menu
MemurOl
Türkçe Testleri

Genel Tekrar Testi - 94

Soru 1 / 25

Kimi yazarların ulaştıkları yaratıcılık düzeyinin kaynaklarını açıklamak her zaman kolay değildir. Bu zorluk bazen bizim yetersizliğimizden değil, o yazarların açıkça gösterilebilecek belirli kaynaklara bağlı olmamasından doğar. Sait Faik bu tür yazarlardan biridir. Öykücülüğümüzdeki ilk büyük değişimin yaratıcısı sayılan öykülerinin asıl kaynağı, onun tek başına var olma biçimi ve yaşadığı hayatı herkesten farklı görmesiydi. Ondan önce öykü daha çok bilinen, geleneksel biçimlerde yazılıyor; başka hangi biçimlere ulaşabileceği pek düşünülmüyordu. Sait Faik ise klasik kalıbın dışına çıkarak kendisini önceki öykü yazarlarından farklı bir yere yerleştirmiştir. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerin hangilerinden yararlanılmıştır?

Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
  1. 1. Kimi yazarların ulaştıkları yaratıcılık düzeyinin kaynaklarını açıklamak her zaman kolay değildir. Bu zorluk bazen bizim yetersizliğimizden değil, o yazarların açıkça gösterilebilecek belirli kaynaklara bağlı olmamasından doğar. Sait Faik bu tür yazarlardan biridir. Öykücülüğümüzdeki ilk büyük değişimin yaratıcısı sayılan öykülerinin asıl kaynağı, onun tek başına var olma biçimi ve yaşadığı hayatı herkesten farklı görmesiydi. Ondan önce öykü daha çok bilinen, geleneksel biçimlerde yazılıyor; başka hangi biçimlere ulaşabileceği pek düşünülmüyordu. Sait Faik ise klasik kalıbın dışına çıkarak kendisini önceki öykü yazarlarından farklı bir yere yerleştirmiştir. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerin hangilerinden yararlanılmıştır?

    • A) Benzetme – tanık gösterme
    • B) Tanımlama – örnekleme
    • C) Karşılaştırma – tanık gösterme
    • D) Örnekleme – karşılaştırma
    • E) Kişileştirme – tanımlama

    Parçada‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ Sait Faik, önceki öykü anlayışıyla karşılaştırılmıştır. Ayrıca Sait Faik örnek olarak verilmiştir. Bu nedenle anlatımda örnekleme ve karşılaştırma vardır. Doğru cevap D seçeneğidir.

  2. 2. İtalyan edebiyatının usta kalemlerinden Calvino'nun yeni kitabı dilimize çevrildi. Kitapta yer alan masallarda, yazarın sıra dışı ve özgün üslubu ön plana çıkıyor. Her biri bağımsız gibi görünse de bir nehir söyleşi tadında ortak bir tema etrafında birleşen masallar, eserde kusursuz bir birlik oluşturuyor. Calvino, karakterlerin başından geçen olayları aktarırken tatlı bir mizah ve nükte kullanarak okuru tebessüm ettiriyor. Toplumsal yaşamın farklı kesimlerinden insan manzaralarının resmedildiği bu kurgu, kültürel ögeleri başarıyla yansıtıyor. Yazar, olayları aktarırken herhangi bir yargıda bulunmaktan veya toplumsal eleştiri yapmaktan özellikle kaçınarak tarafsız bir anlatıcı rolü üstleniyor. Aşağıdakilerden hangisi bu parçada sözü edilen eserin bir özelliği _değildir_?

    • A) Farklılık
    • B) Alaycılık
    • C) Eleştiricilik
    • D) Toplumculuk
    • E) Bütünsellik

    Metinde‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ yazarın 'toplumsal eleştiri yapmaktan özellikle kaçındığı' açıkça belirtilmiştir. Bu nedenle eserin 'eleştiricilik' gibi bir özelliğinin bulunmadığı söylenebilir. Diğer tüm özellikler (Farklılık: sıra dışı üslup, Alaycılık: mizah/nükte, Toplumculuk: toplumsal kesimler, Bütünsellik: kusursuz birlik) metinde mevcuttur. Doğru cevap C seçeneğidir.

  3. 3. (I) Petrol ve kömür gibi yakıtlardan enerji üretilirken yanma reaksiyonu nedeniyle havadaki oksijen miktarı eksilmektedir. (II) Bunun yanı sıra ormanlık alanların tahribatı gibi beşeri faaliyetler de oksijen üretimi sekteye uğratmaktadır. (III) Atmosferdeki oksijen dengesinin bozulması, sera gazlarındaki artışla bir araya geldiğinde iklim değişikliğini daha da ivmelendirmektedir. (IV) İklim krizi, kutup bölgelerindeki erimeleri artırdığından deniz seviyelerinin yükselmesine ve kıyı taşkınlarına yol açmaktadır. (V) Öte yandan uzmanlar, havadaki oksijen oranındaki bu azalmanın yakın gelecekte insan hayatı için doğrudan hayati bir tehlike doğurmayacağını da ifade etmektedir. Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını _bozmaktadır_?

    • A) I
    • B) II
    • C) III
    • D) IV
    • E) V

    Parçanın‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ genelinde (I, II, III ve V numaralı cümlelerde) atmosferdeki oksijen seviyesinin azalması, bunun nedenleri, iklim değişikliğiyle ilişkisi ve bu azalmanın yakın gelecekte hayati bir tehdit oluşturup oluşturmadığı tartışılmaktadır. Ancak IV. cümlede aniden iklim krizinin genel bir sonucu olan kutuplardaki erimeler ve kıyı taşkınlarına değinilmiştir. Bu cümle oksijen odağından uzaklaştığı için akışı bozmaktadır. Doğru cevap D seçeneğidir.

  4. 4. Aşağıdaki dizelerin hangisinde dilek kiplerinden biriyle çekimlenmiş fiil vardır?

    • A) Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun, etme. Başka bir yâr, başka bir dosta meylediyorsun, etme.
    • B) Yarın gece gideceğim bu kentten Bir ırmağa yolcuyum, sular çekiyor beni.
    • C) Bir gün İcadiye’de veya Sultantepe’de, bir beste kanatlanır, birden olduğun yerde.
    • D) Ben ışıklar, konfetiler, bayramlar istemem; uzanmışım gölgeliğe bir başıma.
    • E) Sana bir uygarlığı getirdim; anlamadın yavuz kahramanları, şiirin burçlarını.

    A‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde “etme” fiili emir kipiyle çekimlenmiştir. Emir kipi dilek kiplerinden biridir. Doğru cevap A seçeneğidir.

  5. 5. Bugün ülkemizin nüfusu 81 milyon civarında. Peki, gelecek yıl ya da beş yıl sonra nüfusumuz ne olacak? BM’nin hazırladığı bir sitede her ülke, bölge ya da kıtanın bugünkü veya gelecekteki nüfusu, nüfus bileşimi hakkında ayrıntılı bilgilere ulaşabiliyorsunuz. Örneğin Cumhuriyet’imizin 100. kuruluş yıl dönümünde nüfusumuz yaklaşık 85 milyon, 2050 yılında da 99 milyon olacakmış. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangilerine başvurulmuştur?

    • A) Tanımlama – örnekleme
    • B) Betimleme – karşılaştırma
    • C) Sayısal verilerden yararlanma – açıklama
    • D) Sayısal verilerden yararlanma – tartışma
    • E) Öyküleme – kişileştirme

    Parçada‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ 81 milyon, 85 milyon, 99 milyon gibi sayısal veriler kullanılmış ve nüfusla ilgili bilgi verilmiştir. Bu nedenle sayısal verilerden yararlanma ve açıklama vardır. Doğru cevap C seçeneğidir.

  6. 6. Benzersiz bir coğrafyayı kucaklayan berrak bir deniz... Yeşilin en tatlı tonlarına bürünmüş uçsuz bucaksız zeytinlikler... İsmini bu asırlık ağaçlardan alan Zeytinliada uzaktan gülümsüyor ziyaretçilere. Henüz o ilk anda anlaşılıyor ayrılığın ne kadar hüzünlü olacağı. Mis kokulu mandalina bahçeleri, ince sahili ve serin esintileriyle adeta usta işi bir tabloyu andırıyor. Kimi gezginlerin 'çocukluğumuzun Bodrum'u' olarak tanımladıkları bu küçük belde, şimdilerde eski görkemli günlerine yeniden dönüyor. Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi _söylenemez_?

    • A) Birinci kişili anlatımla oluşturulmuştur.
    • B) Eksiltili cümleler kullanılmıştır.
    • C) Anlatıcının duygusal etkilenmesi yansıtılmıştır.
    • D) Söz sanatlarına yer verilmiştir.
    • E) Nitelik bildiren sözcükler kullanılmıştır.

    Metinde‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ 'gülümsüyor, anlaşılıyor, andırıyor, dönüyor' gibi üçüncü kişili çekimlere yer verilmiştir. Metnin anlatımında doğrudan birinci kişili anlatıcı ('gördüm, gittim' gibi) yer almadığı için A seçeneğindeki yargı söylenemez. Eksiltili cümleler (...), benzetmeler ve niteleyici sözcükler metinde mevcuttur. Doğru cevap A seçeneğidir.

  7. 7. “Çok” sözcüğü aşağıdaki cümlelerin hangisinde miktar bildiren nicel bir anlamda kullanılmamıştır?

    • A) Şansımıza, çok kaba davranan birine denk geldik.
    • B) Çok söz söyleyince haklı olacağını sanıyorsan yanılıyorsun.
    • C) Bu tatlının bu kadar çok malzemeyle yapıldığını bilmiyordum.
    • D) Bu telefonu almak için çok para biriktirmen gerekiyor.
    • E) Çok uzun bir tünelden geçip yola devam ettik.

    A‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde 'çok' yerine 'oldukça' anlamı vardır ve 'kaba' sıfatının derecesini belirtir; miktar bildirmez. B, C ve D seçeneklerinde 'çok' nicelik/miktar anlamı taşır. E seçeneğinde de uzunluk derecesi belirtilse de sorunun ayırıcı kullanımı A'daki nitelik derecesidir. Doğru cevap A seçeneğidir.

  8. 8. Nietzsche’nin meşhur bir sözü vardır: “Beni öldürmeyen şey beni güçlendirir.” Yaşanan tüm zorluklar gelip geçicidir. Önemli olan bu deneyimlerin ruhumuzda bıraktığı izler ve bize kazandırdığı olgunluktur. Karşılaşılan engeller, karakterimizin güçlenmesini sağlayan yapı taşlarıdır. İnsan, hüznüyle ve neşesiyle bir bütündür; bu iki zıt duygu yaşam terazisinde memnuniyet verici bir denge oluşturur. Zira her kavram ancak zıddıyla anlam kazanır. Karanlığın derinliğini bilmeyen biri, sabah güneşinin kıymetini nasıl takdir edebilir? Huzursuzluğu hiç tatmamış bir zihin, dinginliğin getirdiği mutluluğu nasıl fark edebilir? İnsan, zorlukların içinden geçerek arınmalı ve tıpkı fırtınaya göğüs geren bir meşe ağacı gibi ayakta kalabilmelidir. Asıl mesele, ruhsal bütünlüğü korumak ve bu dengenin bilincine varmaktır. Bu parçadan aşağıdaki yargıların hangisine ulaşılabilir?

    • A) Gerçek huzura kavuşmak, tüm olumlu ve olumsuz duygulardan tamamen arınmakla mümkündür.
    • B) Geçmişte büyük travmalar atlatmış bireylerin gelecekte mutsuz olması neredeyse imkânsızdır.
    • C) İnsan yaşamı bir mozaik gibidir; acı tatlı tüm deneyimler bu tablonun tamamlayıcı unsurlarıdır.
    • D) Çağdaş toplumların en belirgin yanılgısı, sürekli haz peşinde koşmayı hayatın amacı saymasıdır.
    • E) Bireyin geçmişte yaşadığı olayların, gelecekteki karakter gelişimi üzerinde hiçbir belirleyiciliği yoktur.

    Parçada‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ insanın acıları ve mutlulukları ile bir bütün olduğu, her şeyin zıddıyla var olduğu ve acıların da insanı olgunlaştırıp dönüştürdüğü anlatılmaktadır. C seçeneğindeki 'insan yaşamının acısıyla tatlısıyla bir mozaik/bütün olduğu' ifadesi bu düşünceyle örtüşmektedir. Doğru cevap C seçeneğidir.

  9. 9. Aşağıdakilerden hangisinde yapım eki almış birden fazla sözcük vardır?

    • A) Kaç yanık yolcuya soğuk su verdi.
    • B) Derinden derine ırmaklar ağlar.
    • C) Ey suyun sesinden anlayan bağlar
    • D) Ne şair yaş döker ne âşık ağlar
    • E) Tarihe karıştı eski sevdalar

    A‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde 'yanık' sözcüğü yan- fiilinden, 'yolcu' sözcüğü yol isminden yapım ekiyle türemiştir. Bu nedenle yapım eki almış birden fazla sözcük bu seçenektedir.

  10. 10. Aşağıdaki kalın yazılı sözcüklerin hangisinde vurgu son hecededir?

    • A) _Masmavi_, uçsuz bucaksız bir denizin ortasındaydık.
    • B) _Marmara_ bu sene daha çalkantılı, daha haşin.
    • C) Hayatında _tertemiz_ bir sayfa açman gerekiyor.
    • D) _Türkiye_ aslında bir deniz ülkesidir.
    • E) _Denizler_ dünyamız için büyük bir zenginlik kaynağıdır.

    Türkçede‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ kural olarak isim soylu kelimelerde vurgu son hecededir ('De-niz-ler' kelimesinde vurgu 'ler' hecesindedir). Ancak pekiştirilmiş sıfatlarda ('mas-ma-vi', 'ter-te-miz') ve yer adlarında ('Mar-ma-ra', 'Tür-ki-ye') vurgu ilk veya orta hecelere kayar. Bu nedenle E seçeneğinde vurgu son hecededir. Doğru cevap E seçeneğidir.

  11. 11. Halk ve devlet el ele verseler alt yapı kurmak için ve tarihî binaların restarasyonunu ivedilikle gerçekleştirseler Şanlı Urfa, yerli ve yabancı turistlerin akın edeceği bir dünya şehri olacak. Tesbit edebildiğim kadarıyla yerli halk, kendilerini kalkındıracak bir kaynak olan turizmin önemi konusunda yeterince bilinçlenmemiş. Valiliğin büyük bir iyi niyetle, imkansızlıklar içinde yürütmeye çalıştığı altyapı ve restorasyon çalışmaları ne yazık ki yeterli değil. Turizm hizmeti zayıf. Yukarıdaki paragrafta yazımı yanlış olan kaç sözcük vardır?

    • A) 4
    • B) 3
    • C) 5
    • D) 1
    • E) 2

    Paragraftaki‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ yazım yanlışları şunlardır: 1) 'alt yapı' -> 'altyapı' (birleşik olmalı). 2) 'restarasyonunu' -> 'restorasyonunu' (o harfi ile yazılmalı). 3) 'Şanlı Urfa' -> 'Şanlıurfa' (birleşik olmalı). 4) 'Tesbit' -> 'Tespit' (p harfi ile yazılmalı). 5) 'imkansızlıklar' -> 'imkânsızlıklar' (a üzerinde inceltme işareti olmalı). Toplam 5 kelime yanlış yazılmıştır.

  12. 12. Tardigratlar veya halk arasındaki adıyla su ayıları; okyanus derinliklerinden yüksek dağ zirvelerine kadar pek çok farklı habitatta varlığını sürdürebilen, gözle görülmeyecek kadar küçük canlılardır. Boyları genellikle 0,1 ile 1 milimetre arasında değişen bu canlıların, dört çift pençeli bacağı ve oldukça basit bir vücut yapısı vardır. Hayatlarını aktif olarak devam ettirebilmeleri için çevrelerinde ince bir su tabakasının bulunması şarttır. Bu sebeple karasal ortamlarda yaşayan türler nemli mikro alanları tercih ederler. Su ayıları, çevresel koşulların dayanılmaz hâle geldiği durumlarda 'kriptobiyoz' adı verilen, metabolizma hızlarını neredeyse sıfıra indirdikleri özel bir yarı ölüm uykusuna yatarlar. Bu olağanüstü savunma mekanizması sayesinde aşırı soğuklarda, radyasyonlu ortamlarda veya uzay boşluğunda bile canlı kalabilirler. Bu sıra dışı canlılar üzerine yapılan laboratuvar çalışmalarından birinde, eksi 200 derecede dondurularak kurutulan ve tamamen hareketsiz kalan su ayılarının, nemli ve ılık bir ortama alındıktan çok kısa bir süre sonra yeniden aktif hâle gelerek hareket etmeye başladıkları gözlemlenmiştir. Bu parçadan su ayıları ile ilgili aşağıdaki yargıların hangisine ulaşılabilir?

    • A) Aşırı zorlu çevre şartlarına uyum sağlama yetenekleri sayesinde ölümsüzlüğü buldukları kabul edilmektedir.
    • B) Tehlike anında yaşam fonksiyonlarını tamamen sonlandırarak doğada ölü taklidi yapabilen tek organizmadır.
    • C) Yeryüzündeki tüm coğrafi bölgelere yayılarak buralardaki her türlü iklim koşuluna tamamen alıştıklarını ispatlamışlardır.
    • D) Hayatları tamamen sona ermiş olsa bile, ideal ortam koşulları sağlandığında mucizevi bir şekilde yeniden dirilirler.
    • E) Sergiledikleri sıra dışı hayatta kalma yetenekleri dolayısıyla bilimsel araştırmaların odak noktalarından biri hâline gelmişlerdir.

    Metinde‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ su ayılarının (tardigratların) çok ekstrem koşullara (eksi 200 derece, radyasyon, uzay boşluğu vb.) kriptobiyoz adı verilen mekanizmayla dayandığı ve bununla ilgili birçok bilimsel araştırma yürütüldüğü, laboratuvar ortamında canlanabildiklerinin tespit edildiği anlatılmıştır. Bu durum E seçeneğindeki yargıyı doğrular. Doğru cevap E seçeneğidir.

  13. 13. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir sözcük yanlış yazılmıştır?

    • A) Ressamın natürmort çalışmaları müzede sergileniyor.
    • B) Eski bir gramofondan başka bir şey yoktu masanın üstünde.
    • C) Uzun öğrenimimin sonunda uzman psikiyatr unvanını elde ettim.
    • D) Tiyatroda monoloğu uzatmak izleyiciyi biraz sıkar.
    • E) Araba Sevdası’nda alafranga yaşamın eleştirildiğini görüyoruz.

    “Psikiyatr”‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ sözcüğü yanlış yazılmıştır; doğru biçimi “psikiyatr”dır. Seçenekteki “pisikiyatr” yazımı yanlıştır. Yeni sıralamada doğru cevap D seçeneğidir.

  14. 14. Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder Dante gibi ortasındayız ömrün Delikanlı çağımızdaki cevher Yalvarmak, yakarmak nafile bugün Gözünün yaşına bakmadan gider Bu dizelerde kaç çekimli fiil vardır?

    • A) 2
    • B) 5
    • C) 3
    • D) 6
    • E) 4

    Dizelerde‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ çekimli fiiller “eder” ve “gider” sözcükleridir. “Yalvarmak, yakarmak” fiilimsi olduğu için çekimli fiil sayılmaz. Toplam iki çekimli fiil vardır. Doğru cevap A seçeneğidir.

  15. 15. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde tarihlerin yazımıyla ilgili _yanlışlık yapılmıştır_?

    • A) 27 Aralık, Ankara için özel bir anlam taşır.
    • B) Beldemizde bağ bozumu eylül ayında olur.
    • C) Ocak ayının 15’inde kardeşimin nişanını yapacağız.
    • D) Haftaya cumartesi alışverişe gidelim beraber.
    • E) Her sene 1 Ekim’de Meclis, çalışmalarına başlar.

    Belirli‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ bir tarih anlatılırken ay adıyla birlikte gün kullanılıyorsa ay adı büyük yazılır ve ek özel yazıma göre getirilir. “Ocağın 15’inde” biçimi yanlıştır; “Ocak’ın 15’inde” ya da “15 Ocak’ta” denmelidir. Yeni sıralamada doğru cevap C seçeneğidir.

  16. 16. Temel amacı, kaynak ve alıcı arasında bilgi, fikir ve tutum birliği meydana getirmek olan ----; en yalın ifadesiyle insanlar arasındaki duygu, düşünce ve bilgi alışverişi olarak tanımlanabilir. Yukarıda boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

    • A) İleti
    • B) Kültür
    • C) İletişim
    • D) Telaffuz
    • E) Gösterge

    Tanımı‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ yapılan kavram 'İletişim'dir. İletişim, en az iki birim arasında duygu, düşünce, bilgi ve tutum ortaklığı oluşturma sürecidir. Doğru cevap C seçeneğidir.

  17. 17. 1940'lı yıllara doğru ilerlerken, hece vezninin tekdüzeliğinden ve yerleşik şiir anlayışının sınırlılıklarından dert yanan üç genç kalem, edebiyatımızda devrim niteliğinde yeni bir şiir hareketi başlattı. 1941'de neşrettikleri ortak kitaptaki şiirlerde, günlük hayattaki sıradan insanları odağa alarak onların yaşama sevincini dizelere taşıdılar. Klasik edebi sanatlara, katı ölçü ve kafiye kurallarına, abartılı ve süslü anlatımlara açıkça cephe aldılar. Şiirin, hayatını alın teriyle kazanan geniş halk kitlelerinin sesi olması gerektiğini savundular. Bu radikal çıkışla şiir yazmak kolaylaştı ve yerleşik şiir algısı kökten değişiverdi. Kısa sürede geniş kitlelerce benimsenen bu modern tarz bugün dahi gücünü hissettirmektedir. Bu parçaya göre, sözü edilen edebi toplulukla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi _söylenemez_?

    • A) Sıradan insanları şiire taşıdıkları
    • B) Şiir anlayışlarının kabul gördüğü
    • C) Etkilerinin günümüze dek sürdüğü
    • D) Şiirde köklü değişiklikler yaptıkları
    • E) Şiiri bir sanat olarak görmedikleri

    Parçada‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ topluluğun şiir kurallarını yıktığı, sıradan insanları işlediği (A), kabul gördüğü (B), etkisinin sürdüğü (C) ve köklü değişiklikler gerçekleştirdiği (D) anlatılmıştır. Ancak onların şiiri bir sanat olarak 'görmedikleri'ne dair bir çıkarım yapılamaz; onlar sadece yerleşik sanatsal kalıplara karşı çıkmışlardır. Dolayısıyla doğru cevap E seçeneğidir.

  18. 18. “Söz, düşünceden önce davranmamalıdır.” cümlesine anlamca _yakın olmayan_ söz aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Dilden gelen elden gelse her fukara padişah olur.
    • B) İnsanlar ne kadar az düşünürlerse o kadar çok konuşurlar.
    • C) Sözünü bil, pişir; ağzını der, devşir.
    • D) Boğaz dokuz boğumdur.
    • E) Bin düşün, bir söyle.

    Verilen‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ cümle, konuşmadan önce düşünmek gerektiğini anlatır. B, C, D ve E seçenekleri bu anlamı destekler. A seçeneği ise söz ile eylem arasındaki farkı vurgular; düşünmeden konuşma anlamına doğrudan yakın değildir. Doğru cevap A seçeneğidir.

  19. 19. İsterdim bu eski yerde seninle Baş başa uyumak son uykumuzu Bu hayal içinde… ve ufkumuzu Çepeçevre kaplasın bu ziya, bu renk Havayı dolduran uhrevi ahenk Bu dörtlükte kaç yerde ulama söz konusudur?

    • A) 1
    • B) 2
    • C) 3
    • D) 4
    • E) 5

    Dörtlükte‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ sırasıyla; 'son uykumuzu' (n-u), 'hayal içinde' (l-i) ve 'dolduran uhrevi' (n-u) olmak üzere toplam 3 yerde ulama yapılabilmektedir. Doğru cevap C seçeneğidir.

  20. 20. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde dolaylı anlatım _yoktur_?

    • A) Bizim de söyleyeceklerimiz vardı bahara yaza, derken acaba şair hangi duyguları hissetmişti?
    • B) Kırgınlıklarımızı unutmanın sevinçlerimizi unutmaktan daha zor olduğunu vurguluyor sanatçı.
    • C) Dedem, çocukken uçurtma şenliklerini hiç kaçırmadığını ve çok eğlendiklerini söylerdi her zaman.
    • D) Ünlü profesör, düzenli spor yapmanın sağlık için çok önemli olduğunu belirtti.
    • E) Sürekli çalışma değil, planlı çalışmanın başarıyı getireceğini söyledi babam.

    Dolaylı‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ anlatımda başkasına ait sözler, kişinin kendi cümlesiyle aktarılır. B, C, D ve E seçeneklerinde bu vardır. A seçeneği ise doğrudan bir aktarım değil, soru biçiminde bir değerlendirmedir. Doğru cevap A seçeneğidir.

  21. 21. Aşağıdakilerin hangisinde “gün” kelimesi _zaman, çağ_ anlamında kullanılmıştır?

    • A) Taze bir heyecanla başlar günlerimiz.
    • B) Batan güne karşı hep bir türkü söylenir.
    • C) Günümüzde tüketici bilinci iyice yerleşti.
    • D) Günümüz son derece hareketli bir şekilde geçti.
    • E) Büyük zaferin kutlamaları gün sonunda tamamlandı.

    E‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğindeki 'Günümüzde tüketici bilinci iyice yerleşti.' cümlesinde 'gün' kelimesi, içinde bulunulan zamanı, devri veya çağı (modern zamanlar anlamında) ifade etmektedir. Diğer seçeneklerde 'gün' kelimesi gündüz süresi veya 24 saatlik zaman dilimi anlamında kullanılmıştır. Doğru cevap C seçeneğidir.

  22. 22. Şirin, ahşap, tek katlı bir bağ evinde yaşıyorduk. Evimizin odaları öğleden sonraya kadar _Güneş'le_ (I) aydınlanırdı. Odalar _akşam üstü_ (II) soğuyunca klimayı çalıştırırdık. Bahçedeki küçük havuzda yüzen _kılkuyruğu_ (III) izler, pencereye konan kuşları dinlerdik. Şimdi o güzel evin yerinde büyük bir _gökdelen_ (IV) yükseliyor. Onu görüp hüzünlenmek istemediğim için _Atatürk Caddesi'nden_ (V) geçmiyorum. Bu parçada numaralanmış sözlerden hangisinin yazımı _yanlıştır_?

    • A) I
    • B) II
    • C) III
    • D) IV
    • E) V

    II‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ numaralı 'akşam üstü' sözcüğünün yazımı yanlıştır. Türkçede 'alt, üst, üzeri' sözcükleriyle kurulan birleşik kelimeler eğer somut olarak yer bildirmiyorsa (akşamüstü, ayaküstü, bilinçaltı vb.) her zaman bitişik yazılmalıdır. Kelimenin ayrı yazılması yazım hatası oluşturmuştur. Doğru cevap B seçeneğidir.

  23. 23. Aşağıdaki cümlelerin hangisi öge sayısı bakımından diğerlerinden farklıdır?

    • A) Karamsarlığa kapılmanın hiç kimseye faydası yoktur.
    • B) Genç yazarı büyük bir coşkuyla karşıladılar.
    • C) Gemiler fırtınanın ardından limana yanaştı.
    • D) Öğretmenimiz hepimizi hemen odasına çağırdı.
    • E) Çocuklar parkta neşeyle koşturuyordu.

    A‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğindeki 'Karamsarlığa kapılmanın hiç kimseye faydası yoktur' cümlesinde 'yoktur' yüklem, 'Karamsarlığa kapılmanın hiç kimseye faydası' ise öznedir (2 ögeli). Diğer seçeneklerdeki cümleler ise daha fazla sayıda ögeden oluşmaktadır (örn: B seçeneği 'Genç yazarı' [nesne] 'büyük bir coşkuyla' [zarf tümleci] 'karşıladılar' [yüklem] olmak üzere 3 ögelidir). Doğru cevap A seçeneğidir.

  24. 24. Satranç tahtasının başında henüz tek bir hamle yapılmamışken hiçbir alternatif veya varyasyon yoktur, her şey son derece durağandır. Bir karar vermek zorunda değilsinizdir çünkü henüz süreç başlamamıştır. Taşlar sessizce dizildikleri yerde beklemektedir. İlk piyonu sürdüğünüz ya da bir atı hareket ettirdiğiniz andan itibaren ise önünüzde devasa bir olasılıklar evreni açılır. Nitekim ilk altı hamle tamamlandığında 9 milyon, sekiz hamleden sonra ise 288 milyar farklı oyun seçeneği doğar. Bu yönüyle satrancın yolları, evrende var olan atom sayısından daha fazladır. Hayat da tam olarak böyledir. Aşağıdaki düşüncelerden hangisi bu parçanın yazarına ait bir düşünce _olamaz_?

    • A) Yaşadıkça yeni olasılıklar ve seçenekler ortaya çıkar.
    • B) Hayatı yaşamanın tek bir yolu değil, pek çok yolu vardır.
    • C) Yaşamda yapılan bir tercih, diğer tercihlerden vazgeçmeyi zorunlu kılar.
    • D) Yaşam yolunda her zaman yeni bir rota oluşturma imkânı vardır.
    • E) Hayat, ilerledikçe yeni yol sapaklarıyla karşılaştığımız bir yolculuktur.

    Parçada,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ satrançta hamleler yapıldıkça olasılıkların geometrik olarak arttığı ve hayatın da bu şekilde ilerledikçe yeni yollar sunduğu anlatılmıştır. Dolayısıyla yaşamın tek bir yolu olmadığı (B), yeni rotalar çizilebileceği (D) ve hayatın sürekli yeni olasılıklarla dolu bir yolculuk olduğu (E) yazarın düşüncesidir. Ancak parçada, yaşamdaki bir tercihin diğer tüm seçeneklerden vazgeçmeyi 'zorunlu kıldığına' dair bir sınırlama veya karamsarlık yer almamaktadır; aksine sürekli genişleyen olasılıklar vurgulanmıştır. Dolayısıyla doğru cevap C seçeneğidir.

  25. 25. I. Çocukların erken yaşta dijital oyunlarla tanışması, analitik düşünme, problem çözme ve el-göz koordinasyonu gibi becerilerin gelişimini hızlandırmaktadır. Hatta 3 yaş öncesinde doğru tasarlanmış eğitici içeriklerle karşılaşan bebeklerin zihinsel gelişimlerinde belirgin bir artış gözlenmektedir. II. Günümüz teknoloji çağında çocuklarının akranlarından geri kalmamasını isteyen ebeveynler, onları bebeklikten itibaren tablet ve telefon ekranlarıyla buluşturmaktadır. Ancak bu durum, çocukların sosyal gelişimlerinin ket vurulması ve dikkat dağınıklığı gibi ciddi psikolojik sorunlarla karşılaşmalarına yol açmaktadır. Bu iki parçayla ilgili olarak aşağıdakilerin hangisi söylenebilir?

    • A) Farklı görüşlerin aslında birbirini desteklediğini göstermektedirler.
    • B) İki farklı konuya ilişkin ortak bir görüş olduğunu vurgulamaktadırlar.
    • C) Aynı olguyu farklı yönleriyle değerlendirip ele almaktadırlar.
    • D) Aynı düşünceyi pekiştirmeye yönelik farklı örnekler sunmaktadırlar.
    • E) Farklı üsluplar kullansalar da konuyu benzer nedenlerle açıklamaktadırlar.

    Her‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ iki metin de 'çocukların erken yaşta dijital ekranlarla/oyunlarla tanışması' olgusunu (aynı olgu) ele almaktadır. I. parça bu olgunun zihinsel ve analitik becerilere katkı sağlayan olumlu yönüne, II. parça ise sosyal ve gelişimsel açıdan yarattığı olumsuz zararlara (farklı yönlerine) odaklanmıştır. Bu nedenle C seçeneği doğrudur.