menu
MemurOl
Türkçe Testleri

Sözcükte Anlam 5

Soru 1 / 25

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bütün kelimeler somut anlamlıdır?

Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
  1. 1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bütün kelimeler somut anlamlıdır?

    • A) Masadaki kitabın kapağı kırmızıydı.
    • B) Vapur, esintili Boğaz’ın ortasında zarif bir balerin gibi döndü.
    • C) Her ne düşünüyorsan onu bir daha düşün.
    • D) Sıkıntılı ciddiyetlerine esir olmuş insanlar susuyordu.

    Somut‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ anlamlı kelimeler beş duyu organımızla algılanabilen varlıkları karşılar. A seçeneğindeki 'masa, kitap, kapak, kırmızı' kelimelerinin tamamı somuttur. Diğer seçeneklerde 'mutluluk', 'zarif', 'düşünmek', 'sıkıntılı', 'esir' (mecaz) gibi soyut kavramlar yer almaktadır.

  2. 2. I. Böylece yılın ortasını bulduk. II. Bu düşüncemi nasıl buldun, böyle olacağını önceden söylemiştim. III. Yol gecenin karanlığına karışarak son buluyordu. IV. Şu kuvvetin, cevherin sırrını bulmaya çalışıyorum. V. Ben de bunu akıllıca buldum. “Bulmak” sözcüğü yukarıdaki cümlelerde kaç değişik anlamda kullanılmıştır?

    • A) 2
    • B) 3
    • C) 4
    • D) 5

    I'de‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ 'ulaşmak/varmak', II ve V'de 'bir görüşe/yargıya varmak/düşünmek', III'de 'bitmek/sonlanmak', IV'de ise 'keşfetmek/anlamak' anlamlarındadır. Toplam 4 farklı anlam vardır.

  3. 3. Şiir, geçmişten gelip geleceğe akan bir nehir gibidir. Şiirin bugün geldiği noktayı anlamak ve geleceğin şiirini daha sağlam bir zemin üzerine kurmak için geçmişin şiir nehirlerinde yıkanmak gerekir. Bu parçada geçen “geçmişin şiir nehirlerinde yıkanmak” sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Şiir birikiminden yararlanılması
    • B) Şiir sanatının her yönüyle kavranması
    • C) Şiirde geçmişin anlatılması
    • D) Eski şiir anlayışının yıkılması

    Geçmişin‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ nehirlerinde yıkanmak, geçmişteki şairlerin eserlerinden, tecrübelerinden ve şiir geleneklerinden beslenmek demektir. Yani geleceğin şiiri için geçmişin büyük mirasını (birikimini) özümsemek gerektiği söylenmektedir.

  4. 4. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde, ikileme eş anlamlı sözcüklerden oluşmuştur?

    • A) Kına gecesi için konu komşu bizim evde toplandı.
    • B) Şan şöhret sahibi olmayan birçok değerli sanatçımız var.
    • C) Küçük çocuk, annesinin ayakkabısını giymiş, takır tukur yürüyor.
    • D) Çatıdaki ıvır zıvır eşyayı çöpe atmayı düşünüyorum.

    B‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğindeki 'şan' ve 'şöhret' kelimeleri aynı anlamı taşımaktadır. Dolayısıyla bu ikileme eş anlamlı sözcüklerin birleşmesiyle oluşmuştur. Diğer seçeneklerdeki ikilemeler; yakın anlamlı (konu komşu), yansıma (takır tukur) veya biri anlamlı biri anlamsız (ıvır zıvır) kelimelerden oluşmuştur.

  5. 5. Dilimizin tarihi ile ilgili araştırmalar; dilimizin eskiliğini, yaygınlığını ve değişkenliğini ortaya koymaktadır. Bu araştırmalar, bir yandan her sözcüğün yaşam serüvenine ışık tutar. Bu parçada “her sözcüğün yaşam serüvenine de ışık tutmak” sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Gizli kalmış sözcükleri ortaya çıkararak halkın kullanmasını sağlamak
    • B) Farklı kültürlerdeki insanların aynı sözcükleri kullanabildiğini göstermek
    • C) Sözcüklerin tarihi ve kültürel gelişimini ortaya çıkarmak
    • D) Her sözcüğün diğer dillerdeki karşılığını ortaya koymak

    “Yaşam‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ serüveni” bir varlığın zaman içindeki yolculuğu, başına gelen değişimlerdir. Sözcüklerin yaşam serüvenine ışık tutmak da onların tarih boyunca hangi aşamalardan geçtiğini ve nasıl bir kültürel gelişim sergilediğini aydınlatmak demektir.

  6. 6. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “iş” sözcüğü deyim içinde kullanılmamıştır?

    • A) Senin verdiğin ders notları çok işime yaradı.
    • B) İş başa düşünce babamın atölyesini ben işletmeye başladım.
    • C) Mahallede pek konuşmadığım komşumuza bir gün işim düştü.
    • D) İşlerim çok olunca misafirlere yeteri kadar vakit ayıramadım.

    A‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğindeki 'işe yaramak' (faydalı olmak), B seçeneğindeki 'iş başa düşmek' (mecbur kalıp bir işi kendi yapmak) ve C seçeneğindeki 'işi düşmek' (birinin yardımına ihtiyaç duymak) Türk Dil Kurumu tarafından kabul edilen kalıplaşmış deyimlerdir. D seçeneğindeki 'işlerim çok' ifadesinde ise 'iş' sözcüğü mecaz veya kalıplaşmış bir anlama bürünmemiş, tamamen temel anlamında (yapılması gereken meşguliyet, görev) kullanılmıştır.

  7. 7. Şairimizin bu şiiri, toplumsal bir konuyu şiirle anlatmanın güzel bir örneğidir. Zaten o, bütün şiirlerinde, toplumsal bir sorunu _şiirden fire vermeden yazmanın _peşindedir. Bu parçada geçen “şiirden fire vermeden yazmak” sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Şiirde düşünceyi açık biçimde ortaya koymak
    • B) Şiiri, şiirin özelliklerinden ödün vermeden oluşturmak
    • C) Şiiri, bir mesaj aracı olarak görmemek
    • D) Her türlü düşünceyi şiirle anlatabilmek

    Ağır‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ toplumsal konular işlenirken şiir bazen düz yazıya yaklaşabilir ve sanatsal değerini kaybedebilir. 'Şiirden fire vermemek', ağır konular anlatılsa dahi şiirin o estetik yapısından, imge dünyasından ve sanatsal kalitesinden asla vazgeçmemek demektir.

  8. 8. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ikileme, yapılışı yönüyle diğerlerinden farklıdır?

    • A) Sen de gidersen buralardan, çoluk çocuk sefil kalır.
    • B) Çocuğun elinde ufak tefek hediye paketleri vardı.
    • C) Evdeki onca işimizi dün güç bela bitirebildik.
    • D) Üzeri çer çöp ile örtülmüş bir yığın cephane vardı orada.

    C‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğindeki 'güç bela' ikilemesini oluşturan her iki kelime de ('güç' ve 'bela') yakın anlamlıdır. Diğer seçeneklerde ise genellikle bir kelimesi anlamsız ya da yansıma kökenli bozunmaya uğramış kelimeler (çoluk, tefek, çer vb.) kullanılmıştır.

  9. 9. Aşağıdakilerin hangisinde yansıma bir sözcük kullanılmıştır?

    • A) Görevliler, seyircileri teker teker içeri aldılar.
    • B) Yeni ütülediğim gömlek, biraz giyince hemen kırıştı.
    • C) Televizyonun sesini fazla açınca babam bana kızdı.
    • D) Misafirlikte yattığım yatak gıcırdayınca doğru dürüst uyuyamadım.

    Yansıma‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ sözcükler, doğadaki seslerin taklidi ile oluşan kelimelerdir. D seçeneğindeki 'gıcırdamak' fiilinin kökü olan 'gıcır', bir yüzeyin sürtünmesiyle çıkan sesi taklit ettiği için yansıma bir sözcüktür.

  10. 10. “Vurmak” kelimesi aşağıdaki cümlelerin hangisinde “yansımak” anlamında kullanılmıştır?

    • A) Bu yıl lahanaları soğuk vurdu.
    • B) Onu böyle görünce kalbim yerinden çıkacakmış gibi vurmaya başladı.
    • C) Güneş, karşı binanın camlarından yüzümüze vuruyor.
    • D) Kapının vuruluşundan gelenin Necla olduğunu anlamıştı.

    C‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde güneş ışığının camdan yansıyıp yüze gelmesi durumu 'vurmak' fiiliyle karşılanmıştır; burada 'vurmak' yansımak anlamındadır.

  11. 11. (I) Geçen gün hastanede yatan bir arkadaşımı görmeye gittim. (II) Bir odada altı kişi yatıyordu. (III) “Hoş geldin.” dediler bütün hastalar yorgun tebessümleriyle. (IV) Hepsi iyileşmiş görünüyordu hastaların. (V) Ancak altıncı yatak onların yüzündeki neşeyi endişeye döndürüyordu iniltileriyle. Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde ad aktarması yapılmıştır?

    • A) II.
    • B) III.
    • C) IV.
    • D) V.

    V‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ numaralı cümlede geçen 'altıncı yatak' ifadesiyle yatağın kendisi değil, o yatakta yatan 'hasta kişi' kastedilmiştir. Bir eşya söylenip o eşyayı kullanan kişi kastedildiği için ad aktarması yapılmıştır.

  12. 12. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “büyük” kelimesi nitel bir anlam taşımaktadır?

    • A) Bu kadar büyük bir evde yaşamayı hayal etmiştim.
    • B) İnsanın böyle büyük hayalleri olmalı.
    • C) Sınıfımızın yaşça en büyüğü Onur’du.
    • D) Ahırın arkasındaki büyük paslı çiviyi söktün mü?

    Nicel‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ anlam ölçülebilen (boyut, sayı), nitel anlam ise ölçülemeyen özellikler (kalite, önem) için kullanılır. C seçeneğindeki 'büyük hayal' ifadesindeki 'büyük', boyut olarak ölçülemez; hayalin görkemini ve önemini belirttiği için nitel anlamlıdır.

  13. 13. Somut anlamlı bir sözcük, anlam genişlemesi yoluyla soyut bir anlam da kazanabilir. Aşağıdakilerin hangisinde bu açıklamaya örnek olabilecek bir kullanım vardır?

    • A) Yaşlanınca işlerini oğluna devretti.
    • B) Başarılı olmanın anahtarı çok çalışmaktır.
    • C) Sınav dönemi yine arkadaşımda kaldım.
    • D) Her gün gazeteden fıkra yazıları okuyorum.

    “Anahtar”‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ sözcüğü normalde somut, metal bir araçtır. B seçeneğinde ise 'yöntem, çözüm yolu' anlamında (soyut) kullanılarak anlam genişlemesi yoluyla mecaz anlam kazanmıştır.

  14. 14. “Yemek” fiili aşağıdaki cümlelerin hangisinde “aşındırmak” anlamında kullanılmıştır?

    • A) Anlaşılan burada bir şeyler yemişler.
    • B) Annem “Tatlıyı kim yedi?” diye bağırdı.
    • C) Asitli yiyecekler dişleri yer.
    • D) Bu arabayla orayı gitmeni tavsiye etmem, çünkü bu araba çok benzin yer.

    C‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde asitli gıdaların diş minesini yavaş yavaş aşındırması, bozması anlamında 'yemek' fiili kullanılmıştır.

  15. 15. “Asırlardır kim bilir kaç ayak gezindi buralarda.” cümlesindeki “ayak” sözcüğü “insan” yerine kullanılmıştır. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde buna benzer bir kullanım vardır?

    • A) Etrafımda, daha önce hiç rastlamadığım yüzleri görüyordum.
    • B) Makinenin kolunu çevirmekten, kolları iyice yorulmuştur.
    • C) Parmaklarının uçlarında, sigara içenlerde görülen bir sarılık vardı.
    • D) Onun herkese dil uzatması, iftira atması başta beni rahatsız ediyor.

    Öncül‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ cümlede 'ayak' (parça) söylenerek 'insan' (bütün) kastedilmiştir (parça-bütün ilişkisiyle ad aktarması). A seçeneğinde de 'yüzleri' (parça) ifadesiyle 'insanlar' (bütün) kastedilerek benzer bir kullanım sergilenmiştir.

  16. 16. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde geçen ikilemeyi oluşturan sözcüklerin her ikisinin de kendi başına anlamları yoktur?

    • A) Şu dağ yolunu sağ salim aşsak yeter.
    • B) Onun kadar deli dolu birini görmemiştim.
    • C) Kalabalıktan biri utana sıkıla öne doğru geldi.
    • D) Tepeden bakıldığında, eciş bücüş evlerden başka bir şey görünmüyordu.

    D‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğindeki 'eciş bücüş' ikilemesini oluşturan ne 'eciş' ne de 'bücüş' kelimelerinin dilimizde tek başına bir anlamı yoktur. Diğer seçeneklerdeki ikilemelerin en az bir veya iki kelimesi tek başına anlamlıdır.

  17. 17. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “iç” kelimesi deyim içinde kullanılmamıştır?

    • A) Denizi, kuşları, ağaçları seyrettiğim zamanlar içim açılır ve rahatlarım.
    • B) O zavallı ihtiyarı birden karşımda görünce içim cız etti.
    • C) Nasıl fark edemedik, bu meyvelerin hepsinin içi çürümüş.
    • D) İçi dışı bir olan insanlara her zaman güvenebiliriz.

    C‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğindeki 'meyvenin içi' ifadesinde 'iç' sözcüğü bir nesnenin merkezi veya muhtevası anlamında temel (gerçek) anlamıyla kullanılmıştır. Diğerlerindeki 'içi açılmak' (ferahlamak), 'içi cız etmek' (üzülmek) ve 'içi dışı bir' (dürüst) ifadeleri ise deyimdir.

  18. 18. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde, ayraç içinde verilen deyimin anlamı yoktur?

    • A) Biz konuşurken o karşımızda hiçbir şey söylemeden duruyordu. (ağzını açmamak)
    • B) Kalabalıktan ve iş stresinden uzaklaşıp sakin bir tatil istiyorum. (başını dinlemek)
    • C) Yeni yapılan okul binasını hepimiz çok beğendik. (ağzı açık kalmak)
    • D) Kitap okumak, onun için vazgeçilmez bir alışkanlık haline gelmişti. (damarlarına işlemek)

    “Ağzı‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ açık kalmak” deyimi şaşkınlık ve hayret bildiren durumlarda kullanılır. Bir şeyi 'çok beğenmek' her zaman ağzı açık kalacak kadar şaşırmak anlamına gelmez. Diğer seçeneklerdeki parantez içi deyimler cümledeki anlamı tam karşılamaktadır.

  19. 19. Aşağıdaki dizelerin hangisinde ad aktarması yapılmıştır?

    • A) Bir büyük boşlukta bozuldu büyü.
    • B) Çirkin bana kurban, ben de güzele.
    • C) Sana benim gözümle bakan gözler kör olsun.
    • D) Uzun siyah saçlar tel tel çözülsün.

    C‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğindeki 'bakan gözler' ifadesiyle kastedilen organın kendisi değil, o gözlerle bakan 'insanlar'dır. Parça-bütün ilişkisiyle kurulan bu kullanım bir ad aktarmasıdır.

  20. 20. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir deyim açıklamasıyla birlikte kullanılmıştır?

    • A) Bunların hepsini kendi yaptı, daha doğrusu, durmadan yapıyor.
    • B) Her kitabında yapının biraz daha belirdiğini, gün ışığına çıktığını görüyoruz.
    • C) Yürek yarasına benzer bir duygu ve düşünce zenginliğiyle erişilmez bir sanatçıdır.
    • D) Kelimelere yüklediği duygu ve düşünce zenginliğiyle okuyucuyu etkiliyor.

    B‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde 'gün ışığına çıkmak' deyimi (belirmek, ortaya çıkmak) kullanılmış ve hemen öncesindeki 'belirdiğini' sözcüğü ile bu deyimin anlamı açıklanmıştır.

  21. 21. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde açıklama, kullanılan deyime uygun değildir?

    • A) O, bir işe başladı mı önceden hesabını iyi yapar, daima uyanık davranırdı; çürük tahtaya basmazdı.
    • B) Ben yanından ayrıldığımdan beri hiçbir ilerleme kaydetmemiş, hâlâ bir arpa boyu yol alamamıştı.
    • C) Artık iş bitmek üzere, pek bir şey kalmadı; sonunda yüze yüze kuyruğuna geldik.
    • D) Adam telaşla kapıyı açtı, korkmuş bir hali vardı; zıvanadan çıkmıştı sanki.

    D‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde 'zıvanadan çıkmak' deyimi 'çok sinirlenmek, kontrolünü kaybetmek veya delirmek' anlamında kullanılır. Ancak cümlenin başındaki 'korkmuş bir hali vardı' ifadesi bu deyimin anlamıyla uyuşmaz; korku ile zıvanadan çıkmak farklı ruh halleridir.

  22. 22. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “bakmak” sözcüğünün kullanımıyla ayraç içindeki anlamı birbiriyle uyuşmamaktadır?

    • A) Evin denize bakan penceresini açmıştı. (Bakışı bir şey üzerine çevirmek)
    • B) Çok yaşlı, ama kendine iyi bakmış. (Sağlığına dikkat etmek)
    • C) Üç çocuklu bir aileye bakıyor. ( Beslemek, geçindirmek)
    • D) Pasaport işlemlerine polis memurları bakıyor. ( Bir işi yapmakla görevli olmak)

    A‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde 'pencerenin denize bakması' ifadesi yönelme, o yöne dönük olma anlamındadır. Ayraç içindeki 'bakışını bir şey üzerine çevirmek' ise bilinçli bir görme eylemidir ve canlı varlıklar için kullanılır. Dolayısıyla bu ikisi uyuşmamaktadır.

  23. 23. Aşağıdaki ikilemelerden hangisi kendinden sonraki sözcükten ayrı kullanılabilir?

    • A) Bir araba almış diye kasım kasım kasılıyor.
    • B) Söğüdün dalları yere doğru salkım salkım sarkmıştı.
    • C) Zavallı, bir köşe başında soğuktan tir tir titriyordu.
    • D) Ben bilmiyorum diye bas bas bağırıyor.

    B‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğindeki 'salkım salkım' ikilemesi 'salkım salkım dallar' şeklinde ismi niteleyerek veya tek başına durumu belirtmek için kullanılabilir. Diğer seçeneklerdeki ikilemeler (kasım kasım, tir tir, bas bas) yükleme sıkı sıkıya bağlı olup kalıplaşmış tek bir eylemi nitelemek için kullanılırlar.

  24. 24. Bir duyuya ait kavramın başka bir duyu için kullanılmasına duyular arası aktarma denir. Aşağıdakilerin hangisinde duyular arası aktarma yapılmıştır?

    • A) Mahallemizdeki parkta acı bir çığlık duydum.
    • B) Soğuk havalarda dışarıda dolaşmayı severdi.
    • C) Temmuz sıcağında meyan kökü şerbeti içermiş.
    • D) Lağım kokusundan kusacağım geldi.

    Tat‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ alma duyusuyla ilgili olan 'acı' sözcüğü, işitme duyusuyla ilgili olan 'çığlık' sözcüğünü nitelemek için kullanılmıştır. Bu, duyular arası bir aktarımdır.

  25. 25. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde deyim, açıklamasıyla birlikte verilmemiştir?

    • A) Adamın gözü dönmüş, öfkesinden ne yaptığını bilmiyor.
    • B) Bu güzel yerde bütün sıkıntılarımdan kurtulup rahatladım, içim açıldı.
    • C) O gerçekten işinin ehli biridir, ne de olsa biraz mürekkep yalamış.
    • D) Çocuğun bu sözleri söylediğini duyunca çok şaşırdım, parmağım ağzımda kaldı.

    C‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde kullanılan 'mürekkep yalamış' deyimi 'çok okumuş, eğitim almış' anlamına gelir. Ancak cümlenin başındaki 'işinin ehli' ifadesi bu deyimin birebir açıklaması değildir (bir işte usta olmak farklıdır). Diğer seçeneklerde deyimlerin anlamları (gözü dönmek-öfkelenmek, içi açılmak-rahatlamak, parmağı ağzında kalmak-şaşırmak) cümle içinde verilmiştir.