menu
MemurOl
Türkçe Testleri

Genel Tekrar Testi - 30

Soru 1 / 25

Dilimizin gelişmesinde önemli bir rolü olan çocuk adlandırmaları veya çocukların kendilerine göre adlandırmaları, bugüne kadar ayrıntılı bir biçimde pek işlenmemiş, bir köşeye bırakılmıştır. Oysa gerek aile içinde gerek kendi yaşıtları arasında çocukların kullandığı pek çok ilginç söz, yapısı belli olmayan ama hemen her çocuğun ağzından çıkan ibarelerin esaslı bir araştırmasının yapılması, sözlüğümüzün zenginleşmesi için elzem bir çalışma olacaktır. Özellikle çocukların kendi aralarında oynadıkları oyunların adları, bunların kullanıldığı yöreler, kelimelerin kökenleri ve varsa çeşitleri, bizlere yepyeni bir söz varlığının kapılarını açabilecektir. Bu parçada çocuklarla ilgili aşağıdakilerden hangisine _değinilmemiştir_?

Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
  1. 1. Dilimizin gelişmesinde önemli bir rolü olan çocuk adlandırmaları veya çocukların kendilerine göre adlandırmaları, bugüne kadar ayrıntılı bir biçimde pek işlenmemiş, bir köşeye bırakılmıştır. Oysa gerek aile içinde gerek kendi yaşıtları arasında çocukların kullandığı pek çok ilginç söz, yapısı belli olmayan ama hemen her çocuğun ağzından çıkan ibarelerin esaslı bir araştırmasının yapılması, sözlüğümüzün zenginleşmesi için elzem bir çalışma olacaktır. Özellikle çocukların kendi aralarında oynadıkları oyunların adları, bunların kullanıldığı yöreler, kelimelerin kökenleri ve varsa çeşitleri, bizlere yepyeni bir söz varlığının kapılarını açabilecektir. Bu parçada çocuklarla ilgili aşağıdakilerden hangisine _değinilmemiştir_?

    • A) Kullandıkları sözcüklerin bize farklı anlam dünyaları açabileceğine
    • B) Dil varlıklarının ortaya çıkarılması için kapsamlı araştırmalar yapılması gerektiğine
    • C) Dillerinde söz hazinesi için kıymetli varlıklar bulunduğuna
    • D) Ailelerin, çocuklarının dil gelişiminde büyük bir paya sahip olduğuna
    • E) Bu zamana kadar dil varlıklarının yeteri kadar incelenmediğine

    Parçada‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ çocukların kullandığı sözlerin söz varlığımız için değerli olduğu ve bunların araştırılması gerektiği anlatılır. Ailelerin çocukların dil gelişimindeki payından ise söz edilmez. Doğru cevap D seçeneğidir.

  2. 2. Hırs, bir geminin yelkenini şişiren rüzgara benzer; çoğu gemiyi batırır, azı da gemiyi olduğu yerde tutar. (Voltaire) Bu özdeyişte aşağıdakilerden hangisi vurgulanmaktadır?

    • A) İsteksizlik
    • B) Ölçü
    • C) Cesaret
    • D) Azim
    • E) Çaba

    Voltaire'in‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ özdeyişinde hırsın fazlasının ('çoğu') gemiyi batıracağı, azının ise gemiyi durduracağı belirtilerek her iki aşırı ucun da olumsuz sonuçlar doğuracağına dikkat çekilmiştir. Buradan hareketle hırsta dengeli olmanın, yani 'ölçü'nün önemi vurgulanmaktadır. Doğru cevap B seçeneğidir.

  3. 3. Sanatçı, anlatma işini sanatın genel kurallarına uygun olarak gerçekleştirir. Herhangi bir sohbette laklak etmediğini, bir an bile aklından çıkarmaz. Bazen sıradan bir sohbeti, iki insanın arkadaşlığını bile, öylesine anlatır ki sanatçı kişiliğinin özgün damgasını hemen fark ederiz. Aslında konuşma, sıradan bir konuşmadır; yani o bunu dedi şu bunu dedi meselesi. Fakat sanatçı sözleri o biçimde sıralamış, o biçimde düzenlemiştir ki ortaya çıkan eser, estetik bir düzleme çıkabilmiştir. Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerin hangisidir?

    • A) Bir eserin sanat eseri sayılması için sıradan insanın hayatından kesitleri sunması gerekir.
    • B) Sıradan bir konuşmayı sanat eseri düzeyine yükseltmek yetenekli sanatçılara özgüdür.
    • C) Sanatın genel yasaları dışına çıkan sanatçılar eleştirmenlerin tepkileriyle karşılaşır.
    • D) Sanat eserinde estetik değerin yanında evrensel değerler de kendini hissettirir.
    • E) Sanatçının öznel ve estetik anlatımı, sıradan bir olayı bir sanat eseri hâline getirebilir.

    Parçada,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ bir sanatçının gündelik ve sıradan olayları (örneğin iki insanın konuşmasını) kendi öznel anlatımı ve estetik kurgusu sayesinde sıradanlıktan kurtarıp estetik bir düzleme (sanat eseri düzeyine) taşıdığı vurgulanmaktadır. Doğru cevap E seçeneğidir.

  4. 4. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük ötekilerden farklı bir yapım eki almıştır?

    • A) Apartmanın çöpünü her zaman _kapıcı_ atacaktı.
    • B) Arabası yolda kalan adam _tamirci_ arıyordu.
    • C) Bizim evde babam daima _yapıcı_ eleştiri yapıyor.
    • D) Yeni evimize cam taktırmak için _camcı_ arıyorum.
    • E) Askerdeki ağabeyim bu hafta _evci_ çıkacak.

    A,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ B, D ve E seçeneklerinde '-cı/-ci' eki meslek, uğraş veya ilgili kişi anlamı katar. C seçeneğindeki 'yapıcı' ise bir niteliği belirten sıfat olarak kullanılmıştır; bu yönüyle farklıdır.

  5. 5. “Kalbim yırtılıyor her nefesinde Kulağım _ruhumun kanat sesinde_” Bu dizelerdeki altı çizili tamlamanın kuruluşu bakımından özdeşi aşağıdaki cümlelerin hangisinde vardır?

    • A) Ağaçlar, özledim o serin ve asil / Gölgeniz altında sessizce uyuklamayı.
    • B) Bazen bir ışık gezer, tam gece yarısı / Karşıdaki bir evin pencere camlarında.
    • C) Sanki erdim çetin bilmecesine / Hem geçmiş zamanın hem geleceğin.
    • D) Bahçe kapısına varmadan daha / Gelir baygın kokusu ıhlamurun.
    • E) Bir köy düşünüyorum yemyeşil / Bilmem neresinde yurdun.

    Dizelerdeki‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ 'ruhumun kanat sesi' tamlaması zincirleme isim tamlamasıdır (ruhumun sesi = belirtili, kanat sesi = belirtisiz). B seçeneğinde geçen 'evin pencere camları' tamlaması da aynı şekilde zincirleme isim tamlamasıdır (evin camları = belirtili, pencere camı = belirtisiz). Doğru cevap B seçeneğidir.

  6. 6. Sanatçıdan beklenen, eserinde _laf cambazlığı_ yapması değil; fikirleriyle topluma yön verebilmesidir. Altı çizili sözün bu cümleye kattığı anlam aşağıdakilerden hangisinde vardır?

    • A) Sözün gelişinden, konuşmasını nasıl bitireceğini hepimiz anlamıştık.
    • B) Dün bir televizyon programında, söz arasında bu ünlü şairin ismi de geçti.
    • C) Bu olaydan sonra, öğretmenimizin sözleri, bizi daha da kamçılamıştı.
    • D) Bu adam, nasıl olduysa, söz oyunlarıyla çevresindekileri kendine inandırmıştı.
    • E) Sanatçı, sözlerini tamamlayınca herkes tarafından alkışlandı.

    Cümledeki‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ 'laf cambazlığı yapmak' deyimi, gerçek ve derin düşünceler sunmak yerine kelimelerle oynayarak, söz oyunları yaparak etkilemeye çalışmak anlamına gelir. A seçeneğindeki 'söz oyunlarıyla' ifadesi bu anlamı tam olarak karşılamaktadır. Doğru cevap D seçeneğidir.

  7. 7. Tabiatın ritimlerine uyum sağlamadan bedenin detoks (vücudun zararlı toksinlerden arınması) saatleri dışında uyuyorsanız beden kendi tamir mekanizmalarını gerektiği gibi çalıştıramaz. Buna göre yaklaşık 22.30-02.00 saatleri aralığında fiziksel bedendeki detoks işlemleri gerçekleşirken 02.00-04.00 aralığında da zihinsel detoks işlemi gerçekleşiyor. Bu nedenle akşam yemeklerinin hafif geçirilmesini öneririz. Çünkü eğer akşam yemeğinde sindirim sistemine yük getiren ağır bir menü seçimi yapılmışsa bedenin kendini yenilemek için kullanması gereken enerji, besinlerin hazmedilmesi için harcanmaya başlanır. Dolayısıyla bedenin gündelik olarak gerçekleştirdiği fiziksel yenilenme ve detoks süreci randımanlı bir şekilde gerçekleştirilememiş olur. Üzerine bir de yatağa 24.00’ten, 01.00’den önce girmeyenlerdenseniz bu durumda zaten fiziksel detoks saatlerinde uyanık olduğunuz için sabah yorgunluğu ve erken yaşlanma süreci hızla çalışmaya başlayacaktır. Geceleri uyuyamayıp sabaha karşı yatağa girenlerinse psikolojik rahatsızlıklardan kaçma şansları yok. Bu parçada aşağıdakilerden hangisine _değinilmemiştir_?

    • A) Düzensiz uykunun insan metabolizmasını olumsuz olarak etkilediğine
    • B) Uyku düzensizliğinin hekim tedavisiyle düzeltilebileceğine
    • C) Vücudun, belli zaman aralıklarında kendini yenilediğine
    • D) Yemeklerin doğru zamanda yenmesinin beden sağlığıyla doğrudan ilgili olduğuna
    • E) Belli saatlerde uyumamanın ruh sağlığına zarar verdiğine

    Parçada‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ düzensiz uyku, detoks saatleri, yemeklerin bedene yükü ve ruh sağlığına etkiler anlatılır. Ancak uyku düzensizliğinin hekim tedavisiyle düzeltileceğine değinilmez. Doğru cevap B seçeneğidir.

  8. 8. Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, yaşanan olayların, izlenimlerin, duygu ve düşüncelerin kahramanın ağzından aktarıldığı bir ben romanıdır. Romanın kahramanı 15 yaşındaki hasta bir gençtir. Romanda gencin psikolojik tahlili başarıyla gerçekleştirilmiştir. Bu yönüyle eser, psikolojik bir romandır. Olaylar 15 yaşındaki genç üzerine kurulsa da Nüzhet ve Doktor Ragıp da romanın önemli karakterleridir. Ancak bunlar ikinci planda ve silik olarak bırakılmıştır. Hasta gencin, kaldığı konakta Nüzhet’e duyduğu karşılıksız aşk, romanın okunurluğunu olumlu yönde etkilemiştir. Bu parçada Dokuzuncu Hariciye Koğuşu adlı romanla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine _değinilmemiştir_?

    • A) Yaşananların birinci şahsın ağzıyla anlatıldığı bir üslubunun olduğuna
    • B) Ana kahramanının hasta bir genç olduğuna
    • C) Hasta gencin, yazarın kendisi olduğuna
    • D) Psikolojik çözümlemelerin ağırlıkta olduğuna
    • E) Gencin karşılıksız sevgisinin, romanın okunurluğuna katkı sağladığına

    Parçada,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ romanın bir 'ben romanı' olduğuna, kahramanın 15 yaşında hasta bir genç olduğuna, psikolojik tahliller içerdiğine ve Nüzhet'e duyulan aşkın eserin okunurluğunu artırdığına değinilmiştir. Ancak romandaki hasta gencin doğrudan yazarın kendisi (Peyami Safa) olduğuna dair biyografik bir bilgiye parçada yer verilmemiştir. Doğru cevap C seçeneğidir.

  9. 9. “Bu dikkatsizlik büyük kazaları _doğurdu_.” Bu cümledeki altı çizili sözcüğün kullanılma amacı aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

    • A) Koşula bağlama
    • B) Süreklilik belirtme
    • C) Sonuç bildirme
    • D) Neden oluş
    • E) Amaç gösterme

    Cümlede‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ geçen 'doğurmak' eylemi gerçek anlamının dışında, 'bir durumun veya olayın ortaya çıkmasına sebep olmak, yol açmak, sebebiyet vermek' anlamında kullanılmıştır. Bu da cümleye neden-sonuç (neden oluş) ilişkisi katmaktadır. Doğru cevap D seçeneğidir.

  10. 10. “Bir Dostluk Masalı”, ne olursa olsun en özel anlarında dostlarımızın yanında olmanın öneminin altını çizerken bir yandan da yardımseverliğin asla karşılıksız kalmadığını aynı kurgunun içine başarıyla yediriyor. Her yaştan okurun yüreğini sımsıcacık duygularla dolduran, çizimlerin gücüyle bir şölen sunan eser, iyiliğin olduğu yerde zamanın nasıl da yetebildiğini gözler önüne seriyor. Ve âdeta okura şöyle sesleniyor: “İyilik yap, çantaya at.” Bu parçada söz konusu kitapla ilgili aşağıdakilerin hangisine _değinilmemiştir_?

    • A) Yardımlaşmanın önemini sezdirdiğine
    • B) Dostluk kavramını vurguladığına
    • C) Samimi bir dille kaleme alındığına
    • D) Yediden yetmişe herkese seslendiğine
    • E) Görsel açıdan başarılı olduğuna

    Parçada‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ kitabın dostluk, yardımlaşma, her yaştan okura seslenme ve çizim gücü üzerinde durulur. Samimi bir dille yazıldığına dair açık bir bilgi yoktur. Doğru cevap C seçeneğidir.

  11. 11. İmparatorluk ve emperyalizm denen unsurları Osmanlı dünyasında pek görmeyiz. Osmanlı tarihini okuyan herkes bilir ki Osmanlılar fethettikleri yeri otomatik olarak vatanın bir parçası sayarlardı. Eflak, Boğdan, Kuzey Afrika gibi bazı yerler sistemi tam olarak sindiremediği için ayrı tutulmuştur. Onlarla ilişkileri biraz daha zayıf bağlarladır. Ama Anadolu ve Rumeli’de kontrol ettikleri her yer, diğerinden farksız olarak bir vatan parçasıdır. İnsanları, grupları birbirinden ayrı tutma uygulaması görülmemiştir. Yani Batı’daki kolonyal imparatorluklarda görülen benzer bir yapı Osmanlı dünyasında yoktur. Bu parçada asıl vurgulanmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Osmanlıların, fethettiği kimi yerlerde bilinçli olarak farklı politikalar izlemesi, sonraki dönemlerde sıkıntılara yol açmıştır.
    • B) Fethedilen yerlere İslam medeniyetinin her ögesini taşımak Osmanlıların temel felsefesi olmuştur.
    • C) Osmanlı, fethettiği yerlerde sömürgeci bir politika izlemekten uzak durmuş, oraları ülkenin parçası olarak görmüştür.
    • D) Osmanlı, sonsuz hoşgörü politikasıyla, fethettiği yerlerde güçlü medeniyetler kurmuştur.
    • E) Sınırlarının genişliğinden dolayı Osmanlı, merkezî değil federatif bir yapıyı benimsemiştir.

    Parçada‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ Osmanlı’nın fethettiği yerleri sömürge alanı olarak değil, vatanın parçası olarak gördüğü belirtilir. Ana düşünce C seçeneğinde açıkça verilmiştir. Doğru cevap C seçeneğidir.

  12. 12. Edebiyat, gündelik hayatın tekdüze ayrıntılarından temizlenmiş bir dünyadır. Bu cümlede edebiyat ile ilgili asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Temel amacının okuyucunun estetik zevkini geliştirmek olduğu
    • B) Gerçekliği tüm çıplaklığı ve pürüzleriyle aktardığı
    • C) İnsanı günlük sorunların ağırlığından kurtardığı
    • D) Yaşamı alelade ve sıkıcı yanlarından arındırarak sunduğu
    • E) İnsan ruhunu diğer sanat dallarından daha derin tahlil ettiği

    Öncül‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ cümlede edebiyatın, yaşamın 'tekdüze ayrıntılarından temizlenmiş' (yani alelade, sıradan ve sıkıcı yanlarından arındırılmış) bir yapıya sahip olduğu vurgulanmaktadır. Bu durum D seçeneğinde tam olarak karşılanmıştır. Doğru cevap D seçeneğidir.

  13. 13. En etkileyici biyografilerin, hakkında yazılan kişiyi yakından tanıyan yazarların elinden çıkan eserler olduğu söylenir. Ne var ki bu durumun göz ardı edilemeyecek sakıncaları da mevcuttur. Anlatılan karakteri yakından tanımak, hele ki onunla akrabalık ya da yakın dostluk bağına sahip olmak, yaşamındaki kritik olayları kaleme alırken tarafsızlığı zedeler. Dahası, yaşam öyküsünü yazacağınız kişinin geçmişteki bazı kararlarına öfke duymuş, bazı başarılarını içten içe kıskanmış olabilirsiniz ya da aranızda yıllar geçse de unutulmayan gizli bir kırgınlık bulunabilir. Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisi hedeflenmiştir?

    • A) Yaşamöyküsü yazmanın güç bir iş olduğu
    • B) Yaşamöyküsü yazarken objektif olmak gerektiği
    • C) Tanıdıkların yaşamöyküsünü yansız bir tutumla anlatmanın zor olduğu
    • D) Her yaşamöyküsünün, gerçekleri yansıtmadığı
    • E) Başarılı bir yaşamöyküsü yazmanın zaman aldığı

    Parçada,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ biyografi yazarlarının çok yakın oldukları veya yakından tanıdıkları kişilerin hayat hikayelerini yazarken duygusal etkenler (taraf tutma, öfke, kıskançlık, kırgınlık) nedeniyle tarafsızlıklarını korumakta zorlanacakları vurgulanmaktadır. Bu ana fikir C seçeneğinde verilmiştir. Dolayısıyla doğru cevap C seçeneğidir.

  14. 14. İzzet Melih’in edebiyat dünyasındaki asıl ününü sağlayan ve sonraki yıllarda da en fazla anıldığı görülen eseri, “Tezat” adlı romanıdır. Naşit adındaki genç bir Türk subayının yaşadığı kararsızlıklar etrafında gelişen bir aşk hikâyesi üzerine kurgulanmıştır. Eser, temele aşkı alan bir roman olsa da aşk romanı olarak kalmaz; tarihsel, siyasal, toplumsal ve kültürel bağlamlarla ilişkilendirilen çeşitli tezler de barındırır. Kendi entelektüel dünyasında karşı düşünceler içinde bulunsa bile insanın; tarihinden, toplumundan, kültürel değerlerinden kopamayacağı tezi didaktik olmayan bir tutumla, bireysel yaşantı alanındaki olay ve durumlarla sergilenerek irdelenmeye çalışılır. Döneminin önde gelen edebiyatçıları tarafından önemsenen, olumlu veya olumsuz pek çok eleştiriye muhatap olan “Tezat”, Fecriati’den Millî Edebiyat’a geçiş sürecinin çeşitli özelliklerini de yansıtan bir romandır. Bu parçada “Tezat” romanıyla ilgili, I. Aşkın merkezde olduğu tezli bir roman olduğuna II. Öğretici değil, sorgulayıcı bir bakış açısıyla yazıldığına III. Dönem edebiyatçıları üzerinde derin tesirler bıraktığına yargılarından hangilerine _değinilmemiştir_?

    • A) Yalnız I.
    • B) Yalnız II.
    • C) Yalnız III.
    • D) I ve II.
    • E) I ve III.

    Parçada‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ “Tezat”ın aşkı merkeze alan tezli bir roman olduğu ve didaktik olmayan bir tutumla konuyu işlediği belirtilir. Dönem edebiyatçıları üzerinde derin etkiler bıraktığı ise söylenmez. Doğru cevap C seçeneğidir.

  15. 15. Birçok önemli sanat projesine imza atan bestecinin dünya genelinde kazandığı _saygınlık_, ömrü boyunca sergilediği tutarlı çizginin ve disiplinin doğal bir sonucudur. Bu parçada altı çizili sözü anlamca karşılayabilecek bir kullanım aşağıdakilerden hangisinde vardır?

    • A) Mimarlık, sadece sanatsal veya teknik bir çaba değil bazen hayranlık uyandıran bir yaratıcılıktır.
    • B) Uruguaylı mimarın sahip olduğu saygınlık, birçok üstün yetenekli genci mimarlığa yönlendirdi.
    • C) Dünya çapında şöhret kazanan bir mimar olan Vinoly, farklı ülkelerde 600’den fazla projeyi hayata geçirdi.
    • D) Vinoly, 1989’da Dünya Ticaret Merkezi Tasarım Yarışması’nı kazanınca ne kadar büyük bir mimari deha olduğunu kanıtladı.
    • E) Uruguay’da doğan Vinoly, Buenos Aires Üniversitesinde mimarlık eğitimini aldı ve parlak kariyerine daha öğrenci iken adım attı.

    Parçadaki‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ altı çizili 'itibar' veya özgünleşen metindeki 'saygınlık' sözcüğü, kişinin toplum nezdindeki güvenilirliği, saygın yeri anlamına gelir. B seçeneğinde geçen 'saygınlık' kelimesi bu anlamı tam olarak karşılayıp cümlenin yerini tutmaktadır. Dolayısıyla doğru cevap B seçeneğidir.

  16. 16. Bostancı semtinin adı, kimi kaynakların söylediği gibi, burada çok bostan olduğu için böyle değildir. Osmanlıda, İstanbul’u Anadolu’ya bağlayan ana yol Bostancı’dan geçiyordu. Kentin bu doğu sınırında, bir Bostancı Derbendi yani karakolu kuruldu. Bu karakol, İstanbul’a giriş-çıkışları kontrol ediyor, kentte işi gücü olduğunu kanıtlamayan ya da kentte yaşayan bir kefil gösteremeyenleri buradan geçirmiyordu. Bu parçadan aşağıdakilerden hangisi _çıkarılamaz_?

    • A) Bostancı’da İstanbul’a giriş-çıkışları kontrol amacıyla karakol kurulduğu
    • B) Bostancı adının kaynağının yanlış bilindiği
    • C) Bostancı semtinin Osmanlıda önemli bir yerleşim yeri olduğu
    • D) Bostancı Derbendi’nin İstanbul’da işi olmayanları şehre almadığı
    • E) Osmanlıda Bostancı semtinin ana yol güzergâhında olduğu

    Parçada‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ Bostancı adının sanıldığı gibi bostanlardan gelmediği, Osmanlı döneminde buradan ana yol geçtiği ve giriş çıkışları denetleyen bir karakol bulunduğu anlatılır. Bostancı’nın önemli bir yerleşim yeri olduğu sonucuna ulaşılamaz. Doğru cevap C seçeneğidir.

  17. 17. Sanat dünyası gariptir, sahneden uzun süre uzak kalmayı asla affetmez. Geçmişte bu durum çok daha katıydı. Birkaç ay kültür sanat dergilerinde yazıları yayımlanmayan şairlere _dükkânı kapatmış_ nazarıyla bakılırdı. Bu parçada altı çizili sözle asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Okur kitlesinden uzaklaşmak
    • B) Sanat hayatına son vermek
    • C) Üretim sürecini askıya almak
    • D) Yalnızlığa çekilmeyi tercih etmek
    • E) Ekonomik sıkıntılarla mücadele etmek

    Parçadaki‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ 'dükkânı kapatmış' sözüyle, sanatçının artık yazmayı, üretmeyi tamamen bıraktığı yani sanat hayatına son verdiği kastedilmektedir. Doğru cevap B seçeneğidir.

  18. 18. Bilgeliğin yolu; bugünü yaşamak, yarını planlamak ve geçmişten ders çıkarmaktır. Bu cümleden aşağıdakilerin hangisi _çıkarılamaz_?

    • A) Doğan her günü, hakkını vererek yaşamak gerekir.
    • B) İnsanın geçmişi, ders çıkarılacak ibretlik tablolarla doludur.
    • C) Geçmişin geçmişte kaldığını unutmadan yaşamak ızdırap verir.
    • D) Gelecek hiç gelmeyecekmiş gibi yaşayanlar gelecekte pişman olurlar.
    • E) Bilgelik, çok bilmekte değil dünü okuyup bugünü yaşayıp geleceğe yönelmektedir.

    Cümlede‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ geçmişten yararlanmak, bugünü yaşamak ve geleceği planlamak öğütlenir. C seçeneğinde ise geçmişi geride bırakmanın acı verdiği söylenmektedir; bu yargı cümleden çıkarılamaz. Doğru cevap C seçeneğidir.

  19. 19. İnsan zihni çok katmanlı bir anlam ve duyarlılıklar odağıdır. Bu yönüyle bir görsel, bir ses veya bir olay insan zihninde aynı anda onlarca çağrışım uyandırır. Ne var ki bu çağrışımların büyük kısmı, kontrol dışıdır ve geçicidir. Sanatçı ise, gündelik yaşamdaki bu çağrışımlardan işine yarayacak olanları iyi belirleyip hemen harekete geçer. Bir iç muhasebe yaparak bu çağrışımlardan 'neyi, niçin alacağını ve ondan nasıl yararlanacağını' kararlaştırır. Hepimizin tanık olduğu bir olaydan o, bir sanat eseri üretir. Bu parçada asıl vurgulanmak istenen aşağıdakilerin hangisidir?

    • A) Sanatçının, yaşamı algılayış yönüyle öteki insanlardan bir farkı yoktur.
    • B) Başarılı eserler gerçekleri olduğu gibi yansıtır.
    • C) Sanatçı, yaşamdaki çağrışımları doğru değerlendirerek bundan bir eser oluşturabilen kişidir.
    • D) Belirli bir amaç için yazan sanatçı, zihnindeki anlık çağrışımlardan etkilenmemelidir.
    • E) Başarılı sanatçı, sıradan olayları düş dünyasında şekillendirebilir.

    Parçada,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ sıradan insanların zihninden de pek çok çağrışım geçtiği ama sanatçının bu çağrışımları bilinçli bir iç değerlendirmeyle süzüp, neyi nasıl kullanacağını belirleyerek bir sanat eserine dönüştürdüğü ifade edilmektedir. Vurgulanan asıl düşünce, sanatçının bu çağrışımları doğru işleyip eser üreten kişi olduğudur. Doğru cevap C seçeneğidir.

  20. 20. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük zamirdir?

    • A) Dehşetin _ne_ olduğunu anlayın diye şimdi her aklı baştan almalıyım.
    • B) Bana emanet _canlara_ ziyan erişmesin istiyordum.
    • C) Kurulmaya başladığımdan itibaren _bu_ anı beklemeye de başladığımı bilmiyordum.
    • D) Gördüğünüz gibi gece olmasına rağmen arama kurtarma çalışmaları _son_ hızla devam ediyor.
    • E) Ruhumuzdaki _o_ en çıplak yere dokunan an ötesi bir an gibiydi.

    'Dehşetin‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ _ne_ olduğunu...' cümlesindeki '_ne_' sözcüğü bir ismin yerini soru yoluyla tuttuğu için soru zamiridir. Diğer seçeneklerdeki '_o_' ve '_bu_' işaret sıfatı, '_canlara_' isim, '_son_' ise sıfat görevindedir.

  21. 21. Jill Price isimli bir kadın “hipertimestik sendromu” ile tanınan ilk kadın olarak bilim dünyasında tüm dikkatleri üzerine çekmeyi başarmıştı. Hipertimestik sendromu hafıza ile ilgili olan ve yaşadığı hiçbir şeyi unutmayan insanların durumuna verilen isim. Yaşadığı her şeyi (yüzde 95) hatırlayan bu kadının önceleri uydurmacı olduğu sanılıyordu. Birtakım deneyler sonucu kanıtlara ulaşıldı. Herhangi bir tarih seçilerek o gün olan önemli olaylar, hava durumu ve dikkatini çeken bazı durumlar, alınan cevaplar kayıtları ile incelendiğinde bire bir tuttu ve testler tekrar edildi. Devam eden testler ile sendrom şekillendi ama tüm araştırmalara rağmen bazı insanların yaşamayı çok istediği bu durumun nedeni bulunamadı. Bu parçada hipertimestik sendromu ile ilgili aşağıdakilerin hangisine _değinilmemiştir_?

    • A) Sendromun hafıza ile ilgili olduğuna
    • B) Nedeninin tespit edilemediğine
    • C) Bazı insanların hipertimestik sendromuna yakalanmayı istediğine
    • D) Hipertimestik sendromuna yakalanan ilk insanın Jill Price olduğuna
    • E) Bu hastalığın varlığına önceleri inanılmadığına

    Parçada‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ Jill Price’ın bu sendromla tanınan ilk kadın olduğu, sendromun hafızayla ilgili olduğu ve nedeninin bulunamadığı anlatılır. İlk insan olduğu söylenmez. Doğru cevap D seçeneğidir.

  22. 22. Şiir, kişisel sorun anlatma aracına indirgenemez. Anlatılanlar şairin içinde bulunduğu özel koşullara tıpatıp uysa bile, dahası şair “Evet, bu şiirde ben kendimi anlattım.” dese bile, şiirin özünü ilgilendirmez bu. Nice halk şiirini, son dizelerde şair adını belirttiği için mi okuruz? Yani özel yaşamları hususunda bilgi edinmek için mi? Elbette ki hayır. Bir şiiri şiir olarak çekici kılan şey, sunduğu iletinin düzenleniş biçimidir. Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Şair, şiirde kendi sorunlarından yola çıkarak toplumun problemlerini anlatmayı amaçlar.
    • B) Şiir, okuyucuya mesaj verme amacına uygun bir tür değildir.
    • C) Şiiri etkili kılan unsur konusu değil, konuyu işlerken sözleri diziş biçimidir.
    • D) Şiir, bireysel konuları işlemeye başladığında toplumdan uzak, soyut bir sanat olur.
    • E) Şiirde adı geçmese bile, gerçek şair üslubuyla kendini belli eder.

    Parçada‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ şiirin şairin kişisel hayat hikayesi veya dertlerini öğrenme aracı olmadığı belirtilmiş; bir şiiri şiir yapan ve çekici kılan asıl unsurun iletinin (konunun) düzenleniş ve sunuluş biçimi (yani dil ve anlatım şekli) olduğu vurgulanmıştır. Doğru cevap C seçeneğidir.

  23. 23. Her zaman söylendiği gibi güç insanı bozar ve mutlak güç mutlak bir biçimde bozar. Güç başka insanlara karşı daha _bencil_ stratejiler yürürlüğe koymamızı meşrulaştırır. İnsanlara güç bahşedildiğinde, başkalarının görüş açılarını çok daha az dikkate aldıklarını ve _kendilerini_ merkeze yerleştirdikleri gösterilmiştir. _Bunun_ sonucunda başka insanların nasıl düşündüğü ve hissettiğini daha az anlamaya başlarlar. Güç pek çok zaman, başkalarına karşı körlüğü beraberinde getirir. Kendimizi algıladığımız ahlaki statü de bunda önemli bir rol oynar. Kendimizi haklıların arasına yazdığımız her seferinde, haksızların taleplerine kulak tıkamayı doğal buluruz _biz_. Ahlaki iki yüzlülük tabiatımızın derin bir parçasını oluşturur. _Başkalarını_, aynı hatalardan dolayı kendimizi yargıladığımızdan çok daha haşin bir biçimde yargılarız. Yukarıdaki paragrafta altı çizili sözcüklerden hangisi zamir _değildir_?

    • A) bencil
    • B) kendilerini
    • C) biz
    • D) başkalarını
    • E) bunun

    Paragrafta‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ geçen 'bencil' sözcüğü 'bencil stratejiler' tamlamasında sıfat görevinde kullanılmıştır. Diğer seçeneklerde yer alan 'kendilerini' (dönüşlülük zamiri), 'bunun' (işaret zamiri), 'biz' (şahıs zamiri) ve 'başkalarını' (belgisiz zamir) sözcükleri ise zamir (adıl) görevindedir.

  24. 24. Merak duygusu sayesinde hayattaki varlığımızı anlamlı kılarız. Bu açıdan ölüm, zihinsel merakımızın tamamen son bulmasıdır. Çünkü insan bilinci açık olduğu müddetçe merak, ona sürekli yeni şeyler fısıldayacaktır. Hayatımız bir bakıma bu fısıltının peşinden gitme macerasıdır. _Zihnini bu seslere kapatanlar_, gelişimlerini donduran kimselerdir. Ağaçlar, kayalar veya nehirler merak etmez; sadece insan merak duyar. Bu parçada altı çizili sözle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Bir şeyi anlamak ve öğrenmek için istek duymayanlar
    • B) Bir tehlike veya tehlike düşüncesi karşısında kaygılı olanlar
    • C) Dış etkenlere karşı duyarlılığını yitirenler
    • D) Çaba göstermekten ve sıkıntıdan kaçanlar
    • E) Toplumsal olaylara karşı duyarsız davrananlar

    Altı‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ çizili 'zihnini bu seslere (meraka) kapatmak' ifadesi, insanın öğrenme, merak etme ve etrafındaki dünyayı anlama arzusunu yitirmesini, yeni bilgiler öğrenmekten vazgeçmesini ifade eder. Bu durum doğrudan A seçeneğinde tanımlanmıştır. Dolayısıyla doğru cevap A seçeneğidir.

  25. 25. Bir kitap hastası; çevresindekilere, eşine dostuna hatta aile efradına bile kitap ödünç vermez. Bununla birlikte kitaplarına kendisinden başkasının el sürmesine tahammül edemez, içi el vermez, sinir damarları gevşer. Bir kitap hastası, arkadaşına borç verebilir hatta en sevdiği topuklu rugan ayakkabısını karşılıksız hediye edebilir, ona bir kitabevinden yeni bir kitap da alabilir ancak kendi kitaplığından tek sayfa koklatmaz. Bir kitap hastasının, elindeki para ile belirli bir süreye kadar idare etmesi gerekmesine rağmen o, son kuruşuna kadar parasını kitaba yatırır. Öte yandan kitaba yatırdığı para için keyif duyarken başka ihtiyaçlar için para harcamayı gereksiz bulur. Bir kitap hastasının deprem gibi felaketlerde can sağlığından sonra düşündüğü tek şey kitaplar olabilir. Kitap hastası; bir sahaf, bir kitabevi görmesin, bütün bir günü orada geçirebilir. Kimi zaman dükkân sahibini bıktırır. Kimseden yardım da istemez, o sadece kitaplarla baş başa kalmak ister. Bu parçadan hareketle kitap hastası bir kişiyle ilgili, I. Kitapları hayatının merkezine koyduğu II. Toplumsal yaşamdan uzak durduğu III. Kitap tercihinde seçici davrandığı yargılarından hangisi _çıkarılamaz_?

    • A) Yalnız I.
    • B) Yalnız II.
    • C) Yalnız III.
    • D) I ve II.
    • E) II ve III.

    Parçada‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ kitap hastasının kitapları yaşamının merkezine koyduğu açıkça görülür. Ancak toplumsal yaşamdan uzak durduğu ya da kitap seçerken seçici davrandığı kesin olarak söylenmez. Doğru cevap E seçeneğidir.