menu
MemurOl
Türkçe Testleri

Genel Tekrar Testi - 136

Soru 1 / 25

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili deyim, parantez içinde verilen anlamıyla örtüşmemektedir?

Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
  1. 1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili deyim, parantez içinde verilen anlamıyla örtüşmemektedir?

    • A) Yıllarca birlikte çalıştıkları hâlde bu ihanet onu <u>yıldırım çarpmışa döndürdü</u>. (şaşkına çevirdi)
    • B) Küçük bir hata yüzünden yöneticinin <u>gözünden düştü</u>. (güvenini ve sevgisini yitirdi)
    • C) Sınavdan önce bütün notlarını <u>bir çırpıda</u> gözden geçirdi. (uzun sürede)
    • D) Müdür, projeyi beğenmeyince eleştirilerini <u>dört bir yana</u> saçtı. (her tarafa)
    • E) Söz verdiği hâlde toplantıya gelmeyince arkadaşları <u>ağzını aramaya</u> başladı. (gerçek düşüncesini öğrenmeye çalıştı)

    'Bir‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ çırpıda' deyimi, bir şeyi çok kısa sürede, kolayca, hızla yapmak anlamına gelir. D seçeneğinde ise bu deyim 'uzun sürede' anlamıyla eşleştirilmiştir ki bu, deyimin gerçek anlamının tam tersidir. Diğer seçeneklerde deyimler anlamlarıyla doğru biçimde örtüşmektedir: A'da 'dört bir yana saçmak' her tarafa yaymak, B'de 'yıldırım çarpmışa dönmek' şaşkına gelmek, C'de 'gözden düşmek' itibar yitirmek, E'de 'ağzını aramak' gerçek niyetini anlamaya çalışmak anlamındadır.

  2. 2. "Uzun tartışmaların ardından taraflar anlaşmaya vardı; ancak bu uzlaşmanın kalıcı olmayacağı belliydi." cümlesindeki durumu en iyi anlatan atasözü hangisidir?

    • A) Horozun ötmesiyle sabah olmaz.
    • B) Kavak yelleri esmeden kavaklar sallanmaz.
    • C) Güneş balçıkla sıvanmaz.
    • D) Yuvarlanan taş yosun tutmaz.
    • E) Dost başa, düşman ayağa bakar.

    Cümlede,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ görünürde bir uzlaşma sağlanmış ama bu uzlaşmanın gerçekçi ve kalıcı olmadığı vurgulanmaktadır; yani gerçek bir sorun geçici önlemlerle örtbas edilmeye çalışılmaktadır. 'Güneş balçıkla sıvanmaz' atasözü, büyük gerçeklerin, açık gerçeklerin geçici ve yetersiz önlemlerle örtülemeyeceğini ifade eder. Bu, cümledeki anlama tam olarak karşılık gelmektedir. B seçeneği 'Horozun ötmesiyle sabah olmaz' tek bir kişinin veya etkenin bir sonuç yaratamayacağını anlatır. C seçeneği hem anlam hem bağlam açısından en uygun yanıttır.

  3. 3. Aşağıdaki seçeneklerin hangisinde birlikte kullanılan iki deyim arasında anlam ilişkisi yoktur?

    • A) 'Yüzü kızarmak' ve 'mahcup olmak' aynı duyguyu ifade eden deyim ve sözdür.
    • B) 'Gözü açık olmak' ve 'gözü kara olmak' aynı anlamı pekiştiren eş anlamlı deyimlerdir.
    • C) 'El atmak' ve 'el çekmek' biri başlamayı, diğeri bırakmayı anlatan zıt deyimlerdir.
    • D) 'Ağzından baklayı çıkarmak' ve 'içini dökmek' yakın anlamlı deyimlerdir.
    • E) 'Kulak vermek' ve 'kulak asmamak' zıt anlamlı deyimlerdir.

    'Gözü‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ açık olmak' deyimi tedbirli, uyanık ve dikkatli olmak anlamına gelirken 'gözü kara olmak' deyimi gözü pek, pervasız, sonucu düşünmeden harekete geçen anlamına gelir. Bu iki deyim eş anlamlı değil, aksine farklı hatta zıt nitelikler ifade etmektedir. Diğer seçenekler doğrudur: A'da 'kulak vermek' (dinlemek) ile 'kulak asmamak' (önemsememek) zıt anlamlıdır; B'de her iki deyim de gizli olanı açıklamayı anlatır; C'de yüzü kızarmak ile mahcup olmak benzer duyguları karşılar; D'de el atmak (işe başlamak) ile el çekmek (bırakmak) zıt anlamlıdır.

  4. 4. "Herkese iyi görünmeye çalışan biri, sonunda hiç kimsenin güvenini kazanamaz." cümlesindeki anlama en uygun atasözü aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur.
    • B) Bir elde iki karpuz tutulmaz.
    • C) Mum dibine ışık vermez.
    • D) Herkese yâr olan, hiç kimseye yar olamaz.
    • E) İki cambaz bir ipte oynamaz.

    'Herkese‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ yâr olan, hiç kimseye yar olamaz' atasözü, herkesle iyi geçinmeye, herkesi memnun etmeye çalışan kişinin sonunda gerçek anlamda hiç kimsenin dostu olamayacağını ifade eder. Bu, sorudaki cümlenin anlamıyla birebir örtüşmektedir. A seçeneği 'İki cambaz bir ipte oynamaz' iki güçlü kişinin aynı alanda rekabet edemeyeceğini anlatır. C seçeneği 'Bir elde iki karpuz tutulmaz' iki büyük işi aynı anda yürütmenin zorluğunu ifade eder. Her iki çeldirici seçenek de 'iki şeyi birden yapmanın güçlüğü' temasıyla soruyla benzerlik kurabilir; ancak sorudaki vurgu güven kazanamamak üzerinedir ve B en doğru karşılıktır.

  5. 5. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde deyim, gerçek anlamıyla kullanılmıştır?

    • A) Toplantıda söz alarak taşı gediğine koydu.
    • B) O haberi duyunca içi sıkıştı.
    • C) Arkadaşının başarısını görünce gözleri parladı.
    • D) Saatlerce konuşmaktan ağzı köpürdü.
    • E) Küçük çocuk bahçede koşarken ayağı kaydı ve düştü.

    D‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde 'ayağı kaydı' ifadesi gerçek anlamıyla, yani çocuğun fiziksel olarak kayıp düşmesi anlamında kullanılmıştır. Diğer seçeneklerde ise deyimler mecaz anlamlarıyla kullanılmıştır: A'da 'ağzı köpürmek' aşırı konuşmak/öfkelenmek, B'de 'içi sıkışmak' sıkıntıya girmek, C'de 'gözleri parlamak' heyecanlanmak/sevinmek, E'de 'taşı gediğine koymak' yerinde ve doğru söz söylemek anlamında mecazi olarak kullanılmıştır. Türkçede deyimlerin gerçek mi mecaz mı anlamda kullanıldığını ayırt etmek, bu soru tipinin temel becerisidir.

  6. 6. 'Köprüyü geçene kadar ayıya dayı de' atasözü aşağıdaki durumların hangisine uygulanamaz?

    • A) Bir işadamının, anlaşma tamamlanana dek zor müşteriyle iyi ilişkiler sürdürmesi.
    • B) Öğrencinin, mezun olana dek sevmediği hocasıyla iyi geçinmesi.
    • C) Çalışanın, emekli olana kadar rahatsız olduğu iş ortamına katlanması.
    • D) Birinin, güçlükten kurtulmak için gerçek düşüncelerini başından beri açıkça söylemesi.
    • E) Bir kişinin, zor dönem geçtikten sonra gerçek düşüncelerini açıklaması.

    'Köprüyü‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ geçene kadar ayıya dayı de' atasözü, içinde bulunulan zor durumu, tehlikeyi ya da bağımlılığı aşana dek gerçek düşüncelerini gizleyerek geçici bir uzlaşı sağlamak gerekebileceğini anlatır; yani geçici bir çıkar gözeterek hoş görünme davranışını meşrulaştırır. D seçeneğinde ise kişi zor dönemden kurtulmak için gerçek düşüncelerini 'başından beri açıkça söyler'; bu durum atasözünün tam tersine örtüşür çünkü atasözü gerçeği söylemeyi değil, geçici olarak gizlemeyi öğütler. Diğer seçeneklerin tamamı atasözünün anlattığı durumla uyumludur.

  7. 7. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'el vermek' deyimi diğerlerinden farklı bir anlamda kullanılmıştır?

    • A) Maddi imkânlar el vermediğinden o okula gidemedi.
    • B) Hava el vermeyince dışarı çıkamadı.
    • C) Ustası ona el verince kendi başına çalışmaya başladı.
    • D) Durum el vermediği için projeyi hayata geçiremedi.
    • E) Koşullar el verirse bu yaz tatile çıkacağız.

    B,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ C, D ve E seçeneklerinde 'el vermek' deyimi 'imkân tanımak, müsaade etmek, uygun olmak' anlamında kullanılmıştır. A seçeneğinde ise 'el vermek' deyimi farklı bir anlamda; yani bir ustanın çırağını yeterince yetiştirdikten sonra onu serbest bırakması, mesleğe kabul etmesi anlamında kullanılmıştır. Bu, aynı deyimin bağlama göre farklı anlamlar kazanabileceğini gösteren, anlam ayrımı üzerine kurulmuş klasik bir KPSS soru tipidir.

  8. 8. "Bir toplumda farklı görüşlerin bir arada bulunması, o toplumun zenginliğidir." cümlesinin anlamını destekleyen atasözü aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Taşıma su ile değirmen dönmez.
    • B) İt ürür, kervan yürür.
    • C) Renkli bahçenin gülü çok olur.
    • D) Körle yatan şaşı kalkar.
    • E) Bir elin nesi var, iki elin sesi var.

    'Renkli‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ bahçenin gülü çok olur' atasözü, çeşitliliğin ve farklılıkların bir zenginlik unsuru olduğunu, farklı unsurların bir arada bulunmasının güzelliği artırdığını ifade eder. Bu, sorudaki cümlenin anlamıyla doğrudan örtüşür. A seçeneği 'Bir elin nesi var, iki elin sesi var' birlik ve beraberliğin gücünü anlatır; bu da çeldirici olabilir çünkü 'bir arada bulunma' temasını çağrıştırır. Ancak bu atasözü çeşitlilikten değil, ortak hareket etmenin gücünden söz etmektedir. Sorudaki anahtar kavram 'farklı görüşler = zenginlik' olduğundan B en uygun yanıttır.

  9. 9. Aşağıdaki seçeneklerin hangisinde atasözü, verildiği duruma uygun kullanılmamıştır?

    • A) Zengin olmak için çok çalıştı ama kazandığını harcamayı da bilmedi. 'Parayı veren düdüğü çalar' atasözü bu durumu anlatır.
    • B) Deneyimsiz müdür büyük hataları görmezken küçük ayrıntılara takıldı. 'Sivrisineği kanatlandırır, deveden haber olmaz' atasözü bu duruma uyar.
    • C) Küçük bir kıvılcımdan çıkan yangın tüm ormanı yakıp geçti. 'Küçük ateş büyük ormanı yakar' atasözü bu durum için söylenmiş gibi.
    • D) Tartışma sırasında söylediği birkaç sert söz, yıllık dostluğu bitirdi. 'Söz ola kese savaşı, söz ola kesdire başı' atasözü burayı açıklar.
    • E) Yıllarca emek verdiği işten bir anda kovuldu. 'Emek olmadan yemek olmaz' derler ya, bu iş böyle değil demek.

    'Parayı‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ veren düdüğü çalar' atasözü, bir iş için para ödeyen kişinin o işte söz sahibi olduğunu, istediği gibi yaptırabileceğini ifade eder. D seçeneğinde ise anlatılan durum, birinin çok çalışıp kazanmasına karşın harcamayı bilmemesidir. Bu durum atasözünün anlamıyla örtüşmemektedir; atasözü parayı ödeyenin kontrolü elinde tuttuğunu anlatırken cümle paranın doğru kullanılamamasını konu almaktadır. Diğer seçeneklerdeki atasözleri kendi bağlamlarıyla uyumludur.

  10. 10. 'Taşıma su ile değirmen dönmez' atasözünün anlamını en iyi karşılayan durum aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Çalışanların motivasyon eksikliği nedeniyle verimliliğin düşmesi.
    • B) Ekip içi iletişim sorunları nedeniyle işlerin ilerleyememesi.
    • C) Bir fabrikada makinelerin bakımsız kalması nedeniyle üretimin durması.
    • D) Bir şirketin dışarıdan sürekli borç alarak ayakta durmaya çalışması ama bunu uzun sürdürememesi.
    • E) Bir projenin yanlış planlanması nedeniyle sonuçlanamaması.

    'Taşıma‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ su ile değirmen dönmez' atasözü, bir işin ya da kurumun dışarıdan getirilen geçici kaynaklarla, kendi öz gücü olmaksızın uzun süre ayakta kalamayacağını; kendi kaynaklarına dayanmayan bir yapının sürdürülebilir olmadığını anlatır. A seçeneği bu anlamı en iyi yansıtmaktadır: dışarıdan borç alarak (taşıma suyla) ayakta durmaya çalışmak ama bunun kalıcı olmaması. B seçeneği bakım eksikliğini, C motivasyon sorununu, D planlama hatasını, E iletişim kopukluğunu konu almaktadır; bunların hiçbiri atasözünün 'öz kaynaklar olmadan sürdürülemezlik' temasını doğrudan karşılamamaktadır.

  11. 11. "Kendisi henüz o konuda yeni olmasına karşın başkalarına akıl vermeye kalkıştı." cümlesinin anlamına en uygun atasözü aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Horoz olmayan yerde karga sabah öter.
    • B) Toy aşçı tencereyi dibinden tutar.
    • C) Bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıp.
    • D) Kör kadı kör davacıya hak verir.
    • E) Ağaç yaşken eğilir.

    'Toy‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ aşçı tencereyi dibinden tutar' atasözü, deneyimsiz, acemi birinin yanlış yöntemlerle iş yapmaya çalışacağını, tecrübesizliğin hataları beraberinde getireceğini anlatır; 'toy' kelimesi acemi, deneyimsiz anlamına gelir. Cümlede henüz yeni olan birinin başkalarına akıl vermeye kalkması anlatılmaktadır; bu da deneyimsizliğin yarattığı yanlış özgüven ve rehberlik hatasına işaret eder. C seçeneği 'Horoz olmayan yerde karga sabah öter' de çeldirici olabilir; bu atasözü gerçek bir otorite ya da uzman olmadığında daha az yeteneklinin öne çıkacağını anlatır. Ancak bu deyim 'ortamın boşluğunu doldurmak' üzerine kuruluyken cümle 'deneyimsizin ders vermeye kalkması' üzerinedir, dolayısıyla B daha isabetlidir.

  12. 12. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili atasözü, cümlenin genel anlamıyla çelişmektedir?

    • A) Tecrübeli ustanın rehberliği sayesinde çırak kısa sürede gelişti; <u>'Üzüm üzüme baka baka kararır'</u> atasözü iyi örneklerin etkisini anlatır.
    • B) Yılmadan çalışan girişimci sonunda başarıya ulaştı; <u>'Azim ile iplik, taşa delik açar'</u> sözü bu durumu özetlemektedir.
    • C) Küçük hatalarını zamanında düzeltmeyen işçi büyük sorunlarla karşılaştı; <u>'Bugünkü tavuk yarınki kazdan iyidir'</u> misali, küçük önlemler büyük felaketleri engeller.
    • D) Herkesin görüşünü alarak karar veren lider, ekibini memnun etti; nitekim <u>'Danışan dağı aşar, danışmayan düzde kalır'</u> der büyükler.
    • E) Uzun vadeli planlar yapmak yerine günlük kararlarla hareket eden yönetici sonunda başarısız oldu; çünkü <u>'Bugünün işini yarına bırakma'</u> anlayışıyla çalışmak gerekir.

    'Bugünkü‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ tavuk yarınki kazdan iyidir' atasözü, bugün elde olan küçük bir şeyin, henüz kazanılmamış büyük bir şeyden daha değerli olduğunu ifade eder; yani kesinlik belirsizliğe tercih edilmelidir. C seçeneğinde ise bu atasözü 'küçük önlemler büyük felaketleri engeller' anlamında kullanılmıştır ki bu, atasözünün gerçek anlamıyla örtüşmemektedir. Atasözü 'eldekini değerli say' mesajını verirken cümlede 'küçük önlemlerin büyük faydası' anlatılmaktadır. Bu iki anlam birbiriyle çelişmektedir. Diğer seçeneklerde atasözleri kendi gerçek anlamlarıyla cümlelere uygun biçimde yerleştirilmiştir.

  13. 13. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'ayağını yorganına göre uzatmak' deyimi doğru kullanılmıştır?

    • A) Yorgun düşen işçi, ayağını yorganına göre uzatarak dinlenmeye karar verdi.
    • B) Çocuk, soğuk gecede ayağını yorganına göre uzatarak ısınmaya çalıştı.
    • C) Hasta adam, ayağını yorganına göre uzatarak doktoru bekledi.
    • D) Uzun yolculuktan dönen adam, ayağını yorganına göre uzatarak derin bir uykuya daldı.
    • E) Geliri kısıtlı olan aile, ayağını yorganına göre uzatarak tasarruflu bir yaşam sürdü.

    'Ayağını‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ yorganına göre uzatmak' deyimi, 'gelirine göre harcama yapmak, imkânları ölçüsünde yaşamak' anlamına gelir. Yalnızca B seçeneğinde bu anlam doğru biçimde kullanılmıştır. Diğer seçeneklerde deyim, mecaz anlamından uzaklaşılarak somut/gerçek anlamda kullanılmıştır.

  14. 14. 'Mum dibine ışık vermez' atasözüyle anlam bakımından en yakın olan atasözü aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Balık baştan kokar.
    • B) Nalıncı keseri gibi kendine yontar.
    • C) Ağaç yaşken eğilir.
    • D) Dost acı söyler.
    • E) Körle yatan şaşı kalkar.

    'Mum‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ dibine ışık vermez' atasözü, insanın kendi yakınlarına veya kendine iyilik etmediği, başkalarına yardımcı olan birinin kendi çevresini ihmal ettiği anlamını taşır. 'Nalıncı keseri gibi kendine yontar' da kişinin her şeyi kendi çıkarına göre düzenlediğini ifade eder; ancak her iki atasözü de kişinin önce kendini ya da yakın çevresini gözetmesi temasında buluşur. Bu iki atasözü, bencillik ve yakın çevreyi ön planda tutma açısından en yakın anlam ilişkisini kurar.

  15. 15. 'Ateş olmayan yerden duman çıkmaz' atasözü aşağıdaki cümlelerin hangisinde doğru biçimde kullanılmıştır?

    • A) Depremden kurtulan insanlar, 'Ateş olmayan yerden duman çıkmaz' diyerek şükranlarını dile getirdi.
    • B) Orman yangını söndürüldükten sonra bölge sakinleri 'Ateş olmayan yerden duman çıkmaz' diyerek rahatladı.
    • C) İki ülke arasındaki savaş sona erince diplomatlar 'Ateş olmayan yerden duman çıkmaz' sözünü hatırladı.
    • D) Şirketteki zimmet iddialarının asılsız çıkmasına rağmen herkes 'Ateş olmayan yerden duman çıkmaz' diyerek yöneticiye şüpheyle bakmaya devam etti.
    • E) Sınıfta kopya çekildiğine dair söylentiler çıkınca öğretmen 'Ateş olmayan yerden duman çıkmaz' diyerek konuyu kapattı.

    Bu‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ atasözü 'her dedikoduun, her söylentinin mutlaka bir gerçek temeli vardır' anlamını taşır. C seçeneğinde zimmetten söz edilmesi, dedikodunun asılsız çıkmış olmasına karşın insanların bu atasözüyle şüphelerini sürdürmesi, deyimin gerçek anlamına en uygun kullanımı yansıtır. E seçeneği cazip görünse de öğretmenin konuyu kapatması atasözünün mesajıyla çelişmektedir.

  16. 16. Aşağıdaki seçeneklerin hangisinde verilen deyimin anlamı yanlış açıklanmıştır?

    • A) Dişini sıkmak: Zorluğa katlanarak dayanmak
    • B) Eli kulağında: Yakında gerçekleşmesi beklenen
    • C) Kulağına küpe olmak: Başkasına ders vermek amacıyla bir şey söylemek
    • D) Gözden düşmek: İtibar ve değer kaybetmek
    • E) Yüzü kara çıkmak: Haksız ya da başarısız duruma düşmek

    'Kulağına‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ küpe olmak' deyimi 'başkasına ders vermek' anlamına gelmez; 'yaşanan bir olaydan ders çıkarmak, bir daha aynı hatayı yapmamak için ibret almak' demektir. Ders çıkaran özne, karşısındaki değil, deyimi kullanan kişinin kendisi ya da söz konusu kişidir. Bu nedenle C seçeneğindeki açıklama yanlıştır.

  17. 17. 'Taşıma su ile değirmen dönmez' atasözünün öğrettiği temel düşünce aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Bir işi yapmak için gereken güç ve imkân kendi bünyesinde bulunmalıdır.
    • B) Emek verilmeden elde edilen kazanımlar uzun süre korunamaz.
    • C) Başkasının emeğiyle geçinenler er ya da geç zorlukla karşılaşır.
    • D) Dışarıdan gelen yardımlar işleri kolaylaştırsa da kalıcı çözüm değildir.
    • E) Kalıcı başarı için doğal ve sürdürülebilir kaynaklara ihtiyaç vardır.

    Bu‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ atasözü, bir işin sürdürülebilir biçimde yürütülebilmesi için gerekli kaynağın ya da gücün dışarıdan değil, bizzat o işi yapanın kendi bünyesinden gelmesi gerektiğini anlatır. A, D ve E seçenekleri atasözünün bazı yan anlamlarına yaklaşsa da özü en iyi özetleyen seçenek C'dir; çünkü 'taşıma su' dışarıdan temin edilen geçici kaynağı simgeler ve kalıcılığın ancak iç kaynaklarla sağlanabileceğini vurgular.

  18. 18. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'havanda su dövmek' deyimi doğru kullanılmıştır?

    • A) Çocuk, bahçede oyun oynamak yerine havanda su dövmeyi tercih etti.
    • B) Komite, acil kararlar almak yerine saatlerce havanda su dövdü.
    • C) Kasabın işi zor olduğundan her gün havanda su döverdi.
    • D) Bilim insanı, yeni bir buluş için sabahtan akşama kadar havanda su dövdü.
    • E) Fabrikada makineler bozulunca işçiler havanda su dövmek zorunda kaldı.

    'Havanda‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ su dövmek' deyimi, 'sonuçsuz ve boşa giden çaba harcamak, faydasız iş yapmak' anlamına gelir. A seçeneğinde komitenin karar almak yerine sonuçsuz tartışmalar yürütmesi bu anlamı tam olarak karşılamaktadır. D seçeneği cazip görünse de 'yeni buluş için çalışmak' anlamlı bir çaba olduğundan deyimin anlamıyla örtüşmez.

  19. 19. Aşağıdaki atasözlerinden hangisi anlam bakımından diğerlerinden farklı bir düşünceyi dile getirmektedir?

    • A) Damlaya damlaya göl olur.
    • B) Yavaş giden yol alır.
    • C) Sabır acıdır meyvesi tatlıdır.
    • D) Acele işe şeytan karışır.
    • E) Az tamah çok ziyan getirir.

    A,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ B, C ve D seçeneklerindeki atasözleri, sabırlı ve temkinli davranmanın olumlu sonuçlar doğuracağını öğütler. E seçeneğindeki 'Az tamah çok ziyan getirir' atasözü ise açgözlülük ve hırs konusunda uyarıda bulunur; sabır ve aceleyle değil, doyumsuzluk ve hırsın zararlarıyla ilgilidir. Bu nedenle E, anlam bakımından diğerlerinden ayrılır.

  20. 20. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir deyim yanlış kullanılmıştır?

    • A) Söylediklerinin doğruluğundan emin olmayan muhabir, haberi yayınlamadan önce epeyce ağzını aramaya çalıştı.
    • B) Şirketi zora sokan kararlar yüzünden ortaklar birbirlerine girdiler.
    • C) Küçük bir eleştiriyi bile kaldıramayan müdür, toplantıda kolayca küplere bindi.
    • D) Yıllardır emek verdiği projenin çöpe atılması onu derin bir hayal kırıklığına uğrattı; adamın içi kan ağladı.
    • E) Arkadaşının başarısını gören Mehmet, kıskançlıktan gözü döndü ve ona yardım etmeyi reddetti.

    'Gözü‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ dönmek' deyimi 'öfke, korku veya tehlike anında aklını kaybedercesine saldırgan ya da pervasız bir hâle gelmek' anlamına gelir; kıskançlık duygusuyla değil, ağır öfke ve çılgınlık hâliyle ilişkilidir. D seçeneğinde kıskançlıkla ilişkilendirilmesi bu açıdan yanlıştır. Kıskançlık için 'içi yanmak', 'çekememek' gibi deyimler kullanılabilir. Diğer seçeneklerdeki deyimler yerli yerinde kullanılmıştır.

  21. 21. 'İt ürür, kervan yürür' atasözüyle verilmek istenen anlam aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Haksız eleştiri yapanlar sonunda pişman olur.
    • B) Hedefine odaklanan kişi, gereksiz eleştirilerden etkilenmez.
    • C) Büyük başarılar, çok çalışmayı ve sabır göstermeyi gerektirir.
    • D) İnsanlar kalabalık olduklarında daha cesur davranırlar.
    • E) Güçlü ve kararlı kişiler engelleri kolayca aşar.

    Bu‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ atasözü, amacına yönelik hareket eden kişi ya da toplulukların, çevreden gelen boş eleştiri ve engellemelere aldırış etmeden yoluna devam etmesi gerektiğini anlatır. 'İt'in temsil ettiği gereksiz gürültü/eleştiriye karşın 'kervanın' yoluna devam etmesi, B seçeneğindeki 'gereksiz eleştirilerden etkilenmemek' fikriyle örtüşür. A seçeneği güç vurgusunu öne çıkardığı için atasözünün özüyle tam örtüşmez.

  22. 22. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'gönlünü almak' deyimiyle 'gönlünü yapmak' deyimi birbirine karıştırılarak yanlış kullanılmıştır?

    • A) Tatlı sözler söyleyerek küskün çocuğun gönlünü aldı.
    • B) Gönlünü yapamadığı komşusuyla bir türlü barışamadı.
    • C) Çiçek alan adam, eşinin gönlünü aldı.
    • D) Eleştirisinden rahatsız olan arkadaşının gönlünü almak için özür diledi.
    • E) Yıllardır küs olan iki kardeş, annenin arabuluculuğuyla gönüllerini aldılar.

    'Gönlünü‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ almak', küskün ya da kırılmış birini hoş söz veya davranışlarla memnun ederek barıştırmak demektir. A seçeneğinde 'gönüllerini aldılar' ifadesi kullanılmış ancak anlatılmak istenen iki tarafın barışması, yani iki tarafın gönüllerinin yapılmasıdır. Doğru kullanım 'gönülleri yapıldı' ya da 'aralarını buldular' olmalıdır. 'Gönlünü almak' tek yönlü bir barıştırma eylemiyken 'gönlünü yapmak' karşılıklı barışmayı anlatır.

  23. 23. 'Dost başa, düşman ayağa bakar' atasözüyle aşağıdaki atasözlerinden hangisi zıt anlam taşımaktadır?

    • A) Dost acı söyler.
    • B) Düşman bilmediğini sana öğretir.
    • C) Dostluk şarap gibidir, eskidikçe güzelleşir.
    • D) Yalancının mumu yatsıya kadar yanar.
    • E) İyilik eden iyilik bulur.

    'Dost‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ başa, düşman ayağa bakar' atasözü, gerçek dostun insanın iyiliğine, düşmanın ise zararına baktığını anlatır; yani düşmandan hayır gelmeyeceğini vurgular. 'Düşman bilmediğini sana öğretir' ise düşmanın bile kişiye faydalı olabileceğini, yeni şeyler öğretebileceğini ifade eder. Bu iki atasözü düşmanın insana katkısı konusunda birbirine zıt düşünceler içerir.

  24. 24. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'elde var bin' deyimi doğru ve yerinde kullanılmıştır?

    • A) Oğlunun sınavı kazandığını duyan baba, elde var bin sevindi.
    • B) Şirkete yatırılan para elde var bin kâr getirdi.
    • C) Miras davası kazanılan sanıyordu; elde var bin, her şey sıfırlandı.
    • D) Yarışmada birinci gelen sporcu, elde var bin ödül kazandı.
    • E) Uzun yıllardır çalıştı ama emekliliğinde elde var bin kaldı.

    'Elde‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ var bin' deyimi, uzun çaba ve emek sonrasında elde kalacak sonucun beklenenden çok az, hatta neredeyse hiç olmadığını belirtmek için kullanılır; 'sonuçta kazanılan ya da elde kalan neredeyse yoktur' anlamını taşır. C seçeneğinde uzun yıllar çalışılmasına karşın emeklilikte neredeyse hiçbir şey kalmaması bu anlamı tam olarak karşılar. A seçeneği cazip görünse de 'her şeyin sıfırlanması' deyimin anlamından farklı bir sonuçtur.

  25. 25. Aşağıda verilen atasözlerinden hangisinin anlamı yanlış açıklanmıştır?

    • A) 'Sakla samanı, gelir zamanı': Küçük şeyleri bile israf etmemek gerekir, her şeyin bir gün işe yarayacağı zamanı olabilir.
    • B) 'Tencere dibin kara, seninki benden kara': İnsanın başkasının kusurunu görmesi ama kendi kusurunu görmemesi.
    • C) 'Çürük tahta çivi tutmaz': Sağlam olmayan bir yapı üzerinde kalıcı iş yapılamaz.
    • D) 'Bakarsan bağ, bakmazsan dağ': Emek verilmezse her şey bozulup gider.
    • E) 'Yorgan gitti, kavga bitti': Anlaşmazlığa yol açan şey ortadan kalkınca sorun da çözülür.

    'Yorgan‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ gitti, kavga bitti' atasözü yalnızca anlaşmazlığın sona ermesini değil, tartışmaya konu olan şey elden çıkınca zaten çatışacak bir şeyin kalmadığını, yani kavganın anlamsız bir hâl aldığını anlatır. C seçeneğindeki 'sorunun çözüldüğü' yorumu tam doğru değildir; atasözü sorunun çözüldüğünü değil, tartışma konusunun kendiliğinden yok olduğunu vurgular. Ancak bu seçenek diğer yanlış yorumlardan daha ince bir fark taşıdığından dikkatli değerlendirme gerektirir. Verilen seçenekler arasında anlamı en belirgin biçimde saptırılan seçenek C'dir.