) Konuyu canlı bir biçimde anlatmak ✓
Yosun kokusu, denizi ve denizciliği temsil eden somut bir duyudur. Bir kitabın okurun burnuna koku getirmesi, anlatımın ne kadar gerçekçi, etkileyici ve canlı (atmosferi hissettiren) olduğunu göstermektedir.
18. I. Keskin sirke küpüne zarar. II. Yalnız taştan duvar olmaz. III. Deniz kenarında dalga eksik olmaz. IV. Bir elin nesi var, iki elin sesi var. V. İşleyen demir pas tutmaz. Yukarıdaki atasözlerinin hangileri anlamca birbirine yakındır?
- A) I ve IV
- B) II ve III
- C) II ve IV ✓
- D) IV ve V
II numaralı 'Yalnız taştan duvar olmaz' ve IV numaralı 'Bir elin nesi var, iki elin sesi var' atasözleri doğrudan dayanışma, birlik olma ve birlikte hareket etmenin önemini vurguladığı için anlamca birbirine en yakın atasözleridir.
19. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ikileme, yansımadan doğmuştur?
- A) Bana olanları anlatırken gözleri bulut bulut oldu.
- B) Kuşların dallarda neşeli neşeli ötüşmeleri çocukların hoşuna giderdi.
- C) Çakmak çakmaktı gözleri ayakkabı boyayan çocuğun.
- D) Şırıl şırıl akan derenin kenarında saatlerce oturduk. ✓
Yansıma sözcükler doğadaki somut seslerin (su, rüzgar vb.) taklidi ile oluşur. D seçeneğindeki 'şırıl şırıl' ikilemesi akan suyun sesinden doğmuş bir yansıma ikilemedir.
20. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “bir türlü söyleyememek” anlamında bir deyim kullanılmıştır?
- A) İnsanın kurtuluşu dilini tutmasındadır, demişti.
- B) Söyleyeceğim söylemesine de dilim varmıyor. ✓
- C) Hep adını anıyor, dilinden düşürmüyordu.
- D) Söyleyecek bir şeyin yok mu, dilini mi yuttun?
“Dilim varmıyor” deyimi, bir şeyi söylemeye çekinmek, üzücü veya zor bir durumu ifade edememek anlamında kullanılır.
21. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ad aktarması yapılmıştır?
- A) Günümüzde şiirle meşgul olan bir hayli genç var.
- B) Şimdi çıraklık yapan bu kalemler yarın büyük şair olacaklar. ✓
- C) Eskiler genç şairlere örnek olmalı, onların ellerinden tutmalıdır.
- D) İki üç şiir yazmakla da şair olunmaz elbet.
B seçeneğinde 'kalemler' sözcüğü ile aracın kendisi değil, o aracı kullanan 'yazarlar/şairler' kastedilmiştir. Benzetme amacı güdülmeden yapılan bu sözcük değişimi bir ad aktarması (mecaz-ı mürsel) örneğidir.
22. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “el” sözcüğü deyim içinde kullanılmamıştır?
- A) O elbette devrinin, eli kalem tutan aydınlarından biridir.
- B) Elim dar olmasaydı onu almayı düşünürdüm aslında.
- C) Şimdi uslu olduğuna bakma, o eskiden ele avuca sığmazdı.
- D) Çocukları elinden tutup yolun karşısına geçirdi. ✓
D seçeneğindeki 'elinden tutmak' ifadesi fiziksel bir eylemi ve nesneyi (organı) ifade eder, yani gerçek (temel) anlamlıdır. Diğer seçeneklerde ise 'eli kalem tutmak' (yazmak), 'eli dar olmak' (maddi sıkıntı) ve 'ele avuca sığmamak' (şiddetli hareketlilik) birer deyimdir.
23. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “gölge” sözcüğü deyim içinde kullanılmamıştır?
- A) Bir ağaç gölgesi bulup oraya çadır kurduk. ✓
- B) Ben hep onun gölgesinde yaşamak istemiyorum.
- C) Bu bayrağın gölgesinde bulunmaktan daha hoş ne olabilir?
- D) Şiirleriyle nice şairi gölgede bırakacağını kim bilebilirdi?
A seçeneğinde 'gölge' sözü, ışığın engellenmesiyle oluşan karanlık alan anlamında gerçek (temel) anlamıyla kullanılmıştır. Diğer seçeneklerde ise 'himayesinde olmak' (onun gölgesinde), 'üstün gelmek' (gölgede bırakmak) gibi deyimleşmiş mecaz anlamlar söz konusudur.
24. Kimi sözler, benzetme amacı gütmeden başka bir söz yerine kullanılabilir. Aşağıdaki dizelerin hangisinde bunun bir örneği vardır?
- A) O ünlü eserlerini göl kenarındaki bu evde yazmış.
- B) Kendi üslubunu bulmuş, başarılı bir sanatçıdır o.
- C) Aldığı ödüllerle adından sıkça söz ettiriyor.
- D) Edebiyat dergileri, onunla röportaj yapmak için yarışıyor. ✓
Benzetme amacı gütmeden bir sözün başka bir söz yerine kullanılmasına ad aktarması (mecaz-ı mürsel) denir. D seçeneğinde 'edebiyat dergileri' ifadesiyle derginin kendisi değil, o dergilerde çalışan yazarlar veya editörler kastedilmiştir.
25. Aşağıdakilerin hangisinde dokunma duyusuyla ilgili bir kavram, başka bir duyuyu (veya soyut durumu) nitelemek için kullanılmıştır?
- A) Sanatçı, tatlı sesiyle sevenlerini büyüledi.
- B) Yaşlı kadın bizi çok sıcak karşılamıştı. ✓
- C) Adamın bakışlarından çok mutlu olduğu anlaşılıyordu.
- D) Serin bir bahar günü yürüyüş yapmak için sahile indim.
Dokunma duyusuyla ilgili olan 'sıcak' sözcüğü, B seçeneğinde karşılamanın niteliğini (samimiyetini) belirtmek için mecaz olarak kullanılmıştır. Bu, duyular arası aktarım veya somut bir kavramın soyut bir tavrı nitelemesidir.